Forum  
Go Back   Forum > EĞİTİM - ÖĞRETİM > Ödevler Dünyası > Diğer Dersler

Diğer Dersler Burada yeralmayan her türlü ödev paylaşımı

SRC, ÜDY, ODY

SRC, ÜDY, ODY

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-07-2008, 00:47   #1 (permalink)
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06.29.08
Bulunduğu yer: Mitoloji
Mesajlar: 2,837
Aldığı Teşekkürler: 23
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 0
Etiketlendiği Konular: 0
Tecrübe Puanı: 2420
Rep Puanı: 370
Rep Derecesi: HaKaN is just really niceHaKaN is just really niceHaKaN is just really niceHaKaN is just really nice

Standart Bilişim Suçları Hukuku

BİLİŞİM AĞI HİZMETLERİNİN DÜZENLENMESİ VE

BİLİŞİM SUÇLARI HAKKINDA KANUN TASARISI




BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar




Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amaç ve kapsamı; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı, ortam sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların sorumlulukları ile bilişim sistemi veya bilişim ağı kullanılarak işlenen suçları, bu suçların soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir.



Tanımlar
MADDE 2 – (1) Bu Kanunda geçen;

a) Bilgi : Verilerin anlam kazanmış biçimini,

b) Bilgisayar : Belleğindeki programa uygun olarak aritmetik ve mantıksal işlemleri yapabilen, karar verebilen, yürüteceği programı ve işleyeceği verileri ezberinde tutabilen, çevresiyle etkileşimde bulunabilen araçları,

c) Bilişim ağı : En az iki bilişim sistemi arasında veya bir bilgisayar ile bir çevre birimi arasında veri iletişimini ve karşılıklı etkileşimi her türlü iletişim tekniği ile sağlayan ortamı,

ç) Bilişim ortamı : Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı,

d) Bilişim sistemi : Bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve programlardan oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi,

e) Çevre birimler : Bilgisayara bağlanabilen, veri saklayıcılarını, veri giriş araçlarını, veri çıkış araçlarını ve veri giriş çıkış araçlarını,

f) Elektronik mühür : Bir bilişim sisteminde bulunan veri ve programların, bilinen ve kabul edilen algoritmalar kullanılarak zaman, bütünlük ve doğruluğunun sağlanması işlemini,

g) Erişim : Bir bilişim sistemine bağlanarak kullanım olanağı kazanılmasını,

ğ) Erişim sağlayıcı : Kullanıcılarına herkese açık bilişim ağına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri,

h) İçerik sağlayıcı : Bilişim ağı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,

ı) İzleme: Bilişim ağındaki verilere etki etmeksizin verilerin gizliliğinin ihlal edilmesini,

i) Kurum: Telekomünikasyon Kurumunu,

j) Ortam sağlayıcı : Bilişim ağı üzerinde, herkese açık olarak kullanıcılarına yardım, bilgilendirme, danışma veya benzer türde hizmet sunanları,

k) Program : Bilgisayardan beklenen hizmetleri belirleyen buyruk ya da deyimler kümesini,

l) Trafik bilgisi : Bilişim ağı üzerinden gerçekleştirilen her türlü erişime ilişkin olarak taraflar, zaman, süre, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve bağlantı noktaları gibi değerleri,

m) Toplu kullanım sağlayıcı : Kişilere belli bir yerde ve belli bir süre bilişim ağını kullanım olanağını sağlayanı,

n) Veri : Bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değeri,

o) İstenmeyen ileti: Gönderenine ulaşılamayan ve bu nedenle engellenemeyen veya kişinin istemediğini açıkça beyan etmesine rağmen gönderilmeye devam edilen iletiyi.

ö) Yer sağlayıcı : Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,

İfade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Sorumluluklar, Yükümlülükler ve Denetim



Bilgiye erişim ve ifade özgürlüğü

MADDE 3- (1) Kişilerin bilgiye erişim ve ifade özgürlüğü esastır. Bu özgürlükler ancak kanunlarda belirtilen hâllerde sınırlandırılabilir.



Serbestlik ilkesi

MADDE 4- (1) Bilişim ağı hizmetlerine ilişkin faaliyetler serbesttir. Bu faaliyetlere başlama, yürütme ve sona erdirme, izne veya başka bir koşula bağlı değildir.

(2) Diğer kanun hükümleri saklıdır.



Genel bilgilendirme yükümlülüğü

MADDE 5- (1) Yer ve erişim sağlayıcılar aşağıdaki bilgileri bilişim ağı üzerinde kendi içeriklerinde, kullanıcıların kolayca erişebilecekleri şekilde bulundurmakla yükümlüdür:

a) Gerçek kişi ise adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, tüzel kişi ise unvanı, vergi kimlik numarası veya sicil numarası,

b) Yerleşim adresi,

c) Elektronik iletişim adresi,

ç) Sunduğu hizmet bir merciin iznine veya denetimine tabi bir faaliyet çerçevesinde sunuluyor ise yetkili denetim merciine ilişkin bilgiler.

(2) Yer ve erişim sağlayıcılar bilişim ağı üzerinde, yukarıda sayılan bilgileri kapsayan bir içeriği bulundurmak zorundadırlar.



Özel bilgilendirme yükümlülüğü

MADDE 6- (1) İçerik sağlayıcı, içeriğin bir mal veya hizmetin satımına yönelik olması halinde aşağıdaki bilgileri kendi içeriklerinde, kullanıcıların kolayca erişebilecekleri şekilde hazır bulundurmakla yükümlüdür:

a) Gerçek kişi ise adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, tüzel kişi ise unvanı, vergi kimlik numarası veya sicil numarası,

b) Yerleşim adresi,

c) Elektronik iletişim adresi,

ç) İçerik sağlayıcı başka bir ülkede yerleşik ise temsilcisinin kimlik, yerleşim adresi ve diğer iletişim bilgileri,

d) Mal veya hizmetlerin bedeli, vergi ve diğer bütün masrafların bedele dahil olup olmadığı,

e) İcap ve fiyatların geçerlilik süresi,

f) Sözleşme kurulması halinde sözleşmeden cayma ve fesih hakkı ile ilgili bilgiler,

g) Mal ya da hizmetlerin ayıplı çıkması halinde ayıp ihbarının nasıl yapılacağı,

ğ) Sunulan hizmet bir merciin iznine veya denetimine tabi bir faaliyet çerçevesinde gerçekleştiriliyorsa ise yetkili denetim merciine ilişkin bilgiler,

h) Tanıtım ve reklam amacıyla gönderilen iletilerde, kişinin iletiyi almak istemediği taktirde izleyeceği yola ve seçeneklere ilişkin bilgiler.

(2) İçerik sağlayıcı, kendisi ile iletişim kuran kimselerin bilgilerini gizli tutmakla yükümlüdür. Bu bilgileri, bu kimselerin açık onayı olmaksızın kaydedemez, üçüncü kişilere iletemez ve başka amaçlarla kullanamaz.



İçerik sağlayıcının sorumlulukları

MADDE 7- (1) İçerik sağlayıcı, bilişim ağı üzerinde kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.

(2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise, genel hükümlere göre sorumludur.



Yer sağlayıcının yükümlülükleri

MADDE 8 – (1) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.

(2) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 13 üncü ve 29 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi ve engelleme yeteneği bulunması durumunda hukuka aykırı içeriğe erişimi engellemek zorundadır.

(3) Yer sağlayıcı hizmet verdikleri içerik ve ortam sağlayıcılara ilişkin bu Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen bilgileri sağlamak ve bulundurmakla yükümlüdür.



Erişim sağlayıcının yükümlülükleri

MADDE 9- (1) Erişim sağlayıcı:

a) Herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi hâlinde ve engelleme yeteneği bulunması durumunda yayından çıkarmak ve erişimi engellemekle,

b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,

c) Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma ve içerik sağlayıcılarına ve müşterilerine bildirmekle ve trafik bilgilerine ilişkin kayıtları yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uygun olarak Kuruma teslim etmekle,

ç) Hizmet verdikleri içerik ve ortam sağlayıcılara ilişkin bu Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen bilgileri sağlamak ve bulundurmakla,

Yükümlüdür.

(2) Erişim sağlayıcı, kendisi tarafından nakledilen bilgileri kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığı konusunda araştırma yapmakla yükümlü değildir.



Ortam sağlayıcının yükümlülükleri

MADDE 10 - (1) Ortam sağlayıcı, sağladığı ortamda yer alan hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 13 üncü ve 29 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi ve engelleme yeteneği bulunması durumunda hukuka aykırı içeriği kaldırmakla yükümlüdür.



Bilgilerin korunması

MADDE 11 - (1) Erişim sağlayıcı:

a) İçerik sağlayıcılarından ve müşterilerinden, kanunlarda ve yönetmelikte belirtilen gerekli bilgiler hariç, bilgi talep edemez ve bu bilgileri kişinin rızası dışında elde edemez.

b) İletişimine aracılık ettiği içeriklerin bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla sorumludur.

c) Verdiği hizmeti kullananlara ilişkin bilgileri, başkalarının elde etmesini, yönetmelikte belirlenecek esas ve usullere uygun olarak engeller. Bu bilgileri hizmeti kullananların açık onayı olmaksızın üçüncü kişilere iletemez ve başka amaçlarla kullanamaz.

(2) Adlî veya idarî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin hükümler saklıdır.







Toplu kullanım sağlayıcıları hakkında uygulanacak esaslar

MADDE 12- (1) Ticarî amaçla toplu kullanım sağlayanlar, mahallî mülkî amirden ruhsat almakla yükümlüdür. Ruhsata ilişkin bilgi ve belgeler otuz gün içerisinde mahallî mülkî amir tarafından Kuruma bildirilir. Bunların denetimi, mahallî mülkî amirler tarafından yapılır.

(2) Toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.

(3) Birinci fıkrada belirtilen ruhsat ve denetim ile ikinci fıkrada belirtilen tedbirlere ilişkin esas ve usuller İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Kurum tarafından müştereken çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir.



İçeriğin düzeltilmesi ve erişimin engellenmesi

MADDE 13 - (1) İçerik nedeniyle haklarının ihlâle uğradığını iddia eden gerçek veya tüzel kişiler, içerik sağlayıcıya başvurarak içeriğin düzeltilmesini, erişimin engellenmesini veya cevap hakkının yayınlanmasını isteyebilirler. İçerik sağlayıcıya erişilemiyorsa yer sağlayıcıya veya yer sağlayıcıya erişilemiyorsa erişim sağlayıcıya başvurarak içeriğin düzeltilmesini veya erişimin engellenmesini isteyebilirler. Bu istem hakkında en geç üç gün içerisinde cevap verilmesi gerekir.

(2) Başvuru sahibinin istemine süresi içinde cevap verilmemesi ya da reddedilmesi hâlinde, başvuru sahibi onbeş gün içinde yerleşim yerinde bulunan sulh ceza mahkemesinden içeriğe erişimin engellenmesi, içeriğin düzeltilmesi veya cevap hakkının yayınlanması kararı verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz mercii üç gün içerisinde itirazı inceleyerek karar verir. İtiraz merciinin kararı kesindir.

(3) Başvuru, ancak yazılı olarak yapılabilir. Başvuruda, haklarının ihlâle uğradığını iddia eden gerçek ya da tüzel kişinin açık kimliği, yerleşim adresi, başvuru dayanağı olan belgeler, başvuru konusu içeriğin erişim adresi ve söz konusu olan içeriğin bulunması gerekir.

(4) Hâkimin içeriğe erişimin engellenmesi, içeriğin düzeltilmesi veya cevap hakkının yayınlanması kararı vermesi halinde, öncelikle içerik sağlayıcı, içerik sağlayıcıya erişilemiyorsa yer sağlayıcı veya yer sağlayıcıya erişilemiyorsa erişim sağlayıcı, bu kararın gereğini en geç kırksekiz saat içinde yerine getirir.



Denetim

MADDE 14 - (1) Erişim sağlayıcılarının, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin faaliyet ve işlemlerinin denetimi Kurumca yerine getirilir.



ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Bilgilerin Gizliliği, Bütünlüğü ve Elde Edilmesine İlişkin Suçlar


Bilişim sistemine girme ve veri elde etme
MADDE 15 – (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren veya sistemde kalmaya devam eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası veya üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Sisteme girmeksizin verilerin izlenmesi halinde, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı taktirde, bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.

(2) Bir bilişim sistemindeki veri veya programları hukuka aykırı olarak elde eden kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı taktirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) İkinci fıkrada belirtildiği şekilde elde edilen veri veya programların başkalarına iletilmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Bu maddede yer alan suçun soruşturma ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.



Verilere, programların bütünlüğüne veya sistemin çalışmasına müdahâle
MADDE 16- (1) Bir bilişim sisteminde bulunan verileri veya programları hukuka aykırı olarak bozan, silen, değiştiren, yok eden, erişilmez kılan, sisteme veri veya program yerleştiren veya ekleyen, veri veya programlara zarar veren kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sisteminin işleyişini tamamen veya kısmen engelleyen veya bozan kişi üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.



Hukuka aykırı donanım veya program
MADDE 17 - (1) Bir donanım ve programı, bu Kanunda tanımlanan suçları işlemek amacıyla üreten, uyarlayan, ithal eden, satan, sağlayan, dağıtan, tanıtan veya aynı amaçla bilişim sisteminin tamamına veya bir kısmına erişimi mümkün kılan parola, erişim kodu veya benzer veriyi sağlayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve ikibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.



DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Bilişim Sistemiyle Bağlantılı Suçlar



Bilişim sistemini kullanarak sahtecilik
MADDE 18- (1) Sahte belge düzenlemek amacıyla, bilişim sisteminde bulunan verileri silen, değiştiren, yok eden veya yeni veri giren kişi hakkında 16 ncı maddenin birinci fıkrasına göre verilecek ceza yarı oranda artırılır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen fiillerin işlenmesi suretiyle oluşturulan verilere dayalı olarak sahte belge düzenlenmesi halinde, ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezaya hükmolunur.



Bilişim ortamında yarar sağlamak
MADDE 19- (1) Bilişim sistemiyle kendisi veya başkası lehine haksız yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.



Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

MADDE 20 - (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, ikinci fıkraya göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.


Yanıltarak bilgi toplamak

MADDE 21- (1) Bilişim sistemiyle, kendisi veya başkası için yarar temin etmek veya başkasına zarar vermek amacıyla kişileri yanıltarak bilgi toplayan kişiye, fiili başka bir suç oluşturmadığı taktirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Bu maddede yer alan suçun soruşturma ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.



Taklit yoluyla yanıltmak

MADDE 22- (1) Halkı yanıltacak şekilde, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin bilişim ağındaki hizmetlerini veya kimliklerini taklit eden kişiye, fiili başka bir suç oluşturmadığı taktirde altı aydan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.

(2) Birinci fıkrada yazılı fiiller sonucunda zarar doğması hâlinde hükmedilecek ceza yarı oranında artırılır.



BEŞİNCİ BÖLÜM

İçerik Bağlantılı Suçlar ve İdarî Yaptırımlar



Çocuk pornografisi bağlantılı suçlar
MADDE 23 - (1) Bilişim ortamında, bir çocuğa veya çocuk gibi görünen veya çocuk olduğu izlenimi veren bir kişiye ait gerçek ya da temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren pornografik ürünleri tanıtan, sunan, kiraya veren veya satışa arz eden kişiye altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren ürünleri, bilişim ortamında kendisi veya başkaları için temin eden veya bulunduran kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.



Devletin güvenliğine ve kamu barışına karşı işlenen suçlar

MADDE 24- (1) Bilişim ortamında aleni olarak;

a) Türk Ceza Kanununun 222, 258, 299, 300, 301, 304, 306, 307, 308, 313, 316, 319, 320, 323, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337, 338 ve 339 uncu maddelerinde,

b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda,

Yer alan ve bilişim sistemi veya bilişim ağı kullanılarak işlenen suçlara ilişkin içeriği üreten, tanıtan veya sunanlar hakkında hükmedilecek cezalar yarı oranında arttırılır.



Kararın yerine getirilmemesi

MADDE 25- (1) Bu Kanunun 13 üncü ve 29 uncu maddelerinde belirtilen usule göre verilmiş hâkim veya mahkeme kararını yerine getirmeyenler, bu eylemleri başka bir suç oluştursa dahi ayrıca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.



Cezaların arttırılması

MADDE 26 - (1) Tehdit, şantaj, hakaret, kumar veya iftira suçlarının bilişim ortamında aleni olarak işlenmesi hâlinde, Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranda artırılır.

(2) Bu Kanunun Üçüncü ve Dördüncü Bölümünde sayılan suçların yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinde hükmedilecek ceza yarı oranda artırılır.



(3) Bu Kanunun Üçüncü ve Dördüncü Bölümünde sayılan suçların,

a) Bir banka veya kredi kuruluşuna,

b) Kamu kurum ve kuruluşlarına,

ait sistemler üzerinde işlenmesi hâlinde hükmedilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.



Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

MADDE 27 - (1) Bu Kanunun Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Bölümünde sayılan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.



İdarî para cezaları

MADDE 28- (1) Bu Kanunun;

a) 5 nci maddesindeki genel bilgilendirme yükümlülüklerinden birisini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcısına ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar,

b) 6 ncı maddesindeki özel bilgilendirme yükümlülüklerinden birisine aykırı hareket eden içerik sağlayıcısına beşbin Türk Lirasından yirmibin Türk Lirasına kadar,

c) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan yükümlülüklerden birisini yerine getirmeyen erişim sağlayıcısına onbin Türk Lirasından ellibin Türk Lirasına kadar,

ç) 10 uncu maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden ortam sağlayıcılarına ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar,

d) 12 nci maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden toplu kullanım olanağı sağlayıcılarına üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar,

e) İstenmeyen ileti gönderene üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar, idarî para cezası verilir.

(2) Bu madde yazılı idari para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.



ALTINCI BÖLÜM

Soruşturma ve Kovuşturma Usûlleri



İçeriğe erişimin engellenmesi

MADDE 29 – (1) Bilişim ortamında işlenen suçların soruşturulmasında suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla içeriğe bilişim ortamında erişimin engellenmesine karar verilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır.

(2) Erişimin engellenmesi kararı, içerik sağlayıcısına erişilemiyorsa, yer sağlayıcısı ile ilgili olarak, yer sağlayıcıya erişilemiyorsa erişim sağlayıcı ile ilgili olarak verilir. Verilen karar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşılamadığı taktirde yer sağlayıcısına, buna da ulaşılamadığı taktirde erişim sağlayıcısına 19/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilerek kararın derhal yerine getirilmesi istenir.

(3) Kovuşturma evresinde mahkemece de bu koruma tedbirine karar verilebilir.

(4) İçeriğe erişimin engellenmesine ilişkin karara itiraz edilebilir.



Görevli mahkeme ve yargılama usûlü

MADDE 30- (1) Bu Kanunda yazılı olan suçlardan dolayı açılan davalar, asliye ceza mahkemelerinde görülür. Bir yerde asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde bu davalara, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirilen mahkemede bakılır.

(2) Bu Kanunda yazılı suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır ve adlî tatilde de görülür.

(3) Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla yapılan soruşturmada, şüphelinin kullandığı bilgisayar, bilgisayar programları ve verileri ile çevre birimlerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 134 üncü maddesi hükümleri uygulanır.

(4) Bu Kanun kapsamına giren suçlar hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmada suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması hâlinde Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesi hükmü uygulanır.

(5) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.



YEDİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler



Yönetmelik

MADDE 31- (1) Bu Kanunun 7, 9, 10, 11 ve 14 üncü maddelerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usûller ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Kurum tarafından çıkartılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde düzenlenir.



Yürürlükten kaldırılan mevzuat

MADDE 32- (1) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Üçüncü Kısmının Onuncu Bölüm başlığı ile 243 ilâ 246 ncı maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.



GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcı durumunda bulunanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde gerekli ruhsatı almakla yükümlüdür. Bu süre içinde yetki belgesi almayanların toplu erişim sağlama hakkı ortadan kalkar.



Yürürlük

MADDE 33- (1) Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer.



Yürütme

MADDE 34- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.







GENEL GEREKÇE



20. yüzyılın ortalarından itibaren kullanılmaya ve gelişmeye başlayan bilgi ve iletişim teknolojileri her geçen gün ekonomi, iş, ticaret, kamu idaresi, eğitim, adalet, sağlık ve kültür gibi hayatın tüm alanlarında büyük değişikliklere sebep olmakta, bu teknolojilerin ortaya çıkardığı yeni araçlar ve hizmetler hızla insanlığın tüm yaşamını etkilemeye devam etmektedir. Bilişim teknolojileri ve sunduğu hizmetler nitelikleri gereği sadece ulusların milli düzenlerini değil tüm uluslararası toplumu etkilemekte, bu nedenle modern dünyadaki ülkeler ve uluslararası örgütler bu alanda işbirliğine giderek baş döndürücü bir hızda gelişen bu yeni ortama ayak uydurmaya çalışmakta, aynı çabalar bir çok ülke tarafından takip edilmektedir. Artık herkesin benimsediği gibi, bilgi teknolojileri ürünleri ve bilgi toplumu hizmetleri modern bireyin günlük hayatını neredeyse çepeçevre kuşatmış bulunmaktadır. Başta bilgisayarlar olmak üzere internete bağlanabilen cep telefonları, bankamatikler, internet üzerinden gerçekleştirilebilen bankacılık işlemleri ve çeşitli kamu hizmetlerinin bilişim ağları üzerinden verilebilmesi, modern hayatta insanlığın yaşamını kolaylaştırmak için çok büyük imkânlar sunmaktadır. Özellikle son 30 yılda çok büyük gelişmeler gösteren bilişim teknolojileri sağladıkları büyük faydaların yanında beklenmedik sonuçlar da doğurmakta, hukukun tüm alanlarında yeni tanımlar ortaya çıkarmaktadır. Gerçekten de bilgi teknolojisinin gelişmesiyle birlikte internet, erişim, içerik sağlayıcı, hizmet sağlayıcı gibi hukukun tüm dallarını ilgilendiren yepyeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Sağlanan yeni hizmetler ve ortaya çıkan yeni suçlar karşısında ceza hukukunun klasik düzenleme ve cihazları kimi zaman yetersiz kalabilmektedir. Bunun da ötesinde bilişim teknolojilerinin çok hızlı değişmesi ve şekillenmesi ile sınır tanımaz niteliği bu alanda yapılmaya çalışılan düzenlemeleri de yetersiz bırakmaktadır. Bilişim ortamında işlenen suçların hızlı bir şekilde artışı, bu suçların ortaya çıkarılmasındaki zorluklar ve işlenmesindeki kolaylıklar ve ekonomik olarak meydana gelen zararın büyüklüğü bu konuda yasal bir düzenleme yapılmasının zorluğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Uluslararası alanda konuyla ilgili en önemli düzenleme, 23 Kasım 2001 tarihinde imzaya açılan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesidir. Sözleşmeyle, Avrupa Konseyine üye ülkeler arasında ortak bir ceza politikasının oluşturularak toplumun bilişim suçlarına karşı korunması, bu amaçla ulusal mevzuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılarak uluslararası alanda da işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sözleşmeyle, bilişim alanına ilişkin olarak bir takım terimlerin tanımı yapılmakta, bilişim ortamında veya bilişim ağı sistemleri vasıta kılınarak işlenebilecek suçlar düzenlenerek bu suçların soruşturulması usulüne ilişkin bir takım hükümlere yer verilmektedir. Ayrıca sözleşmeyle uluslararası işbirliği düzenlenmekte ve bilişim ağında hizmet verenlerin yükümlülüklerine yer verilmektedir.

Avrupa Birliğinin, 8 Haziran 2000 tarihli ve 2000/31/EG “Bilgi Toplumu Hizmetlerinin, Özellikle Elektronik Ticaretin Ortak Pazardaki Bazı Yönleri Hakkında Direktifi” ile 1997/66 ile 2002/58 sayılı “Elektronik İletişimde Kişisel Verilerin İzlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Yönergesi” ile üye ülkeler için konu ile ilgili bir takım yükümlülükler öngörmektedir. Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e-ticaret Direktifi ile bilgi toplumu alanında hizmet verenlerin tâbi olacakları hükümler, genel bilgilendirme yükümlülükleri, ticari iletişim için gerekli şartlar, istenmeyen elektronik iletiler, elektronik vasıtalarla yapılacak sözleşmelere uygulanacak kurallar ve sözleşme öncesi verilmesi gerekli bilgiler (özel bilgilendirme yükümlülüğü), ara hizmet sunucularının sorumlulukları ve mesleki davranış kurallarına ilişkin olarak üye ülkelere bir takım sorumluluklar yüklenmektedir.

Avrupa Birliğinin 2002/58 sayılı “Elektronik İletişimde Gizliğinin Korunması Yönergesinde” ise; Topluluk içinde elektronik iletişim ekipmanları ile elektronik iletişim vasıtasıyla işlenen kişisel verilerin, temel haklar ve özgürlüklerin korunması ilkesi de dikkate alınarak eşit seviyede korunmaları ve bu şekilde serbest dolaşımlarının sağlanması amaçlanmakta, bu çerçevede elektronik iletişime ilişkin bir kısım tanımlar yapılarak iletişimin gizliliğinin korunması, gerekli güvenlik tedbirleri, trafik bilgilerinin saklanması gibi konularda hükümler ihdas edilmektedir.

Uluslararası alanda bilişim suçlarıyla ilgili olarak ilk kanun tasarısı Amerika Birleşik Devletleri Kongresine 1977 yılında verilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, bilgisayarın anavatanı olması nedeniyle bilişim suçlarıyla ilk defa karşılaşan ülke olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak hem öğreti hem yasal düzenlemeler hem de uygulamada ABD merkez ülke konumundadır.

Dünyada bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemelerde iki ayrı metodun kullanıldığı görülmektedir. ABD, İngiltere, İrlanda ve Portekiz gibi ülkelerin dahil olduğu birinci sistemde mevcut kanunlardan ayrı olarak yeni ve özel düzenlemeler oluşturulmaktadır. Alman mevzuatının öncülük ettiği ikinci sistemde, suç teşkil eden eylemler mevcut kanunlar dahilinde incelenmekte, ayrı fasıllar ve kanunlar oluşturulmamaktadır. Bu sistemde suç tarifleri bilişim suçlarını kapsayacak şekilde değiştirilerek veya kanunlara yeni fiiller eklenerek karşılaşılan sorunlar çözülmeye çalışılmaktadır. Ülkemizin hem mülga 765 sayılı, hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, Fransa’daki düzenlemelere paralel bir şekilde bilişim hukukuna ilişkin düzenlemeler ceza kanunu içinde ayrı bir fasılda düzenlenmiştir.

ABD’de ilk defa 1984 yılında “Counterfeit Access Device and Computer Fraud and Abuse Act” (Erişim Aygıtlarını Taklit Etme, Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Bilgisayarı Kötüye Kullanma Kanunu) ile “Credit Card Fraud Act” (Kredi Kartı Sahteciliği Kanunu) yürürlüğe girmiş, bu kanunda 1986 yılında “Computer Fraud and Abuse Act” (Bilgisayar Dolandırıcılığı ve Kötüye Kullanımı Kanunu) ile değişiklik yapılmıştır. Bunlarla birlikte bilişim suçlarında mücadelede;

18. U.S.C. 1029 sayılı Erişim Aygıtlarıyla İlgili Sahtecilik ve Bağlı eylemler,

18. U.S.C. 1030 sayılı Bilgisayarlarla İlgili Sahtecilik ve Bağlı Eylemler,

18. U.S.C. 2511 sayılı Telli, Telsiz ve Elektronik İletişime Müdahale ve İletişimin

Açıklanmasının Yasaklanması,

18. U.S.C. 2701 sayılı Depolanmış İletişime Yetkisiz Erişim,

18. U.S.C. 2702 İçeriğin Açıklanması,

18. U.S.C. 2703 Yasal Erişim İçin Gerekli Şartlar isimli kanunlar da kullanılmaktadır. Ayrıca bilişim hukuku alanında mevcut düzenlemeler arasında 1986 tarihli “Elektronik Haberleşme Gizlilik Kanunu, 1992 tarihli Bilgi ve Teknoloji Kanunu, Ulusal Bilgi Altyapısı Kanunu, 1998 tarihli Çocukların On-line Yayınlardan Korunması Kanunu, 1997 tarihli Internette Kumarın Önlenmesi Kanunu, 2001 tarihli Anti-Terörizm Kanunu, 1996 tarihli İletişim Ahlâk Kanunu” belirtilebilir.

Fransa’da başlangıçta bilişim suçları, Ceza Kanunundaki hırsızlık, inancı kötüye kullanma ve dolandırıcılık gibi mal aleyhine işlenen bazı suçlarla karşılanmaya çalışılmıştır. Daha sonra Fransız Ceza Kanununda 5 Ocak 1988 günlü, 88-19 sayılı Kanunla ilk kez bilişim suçlarına ilişkin müstakil bir düzenleme yapılmıştır. Bu kanunda suça teşebbüs ve iştirak gibi genel hükümlerin yanında, haksız yere bir bilgisayara girme veya sistemde haksız yere kalma, sistemdeki verileri tahrip etme, değiştirme, yok etme veya başka veri yükleme, sistemin işleyişini engelleme veya bozma, bilgisayar belgelerinde sahtekarlık yapma, böyle bir belgeyi bilerek kullanma şeklinde beş tür bilişim suçu oluşturulmuştur. 1 Mart 1993 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Fransız Ceza Kanununda konu, “Mal aleyhine suç ve cürümler” başlıklı birinci kitabın “Mala karşı diğer tecavüzler” başlıklı II. babının “Bilgileri Otomatik İşleme Tabi Tutmuş Sistemlere Yönelik Saldırılar” başlıklı III. faslın içerisinde öncekinden farksız bir şekilde düzenlenmiştir.

Almanya’da bilişim suçları ayrı bir yasayla değil, Ceza Kanunu İçerisinde düzenlenmiş olup, konuyla ilgili başka yasalar da bulunmaktadır. Alman Ceza Kanunundaki düzenlemelerde, bilişim suçları Kıta Avrupası sistemine bağlı kalınarak korunan hukukî yararlara göre ilgili bölümler içerisinde hükme bağlanmıştır. Örneğin yetkisiz erişime karşı özel olarak korunan bilişim sistemine yetkisiz girme suçunu düzenleyen 202a maddesi, sır aleyhinde işlenen suçlar arasında yer almıştır. Aynı şekilde verilere zarar vermeye ilişkin 303a maddesi ve bilgisayar sabotajıyla ilgili 303b maddesi de nası ızrar suçları arasında düzenlenmiştir. Almanya’da 13 Temmuz 1997 yılında kabul edilen Teleservisler Kanunu ile internet yayınlarından doğan ceza sorumluluğunun esasları belirlenmiştir. Bura göre internette yer alan içeriğin suç unsuru ihtiva etmesi durumunda içerik sağlayıcı genel hükümlere göre sorumlu kabul edilmektedir. Kanunla erişim sağlayıcılarının ceza sorumluluğunun olmadığı hüküm altına alınmış, servis sağlayıcıların ise ana bilgisayarlarında depoladıkları başkalarına ait illegal içerikli bilgilerin bu niteliğinden haberdar olmaları ve ayrıca bu bilgilerin internet üzerinden erişilebilir kılınmasını teknik olarak önleme olanağına sahip bulunmaları hâlinde bu bilgelere erişimi önlemezlerse, belirtilen ihmali davranışlardan dolayı sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Hukukumuzda bilişim suçları, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununda 6/6/1991 tarihli ve 3756 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ilk defa düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununa “Bilişim Alanında Suçlar” adıyla 525/a, 525/b, 525/c ve525/d maddelerinden oluşan bir bab eklenmiştir. 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2 nci maddesinde 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları” da “eser” sayılarak bilgisayar programlarına yönelik bu Kanun kapsamındaki fiiller de suç sayılmıştır.

23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6/3/2003 tarihli ve 4822 sayılı Kanunla değişik 3 ncü maddesinde mal; “elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları” da içerecek şekilde tanımlanmış, 9/A maddesiyle de mesafeli sözleşmelerin “…görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak” gerçekleştirilebileceği, elektronik ortamda yapılan sözleşmelerin teyit işlemlerinin yeni elektronik ortamda yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 16 ncı maddesiyle imza oluşturma verilerinin izinsiz kullanımı ve 17 nci maddesiyle elektronik sertifikalarda sahtekarlık suç hâline getirilmiş bulunmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bilişim suçları, “Bilişim Alanında Suçlar” başlıklı ayrı bir bölümde 243 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu bölümde “bilişim sistemine girme” (m.243), “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” (m.244), “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” (m.245), ve “tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması” (m.246) düzenlenmiştir. Ayrıca “nitelikli hırsızlık” kenar başlıklı 142/2-(e) maddesinde hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi ve nitelikli dolandırıcılık kenar başlıklı 158/1-(f) maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi ağırlatıcı neden olarak hüküm altına alınmıştır.

Bilişim ağı hizmetlerinin etkin ve doğru bir şekilde verilmesi ile bilişim suçları ile mücadelede internet servis sağlayıcılarının sorumluluklarının belirlenmesi bir ihtiyaç olup, bu konuyla ilgili henüz yasal bir düzenleme yapılmamıştır. Gerçekten de internet ortamında hizmet veren içerik sağlayıcı ve erişim sağlayıcılarının işbirliğinin bilişim suçlarıyla mücadelede ve bilişim hizmetlerinin kalitesinin arttırılmasında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Tasarıyla bu konudaki yasal boşluğun ortadan kaldırılması amaçlanmakta, bilişim hizmeti verenlerin yerine getirdikleri fonksiyona göre ayrım yapılarak belirtilen amaçlarla orantılı ve mukayeseli hukuka paralel bir şekilde sorumluluk esasları belirlenmektedir. Nitekim, benzer düzenlemeler Alman tele hizmetler Kanunu ile yapılmış bulunmaktadır. Alman tele hizmetler Kanunu, bilişim ortamında hizmet verenleri içerik sağlayıcı, servis sağlayıcı ve erişim sağlayıcı olarak ayrıma tabi tutmakta ve bu ayrıma göre değişik sorumluluk esasları düzenlemektedir. Benzer düzenlemeler Fransa’da 21 Haziran 2004 tarihli Dijital Ekonomide Güven Kanununda bulunmaktadır.

Bilgisayarların yaygın kullanımıyla birlikte artan bilişim suçlarında, soruşturma makamlarının bu suçlarla ilgili soruşturmaların şekli ve kullanılan delil toplama yöntemleri de ayrıca önem arz etmektedir. Çünkü bilişim aygıtlarının nitelikleri ve bilişim ağlarının yapısı söz konusu suçların soruşturulmasında ve delil elde edilmesinde çok büyük zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte bu aygıtlarda bulunan birçok elektronik kayıt sadece bilişim suçlarında değil, diğer bir takım suçlarda da soruşturmalar için büyük öneme sahip delilleri içlerinde barındırmaktadır. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 134 üncü maddesinde bilgisayarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma hükümleri ayrıca düzenlenmiş bulunmaktadır.

Tasarı, yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Tasarının amaç ve kapsamı belirtilerek Tasarı da geçen bazı terimlerin tanımı yapılmış, ikinci bölümde ise, internet ortamında hizmet veren aktörlerin sorumlulukları belirlenmiştir. Tasarının üçüncü bölümünde, bilişim sistemlerine ilişkin suçlar düzenlenmiş, dördüncü bölümde bilişim sistemi bağlantılı suçlar düzenlenmiştir. İçerik bağlantılı suçlar ve idari yaptırımlar başlıklı beşinci bölümde çocuk pornografisi, devletin güvenliğine ve kamu barışına karşı işlenen suçlar, tehdit şantaj gibi suç teşkil eden içerikle ilgili düzenlemeler ve idarî yaptırımlar öngörülmüştür. Soruşturma ve kovuşturma usullerine ise altıncı bölümde yer verilmiş, son bölümde de Tasarı ile yapılması öngörülen yönetmelikler ve geçici hükümler düzenlenmiştir.

Tasarıda yer alan terimlerde özellikle Türkçe anlam ve karşılığına uygun terminoloji tercih edilmiş: örneğin web sitesi yerine “içerik”, internet yerine bilişim ağlarını da kapsayacak şekilde “bilişim ortamı” terimlerine yer verilmiştir.

Tasarı ile, ülkemizde kullanımı yaygınlaşan bilişim ağlarının ortaya çıkartmış olduğu hukukî ve cezaî sorunların çözüme kavuşturularak bilişim ağı alanında hukuk sistemimizin Avrupa Birliği normları ile uyumunun sağlanması amaçlanmıştır.



MADDE GEREKÇELERİ



MADDE 1- Maddeyle Kanunun amaç ve kapsamı düzenlenmiştir.

Tasarıyla; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı, ortam sağlayıcı ve toplu kullanım olanağı sağlayıcıları gibi bilişim alanında yer alan aktörlerin sorumluluklarının belirlenmesi, bilişim sistemi veya bilişim ağı kullanılarak işlenen suçları ve bu suçların soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesi amaçlanmıştır.

Öte yandan, 3984 sayılı Kanunun “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; Kanunun amacının radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usullerini belirlemek olduğu, “Kapsam” başlıklı 1 nci maddesinde, Kanunun her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dışına yapılan radyo ve televizyon yayınları ile ilgili hususları kapsadığı düzenlenmiştir. 3984 sayılı Kanunun “Program hizmetinin içeriği ve yeni yayın tekniklerinin kullanımı” başlıklı 31 inci maddesinde “Her türlü teknoloji ile ve her türlü iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin usul ve esasları, Haberleşme Yüksek Kurulunun belirleyeceği strateji çerçevesinde Üst Kurulca tespit edilip, Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunulur. Bu yayın ve hizmetlerin mevzuata uygunluğu Üst Kurulca denetlenir.” ifadesine yer verilmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 3984 sayılı Kanun çerçevesinde “Bilişim ağları üzerinde yapılacak radyo ve televizyon yayınlarının” 3984 sayılı yasa hükümlerine tâbi olacağı açıktır.



MADDE 2- Maddeyle, Tasarıda geçen bazı terimlerin tanımlarına yer verilmiştir.

Tasarıda yer alan terimlerde özellikle Türkçe anlam ve karşılığına uygun terminoloji tercih edilmiştir. Örneğin, “web sitesi” yerine “içerik”, “internet” yerine bilişim ağlarını da kapsayacak şekilde “bilişim ortamı” terimleri kullanılmıştır.



MADDE 3- Maddeyle, kişilerin bilgiye erişim ve ifade özgürlüğünün esas olduğu belirtilmiştir.

Bilindiği üzere, ifade özgürlüğü demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı ilkelerinin temel öğesidir. Bireylerin ve toplumların gelişimlerinin en önemli şartlarından birisi de bu özgürlüğün kullanılmasının güvence altına alınması olup, devletler bu özgürlüğe karşı yapılacak müdahalelere karşı gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasanın 25 inci maddesinde ifadesini bulan düşünce ve kanaat hürriyeti ile 26 ncı maddesinde belirtilen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, bilişim ağı hizmetleri kapsamında bulunduğundan buna ilişkin faaliyetlerin yerine getirilmesi de bu serbestlikten yararlanacaktır.

Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e- ticaret direktifinde bilgi toplumu hizmetlerinin serbest dolaşımının pek çok durumda, tüm üye devletler tarafından onaylanmış bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ifade özgürlüğü gibi genel prensiplerin, Avrupa Birliği hukukuna spesifik yansıması şeklinde ortaya çıkabileceği, bu nedenle bilgi toplumu hizmetlerinin sağlanmasına yönelik düzenlemelerin, söz konusu eylemlerin özgürce yapılmasını garanti altına alacak nitelikte olması gerektiği ifade edilmektedir. Bu özgürlükler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere ancak kanunla sınırlanabilecektir. Bu doğrultuda, bilişim ağı üzerinden verilen hizmetlerin, yasaklayıcı uygulamalar yerine, kendi kendini denetim yöntemleri ile düzenlemenin yapılması ve sürdürülmesi daha uygun olacaktır.



MADDE 4- Maddeyle, bilişim ağı hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin serbestliği ilkesi ifade edilmiştir.

Tüm dünyada kabul gören genel bir kural olarak, bilişim ağı hizmetlerine ilişkin faaliyetler serbest olup, bu faaliyetlere başlama, yürütme ve sona erdirme; izne veya başka bir koşula bağlı tutulmamıştır. Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e-ticaret direktifinin 4 üncü maddesiyle üye ülkeler, bilgi toplumu hizmeti verilmesinin herhangi bir izne tabi tutulmaması için gerekli önlemleri almaya davet edilmektedir. Örneğin, Alman tele hizmetler Kanununun 4 üncü maddesine göre, tele hizmetler herhangi bir lisansa veya sicile tâbi değildir.



MADDE 5- Maddede, bilişim ortamında hizmet veren yer ve erişim sağlayıcılarının, bilişim ağı üzerinde kendi içeriklerinde hazır bulundurmakla yükümlü olduğu hususlar bentler hâlinde sayılmıştır.

Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e-ticaret direktifinin 5 inci maddesiyle üye ülkeler, hizmet sağlayıcılarının bu bilgilere kullanıcılar ve yetkili makamların kolaylıkla erişimlerini temin etmelerini sağlamakla yükümlü tutulmaktadır. Maddede sayılan bu yükümlülükler örneğin; Alman Kanununun 6 ncı, 2004 tarihli Fransız Dijital Ekonomide Güven Kanununun 43-10 uncu maddesinde de yer almaktadır.



MADDE 6- Maddeyle, içerik sağlayıcılarının özel bilgilendirme yükümlülüğü hükme bağlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, içerik sağlayıcının içeriğin bir mal ve hizmetin satımına yönelik olması hâlinde hangi bilgileri hazır bulundurmakla yükümlü olacağı bentler hâlinde sayılmıştır. Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e-ticaret Direktifinin 6 ncı maddesinde, ticari nitelikteki bilgi toplumu hizmetlerinin taşıması gereken asgari özellikleri belirlenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, Avrupa Birliğinin 95/46 sayılı Veri Koruma Yönergesi ve 2002/58 sayılı Elektronik Haberleşmede Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Direktifinin 5 inci maddesine paralel olarak içerik sağlayıcı, kendisi ile iletişim kuran kimselerin bilgilerini gizli tutmakla yükümlü kılınmış, bu bilgileri, bu kimselerin açık onayı olmaksızın kaydedemeyeceği, üçüncü kişilere iletemeyeceği ve başka amaçlarla kullanamayacağı hükme bağlanmıştır.



MADDE 7- Maddeyle, içerik sağlayıcıların sorumlulukları belirlenmiştir.

Tasarıyla, içerik sağlayıcının; bilişim ağı üzerinden kullanıcılara sunduğu her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade ettiği belirtilmiştir. Buna göre, içerik sağlayıcı, bilişim ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumlu olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, içerik sağlayıcının, bağlantı sağladığı, başkalarına ait içeriklerden sorumlu olmayacağı kural olarak kabul edilmekle birlikte, maddede belirtilen hâl ve şartların gerçekleşmesi durumunda genel hükümlere göre sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır.



MADDE 8- Tasarıyla, yer sağlayıcı; hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir.

Maddenin birinci fıkrasıyla; yer sağlayıcının, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığı hükme bağlanmıştır. Nitekim Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı Direktifinin 15 inci maddesiyle, hizmet sağlayıcılarına, verilen hizmete ilişkin olarak herhangi bir şekilde illegal faaliyet içerip içermediğini kontrol etmek gibi genel bir izleme yükümlülüğünün öngörülemeyeceği ifade edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, bu Tasarının 13 ve 29 uncu maddesinde öngörülen içeriğe erişimin engellenmesi usulleri hükümlerine göre haberdar edilmesi ve engelleme yeteneği bulunması durumunda yayından çıkarmak zorundadır.



Maddenin üçüncü fıkrasında ise, yer sağlayıcılar hizmet verdikleri içerik ve ortam sağlayıcılara ilişkin Tasarının 5 inci maddesinde belirtilen bilgileri sağlamak ve bulundurmakla yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.



MADDE 9- Maddede, erişim sağlayıcısının yükümlülükleri düzenlenmiştir.

Erişim sağlayıcıları, kullanıcılarına herkese açık bilişim ağına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Bilişim ağları üzerinde hizmet verenlerin teknik altyapısı ve kontrol imkânları birbirinden oldukça farklıdır. Buna göre bilişim ağında hizmet verenler; internet ağının işleticisi, erişim sağlayıcı, içerik sağlayıcı ve yer sağlayıcı olarak sayılabilir. Bu kavramlar somut kişilere göre değil yapılan işin niteliğine göre bir tanım içermektedir. Bu sebeple, hukukî sorumlulukların belirlenmesinde hizmet verenlerin o anki işlevlerinin doğru tespit edilmesi gerekmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, erişim sağlayıcıları; herhangi bir kullanıcısının yayınladığı hukuka aykırı içerikten, bu Kanun hükümlerine uygun olarak haberdar edilmesi hâlinde ve engelleme yeteneği bulunması durumunda yayından çıkarmak ve erişimi engellemekle, sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğu ve bütünlüğünü sağlamakla, faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma ve içerik sağlayıcılarına ve müşterilerine bildirmekle, ayrıca trafik bilgilerine ilişkin kayıtları yönetmelikte belirtilecek esaslara uygun olarak Kuruma teslim etmekle yükümlü olacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, erişim sağlayıcıların kendileri tarafından nakledilen bilgileri kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığı konusunda araştırma yapmakla yükümlü olmayacakları genel kuralı getirilmektedir.

Yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcıların internette sağladıkları tüm içeriği kontrol etmeleri ve bazı bilgileri engellemeleri teknik olarak mümkün değildir. Dolayısıyla bu servis sağlayıcılarına hukuken herhangi bir sorumluluk yüklenememektedir. Nitekim ABD’de 1998 yılında yürürlüğe giren “Dijital Milenyum Telif Hakları Yasası (DMCA-Digital Millenium Copyright Act)”na göre internet erişiminin alt yapısını oluşturan hizmetleri gören ve sadece iletişim hizmeti sağlayan internet servis sağlayıcıların yaptıkları aracılık dolayısıyla herhangi bir sorumlulukları bulunmamaktadır. Benzer hükümler konuyla ilgili diğer kanunlarda da mevcuttur. Avrupa Birliğinin 2000/31 sayılı e- ticaret Direktifinin 12, 13, 14 ve 15 inci maddeleriyle internet servis sağlayıcılarının sorumlulukları belirlenmiş bulunmaktadır. Örneğin, Alman tele hizmetler Kanununun 8 ve devamı maddelerinde benzer hükümler bulunmaktadır.



MADDE 10- Maddeyle, ortam sağlayıcılarının yükümlülükleri düzenlenmiştir.

Ortam sağlayıcılar, Tasarının 13 ve 29 uncu maddelerine göre usulüne uygun olarak haberdar edilmesi ve engelleme yeteneğinin bulunması durumunda hukuka aykırı içeriği kaldırmakla yükümlü tutulmuştur. Dikkat edilmelidir ki, ortam sağlayıcılar bakımından getirilmiş olan bu pozitif yükümlülüğün geçerli olabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikli olarak ortam sağlayıcılar Tasarının 13 ve 29 uncu maddelerinde düzenlenen içeriğin düzeltilmesi ve içeriğe erişimin engellenmesi tedbirlerinin söz konusu olması halinde bu tedbir kararlarından usulüne uygun olarak haberdar edilmeleri gerekmektedir. Bu usulün ne şekilde cereyan edeceği ise Tasarının yine 13 ve 29 uncu maddelerinde açık olarak belirlenmiştir. İkinci olarak, ortam sağlayıcıların hukuka aykırı içeriği engelleme yeteneklerinin bulunması gereklidir. Bilişim ortamında bulunan içeriğin hukuka aykırı olması halinde, bu içeriği engelleme bakımından da ortam sağlayıcıların gerekli teknik donanıma sahip olması gerekmekte olup, ayrıca söz konusu içeriğin de hukukî ve fiilî bakımdan kaldırılması mümkün olması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, ortam sağlayıcılar sağlamış oldukları ortamlarda yer alan hukuka aykırı içeriğin aynı zamanda bir cezaî sorumluluğu gerektirmesi halinde buna ilişkin kurallar ve usuller geçerli olacaktır. Bu nedenle maddede, ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.



MADDE 11- Avrupa Birliğinin 95/46 sayılı Veri Koruma Yönergesi ve 2002/58 sayılı Elektronik Haberleşmede Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Direktifi doğrultusunda erişim sağlayıcının bilgi saklama yükümlülüğü düzenlenmektedir. Erişim sağlayıcı içerik sağlayıcılarından ve müşterilerinden kanunlarda ve yönetmelikte belirtilen gerekli bilgiler hariç, bilgi talep edemeyecek ve bu bilgileri kişinin rızası dışında elde edemeyecek, iletişimine aracılık ettiği içeriklerin bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla ve verdiği hizmeti kullananlara ilişkin bilgileri, başkalarının elde etmesini engellemekle sorumlu olacaktır. Erişim sağlayıcının bu yükümlülüğüne ilişkin tedbirlerin esas ve usulleri yönetmelikte belirlenecektir. Ayrıca erişim sağlayıcı bu bilgileri hizmeti kullananların onayı olmaksızın üçüncü kişilere iletemeyecek ve başka amaçlarla kullanamayacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, adlî veya idarî bir soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin hükümlerin saklı tutulacağı vurgulanmıştır. Nitekim adlî veya idarî bir soruşturma veya kovuşturma söz konusu olduğunda soruşturma ve kovuşturma makamlarının bilgileri talep etme ve bu bilgileri kullanma esas ve usulleri kendi ilgili kanunlarında ayrıntılı olarak düzenlendiğinden, maddede istisnai bir kurala yer verilmiştir.



MADDE 12- Maddede toplu kullanım sağlayıcılarının sorumluluklarına ilişkin yükümlülüklere yer verilmiştir.

Mevzuatımızda, özellikle halk arasında “internet kafeleri” olarak bilinen işyerleri de dahil olmak üzere ticari amaçlarla internete toplu erişim imkânı sağlayan mekanlarla ilgili İçişleri Bakanlığının yayınlamış olduğu İnternet Kafeleri Genelgesi dışında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Oysa ki özellikle çocukların İnternetteki zararlı ve illegal içerikten korunması amacıyla, internete erişim için yoğun olarak kullanılan bu yerlerin çalışma esas ve usullerinin düzenlenmesine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Avrupa Konseyinin 1999/276 ve 2005/854 sayılı kararları ile üye ülkeler internetin güvenli kullanılmasının sağlanması için filtreleme ve derecelendirme programları gibi koruyucu programlar geliştirmeye ve aynı amaçla eğitim ve tanıtım faaliyetlerini yaygınlaştırmaya davet edilmektedir.

Birinci fıkrayla, ticari amaçla toplu kullanım sağlayanların bu faaliyetlerini yerine getirmeleri bakımından öncelikli olarak mahallî mülkî amirden ruhsat almaları kuralı benimsenmiştir. Bu ruhsata ilişkin bilgi ve belgeler otuz gün içinde mahallî mülkî amire verilecek ve mahallî mülkî amirce de bunlar kuruma bildirilecektir. Maddeyle getirilen en önemli hüküm ise, toplu kullanım sağlayıcılarının denetiminin mahallî mülkî amir tarafından yapılacağının öngörülmesidir.

İkinci fıkraya göre, toplu kullanım olanağı sağlayıcılarına, konusu suç teşkil eden içeriklere erişimi önleyici filtreleme programları ve benzeri tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise, maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenleyen bir yönetmeliğin çıkarılacağı hükme bağlanmıştır.



MADDE 13- Maddeyle, içerik nedeniyle hakları ihlale uğrayan gerçek veya tüzel kişilerin, içeriğe erişimin düzeltilmesi, engellenmesine ve cevap hakkına yönelik başvuru usulü düzenlenmiştir.

Esasen bu madde düzenlemesiyle, içerik nedeniyle hakları ihlale uğrayanlar bakımından iki aşamalı bir başvuru usulü öngörülmüştür. Bunlardan ilki birinci fıkrada belirtilen “başvuru” usulüdür. İkincisi ise, birinci aşamadaki başvurunun neticesiz kalması hâlinde yargı yoludur.

Maddenin birinci fıkrasıyla, içerik nedeniyle hakları ihlale uğrayan gerçek veya tüzel kişiler, içeriğin düzeltilmesini, erişimin engellenmesini veya cevap hakkının kullanılmasını öncelikli olarak içerik sağlayıcısına başvurarak isteyebileceklerdir. Ancak, hakları ihlale uğrayanların içerik sağlayıcısına erişememeleri halinde terditli bir başvuru usulü öngörülmek suretiyle maddede sayılanlara başvuruda bulunarak içeriğin düzeltilmesi veya erişimin engellenmesi yoluna gidebilmelerine imkân sağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, birinci fıkrada belirtilen başvurudan bir sonuç alınamaması hâlinde içeriğin düzeltilmesi, erişimin engellenmesi veya cevap hakkının yayınlanması yoluna ne suretle gidileceğine ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Madde düzenlemesiyle, hakları ihlale uğrayanlar yerleşim yerinde bulunan sulh ceza mahkemesine başvurarak içeriğin engellenmesini talep edebileceklerdir. Maddede ayrıca, sulh ceza hâkiminin vereceği kararın hüküm ve sonuçlarının ne şekilde olacağı da düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında başvurunun ne şekilde yapılacağına ilişkin şeklî ve usulî hükümlere yer verilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise, sulh ceza hâkimince verilen kararların ne suretle yerine getirileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.



MADDE 14- Maddeyle, erişim sağlayıcılarının Tasarıda yer alan hükümlerin uygulanmasına ilişkin faaliyet ve işlemlerinin denetiminin Telekomünikasyon Kurumunca yerine getirileceği hükme bağlanmıştır.



MADDE 15- Maddeyle, Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesine paralel bir şekilde bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme, sistemde kalmaya devam etme, veri veya program elde etme ve elde edilen veri veya programların üçüncü kişilere gönderilmesi suçları ve bu suçlara ilişkin yaptırımlar düzenlenmiştir.

Maddeyle, esasen kişilerin özel hayatlarının dokunulmazlığı, kişisel ve ticari verilerinin korunması gibi bir çok hukukî yarar korunmakta, bilişim sistemlerinin güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Maddede zikredilen “hukuka aykırı olarak girme” fiili bilgisayar, çevre birimleri, iletişim altyapısı ve yazılımlardan (sistem, uygulama yazılımları) oluşan veri işleme, saklama, iletmeye yönelik sistemlere erişimi ifade etmektedir. Suç, konusu itibariyle bir “zarar suçu” değil, “tehlike suçu”dur. Başka bir anlatımla suçun oluşabilmesi için zararın gerçekleşmesi şart değildir. Maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suç, serbest hareketli bir suçtur. Yani bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak girilmesi veya herhangi bir şekilde bu sistemde kalmaya devam edilmesi hareketleri bakımından suçun tamamlanması için bir ayrım gözetilmemiştir. Failin neticeye yönelik seçimlik hareketlerden birisini hukuka aykırı olarak gerçekleştirmesi yeterlidir. Suçla korunan hukukî yarar, kişilerin mahremiyet alanlarıdır. Diğer bir deyişle, kişinin özel hayatı, sırları veya ticari sırları bu maddenin koruduğu hukukî yararlar arasında sayılmak gerekir. Sisteme erişim gerçekleştiğinde veya hukuka uygun olarak girildikten sonra hukuka aykırı olarak kalmaya devam edilmesi halinde suç oluşacaktır. Bu halde suç, niteliği itibariyle mütemadi suç şekline dönüşecektir. Başka bir anlatımla bir bilişim sistemine hukuka uygun bir şekilde girildikten sonra hukuka aykırı olarak kalmaya devam edilmesi halinde haksızlık teşkil eden ve suçun konusunu oluşturan maddi fiilin devamı söz konusu olacağından bu devam edegelen haksızlık hâli suçun mütemadi bir suç niteliğine dönüşmesine sebebiyet verecektir.

Maddenin birinci fıkrasında ayrıca, sisteme girilmeksizin verilerin izlenmesi hâli fiil ve yaptırım itibariyle müstakil bir suç olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde tanımlanan suç dışında verilerin izlenmesi hâlinde de bu fıkraya göre yaptırım uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki bu halde failin cezalandırılabilmesi için fiilin daha ağır bir cezayı gerektiren bir suçu oluşturmaması gerekmektedir. İzleme keyfiyeti unsurları ve kapsamı itibariyle daha ağır bir suçun oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, fiil bu maddeye göre cezalandırılmayacaktır. Düzenleme, bu niteliği itibariyle veri iletişiminin gizliliği hakkını korumaktadır. İletişimin gizliliği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddesinde korunan bir haktır. Maddeyle Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 3 üncü maddesinde öngörülen yasadışı müdahale fiili düzenlenmekte, bilişim ağına bağlanarak veya bağlanmaksızın ağdaki verileri hukuka aykırı olarak herhangi bir şekilde izleme suç haline getirilmektedir. Nitekim 2002/58 sayılı Elektronik Haberleşmede Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Direktifinin 5 inci maddesiyle bahsi geçen fiillerin üye ülkeler tarafından cezalandırılması istenilmektedir.

Benzer düzenlemeler mukayeseli hukukta da bulunmaktadır. Örneğin; İtalyan Ceza Kanununun 615ter maddesiyle güvenlik önlemleriyle korunan bilişim veya telematik sistemlerine hukuka aykırı bir şekilde girme veya böyle bir sistemde rıza göstermeye yetkili kişinin rızası olmaksızın kalma fiili suç olarak düzenlenirken, Fransız Ceza Kanununun 323-1 maddesiyle bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemin tamamına veya bir kısmına, aldatıcı hareketlerle erişmek veya kalmaya devam etmek cezalandırılmaktadır. Yine Alman Ceza Kanunu 202a maddesine göre, herhangi bir kişi yetkisiz şekilde kendisi veya başkası için yetkisiz erişime karşı özel olarak korunan sistemden veri elde ederse üç yıla kadar hapis veya para cezasıyla cezalandırılmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bir bilişim sistemindeki veri veya programların hukuka aykırı olarak elde edilmesi cezaî yaptırıma bağlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla, fiile bağlı bir artırım sebebi düzenlenmek suretiyle elde edilen veri ve programların başkalarına iletilmesi hâlinde, verilecek cezanın artırılacağı öngörülmüştür.

Dikkat edilmelidir ki, maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suçların işlenebilmesi için fiilin hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmesi bir ön şart olarak aranmıştır. Başka bir anlatımla işlenen fiilin, maddi ceza hukuku bakımından “cezasızlık sebebi” ile örtüşmemesi gerekir. Örneğin, somut fiilde mağdurun rızasının olması, meşru savunma ya da zorunluluk hâli gibi klasik cezasızlık sebeplerinin gerçekleşmesi halinde cezaî sorumluluk olmayacaktır. Suç, manevi unsuru itibariyle “kasıtlı” olarak işlenebilen bir suçtur. Somut olayda kastın gerçekleşip gerçekleşmediğinin Türk Ceza Kanununun 5 inci maddesi hükmü de dikkate alınarak Türk Ceza Kanununun genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, kasıt suçun oluşumu bakımından olmazsa olmaz bir önkoşuldur.

Maddenin dördüncü fıkrasında ise, birinci fıkrada sayılan suçların işleniş şekli, konusu bu suçlarla korunan hukukî yarar ile suç ve ceza siyaseti ilkeleri dikkate alınarak suçların soruşturma ve kovuşturulmasının mağdurun şikâyetine bağlı olacağı hükme bağlanmıştır.



MADDE 16- Avrupa Konseyi Siber Suç sözleşmesinin 4 üncü maddesine paralel bir şekilde düzenlenen maddeyle, bilgisayar verileri veya programlarının bütünlüğü ve işleyişinin korunması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda bir bilişim ağı aracılığıyla; bilişim sisteminde bulunan verileri veya programları hukuka aykırı olarak bozan, silen, değiştiren, yok eden, erişilmez kılan veya sisteme veri veya program yerleştiren veya ekleyen veya veri veya programlara zarar veren kimselerin fiilleri suç olarak düzenlenmiş ve cezaî yaptırıma bağlanmıştır. Aynı eylemler örneğin; Alman Ceza Kanununun 303a, Fransız Ceza Kanununun 323-2,3 maddelerinde de düzenlenmiştir.

Maddede geçen “bozmak” deyimi özellikle veri veya programların bütünlüğünün ya da bilgi içeriğinin olumsuz biçimde değiştirilmesi anlamını taşımaktadır. “Silmek” ibaresi ise, fiziksel anlamda bir cismin yok edilmesi anlamıyla eşdeğerdir. Başka bir anlatımla veriler, yok edilmek suretiyle tanınmaz hâle getirilmektedir. “Erişilmez kılmak” ibaresi verilerin saklandığı bilgisayara ya da veri taşıyıcısına erişim olan bir kişi için verilerin ulaşılabilirliğini önleyen ya da sona erdiren bir fiil anlamını taşımaktadır. “Değiştirme” ibaresi, mevcut bir verinin farklı bir hâle getirilmesidir. Maddede düzenlenen suç, “seçimlik hareketli” bir suçtur. Suçun oluşabilmesi için zararın meydana gelmesi şart değildir. Başka bir anlatımla suç bir zarar suçu değildir. Suçun oluşabilmesi için maddede yer alan seçimlik hareketlerin hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, bir bilişim sisteminin işleyişinin tamamen veya kısmen engellenmesi veya bozulması fiili düzenlenmiş ve bu suça ilişkin yaptırımlara yer verilmiştir.

Avrupa Konseyinin (89) 9 sayılı tavsiye kararında “bilgisayar sabotajı” olarak da nitelendirilen ve Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 5 inci maddesinde tarif edilen sistemin çalışmasına müdahale fiili suç olarak düzenlenmiştir. Maddedeki düzenlemeye göre; bir bilişim sisteminin çalışmasını veya işleyişini tamamen veya kısmen engellenmesi, erişilmez kılınması veya bozulması fiilleri seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış ve cezaî yaptırıma bağlanmıştır. Sistemin tam olarak çalışmasını engelleyen her türlü müdahale suç olarak kabul edilecektir.

Maddede geçen “engelleme” ibaresi bilgisayar sisteminin uygun işleyişine müdahale eden fiiller olarak anlaşılması gerekir. Bu engelleme, bilgisayar verilerine yeni veriler eklemek, bilgisayar verilerini başka yerlere iletmek, tahrip etmek, silmek, bozmak veya erişilmez kılmak yoluyla yapılmış olmalıdır. Belirtmek gerekir ki, engelleme keyfiyetinin “ciddi ölçüde” olması gerekir. Yine engellemenin haksız bir biçimde yapılmış olması da aranacaktır. Suç, manevi unsuru itibariyle kasıtlı olarak işlenebilen bir suçtur.



MADDE 17- Maddede hukuka aykırı donanım veya program suçu düzenlenmektedir.

Ülkemizde henüz Tasarıda yer elan suçların işlenmesi için gerekli olan donanım ve yazılımların üretimini, satılmasını ve benzeri fiilleri cezalandıran herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu nevi suçları işlemek genellikle erişim araçlarının (Hacker araçları) ya da başka araçların bulundurulmasını gerektirdiği için, bu araçları suç işlemek üzere elde etmeye yönelik üretim, satım, dağıtım, ithal veya ihracı alanında başka bir deyimle bir tür karaborsanın doğmasına yol açabilecek eğilimin olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu tehlikelere karşı etkin ve caydırıcı bir biçimde mücadele edebilmek için suç ve ceza siyaseti bakımından ceza hukuku teknik ve araçlarının bu nevi tehlikeli potansiyel nitelik taşıyan fiillerin işlenmesinden önce kaynağında cezalandırılmasına matuf hukuksal düzenlemelerin yapılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesinin 6 ncı maddesiyle, üye ülkeler söz konusu cihazların kötüye kullanılmasını cezalandırmaya davet edilmektedir. Bu bağlamda bazı ülkeler de buna paralel düzenlemeleri kanunlarında yapmış bulunmaktadır. Örneğin, Amerikan Suçlar ve Ceza Usulü Kanununun 2512 nci maddesiyle elektronik iletişime müdahaleye imkân sağlayan cihazların üretimi, dağıtılması, elde bulundurulması ve reklamının yapılması yasaklanmaktadır.

Maddeyle, Tasarıda yer alan suçların işlenmesi amacıyla donanım ve program üretilmesi, uyarlanması, satılması, ithal edilmesi, sağlanması, dağıtımının ve tanıtımının yapılması veya bu amaçla bilişim sisteminin tamamına veya bir kısmına erişimi mümkün kılan parola, erişim kodu veya benzer verinin sağlanması suç olarak düzenlenmiş ve cezaî yaptırıma bağlanmıştır.



MADDE 18- Maddede bilişim sistemini kullanarak işlenen sahtecilik fiilleri suç olarak cezalandırılmış bulunmaktadır.

Maddenin amacı klasik anlamda somut belgelerle ilgili sahteciliğe paralel bir suç ihdas etmektir. Başka bir anlatımla maddi ceza hukukundaki bir belgedeki ifadenin ya da beyanın görsel olarak okunabilirliğini şart koşan ve elektronik ortamda saklanan verilere uygulanamayan geleneksel sahteciliklerle ilgili hukukî boşlukların doldurulmasıdır.

Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 7 nci maddesiyle klasik anlamdaki evrakta sahtecilik suçuna paralel bir şekilde bilişim ortamında saklanan verilerde sahtecilik yapılmasının cezalandırılması öngörülmektedir. Buna göre, maddede tanımlanan sahtecilik, bilişim sisteminde yer alan verinin doğruluğu ve güvenilirliği ile oluşturduğu hukukî değerin, bu verinin değiştirilmesi veya bozulması neticesinde kaybolması veya değişikliğe uğraması sonucunu doğuracak şekilde veri üzerinde gerçekleştirilen her türlü fiildir. Bu maddede tarif edilen fiil, 16 ncı maddede tarif edilen fiillere benzemekle birlikte, maddedeki suçun oluşabilmesi için, fiilin gerçekleşmesiyle hukuk alanında sonuç doğurabilecek nitelikte bir hukukî değere sahip yeni bir verinin ortaya çıkması gerekmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada sayılan fiillerin işlenmesi suretiyle oluşturulan verilere dayalı olarak sahte bir belge düzenlenmesi halinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik hükümlerine göre ceza verilmesi öngörülmektedir.



MADDE 19- Maddeyle bilişim ağları kullanılarak Türk Ceza Kanununun 157 ve devamı maddelerinde düzenlenen dolandırıcılık hükümleri veya diğer kanunlarla düzenlenen suçlar kapsamına girmeyen haksız kazanç sağlama eylemi cezalandırılmaktadır.



MADDE 20- Tasarıyla bilişim ortamındaki suçlar belli bir sistematik ve bütünlük içerisinde düzenlendiğinden, Tasarının 34 üncü maddesiyle Türk Ceza Kanununun 245 inci maddesi yürürlükten kaldırılması sebebiyle, 245 inci madde, maddenin üçüncü fıkra düzenlemesi hariç olmak üzere aynen muhafaza edilmiştir.



MADDE 21- Maddeyle bilişim sistemi üzerinden, kendisi veya başkası için yarar temin etmek veya başkasına zarar vermek amacıyla kişileri yanıltarak bilgi toplama eylemi cezalandırılmaktadır. Esasen bu hüküm, Türk Ceza Kanunu 135 ve devamı maddelerinde yer alan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunun özel bir şeklini düzenlemektedir. Burada kişiler bilgilerini kendi rızalarıyla vermekte, fakat bu rızaları failin hileli eylemleriyle sakatlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, maddede yer alan suçun soruşturma ve kovuşturulması da mağdurun şikâyetine bağlı olacağı belirtilmiştir.



MADDE 22- Maddenin birinci fıkrasıyla, halkı yanıltacak şekilde, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin bilişim ağındaki hizmetlerini veya kimliklerini taklit eden kişilerin fiilleri suç olarak düzenlenmiş ve cezaî yaptırıma bağlanmıştır.

Belirtmek gerekir ki, 23/02/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları Ve Kredi Kartları Kanununun 3 üncü maddesi, kredi kartını, fiziki varlığı bulunmayan kart numaralarını da kapsayacak şekilde tanımladığından, Türk Ceza Kanununun 245 inci maddesine benzer bir düzenlemeye yer verilmesine gerek görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, fiile bağlı bir artırım nedeni öngörülerek fiil neticesinde bir zarar meydana gelmesi halinde hükmedilecek cezanın artırılacağı öngörülmüştür.



MADDE 23- Maddeyle çocuk pornografisini bilişim ortamında bulundurulması ve dağıtımı çeşitli yönleriyle suç olarak tanımlanmıştır.

Birçok ülkede çocuk pornografisinin geleneksel üretimi ve fiziksel dağıtımı suç olarak tanımlanmış olmasına rağmen, bu tür malzemelerin alışverişinde başlıca araç olarak bilişim ağlarının kullanımının yaygın bir şekilde artması karşısında çocukların bu yeni cinsel sömürü ve tehdit şekline karşı savunulması için uluslararası hukukî bir araca ve iç hukuklarda da spesifik koruyucu hükümlere yer verilmesi kuvvetle hissedilmiş bulunmaktadır.

Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 9 uncu maddesinde çocuk pornografisine ilişkin suçlar düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanununun 226 ncı maddesinde, müstehcenlik ve çocukların bu tür zararlı yayınlara karşı korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Türk Ceza Kanununun 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin ba*sın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmış, üçüncü fıkrada, müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. Bunlardan birincisi; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması sure*tiyle oluşmaktadır. İkinci suç ise, bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltıl*ması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluş*maktadır. Her ne kadar Türk Ceza Kanununda konuyla ilgili benzer düzenlemelere yer verilmiş ise de söz konusu fiillerin, bilişim ortamında üretimi ve dağıtımının çok daha kolay biçimde gerçekleşebildiği dikkate alınarak, ayrıca çocuk pornografisi ile sınırlı olarak özel bir düzenlemeye madde metninde yer verilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre; bir çocuğa veya çocuk gibi görünen veya çocuk olduğu izlenimi veren bir kişiye ait gerçek ya da temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren pornografik ürünleri bilişim ortamında tanıtımı, sunulması, kiraya verilmesi veya satışa arz edilmesi suç olarak tanımlanmış ve cezaî yaptırıma bağlanmıştır. Bir bilgisayar sistemi üzerinden başka bir kişiye çocuk pornografisi göndermek, çocuk pornografisi yayma suçu olarak telakki edilecektir.

Madde metninde geçen “sunan” ibaresi, çocuk pornografisi elde etmek amacıyla başka kişilere başvurmayı da kapsamaktadır. Bu, malzemeyi sunan kişinin onu gerçekten sağlayabileceği anlamına gelmektedir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, birinci fıkra kapsamına giren ürünlerin, bilişim ortamında kendisi veya başkaları için temin edilmesi veya bulundurulması suç olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Madde metninde geçen “kendisi ya da başkası için temin etmek” terimi, örneğin bilgisayarına indirme (download) yoluyla aktif olarak çocuk pornografisi elde etmek anlamını taşımaktadır. Bir bilgisayar sisteminde ya da bilgisayar verilerinin saklandığı başka cihazlarda örneğin bir disket ya da CD-ROM da çocuk pornografisi bulundurmak da bu madde kapsamında telakki edilecektir.

Esasen maddeyle, üretimden bulundurmaya kadar zincirin bütün parçalarının fiilleri için suç sayılarak cezaî yaptırımlar getirerek çocuk pornografisi üretimiyle mücadelede etkinlik ve caydırıcılığın sağlanması amaçlanmıştır.



MADDE 24- Maddeyle, Türk Ceza Kanununun sayılan bazı maddeleri ile 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan ve bilişim sistemi veya bilişim ağı kullanılarak işlenen suçlara ilişkin içeriği üreten, tanıtan veya sunanlar hakkında hükmedilecek cezaların yarı oranında arttırılması öngörülmüştür. Esasen madde düzenlemesiyle, Devletin güvenliğine, kamu düzenine ilişkin bazı suçların bilişim ortamında işlenmesi halinde, bu suçların soruşturulmasında veya kovuşturulmasında karşılaşılan büyük zorluklar ve bu suçların işlenmesinin diğer basın ve yayın araçlarına göre daha kolay olması nedeniyle özel bir düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuştur. Maddede yer alan ceza artırımlarının uygulanabilmesi için söz konusu suçların bilişim ortamında ve aleni olarak işlenmesi gerekmektedir.



MADDE 25- Maddeyle, bu Kanunun 13 ve 29 uncu maddelerinde düzenlenen erişimin engellenmesi tedbirlerine ilişkin olarak verilmiş hâkim veya mahkeme kararını yerine getirmeyenler hakkında uygulanacak suç ve yaptırımlar düzenlenmiştir.



MADDE 26- Maddede bilişim ortamında işlenen bazı suçlar bakımından bu suçların işleniş şekli dikkate alınarak cezalarda bir artırım hükmü düzenlenmiştir.

Maddenin birinci fıkrasıyla; tehdit, şantaj, hakaret, kumar veya iftira suçlarının bilişim ortamında alenen işlenmesi hâlinde, Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre verilecek cezanın yarı oranda artırılacağı hükme bağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, Tasarının üç ve dördüncü bölümünde sayılan suçların yetkinin kötüye kullanılması halinde, üçüncü fıkrasında ise, Tasarının üç ve dördüncü bölümünde yer alan suçların bir banka veya kredi kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait sistemler üzerinde işlenmesi halinde cezaların artırılacağı öngörülmüştür.



MADDE 27- Maddede Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesi hükmüne uygun olarak bu Kanunun Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Bölümünde sayılan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı düzenlenmiştir.



MADDE 28- Maddeyle, Tasarıda yer alan bazı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde, haksızlık oluşturan bu hareketler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar bentler halinde sayılmıştır. Ayrıca, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri de dikkate alınarak idarî para cezalarının hangi makam ve merci tarafından verileceği öngörülmüştür.



MADDE 29- Maddede, bilişim ortamında işlenen suçlara ilişkin yeni bir koruma tedbiri türü olarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin ne şekilde uygulanacağına ilişkin esas ve usullere yer verilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, Tasarıda sayılan suçların soruşturulmasında veya kovuşturulmasında suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle içeriğe erişimin engellenmesine karar verilebilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise, erişimin engellenmesi kararlarının ne şekilde yerine getirileceğine dair hükümlere yer verilmiştir.

Bu tedbirlere kovuşturma evresinde mahkemece karar verilebilecektir. Ayrıca, içeriğin engellenmesine ilişkin kararlara karşı ilgililer genel hükümlere göre itiraz edebileceklerdir.



MADDE 30- Maddeyle görevli mahkeme ve yargılama usulü belirlenmektedir.

Tasarı kapsamında yer alan suçların kovuşturulmasında uygulanacak yargılama usulleri dikkate alındığında, bu suçların yargılamasında madde itibariyle yetkili olacak mahkemelerin de uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla bu Tasarı kapsamındaki suçların kovuşturulmasında asliye ceza mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş, ancak bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesinin dairesinin bulunması hâlinde bu davaların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yetkilendirilen mahkemelerde görüleceği hükme bağlanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, bu Kanunda yazılı suçlara ilişkin davaların acele işlerden sayılacağı belirtilmiş ve bunlara adli tatilde de bakılacağı hükme bağlanmıştır.

Maddenin üç ve dördüncü fıkralarında ise, iletişimin denetlenmesi tedbiri ile bilgisayar, bilgisayar program ve verileri, çevre birimlerinde arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin koruma tedbirlerinin bu Kanun kapsamında işlenen suçlar hakkında da uygulanabileceği öngörülmüş ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bakımından Ceza Muhakemesi Kanununa yollama yapılmıştır.

Maddenin son fıkrasında ise, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.



MADDE 31- Maddeyle, Tasarıdaki bazı maddelerin uygulanmasına ilişkin esas ve usûllerin Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.



MADDE 32- Maddeyle, bilişim alanındaki suçların bir bütün olarak Tasarıda düzenlenmesi öngörülmekle, Türk Ceza Kanununda bu konuya ilişkin kısmî düzenlemeler yürürlükten kaldırılmakta ve Tasarı kapsamına dahil edilmektedir.



GEÇİCİ MADDE 1- Maddeyle, uygulamada internet kafeleri olarak adlandırılanlar da dahil olmak üzere hâlen ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcı durumunda bulunanlara, yönetmelikle belirlenecek olan çalışma şartları için gerekli hazırlıkları yapma imkânı sağlanmıştır.



MADDE 33- Yürürlük maddesidir.



MADDE 34- Yürütme maddesidir.

__________________
İnandığınız Gibi Yaşayamazsanız, Yaşadığınız Gibi İnanmaya Başlarsınız.. Hz Ömer

HaKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı

Chat.Org Kameralı Sohbet

Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 16-07-2008, 00:49   #2 (permalink)
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 06.29.08
Bulunduğu yer: Mitoloji
Mesajlar: 2,837
Aldığı Teşekkürler: 23
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 0
Etiketlendiği Konular: 0
Tecrübe Puanı: 2420
Rep Puanı: 370
Rep Derecesi: HaKaN is just really niceHaKaN is just really niceHaKaN is just really niceHaKaN is just really nice

Standart

KANUNLAR,TÜZÜKLER,YÖNETMELİKLER VE TEBLİĞLER
TCK’nın Bilişim Suçları ile ilgili Hükümleri
ONBİRİNCİ BAP (2) Bilişim Alanında Suçlar
Madde 525/a - (Ek : 6/6/1991 - 3756/21 md.) Bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş bir sistemden,programları, verileri veya diğer herhangi bir unsuru hukuka aykırı olarak ele geçiren kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve birmilyon liradan onbeşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir. Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemde yer alan bir programı, verileri veya diğer herhangi bir unsuru başkasına zarar vermek üzere kullanan, nakleden veya çoğaltan kimseye de yukarıdaki fıkrada yazılı ceza verilir.
Madde 525/b - (Ek : 6/6/1991 - 3756/22 md.) Başkasına zarar vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksa- dıyla,bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi veya verileri veya diğer herhangi bir unsuru kısmen veya tamamen tahrip eden veya değiştiren veya silen veya sistemin işlemesine engel olan veya yanlış biçimde işlemesini sağlayan kimseye iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşmilyon liradan ellimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir. Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlayan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan yirmimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.
Madde 525/c - (Ek : 6/6/1991 - 3756/23 md.) Hukuk alanında delil olarak kullanılmak maksadıyla sahte bir belgeyi oluş- turmak için bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutan bir sisteme,verileri veya diğer unsurları yerleştiren veya var olan verileri,diğer unsurları tahrif eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar,tahrif edilmiş olanları bilerek kullanan- lara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
Madde 525/d - (Ek : 6/6/1991 - 3756/24 md.) 525 a ve 525 b maddeleri hükümlerini ihlal eden kişiler hakkında,maddelerde yazılı cezalara ek olarak,meslek icrası sırasında veya icrası dolayısıyla suçun işlendiği bir kamu hizmetinden veya meslek veya sanat veya ticaretten altı aydan üç yıla kadar yasaklanma cezası da verilir. ----------------------
(1) Bu madde için,bu Kanunun 42 inci maddesinin dipnotuna bakınız. (2) Bu bap ve başlık,6/6/1991 tarih ve 3756 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne eklenmiştir.




TELGRAF VE TELEFON KANUNU (1)

Kanun Numarası : 406
Kabul Tarihi : 4/2/1924
Yayımlandığı R. Gazete: Tarih: 21/2/1924 Sayı: 59
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 5 Sayfa: 273

FASIL : 1
İnhisar




Madde 1 - (Değişik:10/6/1994-4000/1 md.)
Posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler T.C. Posta İşlet-
mesi Genel Müdürlüğünce (P.I.),Telekominikasyon hizmetleri ise Türk Telekomüni-
kasyon Anonim Şirketi (Şirket) tarafından yürütülür.
Şirket,ana sözleşmesi Ulaştırma Bakanı tarafından onaylandıktan sonra faali-
yete geçer.
Şirket,bu Kanun ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname,Türk Ticaret Kanunu
(kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç) ve özel hukuk hükümlerine tabi
olup,merkezi Ankara'dadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece askeri amaçlara yönelik olarak kendi im-
kanları ile kurduğu ve kuracağı her çeşit heberleşme sistemleri bu Kanun kapsamı
dışındadır.
2813 sayılı Telsiz Kanunu ile radyo ve televizyona ilişkin Kanun hükümleri
saklıdır.

Madde 2 - Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresinden usulen ruhsat istihsal
edilmek şartiyle atideki (A, B, C) fıkralarında tasrih edilen telgraf ve telefon
tesisatı ve işletmesi mevkuten inhisardan müstesnadır.
A - Gerek bir şahsın tahtı tasarruf ve isticarındaki emlak, arazi ve müesse-
sat beynindeki ve gerek işbu emlak ve arazi ve müesseseatı Hükümet şebekesine
rapteden telgraf veya telefon tesisatı;
B - Şimendifer gibi işletmesi için telgraf veya telefona ihtiyacı katisi
mevcut ve müspet olan müessesatı nafıa ve hayriye tarafından yapılacak telgraf
ve telefon tesisatı;
C - Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinden telgraf veya telefon şirket ve kumpan-
yalarına imtiyaz veya ruhsat ile müsaade edilmiş olan telgraf ve telefon tesisa-
tı, baladaki (A) ve (B) fıkralarında gösterilen tesisatın munhasıran sahibi ruh-
satın umur ve muamelatı zatiyesini tedvir için istimali meşrut olup tesisatın ne
gibi şerait dahilinde yapılacağı ve bilhassa müddeti ruhsat ve tesis ve istimal-
den naşi Telgraf ve Telefon idaresine tediyesi muktazi resim miktarı ve bunun
sureti istifası ve asayişi umumi ve emniyet ve müdafaai memlekete mütaallik ta-
kayyüdat ruhsatnamede tasrih edilecektir.
Telsiz telgraf ve telsiz telefon müstesna olmak üzere (A) fıkrasında mevzuu-
bahis tesisatın umumi yollardan veya ahara ait arazi ve emlakten mürur etmiyen
aksamı için ruhsat istihsaline ve resmi istimal tediyesine mahal yoktur.

-------------------------
(1) Bu Kanunun 7/1/1929 tarih ve 1379 sayılı Kanuna aykırı hükümleri mezkür
kanunun 7 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.









Madde 3 - Baladaki ikinci maddenin (G) fıkrasına müsteniden verilecek imti-
yaz veya ruhsat herhalde mevaddı esasiyei atiyeye tabi bulunur:
A - İmtiyaz veya ruhsatın mevzuu menafii umumiyeye hadim olup talibı imtiyaz
veya ruhsatın şahsi menafiine ve havadis ve ilanat neşir ve füruhtuna munhasır
olamaz. İmtiyazın veya ruhsatın müddeti otuz seneyi tecavüz edemez.
Mamafih işbu müddetin ilk onuncu senesinin hitamında Hükümet sahibi imtiyaz
veya ruhsatın veya ona kaim şirketin tesisatını iştira eylemek hakkını muhafaza
eder.
B - Posta ve Telgraf İdaresinin sahibi imtiyaz veya ruhsata ait bilcümle
tesisat ve bunun işletmesi üzerinde her an mutlak bir surette hakkı teftiş ve
murakabesi olduğu gibi sahibi imtiyaz bu teftiş ve murakabeyi temine hadim her
türlü tedabir ve tertibatı haiz ve icraya mecburdur.
C - Sahibi imtiyaz veya ruhsat veyahut yerine kaim şirket imtiyaznamesiyle
şartnamelerinde münderiç taahhüdatı bitamamiha ifa eylemediği surette imtiyaz
veya ruhsat birinci ihtardan üç ay sonra yapılacak ikinci ihtarı mütaakıp fiilen
mefsuh addedilir.
D - Sahibi imtiyaz veya ruhsat veyahut yerine kaim şirket kavanin ve nizama-
tı haliye ve atiyei hükümete ve beynelmilel muhaberatta Hükümetçe kabul edilmiş
olan mukavelat ve nizamat ahkamına tebaiyete mecburdur.
E - Emniyet ve selameti umumiye ve müdafaai memleket noktasiyle lüzum gördü-
ğü takdirde Hükümet tarafından sahibi imtiyaz veya ruhsat veyahut yerine kaim
şirketin bütün tesisatı veya bunun bir kısmı üzerinde işletme muamelatını muay-
yen veya gayrı mahdut bir zaman tatil veya muamelatı mezkurenin doğrudan doğruya
Hükümetçe ifası hakkı mahfuz olup bundan dolayı sahibi imtiyaz veya ruhsat veya-
hut yerine kaim şirket bir güna zaman talep edemiyeceği gibi tesisatın Hükümetçe
işgal edildiği müddetçe imtiyaz veya ruhsatın temdidini talep eyliyemez.
F - Telgraf veya telefon inşaat ve tesisatının hitamından ve kabulü muvakka-
tin icrasından itibaren sahibi imtiyaz veya yerine kaim şirketin bilcümle memu-
rin ve müstahdemini Türklerden intihap ve istihdam olunacaktır.
G - Hükümetin tasvibine iktiran ettirilmedikçe imtiyaz veya ruhsatname ve
şartnamelerde münderiç ücurat herhangi bir suretle tadil olunmaz.
H - Şehirler dahilinde telefon şebekesi tesisi hakkında o beldenin belediye-
si heyetiyle diğer müntesipler tarafından imtiyaz talebi vukuunda şeraiti müte-
saviyenin tahakkuku kaydü şartiyle belediyeler tercih kılınır.


Madde 4 - (Mülga: 9/6/1937-3222/49 md.)

FASIL : 2
Salahiyet


Madde 5 - Hükümet lüzum görülecek mahallere hat ve tel inşa ve temdidine ve
telgraf merakizi ihdas ile buralarda icra olunacak muamelatın müddet ve nev'ini
tayin ve tellerini ahara icara salahiyettardır.


Madde 6 - Hükümet memaliki ecnebiye ile olan telgraf ve telefon münasebatını
tesis ve tanzime ve bu bapta beynelmilel veya hususi mukavelat akdine ve bunlara
tevfikan teati olunacak muhaberat ve mükalemat ücretlerini tayin ve tadil ve is-
tifaya salahiyettardır.


Madde 7 - (Değişik: 21/12/1931 - 1899/1 md.)
Telli ve telsiz telgraf ve telefon muhabereleriyle konuşmalarının yazma, al-
ma ve başlama işlerinde tercih sırası şudur :







1) Devletin emniyetine ve umumi asayişe ve insanların hayatının selametine
mütaallik muhabereler ve konuşmalar;
2) Yıldırım işaretli telgrafnameler ve telgraf muhabereleriyle telefon ko-
nuşmalarının teminine ait servis telgrafnameleri ve konuşmaları;
3) Hususi müstacel telgrafnameler ve konuşmalar;
4) Devlete ait müstacel telgrafnameler ve konuşmalar;
5) Hususi adi telgrafnameler ve konuşmalar;
6) Devlete ait adi telgrafnameler ve konuşmalar.

(Ek: 23/12/1940 - 3947/1 md.) Seferde orduya ait müstacel ve adi telgraflar
ve konuşmalar mütekabilen müstacel ve adi telgraflara ve konuşmalara tercih olu-
nur.


Madde 8 - Hükümet, telgraf ve telefon muhaberat ve mükalematından dolayı bir
güna mesuliyet kabul etmez.


Madde 9 - Telgrafnamelerin asılları veya suretleri mürsil ve mürselünileyh
ten veyahut bunların vekalet veya mezuniyetini haiz olanlardan ve mahakimden
başka bir kimseye veya bir mahalle verilmez. Mahakim gerek doğrudan doğruya ge-
rek bilvasıta telgraf muhaberatı hakkında hergüna malümat talep ve ahzedebilir.


Madde 10 - Hususi telgraf ve telefon tesisatı ashabı, kanunen lazım gelen
şeraiti ifa etmek kaydiyle, bu tesisatı Hükümet tesisatı şebekesine raptettir-
mek hakkını haizdir.


Madde 11 - Posta ve Telgraf ve Telefon idaresi, dun veya ali tevettürde kuv-
vetli cereyanı elektriki nakillerinin veyahut herhangi bir tesisatın telgraf ve
telefon muhaberesinin selametle teatisine zarar vermemesi için tedabiri ihtiya-
tiye ittihazına ve ledelicap telgraf ve telefon muhaberesini tehlikeye ilka et-
mesi melhuz olan kudreti elektrikiye nakillerinin ve mazarratı anlaşılan tesisa-
tı tadil veya güzergahını tebdil ettirmek hak ve salahiyetini haizdir.
Telgraf ve telefon hututunun tesis ve temdidinden akdem yapılan kudreti
elektrikıye nakilleri ile diğer tesisatın tebdil ve tadili güzergahları lazım
geldiği takdirde bu bapta yapılacak masraf, Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi
tarafından deruhte ve tesviye edilir.


Madde 12 - Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi kendi nakil ve kablolarının
tesis ve vaz'ı için umuma ait arazi ve tarikleri işbu arazi ve turuk üzerinde
mürur ve ubura sureti daimede halel gelmemek üzere istimal etmek hak ve salahi-
yetini haizdir. Meydanlar, köprüler, sahilleri de dahil olduğu halde umumi sular
dahi tarikıam addü itibar olunur. Yolların hüsnü muhafazasına ait tesisat ile
tramvay ve şimendifer ve diğer bilcümle elektrik tesisatı telgraf ve telefon na-
killerine halel vermiyecek bir surette icra ve sevk ve idare olunur.


Madde 13 - Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi telgraf ve telefon hututunun
güzergahına müsadif ve işbu hatların tesis ve inşasına mani veyahut hututu mev-
cude üzerinde arıza tevlidini bais bulunan ağaçları budamak ve ledelicap zaru-
ret miktarında katetmek hakkını haizdir.


Madde 14 - Hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde ve emlak
ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına salahiyettardır.
Ancak yapılacak tesisat işbu arazi, emlak ve müesseseatın istimal ve istifade-
sini haleldar etmemesi lazımdır.


Madde 15 - Telgraf ve Telefon İdaresi müvezzileri vazife ifası halinde Hü-
kümet, belediye, şirketler ve eşhas tarafından istifa olunan herhangi bir müru-
riye ve seyahat ücretlerinden muaf oldukları gibi telgraf ve telefon hututunun
inşa ve tamiriyle mükellef çavuşlar ve amele ve memurini fenniye dahi ifayı
vazife halinde aynı muafiyetten müstefit olurlar.





















Madde 16 - Adap ve ahlakı umumiyeye mugayir ve asayişi muhil mahiyette
olanlarla havaleyi muhtevi telgrafname mürsillerinden telgraf idareleri ispatı
hüviyet etmelerini talep edebilir. İspatı hÜviyet etmiyen mürsilin telgrafname-
si kabul olunmaz.

FASIL : 3
Ahkamı cezaiye


Madde 17 - Tesisi kanunen ruhsat istihsaline mütevakkıf olan mahallerden
birisinde bila ruhsat telgraf veya telefon tesisatı bulunduğuna dair delail
ve emaratı kafiye mevcut olduğu takdirde Telgraf ve Telefon İdaresi canibinden
müddeiumumiliğe müracaat ve ihbarı keyfiyet olunur. Müddeiumumilikçe derhal is-
tihsal olunacak taharri emri üzerine o mahalde alelüsul taharriyat icra kılınır.
Ledettaharri mahalli mezkürda elde edilecek muhabere ve muhavere alat ve echize-
si muvakkaten istimalden ıskat veya zaptolunarak sahibi hakkında takibatı kanu-
niye yapılır.


Madde 18 - İşbu kanundan evvel yapılmış olup ikinci madde mucibince ruhsat
veya imtiyaz istihsaline tabi olan telgraf ve telefon tesisatı ashabı, ruhsat
veya imtiyaz ahzi için kanunun tarihi meriyetinden itibaren üç ay zarfında müra-
caata, müracaatı vakıa Hükümetçe terviç edilmediği takdirde tahriren vukubulacak
tebliğ tarihinden bilitibar iki ay zarfında tesisatı mezküreyi ref'e mecburdur-
lar.
Tayin olunan müddetler zarfında ruhsat veya imtiyazı alınmamış ve kaldırıl-
mamış olan veyahut bila ruhsat yapılmış bulunan bilcümle telgraf ve telefon te-
sisat ve echizesi müsadere edilerek ashabından on liradan yüz liraya kadar ceza-
yinakdi alınır.


Madde 19 - Ruhsatnameli telgraf ve telefon müesseseleri telgraf ve telefon
idareleri tarafından icabında teftiş olunabilir. Kanun ahkamına ve şeraiti mu-
karrereye muhalif harekat ve muamelatta bulundukları sabit olan müesseseler as-
habından bir liradan yirmi liraya kadar cezayi nakdi alınır.


Madde 20 - Muhaberatın ihlali mahremiyeti yani kanunen muayyen ve musarrah
ahvalin gayrisinde bir telgraf veya telefon muhabere veya mükalemesinin şahsı
ahara işaası yahut birisine ait muhaberatın mevcudiyetinden şahsı aharın haber-
dar edilmesi sureti mutlakada memnudur. Muhalif harekette bulunan telgraf ve
telefon memurları on beş günden altı aya kadar hapis ve beş liradan elli lira-
ya kadar cezayi nakdi ile mücazat olunurlar.


Madde 21 - Telgraf ve telefon muhaberat ve mükalematını ankastin tagyir veya
bir telgrafnameyi kasten imha veya sahte telgrafname tasni veya sahte bir tele-
fon mükalemesi icra eden veya ettiren telgraf ve telefon memurları bir seneden
üç seneye kadar ve işbu efale muttali olup da mafevkına malümat vermiyenler dahi
on beş günden üç aya kadar hapsolunurlar.
Telgraf ve telefon muhaberat ve mükalematını ankastin tehir eden ve ettiren
telgraf ve telefon memurları üç aydan bir seneye kadar ve işbu teehhür cürümüne
muttali olup da mafevkına malümat vermiyenler yirmi dört saatten bir haftaya
kadar hapsolunurlar.


Madde 22 - Vazifedar memurlar ile vazifeten bulunması muktazi olanlardan
maada hiç kimsenin memurini iadesinin mezuniyetini almaksızın telgraf ve tele-
fon muhabere ve mükaleme odalarına girmesi memnu olup hilafında hareket eden-
lerden bir liradan beş liraya kadar cezayi nakdi alınır.


Madde 23 - Gayrı resmi muhaberatı resmi bir mahiyete geçiren ve geçirten-
lerden birer kat ücreti kanuniyeden maada bir liradan beş liraya kadar cezayi
nakdi alınır. Kezalik hususi muhaberatı servis tarzında geçiren telgraf memur-
larından bu telgrafname ücretiyle beraber bir liradan beş liraya kadar cezayi
nakdi alınır.



















Madde 24 - Telgraf ve telefon hututunun güzergahı imtidadınca hiçbir kimse
tarafından işbu hututa temas edecek ağaç dikilmesi caiz olmadığı gibi telgraf
direklerine hayvan bağlamak ve direkleri başka bir maksat için kullanmak, kasit
veya müsamaha neticesi olarak direk ve mesnetlerle tellere; kablo ve izolatör-
lere veya hattın diğer aksamına zarar iras etmek sureti katiyede memnudur. Hiç-
bir kimse, merakibi bahriyeden hiçbiri telgraf kablosu yakınına ağ veya demir
atamaz. Şu memnuiyet hilafında hareket edenler bir liradan on liraya kadar ceza-
yi nakdi veya bir günden bir aya kadar hapisle mücazat olunur.

Madde 25 - Bir telgraf veya telefon hattının yakınında ağaç kesmek veya kuyu
kazmak veya inşaat yapmak veya bir hane vesair mebaniyi yıkmak gibi hututun arı-
zadar olmasına sebebiyet verebilecek herhangi bir ameliyatı icra etmek istiyen
ashabı emlak ve arazi veya bunların müstecirleri ameliyatın icrasından laakal üç
gün evvel Telgraf ve Telefon İdaresini tahriren haberdar etmesi lazımdır ve
Telgraf ve Telefon İdaresi de bu suretle haberdar edildiği ameliyatın telgraf ve
telefon hututuna zarar iras eylememesini temin edecek tedabir ittihaz için ni-
hayet üç gün zarfında bir memur tayin ve izamına mecburdur. Bu madde hilafına
hareket edenler bir liradan on liraya kadar cezayi nakdi ile mücazat olunurlar.

Madde 26 - Kasten veya gayrimeşru bir surette menafii umumiyeye ait telgraf
veya telefon hattını bozan veya muhaberatı sektedar veya tatil eden veya telgraf
ve telefon merkezleri binalarına ve alat veya makinelerine zarar veren ve her-
hangi bir vasıta ve tarik ile olursa olsun telgraf veya telefon memurlarını
ifayı vazifeden ve hututun muhafaza ve inşasına veya tamiratına memur olanları
da bu hizmetlerinin icrasından meneden kimseler yirmi beş liradan beş yüz liraya
kadar cezayi nakdi veya bir aydan bir seneye kadar hapisle mücazat olunur. Telg-
raf ve telefon muhaberatını isyan veya şekavet esnasında duçarı inkıta veya sek-
te edenlere balada muayyen cezanın her ikisi birden tatbik olunur. İşbu efal ve
harekatın muharrik ve müşevvikleri hemfiil addolunurlar.

Madde 27 - Telgraf, telefon muamelat ve umurunu gayrimeşru bir surette tatil
veya kasten ihlal eden telgraf ve telefon memurları bir aydan bir seneye kadar
hapis cezasına mahkum edilir. Bu baptaki tertibatı yapanların cezaları taz'if
olunup işbu tertibatın reis ve müşevvikleri de üç aydan üç seneye kadar hapis
cezasiyle tecziye olunur.

Madde 28 - İşbu fasıldaki efal ve harekatı memnuadan mütevellit bilümum za-
rar ve ziyanı fail ve müsebbipleri tazmin ile mükelleftir.

FASIL : 4
Ücurat


Madde 29 - (Mülga: 18/5/1935-2722/8 md.)
(Ek fıkralar: 21/12/1931 - 1899/2 md.)
Yıldırım işaretli telgrafnamelerden beher kelime için on iki buçuk kuruş
alınır. Bu nevi telgrafnamelerin hangi merkezler arasında kabul olunacağı Posta,
Telgraf ve Telefon İdaresince ayrıca ilan olunur.
Kot usuliyle yazılmış telgrafnamelerin ücreti on beş kuruştan aşağı olamaz.
Bu usul ile yazılacak telgrafnameler mecburi mukabeleye tabidir. (1)

Madde 30 - Telefon ücretleri dahilde berveçhi atidir :
--------------------------
1) Bu maddeye 21/12/1931 tarih ve 1899 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile ekle-
nen fıkraların yıldırım işaretli telgrafların ücretine dair hükümleri
18/5/1935 tarih ve 2722 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile yürürlükten kaldı-
rılmıştır.









Aynı şehir dahilinde:
Büyük şehirlerde: Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi santralına merbut
telefonlardan senevi gayri mahdut mükalemat için abonman ücreti 2500

Küçük şehirlerde; Posta ve Telgraf ve Telefon idaresi santralına merbut
telefonlardan senevi gayri mahdut mükalemat için abonman ücreti 1500
(Resmi ve gayrı resmi yüz abonmanı mevcut olan yerler büyük ve bu miktardan
dun abonmanı olan yerler küçük şehir itibar olunur)
Aynı aboneye ait iki yüz metre dahilinde harici münkasim postaların
beheri için 500

Mükaleme hücrelerinde beher üç dakika mükaleme ücreti 720
Telefon makinesi ve teferruatı da dahil olduğu halde harici ve dahili
tesisat masarifi aboneye aittir.
Devair ve makamatı resmiveden yalnız tesisatı dahiliye masarifi ahzolunur.
Baladaki ikinci maddenin I fıkrasında mezkür tesisatı hususiyenin beher
kilometre ve kesrinden devre başına senevi resmi istimal. (İnzibat ve asayişe
mütaallik veya itfaiye ve sıhhiye gibi menafii umumiyeye ait telefonlardan
resmi istimal alınmaz) 300
Posta, telgraf ve telefon idaresine ait olanlardan gayri santrallara
merbut hususi telefonlardan yukardaki fıkrada mezkür resmi istimalden maada
beher telefon için ilaveten senevi ücret 1000
İki şehir arasında:
En kısa tarikte yirmi beş kilometre mesafe dairesindeki iki şehir ara-
sında. 15
En kısa tarikte elli kilometre mesafe dairesindeki iki şehir arasında 25
En kısa tarikte yüz kilometre mesafe dairesindeki iki şehir arasında 40
En kısa tarikte beş yüz kilometre mesafe dairesindeki iki şehir arasında 75
En kısa tarikte bin kilometre mesafe dairesindeki iki şehir arasında 100
En kısa tarikte bin kilometreden fazla mesafe dairesinde iki şehir
arasında 150
Davetiye ücreti 15
Yukarki ücretler beher üç dakikalık mükaleme için muteberdir. İki mütevali
mükaleme altı dakikayı tecavüz edemez. İki şehir arasındaki iki abone arasındaki
mükaleme için davet ücreti alınmaz. Hem mebde hem müntahasında telgraf merkezi
bulunan mevaki arasında telefon hututu hususiyesi tesis edilemez.


Madde 31 - Matbuat telgrafnameleri Türkçe intişar eden gazeteler ve resaili
mevkute ve ajansların idareleri ve muhabirleri tarafından munhasıran bu gazete
ve resaili mevkute ve ajanslarda neşredilmek üzere havadis ve istihbaratı siya-
siye ve iktisadiyeye dair olmak ve gazete ve resaili mevkute ve ajansların ida-
releri namına yazılmak lazımdır.

Mütaaddit adresli usulünden maada işaratı mahsusayı ve şahsi ve ücretli
iş'arat ve ilanatı ihtiva edemiyecek olan işbu telgrafnamelerin kabulü ve keşide
şerait ve saati telgraf idaresince tayin olunur.


Madde 32 - İmtiyazlı telgraf ve telefon tesisatı şirketlerinin kendi şebeke-
lerine ait muhaberat ve mükalemata mahsus ücretler işbu şirketlerin imtiyaz mu-
kavelenamelerinde tasrih olunur.










Madde 33 - (Mülga: 18/5/1935-2722/8 md.) (1)

Ek Madde 1 - (21/12/1931-1900 sayılı ek Kanunun 1 inci maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
Bir telgrafname ücretinin iadesi atideki hallerin tahakkukuna ve mürsil
tarafından telgrafnamenin tevdi tarihinden itibaren üç ay zarfında müracaat
edilmesine vabestedir :
A) Telgrafname, mevridine telgraf hizmetinin kusuru dolayısiyle vasıl ol-
mamış ise veya posta ile vasıl olacağı zamandan daha evvel varmamış ise;
B) Aralarında doğru muhabereye mahsus tel bulunan iki merkez arasında on
iki saatlik ve diğer merkezler arasında yirmi dört saatlik bir mühletten sonra
teslim edilmiş bulunursa (bu müddetlere merkezlerin kapalı bulunduğu saatler
dahil değildir);
C) Telgrafname metni maksadı temin edemiyecek surette değişmiş ve mürse-
lünileyh tarafından müracaat edilerek telgraf merkezince tashih edilmemiş bulu-
nursa.
Her hangi bir sebeple taahhür ihtimali mürsillere telgraf gişeleri tarafın-
dan vaktinde haber verilerek mesuliyet kendilerine ait olmak üzere kabul edilen
telgrafname ücretleri iade edilmez.


Ek Madde 2 - (21/12/1931-1900 sayılı ek Kanunun 2 nci maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
A) Posta, Telgraf ve Telefon idaresi imkan ve lüzum göreceği yerlerde telg-
rafnamelerin sahiplerinden telefonla alınması ve onlara telefonla verilmesi
usulünü alakadarlarla bilitilaf tatbik edebilir. Bunlara telgraf sureti ayrıca
gönderilir.
B) Bu hizmet için telefonla alınacak veya verilecek telgrafnamelerin her
yirmişer kelimesi ve kesrinden beş kuruş munzam ücret alınır.
C) Kısa adres kaydi olanlar, namlarına gelecek telgrafnamelerin telefonla
tebliğ edilmesini talep ettikleri takdirde bunlardan kısa adres abone bedeli
alınırken her ay için ilave olarak ve maktuan yüz kuruş alınır. Maktu tediye
şeklini kabul etmiyenler telgrafname başına ücret tesviyesi suretiyle muamele
ifasını talep edebilirler.
D) Telefonla tebliğin müstacelen icrasını talep edenlerden yukardaki üc-
retlerin üç misli alınır.
E) Posta, Telgraf ve Telefon İdaresi lüzum göreceği yer ve vakitlerde tev-
ziat hizmeti için kendileriyle itilaf edilmemiş olan telefon aboneleri namına
gelen telgrafnameleri de telefonla tebliğ edebilir. Bunlardan telefonla tebliğ
ücreti alınmaz ve telgraf sureti ayrıca gönderilir.


Ek Madde 3 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 3 üncü maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Telefon abonelerinden peşin olarak alınan konuşma ücretleri, mezkür abone-
lerin gerek şehirler arası telefon konuşmalarından ve gerek telefonla telgraf
merkezlerine tebliğ edecekleri telgrafname ücretlerinden hasıl borçlarına karşı-
lık tutulabilir.
-------------------
(1) 10/5/1926 tarih ve 835 sayılı Kanunla 4/2/1924 tarih ve 406 sayılı Kanunun
33.maddesi ilga edilmiş, 34, 35, 36, 37. maddelerinin numaraları da sırasıy-
la, 33, 34, 35, 36 olarak değiştirilmiştir.








Kendilerine tahriren vakı olacak tebliğ tarihinden itibaren bir ay zarfın-
da borçlarını tesviye etmiyen abonelere ait devreleri kesmeğe Posta, Telgraf
ve Telefon İdaresi mezundur.

Ek Madde 4 - (21/12/1931-1900 sayılı ek Kanunun 4 üncü maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
A) Müstacel konuşmalar için adi konuşma ücretinin üç misli alınır.
B) İşin az olduğu zamanlar zarfında yapılacak şehirler arası konuşmaların-
dan yüzde yirmi beş tenzilat yapılır (saat on dokuzdan sonra başlıyan bu zama-
nın başlangıç ve nihayet saatleri Dahiliye Vekaleti tarafından tayin olunur.)

Ek Madde 5 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 5 inci maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Posta, Telgraf ve Telefon İdaresi lüzum ve imkan göreceği şehir ve kasaba-
larda telefon tesisatı masrafını üçer aylık olarak dört taksitte istifaya mezun-
dur.

Ek Madde 6 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 6 ncı maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
Şehir ve kasabalarda nakil masrafı hiç bir zaman tesis masrafını tecavüz
edemez.

Ek Madde 7 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 7 nci maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
Telgraf idaresiyle aboneler arasında hasıl olacak itilaflar üzerine muayyen
saatlerde abonman usuliyle şehirler arası konuşmalarına müsaade edilebilir.
Abonman usulündeki konuşmalar ücreti, işin çok olmadığı zamanlarda nısıf ve
diğer zamanlarda iki mislidir. Abonman konuşmaları on beş veya otuz gün için
yapılır. Abone mukavelesi, müddetin inkızasından en az beş gün evvel ya abone
olanlar veya telgraf idaresi tarafından tahriren feshedilmediği takdirde mütaa-
kıp on beş veya otuz gün için kendiliğinden devam eyler.
Bir abone konuşmasının azami müddeti Posta,Telgraf ve Telefon İdaresi tara-
fından tayin edilir. Abonenin taksiri olmaksızın her hangi bir sebeple konuşma
mümkün olmayan günlere kıstelyevm hesabiyle düşen ücret abone olanlara iade edi-
lir.

Ek Madde 8 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 8 inci maddesi hükmü olup
ek madde haline getirilmiştir.)
Şehirler arası konuşma ücreti, çağıran ve çağrılan postalar arasında irti-
bat tesis olunduğu andan itibaren tatbik olunur. Çağırılan posta tarafından mer-
kezin davetine cevap verilince cevap veren şahıs kim olursa olsun ücret tatbik
olunur. Ancak davet eden abone konuşmasının muayyen bir şahıs veya muayyen bir
munzam posta ile tesisini talep edebilir; bu takdirde aranılan şahsın bulunmadı-
ğı mevrit merkezine bildirilmiş olsa dahi davet ücreti istifa edilir.

Ek Madde 9 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 9 uncu maddesi hükmü olup,
ek madde haline getirilmiştir.)
Davet eden abone talebini iptal etmek istediği takdirde iptal keyfiyeti,eğer
bu talep abonenin daveti mukabil merkeze tebliğ edilmeden evvel vakı olmuş ise,
hiç bir ücrete tabi tutulmaz; aksi takdirde davet ücreti istifa edilir.

Ek Madde 10 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 10 uncu maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Çağrılan posta cevap vermediği takdirde keyfiyetin davet eden postaya haber
verilmesi ile iktifa edilir. Ancak çağrılan postanın konuşmadan istinkafı halin-
de veya konuşma sırası geldiği zaman davet eden posta cevap vermezse yalnız da-
vet ücreti istifa edilir.










Ek Madde 11 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 11 inci maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Çağırılan veya çağıran postanın davete cevap vermesi için saat 14 ile 19
arasında iki dakika ve diğer zamanlarda üç dakika beklenir. Bu müddet geçince
irtibat talebi re'sen iptal edilir.

Ek Madde 12 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 12 nci maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Telefon hizmetinin kusurundan dolayı irtibat tesis edilmezse ücret tatbik
edilmez; istifa edilmiş ise iade olunur. İrtibatın tesisinden sonra konuşma
şeraiti gayri kafi bulunursa keza ücret istifa edilmez. Konuşma esnasında konu-
şanlar telefon hizmetinin herhangi bir kusuru dolayısiyle müşkülata duçar olur-
larsa kaybettikleri zamanın mümkün olduğu kadar derhal telafisine çalışılır.
Maahaza abonelerin buna hak kazanabilmeleri, keyfiyetten kendi merkezlerini der-
hal haberdar etmeleri ile kabil olur.

Ek Madde 13 - (21/12/1931 - 1900 sayılı ek Kanunun 13 üncü maddesi hükmü
olup, ek madde haline getirilmiştir.)
Ücret iadesi hakkında yukarıda zikredilmemiş haller ile telgraf ve telefona
dair olup gerek 406 numaralı ve gerek bu kanunda tasrih edilmemiş olan haller
hakkında milletler arasındaki telli ve telsiz telgraf nizamnamesinin bu hallere
temas eden hükümleri tatbik edilir.

Ek Madde 14 - (18/5/1935 - 2722 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü
olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.)
Dahili telgraflardan alınacak ücretler Nafıa Vekaletince tanzim ve İcra
Vekilleri Heyetince tasdik olunacak bir tarifeye göre istifa olunur.

Ek Madde 15 - (18/5/1935 - 2722 Sayılı ek Kanunun 2 nci maddesi hükmü olup,
ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir. Değişik: 17/2/1947 - 5009/1
md .)
Genel bütçeye giren dairelerle katma ve özel bütçeli dairelerden ve beledi-
yelerden ve bunlara bağlı idare ve kurumlardan tevdi olunan açık ve şifreli
telgraflardan tarifesinde yazılı ücretlerin tamamı peşin olarak alınır.

Ek Madde 16 - (18/5/1935 - 2722 sayılı ek Kanunun 6 ncı maddesi hükmü olup,
ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.)
Reisicumhurun telgraf muhabereleri ücretten müstesnadır.

Ek Madde 17 - (Ek: 10/6/1994 - 4000/2 md.; İptal: Ana Mah.'nin 22/12/1994
tarih ve E.1994/70, K.1994/65-2 sayılı Kararı ile;Yeniden düzenleme:3/5/1995 -
4107/1 md.) Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi hisselerinin en çok % 49'u
devredilebilir.
Bu hisselerden % 10'u T.C.Posta İşletmesi Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak
verilir.
Hisse satışında T.C.Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ile Türk Telekominikas-
yon Anonim Şirketi çalışanları ve küçük tasarruf sahiplerine % 5,gerçek ve tüzel
kişilere % 34 pay ayrılır.
(Dördüncü ve beşinci fıkralar iptal: Ana.Mah'nin 28/2/1996 tarih ve
E.1995/38, K.1996/7 sayılı Kararı ile).
















(Ek: 1/8/1996 - 4161/1 md.) Hisselerin satışına ilişkin usuli işlemler
24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun hükümlerine göre Özelleştirme İdaresi
Başkanlığınca yürütülür. Hisselerin değeri günün ekonomik koşulları gözönünde
bulundurularak uluslararası finans ve sermaye piyasalarında kabul görmüş
değerlendirme yöntemleri kullanılmak suretiyle değer tespit komisyonlarınca
tespit edilir. Hisse satışı; halka arz, blok satış, yurt içi ve/veya yurt dışı
sermaye piyasalarında satış, borsada borsa usul ve esasları çerçevesinde satış,
menkul kıymetler yatırım fonları ve/veya menkul kuymetler yatırım ortaklıkları-
na satış suretiyle yapılır.
(Ek: 1/8/1996 - 4161/1 md.) Değer tespiti sonuçları ile satışa sunulacak
hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına, çalışanlar ve
küçük tasarruf sahiplerine ayrılan % 5'lik payın ne oranda satılacağına
özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi
üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir. Blok satışta ihale şartları ihale
tarihinden en az 45 gün önce, kesinleşmiş ihale sonuçları 15 gün içinde Resmi
Gazetede ve Türkiye çapında yayınlanan yüksek tirajlı iki gazetede, yurt
dışında ise uygun görülecek basın veya yayın organıyla en az bir defa yayım-
lanır. Hisselerin blok satışı ihalesinde kapalı teklif usulü uygulanır, nihai
devir işlemleri Bakanlar Kurulunca onaylanır.

Ek Madde 18 - (Ek: 10/6/1994 - 4000/2 md.)
Bakanlık, mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo
TV, ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım ve benzeri katma değerli
hizmetler konularında sermaye şirketlerine tekel oluşturmayacak koşulları da
dikkate almak suretiyle işletme lisans ve ruhsatı (sermaye şirketlerinin
devralacakları ve bizzat kuracakları tesislerin işletilmesine yönelik olarak)
verebilir.
(İkinci ve üçüncü fıkralar iptal:Ana.Mah'nin 22/12/1994 tarih ve E.1994/70,
K.1994/65-2 sayılı Kararı ile)
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi ile lisans ve ruhsat alan sermaye şir-
ketlerinin yapacağı iş ve hizmetlerin karşılığı olarak alınacak ücretlere ve
uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Ulaştırma Bakanının onayı ile yürürlüğe ko-
nulur.
(Ek:3/5/1995 - 4107/2 md.) Sadece işletme lisans ve ruhsatına ilişkin
hizmet vermek üzere kurulmuş sermaye şirketlerine hizmetin tanımı ve yeri be-
lirlenmek suretiyle tesis ve işletme izni verilir.Süresi en çok 49 yıl olarak
düzenlenir.Verilmiş izinler,süre sonunda uzatılması talep edilmediği takdirde
sürenin bitimi ile kendiliğinden sone erer.
(EK:3/5/1995 - 4107/2 md.) Sermaye şirketleri haberleşmenin gizliliğine,
milli güvenlik ve kamu düzenine aykırı davranışta bulunamazlar.Ulaştırma Bakan-
lığı sermaye şirketlerinin görev alanlarıyla ilgili faaliyetlerini bütün aşama-
larda denetler veya denetletebilir.
(Ek:3/5/1995 - 4107/2 md.; iptal: Ana.Mah'nin 28/2/1996 tarih ve E.1995/38,
K.1996/7 sayılı Kararı ile).















226-1

(Ek:3/5/1995 - 4107/2 md.) Lisans hizmetlerine ilişkin uygulama usul ve
esasları Ulaştırma Bakanlığınca yürürlüğe konulacak yönetmelikle tespit edilir.
(Ek:3/5/1995 - 4107/2 md.) Lisans ve ruhsat alan sermaye şirketlerinin
yapacağı telekomünikasyon tesislerinin onaylanmış tatbikat projelerine göre,
kamulaştırma ihtiyacı ortaya çıktığında,kamulaştırma bedeli sermaye şirketi
tarafından ödenmek kaydı ile genel hükümlere göre kamulaştırma yapılır.
(Ek: 1/8/1996 - 4161/2 md.) Ulaştırma Bakanlığı, Türk Telekomünikasyon
Anonim Şirketinin önerisi üzerine lisans verilecek katma değerli telekomini-
kasyon hizmetini ve bununla ilgili gerekli görülen nitelik ve şartları Özel-
leştirme İdaresi Başkanlığına bildirir. Lisans değeri, yurt dışı emsal lisans
satışlarında kullanılan yöntemler esas alınarak bu Kanundaki esaslara göre
değer tespit komisyonlarınca belirlenir.
(Ek: 1/8/1996 - 4161/2 md.) Bu değer, Ulaştırma Bakanlığının teklifi üze-
rine Bakanlar Kurulunun onayına sunulur. Lisans satışı, onaylanan değer üze-
rinden ULaştırma Bakanlığınca 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre gerçek-
leştirilir. Lisans sözleşmesi Danıştay'ın incelemesinden geçirildikten sonra
Ulaştırma Bakanlığınca sonuçlandırılır.

Ek Madde 19 - (Ek:3/5/1995 - 4107/3 md.) Türk Telekomünikasyon Anonim
Şirketi hisselerinin satışından elde edilen gelirlerin % 20 kadarı posta hiz-
metleri,% 20 kadarı telekomünikasyon hizmetleri,lisans ücretlerinin % 20 kadarı
telekomünikasyon hizmetlerinin geliştirilmesinde kullanılır.Bu miktarlar ve kul-
lanım alanları Ulaştırma Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulu kararıyla be-
lirlenir.Kalan kısım öncelikle borç ödemelerinde kullanılmak üzere Hazineye dev-
redilir.

Ek Madde 20 - (Ek: 3/5/1995 - 4107/3 md.) Bu kanun gereğince yapılacak her
türlü işlemler (sözleşmeler dahil) katma değer vergisi hariç,her türlü vergi,
resim ve harçtan muaftır.

Ek Madde 21 - (Ek: 1/8/1996 - 4161/3 md.)
Bu Kanun gereğince hisse değerini ve lisans ücretlerini tespit etmek üzere
ayrı ayrı değerlendirme komisyonları, tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca
onaylanan hisse değeri üzerinden satış ve ihale işlemlerini yürütmek üzere de
ihale komisyonu kurulur. Komisyonlar, Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Türk Telekomünikasyon
A.Ş. temsilcilerinden oluşturulur. Beş kişilik komisyonlara Özelleştirme İdaresi
Başkanlığı, temsilcisi başkanlık yapar. Komisyon üyelerinde işletme, ekonomi,
istatistik, mühendislik dallarında lisans düzeyinde yüksek öğrenim görmüş olma
şartı aranır. Ancak lisans düzeyinde bir öğrenimden sonra sayılan dallarda
lisansüstü öğretim yapanlar da komisyonlara üye olabilirler.
Komisyon üyelerinin hizmet süresi bir yıldır. Süresi biten üye yeniden
görevlendirilebilir. Hukuki veya fiili nedenlerle komisyona katılamayan asıl
üyenin yerine yedeği çağrılır. Komisyonlar üyelerinin tamamının katılımı ile
toplanır ve oy çokluğu ile karar alır. Değerlendirme komisyonlarına yardımcı
olmak üzere değerlendirme kararlarına katılmamak şartıyla yerli ve yabancı
danışmanlar görevlendirilebilir. Danışman seçimi değer tespit komisyonunun
önerisi üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılır.













226-2
Komisyonların sekreterya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca
yerine getirilir. Komisyon üyeleri aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar
ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla komis-
yonda görev yaptıkları sürece kurumlarından izinli sayılırlar.
Değerlendirme ve ihale komisyonlarının çalışmalarına ilişkin tüm giderler
Özelleştirme İdaresi Başkanlığındaki Özelleştirme Fonundan karşılanır.

Geçici Madde 1 - (Ek: 10/6/1994 - 4000/3 md.)
Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğünün
telekomünikasyonla ilgili hizmetleri yürüten personeli ile taşınır ve taşınmaz
malları, her türlü araç, gereç ve cihazları, hak ve alacakları ile borçları Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketine devredilmiştir. Bununla ilgili devir işlemi
protokolla sağlanır. Kuruluşlar arasında devirle ilgili işlemler her türlü ver-
giden muaftır.
Türkiye Cumhuriyeti Posta,Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğüne ha-
zinece tahsis edilmiş gayrimenkullerden telekominikasyonla ilgili olanları şir-
kete tahsis edilmiş sayılır.

Geçici Madde 2 - (Ek:10/6/1994-4000/3 md.)
Türkiye Cumhuriyeti Posta,Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğünden
Türk Telekominikasyon Anonim Şirketine devredilen personelin mevcut statüleri ve
özlük haklarıyla istihdamlarına devam olunur.

Geçici Madde 3 - (Ek:10/6/1994-4000/3 md.)
406 sayılı Kanun ile diğer kanunlarda Türkiye Cumhuriyeti Posta,Telgraf ve
Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar,hizmet alanları itibariyle
Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi veya Türkiye Cuhuriyeti Posta İşletmesi
Genel Müdürlüğüne (P.İ.) yapılmış sayılır.

Geçici Madde 4 - (Ek:10/6/1994 - 4000/3 md.)
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin kuruluş işlemleri tamamlanıncaya
kadar,mevcut hizmetler T.C.Posta İşletmesi Genel Müdürlüğünce yürütülür.

Geçici Madde 5 - (Ek:3/5/1995 - 4107/4 md.) Geçiş döneminde hizmet aksaması-
na yol açmamak üzere T.C.Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekomünikas-
yon Anonim Şirketi,aralarında yapacakları protokollerle,personeli birbirlerinin
hizmetlerinde çalıştırabilirler.

Geçici Madde 6 - (Ek: 1/8/1996 - 4161/4 md.)
10.6.1994 tarihli ve 4000 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce katma
değerli telekomünikasyon hizmetleri kapsamında PTT İşletmesi Genel Müdürlüğü
ile imzalanmış ve lisans sözleşmesine dönüştürülmesi öngörülmüş, gelir payla-
şımı esasına dayalı sözleşmelerin her birinin, lisans sözleşmelerine dönüştü-
rülmesine bu sözleşmelerdeki lisans esasına geçişle ilgili hükümler saklı
kalmak üzere Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Danıştay'ın incelemesinden
geçirildikten sonra Bakanlık ile firmalar arasında lisans sözleşmesi imzalanır.

Madde 34 -İşbu Kanuna mugayir olan ahkam mülgadır.

Madde 35 -İşbu Kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır.

Madde 36 -İşbu Kanunun icrasına Dahiliye ve Adliye Vekilleri memurdur.



















406 SAYILI KANUNDA EK VE DEĞİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE


Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın
--------------------------------
Yürürlükten Kaldırılan
Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayısı Maddesi
----------------------------------------------- ----------- --------- --------
406 numaralı Kanunun 29 uncu maddesiyle
1172 numaralı Kanun ve 406 numaralı Kanunun 33
üncü maddesini tadil eden 1361 numaralı Kanun
ve 1899 numaralı Kanunun 2 nci maddesinin
yıldırım işareti ile telgraflar ücretine
müteallik hükmü ve bu Kanuna muhalif diğer
hükümler. 18/5/1935 2722 8


İnşaatı elektrikiye vasıtasıyle telsiz
telgraf ve telsiz telefon hakkındaki 6 Ağustos
1330 tarihli Kanunla 4 Şubat 1340 tarih ve
406 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi. 9/6/1937 3222 49


2722 sayılı Kanunun 4647 sayılı Kanunla
değiştirilen 3 üncü maddesi ile 4 üncü,5 inci
ve 7 nci maddeleri ve 4647 sayılı Kanunun
geçici maddesi. 17/2/1947 5009 2









406 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE

Kanun Yürürlüğe
No. Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler giriş tarihi
--------- -------------------------------------------- ------------------
835 - 29/5/1926
1172 - 19/7/1927
1361 - 1/6/1929
1379 - 19/1/1929
1899 - 29/1/1932
1900 - 29/1/1932
2722 - 1/6/1936
3222 - 1/8/1937
3947 - 27/12/1940
4647 - 1/6/1944
5009 - 1/4/1947
4000 - 18/6/1994
4107 - 6/5/1995
4161 - 5/8/1996





ULUSAL BILGI GÜVENLIGI TESKILATI VE GÖREVLERI HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAGI


BIRINCI BÖLÜM


Amaç, Kapsam ve Tanimlar Amaç
Madde 1- Bu Kanunun amaci; ulusal güvenligi ilgilendiren bilgilerin korunmasi, Devletin bilgi güvenligi faaliyetlerinin gelistirilmesi, gerekli politikalarin üretilmesi ve belirlenmesi, kisa ve uzun dönemli planlarin hazirlanmasi, kriter ve standartlarinin saptanmasi, ihracat ve ithalat izinlerinin ve sertifikalarinin verilmesi ,bilgi sistemlerinin teknolojiye uyumunun saglanmasi, uygulamanin takip ve denetimi kamu ve özel kurum ve kuruluslarin arasinda koordinasyonun saglanmasi amaciyla bir teskilatin kurulmasi ve görevlerine iliskin esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2- Bu Kanun, ulusal güvenligi ilgilendiren bilgiye islem yapan kamu ve özel kurum ve kuruluslari ile yerel yönetimleri, kamu kurumu niteligindeki meslek kuruluslarini, üniversiteleri, bu yerlerde çalisan personeli, diger tüzel ve gerçek kisileri, bilgi güvenliginden faydalananlari ve faydalanacak durumda olanlari kapsar.
Tanimlar
Madde 3- Bu kanunda geçen deyimlerden;
a) Ulusal Bilgi Güvenligi; Ulusal güvenligi ilgilendiren, yetkisiz ellere geçtigi taktirde devletin güvenligini tehlikeye sokabilecek veya devlet aleyhine kullanilabilecek her türlü bilgiyi, üretim, kullanim ,islenme saklanma ,nakledilme ve imha sirasinda yetkisiz kisilerin erisimine ve olasi her türlü fiziksel ve elektronik müdahaleye karsi korumaya; bilgiye erisim ve kullanima ait usulleri açik sekilde belirlemeye ve bilgiyi gerektiginde hazir bulundurmaya yönelik tedbirleri,
b) Haberlesme Güvenligi: Ulusal güvenligi ilgilendiren bilginin özellikle telekomünikasyon kanallarindan gönderilmesi sirasinda yetkisiz kisiler tarafindan elde edilmesinde ve içeriginin açiga çikarilmasina ve diger her türlü müdahaleye karsi alinan tüm tedbirleri,
c) Fiziki Güvenlik: Ulusal güvenligi ilgilendiren bilgiyi ihtiva eden ya da bu bilgiye islem yapan cihaz, malzeme ve tesisi, yetkisiz kisilerin erisimine karsi korumak üzere alinan fiziksel tedbirleri,
d) Personel Güvenligi. Ulusal güvenligi ilgilendiren bilgiye yalnizca yetki verilen kisilerin, bilmeleri gerektigi oranda erisebilmeleri için alinan tüm tedbirleri,
e) Teknik Güvenlik: Yurt içinde ve yurt disinda personel,araç,donanim ve binalarda dinleme ve gözetleme amaciyla yapilan teknik yerlesmelere karsi alinan tüm güvenlik tedbirlerini,
f) TEMPEST:Tüm elektronik teçhizattan ve bunlarin kurulusundan iletkenlik ve isima yoluyla istem disi yayilan bilginin önlenmesine iliskin alinan tedbirleri,
g) Güvenlik hali: Bilginin güvenliginin bilerek veya istenmeyerek yapilan herhangi bir islem nedeni ile tamamen ya da kismen ortadan kaldirilmasini,
h) Kripto: Birbirleriyle haberlesen iki tarafin ,haberlesmesi esnasinda üçüncü tarafa bilgi sizdirmamak amaciyla bilginin gizlenmesini saglayan sistemleri,
i) Kriptoloji:Kriptografi ve kripto analiz konulari ile ilgilenen bir bilim dalini,
j) Kripto Sistemleri: Sifreleme ve sifre çözme etkinliklerinden birisini veya ikisini birden yerine getirmeye yarayan, bu sistemler kapsaminda veri iletisimi de dahil olmak üzere her türlü iletisim sistemlerinde kullanilan sistemleri
k) Kriptografik Algoritma: Bir bilginin gizlenmesi için yapilan matematiksel bir islemi,
l) Ulusal Bilgi Agi: Kamu ve özel kuruluslarda ulusal güvenligi ilgilendiren bilgiye islem yapan mevcut terminalleri, bilgi teatisi maksadiyla birbirine baglayan agi,
m) Üst Kurul: Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulunu
n) Kurum: Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanligini, ifade eder

IKINCI BÖLÜM

Kurulus ve Görevler
Kurulus
Madde 4- Ulusal bilgi güvenliginin saglanmasi amaciyla basbakanliga bagli Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulu ile tüzel kisilige sahip katma bütçeli Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanligi kurulmustur. Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulu Madde 5- Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulu ; Ulusal bilgi güvenligi alaninda genel direktif organi olup, basbakanin baskanliginda; Adalet,Milli Savunma,Içisleri,Disisleri,Ulastirma,Sanayi ve Ticaret Bakanlari ile Milli Güvenlik Kurulu genel sekreteri, Genel Kurmay Muharebe Elektronik ve Bilgi Sistemleri Baskani,Milli Istihbarat Teskilati Müstesari, Türkiye Bilimsel Ve Teknik Arastirma Kurumu ile kurum baskanindan olusur. Basbakanin katilmadigi hallerde üst kurula, Adalet Bakani baskanlik eder. Üst kurulun daimi üyeleri tarafindan ihtiyaç duyuldugu hallerde, diger bakanlar ile kamu ve özel kurum ve kuruluslarinin temsilcileri de üst kurul toplantilarina katilabilir. Üst Kurulun toplanti yeter sayisi daima üyelerin üçte ikisidir. Kararlar, toplantiya katilan daimi üyelerin oy çoklugu ile alinir. Toplantilara katilmalari uygun görülen diger kisilerin oy hakki yoktur. Üst Kurul, Nisan ve Ekim aylarinda olmak üzere, yilda iki defa olagan olarak toplanir. Üst Kurulun gündemi, Basbakan tarafindan belirlenir. Basbakan, daimi üyelerden birisinin talebi üzerine, Üst Kurulu olaganüstü toplantiya çagirabilir.
Üst Kurulun sekreterya hizmetleri, kurum tarafindan saglanir.
Ulusal bilgi güvenligi kurumu baskanligi
Madde 6- Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanliginin teskilati, asagida isimleri belirtilen ana hizmet birimlerinden olusur:
a) Plan Program ve Koordinasyon Daire Baskanligi, b) Bilgi Güvenligi Daire Baskanligi, c) Kriptoloji Daire baskanligi, d)Bilgi Destek Daire Baskanligi, e)Denetleme ve Bilgilendirme Daire Baskanligi, Kurumun danisma birimi, Uluslararasi Iliskiler ve Hukuk Müsavirligi; yardimci birimleri ise, Ulusal Bilgisayar Güvenligi Merkezi Müdürlügü ve Genel Sekreterliktir. kurumun teskilati Ek'li cetvelde gösterilmistir. Ulusal bilgi güvenligi üst kurulunun görevleri
Madde 7- Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulunun görevleri asagida belirtilmistir:
a)Ulusal bilgi güvenligine yönelik tehdidi degerlendirmek, ulusal bilgi güvenligi siyasetinin tayini, tespiti ve uygulamasiyla ilgili kararlari almak ve kuruma bu konuda direktif vermek,
b)Tespit edilen ulusal bilgi güvenligi siyasetine iliskin kararlar dogrultusunda yapilan uygulamalari incelemek, degerlendirmek ve yönlendirmek,
c)Ulusal bilgi güvenligine iliskin mevzuat degisikligi tekliflerini degerlendirmek.

Ulusal Bilgi Güvenligi kurumu Baskanliginin Görevleri

Madde 8- Ulusal Bilgi Güvenligi kurumu Baskanliginin görevleri asagida belirtilmistir:
a) Ulusal bilgi güvenligine karsi yurt içi ve yurt disi tehdidin tespit edilmesini saglamak, gerekli tedbirleri almak ve alinmasini saglamak,
b)Ulusal bilgi güvenligi sistemini olusturmak için politika, konsept, ilke, standart ve usulleri tespit etmek ve gelistirmek,
c)Ulusal bilgi güvenliginin saglanmasina esas olarak bilginin gizlilik, bütünlük ve kullanima hazir olmasini saglayacak tedbirleri belirlemek, uygulamak, uygulanmasini saglamak ve kontrol etmek, ç)Ulusal bilgi güvenligi risk yönetimi ve degerlendirmesini yapmak ve yapilmasini saglamak,
d)Ulusal bilgi güvenligi alt yapisini korumak maciyla gerekli görülecek ulusal bilgi güvenligi sistemi esaslarini tespit ederek kurmak ve gelistirmek,
e)Ulusal bilgi güvenligi sisteminin mimarisinin olusturulmasinda caydirma, koruma, ikaz, tespit, onarim ve tedbir unsurlarini belirlemek,
f)Ulusal bilgi güvenligi ile ilgili uluslararasi mevzuat ve teknolojideki gelismeleri takip etmek,
g)Güvenlik hassasiyeti gösteren personel, yazilim, donanim, kripto, iletisim ortamlarini ve iletisim aglarini her türlü tehdit kaynagina karsi maliyet etkin tedbirlerle koruma altina alinmasin saglamak, bu tedbirleri uygulamaya sokmak ve kontrol etmek,
h) ulusal bilgi güvenligine iliskin güvenlik kategorilerini ve sistemin minimum güvenlik ihtiyaçlarini belirlemek, uygulamasini saglamak,
i) Tüm gizlilik dereceli ve tasnif disi hassas bilgiye islem yapacak birimler ve sebekeler için onay vermek,
i) ulusal güvenligi ilgilendiren bilgiye islem yapacak donanim ve yazilim ihtiyaçlarina ait güvenlik degerlendirmesini yapmak ve degerlendirilmis ürün listelerini hazirlamak ve yayimlamak,
j) Haberlesme güvenligi sistemlerinin tehdit analizi ve hassasiyet degerlendirmelerini yapmak, k)hassas ve gizlilik dereceli bilgiyi korumak üzere, anahtarlama materyali üretim esaslarini belirlemek,
l) TEMPEST standartlarini hazirlamak ve onay islemlerini gerçeklestirmek,
m) Kripto sistemlerinde kullanilacak materyal ve anahtarlari üretecek teçhizati onaylamak, kripto anahtarlarinin dagitilmasina iliskin standartlari ve yöntemleri belirlemek ve denetlemek,
n)Ulusal bilgi güvenligi gerekleri, ihtiyaçlar, ticaret ve gizlilik arasinda uygun bir denge kurarak kriptolojik malzemelerin ihracat ve ithalatiyla ilgili Genelkurmay Baskanligi ve Disisleri Bakanligi'nin uygun görüsleri alinarak gerekli lisanslari vermek,
o)Ulusal bilgi güvenligi ile ilgili mevzuat degisikliklerine iliskin teklifleri Üst Kurula sunmak, ö) Bilgi çaginin gerektirdigi çagdas güvenlik tedbirlerini belirleyerek Üst Kurula teklif etmek,
p)Üst Kurulun almis oldugu karar ve direktifleri uygulamak,
r) Ulusal bilgi güvenligi amaciyla, Genelkurmay Baskanligi ve Disisleri Bakanligi ile koordineli olarak diger ülkelerle ve uluslararasi kuruluslarla isbirligi yapmak, Sistemlerin, nihai sistem güvenlik kriterlerini belirlemek ve onay islemlerini yapmak.
s) Ulusal bilgi güvenligi konusunda egitim standartlarini belirlemek, plan ve programlari yapmak,
t) ulusal bilgi güvenligi konusunda arastirma ve gelistirme faaliyetlerini saglamak,
u) Kamu ve özel kurum ve kuruluslar için gizlilik dereceli bilgi veya kripto cihazlarina iliskin her türlü yetki belgesi (klerans) düzenlemek ve onay yöntem ve usullerini belirlemek, uygulanmasini saglamak, ü) Ulusal bilgi güvenligi konusunda üretim yapan kamu ve özel kurum ve kuruluslarini bir program çerçevesinde denetlemek ve üretilen ürünleri onaylamak.

Uluslararasi Iliskiler ve Hukuk Müsavirligi

Madde 9- Uluslararasi Iliskiler ve Hukuk Müsavirligi, Kurum Baskanina dogrudan bagli olup görevleri asagida belirtilmistir :
a) Uluslararasi Bilgi Güvenligi politikasinin olusturulmasinda uluslararasi iliskileri ve gelismeleri takip etmek, degerlendirmek, koordine etmek ve önerilerde bulunmak, gerekli kanun tasarisi taslaklarini hazirlamak,
b) Ulusal bilgi güvenligi konusunda Kurum tarafindan hazirlanan veya Basbakanlik, Bakanliklar ve kuruluslardan gönderilen kanun, tüzük ve yönetmelik Taslaklarini hukuki açidan inceleyerek, görüs bildirmek,
c) Ulusal Bilgi Güvenligine iliskin konularda altyapi temina modelinin olusturulmasi ve altyapinin güvenirliginin saglanarak kullanima hazir tutulmasi için gerekli yasal düzenlemeleri ve sözlesmeleri hazirlamak,
d) Bireysel mahremiyeti koruma ve birey için gerekli kamu bilgisine erisimi saglayici yasal düzenlemeleri belirlemek,
e) Uluslararasi Bilisim güvenligine iliskin suçlarin mevzuatimizda yer almasi için gerekli kanun tasarisi taslaklarini hazirlamak,
f) 4353 sayili kanun hükümlerine göre adli ve idari davalara iliskin gerekli bilgileri hazirlamak, Maliye Bakanligi Bashukuk Müsavirligi ve Muhakemat Genel Müdürlügünü ilgilendirmeyen idari davalarda kurumu temsill etmek,
g) Uluslararasi Bilgi Güvenligi tehdide ugradigi hallerde ekonomik kisitlama, diplomatik yanit gibi tedbirlerin kullanimini Disisleri Bakanligi ve ilgili Bakanliklarla koordine etmek ve önerilerde bulunmak,
h) Kurum tarafindan verilen diger görevleri yapmaktir.

Ulusal Bilgi Güvenligi Merkezi
Madde 10- Ulusal Bilgi güvenligi merkezinin görevleri asagida belirtilmistir :
a) Güvenli bilgi sistemlerinin genis bir sekilde, kullanimini tesvik etmek,
b) Endüstri ve Kamu tarafindan gelistirilmis sistemlerin, teknik koruma yeteneklerini degerlendirmek,
c) Bilgi güvenligi konusunda faaliyet gösteren, kamu ve endüstri Gruplarinin teknik destegini saglamak,
d) Bilgi sistemlerinin degerlendirilmesi için, gerekli teknik kriterleri gelistirmek,
e) Ticari Sistemleri degerlendirmek,
f) Bilgisayar ve Ag Güvenlik teknoloji arastirmalarini icra ve yönlendirmek,
g) Güvenli Bilgi Sistemlerini gelistirme ve test etmede kullanmak için, gerekli modifikasyon ve analiz techizatini gelistirmek ve bilisim emniyetini saglamak,
h) Bilgi güvenligi sahasinda egitim vermek,
i) Kamu ve Endüstrinin diger bölümlerine bilgi güvenlik bilgisini dagitmak,
j) Tehdidin türüne göre gelistirilen karsi tedbirleri gerektiginde uygulamaya koymak,

Genel Sekreterlik
Madde 11- Genel Sekreterligin Görevleri Asagida Belirtilmistir :
a) Kurum Baskaninin resmi ve özel yazismalarini yürütmek,
b) Kurumun idari, bakim-onarim ve idame hizmetlerine iliskin görevlerini yürütmek,
c) Kurumun maliye ve satin alma hizmetlerini saglamak,
d) Kurumun güvenlikle ilgili hizmetlerini yürütmek,
e) Üst Kurulun sekreteryasini yapmak,
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

ANA HIZMET BIRIMLERI VE GÖREVLERI
Plan, Program ve Koordinasyon Dairesi Baskanligi
Madde 12- Plan, Program ve Koordinasyon Dairesi Baskanliginin Görevleri asagida belirtilmistir :
a) Telekomünikasyon ve Bilgi sistemleri ortamindaki degisimlere uyum saglayacak Ulusal bilgi güvenligi politikasinin olusturulmasi için gerekli verileri hazirlamak, prensipleri belirlemek,
b) Ulusal Bilgi güvenligi ile ilgili olarak görev alanina iliskin planlama ve programlama faaliyetlerinde bulunmak, gerekli mevzuati düzenlemek,
c) Ulusal Bilgi güvenligi altyapi esaslarini ortaya koymak yapilmis olan risk analizleri neticelerine göre altyapiyi iyilestirici tedbirleri belirlemek
d) Uyusum standartlari ve kriterlerini ortaya koymak,
e) Ulusal Bilgi güvenligi konusunda bilgilendirme ve egitim faaliyetlerini planlamak,
f) Kamu ve özel sektöre Ulusal bilgi güvenligine iliskin danismanlik ve teknik yardim saglamak,
g) Kurumun personel faaliyetlerini yürütmek ve koordine etmek,
h) Ulusal Bilgi Güvenligi Baskanliginin bütçe düzenleme faaliyetlerini yürütmektir.

Bilgi Güvenlik Dairesi Baskanligi
Madde 13- Bilgi Güvenlik Dairesi Baskanliginin Görevleri asagida belirtilmistir :
a) Ulusal bilgi Güvenligi ihlallerine karsi alinacak tedbirleri belirlemek, ihlallere karsi gerekli tedbirleri almak ve ilgili makamlarla koordineli olarak uygulanmasini saglamak,
b) Ulusal Bilgi güvenligi açisindan Personel güvenligine, fiziki güvenlige ve donanim ve yazilim güvenligine iliskin usul, kriter ve prensipleri belirleyerek dökümantasyonunu hazirlamak,
c) Kurumun , ulusal bilgi agi TEMPEST, haberlesme güvenligi ve teknik güvenligine iliskin usul, kriter ve prensiplerini belirleyerek dökümantasyonunu hazirlamak,
d) Elektronik kripto disinda ihtiyaç duyulacak kod ve parola sistemlerini belirlemek, gelistirmek ve üretmek,
e) Iletisim ortamlari , donanim ve aglar için tehdidi ve zafiyeti dikkate alarak risk analizleri yapmak, ve risk yönetim usullerini belirlemek, risk analizleri sonucunda belirlenmis koruyucu tedbirleri uygulamaya koymak,
f) Yazilim Güvenlik, kriter ve standartlarini belirlemek,
g) Ulusal ve uluslararasi iletisim aglarina iliskin olarak ulusal bilgi güvenligi açisindan güvenlik, usul, kriter ve prensipleri belirlemek, dökümantasyonunu sagllamak,
h) Güvenlik denetimlerine ilgi alani itibariyle katilmak, alt kurulara sekreterya hizmeti vermek ve görev alanina iliskin mevzuat degisikliklerine iliskin teklifleri hazirlamaktir.
Kriptoloji Dairesi Baskanligi

Madde 14- Kriptoloji Dairesi Baskanliginin görevleri asagida belirtilmistir :
a) Kriptografik algoritma ,ihtiyaçlarini belirlemek, üretiminin denetimini yapmak ve kütüphanesini olusturmak,
b) Kripto cihaz ve kriptografik bilginin ihracat ve ithalatinda Genel Kurmay baskanligi, Disisleri Bakanligi ve gerektiginde ilgili diger bakanliklarla koordineli olarak esas ve usulleri belirlemek, lisans belgesi vermek,
c) Risk analizleri ve risk azaltma planlari yapmak , kabul edilebilir riski tespit etmek,
d) Kripto merkezlerinin saglamasi gereken kriterlerini ve denetleme usul ve esaslarini belirlemek, denetleme raporlarini degerlendirerek onay vermek, kripto anahtar üretimi ve dagitimini yapmak, gerektiginde kurum ve kuruluslara kendi kripto anahtar üretimi ve dagitimi konusunda yetki vermek,
e) Gizlilik derecesiz uygulamalarda da kripto kullanim esaslarini belirlemek, uygulamalari tesvik etmek ve denetlemek
f) Kripto cihaz ve dökümantasyonu için, kripto saymanlik, isletme, bakim ve onarim usullerini belirlemek,
g) Kripto ihlallerine karsi alinacak tedbirleri belirlemek ve gerekli tedbirleri almak,
h) Her tür kriptografik yöntem ve teçhizata iliskin sertifikasyon ve onay usullerini belirlemek,
I) Kripto hizmetlerinde çalistirilacak personele kripto yetki belgesi verilmesi esas ve usullerini belirlemektir.
Bilgi destek dairesi baskanligi

Madde 15- Bilgi Destek Dairesi Baskanliginin görevleri asagida belirtilmistir; a) Ulusal bilgi güvenligi altyapisina karsi iç ve dis tehdidi teshis etmek, tanimlamak, genel tehdit degerlendirilmesi yapmak ve Üst Kurula sunmak, b) Ulusal bilgi güvenligine karsi tehdidin teknik özelliklerini ve muhtemel etkilerini belirlemek, karsi tedbirleri gelistirmek, c) Istihbarat üreten kurum ve kuruluslar ile bilgi güvenligine iliskin istihbarat bilgisi degisimi için protokoller yapmak, d) Mevcut ve tasarlanan iletisim ortamlari, donanim ve aglar için tehdidi ve zafiyeti dikkate alarak risk analizleri yapmaktir.
Denetleme ve degerlendirme dairesi baskanligi

Madde 16- Denetleme ve Degerlendirme Dairesi Baskanliginin görevleri asagida belirtilmistir;
a) Ulusal bilgi güvenligi açisindan kripto, bilgi güvenlik ve TEMPEST denetleme kriter ve usullerini belirlemek ve gelistirmek, b) Kripto denetleme programlarini hazirlamak, kripto merkezlerinin kriterlere uygunlugunun denetlemesini saglamak, gerektiginde denetlemek ve denetleme raporlarini degerlendirmek, c) Ulusal bilgi güvenligi sistemlerine karsi yapilan saldirilari ve güvenlik ihlallerini degerlendirmek, d) Egitim, ögretim ve biçimlendirme ihtiyaçlarini tespit etmek, e) Genel degerlendirme raporu hazirlayarak Üst Kurula sunmak, f) Iletisim ortamlari, sebeke, yazilimlara ait güvenlik sistemleri ile ilgili denetleme usul ve kriterlerine belirlemek, gelistirmek, denetleme yapilmasini saglamak, gerektiginde denetlemek ve denetleme raporlarini degerlendirmek, g) TEMPEST standartlarini hazirlamak ve onay islemlerini gerçeklestirmek, h) Ulusal bilgi güvenlik alt yapisina ait sistemlerin nihai sistem güvenlik kriterlerini belirlemek ve onay islemlerini yapmak.


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çesitli Hükümler
Gizlilik dereceleri

Madde 17- Bilgi güvenliginin saglanmasindan kullanilacak gizlilik dereceleri ile hangi makam tarafindan ne sekilde verilecegi hususlari Kurum tarafindan çikartilacak yönetmelikte düzenlenir.
Kamu ve özel kurum ve kuruluslarinin yükümlülügü
Madde 18- Tüm kamu ve özel kurum ve kuruluslari, ulusal güvenligi ilgilendiren bilginin korunmasi için kendi idari yapilari içerisinde gereken organizasyonu kurmak veya degisiklikleri yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda sorumludurlar.
Ulusal bilgi güvenligi, tüm kamu ve özel kurum ve kuruluslarda bir bütün olarak degerlendirilir ve gerekli koordinasyon Kurum tarafindan saglanir. Bu amaca yönelik tüm kaynaklar yerinde, zamaninda ve en etkin bir sekilde kullanilir. Kamu ve özel kurum ve kuruluslari, Kurum tarafindan bu Kanunun uygulanmasina iliskin olarak yayimlanan esas ve usullere uymak zorundadir.
Kurum, gerekli gördügü ulusal bilgi güvenliginin saglamaya iliskin bilgileri, bu Kanun kapsamina giren kamu ve özel kurum ve kuruluslardan dogrudan istemeye yetkilidir. Bu konuda istenen gizlilik dereceli her türlü bilgi, makam onayi ile en kisa zamanda verilir.
Özel kanunlardaki hükümler saklidir.
Kisi ve kurumlarin hizmetlerinden yararlanma
Madde-19 Genel ve katma bütçeli idareler, kamu iktisadi tesebbüsleri ile bunlara bagli kuruluslar ve müesseselerde çalisanlar, Kurumda sözlesmeli olarak istihdam edilebilirler. Bu personel kurumundan ayliksiz izinli sayilir. Izinli olduklari sürece memuriyetleri ile ilgili özlük haklari devam ettigi gibi bu süreler terfi ve emekliliklerinde hesaba katilir. Kurumda çalistiklari sürece bunlarin sicilleri Kurum tarafindan verilir ve bu sicillere göre kendi kurum ve kuruluslarinca terfileri yapilir. Bu personelin, çalisma usul, esas, ücret ve sayilarina iliskin hususlar, Bakanlar Kurulu Karariyla tespit edilir. Ancak bu personelin ayliklari, hiçi bir halde kendi kurum ve kuruluslarinda aldiklari ayliklardan az olamaz.
Birinci fikrada belirtilen kurum ve kuruluslarda görevli personel, gerektigi hallerde aylik, ek gösterge, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diger mali ve sosyal hak ve yardimlari kendi kurumlarinca ödenmek tabi olduklari kanun hükümleri çerçevesinde geçici olarak Kurumda görevlendirilebilirler.
Kadrolar ve personel

Madde 20- Kadrolarin tespit, ihdas, kullanim ve iptali ile kadrolara ait diger hususlar, 190 sayili Genel Kadro ve Usulü Hakkinda Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre düzenlenir.
Kurumda baskan, baskan yardimcilari, hukuk müsavirleri, daire baskanlari, sube müdürleri, mühendisler ve yüksek ögrenim görmüs olanlar, kadro karsilik gösterilmek kaydiyla 657 sayili Devlet Memurlari Kanunu ve diger kanunlarin sözlesmeli personel hakkindaki hükümlerine bagli olmaksizin sözlesmeli olarak çalistirilabilir. Kurumda baskan, baskan yardimcilari ve daire baskanlari olarak atanacak personelde bu sahada en az lisans düzeyinde egitim yapmalari ve kamu kurum ve kuruluslarinda Kurumun ilgi alanini olusturan görevlerde en az 10 yil görev yapmis olmalari sarti aranir.
Bu sekilde çalistirilacak sözlesmeli personelin sayisi, sözlesme usul ve esaslari Basbakanlikça tespit edilir. Sözlesme ile çalistirilacak personel, istekleri üzerine Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandigi ile ilgilendirilir.
Atama

Madde 21- Kurum Baskani, baskan yardimcilari, birinci hukuk müsaviri ve daire baskanlari sözlesmeli olarak çalistirilmadiklari takdirde, haklarinda 657 sayili Devlet Memurlari Kanununun istisnai memuriyete iliskin hükümleri uygulanir. Bunlardan Baskan, Basbakan'in onayi ile; diger personel ise, Baskanin onayi ile atanir.

Sözlesme ile arastirma, etüd, proje ve program yaptirma

Madde 22- Kurumun hizmetlerine iliskin arastirma, etüd, proje ve program isleri, üniversiteler ile gerçek ve tüzel kisilere sözlesme ile yaptirilabilir.
Kurumun gelirleri
Madde 23- Kurumun gelirleri asagida belirtilmistir; a) Genel bütçeden yapilacak hazine yardimi b) Döner sermaye gelirleri
Döner Sermaye Isletmesi
Madde 24- Kurumda, bu Kanunda öngörülen faaliyet temel ve sürekli görevlere bagli olarak ortaya çikan üretim ve hizmet fazlasinin degerlendirilmesi amaciyla döner sermaye isletmesi kurulabilir.
Döner sermaye isletmesinin sermaye limiti 2.5 trilyon Türk Lirasidir. Tahsis edilen sermaye miktari, Maliye Bakanliginin uygun görüsü üzerine Bakanlar Kurulunca on katina kadar artirilabilir. Bu suretle artirilan sermaye, elde edilen gelirle karsilanir.
Döner sermaye, Basbakanlik bütçesine konulan ödenekle, Hazinece verilecek ayni yardimlar, döner sermaye gelirinden elde edilecek karlar, bagis ve yardimlardan olusur.
Ödenmis sermaye tutari, tahsis edilen sermaye tutarina ulastiktan sonra elde edilen karlar, hesap dönemini izleyen yilin Subat ayi sonuna kadar Hazineye gelir kaydedilmek üzere Kurum saymanligina yatirilir.
Döner sermaye faaliyetlerinin gerektirdigi giderler ile Bütçedeki ödenekten karsilanamayan kiralama, satin alma, araç, gereç, arastirma ve benzeri diger ihtiyaçlar döner sermayeden karsilanir.
Döner sermaye isletmesinin faaliyet alanlari, gelir kaynaklari, mali ve idari islemlerine iliskin usul ve esaslar Maliye Bakanligi ile Sayistay'in görüsleri alinarak hazirlanacak yönetmelikle düzenlenir.
Döner sermaye isleri 1050 ve 832 sayili Kanunlarin vizeye iliskin hükümlerine tabi degildir. Ancak gelir ve giderler için bütçe yili sonundan itibaren 3 ay içinde düzenlenecek yillik bilançolar ve ekleri gelir ve gider belgeleri ile birlikte Sayistay Baskanligina, tasdikli birer sureti de Maliye Bakanligina gönderilir.
Ceza Hükmü

Madde 25- Kamu ve özel Kurum kuruluslarin yöneticisi durumunda olan personelden, bu kanunun 18.maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler, bu fiilleri baska bir suça vücut verse bile ayrica bir yildan bes yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilirlar. Failin bu fiilden kendisi veya bir baskasi yararina bir menfaat temin etmesi veya fiilin bir zarara sebebiyet vermesi halinde hapis cezasi iki yildan az olamaz.
Geçici Madde- 1- Üst Kurul ile Kurumun çalisma usul ve esaslari dairelerin alt birimlerinin kurulus ve görevlerine iliskin usul ve esaslar, Döner sermaye isletmesine iliskin usul ve esaslar ile Kanunun uygulanmasinda ihtiyaç duyulacak usul ve esaslar, Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren bir yil içinde Kurum tarafindan hazirlanacak ve Bakanlar Kurulu karariyla yürürlüge konulacak yönetmeliklerde gösterilecektir.
Geçici madde 2- Ekli (1) sayili listede belirtilen kadrolar ihtas edilerek 190 sayili Kanun hükmünde Karanamenin (1) sayili cetveline " Ulusal Bilgi Güvenligi Üstkurulu ileUlusal Bilgi güvenligi Kurumu Baskanligi" bölümü olarak eklenmistir.
Geçici Madde 3- Bu Kanunun kabulu ile asgari ihtiyaçlari karsilayacak çekirdek kadro ile faaliyete geçirilecek kendi ihtiyaçlari dogrultusunda azami üç yil içinde nihai teskilatini kuracaktir.
Yürürlük
Madde 26- Bu Kanun yayimi tarihinde yürürlüge girer.
Yürütme
Madde 27- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


EK-A DEVAMI EK (1) SAYILI CETVEL
ULUSAL BILGI GÜVENLIGI KURUMU BASKANLIGI TESKILATI
i)BASBANLIK
Baskan

ii)DANISMA BIRIMLERI

Uluslararasi Iliskiler ve Hukuk Müsavirligi

iii) ANA HIZMET BIRIMLERI

1.Plan Program ve Koord. D.Bsk.ligi
2.Bilgi Güvenlik D.Bsk.ligi
3.Kriptoloji D.Bsk.ligi
4.Bilgi Destek D.Bsk.ligi
5.Denetleme ve Degerlendirme D.Bsk.ligi

iv) YARDIMCI BIRIMLER


1.UlusalBilgisayarGüvenlik Merkezi Müdürlügü
2.Genel Sekreterlik

GENEL GEREKÇE


Günümüzde bilgi; tarih boyunca oldugundan süratle iletilmekte, buna bagli olarak da üretilen bilginin saklanmasi, kullanilmasi, bir yerden diger bir yere nakledilmesi ve imhasi için klasik usullerin disinda, gelisen teknolojiden sonuna kadar yararlanma geregi ortaya çikmistir. Teknolojiye ve bilgiye olan bu bagimlilik, ülkeleri, bilginin korunmasi için yeni usuller gelistirmeye ve yasal düzenlemeler yapmaya mecbur birakmistir.
Bilgi teknolojisine giderek artan bagimliligin sonucu olarak, merkezi kontrol, devlet yönetimi, ekonomik ve toplumsal hayatin her yönünün ortak bileseni bilgi altyapisinin kötü niyetli kisilere, terörist faaliyetlere ve dogal afetlere karsi korunmasi önem kazanmistir. Kamu ve özel kurum ve kuruluslarin kendi yapilarina uygun farkli bir güvenlik önlemleri almalari ve bu konuda ulusal bir politikanin olmayisi, Ülkemizin ulusal güvenligini hassas hale getirmektedir. Bilgi güvenligi konusundaki ulusal politika ile; motivasyonlari ve görev alanlari farkli olan kamu ve özel sektörün, gerek kendi islerinde, gerekse karsilikli iliskilerinde her türlü tehdit ve hassasiyete karsi bilgi güvenligini tam olarak saglayacak ilke ve önceliklerin tespiti gerekmektedir.
Ulusal bilgi güvenligine yönelik tehdidin ulusal bilgi altyapimizi etkilemek, zarar vermek ve taarruz etmek için birçok farkli seçenegi vardir. Altyapiya karsi saldirilar teknik yeteneklerden, motivasyona kadar birçok degisiklik arz ederek, veri tabanini karistirmasi veya programlarin uygulamalarini bozma yada fiziksel olarak yok edecek biçimde çatisma seviyesine (baris, kriz ve savas) uygun olarak yapilir. Nispi baris periyodu sirasinda dahi tehdidin, degisik seviyelerde devamli olarak mevcut oldugunu unutmamak gerekir. Tehdidin kaynaklari bireylerden (muhbir ve yetkisiz kullanicilar) karmasik ulusal organizasyonlara (yabanci istihbarat servisleri ve askeri istihbarat unsurlari) kadar genis bir yelpaze olarak ortaya çikmaktadir. Bu gruplar arasindaki sinirlar belirsiz oldugundan, genellikle olayin kaynagini tespit etmek oldukça zordur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal ve ekonomik güvenligini etkileyen ulusal bilgi altyapisinin bugünkü haliyle güvenirlik ve hizmete hazir olma kriterleri açisindan ihtiyaçlari tam olarak karsilamadigi degerlendirilmektedir. Altyapinin tehtide ve hassasiyetlere karsi yetersiz olusu, altyapida muhtemel kesintilere ve olabilecek kötü niyetli saldirilara karsi hassasiyeti arttirmaktadir. Bu nedenle, bu tür tehtidleri ortaya çikarmak ve gerekli önlemleri almak üzere merkezi bir yönetim birimine ihtiyaç duyulmaktadir.
Bu çerçevede, Devletin kamu ve özel tüm kurum ve kuruluslarinin endüstriyel, politik, ekonomik ve sosyal alanlarda kaçinilmaz olarak etkilesim içinde oldugu hususu dikkate alinarak, ortak olarak kullandiklari altyapinin, Devletin ulusal ve ekonomik çikarlari için güvence altina alinmasi amaçlanmistir. Öngörülen ana esaslar çerçevesinde sorunun; ulusal güvenlik politikasindan sorumlu üst organin direktiflerine uygun olarak, gecikmeksizin çözümlenmesi için merkezi bir ulusal bilgi güvenligi yönetim yapisinin olusturulmasi ihtiyaci ortaya çikmistir. Bu baglamda, Hükümet seviyesinde ulusal güvenlik ihtiyaçlari dogrultusunda genel prensipleri vazeden bir üst organ; direktifleri ve yasalarda verilen görevleri uygulayacak ve ulusal bilgi güvenlik sistemini isletecek bir yönetim birimi teskili yoluna gidilmektedir. Taslak ile; ulusal güvenligi ilgilendiren bilgilerin korunmasi ve devletin bilgi güvenligi faaliyetlerinin gelistirilmesi, gerekli stratejilerin (politikalarin) üretilmesi ve belirlenmesi, kisa ve uzun dönemli planlarin hazirlanmasi, kriter ve standartlarin saptanmasi, ihracat ve ithalat izinlerinin ve sertifikalarin verilmesi, bilgi sistemlerinin teknolojiye uyumunun saglanmasi, uygulamanin takip ve denetimi, kamu ve özel kurum ve kuruluslari arasinda koordinasyonun saglanmasi amaçlarini gerçeklestirmek üzere olusturulan teskilatin görevlerine iliskin esas ve usuller ile bunlara ilave olarak, bu yasal düzenleme ile kamu ve özel bütün kurum ve kuruluslarda, bilgi güvenligini saglayacak gerekli yapilanmaya geçilmesi hususu düzenlenmektedir.
MADDE GEREKÇELERI

Madde 1- Madde ile, Kanunun düzenlenme amaci belirtilmektedir.
Madde 2 - Madde ile, Kanunun kapsami belirtilmektedir.
Madde 3 - Madde ile,Kanunda yer verilen deyimlerden ulusal bilgi güvenligi,
haberlesme güvenligi, fiziki güvenlik, personel güvenligi, teknik güvenlik,
TEMPEST, güvenlik ihlali, kripto, kriptoloji, kripto sistemleri, algoritma,
ulusal bilgi agi, üst kurul, kurum terimleri açiklanmaktadir.
Madde 4 -Madde ile Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurullu ile Basbakanliga bagli
olarak Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanliginin kurulusu düzenlenmektedir.
Madde 5 - Madde ile, Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulunun asil üyelerinin
kimlerden olustugu, Üst Kurula baskanlik usulü, diger kamu ve özel kurum ve
kuruluslarin temsilcilerinin katilim durumu, oy verme ve karar yeter sayisi,
olagan toplantili tarihleri, gündem, olaganüstü toplantiya çagri usulü, sekreter
ya hizmetleri düzenlenmekte ve üst Kurulun çalisma usul ve esaslarinin daha
sonra çikarilacak Yönetmelikle düzenlenecegi belirtilmektedir.
Madde 6- Madde ile, Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanliginin alt birimlerini
olusturan daire baskanliklari ile uluslar arasi iliskiler ve hukuk müsavirligi,
ulusal bilgisayar güvenlik merkezi ve genel sekreterligin kurulusu düzenlenmekte
ve dairelerin alt birimlerinin kurulus sekillerinin ve görevlerinin çikarilacak
Yönetmelikle düzenlenecegi belirtilmektedir.
Madde 7-Madde ile, Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurulunun görevleri düzenlenmekte
Madde 8- Madde ile, Ulusal Bilgi Güvenligi Üst Kurumu Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 9 - Madde ile ,Uluslararasi Iliskiler ve Hukuk Müsavirliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 10 -Madde ile , Ulusal Bilgisayar Güvenligi Merkezinin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 11 -Madde ile , Genel Sekreterligin görevleri düzenlenmektedir.
Madde 12- Madde ile,Plan Program ve Koordinasyon Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 13-Madde ile , Bilgi Güvenligi Dairesi Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 14- Madde ile , Kriptoloji Dairesi Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 15- Madde ile Bilgi Destek Dairesi Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 16 -Madde ile, Denetleme ve Degerlendirme Dairesi Baskanliginin görevleri
düzenlenmektedir.
Madde 17- Madde ile, bilgi güvenliginde kullanilacak gizlilik dereceleri ile
hangi makam tarafindan ne sekilde verebileceginin Kurum tarafindan çikarilacak
bir Yönetmelikle düzenlenecegi belirtilmektedir.
Madde 18- Madde ile, ulusal bilgi güvenligi, tüm kamu ve özel kurum ve
kuruluslarda bir bütün olarak degerlendirildiginden, her kurum ve kurulusun
kendi bünyesinde gereken organizasyonu olusturmasi ve ulusal bilgi güvenligi
konusunda belirtilen önlemleri alinmasi için yükümlülük düzenlenmektedir.
Belirtilen hükümlülüklerin yerine getirilmesinde özel kanunlara tabi kurum ve
kuruluslara iliskin hükümler sakli tutulmaktadir.
Madde 19-Madde ile, olusturulan teskilatin görevlerinin yerine getirilmesinde,
diger kurum ve kuruluslarinin ihtiyaç duyulan hizmetlerinden ve personelinden
yararlanma esaslari ile söz konusu personelin mali ve sosyal haklari saklidir.
Madde 20- Madde ile, olusturulan teskilatin kadrolari ve bu kadrolarda
görevlendirilecek personelin yasal dayanagi, sözlesmeli olarak çalistirilacak
personel, Emekli Sandigi ile ilgilendirilme ve özel uzmanlik gerektiren islerde
uzman personel çalistirabilmesi hususlari düzenlenmektedir.
Madde 21- Kurum Baskani, daire baskanlari ve birinci bashukuk müsavirleri
hakkinda istisnai memurluk statüsünün uygulanmasi ve personelin atama onay usulü
düzenlenmektedir.
Madde 22- Madde ile, olusturulan teskilatin yaptiracagi arastirma, etüt, program
ve proje islerinin sözlesmeyle yaptirabilmesi hususu ve ihaleyle ilgili esaslar
düzenlenmektedir.
Madde 23- Madde ile, Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanliginin gelirleri
düzenlenmektedir.
Madde 24- Ulusal Bilgi Güvenligi Kurumu Baskanliginin faaliyet alanina giren
konularda gerçek ve tüzel kisilere verilecek hizmetlerin yerine getirilmesine
arastirma-gelistirme faaliyetleri için gerekli olan kaynagin elde edilmesine
yönelik olarak bir döner sermaye isletmesi kurulmasi ve bunun isletilmesi
esaslari düzenlenmektedir.
Madde 25- Ceza hükmü düzenlenmektedir ve kanunda belirtilen yükümlülükleri
yerine getirmeyenler hakkinda caydirici nitelikte hükümler
düzenlenmektedir.
Madde 26- Yürürlük maddesidir.
Madde 27- Yürütme maddesidir.





ELEKTRONİK İMZANIN DÜZENLENMESİ HAKKINDA
KANUN TASARlSI

BİRİNCİ KISIM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar

MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, elektronik imzanın hukuki ve teknik yönleri ile
kullanımı için gerekli altyapının kurulmasına ilişkin esasları
düzenlemektir.

Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun, elektronik imzanın hukuki yapısını, elektronik imzayla
ilgili işlemleri ve sertifika hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerini kapsar
.

Tanımlar
MADDE 3.- Bu Kanunda geçen;
a) Elektronik veri: Elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen,
taşınan veya saklanan bilgileri,
b ) Elektronik imza: Başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik
veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan
elektronik veriyi,
c ) İmza sahibi: Elektronik imza oluşturmak amacıyla, bir imza oluşturma
aracını kullanan gerçek kişiyi,
d) İmza oluşturma verisi: İmza sahibine ait olan, imza sahibi tarafından
elektronik imza oluşturmak için kullanılan ve bir eşi daha olmayan şifreler,
kriptografik gizli anahtarlar gibi verileri,
e ) İmza oluşturma aracı: Elektronik imza oluşturmak üzere, imza oluşturma
verisini kullanan yazılım veya donanım aracını,
f) İmza doğrulama verisi: Elektronik imzayı doğrulamak için kullanılan
şifreler, kriptografik açık anahtarlar gibi verileri,
g) İmza doğrulama aracı: Elektronik imzayı doğrulamak amacıyla imza
doğrulama verisini kullanan yazılım veya donanım aracını,
h) Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği,
gönderildiği, alındığı, kaydedildiği zamanı tespit etmek üzere oluşturulan
elektronik imzayı,
i) Elektronik sertifika: İmza sahibinin imza doğrulama verisini ve kimlik
bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kaydı,
j) Kurum: Telekomünikasyon Kurumunu,
ifade eder .

İKİNCİ KISIM
Güvenli Elektronik İmza ve Sertifika Hizmetleri

BİRİNCİ BÖLÜM
Güvenli Elektronik İmza ve Güvenli Elektronik İmza Araçları

Güvenli elektronik imza
MADDE 4.- a) Münhasıran imza sahibine bağlı olan,
b ) İmza sahibinin nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak kimliğinin
tespitini sağlayan,
c) Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza
oluşturma aracı ile oluşturulan;
d) İmzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp
yapılmadığının tespitini sağlayan,
elektronik imza, güvenli elektronik imzadır .

Güvenli elektronik imzanın hukuki sonucu ve uygulama alanı
MADDE 5.- Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu
doğurur .

Elektronik imzaya ilişkin hükümler , taşınmazlarla ilgili aynı hak
değişikliğine yol açan hukuki işlem ve sözleşmelerde veya kanunların resmi
şekil şartı aradığı hukuki işlem ve özleşmelerde ya da özel bir merasime
tabi tuttuğu hukuki işlem ve sözleşmelerde uygulanmaz.

Güvenli elektronik imza oluşturma araçları
MADDE 6.- a) Ürettiği elektronik imza oluşturma verilerinin kendi aralarında
bir eşi daha bulunmamasını,
b ) Ürettiği elektronik imza oluşturma verilerinin araç dışına hiç bir
biçimde çıkarılamamasını ve gizliliğini,
c)Ürettiği elektronik imza oluşturma verilerinin, üçüncü kişilerce elde
edilememesini, kullanılamamasını ve elektronik imzanın sahteciliğe karşı
korunmasını,
d) İmzalanacak verinin imza sahibi dışında değiştirilememesini ve bu verinin
imza sahibi tarafından imzanın oluşturulmasından önce görülebilmesini,
sağlayan imza oluşturma araçları güvenli elektronik imza oluşturma
araçlarıdır . Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle
düzenlenir .

Güvenli elektronik imza doğrulama araçları
MADDE 7 .-a) İmzanın doğrulanması için kullanılan verileri, değiştirmeksizin
doğrulama yapan kişiye gösteren,
b ) İmza doğrulama işlemini güvenilir ve kesin bir biçimde çalıştıran ve
doğrulama sonuçlarını değiştirmeksizin doğrulama yapan kişiye gösteren,
c ) İmzalanmış verinin güvenilir bir biçimde oluşturulmasını gerektiğinde
sağlayan,
d) İmzanın doğrulanması için kullanılan elektronik sertifikanın doğruluğunu
ve geçerliliğini güvenilir bir biçimde tespit ederek sonuçlarını
değiştirmeksizin doğrulama yapan kişiye gösteren,
e ) İmza sahibinin kimliğini değiştirmeksizin doğrulama yapan kişiye
gösteren,
f) İmzanın doğrulanması ile ilgili şartlara etki edecek değişikliklerin
tespit edilebilmesini sağlayan,
imza doğrulama araçları, güvenli elektronik imza doğrulama araçlarıdır .

Araç üreticisi tarafından, bir elektronik imza doğrulama aracının yukarıdaki
bentlerde belirtilen özellikleri taşıdığı garanti edilir.

İKİNCİBÖLÜM
Elektronik 8ertifika Hizmeti Sağlayıcısı, Nitelikli Elektronik Sertifika ve
Yabancı Elektronik Sertifikalar

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı
MADDE 8. -Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, elektronik sertifika,
zaman damgası ve elektronik imzalarlarla ilgili hizmetleri sağlayan gerçek
veya tüzel kişilerdir .Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, Kuruma
yapacağı bir bildirimle faaliyete geçer .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı yapacağı bildirimde;
a) Hizmetin gerektirdiği nitelikte personel istihdam etmek,
b ) Güvenli ürün ve sistemleri kullanmak,
c) Hizmeti güvenilir bir biçimde yürütmek,
d) Sertifikaların taklit ve tahrif edilmesini önlemekle ilgili her türlü
tedbiri
almak,
ile ilgili şartları sağladığını ayrıntılı bir biçimde gösterir .
Kurum, yukarıdaki şartlardan birinin eksikliği halinde, elektronik sertifika
hizmet sağlayıcısının faaliyetine son verir .Kurumun bu kararına karşı 19
uncu maddenin ikinci fıkra hükümleri gereğince itiraz edilebilir
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir .

Nitelikli elektronik sertifika
MADDE 9.- Nitelikli elektronik sertifikada;
a) Sertifikanın ''nitelikli sertifika'' olduğuna dair bir ibarenin,
b ) Sertifika hizmet sağlayıcısının kimlik bilgileri ve kurulduğu ülke
adının,
c ) İmza sahibinin teşhis edilebileceği kimlik bilgilerinin,
d) Elektronik imza oluşturma verisine karşılık gelen imza doğrulama
verisinin,
e ) Sertifikanın geçerlilik süresinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin,
f) Sertifikanın seri numarasının,
g) Sertifika sahibi diğer bir kişi adına hareket ediyorsa bu yetkisinin,
h) Sertifika sahibi talep ederse mesleki veya diğer kişisel bilgilerinin,
i) Varsa sertifikanın kullanım ve değer kapsamına ilişkin sınırlamaların,
j) Sertifika hizmet sağlayıcısının sertifikada yer alan bilgilerini
doğrulayan güvenli elektronik imzasının
bulunması zorunludur.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının yükümlülükleri
MADDE 10.- Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı;
a) Nitelikli sertifika verdiği kişilerin kimliğini resmi belgelere göre
güvenilir bir biçimde tespit etmekle,
b ) Sertifika sahibinin diğer bir kişi adına hareket edebilme yetkisi,
mesleki veya diğer kişisel bilgilerinin sertifikada bulunması durumunda, bu
bilgileri de resmi belgelere dayandırarak güvenilir bir biçimde
belirlemekle,
c ) İmza oluşturma verisinin sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından veya
sertifika talep eden kişi tarafından sertifika hizmet sağlayıcısına ait
yerlerde üretilmesi durumunda bu işlemin gizliliğini sağlamak veya sertifika
hizmet sağlayıcısının sağladığı araçlarla üretilmesi durumunda, bu işleyişin
güvenliğini sağlamakla,
d) Sertifikanın kullanımına ilişkin özelliklerin ve uyuşmazlıkların çözüm
yolları ile ilgili şartların ve Kanunda öngörülen sınırlamalar saklı kalmak
üzere güvenli elektronik imzanın el yazısı imza ile eşdeğer olduğu hakkında
sertifika talep eden kişiyi sertifikanın tesliminden önce yazılı olarak
bilgilendirmekle,
e) Sertifikada bulunan imza doğrulama verisine karşılık gelen imza oluşturma
verisini başkasına kullandırmaması konusunda, sertifika sahibini yazılı
olarak uyarmak ve bilgilendirmekle,
f)Yaptığı hizmetlere ilişkin tüm kayıtları yönetmelikle belirtilen süreyle
saklamakla,
g) Faaliyetine son vereceği tarihten en az üç ay önce durumu Kuruma ve
elektronik sertifika sahibine bildirmekle,
yükümlüdür .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı üretilen imza oluşturma verisinin
bir kopyasını alamaz veya bu veriyi saklayamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.

Nitelikli elektronik sertifikaların iptal edilmesi
MADDE 11.- Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı;
a) Sertifika sahibinin talebi,
b ) Sağladığı nitelikli sertifikaya ilişkin veri tabanında bulunan
bilgilerin sahteliğinin veya yanlışlığının ortaya çıkması veya bilgilerin
değişmesi,
c ) Sertifika sahibinin fiil ehliyetinin sınırlandığının veya gaipliğinin ya
da ölümünün öğrenilmesi, durumunda vermiş olduğu nitelikli sertifikaları
derhal iptal eder .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, sertifikaların iptal edildiği
tarihin ya da saatin tam olarak tespit edilmesine imkan veren ve üçüncü
kişilerin hızlı ve güvenli bir biçimde ulaşabildiği bir kayıt oluşturur.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, faaliyetine son vermesi ve o zamana
kadar vermiş olduğu elektronik sertifikaların başka bir elektronik sertifika
hizmet sağlayıcısı tarafından kullanımının sağlanamaması durumunda vermiş
olduğu elektronik sertifikaları derhal iptal eder.

Kişisel verilerin korunması
MADDE 12.- Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı;
Sertifika talep eden kişiden, elektronik sertifika vermek için gerekli
bilgiler hariç bilgi talep edemez ve bu bilgileri kişinin rızası dışında
elde edemez.

Sertifika sahibinin izni olmaksızın sertifikayı üçüncü kişilerin
ulaşabileceği ortamlarda bulunduramaz.

Sertifika talep eden kişinin rızası olmaksızın üçüncü kişilerin kişisel
verileri elde etmesini engeller. Bu bilgileri sertifika sahibinin onayı
olmaksızın üçüncü kişilere iletemez ve başka amaçlarla kullanamaz. Ancak,
Cumhuriyet başsavcılıkları ile mahkemelerden gelen talepler bu sınırlamanın
dışındadır .

Kişisel verilerin korunmasına ilişkin diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.

Sorumluluk
MADDE 13.- Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının, elektronik sertifika
sahibine karşı sorumluluğu genel hükümlere tabidir .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, bu Kanun veya bu Kanuna dayanılarak
çıkarılan yönetmelik hükümlerinin ihlali suretiyle üçüncü kişilere verdiği
zararları tazminle yükümlüdür .Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı
kusursuzluğunu ispat ettiği takdirde tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, söz konusu yükümlülük ihlalinin
istihdam ettiği kişiler ile yardımcısı kişilerin davranışına dayanması
halinde de sorumludur .Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, istihdam
edilenler ile yardımcı kişilerin davranışlarından dolayı sorumluluğundan,
Borçlar Kanununun 55. maddesinde öngörülen türden bir kurtuluş kanıtı
getirerek kurtulamaz.

Nitelikli elektronik sertifikanın içerdiği kullanım ve değer kapsamına
ilişkin sınırlamalar hariç olmak üzere, elektronik sertifika hizmet
sağlayıcısının üçüncü kişilere ve nitelikli elektronik imza sahibine karşı
sorumluğunu ortadan kaldıran veya sınırlandıran her türlü şart geçersizdir

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı, bu Kanundan doğan yükümlülüklerini
yerine getirmemesi sonucu doğan zararların karşılanması amacıyla sertifika
malı sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır .Sigortaya ilişkin usul ve
esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte gösterilir .

Yabancı sertifikalar
MADDE 14.- Yabancı bir ülkede kurulu bir elektronik sertifika hizmet
sağlayıcısı tarafından verilen nitelikli elektronik sertifikaların hukuki
sonuç doğurabilmeleri, milletlerarası andlaşmalarla belirlenir. Ancak
yabancı bir ülkede kurulu bir elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı
tarafından verilen elektronik sertifikaların, ülke içinde kurulu bir
elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından garanti edilmesi
durumunda, bu elektronik sertifikalar da geçerli hukuki sonuç doğurur. Bu
şekilde garanti altına alınan elektronik sertifikalardan doğacak sorumluluk,
garanti eden elektronik sertifika hizmet sağlayıcısına aittir.



ÜÇÜNCÜ KISIM
Denetim ve Ceza Hükümleri

Denetim
MADDE 15.- Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının bu Kanunun
uygulanmasına ilişkin faaliyet ve işlemlerinin denetimi, Kurumca yerine
getirilir .

Kurum, gerekli gördüğü zamanlarda elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarını denetleyebilir. Denetleme sırasında, denetleme yapmaya
yetkili görevliler tarafından her türlü defter, belge ve kayıtların
verilmesi, yönetim yerleri, binalar ve eklentilerine girme, yazılı ve sözlü
bilgi alma, örnek alma ve işlem ve hesapları denetleme isteminin elektronik
sertifika hizmet sağlayıcıları ve ilgililer tarafından yerine getirilmesi
zorunludur.

İmza yaratım verilerinin izinsiz kullanımı
MADDE 16.- Elektronik imza oluşturma amacı ile ilgili kişinin rızası
dışında; imza oluşturma verisi veya imza oluşturma aracını elde eden, veren,
kopyalayan ve bu araçları yeniden yaratanlar yüzmilyon liradan birmilyar
liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar .

İzinsiz elde edilen imza oluşturma araçları kullanılarak izinsiz elektronik
imza oluşturanlar bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ve
beşyüzmilyon liradan ikimilyar liraya kadar ağır para cezası ile
cezalandırılırlar.

Yukarıdaki fıkralarda işlenen suçlar kendisine görevleri gereği imza
oluşturma veri ve araçları tevdi edilenler tarafından işlenirse bu cezalar
iki kat olarak verilir . Yukarıdaki fıkralardaki suçlar nedeniyle oluşan
zarar ayrıca tazmin ettirilir.

Kişisel verilerinin izinsiz kullanımı ve elde edilmesi
MADDE 17.- Bu Kanunun 12. maddesinin,
a) Birinci fıkrası hükmünü ihlal edenler hakkında üç aydan altı aya kadar
hapis ve beşmilyar lira para cezası ,
b ) İkinci fıkrası hükmünü ihlal edenler hakkında dört aydan sekiz aya kadar
hapis ve altımilyar lira para cezası ,
c) Üçüncü fıkrası hükmünü ihlal edenler hakkında altı aydan bir yıla kadar
hapis ve onmilyar lira para cezası ,
verilir .

Suçun kovuşturulması şikayete tabidir .

İdari para cezaları
MADDE 18.- Bu Kanunun;
a) 10 uncu maddedeki yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmeyen
elektronik sertifika hizmet sağlayıcısına onmilyar lira,
b ) 15 inci madde hükmüne aykırı hareket edenler hakkında yirmimilyar lira,
idari para cezası Kurum başkanı tarafından verilir. Verilen para cezalarına
dair kararlar ilgililere 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu
hükümlerine göre tebliğ edilir .Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren
en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz,
verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar
kesindir. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları, 21.7.1953 tarihli ve
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
tahsil olunur.

İdari nitelikteki suçların tekrarı ve kapatma
MADDE 19.- 18 inci maddedeki fiilleri işleyenlerin bu fiilleri işledikleri
tarihten itibaren geriye doğru üç yıl içinde ikinci kez işlemeleri halinde
para cezaları iki kat olarak verilir , üçüncü kez işlemeleri halinde ise
Kurum tarafından elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları hakkında kapatma
cezası verilir .

Kapatma cezası verilmesine ilişkin karar 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre
ilgililere tebliğ edilir. Bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç
yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, yetkili
makam tarafından verilen kapatma kararının yerine getirilmesini durdurmaz.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler

MADDE 20.- A) 22.4.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
''Güvenli elektronik imza kağıt üzerindeki imza ile aynı ispat gücünü
haizdir.''
B) 19.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa 295
inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki 295/ A maddesi eklenmiştir.
''Madde 295/A- Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan
elektronik veriler senet hükmündedir. Bu veriler aksi ispat edilinceye kadar
kesin delil sayılırlar.
Dava sırasında bir taraf kendisine karşı ileri sürülen ve güvenli elektronik
imza ile oluşturulmuş veriyi inkar ederse, bu Kanunun 308 inci maddesi kıyas
yoluyla uygulanır.''
C) 5.4.1983 tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununun 7 nci maddesinin birinci
fıkrasına aşağıdaki (m) bendi eklenmiş mevcut (m) bendi (n) bendi olarak
teselsül ettirilmiştir.
''m) Elektronik İmzanın Düzenlenmesi Hakkındaki Kanunla verilen görevleri
yerine getirmek,''

Yönetmelik
MADDE 21.- Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yürürlük tarihinden
itibaren bir yıl içinde Kurum tarafından çıkarılır.

Yürürlük
MADDE 22.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 23.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


GENEL GEREKÇE

Günümüzde geleneksel ve alışılmış iletişim yöntemlerinden elektronik
iletişim yöntemine doğru hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmaktadır .Bilgi
ve iletişim teknolojilerinin bu değişimi ve hızlı gelişimi, ekonomik
faaliyet alanlarında ve sosyal yaşamda yeni olanaklar yaratmaktadır .

Bilgisayar ve Internet'in sosyal ve ekonomik yaşama girmesi, bu alandaki
gelişim ve değişimi hızlandırmıştır .Özellikle elektronik imzanın çeşitli
alanlarda kullanılır olması sonucu bazı düzenlemelerin yapılması ihtiyacı
ortaya çıkmıştır. İnternet kullanımının bir parçasını oluşturan elektronik
imzanın kullanımının sağlanması için uluslararası düzeyde bu konuda
çalışmalar başlatılmış ve sürdürülmektedir. 13 Aralık 1999 tarihli Avrupa
Konseyi Elektronik İmza Direktifi ile Birleşmiş Milletlerin 14 Haziran 1996
tarihli Elektronik Ticarete İlişkin Model Kanunu bu kapsamda sayılabilir.
Diğer yandan çeşitli ülkelerin mevzuatında elektronik imzaya ilişkin yasal
düzenleme yapıldığı bir kısmında ise çalışmaların devam ettiği
görülmektedir. Örneğin, Fransa'da 13 Mart 2000 tarihli ve 2000-230 sayılı
Kanunla elektronik imza Medeni Kanunun 1316-4 üncü maddesinde yer almış
olup, bu maddenin uygulanması amacıyla 30 Mart 2001 tarihli ve 2001-272
sayılı Kararname ile elektronik imza hakkında bir düzenleme yapılarak
yürürlüğe konulmuştur. Avusturya ' da ise 1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe
giren Elektronik İmza Kanunu ile bu konuda düzenlenme yapılmıştır .Bundan
başka Amerika Birleşik Devletlerinde federal bir kanun olarak ''Küresel ve
Ulusal Ticarette Elektronik İmzalar Kanunu'' yürürlüğe girmiştir. Öte
yandan, birçok Avrupa ülkesinde konuya ilişkin mevzuat hazırlanmış ya da
hazırlanan tasarılar ilgili ülkelerin hukuki yapılarına göre yürütme veya
yasama organları gündeminde bulunmaktadır .

Elektronik ticaretin gelişmesi ve elektronik imzanın kullanıcılar tarafından
benimsenmesi için açık ağ sistemine güven duyulmasının sağlanması gerekir.
Bu güvenin sağlanabilmesi, taraflar arasında karşılıklı olarak iletilen
bilgilerin gizliliğinin ve bütünlüğünün korunması, tarafların kimliklerinin
doğruluğunun güvence altına alınmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin
yapılması ile mümkün olabilecektir. Hukuki ve ticari işlemlerde zaman, yer
ve iş gücü tasarrufu sağlaması bakımından, kullanıcıların gelecekte
elektronik imzayı tercih edecekleri daha şimdiden görülmektedir .

Tasarı hazırlanırken elektronik ticaretin bütünü ile düzenlenmesi hedef
alınmamış; elektronik ticaretin alt yapısının aslı unsuru olan elektronik
İmza düzenlenmiştir .Böylece, Tasarının kanunlaşması ile elektronik ticarete
ilişkin diğer kanuni düzenlemelerin önü açılacaktır .Tasarıda hem Kanunun
adı olarak, hem de temel kavram olarak elektronik imza kavramı
benimsenmiştir .Böylece, bir yandan kapsayıcı bir üst kavram kullanılarak
sayısal imza veya biometrik tanımlama yöntemlerinin kullanımına olanak
sağlanmış, öte yandan Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa gibi ülkelerin
kanunlarında ve Avrupa Birliği düzenlemelerinde kullanılan başlık ve temel
kavramlarla uyum sağlanmıştır.

Açıklanan bu nedenlerle, elektronik imzanın hukuki ve teknik yapısını,
elektronik imzayla ilgili işlemler ile elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının faaliyetlerini düzenlemek amacıyla bu Tasarı
hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1. - Kanunun amacı gösterilmiştir.
MADDE 2. - Kanun kapsamı düzenlenmiştir.
MADDE 3. - Maddede, kanunda kullanılan terimlerin tanımlarına yer
verilmiştir.

Elektronik imza, imza sahibi, imza oluşturma verisi, imza oluşturma aracı,
İmza doğrulama verisi, imza doğrulama aracı, zaman damgası ve elektronik
sertifika terimlerinin tanımlanmasında Avrupa Birliğinin 13 .12.1999 tarihli
ve 1999/93/CE sayılı Direktifi ile Avrupa Birliği üyesi ülkelerden Almanya,
Belçika, Avusturya ve Fransa'nın elektronik imzaya ilişkin mevzuat
düzenlemeleri dikkate alınmıştır.

MADDE 4.- Maddede, güvenli elektronik imzanın özellikleri sayılmıştır.
Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 13.12.1999 tarihli ve 1999/93/CE sayılı
Direktifinin tanımlar kenar başlıklı 2 nci maddesinde gelişmiş elektronik
imzanın özellikleri sayılmış, ''Elektronik imzanın hukuki etkileri'' kenar
başlıklı 5 nci maddesinde ise Direktifte düzenlenen gelişmiş elektronik imza
ile birlikte bu imzanın nitelikli sertifikaya dayanması ve güvenli
elektronik imza oluşturma aracıyla oluşturulması halinde kağıt üzerine elle
atılan imza ile aynı hukuki değere sahip olduğu hükmü dikkate alınarak
gelişmiş elektronik imzanın nitelikleriyle, nitelikli sertifikaya dayanma ve
güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile oluşturma birleştirilerek
hukuken geçerli sonuç doğuracak güvenli elektronik imza maddede
düzenlenmiştir.

MADDE 5.- Maddede, güvenli elektronik imzanın elle atılan imza ile aynı
hukuki sonucu doğurması düzenlenmiş, elektronik imzaya ilişkin hükümlerin
ise taşınmazlarla ilgili ayni hak değişikliğine yol açan hukuki işlem ve
sözleşmelerde veya kanunların resmi şekil şartı aradığı ya da özel bir
merasime tabi tuttuğu hukuki işlem ve sözleşmelerde uygulanmayacağı hükme
bağlanarak elektronik imzanın uygulama alanının hukuki çerçevesi
oluşturulmuştur .

MADDE 6.- Maddede, güvenli elektronik imza oluşturma araçlarının özellikleri
sayılarak, kendi aralarında bir eşi daha bulunmaması, araç dışına hiçbir
şekilde çıkarılamaması ve gizliliği, üçüncü kişilerce elde edilememesi,
kullanılamaması ve elektronik imzanın sonuna kadar korunmasını, imzalanacak
verinin imza sahibi dışında değiştirilememesi ve bu verinin imza sahibi
tarafından imza oluşturulmasından önce görülebilmesini sağlayacağı
belirtilmiştir .

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle
düzenleneceği hükmü getirilmiştir.

MADDE 7.- Maddede, güvenli elektronik imza doğrulama araçlarının özellikleri
sayılmış ve elektronik İmza doğrulama araç üreticisi tarafından elektronik
imza doğrulama aracının maddede sayılan özellikleri taşıdığının garanti
edilmesi hükmü düzenlenmiştir.

MADDE 8.- Maddede, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının sertifika,
zaman damgası ve elektronik imza ile ilgili hizmetleri sağlayan gerçek veya
tüzel kişiler olması öngörülerek sertifika çıkartan, zaman damgası hizmeti
sağlayan veya elektronik imza ile ilgili hizmetleri yerine getiren tüm
gerçek veya tüzel kişilerin hukuki sorumluluk ve nitelikleri düzenlenmiştir.
Sertifika hizmet sağlayıcısı dışında kalan ve maddede belirtilen hizmetleri
veren gerçek veya tüzel kişilerin de sertifika hizmet sağlayıcıları gibi
sorumlu olmaları öngörülmüştür .

Avrupa Birliği Direktifinde öngörüldüğü üzere elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının faaliyete geçmeleri konusunda Tasarıda herhangi bir
sınırlama öngörülmemiştir .Ancak elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının faaliyete geçmelerinden itibaren belirli bir süre
denetimsiz kalmaları tehlikesini önlemek ve sertifika hizmet
sağlayıcılarının kamusal denetiminin sağlanabilmesi için bildirim
zorunluluğu getirilmiştir .Bu bildirimle sertifika hizmet sağlayıcılarının
elektronik imza ile ilgili aranılan şartları yerine getirip getirmediğinin
tespit edilmesi ve aranan şartlardan herhangi birinin eksikliği halinde
Kurum tarafından elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının faaliyetine son
verilmesi öngörülmüştür .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının hizmetin gerektirdiği nitelikte
personel istihdam etmesi, güvenli ürün ve sistemleri kullanması, hizmeti
güvenli bir biçimde yürütmesi ve sertifikaların taklit ve değiştirilmesini
önlemekle ilgili her türlü tedbir alma zorunluluğu getirilmiş, 15, 18 ve 19
uncu maddelerde ise düzenleyici Kuruma elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının bu yükümlülükleri yerine getirip getirmediği konusunu
denetlemeleri ve gerekirse idari ve cezai yaptırımlar uygulaması
düzenlenmiştir .

MADDE 9.- Maddede, Avrupa Birliği Direktifi dikkate alınarak nitelikli
elektronik sertifika düzenlenmiştir .Yapılan düzenlemeyle elektronik
sertifikanın nitelikli elektronik sertifika olması için ''nitelikli
elektronik sertifika'' olduğuna dair bir ibarenin bulunması, elektronik
sertifika hizmet sağlayıcısının kimliği ve kurulduğu ülke, imza sahibinin
diğer kişiler tarafından tanınabilmesini sağlayacak kimlik bilgileri,
elektronik imza verisine karşılık olacak ve elektronik imzanın imza sahibine
ait olduğu, elektronik olarak imzalanan metnin içeriğinin doğru olduğunu ve
imzalanmış veride sonradan bir değişiklik yapılıp yapılmadığını gösterecek
imza doğrulama verisi, elektronik sertifikanın üçüncü kişileri koruma
maksadıyla geçerlilik
süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri, elektronik sertifikanın elektronik
sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından verilecek seri numarası ve
elektronik sertifikada yer alan bilgilerin doğruluğunu teyit etmek üzere
elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının nitelikli elektronik imzasının da
bulunmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir .

Maddenin (g), (h) ve (i) bentlerinde, sertifika sahibinin üçüncü kişiler
adına hareket etmesi halinde bu yetkisi ile mesleki veya kişisel bilgileri
ve varsa sertifikanın kullanım ve değer kapsamına ilişkin sınırlamaların
elektronik sertifikada bulunacağı belirtilmiştir. Böylelikle elektronik
sertifika sahibi ile hukuki işlem yapan üçüncü kişilerin sertifikanın
kapsamı ve kullanım alanı ile üçüncü kişi adına hareket etmesi halinde bu
kapsam ve sınırlamalara güvenin sağlanması amaçlanmıştır.

MADDE 10.- Maddede, nitelikli elektronik sertifikaların sertifika hizmet
sağlayıcıları tarafından elektronik sertifika sahiplerine verilmesi ile
ilgili düzenlemeler yapılmıştır .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik sertifika verdiği
kişilerin kimliklerini ve elektronik sertifika sahibinin üçüncü kişiler
adına hareket edebilme yetkisi, mesleki veya diğer kişisel bilgilerin
elektronik sertifikada bulunması durumunda bunların resmi belgelere
dayandırılması düzenlenmiş, böylelikle elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının verdikleri elektronik sertifikalarla hukuki işlem yapacak
kişilerin elektronik sertifikalarının üçüncü kişiler tarafından güvenilir
olması amaçlanmıştır .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları imza oluşturma verilerini üretmesi
veya
elektronik sertifika hizmet sağlayıcısına ait binalarda veya onun sağladığı
araçlarla üretilmesi durumunda sertifika hizmet sağlayıcısının bu işlemin
gizliliğinin sağlaması ve bu şekilde üretilen imza oluşturma verisinin bir
kopyasını almaması veya bu veriyi saklamaması düzenlenmiş böylelikle
elektronik imzanın güvenilirliği ve taklit edilememesi teminat altına
alınmıştır.

Maddede ayrıca elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik
sertifika sahibinin izni olmaksızın elektronik sertifikayı üçüncü kişilerin
ulaşamayacağı ortamlarda bulundurması ve elektronik sertifika sahibi veya
elektronik sertifikayı talep eden kişinin kişisel verilerine yetkili
personel dışında ulaşılmasının veya bu verilerde değişiklik yapılmasını
önleyecek tedbirlerin alınması konuları da düzenlenmiştir. Ayrıca elektronik
sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik sertifika sahiplerinin kişisel
nitelikli verilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesinin ve
bunların kötü amaçlarla kullanılması ya da değiştirilmesi tehlikesine karşı
gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır .

Maddenin ( d) ve ( e ) bentlerinde ise, elektronik sertifika hizmet
sağlayıcılarının elektronik sertifika alan kişileri elektronik imzanın
hukuki değeri ve bağlayıcılığı konusunda yazılı olarak bilgilendirmesi ve
elektronik sertifikanın sağlıklı olarak kullanılabilmesi ve çeşitli
suiistima1lere sebep olunmaması amacıyla elektronik sertifikada bulunan imza
doğrulama verisine karşılık gelen imza oluşturma verisinin başkasına
kullandırmaması konusunda elektronik sertifika sahibini yazılı olarak
uyarması ve bilgilendirmesi düzenlenmiştir .Maddede ayrıca elektronik
sertifika hizmet sağlayıcısı ile elektronik sertifika sahibi arasında
çıkabilecek uyuşmazlıklarda alternatif uyuşmazlık çözüm yo1larına
başvurabileceklerine ilişkin düzenlemelere de olanak sağlanmıştır .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının faaliyetine son vermesi
halinde, bu durumun en az üç ay önce elektronik sertifika sahibine ve Kuruma
bildirmesi zorunluluğu getirilerek sertifika sahiplerinin zarara uğraması
enge1lenmiştir .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının verdiği hizmetler gereği
tutacağı kayıtlan saklaması hukuki ihtilafların çözümünde önem arz
etmektedir. Bu sebeple sertifika hizmet sağlayıcılarının verdikleri
hizmetlere ilişkin kayıtları saklaması düzenlenmiştir .

Maddenin son fıkrasıyla maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların
yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

MADDE 11. - Maddede, nitelikli elektronik sertifikanın iptal edilmesi
düzenlenmiştir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik sertifika sahibinin
talebi üzerine nitelikli elektronik sertifikayı derhal iptal etmesi
düzenlenmiş, böylelikle elektronik sertifikanın süresi geçtikten sonra
kullanılması önlenmiştir.
Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının sağladıkları nitelikli
elektronik sertifikaya ilişkin bilgi tabanlarında bulunan verilerin sahte
veya yanlış bilgiler içermesi halinde elektronik sertifikanın derhal iptal
edilmesi düzenlenmiştir . Böylelikle elektronik sertifikanın kapsamında
bulunan bilgilerin sahte, yanlış, gerçek dışı olması durumunda üçüncü
kişilerin korunması ve elektronik sertifikayla yapılan hukuki işlemlerin
sağlıklı olması maksadıyla elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarına
kendilerine böyle bir bilgi veya belge ulaşması halinde elektronik
sertifikayı derhal iptal etme yetkisi ve yükümlülüğü yüklenilmiştir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik sertifika sahibinin
fiil ehliyetinin sınırlanması, gaipliği veya ölmesi halinde elektronik
sertifikayı iptal etmesi yetki ve yükümlülüğü düzenlenmiş böylelikle
yapılacak hukuki işlemin geçerli olması sağlanmıştır.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının faaliyetine son vermesi
halinde, o zamana kadar sağlanmış elektronik sertifikaların kullanımının
devamının başka bir elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından
sağlanmaması durumunda, elektronik sertifikaların iptal edilmesi düzenlenmiş
böylelikle elektronik sertifika için gerekli teknik düzenlemelerin
sağlanamaması dolayısıyla işlevsel olmayacak bir elektronik sertifikanın
kullanımının devamı engellenmiştir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik sertifikaların iptal
edildiği tarih ve saati tam olarak tespit etmesi ve üçüncü kişilerin hızlı
ve güvenli bir biçimde ulaşabileceği bir kayıt oluşturması düzenlenmiştir
.Bu şekilde elektronik sertifika sahibiyle hukuki işlem yapacak üçüncü
kişilerin kendilerine gönderilen ve elektronik olarak imzalanmış belgenin
hukuken geçerli olup olmadığım her zaman kolaylıkla teyit edebilmeleri
sağlanmıştır.

MADDE 12.- Maddede, elektronik sertifika hizmetleri bakımından kişisel
verilerin korunması düzenlenmiştir .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları, elektronik sertifika talep eden
kişilerden sadece elektronik sertifika vermek için gerekli bilgileri
alabilecek ve kişinin rızası dışında bu bilgileri elde edemeyecektir.
Böylelikle elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları elektronik sertifikanın
kapsamında bulunan elektronik sertifika sahibinin kimliği, üçüncü kişiler
adına hareket edebilme yetkisi, mesleki veya diğer kişisel bilgileri ancak
elektronik sertifika talep eden kişinin isteği üzerine sadece kendisinden
alabilecektir. Elektronik sertifika sahibinin isteği dışında bu tip bilgi ve
belgeleri edinemeyecektir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının kişinin rızası olmadan üçüncü
kişilerin elektronik sertifika sahibi hakkındaki kişisel verileri elde
etmesini engellemesi ve bu bilgilerin elektronik sertifika sahibinin onayı
olmaksızın üçüncü kişilere iletememesi ve başka amaçlarla kullanamaması
hükme bağlanmıştır. Bu tür bilgiler sadece elektronik sertifika sahibinin
isteği üzerine elektronik sertifika kapsamında bulunması istenildiği
takdirde üçüncü kişiler tarafından ulaşılabilecektir.

Ancak, Cumhuriyet başsavcılıkları ile mahkemelerden gelen talepler yargısal
faaliyetin amacına uygun olarak bu sınırlamanın dışında tutulmuştur.
Maddenin son fıkrası ile kişisel verilere ilişkin diğer kanunlarda yer alan
hükümler saklı tutulmak suretiyle, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde
kişisel verilerin hukuki ve cezai anlamda korunması amaçlanmıştır.

MADDE 13.- Maddede, elektronik imza sertifika hizmet sağlayıcıları, bu Kanun
ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümlerini ihlali suretiyle
nitelikli elektronik sertifikaya güvenen üçüncü kişilere karşı verdiği
zararı tazmin etmekle yükümlü tutulmuş, sertifika hizmet sağlayıcılarının
kusursuzluklarını ispat etmesi halinde sorumluluklarının ortadan kalkması
düzenlenmiş, ayrıca elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının istihdam
ettiği kişiler ile yardımcısı kişilerin sorumluluğundan kaynaklanan
ihlallerde ise Borçlar Kanununun genel düzenlemesinden ayrılmak suretiyle
Borçlar Kanununun 55 nci maddesinde öngörülen türden bir kurtuluş kanıtının
ileri sürü1mesi engellenmiştir. Böylelikle teknik anlamda sıradan
kullanıcılardan daha fazla bilgi ve organizasyon gücüne sahip elektronik
sertifika hizmet sağlayıcıları ile kullanıcıları arasında denge sağlanarak
sertifika hizmet sağlayıcılarının personel seçiminde daha dikkatli
davranması amaçlanmıştır .

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının kullanıcılarla yapacakları
sözleşmelerde sorumluluğu ortadan kaldıran veya sınırlayan şartların
konulması yapılan düzenlemeyle engellenmiştir.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının bu Kanundan kaynaklanan
yükümlü1üklerini yerine getirmemesi halinde doğacak zararın boyutlarının
elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının iktisaden yıkımına sebep
olabilecek olması nedeniyle malı sorumluluk sigortası yaptırmaları
yükümlü1üğü yüklenmiştir.

MADDE 14.- Maddede, yabancı elektronik sertifikaların Türkiye'de geçerli
olabilmesi için gerekli koşullar düzenlenmiştir .Buna göre, elektronik
sertifikaların geçerli olabilmesi ve hukuki sonuç doğurabilmesi için aranan
genel kural, milletlerarası antlaşmaların varlığıdır .Ancak yabancı bir
ülkede kurulu elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından verilen
elektronik sertifikaların ülke içinde kurulu bir elektronik sertifika hizmet
sağlayıcısı tarafından garanti edilmesi halinde bu elektronik sertifikaların
da geçerli hukuki sonuç doğuracağı düzenlenmiştir .

MADDE 15.- Maddede, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının bu Kanunun
uygulanmasına ilişkin faaliyet ve işlemlerinin denetimin esas ve usulleri
düzenlenmiştir.

MADDE 16.- Maddede, elektronik imza oluşturmak amacı ile ilgili kişinin
rızası dışında imza oluşturan veri ve araçları elde eden, üçüncü kişilere
veren, kopyalayan ve bu araçları yeniden yaratanlara para cezası verilmesi,
izinsiz elde edilen imza oluşturma araçları kullanarak izinsiz elektronik
imza yaratanlara hapis cezası verilmesi öngörülmüş, elektronik sertifika
servis sağlayıcılarında çalışanların bu suçları işlemesi ise ağırlaştırıcı
sebep olarak öngörülmüş olup ayrıca bu suçlar nedeniyle oluşan zararın
tazmin ettirilmesi öngörülmüştür.

MADDE 17 .- Maddede, kişisel verilerin haksız olarak elde edilmesi ve
kullanılması halinde söz konusu ihlalin cezalandırılarak elektronik
sertifika sahiplerinin kişilik haklarının korunması amaçlanmıştır.

MADDE 18. - Maddede, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının Kanunla
düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Kurum tarafından
verilecek idari nitelikli para cezalarının miktarı ve şartları tespit
edilmiş, para cezalarının tebliği ve bu para cezalarına karşı itiraz esas ve
usulü ile itiraz mercii düzenlenmiştir.

MADDE 19.- Maddede, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarına verilen
idari nitelikli para cezalarından sonuncusunun verilmesinden itibaren geriye
doğru üç yıl İçinde verilecek para cezalarının ikincisinde İki kat olarak
verilmesi üçüncü kez işlenmesi halinde İse elektronik sertifika hizmet
sağlayıcısının faaliyetine son verilmesi düzenlenmiştir

MADDE 20. - Maddenin (A) fıkrası ile Borçlar Kanununun 14 üncü maddesinin
birinci fıkrasına yapılan eklemeyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzun
senetle ispat zorunluluğuna ilişkin hükümlerin kaynağı olan Fransız Medeni
Kanununun 1316-3. maddesinde yapılan düzenlemeye paralel bir düzenleme
yapılarak sözleşmelerle ilgili temel nitelikte kanun olan Borçlar Kanununda
güvenli elektronik imzanın elle atılan imzayla eşdeğerliğinin sağlanması
amaçlanmıştır.

Maddenin (B) fıkrası ile, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa 295/A maddesi
eklenmek suretiyle güvenli elektronik imzayla oluşturulan elektronik
verilerin senet hükmünde olması ve aksi ispat edilinceye kadar kesin delil
sayılması sağlanmıştır .Böylece, mehaz Fransız Medeni Kanununda olduğu gibi,
güvenli elektronik imza yürürlükteki senetle ispat zorunluluğu hükümleri
içerisine yerleştirilmiş olmaktadır.

Maddenin (C) fıkrası ile, Telsiz Kanununun ''Telekomünikasyon Kurumunun
Görevleri'' kenar başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasına yapılan
eklemeyle Elektronik İmza Kanunu ile verilen idari nitelikli görevlerin
Telekomünikasyon Kurumu tarafından yürütülmesi hükme bağlanmıştır.

MADDE 21. - Maddede, Kanunun verdiği görev ve yetkilerinin uygulanmasını
sağlamak üzere öngörülen yönetmeliklerin Kurum tarafından hangi sürede
düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

MADDE 22. - Yürürlükle ilgilidir.
MADDE 23. - Yürütmeyle ilgilidir.




YARGI KARARLARI

TELEFON HATTINA SAPLAMA YAPMA
T.C.
Y A R G I T A Y
Ceza Genel Kurulu

S A Y I
Esas Karar Tebliğname
1996/6-151 1996/152 6-55584

Y A R G I T A Y K A R A R I

Bozma kararı veren
Yargıtay Dairesi : 6.Ceza Dairesi
Mahkemesi : Bayındır Asliye Ceza
Günü : 26.3.1996
Sayısı : 27-58
Davacı : K.H.
Davaya katılan : Ali Ergüven vekilleri
Av.Mehmet-Sevilay Kantarcıoğlu
Sanık : Ali Okka vekili Av. Kıral Alpat

Müştekinin telefonunun frekansına girerek konuşmalar yapan sanık Ali Okka'nın T.C.K.nun 525/b-2. maddesi uyarınca 1 yıl hapis 2.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, T.C.K.nun 525/d maddesi uyarınca 6 ay süre ile elektronik alet tamirciliği sanatının yasaklanmasına ilişkin Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinden 24.1.1995 gün ve 160/9 sayı ile verilen karar, sanık vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 21.12.1995 gün ve 13913/13958 sayı ile;
"Sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın telsiz telefonu ile müdahilin frekansına girmek suretiyle konuşma yapma eyleminin T.C.K.nun 491/ilk maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı madde ile hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 26.3.1996 gün ve 27/58 sayı ile;
"T.C.K.nun 491/ilk maddesi taşınabilir bir malın çalınması hallerini kapsamaktadır. Bilgisayar çağına girilmesi nedeniyle bir takım suçlar T.C.K.ndaki maddelere uymadığından T.C.K.nun 525. maddesine a, b, c, d fıkraları eklenmiştir. Şayet sanık, müştekinin telefon kablosuna bir bağlantı yapmak suretiyle kendi yararına konuşma yapsa idi T.C.K.nun 491/ilk maddesinin uygulanması düşünülebilirdi. Oysa sanık bir çeşit bilgisayar olan telsiz telefonu vasıtasıyla suçu gerçekleştirmiştir. Alelade bir telefonla atılan suçu gerçekleştirmesi olanaksızdır." biçimindeki gerekçeyle önceki kararda direnmiştir.
Bu kararın da Yargıtay incelenmesi sanık vekilince süresinde istenildiğinden dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının 10.6.1996 günlü bozma isteyen tebliğnamesiyle, Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

CEZA GENEL KURULU KARARI

İncelenen dosyaya göre;
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın sabit görülen eyleminin T.C.K.nun 491/ilk maddesindeki hırsızlık suçunu mu, yoksa T.C.K.nun 525/b-2 maddesinde düzenlenen bilişim suçunu mu oluşturduğu, hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü için 29 Haziran 1990 gün ve 20563 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, konu ile ilgili, 6.4.1990 tarih ve 2/3 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına bakıldığında;
İ.B. Kararında, herhangi bir kişiye ait telefon hattından saplama yapmak suretiyle hat alıp sanığın kendisine ait telefon makinası ile rıza almaksızın konuşma sağlaması şeklinde ortak özelliği olan olaylar ile sanıkların kendi evlerinde kurdukları özel telefon santrali ile Tarabya santrallerini kullanarak kaçak milletlerarası konuşmalar yapılmasını sağlamaları olayı söz konusu edilerek; "bu olayların Türk Toplumunun değer yargılarına tamamen ters düştüğü, ahlaka ve hukuka aykırı sonuçlar doğurduğu tartışmasızdır. Türk Ceza Kanununun 491. maddesinin ilk fıkrasındaki unsurlar genişletici yoruma tabi tutulduğunda yukarıda özetlenen eylemleri kapsamına aldığının kabulü gerekli görülmüştür. Zira toplumun değer yargıları ve teknolojinin gerisinde kalınamaz.... Buradaki genişletici yorum T.C.K.nun 491. maddesinin dışında kalan bir eylemi madde kapsamına dahil etmek anlamında değil; esasen maddenin içinde mündemiç bulunan ve zamanın teknolojik gelişmeleri ile ekonomik değeri olan her türlü şeyin sahibinin rızası dışında kullanılması eylemlerinin de T.C.K.nun 491. maddesinin kapsamında olduğunu açıklığa kavuşturmaktan ibarettir." biçimindeki gerekçeyle, telefon hizmeti dahil, her ne şekilde olursa olsun, bedelini ödemeden bir hizmetten kaçak yararlanma fiilinin T.C.K.nun 491. maddesinin ilk fıkrasında düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
İ.B. Kararının gerekçesi ve tüm yargı mercilerini bağlayıcı nitelikteki bu kabulü karşısında; somut olayda sanığın, telsiz telefonuyla müdahilin frekansına girmek suretiyle konuşma yapmak eyleminin "Bilişim alanında suçlar" başlığı altında 3756 Sayılı Yasayla yeniden düzenlenen T.C.K.nun 525. maddesine göre değil, 491/ilk maddesine göre cezalandırılması gerekmektedir. Esasen, T.C.K.nun sonradan değişik biçimde düzenlenmiş 525. maddesinde, telsiz telefon vasıtasıyla yapılan kaçak konuşmaların bu madde metnine dahil edilip yaptırıma tabi tutulduğuna ilişkin bir ibare de mevcut değildir.
Bu itibarla; Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üyeler Yerel mahkeme direnme kararının haklı nedenlere dayandığı gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün istem gibi BOZULMASINA, 25.6.1996 günü oyçokluğu ile karar verildi.
İNTERNETTE WEB SAYFASININ İZİNSİZ KOPYASI

ESAS NO: 1998/892
KARAR NO: 2000/141
Türk Ulusu adına yargılama yapmaya ve hüküm vermeye yetkili Ankara Asliye Beşinci Ticaret Mahkemesinin 13.04.2000 günü verdiği;
KARAR
BAŞKAN : MEHMET KILIÇ 23570
ÜYE : TAYFUR AKÇALI 19410
ÜYE : LEYLA ELEN KÖKSAL 25567
KATİP : MEHMET DÖNER
--------------------------------------------------------------------------------
DAVACI : ŞERİF YENEN
VEKİLİ : AV. MEHMET AY / Toros Sok. No:11/14 Sıhhıye/ANKARA
DAVALI : AYDIN DOĞAN- MURAT GÜZEL
VEKİLİ :AV. MUTLUHAN KARAGÖZOĞLU / Çevre Sok. 24/13 Çankaya ANKARA
DAVA : TAZMİNAT
DAVA TARİHİ: 16.09.1998
KARAR : 13.04.2000
----------------------------------------------------------------------------------
İDDİA: Davacı vekili, 16.09.1998 tarihinde harcı alınan dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla müvekkilinin 1997 yılında piyasaya çıkarılan (Turkish Odyssey) isimli tanıtım kitabının ve aynı isimli internet veb sitesinin yazarı ve yayıncısı olduğunu, kitabın hemen ilk sayfalarında yer alan kimlik sayfasında ve veb sitesindeki (Copyrigh 1997 Şerif Yenen) ibaresinden de anlaşılacağı üzere kitabın yayın haklarının müvekkiline ait olduğunu ve kendisinden izinsiz olarak bu kitaptan hiçbir şekilde alıntı yapılamayacağını, davalıların yazarı ve sahibi oldukları (pcnet) isimli derginin 1.11.1997 tarihli sayısının 125 vd. Sayfalarında yer alan davalı Murat Güzel imzalı (Dünden bugüne Türkiye’de internet) yazıda görsel malzeme olarak müvekkilinin kitabının 85. sayfasında ve ayrıca veb sitesinde yer alanve müvekkilinin kendi özgün eseri olan turistik Türkiye haritasının internette bulunan veb sayfasından elektronik kopyalama yöntemi ile zinsiz olarak alınıp kullanıldığını, müvekkilinin davalının adresine elektronik posta yolu ile kınama yazısı gönderdiğini, davalılardan Murat Güzel’in aynı yolla gönderdiği yazıda haritayı müvekkilinden kopyalayan bir başka kişiden kopya ettiğini, ancak kopya ettiği adresi veremeyeceğini belirterek izinsiz kullanma olgusunu kabul ettiğini ve izin isteğinde bulunduğunu, müvekkilinin eserini hazırlama sırasında çok uzun süren titiz bir çalışma içine girdiğini ve büyük bir maddi yük altına girdiğini, durum böyle iken eserden belirtilen şekilde yapılan bir alıntının faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesinitalep ve dava etmiş, karar celsesinde de istediği tazminat BK nun maddesine dayalı bir tazminat değil FSEK dayalı bir manevi zarar olduğu belirtmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili davacı tarafın kendi fikri çalışma ürünü iddia ettiği eserin ülkemizin coğrafi bölgelerini gösteren Türkiye haritasından başkası olmadığını ve özgün niteliği bulunmadığını, haritanın veb sitesinden kopyalandığı iddiasının da yerinde bulunmadığını, internetin binlerce sayfadan oluşan sonsuz nitelikte bilginin herkesin kullanımına açık olduğu bilgisayar ortamındaki kayıtlardan oluştuğunu, bu bilgilerin veb sitesi olarak adlandırılan bölümler halinde kullanıcılara sunulduğunu, herkese açık olan bu sitelerden elektronik ortamda her türlü kopyalamanın imkan dahilinde bulunduğunu, dergide kullanılan resim ile davacının sitesinde yer alan resmin teknik nitelilerinin birbirinden farklı olduğunu, davacı sitesindeki haritanın 72 dpi çözünürlüğe sahip olduğunu, dergide kullanılan görsel malzemenin ise 250 dpi çözünürlüğe sahip olmak zorunda olduğunu, şayet resim davacı veb sitesinden alınmış olsaydı görsel açıdan aynı kaliteyi sağlayabilmek için 1/3 oranında küçültülmesi gerekeceğini, boyutta küçültme olmamasının iddiayı çürüttüğünü, davacı yan tarafından anonim nitelikteki bir ortamda herkesin kullanımına açık şekilde bir resmin dergide yayınlanmış olması nedeni ile istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, FSEK kaynaklanmaktadır.
Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere davacının talebi BK. nun 49 ncu maddesine dayalı bir tazminat talebi olmayıp eserin izinsiz olarak alınması ve çoğaltılmasına dayalı bir manevi zarar davasıdır.
Davanın halli ise haritanın ilmi eser niteliğinde olu, olmadığı ve olmuşsa manevi zarar talebinin yerindeliği ve tazminatın miktarı noktalarında toplanmaktadır.
Ayrık görüş belirtilen hukukçu bilirkişinin raporunda açıklandığı üzereörnekleri dosya içerisinde bulunan harita FSEK nun 2/3 maddesine göre ilmi eser niteliğindedir. Davalı Murat’ın içeriğini ikrar ettiği dava dilekçesine ekli fax içeriğinden anlaşılacağı üzere izinsiz kullanım sabittir. FSEK nun 35. maddesindeki iktisap kurallarına da riayet edilmediğine göre davacının manevi zarar talebi yerindedir. Davalı taraf izinsiz olarak elde ettiğieseri tekrar çoğalttığına göre davacının mali ve manevi haklarını ihlal etmiştir. (FSEK 12,15.22,23) Esasen bu hususların tesbiti hukuki mahiyette bulunduğuna yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması cihetine gidilmemiş ve çoğunluk bilirkişi görüşüne itibar edilmeyerek taktiren (300.000.000,-)TL.lık tazminatın davalılardan tahsiline ilişkin aşağıdaki hükmün tesisi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile (300.000.000,-)TL.lık manevi zararın dava tarihi olan 11.9.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50, 1.1.2000 tarihinden itibaren ise 4489 sayılı yasaile değişik 3095 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca %60 nisbetindeki faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine, faiz oranlarında ileride değişiklik olduğunda icraca nazara alınmasına,
2-(4.500.000,-)TL.lık peşin harcın mahsubu ile Harçlar Yasası Uyarınca tahsili gereken bakiye (9.000.000,-)TL.lık harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-Dava tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri uyarınca taktiren (28.000.000,-)TL.lık nisbi ücreti vekalet ile (44.500.000,-)TL.lık peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, red edilen miktar üzerinden taktiren (22.250.000,-)TL.lık nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafça başvuru harcı bilirkişi ücreti ve tebligat giderleri karşılığı yapılan toplam (23.497.700,-)TL.lık yargılama giderinin taktiren (14.098.000,-)TL.nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyenin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Dair oybirliği ve temyizi kabil olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13.4.2000
MAKALELER


BİLİŞİM SUÇLARI İLE İLETİŞİM FAALİYETLERİ YÖNÜNDEN TÜRK CEZA KANUNU TASARISI


I-BİLİŞİM SUÇLARI

Bilişim kelimesi muhtelif sözlüklerde;”İnsanların teknik,ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin,özellikle elektronik makinalar aracılığıyla düzenli ve akılcı biçimde işlenmesi,bilginin elektronik cihazlarda toplanması ve işlenmesi bilimi,informatik” olarak açıklanmaktadır.

Bu alanda yapılan ve suç olarak tanımlanan ihlaller;

a-Bilgisayar suçu,

b-Bilgisayarla ilgili suç,

c-Bilgisayar suçluluğu,

d-Elektronik suç,

e-Bilgisayar vasıtası ile işlenen suçlar,

f-Bilişim suçları ya da suçluluğu,

g-Bilişim ihlali,

gibi değişik terimlerle ifade edilmeye çalışılmaktadır.

Günlük hayatta çoğunlukla bilişim ile bilgisayar kelimeleri eş anlam ifade ediyormuş gibi kullanılıyor ise de bu bir yanılgıdan ibarettir.Zira sözlüklerde bilgisayarın tanımı;”Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran,bilgileri depolayan elektronik araç,elektronik beyin,kompütür” olarak verilmekte olup yukarıdaki iki tanımın birbirleri ile örtüşmediği açık olarak görülmektedir.Bilişim kelimesi,bilgisayardan faydalanılarak bilgilerin depolanması,işlenerek başkalarının istifadesine sunulur hale getirilmesi ve iletilmesi faaliyetini,bilgisayar ise bu faaliyetin gerçekleştirilmesinde en önemli etken olan cihazı ifade etmektedir.

Bilgisayar suçları ya da bilişim suçları konusunda herkesin ittifak ettiği bir tarif yoksa da en geniş kabul gören tarif Avrupa Ekonomik Topluluğu Uzmanlar Komisyonu’nun Mayıs 1983 tarihinde Paris Toplantısı’nda yaptığı tanımlamadır.Bu tanımlamaya göre bilişim suçları;”Bilgileri otomatik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde gayri kanuni,gayri ahlaki veya yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranış”tır.

Tarifinde olduğu gibi bilişim suçlarının tasnifinde de bir birlik yoktur.Konu ile ilgilenen kimi uzmanlar bu kapsama girmesi muhtemel fiilleri saymakla yetinmekte ve gruplara ayırarak tasnife gerek görmemekte,bazı uzmanlar ise bu suçları iki,üç ya da dört ana başlık altında incelemektedir.

Üyesi bulunduğumuz Avrupa Ekonomik Topluluğu ise bir tavsiye kararında bu suçları beşe ayırmıştır.Bunlar sırası ile;

1-Bilgisayarda mevcut olan kaynağa veya herhangi bir değere gayrimeşru şekilde ulaşarak transferini sağlamak için kasten bilgisayar verilerine girmek,bunları bozmak,silmek,yok etmek,

2-Bir sahtekarlık yapmak için kasten bilgisayar verilerine veya programlarına girmek,bozmak,silmek,yok etmek,

3-Bilgisayar sistemlerinin çalışmasını engellemek için kasten bilgisayar verilerine veya programlarına girmek,bozmak,silmek,yok etmek,

4-Ticari manada yararlanmak amacı ile bir bilgisayar programının yasal sahibinin haklarını zarara uğratmak,

5-Bilgisayar sistemi sorumlusunun izni olmaksızın,konulmuş olan emniyet tedbirlerini aşmak sureti ile sisteme kasten girerek müdahalede bulunmaktır.

Bilişim suçu kavramı Türk Ceza Hukukuna ilk defa 1991 yılında 3756 sayılı Kanunla girmiş olup Bilişim Alanında Suçlar başlığı altında Türk Ceza Kanunu’nun 525 inci maddesinin (a-b-c-d) bentlerindeki düzenlemeleri yapan Yasakoyucumuzun bilişim alanı ihlallerini bilişim suçu olarak isimlendirmeyi tercih ettiği görülmektedir.

525 inci maddenin (d) bendi,bilişim suçu işleyenler hakkında verilmesi gereken (kamu hizmetinden veya meslek veya sanat veya ticaretten muayyen bir süre yasaklanma) şeklindeki fer’i ceza ile ilgili olup (a),(b) ve (c) bentlerinde tarifi yapılıp müeyyideleri gösterilen beş ayrı suç tipinden bahsetmek mümkündür.Bunlar sırası ile;

1-Sistemde yer alan ve sır teşkil eden bilgiyi hukuka aykırı olarak elde edip öğrenmek,(a-1)

2-Başkasına zarar vermek için sistemde bulunan bilgileri kullanmak,nakletmek,çoğaltmak,(a-2)

3-Başkasına zarar vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadı ile sistemi ve unsurlarını tahrip etmek,değiştirmek,silmek,sistemin işlemesine engel olmak,yanlış biçimde işlemesini sağlamak,(b-1)

4-Sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlamak,dolandırıcılık,(b-2)

5-Sistemi kullanarak sahtecilik yapmaktır.(c)

Türk Ceza Kanunu Tasarısının İkinci Kitabının İkinci Kısmının Dokuzuncu Bölümü “Bilişim Alanında Suçlar” başlığını taşımakta olup bu bölümde 345 inci madde ile başlayıp 351 inci madde ile sona eren yedi ayrı madde mevcuttur.Tasarının 345 inci maddesinin gerekçesinde bilişim alanı;”verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemler” olarak tarif edilmektedir.Halen yürürlükte olan 525 inci maddede yer alan“bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş sistem” tabirinden vazgeçilerek aynı anlamı taşımak üzere “bilişim sistemi” sözcüklerinin kullanılmasının uygun görüldüğü de yine gerekçedeki açıklamadan anlaşılmaktadır.

1-345 inci maddenin birinci fıkrası,ne maksatla olursa olsun hukuka aykırı olarak sisteme girilmesini suç olarak kabul ettiğinden sisteme haksız olarak genel kasıtla girilmesi suçun oluşması için kafidir,failin belirli ve özel bir saikle hareket etmesi aranmamaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası yeni bir suç türü ihdas etmemekle birlikte ilk fıkraya bağlı bir ağırlaştırıcı sebebi düzenlemektedir.Failin hangi nedenle olursa olsun sisteme haksız ve kasıtlı bir şekilde girmesi sonucu sistemde bulunan veriler imha edilir veya değiştirilirse sadece bu neticeden dolayı fail daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaktadır.Burada failin sisteme girmesi ve bu girme sonucunda verilerin imha edilmesi ya da değiştirilmesi kafi olup failin ayrıca bu neticeyi isteyip istememesi önemli değildir.

Üçüncü fıkraya göre, sisteme haksız olarak girmeye teşebbüs edilmesi halinde de faile suç tamamlanmış gibi ceza verilmesi söz konusudur.Diğer bir deyişle fail suça teşebbüs halindeki genel indirim maddeleri olan Tasarı’nın 37 veya 38 inci maddelerindeki indirimlerden yararlanamaz.

Bilindiği gibi Türk Ceza Kanunu’nun 525 inci maddesi fikri hakları değil,sistem içerisindeki verileri ve dolayısı ile veri sahiplerinin hukuki menfaatlerini korumaktadır,aynı anlayışın yeni değişiklikle de korunduğunu 345 inci maddenin gerekçesinden anlıyoruz.Çünkü gerekçede açıkça“Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer alan ve sistem içindeki programlara ilişkin hükümler saklıdır.” denilmek sureti ile Tasarı’daki bilişim suçları ile ilgili maddelerin fikri hakların ihlali hallerinde uygulanamayacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.Gerçekten de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4630 sayılı Yasa ile değişik “Tanımlar” başlıklı 1/B maddesinin (g),(h),(ı) bentlerinde “Bilgisayar programı”,”Arayüz”,”Araişlerlik” kavramlarının açıklamaları yapılmış,”Fikir ve Sanat Eserlerinin Çeşitleri” başlıklı bölümde yer alan 2 nci maddede bilgisayar programları ve hazırlık tasarımları ilim ve edebiyat eserleri arasında sayılmıştır.Dolayısı ile bilgisayar programları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun koruması altına alınmıştır.

2-346 ıncı maddenin 1 inci fıkrası, bilişim sistemlerine yönelik olarak işlenen bozma,engelleme gibi ızrar fiillerini özel bir suç haline getirmektedir.Burada koruma altına alınan şey,bilişim sisteminin diğer bir deyişle bilgisayarın fiziki varlığı ve sistemin işlemesini sağlayan bütün diğer unsurlardır.

İkinci fıkrada ise bilişim sistemine veri sokulması,verilerin yok edilmesi,değiştirilmesi suç haline getirilmiş olup bu fıkranın uygulanabilmesi için failin bu neticelerin gerçekleşmesine yönelik özel bir kasıtla hareket etmesi gerekmektedir.345 inci maddenin ikinci fıkrasında fail,özel bir kasıtla istemediği ancak sisteme haksız olarak girmesi sebebi ile gerçekleşmesine neden olduğu neticeden dolayı cezalandırılırken burada gerçekleşmesi için özel bir kasıtla hareket ettiği ve gerçekleştirdiği yukarıda sayılan fiillerden dolayı cezalandırılmaktadır.

Üçüncü fıkrada ise failin,yukarıdaki iki fıkrada sayılan eylemleri ile başkasının zararına,kendisinin veya başkasının yararına haksız maddi yarar elde etmek için bilişim sistemine girmesi cezalandırılmaktadır.

346 ncı maddenin ilk fıkrasındaki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis,bir milyar liradan beş milyar liraya kadar ağır para cezası olup,bu fıkradaki eylemin haksız bir çıkar sağlamak amacı ile gerçekleştirilmesi ve dolayısı ile eylemin üçüncü fıkraya uyması durumunda ağırlaştırıcı hal sebebi ile ceza miktarının iki yıldan altı yıla kadar hapis ve iki milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezasına çıkarıldığı görülmektedir.

İkinci fıkradaki ceza miktarı ise üç yıldan altı yıla kadar hapis ve üç milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası olmasına rağmen,üçüncü fıkradaki haksız çıkar sağlama eyleminin ikinci fıkradaki hale uygun olarak işlenmesi ve ağırlaştırıcı sebebin gerçekleşmesi durumunda ikinci fıkrada öngörülenden daha az hapis ve ağır para cezasının asgari had olarak tayin edilmesini anlamak mümkün değildir.Yukarıda da ifade edildiği gibi üçüncü fıkradaki hapis cezasının asgari haddi iki yıl,ağır para cezasının asgari haddi ise iki milyar liradır ve bu miktarlar ikinci fıkradaki asgari hadlerin de altındadır.

346 ncı maddedeki suçlara teşebbüs halinde de faile suç tamamlanmış gibi ceza verilecek,fail Tasarının 37 veya 38 inci maddelerindeki indirimlerden istifade edemeyecektir.

3-347 nci maddede iki ayrı suç tipi mevcuttur:

Bunlardan birincisi;bilişim sistemi marifeti ile ve özel bir kasıtla hukuk alanında fail tarafından hedeflenen bir neticeye ulaşmak için bilişim sistemine veri yerleştirmek,var olan verileri tahrif etmek sureti ile sahte belge oluşturmaktır.Suçun oluşması için failin belgeyi oluşturması yeterlidir,belgenin oluşturulması ile suç tamamlanır,ayrıca kullanılması gerekmez.Sahte belgeyi gerçekleştiren fail ayrıca bunu kullanmışsa kullanmış olmasından ötürü ikinci bir ceza verilmez.

İkinci suç tipi ise,sahte belgeyi oluşturan fail dışındaki bir başka kişinin sahte olduğunu bilerek belgeyi kullanması halidir.

Bu maddedeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapistir.Sahtecilik yapma kasıt ve gayesi olmasa bile benzer fiilleri üç yıldan altı yıla kadar hapis ve üç milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandıran 346 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki cezadan az ceza tertip edildiği görülmektedir.Sahte belge tanzim etme niyeti olmaksızın bilişim sistemine hukuka aykırı olarak veriler sokan,mevcut verileri yok eden,değiştiren kişiye daha ağır ceza,sahte belge tanzim etmek için bu fiilleri işleyen kişiye daha az ceza verilmesi pek mantıklı görülmemektedir.Belki 346 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme başkasının bilişim sistemine girilmesi,347 nci maddedeki düzenleme ise kişinin kendi bilişim sistemine girmesi ve sahte belge oluşturması ile ilgilidir ancak madde metinleri ile gerekçelerinden bu neticeye varmak zor gözükmektedir.Kişi,başkasının bilişim sistemine girerek de sahte belge tanzim edebilir,bu ayırımın net bir şekilde yapılmasının daha uygun olacağı şüphesizdir.

4-Tasarı’nın 348 inci maddesinde, 345 ve 346 ncı maddelerde düzenlenen suçları işleyen kişiler hakkında bu maddelerde yazılı olan hapis ve para cezalarına ek olarak verilmesi gereken,fer’i ceza olarak nitelediğimiz ” kamu hizmetinden veya meslek veya sanat veya ticaretten altı aydan üç yıla kadar yasaklanma”,”suçta kullanılan kurumların iki aydan bir yıla kadar kapatılması”,”fiillerin işlenmesinde kullanılan araçların veya suçtan meydana gelen şeylerin müsaderesi veya mülkiyetinin devlete geçirilmesi” tedbirlerine yer verilmektedir.

347 nci maddede zikredilen sahtecilik suçunun işlenmesi durumunda fer’i ceza uygulamasının bulunmaması,bu uygulamanın 345 ve 346 ncı maddelere hasredilmesi dikkat çekicidir,348 inci maddenin gerekçesinde bu hususta bir açıklama bulunmamaktadır.

5-“Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” başlıklı 349 uncu maddenin kaleme alınmasının amacı,bu maddenin gerekçesinde de ifade edildiği üzere;bu kartların haksız,hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını,bu yolla çıkar sağlanmasını önlemektir.

Bilindiği gibi banka kartı,bankanın kurduğu bilişim sistemine hukuka uygun olarak girmeyi,kart sahibince bilinen bir numara marifetiyle banka görevlisinin katkısı olmadan kart sahibinin kendi hesabından para çekmesini sağlamaktadır.

Kredi kartı ise,banka ile müşterisi arasında yapılmış bir akit gereğince kişinin bankadan önceden koşulları saptanan kredi olanağını kullanmasını sağlayan bir araçtır.

Madde gerekçesine göre aşağıda zikredilen iki hal gerçekleştiğinde birinci fıkradaki suç oluşur:

a-Başkasına ait banka ya da kredi kartının,her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesinden sonra,sahibinin rızası hilafına kullanılması,başkasına kullandırtılması,bu suretle failin kendisine ya da bir başkasına haksız yarar sağlaması,

b-Sahibine verilmesi gereken bir banka ya da kredi kartının bunu elinde bulunduran kimse tarafından kullanılması ya da bir başkasına kullandırtılması.

İkinci fıkra ise,ilk fıkrada sayılan eylemlerin esasen mevcut olan banka ya da kredi kartlarının tahrif edilerek kullanılması veya bu kartların sahtecilik sureti ile yapılarak kullanılması hallerini cezalandırmaktadır.

Bu maddedeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.4.2000 tarih,2000/6-62 esas,2000/72 sayılı kararındaki anlayış madde metni haline getirilmiş bulunmaktadır.Bu kararın konusunu teşkil eden olay kısaca şöyledir:

Bu olayda sanık müştekiye ait banka kredi kartını haksız olarak eline geçirmiş,şifresini de öğrenerek bir bankanın üç ayrı şubesine ait ATM’lerden muhtelif tarihlerde para çekmiştir,İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesi banka kartını TCK.nun 493/2.maddesinde zikredilen “sair alet” kapsamında mütalaa ederek bu madde uyarınca sanığı cezalandırmış,Yargıtay 6.C.D. mahkeme kararını onamıştır.Bu onama kararına karşı itiraz yoluna başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; banka kartının “sair alet” olarak kabul edilemeyeceğini,olayın TCK.nun 525 inci maddesine uyduğunu ileriye sürerek konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne gelmesini sağlamıştır.Genel Kurul ise yukarıda tarih ve sayısı verilen kararında;ATM olarak adlandırılan sistemin işlemesi için iki unsura gereksinim bulunduğunu,bunlardan birincisinin kart,diğerinin ise şifre olduğunu,ATM makinalarının bir bilgi işlem sisteminin ünitesi olarak kabul edilmesi gerektiğini,sistemi harekete geçirmede kullanılan kartların geleneksel hırsızlık suçları bakımından söz konusu olan “sair alet”sayılamayacağını,olayın TCK.nun 525/b-2 madde ve fıkrasına uyduğunu gerekçeleri ile ileriye sürerek Başsavcılığın itirazını kabul etmiş ve böylece aynı görüşteki Yargıtay 11.C.D.’nin bir başka olayla ilgili olarak verdiği içtihattaki anlayışı kabul etmiştir.Bu genel kurul kararı oy çokluğu ile verilmiş bir karar olup 349 uncu maddedeki düzenleme bu konudaki tartışmaları tamamen ortadan kaldırıcı mahiyette olmakla isabetli bir tasarruf olarak gözükmektedir.

6-“Suç işlemek için örgütlenme” başlıklı 350 nci madde örgütlü suç cürmünün özel bir halini düzenlemekte olup, Dokuzuncu Bölümde sayılan suçları işlemek üzere ikiden fazla kişinin bir araya gelerek bu suçları işleme gayesi ile bir veya birden çok maddi nitelikte hazırlık yapmalarını ağırlaştırıcı hal olarak kabul edip cezalandırmaktadır.

7-351 inci madde, 345,346,347,349 ve 350 nci maddelerde tarifi yapılan suçların işlenmesi halinde tüzel kişileri de sorumlu tutmaktadır.

Tasarı’nın İkinci Kısım İkinci Bölümü “Tüzel Kişiler” başlığını taşımakta olup bu bölümde yer alan 25 ve 26 ncı maddelerdeki düzenlemeye göre;fiili işleyenin sorumluluğu baki kalmak üzere özel hukuk tüzel kişileri,kanunun ayrıca belirttiği hallerde,organ veya temsilcilerinin tüzel kişi yararına işledikleri suçlardan dolayı sorumludurlar.Fiili işleyen kimse hakkında hükmedilmesi gereken para,müsadere veya mülkiyetin Devlete geçirilmesi cezaları tüzel kişi hakkında da uygulanır.Fiili işleyen kişi hakkında hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezalarla,kamu hizmetlerinden yasaklanma,bir meslek veya sanat veya ticaretin icrasının durdurulması cezalarının süresini aşmamak kaydı ile tüzel kişinin çalışmadan yasaklanıp yasaklanmayacağına,yasaklanacaksa bunun süresinin ne olacağına mahkemece karar verilebileceği gibi, tüzel kişinin beş yılı geçmemek üzere atanacak denetçilerin kontrolu veya yöneticilerin eliyle çalışmalarını sürdürmesine de karar verilebilir.

Tasarı’nın 2 nci Kitap 1 inci Kısım 8 inci Bölümü “Hayatın Gizli Alanına ve Özel Hayata Karşı Suçlar” başlığını taşımakta olup bu bölümde yer alan 195 ve 196 ncı maddelerdeki düzenlemeler de bilişim suçu kapsamında değerlendirilebilir.Bu iki maddenin “Bilişim Alanında Suçlar” başlıklı bölüm içerisine alınması belki daha uygun olurdu.

8-195 inci maddenin gerekçesinde de ifade edildiği üzere,günümüzde kişilerle ilgili kayıtların bilgisayar ortamına geçirilip muhafaza edilmesi uygulamasına hastaneler,sigorta şirketleri,bankalar,kredili alışveriş yapan mağazalar ve benzeri kuruluşlar sıkça başvurmaktadır.Bu özel bilgilerin rıza hilafına ilgisiz kişilerin eline geçmesi ve kullanılması, hem bu bilgileri muhafaza eden kurumu ve hem de haklarındaki bilgiler bilgisayar ortamında muhafaza edilen kişiler yönünden sakıncalar doğurabilir.Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 1973 ve 1974 yıllarında özel sektör ve kamu sektöründeki elektronik bilgi bankalarında uygulanacak ilkeleri gösteren iki tavsiye kararı kabul etmiş,Avrupa ülkelerinin bir çoğu 1970’li yılların sonunda bu ilkeler doğrultusunda “verilerin korunması” ile ilgili özel yasaları kabul ederek yürürlüğe koymuşlardır.Özel yasaların kabul edilmesi de yetmemiş,Avrupa Konseyi’nin sürdürdüğü çalışmalar sonucunda “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması”na ilişkin bizim de taraf olduğumuz 108 sayılı Sözleşme 28 Ocak 1981 tarihinde imzaya açılmıştır.

195 inci maddenin 1 numaralı fıkrasının ilk paragrafında,kişinin rızası hilafına veya kanunun öngördüğü şekil ve usullere uyulmaksızın kişisel verilerin bilişim sistemine yerleştirilmesi veya işlenmesi eylemi suç haline getirilmektedir.

İkinci paragrafta,verilerin hileli veya kanun dışı yollarla elde edilmesi hali ceza artırım sebebi olarak kabul edilmiştir.

2 numaralı fıkranın birinci paragrafı,kanuna uygun olarak bilişim sistemlerine yerleştirilen veya işlenen kişisel verilerin, muhafazaları için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması sureti ile bu bilgilerin başkalarının eline geçmesine,bozulmasına veya zarar görmesine neden olanları cezalandırmaktadır.

Bu fıkranın ikinci paragrafı, fiilin taksirle işlenmesi durumunda failin ağır para cezası ile cezalandırılması gerektiğini hüküm altına almıştır.

Maddenin (3) numaralı fıkrası, yasaların öngördüğü haller saklı kalmak üzere,kişilerin ahlaki niteliklerinin,siyasi,felsefi veya dinsel görüşlerinin,ırki kökenlerinin,sendikal bağlantılarının,cinsel yaşamları ve sağlık durumları ile ilgili bilgilerin kişisel veri olarak sisteme yerleştirilip işlenmesini hapis cezası ile tecziye etmektedir.

9-196 ncı maddenin (1) numaralı fıkrası,kişisel verilerin yetkisiz kişilere verilmesini,açıklanmasını,çeşitli özel maksatlarla kullanılmasını ve ele geçirilmesini,

(2) numaralı fıkrası ise,kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verilerin sistem içinde muhafaza edilmeye devam edilmesini,yok edilmemesini cezalandırmaktadır.

Bilindiği gibi bilişim suçunun işlenebilmesi için ana unsurlardan bir tanesi bilgisayar dediğimiz cihazdır.Bu cihaz internet kullanımı için de gereklidir.Yukarıda bilişim suçu olarak açıklamaya çalıştığımız fiiller internet vasıtası ile de işlenebilir. Tasarı’da bilişim suçları ayrı bir bölüm halinde yer almasına rağmen ya bu bölümde yer alan maddelerde ya da bağımsız bir bölüm olarak internetten hiç bahsedilmemesi dikkat çekici önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.


II-İLETİŞİM FAALİYETLERİ

Diğer taraftan internet, sözlüklerde “Duygu,düşünce veya bilgilerin telefon,telgraf,televizyon,radyo gibi akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması,bildirişim,haberleşme,komünikasyon” olarak tarif edilen iletişim faaliyetinin önemli araçlarından biridir.

Tasarı’nın “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin 11 inci bendinde “Basın ve yayın yolu ile” kavramının anlamı;basın ve yayın yolu ile veya her türlü görsel ve işitsel iletişim araçlarıyla yapılan yayın” olarak tarif edilmesine rağmen bu tanım içerisinde internetin ayrıca zikredilmemesi tatbikatta karışıklıklara ve şüphelere neden olabilecek gibi gözükmektedir.Çünkü Tasarı’nın 170/5-6,178/son,188/3,190/2,357/3,377/2,471/2 nci maddelerinde açık olarak suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak kabul edilmişken,291/2 nci madde ile buraya atıf yapan 292 nci maddenin son fıkrasında “her türlü kitle iletişim araçları,ses kayıt bantları,sesli veya sözlü yayın araçları,internet,plak,elle çoğaltılarak yayınlanan veya dağıtılan yazılar,genel yerlerde levha ve ilan asma” faaliyetleri ağırlaştırıcı sebep kabul edilmiş,358/2 nci maddede “basın ve görsel veya işitsel yayın” tabirinin kullanılması tercih edilmiş,426/4 ncı madde ile 430/4 uncu maddelerde ise “basın veya görsel veya işitsel yayın yolu ile veya internet marifetiyle” suçun işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak madde metni içerisine yerleştirilmiştir.Bu durumda sanki internet,4 üncü maddenin 11 numaralı bendinde tanımı yapılan basın ve yayın araçları dışında bir araçmış gibi bir sonuç ortaya çıkmıştır.

Bu sakıncayı gidermek için Tasarı’nın 4/11.bendindeki “Basın ve Yayın Yolu İle” tabiri yerine “İletişim Araçları İle” tabirinin kullanılması,teknolojinin devamlı gelişme gösterdiği,yeni iletişim araçlarının önümüzdeki yıllarda çıkabileceği gerçeğinden hareketle,iletişim faaliyetinin bir ucu açık olacak şekilde ileriye yönelik güzel bir tarifinin yapılması, günümüzde mevcut olan iletişim araçlarının interneti de kapsayacak şekilde sayılması,iletişim araçları ile suçun işlenmesi halinde cezaların ağırlaştırılması düşünülen maddelerde bu araçları tek tek saymak yerine sadece bu tabirin kullanılmasının daha uygun olacağı düşünülmektedir.

“Basın ve Yayın Yolu İle” tanımı içerisinde yer alan “basın” ve “yayın” kelimelerinin birlikte kullanılması da doğru değildir.Zira,Türk Dil Kurumu tarafından neşredilen Türkçe Sözlük’te basın kelimesi;”gazete,dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yayınların bütünü,matbuat” olarak açıklandığı gibi aynı Sözlük’te yayın kelimesinin anlamı;”basılıp satışa çıkarılan kitap,gazete gibi okunan veya radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan,duyurulan,iletilen şey,neşriyat” olarak verilmektedir.Görüldüğü gibi “basın” kelimesinin ifade ettiği anlam zaten “yayın” kelimesi içerisinde vardır.İki kelimenin bir arada kullanılması sureti ile lüzumsuz bir tekrar yapıldığı düşünülmektedir.

Tasarı’nın “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde görülen diğer bir eksiklik “Aleniyet” kavramının tarifinin yapılmamasıdır.Bilindiği gibi halen yürürlükte olan TCK.nun 153 üncü maddesinde aleniyet hali aşağıdaki hallerde kabul edilmiştir:

Fiil:

1-Matbuat vasıtasıyla veya herhangi bir propaganda vasıtasıyla,

2-Umumi veya umuma açık bir mahalde ve birden ziyade kimseler huzurunda,

3-Toplanılan mahal veya içtimaa iştirak edenlerin adedi veya toplantının mevzuu ve gayesi itibari ile hususi mahiyeti haiz olmayan bir içtimada işlenmiş olursa Ceza Kanununun tatbikinde aleni olarak işlenmiş sayılır.

Tasarı’nın;178/son,290,291/ilk,292/ilk,323/ilk,378/2,427/1,428/1,430/son,
454/2,455 ve 473 üncü maddelerinde tarifi yapılan suçların ya unsuru ya da ağırlaştırıcı sebebi olarak zikredilen aleniyet kavramının TCK.nun 153 üncü maddesinde olduğu gibi kapsamlı bir tarifinin yapılması tatbikatçıyı rahatlatacaktır.

Tasarı’nın bazı maddelerinde yayın faaliyeti bizatihi suç sayılmış,bazı maddelerinde ise bu faaliyet suçun unsuru değil ağırlaştırıcı sebebi olarak gösterilmiştir.Diğer bir çok maddede ise yayın faaliyetinin bu maddelerde tarifi yapılan suçların ağırlaştırıcı sebebi sayılması mümkün ve gerekli iken yapılmamış,Türk Ceza Kanunu’ndaki uygulama aynen devam ettirilmiştir.Diğer bir deyişle yayın yoluyla suç işlenmesinin ağırlaştırıcı sebep olarak kabul edildiği TCK.nun 127,155,158,175,268,311,312,480,482 nci maddelerinin muadili olan Tasarı’daki maddelerde de suçun iletişim yoluyla işlenmesi ağırlaştırıcı sebep olarak gösterilmiştir.Bu arada TCK.da benzeri bulunmayan iki suç tipinin Tasarı’ya alındığı,bu iki suçun da iletişim yoluyla işlenmesi halinde cezanın artırılması gerektiği kabul edilmiştir.Bunlar;“Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” başlıklı 188/3 nci madde ile “Resim çekici veya kaydedici bir aletle özel hayatın ihlali” başlıklı 190/2 ıncı maddelerdir.

A-Yayın faaliyetinin bizatihi suç sayıldığı maddeler:

Madde: Madde başlığı:

187 Mektup veya telgrafın yayınlanması

191 Montaj

320/1 Müstehcenlik

371 Halkı tahrik

452 Kararı etkileme

484 Göreve ilişkin sırrın açıklanması

Yukarıda başlıkları da verilen 191 ile 452 nci maddelerle yeni suç tipleri ihdas edilmektedir.

452 nci maddedeki düzenleme ile kesin bir yargı kararı verilmeden önce,hüküm ve kararları veya tanık beyanlarını veya bilirkişi mütalaalarını etkilemek amacına yönelik yayınlarda bulunanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmekte olup bu hüküm bir ölçüde 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ile örtüşür gibi görünmesine rağmen arada önemli farklar bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır.Bu farklardan birincisi;452 nci madde kapsamına basın da dahil her türlü yayın girmesine rağmen,5680 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi sadece kısaca matbuat diyebileceğimiz basılı eserlere uygulanabilir.Diğer önemli bir fark;452 nci maddedeki suçun en önemli unsuru yayının “etkileme amacı ile” yapılmasıdır.30 uncu madde ise her ne maksatla olursa olsun hakim ve mahkemenin kesinleşmemiş kararları ile ilgili mütalaa yayınlanmasını yasaklamaktadır.Bu mütalaa kesinleşmemiş karar lehine dahi olsa suç oluşur.

TCK.daki 426 ve 428 inci maddelerin muadili olan “Müstehcenlik” başlıklı 320 nci maddenin 1 inci,3 ve 4 üncü bentlerinde sayılan hallerde faillere ağır para cezalarının yanısıra hapis cezalarının da verilmesinin öngörülmesi sureti ile sadece para cezası içeren eski düzenlemeden vazgeçildiği anlaşılmaktadır.Keza bu suçun mevkuteler vasıtası ile işlenmesi halinde mevkute sahiplerine ve sorumlu müdürlerine tiraja bağlı olarak para cezası verilmesini öngören TCK.nun 426 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme de yeni hükümle terkedilmiştir.

320 nci maddede müstehcenliğin sergilenmesinde kullanılan vasıtalar sayılırken ve radyolarla televizyonlar özellikle zikredilirken internetten açık bir şekilde bahsedilmemesi dikkat çekici bir eksiklik olarak görülmektedir.Bu maddede sayılan vasıtaların genel niteliklerinden hareket edilerek suçun internet yoluyla cezalandırılmasının da hedeflendiği söylenebilir ise de internetin çok yaygın bir iletişim vasıtası olduğu gözönünde tutularak açıkça zikredilmesinin daha faydalı olacağı düşünülmektedir.

B-Yayın faaliyetinin cezanın ağırlaştırıcı sebebi sayıldığı maddeler:

Madde: Madde başlığı:

170/5-6 Din ve vicdan hürriyetinin ihlali

178/son Hakaret

188/3 Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması

190/2 Resim çekici veya kaydedici bir aletle özel hayatın ihlali

291/2 Suç işlemeye tahrik

292 Cürmü övme,kanunlara uymamaya tahrik

357 Devlete karşı savaşa tahrik

358/2 Temel milli yararlara karşı hareket

377/2 Halkı askerlikten soğutma

426/4 Cumhurbaşkanına hakaret

430/4 Resmi kurullara ve yargı görevi yapanlara hakaret

471/2 Soruşturmanın gizliliğini ihlal

471 inci maddenin ilk fıkrasında,Ceza Usulüne ilişkin yasalarda gizli olduğu belirtilen işlemlere ve soruşturmalara katılan görevlilerin,gizlilik hali devam ederken soruşturmaların içerik ve neticelerini açıklamaları hali cezalandırılmakta olup benzer bir yasaklamayı basına getiren 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 30 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında düzenlenen durumdan farklılık arzetmektedir.

471 inci maddede suçun faili,soruşturmaya sıfatı ve vazifesi icabı katılan görevli,30 uncu maddede suçun faili,yayını gerçekleştiren mevkute sorumlu müdürü,mevkute dışındaki basılı eserlerde ise yayınlatandır.Diğer bir farklılık 30 uncu maddedeki suçun teşekkülü için ceza kovuşturmalarına ait iddianame,diğer her türlü vesika ve evrakın iddianame aleni duruşmada okunmadan önce veya olay takipsizlik kararı ile sonuçlandırılmışsa bu kararın kesinleşmesinden evvel yayınlanmasıdır.471 inci maddedeki suçun oluşması için ise evrak veya belge yayınlanması şart olmayıp görevli kişi tarafından yapılacak herhangi bir açıklama ile gizliliğin ihlal edilmesi yeterlidir.

Yukarıda başlıkları da verilen 188,190 ve 471 inci maddelerdeki düzenlemeler TCK.da bulunmayan yeni suç tipleridir.

C-Yayın yoluyla da işlenmesi mümkün olmasına rağmen yayının
ağırlaştırıcı sebep sayılmadığı maddeler:
Madde: Madde başlığı:

154 Tehdit

155 Cebir veya koşullu tehdit

156 Şantaj

165/5 İş ve çalışma hürriyetinin ihlali

166 Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasını
engelleme

177 Siyasal hakların kullanılmasını engelleme

196/1 Verileri yetkili olmayanlara verme,imha etmeme

289 Halk gruplarını öldürmeye tahrik

290 Halk arasında korku ve panik yaratma

323/1-4 Fuhşa davet ve müsamaha,fuhuştan yararlanma

336/1 Fiyatları etkileme

340/1 Meslek veya sanata ilişkin sırrın açıklanması

355/3 Devletin ülkesine karşı cürüm

366 Devlet kuvvetlerine karşı silahlı isyan

378 Askerleri itaatsizliğe teşvik

382 Savaşta yalan haber yayma

388 Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri
açıklama

389 Gizli kalması gereken bilgileri açıklama

396 Yasaklanan bilgileri açıklama

397 Yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla
açıklama

422 Kolluk kuvvetlerini itaatsizliğe teşvik

427 Bayrağa ve Devletin egemenlik alametlerine hakaret

428 Manevi varlığa hakaret

429 Memura görevden dolayı hakaret

440 Yargı görevi yapanı etkileme

454 Yargı görevi yapanların saygınlıklarını ihlal

455 Yargısal kararları aşağılama

473 Yabancı Devlet bayrağına karşı hakaret


Tasarı’nın 166,196,323,454 ve 455 inci maddeleri,TCK.da bulunmayan yeni suç tipleri getirmektedir.

“Yargısal kararları aşağılama” başlıklı 455 inci madde,5680 sayılı Basın Kanunu’nun 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasından farklı olarak kesinleşmiş olsun olmasın yargı makamları tarafından verilmiş kararların tahkir edilmesini,aşağılanmasını cezalandırmaktadır.30 uncu madde ise, tahkir ya da aşağılama kastı olmadan kesinleşmemiş mahkeme kararları lehinde veya aleyhinde mütalaa yayınlanmasını yasaklamaktadır.Diğer taraftan 30 uncu madde yalnız basılı eserlerle ilgili bir suç türü olup 455 inci madde basın dahil olmak üzere diğer yayın türlerini de kapsamaktadır.

Yukarıda madde numaraları ve başlıkları verilen maddelerde çok ağır neticeler doğurabilecek suç tipleri düzenlenmekte olup suç teşkil eden bu faaliyetlerin iletişim araçları ile çok geniş kitlelere ulaştırılmaları durumunda sonuçların daha da ağırlaşacağı muhakkaktır.Ağırlaşan netice ile orantılı olarak bu suçların yayın yoluyla işlenmeleri durumunda cezaların da artırılması gereği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu maddelerin muadili olan ve TCK.da halen mevcut olan maddelerde de yayın faaliyetinin ağırlaştırıcı sebep sayılmaması bir gerekçe olarak ileriye sürülmeden,hepsinde olmasa bile önem arzeden büyük bir bölümünde yayın faaliyetinin cezanın ağırlaştırıcı sebebi olması konusu ciddi şekilde gündeme getirilerek tartışılmalıdır.


İletişimle ilgileri bakımından Tasarı’nın 199/2,218/7,293 ve 312 nci maddelerinden bahsetmek gerekir.

“Basit hırsızlık” başlıklı 199 uncu maddenin 2 nci fıkrasında telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanma cezalandırılmıştır ki bu düzenleme maddenin muadili olan TCK.nun 491 inci maddesinde bulunmamaktadır,bu tür olayların gittikçe artış göstermesi sebebi ile isabetli olmuştur.

“Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 218 inci maddenin 7 nci bendine (bilişim sistemi)’nin de ilave edilmesi ile bu sistemler aracı kılınarak işlenen ve giderek artış gösteren suçların takibinde önemli faydalar sağlanacaktır.

TCK.nun 162 nci maddesinin muadili olarak getirilen “Kanunun cürüm saydığı yayının nakli” başlıklı 293 üncü maddedeki düzenleme,Alman Teleservisler Yasası’nın “Sorumluluk” başlıklı 5 inci maddesinin 2 nci bendindeki düzenleme ile paralellik arzetmektedir.Şöyle ki;293 üncü maddenin ilk fıkrasına göre “Kanunun cürüm saydığı bir yayını,herhangi bir iletişim aracı ile nakleden,asıl yayını yapan gibi cezalandırılır.”5 inci maddenin 2 numaralı bendine göre ise “Servis sağlayıcılar,kullanıma hazır tuttukları yabancı içeriklerden dolayı,ancak bu içeriğin bilgisine sahip oldukları ve bu içeriklerin kullanımının önlenmesi teknik olarak mümkün ve kendilerinden beklenebilir olduğu durumda sorumludurlar.”Her iki halde de nakledilen yayının içeriğine katılıp katılmamak önemli olmadığı gibi,yayında ileriye sürülen fikirlere iştirak edilmediğine dair kayıt ilave edilse bile sorumluluk mevcuttur.Burada önemli olan içeriğine vakıf olarak bir yayını nakletmektir.

“Kamu haberleşmesini bozma” başlıklı 312 nci madde,TCK.nun 391 inci maddesinde zikredilen telgraf,telefon ve telsiz gibi muhabere araçlarını tek tek saymak yerine “telli veya telsiz her türlü kamu haberleşme araçları” tabirini kullanmıştır ki ileride keşfedilmesi mümkün yeni haberleşme araçlarını da içine alacak bir düzenleme olması itibariyle doğru bir tercihtir.

İnternetle işlenen suçlarda yetkili mahkemeyi tayin bakımından da önem arzeden “Yer bakımından uygulama” başlıklı 6 ncı maddenin ilk fıkrasının 2 nci cümlesinden bir nebze bahsetmek gerekir.Bu cümleye göre “Eylemin kısmen veya tamamen Türkiye’de yapılması veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi halinde suç,Türkiye’de işlenmiş sayılır.”

Bu düzenlemeye göre aşağıdaki üç halde de suç Türkiye’de işlenmiş sayılacaktır:

a-İnternete girişin ve neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi,

b-İnternete girişin Türkiye’de olması,neticenin yabancı bir ülkede gerçekleşmesi,

c-İnternete girişin yabancı bir ülkeden olması,neticenin Türkiye’de tahakkuku.

İlk halde fiil ve netice Türkiye’de gerçekleştiği,dolayısı ile fail ve mağdur Türkiye’de oldukları için yetki bakımından herhangi bir sorun çıkması düşünülemez.İkinci halde fail Türkiye’de,mağdur yabancı ülkede,üçüncü halde ise fail yabancı ülkede,mağdur ise Türkiye’de bulunduğu için yetki ihtilaflarının çıkması kaçınılmazdır.Dolayısı ile son iki hal için bu alanda mutlaka uluslar arası sözleşmeler yapılması gerekir.

Bu cümle,Türkiye’nin yetki alanını ülke çapında düzenler gibi görünmekte ise de,Türkiye’de milli sınırlar içerisinde internet suçları bakımından hangi adli merciin yetkili olacağı konusunu halletmekten uzaktır.Yasal bir düzenleme yapılıncaya kadar ceza mevzuatında genel olarak (Yetki) konusunu düzenleyen CMUK.nun 8 inci maddesindeki düzenlemeden de istifade edilerek tatbikatta şu şekilde hareket edilmesi uygun görülmektedir:

a-Failin ve internete giriş yerinin belli olduğu,servis sağlayıcı şirket çalışanlarının herhangi bir şekilde suç faili olmadığı durumlarda internete giriş yeri adli mercii,

b-Servis sağlayıcı şirket çalışanlarının suç faili olduğu durumlarda şirket merkezinin bulunduğu yer adli mercii,

c-Takibi şikayete bağlı hakaret ve sövme cürümlerinin internet vasıtasıyla işlenmesi durumunda suç mağdurunun ihtiyarına göre;
aa)Mağdurun ikamet ettiği ya da sakin olduğu yer adli mercii (istisnai yetki),

bb)Olayın özelliğine göre yukarıda iki şık halinde yazılı olan yerlerdeki adli mercilerden herhangi biri.

Son olarak;

Cumhurbaşkanına hakaret ile Anayasal kuruluşları tahkir suçlarının takibi için Adalet Bakanlığı’ndan izin alma zorunluluğu ile ilgili TCK.nun 160 ıncı maddesinin 2 nci fıkrasındaki düzenlemenin, 426 ve 428 inci maddelerinin son fıkralarında devam ettirilmesinin,bu suçları takiple görevli Cumhuriyet Savcılarının bilgi,birikim,tecrübe ve yeteneklerine yeteri kadar güvenilmediği izlenimi doğurması bakımından yerinde bir tasarruf olmadığı düşünülmektedir.

__________________
İnandığınız Gibi Yaşayamazsanız, Yaşadığınız Gibi İnanmaya Başlarsınız.. Hz Ömer

HaKaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
bilişim, hukuku, suçları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Megaforum'un desteklemiş olduğu otogar.com sitesinden online olarak otobüs bileti satın alabilirsiniz.


sohbet.net