Go Back   Megaforum.COM - Forumun Bir Adım Ötesi > > >


GÜNÜN SÖZÜ ► Zaman unutturmaz, uyuşturur. Bilgi < ArtemiS >
Forum Duyuruları
Teknik Duyurular
forumlar MEGAFORUM.COM - Moderatör Olmak İstiyorum? Şartları Nelerdir?
MEGAFORUM.COM - 32.Haftanın Konuğu Galadriel # Tıkla :)
MEGAFORUM.COM - 33.Haftanın Konuğu Kim Olsun İstersiniz?
MEGAFORUM.COM - Nick Altı Tag'ımı Değiştirmek İstiyorum?
MEGAFORUM.COM - Avatar / Profil Resmimi Değiştirmek İstiyorum?
MEGAFORUM.COM - Var Mısın Bizimle Yarışmaya? :)
MEGAFORUM.COM - Özel Mesajlar Hakkında: Önemli Bilgilendirme
MEGAFORUM.COM - Vee Megaforum.Com artık DMOZ'da!
MEGAFORUM.COM - vBSeo out, DBSeo In!
MEGAFORUM.COM - Forum ile ilgili Seo Çalışmaları
MEGAFORUM.COM - Forum Bakım Duyuruları Hk.
MEGAFORUM.COM - Teknik Gelişmeler - Bilgilendirmeler

 Yeni Konu   Cevapla
 
Seçenekler Stil
 16.07.2008, Saat 16:39
DurumuÇevrimdışı
HaKaN
Kayıtlı Üye
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #6

BÖLÜM 6
VAKIFLAR


Vakıf; kişinin taşınır veya taşınmaz mallarına hiçbir dış tesir altında kalmadan sırf kendi rıza ve isteğiyle şahsi mülkiyetinden çıkarıp hayır ve hasenat gayesiyle yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirilmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir.
Vakıflar genellikle dini tarihi hukuki ve sosyal yönlerden olmak üzere değişik açılardan ele alınıp incelenir. Vakıfların iktisadi yönden ele alınmaları ve incelenmeleri ve vakıfların ekonomik fonksiyonlarının gün ışığına çıkartılması da mümkündür. Vakıflar üzerinde daha çok mali yönden güçlendirilmesi ve gelir temini konularında durulmuştur. Günümüz vakıflarından çokça örnek vermek mümkündür. Çünkü günümüzde her alanda çok sayıda vakıf kurulmuştur. Bunlardan en önemlisi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfıdır.
Vakıfların Amaçları
Vakıflarımızın kuruluş amaçları toplumsal dayanışma ve yardımlaşmadır.
Vakıfların genel amaçları içinde ekonomik ve mali bakımdan güçsüz durumda olmaları onları desteklemek, güçlendirmek ve onların sosyal ve ekonomik durumlarını düzeltmek vardır.
Vakıflar bir yandan doğrudan doğruya komu hizmetleri yaparlarken diğer yandan da bir kısım ihtiyaç sahiplerine direkt olarak ekonomik ve mali yardımlarda bulunmaktadırlar.
Ayrıca Vakıfbank sermayesinin büyük bir bölümü vakıflara ait bir banka olarak Türkiye’de ve Dünya’da tek banka olma özelliğini taşımaktadır.
Vâkıfın Tarihçesi
Vakıfların ilk olarak ne zaman ortaya çıktığı hususunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bir kısım araştırmacılara göre vakıf İslamiyet’ten öncede vardı. Bir kısım araştırmacılara göre ise vakıf İslamiyet’le başlamıştır. Öyle ki; temelinde Allah rızası, hayır duygusu, insanlık ve yurt sevgisi yatan vakıfların gelişmesinin başlıca sebeplerinden biride İslam dininin hayrı ve içtimai hizmetlere verdiği önemdir.
Vakıflar en mükemmel ve en görkemli dönemini Osmanlılar devrinde yaşamıştır, sayıları yüz binleri aşan insanlığa hizmette geniş alanlara yayılan Türk-İslam vakıflarının sanat yönüyle de zirveye ulaşması bu dönemde olmuştur.
Cumhuriyetin kurulmasından ve medeni kanunun kabulünden sonrada vakıflar bir müddet daha eski esaslara göre idare edilmiştir. Vakıflar idaresinde asıl değişiklikler 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe giren 2762 sayılı “Vakıflar Kanunu” ile yapılmıştır.
Bu kanunda vakıflar dörde ayrılmıştır;
Mazbut Vakıflar
Mülhak Vakıflar
Cemaat ve Esnaf Vakıfları
Yeni Vakıflar
1- Mazbut Vakıflar: Söz konusu 2762 Sayılı Kanunun 1. Maddesinde Genel Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen, bu Kanunun neşrine kadar mazbutiyet altına alınmış olan ve on seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş bulunan vakıflar ile Kanunen veya fiilen hayrî hizmeti kalmaması üzerine, idaresi doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanan vakıflardır. Ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla beraber bu vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temsil ve idare edilir. Bütün iş ve işlemleri Genel Müdürlükçe yürütülür.
2- Mülhak Vakıflar: Soydan gelenlere şart edilmiş, mütevellilerince idare ve temsil edilen tüzel kişiliğe haiz vakıflardır. Vakıf senedinde yazılı şartlara göre vakfın evladından olan mütevellilerce idare edilir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce de denetlenir.
3- Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar: Cemaat ve esnafa mahsus vakıflar, bunlar tarafından seçilen kişi veya kurullarca yönetilir. İlgili Makamlarla Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından teftiş edilir ve denetlenir.
4-Türk Medenî Kanununa Tâbi Yeni Vakıflar: Cumhuriyetin kurulmasından sonra, şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluk yönünden denetlenen vakıflardır.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün, 21.5.1970 tarihli 1262 sayılı Kanunla sınaî, ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmış; 8.6.1984 tarihli 227 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de bazı birimlerin ismi değişerek, devlet standardı içindeki yerine oturmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir görev olarak tevdi edilen vakıf eski eserlerimizi korumak, kollamak, gelecek nesillere ulaştırma görevi, bu eserlerin bütün insanlığın kültürel mirası olduğu düşünüldüğü zaman, başta mülkî amirler, belediyeler olmak üzere bütün vatandaşlarımız tarafından top yekûn korunması gereken eserlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası olan vakıf eserlerin korunması, bir kurum ve kuruluşa emanet edilemeyecek derecede ortak sorumluluk gerektirmektedir. Fert bu sorumluluğu paylaştığımız taktirde, tarihi vakıf eserlerimiz sonsuza kadar yaşayacaktır.
ATATÜRK VE VAKIFLAR
1 Mart 1922'de T.B.M.M.’ni Açış Nutkundan
“Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer’iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.
Efendiler;
Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar.
Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler, ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir.”
K. ATATÜRK
1 Mart 1339 (1923) T.B.M.M.’nin 4.Toplantı Yılını Açarken
‘Efendiler,
Geçen sene zarfında Evkaf Vekâleti; dînî ve hayrî yapıların tamir ve inşaatında oldukça mühim bir faaliyet göstermiştir. Yapılan tamirler, yurdun çeşitli yerlerinde olmak üzere toplam; 126 cami ve mescit ile 31 medrese ve mektep, 22 su yolu ve çeşme, 175 akar ve 26 hamama ulaşmıştır.
339 senesinde İstanbul’a ait olup, şimdiye kadar teşkilâtsızlık yüzünden ihmal edilen bentlerin tamiratı ciddiyetle göz önüne alınarak; bu hususta bir kanun tasarısı hazırlanıp, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiştir ve adı geçen Kanunun Yüce Meclis tarafından kabulü halinde İstanbul’da susuzluk tehlikesine maruz kalan halk ve dinî yapıların su ihtiyacı mümkün olduğu kadar azaltılacaktır.
Toplamı önemli bir miktara ulaşan vakıflar giderlerinin hiçbir denetime tutulmadan harcanması uygun olmadığı gibi, devamlı olarak halk tarafından yapılan şikâyetlerin bir an önce tetkiki mümkün olmadığından, yeniden Teftiş Kurulu oluşturulması bütçeye konmuştur.
Aylık yirmi beş, elli kuruş gibi küçük bir ücretle hizmetlerini yürütmekte olan din görevlilerinden 487 kişinin maaşlarına şimdiye kadar 13006 lira zam yapılmış ve bu sene içinde bir o kadar lira zam kararlaştırılmıştır.
Efendiler !
Geçen sene arz etmiştim. Bu sene de tekrara mecburum ki, vakıflar konusu mühimdir. Memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesi lâzımdır, çok gereklidir.”
K. ATATÜRK
Telgraf
Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine
Son inceleme gezilerimde çeşitli yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.
1.İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya’da bulunan müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de yabancı uzmanların yardımıyla tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz hazineler halinde yatmakta olan eski uygarlık eserlerinin ilerde tarafımızdan ortaya çıkarılarak ilmî bir şekilde koruma ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden çok harap bir halde olan âbidelerin korunmaları için Müze Müdürlüklerine ve kazı işlerinde kullanılmak üzere (arkeoloji) uzmanlarına şiddetle ihtiyaç vardır. Bunun için Maarifçe yurt dışına öğrenime gönderilecek öğrencilerden bir kısmının bu konuya ayrılmasının uygun olacağını düşünmekteyim.
2.Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir tahribat içinde bulunmalarına rağmen, sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin gerçek mimarî şaheserleri sayılacak kıymette bazı binalar vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Atâ Medrese Cami ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve acele olarak onarıma muhtaç bir durumdadırlar. Bu tamirin gecikmesi ve âbidelerin tamamen ortadan kalkmasına sebep olacağından, öncelikle asker tarafından kullanılanlarının boşaltılmasını ve tamamının uzman kişiler kontrolünde onarımının temin edilmesini rica ederim.’
K.ATATÜRK
VAKIFLARDA MAL VARLIĞI
Vakıf mal topluluğu mahiyetinde olan bir medeni hukuk tüzel kişisidir. Kuruluşunda ve işleyişinde, kişi topluluğu olan derneklerin aksine, esas rolü kişiler değil, tahsis edilen mallar oynar.
Vakfedenin yapacağı vakıf kurma işleminde iki esas unsurdan biri amacın belirlenmesi, diğeri ise bu amacı gerçekleştirecek malların tahsisidir. Bu bakımdan, vakfı kuranların sayısı herhangi bir öneme sahip değilken, tahsis edilen malların nitelik ve nicelik itibariyle belirlenen amacın gerçekleştirilmesine elverişli olması gereklidir.
Vakfın kuruluşunda esas rolü oynayan mal unsuru, işleyişinde de etkisini sürdürür. Vakfın amaçları doğrultusunda yapılacak faaliyetler sahip olduğu mallarla gerçekleştirilir. Vakfın yönetim organı, vakıf senedinde belirlenen amaçları gerçekleştirmek için, yine vakıf senedinde gösterildiği şekilde vakfın mallarının ya aynından ya da gelirinden yaralanarak bu faaliyetleri yapmakla yükümlüdür. Bir mal veya mal topluluğunun belli bir amaca sürekli olmak üzere tahsis edilerek, bir tüzel kişilik meydana getirmesi olarak tanımlanabilecek vakıf, tanımdan da anlaşıldığı gibi üç temel unsurdan oluşur. Bunlardan ilki, bir mal veya mal topluluğu; ikincisi, belli bir amaç; üçüncüsü ise, tüzel kişilik meydana getirmek üzere yapılan tahsistir.
Mal kavramı hukuki anlamda, mülkiyet konusu olabilen maddi varlığa sahip bütün eşya ile mal varlığına girebilen hakları ifade eder. Mal varlığı ise, bir kişinin sahip olduğu mal, hak ve borçların tamamından oluşan hukuki bütünlüktür.
Bir vakfın varlığı dendiğinde ise, bu tanım doğrultusunda, vakfın sahip olduğu mal, hak ve borçların tamamından oluşan hukuki bütünün anlaşılması gerekir.
1- Genel Olarak Vakfın Mal Varlığı
Mal varlığı, bir kişinin sahip olduğu para ile ölçülebilen mal, hak ve borçların tamamından oluşan hakiki bütünlüktür. Herkes mutlaka bir mal varlığına sahiptir. Vakıf da tüzel kişilik kazanması ile birlikte bir mal varlığına sahip olur. Vakıf, tesciliyle beraber tüzel bir kişilik kazanır ve bağımsız bir şahsiyet haline gelir. Tescilin diğer bir sonucu da tahsis edilen malları, başka bir işlemi gerektirmeksizin vakfın mülkiyetine geçirmesidir. Vakfın ilk mal varlığı vakıf senedi ile kendisine tahsis edilen mal ve haklardan meydana gelir. Bu mal varlığı, dar anlamda vakıf mal varlığını ifade eder. Geniş anlamda vakfın mal varlığını ise, kuruluşta tahsis edilenlerle birlikte, sonradan elde edilen tün değerler, ihtiyatlar, vakfın işletmeleri için ayrılan sermayeler ve borçlardan oluşur. Vakfın, malları organları vasıtasıyla talep eder. Kural olarak bu görevi yerine getirecek organ, vakıfta tek zorunlu organ olan yönetim organıdır.
2- Vakfın Gelirleri
Vakfın varlık kazanabilmesi için bir mal varlığına sahip olması şart olduğu gibi, faaliyet gösterebilmesi için de bu mal varlığının gelir getirmesi gereklidir.
Vakfın, kuruluş aşamasında tahsis edilen malların tabii ve medeni semerelerine ilaveten, kurulmasından sonra gerçekleştiği bazı faaliyetler sonucu veya bağışlar yoluyla da gelir elde edebilir. Bu gelirler genel olarak şöyle sıralanabilir.
Faiz Gelirleri: Vakıf çoğu zaman belli bir para tahsisi ile kurulur. Başlangıçta yapılan bu para tahsisi vakfın mal varlığını oluşturur. Vakıf, amacı doğrultusunda yapacağı faaliyetler için bu parayı harcarsa, başka bir mal varlığı olmaması veya para dışındaki mal varlığı değerlerinin amacın gerçekleşmesi için elverişli olmaması halinde kuruluşundan kısa bir süre sonra dağılması söz konusu olabilir. Bu sebeple mal olarak belli bir miktar para tahsis edilmişse, bunun çeşitli yollarla değerlendirilerek gelirinden yararlanılması gerekir. Bunun içinde de çoğu zaman tahsis edilen paranın bir bankaya yatırılmak suretiyle faizinden yararlanılır. Vakıfların sahip oldukları parayı Devlet bankalarından birine veya Vakıflar Bankasına yatırmalarını zorunluluk olarak öngörmüştür. Daha yüksek faiz veren özel teşebbüse ait bir bankaya parasını yatırma imkânı tanımamaktadır. Çünkü daha fazla gelir elde etme uğrunda vakıf mal varlığının riske atılmasına karşılık, güvenilir ama daha az gelir getiren Devlet güvencesine sahip olan bankalara yatırım yapılmasını tercih eder.
Kira Gelirleri: Vakfın sahip olduğu taşınır ve taşınmaz malların kiraya verilmesi yoluyla elde edilecek gelirler vakfın kira gelirlerini oluşturur. Kiraya verme işleminin usul ve esasları, kira sözleşmesinin süresi vakfın yönetim organınca tayin edilir.
Sosyal Faaliyet Gelirleri: Vakıf, amacını gerçekleştirmek için sosyal faaliyetlerde bulunabileceği gibi gelir elde etme amacıyla da bu tür faaliyetler düzenleyebilir. Örnek olarak konferans, sempozyum, panel, balo ve yemekli toplantılar, konserler, kermesler gösterilebilir.
Yayın Gelirleri: Vakıf, sosyal faaliyetlerde olduğu gibi yapacağı yayınlarla da hem amacını gerçekleştirebilir hem de gelir elde edebilir. Yayın olarak, amacı doğrultusunda yayınlayacağı kitap, dergi ve hatta gazete zikredilebilir. Buna ek olarak, sadece gelir elde etmeyi amaçlayan takvim, ajanda ve benzeri yayınlar da yapılabilir.
Hizmet Bedeli Olan Gelirleri: Vakıf, amacına ve faaliyet konusuna uygun birtakım hizmetler sunabilir. Bu hizmetler ücretsiz olabileceği gibi vakfın bunlar karşılığında belli bir miktar ücret alması da mümkündür. Örneğin, vakıf bir verem hastanesi işletiyorsa, buradan ekonomik durumu elverişli olmayanlar ücretsiz olarak yararlanırken, diğer hastalardan tedavi karşılığı ücret alınması söz konusu olabilir.
Aidat Gelirleri: Vakıf esas itibariyle üyeleri olmayan, başka bir deyişle olmaması gereken bir tüzel kişiliktir. Üyelik müessesesi yine bir medeni hukuk tüzel kişisi olan derneklerde söz konusudur. Kanun koyucu, sadece istihdam edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında, çalışanlardan ve işçilerden aidat alınmasını öngörmüştür. Buna rağmen, uygulamada yaygın bir şekilde diğer tür vakıfların da üye kaydettikleri ve aidat aldıkları görülmektedir. Hatta bazı vakıfların gelirlerin önemli bir kısmını üye aidatları oluşturmaktadır. Böylece, dernekten farksız bir örgütlenmesi ve çalışma tarzı olan vakıflar ortaya çıkmaktadır. Bunun önemli bir sonucu olan Medeni Kanunun öngördüğü dernek ve vakıflar ayrımını manasız hale getirmesi, bu ayrıma göre düzenlenen hükümleri işlemez duruma getirmesidir. Hatta bu yolla, her şeyiyle dernek şeklinde olan, ancak derneklerin amaçla sınırlı olarak taşınmaz mal edinme ilkelerini aşan vakıflar vücuda getirilmekte. Adeta dernek ile vakıftan unsurlar taşıyan karma bir tüzel kişilik ortaya çıkmaktadır ki, Medeni Kanuna göre kurulabilecek tüzel kişilik türleri bakımından geçerli olan sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkelerine aykırı olarak ortaya çıkan bu karışık ya da karma tüzel kişilik kabul edilemez.
Oysa vakfın amacına ve bu doğrultuda yaptığı hizmetlere inanan kimseler, üye olmasalar bile bağışlar yolu ile vakfı destekleyebilir. Vakıf, herhangi bir bağış veya aidat gibi gelirleri olmasa dahi amacı doğrultusunda faaliyet göstermesini sağlayacak bir mal tahsisiyle kurulmalıdır. Bu bakımdan bağış ve aidat gibi gelirler, vakıf bakımından olması halinde hizmet çerçevesini genişletici ancak olmaması halinde de vakfın faaliyetini olumsuz olarak etkilemeyecek mahiyet taşımalıdır.
Kanunen Vakfa Tahsis Edilen Gelirler: Vakfa, özel bir kanunla bazı gelirler tahsis edilmiş olabilir. Nitekim Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun 3. maddesi ile kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak gelirler tahsis edilmiştir.(m.7) Bu fonun hangi kaynaklardan oluşacağı aynı kanunun 4. maddesinde düzenlenmiştir. Bunların çoğunluğu, Devletin tahsil etmesi gereken kamu alacağı niteliğindeki ödemelerdir. Ayrıca, Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikte de kurban derilerini toplama yetkisi ve bunda elde edilecek gelirlerin %95’inin bu vakıflara verilmesi öngörülmüştür.
İştiraklerden Elde Edilen Gelirler: Vakıf belli bir şirkete ait hisse senetlerinin tahsisi ile kurulmuş olabilir. Bunun gibi, vakfın kuruluşundan sonra da, böyle bir şirketin hisse senetleri gelir getirmesi amacıyla alınmış olabilir. Bunlarda elde edilecek kâr payları vakfın gelir kalemleri arasında yer alır.
Bağış Yoluyla Elde Edilen Gelirler: Burada söz konusu olan, vakfeden veya üçüncü şahıslar tarafından vakıf senedinin bir gereği olmamasına rağmen yapılan kazandırmalardır. Bu kazandırmanın hangi türde olduğu kazandırmayı yapan şahsın iradesi tayin eder. Örneğin, hastane işleten sağlık amaçlı bir vakfa bağışta bulunan kişi, hastane odalarından birine adının verilmesi veya hastane bahçesine büstünün dikilmesini mükellefiyet olarak yüklemiş olabilir. Bu takdirde vakıf, bu mükellefiyetle yüklü olarak bağışlananı iktisap eder. Bu bakımdan, vakıf yönetim organının mükellefiyetli bağışlamalarını kabul ederken titiz davranması gerekir. Eğer mükellefiyet vakfın amacıyla uyuşmuyorsa veya yerine getirmesi vakfa çok fazla külfet yüklüyorsa, bu gibi hallerde bağışlamanın kabul edilmemesi vakfın menfaatlerine daha uygundur.
Vakfa Ait İktisadi İşletmelerden Elde Edilen Gelirler: Vakıf iktisadi amaç ile kurulamamakla beraber, iktisadi amaç gütmeksizin bir iktisadi işletmeye sahip olabilir. Bu da iki şekilde ortaya çıkabilir. Birincisi, vakfa mal varlığı olarak bir iktisadi işletmenin tahsis edilmiş olmasıdır. İkincisi ise vakfın iktisadi bir işletme kurmasıdır. Birinci halde vakıf, iktisadi işletmenin sahibi olurken, onun gelirleriyle de amacı doğrultusunda hizmet eder. Ancak burada, vakıf tüzel kişiliği ve hukuki şekliyle iktisadi faaliyetlerin yürütülmesine imkân tanıyan bir durum söz konusu değildir. Asıl gaye vakfın amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi olup, tahsis edilen iktisadi işletme, gelirleriyle vakfı amacına ulaşmayı sağlayacak bir vasıtadır. Özellikle mirasın taksimi sebebiyle büyük iktisadi işletmelerin parçalanarak güçlerini kaybetmesi, bu şekilde bir vakıf kurmak ve onun eliyle işletmeyi idare etmek suretiyle önlenebilir. Bunun için iktisadi işletmenin mahiyetinin tahsise elverişli olması şarttır. Örneğin, çok ortaklı bir anonim şirketin ortaklarından birinin ölümü sebebiyle tümüyle bir vakfa tahsisi söz konusu olamaz. Ama ölen ortak artık şirketteki hisselerini kuracağı bir vakfa tahsis edebilir.
Vakfın iktisadi işletmeye sahip olabileceği ikinci hal, kurulmuş olan vakfın bir iktisadi işletme iddiasıyla ortaya çıkabilir. İktisadi işletme doğrudan vakfın amacını gerçekleştirmeye yönelik olabileceği gibi, vakıf amacıyla doğrudan ilgisi olmamakla beraber, elde edilecek gelirlerle vakfın amacını gerçekleştirmesi için kurulmuş ta olabilir. Örneğin, sağlık amaçlı bir vakfın kuracağı okul işletmesi vakfın doğrudan amacına yönelik olduğu halde, bir market işletmesi geliriyle vakfın amacının gerçekleştirilmesine hizmet edecek bir iktisadi işletmedir. Amaca ulaşmak için kullanılan vasıta iktisadidir.
3-Vakfın Giderleri
Doğrudan Doğruya Vakfın Amacına Yönelik Harcamalar: Vakfın giderlerinin başında, doğrudan doğruya vakfın amacının gerçekleştirilmesi için yapılan harcamalar gelir. Her vakfın amacına göre bu tür harcamaların yapılacağı alanlar değişir. Örneğin, eğitim alanında faaliyet gösteren bir vakıf öğrencilere burs sağlamak, kitap, defter ve benzeri eğitim araçları temin etmek, kurslar düzenlemek, okul ve öğrenci yurdu açıp işletmek vb.
Dolaylı Olarak Vakfın Amacına Yönelik Harcamalar: Bu tür harcamalar doğrudan doğruya vakfın amacını gerçekleştirmeye yönelik olmamakla beraber, nihai olarak vakfın amacının gerçekleşmesinde veya o yönde faaliyet göstermesinde rolü olan harcamalardır. Bu harcamaların bir kısmı her müessesede ortaya çıkabilecek genel giderlerdir: Personel giderleri, kira, yakıt kırtasiye, elektrik, su, temizlik, sigorta, telefon, tamirat ve benzeri giderlerdir. Bunlara merkez ve şubelerin tefrişat ve genel tamirat giderleri de dolaylı harcamalar arasında yer alır.
Vergiler: Vakfın giderleri arasında yer alan vergiler ne doğrudan ne dolaylı olarak vakfın amacına yöneliktir.
Vakıfların Mal Edinimi, Akar Cinsinden Olan Malların Değiştirilmesi
1. Vakıflar; mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler.
2. Mülhak, cemaat ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve haklar vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, Denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile, sonradan iktisap ettikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir.
3.Vakıf yöneticileri, iktisap ettikleri veya değiştirdikleri taşınmaz malları tapuya tescil tarihinden itibaren bir ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirirler.
İktisadi İşletme ve Şirket Kurulması
Vakıflar; amacını gerçekleştirmeye yardımcı olmak veya vakfa gelir temin etmek amacıyla, Genel Müdürlüğe bilgi vermek şartıyla iktisadi işletme ve şirket kurabilir, kurulmuş şirketlere ortak olabilirler.
Vakıf Ormanları ve Suları
Özel vakıf ormanları kurulabilir.
Vakıf Muhasebesi
Vakıflar, muhasebe kayıtlarını Genel Müdürlükçe belirlenecek usul ve esaslar dahilinde tutmak zorundadırlar.
Tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Vakıflar varlıklarını, ekonomik kural ve riskleri gözetmek suretiyle değerlendirirler.
4-Uluslararası Faaliyet
Uluslararası Faaliyet
Vakıflar; amaç veya faaliyetleri doğrultusunda, uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunabilirler, yurt dışında şube ve temsilcilik açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler ve yurt dışında kurulmuş kuruluşlara üye olabilirler.
Vakıflar; yurt içi ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi bağış ve yardım alabilirler, yurt içi ve yurt dışındaki benzer amaçlı vakıf ve derneklere ayni ve nakdi bağış ve yardımda bulunabilirler.
Yurt dışı nakdi yardımların banka aracılığıyla alınması ve Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur.
Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikle düzenlenir.
Yabancı Vakıflar
Yabancı vakıflar, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler, şube açabilirler, üst kuruluşlar kurabilir ve kurulmuş üst kuruluşlara katılabilirler
5. Denetim
Vakıfların Denetimi
Mülhak, cemaat ve yeni vakıflarda iç denetim esastır.
Vakıf; organları tarafından denetlenebileceği gibi, bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırabilir.
Vakıf yöneticileri, en az yılda bir defa yapılacak iç denetim raporları ile sonuçlarını, rapor tarihini takip eden iki ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirir.
Vakıfların amaca uygunluk, iktisadi işletmelerinin mevzuata uygunluk denetimi Genel Müdürlükçe yapılır.
Denetim
Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.
Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödeyecekleri denetim giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin yüzde beşini geçmemek üzere tüzükle belirlenir.
Beyanname Verme Yükümlülüğü
Vakıf yönetimi; vakfın yönetici veya yönetim kurulu üyeleri listesini, bir önceki yıla ait faaliyet raporlarını, mali tablolarını ve bu tabloların uygun araçlarla yayınlandığına dair belgeyi, işletme ve iştiraklerinin mali tabloları ile yönetmelikle belirlenecek diğer bilgileri içeren beyannameyi her takvim yılının ilk altı ayı içerisinde Genel Müdürlüğe verir.
6. Vergi Muafiyeti
Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınmasının Şartları
Vergi muafiyeti tanınması talebinde bulunacak vakıfların başvuru tarihi itibariyle aşağıda belirtilen şartların hepsini bir arada taşıması gerekmektedir:
1. Faaliyet Konusu
Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınacak vakfın; sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konularında faaliyette bulunmayı amaç edinmiş olması gerekir. Vakfın faaliyet konusu bu sayılanlardan birisi veya birden fazlası ile ilgili olabilir. Ancak, vergi muafiyeti talebinde bulunacak vakfın bu faaliyetlerinin kamuya açık ve Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması gerekir. Belli bir yöre veya belli bir kitleye hizmeti amaçlayan vakıflara vergi muafiyeti tanınması mümkün değildir.
2. Faaliyet Süresi
Vakıfların, vergi muafiyeti talebinde bulunmadan önce kuruldukları tarihten itibaren en az bir yıl süre ile faaliyette bulunuyor olması ve bu süre içindeki faaliyetleri ile Devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki sağlamış olmaları gerekmektedir.
3. Defter Tutma
Vergi muafiyeti tanınacak vakıfların bilanço esasına göre defter tutmaları gerekir.
4. Mal Varlığı ve Yıllık Gelir
Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az 300.000.000.000. TL. gelir getirici mal varlığına ve en az 30.000.000.000.TL. yıllık gelire sahip olmaları gerekir.
5. Gelirin Harcanma Şekli
Vakfın resmi senedinde yıl içinde elde edilen brüt gelirlerin en az üçte ikisinin sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerinden oluşan amaçlara harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda bu koşulu fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şarta uyulması gerekir.
6. İlgili Kuruluşların Görüşünün Alınması
Vakıfların vergi muafiyetleri taleplerinin Maliye Bakanlığınca ilk değerlendirilmesi yapıldıktan sonra, vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınmayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve vakıf resmi senedinde amaç edinilen konulara göre ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınır.
7. Maliye Bakanlığı Merkezi Denetim Elemanlarınca Yapılacak İnceleme
Yukarıda sayılan şartların yerine getirilmesi halinde, vergi muafiyeti talebinde bulunan vakfın, kurulduğu tarihten inceleme tarihine kadar olan faaliyet ve çalışmaları, görevlendirilecek Bakanlık merkezi denetim elemanınca incelenir.
7. VAKIFLARIN SONA ERMESİ
Vakfın Sona Ermesi
Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.
Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.
Sona Eren veya Dağıtılan Yeni Vakıfların Mal ve Hakları
Sona eren yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar; vakıf senedinde yazılı kurum veya kuruluşa, senetlerinde özel bir hüküm bulunmayanlarda ise Genel Müdürlüğün görüşü alınarak mahkeme kararıyla benzer amaçlı bir vakfa; dağıtılan yeni vakıfların borçlarının tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar ise Genel Müdürlüğe intikal eder.
8. TEŞKİLAT
Vakıflar Genel Müdürlüğü
Bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
Başbakan Genel Müdürlüğün yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde görevlendireceği Devlet Bakanı vasıtasıyla kullanabilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatından oluşur.
Genel Müdürlüğün merkezi Ankara'dadır.
Meclisin oluşumu
Meclis, Genel Müdürlüğün en üst seviyedeki karar organıdır.
Meclis; Genel Müdür, üç Genel Müdür yardımcısı ve I. Hukuk Müşaviri olmak üzere beş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, Başbakanca vakıf konusunda bilgi ve deneyim sahibi yükseköğrenim mezunları arasından atanacak beş, yeni vakıflarca seçilecek üç, mülhak ve cemaat vakıflarınca seçilecek birer üye olmak üzere toplam on yedi üyeden oluşur. Ayrıca yeni vakıflar üç, mülhak ve cemaat vakıfları ise birer yedek üye seçer.
Seçimler; yeni vakıflarda yönetim organının, mülhak vakıflarda vakıf yöneticilerinin, cemaat vakıflarında yönetim kurullarının seçeceği birer temsilcinin iştiraki ile Genel Müdürlüğün daveti üzerine ayrı ayrı yapılır. Genel Müdür aynı zamanda Meclisin de başkanıdır.
Genel Müdür alınan kararları yürütmeye yetkili ve görevlidir. Genel Müdürün çeşitli nedenlerle görevinde bulunmadığı durumlarda Genel Müdüre vekâlet eden Meclis Başkanlığına da vekâlet eder.
Meclisin çalışmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
9. DİĞER HÜKÜMLER
Muafiyet ve istisnalar
Yurt içi veya yurt dışında vakıf kültürünü araştırmak, geliştirmek ve desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler; Genel Müdürlüğün görev alanı ile ilgili faaliyet ve yatırım programlarında yer alan her türlü ilmi organizasyon, stratejik araştırma, konferans, sempozyum ve benzeri kültürel faaliyetlerin yürütülmesi kapsamında sponsorluk yapabilirler.
Bu faaliyetlerle ilgili sponsor kişi veya şirketler Genel Müdürlüğün belirleyeceği esaslar dahilinde reklam alabilirler.
Vakıflar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz eski eserlerin; bakım, onarım ve restore edilmesi, yaşatılması, çevre düzenlemesi ve kamulaştırılması dahil Genel Müdürlüğün kontrolünde gerçek ve tüzel kişilerin kendileri tarafından yapılacak harcamalar, bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarının tamamı Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından düşülür.
Kuruluşunda veya kurulduktan sonra vakıflara bağışlanan taşınır ve taşınmaz mallar Veraset ve İntikal Vergisinden istisnadır.
Eski Eserlerin Tespiti, Tescili ve Yaşatılması
Vakıflara ait taşınır ve taşınmaz eski eserlerin tespiti, envanterinin çıkarılması, tescili, Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait olanların korunması, mülkiyeti el değiştirmiş eski eserler ile koruma alanlarının kamulaştırılması, değerlendirilmesi, onarım ve restorasyonu Genel Müdürlükçe yürütülür.
Vakıf Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması
Vakıflara ait taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları; Genel Müdürlük, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kullananları tarafından korunur.
Eski Eserlerin Vakfı Adına Tescili
Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun hazine, belediye veya özel idarelerin mülkiyetine geçmiş eski eserler hiçbir hükme gerek kalmaksızın vakfı adına tescil edilir.
 Alıntı
 16.07.2008, Saat 16:39
DurumuÇevrimdışı
HaKaN
Kayıtlı Üye
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #7

BÖLÜM 7
DERNEKLER


Dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere en az 7 gerçek veya tüzel kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.
Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, yerleşim yeri, kurucuları, gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur.
Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulur. Her federasyonun bir tüzüğü bulunur.
Ayrıca dernekler Kamu Yararlı Dernekler ve Özel Kanunlarla kurulan dernekler olarak ikiye ayrılır.
Dernek Kurma Hakkı
Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamalar saklıdır.
On beş yaşını bitiren ayırt etme gücüne sahip küçükler; toplumsal, ruhsal, ahlaki, bedensel ve zihinsel yetenekleri ile spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile yapısını ve özel yaşantılarını korumak ve geliştirmek amacıyla yasal temsilcilerinin yazılı izni ile çocuk dernekleri kurabilir veya kurulmuş çocuk derneklerine üye olabilirler.
On iki yaşını bitiren küçükler yasal temsilcilerinin izni ile çocuk derneklerine üye olabilirler ancak yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar.
Çocuk derneklerine on sekiz yaşından büyükler kurucu veya üye olamazlar.
Hangi Amaçla Dernek Kurulamaz
Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla dernek kurulamaz.
Derneğin amacı; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir gayeyi gerçekleştirmeye yönelik, anlaşılabilir ve süreklilik arz etmelidir. Hukuka veya ahlâka aykırı olmamalıdır.
Derneğin Kuruluş Şekli
Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul kararıyla şube açabilirler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az üç kişilik kurucular kurulu, şube açılacak yerin en büyük mülki amirine şube kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri verir.
Derneğin Zorunlu Organları
Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur.
Dernekler zorunlu organları dışında başka organlarda oluşturabilirler. Ancak, bu organlara zorunlu organların görev yetki ve sorumlulukları devredilemez.
Genel Kurul: Derneğin en yetkili karar organı olup; derneğe kayıtlı üyelerden oluşur.
Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı verir; dernek organlarını seçer ve derneğin diğer bir organına verilmemiş olan işleri görür.
Genel kurul, derneğin diğer organlarını denetler ve onları haklı sebeplerle her zaman görevden alabilir.
Yönetim Kurulu: Beş asıl ve beş yedek üyeden az olmamak üzere dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir.
Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebilir.
Denetim Kurulu:Üç asıl ve üç yedek üyeden az olmamak üzere dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Denetim kurulu, denetleme görevini, dernek tüzüğünde belirtilen esas ve usullere göre yapar; denetleme sonuçlarını bir raporla yönetim kuruluna ve genel kurula sunar.
Dernek Tüzüğü
Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Bu tüzükte aşağıda gösterilen hususların belirtilmesi zorunludur.
a) Derneğin adı ve merkezi.
b) Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı.
c) Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleri.
d) Genel kurulun toplanma şekli ve zamanı.
e) Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve şekilleri.
f) Yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı.
g) Derneğin şubesinin bulunup bulunmayacağı, bulunacak ise şubelerin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri ile dernek genel kurulunda nasıl temsil edileceği.
h) Üyelerin ödeyecekleri giriş ve yıllık aidat miktarının belirlenme şekli.
i) Derneğin borçlanma usulleri.
j) Derneğin iç denetim şekilleri
k) Tüzüğün ne şekilde değiştirileceği.
l) Derneğin feshi halinde mal varlığın tasfiye şekli.
Derneklerin Faaliyetleri
Genel olarak
Dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunurlar.
Yasaklanan veya izne bağlı faaliyetlerle ilgili kamu hukuku nitelikli özel kanun hükümleri saklıdır.
Dernek faaliyetleri ile ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık halinde, Cumhuriyet savcısının istemiyle mahkemece faaliyetten alıkoyma kararı verilebilir
Uluslar Arası Faaliyet
Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere uluslar arası faaliyette veya işbirliğinde bulunabilir, yurt dışında temsilcilik veya şube açabilir, yurt dışında dernek veya üst kuruluş kurabilir veya yurt dışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara katılabilirler.
Yabancı dernekler, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de faaliyette veya işbirliğinde bulunabilir, temsilcilik veya şube açabilir, dernek veya üst kuruluş kurabilir veya kurulmuş dernek veya üst kuruluşlara katılabilirler.
Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olan yabancı gerçek kişiler, dernek kurabilirler veya kurulmuş derneklere üye olabilirler.
Dernek Gelirleri
Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda veya dernek mal varlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur.
Dernek gelirleri alındı belgesi ile toplanır ve giderler harcama belgesi ile yapılır. Dernek gelirlerinin bankalar aracılığı ile toplanması halinde banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçer.
Alındı belgeleri ve harcama belgelerinin saklama süresi 5 yıldır.
Dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak alındı belgeleri yönetim kurulu kararı ile bastırılır. Alındı belgelerinin şekli, bastırılması, onaylanması ve kullanılması ile dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak yetki belgesine ilişkin hususlar yönetmelikte düzenlenir.
Dernek gelirlerini toplayacak kişiler yönetim kurulu kararıyla belirlenir ve bunlar adına yetki belgesi düzenlenir.Dernekler tarafından tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir. Bu defterlerin dernekler biriminden yada noterden onaylı olması zorunludur.
Dernek adına gelir tahsil etmekle yetkili olan kişiler, tahsil ettikleri paraları otuz gün içerisinde dernek saymanına teslim ederler veya derneğin banka hesabına yatırırlar. Ancak, tahsilatı 2005 yılı için 1000.- YTL’yi geçenler, 30 otuz günlük süreyi beklemeksizin tahsil ettikleri parayı en geç iki iş günü içinde dernek saymanına teslim ederler veya derneğin banka hesabına yatırırlar.
Dernek kasasında bulundurulabilecek para miktarı, ihtiyaçlar dikkate alınarak yönetim kurulunca belirlenir.
Dernek giderleri ise fatura, perakende satış fişi, serbest meslek makbuzu gibi harcama belgeleri ile yapılır. Ancak dernekler, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi kapsamında bulunan ödemeleri için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre gider pusulası, bu kapsamda da bulunmayan ödemeleri için Gider Makbuzu düzenlerler.
Dernek Görevlileri Ve Ücretleri
Üye sayısının 100 kişiden çok olması şartıyla dernek hizmetleri gönüllüler veya yönetim kurulu kararı ile göreve başlatılan ücretliler aracılığıyla yürütülür.
Dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarları genel kurul tarafından belirlenir.
Dernek Adları
Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir.
Kamu Yararına Çalışan Dernekler
Kamu yararına çalışan dernekler, ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilir.Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için, en az 1 yıldan beri faaliyette bulunması ve derneğin amacı bu amacı gerçekleştirmek üzere giriştiği faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması şarttır.
Kamu yararına çalışan dernekler en az 2 yılda bir denetlenir.
Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun tüzüklerini onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Kızılay
11 haziran 1868 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur.çeşitli zamanlarda çeşitli adlarla anılmış olan bu kurum, 1935 yılında “Kızılay Derneği” adını almıştır.
Derneğin Amacı: Savaşta ve barışta, yurt içinde ve dışında doğal afet ve felaketlere uğrayanlara yardım etmek,sağlık ve sosyal dayanışmayı sağlamak ayrıca bu konudaki uluslar arası derneklerle iş ve amaç birliği yapmaktır.
Derneğin Başlıca Faaliyetleri
1. Savaşta ve hükümetin ilan ettiği olağanüstü durumlarda silahlı kuvvetlere yardımcı olmak.
2. Bulaşıcı hastalıklara karşı açılan mücadeleye katılmak.
3. Yabancı ülkelerde meydana gelen doğal afetlerde mümkün olduğu kadar yardım elini uzatmak.
4. Hükümetin belirlediği yerlerde hastahaneler açmak
5. Barış zamanında hemşire ve ilk yardım elemanı yetiştirmek.
6. Kan bulma hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek.
7. Yoksullara yardım etmek.
8. Deprem, yangın, sel v.b. felaket anlarında felakete uğrayanlara yardım etmek.
Kızılay bu faaliyetleri yürütebilmek amacıyla gönüllü kuruluşlar oluşturur.
Derneğin Başlıca Gelir Kaynakları
• Üyelerden toplanan aidatlar,
• Dernek yayınları, pul ve rozetler,
• Düzenlenen piyango, balo ve eğlence gelirleri,
• Vatandaşların yaptıkları bağış ve yardımlar,
• Bazı malların satış ve kiralarından elde edilen gelirler oluşturur.


Yeşilay
1920 yılında İstanbul’da kurulmuşur.
Kurumun Amacı: Türk insanını alkol, sigara ve diğer tüm uyuşturucu maddelerin zararlarından korumaktır. Kurumun gelir kaynaklarını, halktan toplanan yardımlar ve devletin maddi katkıları oluşturur.
Türk Hava Kurumu
“İstikbal göklerdedir.” diyerek havacılığa verdiği önemi gösteren Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Türk Hava Kurumunu kurdurmuştur.
Kurumun Amacı: Gençlere havacılığı sevdirmek, havacılığın askeri ve sivil alanlardaki önemini kavratmak ve Türk havacılığının gelişmesi için gayret göstermektir.
Türk Hava Kurumu, Türkkuşu Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak gençleri havacılığın çeşitli alanlarında eğitir.
Kurumun başlıca gelirlerini vatandaşlardan toplanan filtre, zekat ve bağışlar oluşturur.
Sosyal Hizmetler Ve Çocuk Esirgeme Kurumu
İlk olarak Mithat Paşa’nın Tuna valiliği sırasında temeli atılan bir yardım kurumudur. Bu kurum 1935 yılında “Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu” adını almıştır. Derneğin günümüzdeki adı “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu” dur.
Kurumun Amacı: Korunmaya bakıma ve yardıma muhtaç çocuklara, özürlü ve yaşlılara bakmak ve onların hayatlarını devam ettirmelerine yardımcı olmaktır.
Kurum, yurdun birçok yerinde ihtiyaç sahipleri için bakım evi, çocuk yuvası, hastahane ve dispanser açar. Şehitlerin ailelerini eş ve çocuklarını, malul ve gazileri korur. Onların toplumda varlıklarını devam ettirmelerini sağlar.
Kurumun başlıca gelir kaynağını, halktan toplanan bağışlar ve devlet yardımları oluşturur.
Amerika’da Türk Dernek Ve Organizasyonları
Amerika’da 100 kadar Türk Derneği, Organizasyonu, Öğrenci birlikleri ve dostluk kuruluşları bulunmaktadır. Bu dernekleri genel itibari ile 3 büyük gruba ayırabiliriz, Assembly of Turkish American Associations, Federation of Turkish American Associations, ve Turkish Student Associations. Bunların yanında diğer Türk Cumhuriyetlerinin kültür ve dayanışma dernekleri, Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi takımların Amerika dernekleri, Ticari amaçlı dernekler ve eğitim amaçlı dernekler faaliyet göstermektedir.
STK CENNETİ
Ülkelerin gelişmiş ve kalkınmışlığında sivil toplumun örgütlü olması çok önemli bir göstergedir. Büyük devlet olmanın, çağdaş devlet olmanın çok önemli şartlarından biri de toplumun özgürce örgütlenmesinin önünde her türlü engelin kaldırılmasıdır. AB üyesi ülkeler bu konuda STK'lar için cennet yaratmışlardır. Almanya da 2 milyon 100 bin, Fransa da 1,5 milyon ABD'de 1,5 milyon civarında dernek faaliyettedir. Dernekler son derece etkin ve katılımcıdır. AB üyesi ülkelerde ortalama 40 kişiye bir dernek düşmektedir. Gelişmiş ülkelerde sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla ülkede yaşayanlar son derece dinamik olmuşlar ve her şeyi devletten beklememişlerdir. Toplumda uzlaşma ve barış sağlayarak sosyal huzuru gerçekleştirmişlerdir. Gelişmiş Batı ülkelerinin insanları demokratik refleksleri kuvvetli, canlı ve aktiftirler.
Gelelim Türkiye'ye maalesef ülkemizde AB üyesi ülkelerin standartlarında güçlü ve etkili sivil toplum örgütleri kurulamamıştır. Ancak son yıllarda, AB'ne uyum yasaları ve katılım ortaklığı belgeleri kapsamında dernekler kanununda yapılan değişikliklerle sivil toplum örgütlerinin önünde engellerde kaldırılmaya ve bu kapsam da 04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Yasası ile önemli adımlar atmaya başlanmıştır. Bu kanun ile Devletin sivil örgütlenmelere müdahaleleri azaltılmış, siyasetle ilgilenmelerine ve daha özgürce teşkilatlanmalarına imkan sağlanmıştır.
TÜSİAV
2005 yılı sonu rakamları itibariyle Türkiye de katılımcılık ve sivil toplumculuk sınıfta kalmıştır. Türkiye de dernek sayısı 81 bin, en çok dernek İstanbul'da 13 bin Ankara da 11 bin ve her 100 kişiye 1 dernek düşüyor. Bu derneklerin yarısına yakını tabela derneğidir. Etkin olduğu kabul edilen sivil toplum örgütleri arasında, çoğunlukla işadamları dernekleri, genç işadamları denekleri ve işkadınları derneklerinin bulunması dikkat çekicidir. Toplumun diğer kesimleri etkin bir örgütlenmeyi maalesef başaramamışlardır.
Türkiye de faaliyet alanına göre dernekler şu şekilde sıralanıyor: Birinci sırada hemşeri dernekleri geliyor. Hemşeri derneklerinden sonra sırayla emekli, esnaf, işçi, işveren, memur, mezun, muhtarlar, kadın yardımlaşma dernekleri adı altında faaliyet gösteren 20 bine yakın yardımlaşma derneği bulunuyor. Bu dernekleri 16 bin civarında okul dernekleri, 15 bin civarında cami yaptırma ve kuran kursu dernekleri izliyor.
Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının ortak problemlerinin başında kurumsallaşmama, profesyonelleşmeme ve kaynak sorunu geliyor. Para, insan, bilgi ve iletişim kaynaklarını sağlayamayan, katılımcı üye bulamayan, kurumsallaşamayan sivil toplum kuruluşları bir türlü etkin olamıyor. Ve demokrasimizi demokratikleştiremiyor.
Vatandaşlarımızın Sosyal Yardım Kuruluşlarına Katılması Ve Önemi
Sosyal yardım kurumları halk yararını gözeterek kurulmuş kurumlardır. Bu tür kurumların temelinde toplumsal dayanışma ve yardımlaşma duygusu bulunur. Türk milleti, toplumsal dayanışma ve yardımlaşmaya önem veren bir millettir. Bu durum geçmişte Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde kurulan vakıflar sayesinde en güzel şekilde ispatlanmıştır.
Sosyal yardım kurumları, topluma faydalı oldukları gibi devletin sırtından önemli yükleri azaltmaları ve devletin yapması gereken bazı faaliyetleri üstlenmeleri açısından da önemli kuruluşlardır. Bizler bu tür kurumlardan maddi manevi desteğimizi esirgememeliyiz. Amaçlarına saygı göstermeyi bir vatandaşlık borcu olarak kabul etmeliyiz.
Vakıflar İle Dernekler Arasındaki Fark
Dernekler kazanç paylaşma dışında belli bir sosyal amacı gerçekleştirmek üzere kurulurlar.
Vakıflar ise belli bir mal tahsisi suretiyle resmi senetlerinde belirtilen amaçlarını toplum yararına gerçekleştirmek üzere kurulan hayır kuruluşlarıdır.
 Alıntı
 16.07.2008, Saat 16:40
DurumuÇevrimdışı
HaKaN
Kayıtlı Üye
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #8

BÖLÜM 8
TESK(TÜRKİYE ESNAF VE SANATKARLARI KONFEDERASYONU)


Amacı
• Esnaf ve sanatkârlar odaları, esnaf ve sanatkârlar odaları birlikleri ile esnaf ve sanatkârlar federasyonları arasında birliği temin etmek, gelişmeyi ve ilerlemeyi sağlamak,
• Genel olarak esnaf ve sanatkârların faaliyetlerinin mesleki çıkarlar ve ülke yararına uygun bir şekilde yürütülmesini sağlamak, bu hususta lüzumlu görülecek her türlü önlem ve girişimlerde bulunmak,
• Esnaf ve sanatkârları yurt çapında ve uluslararası kurum ve kuruluşlar düzeyinde temsil etmek, esnaf örgütleri ile uluslararası dayanışma içerisinde olmak,
• Ulusal ekonomideki gelişmelere paralel olarak lüzumlu görülecek mesleki önlemleri almak, dünyadaki değişimlere göre esnaf ve sanatkârlarımızın uyumunu sağlayacak girişimlerde bulunmak,
• Esnaf ve sanatkârların mesleki eğitimlerini geliştirmek, verimliliğin artması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için faaliyette bulunmak; onların ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmelerini sağlamak amacıyla tesisler, şirketler, kurum ve kuruluşlar oluşturmak,
• Bakanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak, esnaf ve sanatkârlarımıza yönelik her türlü çalışmayı gerçekleştirmek, amacıyla kurulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi ve TESK
Konfederasyonumuz ve alt teşkilatı, Ahilikten gelen ilkelerini kaybetmeden bugün de ülkenin orta direği, istikrar unsuru olma özelliğini muhafaza ederek faaliyetlerine devam etmektedir.
Konfederasyonumuz Ahilikten gelen bir teşkilatın en üst kuruluşu olarak, Ahiliğe her zaman sahip çıkmış ve Ahilik ilkelerini korumaya çalışmıştır. Bu nedenle Kültür Bakanlığı ile işbirliği içinde her yıl Ahilik Kültürü Haftası Kutlamaları Yönetmeliği kapsamında bulunan illerimizde, mülki amirlerle yerel yönetimlerin de katkısıyla, büyük bir coşku ile Ahilik Kutlamaları yapılmaktadır. Ahilik Haftası aynı zamanda tüm ülke genelinde Esnaf Bayramı olarak da kutlanmaktadır. Her iki kutlama programları çerçevesinde illerimizde Ahilikle ilgili panel ve konferanslar düzenlenmekte, şenlikler yapılmakta, iller tarafından seçilen, mesleğinde başarılı ve mesleğinin gerektirdiği ahlaki ilkelere sahip en genç-en yaşlı ve kadın esnaf ve sanatkârlarımıza belge ve armağanlar verilmekte, sergiler-fuarlar açılmaktadır. Konfederasyonumuz her yıl ayrıca, Ahiliğin merkezi kabul edilen Kırşehir ilimizde, ülke genelinden gelen esnaf-sanatkâr kuruluşları yöneticileri ile birlikte gerçekleştirilen Türkiye çapındaki büyük toplantıya da öncülük etmekte ve destek sağlamaktadır. Ahiliğin yaşatılması, geliştirilerek günümüz koşullarına uydurulması amacıyla araştırmalar ve yayınlar da yapılmaktadır.
Esnaf ve sanatkâr kesiminin tarihinde önemli bir yer tutan Ahilik, gerek öz ve gerekse kurumları ile günümüzde halen yaşamaktadır. Bugün esnaf-sanatkârlar kesimi açısından büyük öneme sahip olan, Halk Bankası, Esnaf Kefalet Kooperatifleri, Bağ-Kur gibi kuruluşların kökeni Ahilik Teşkilatına dayanmaktadır. Bu nedenle esnaf ve sanatkârlar kesiminde ve bağlantılı teşkilatlarında 38 yıldan beri "Esnaf Bayramı" kutlamaları büyük bir coşkuyla gerçekleştirilmektedir.


Ahilik Kültürü
Ahilik felsefesi, temelleri 12’nci yüzyılda Kırşehir’de atılmış, daha sonra tüm Anadolu’ya yayılmış, izleri bugüne kadar süregelmiş kültürel, sosyal ve ekonomik bir oluşumdur.
Ahilik, 13-19’uncu yüzyıllar arasında Anadolu’da yaşayan halkın sanat ve meslek alanında yetişmelerini sağlayan, onları ahlaki yönden geliştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.Ahilik, iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.
Ahlakla sanatın uyumlu birleşiminden oluşan ahilik, örgüt olarak Anadolu’da 13’ncü yüzyılda Ahi Evran tarafından kurulmuştur.
Ahi kelimesi de Arapça’dır ve “kardeş/kardeşim” demektir. Ancak bazı araştırmacılar, Ahi sözcüğünün Türkçe’de cömert, eliaçık, yiğit anlamına gelen “akı” sözcüğünden geldiğini ileri sürmektedirler. Anadolu’da Türk kurum ve terimlerinin fazlalaştığı bir dönemde “akı”nın, Arapça “kardeşim” anlamına gelen “ahi”ye dönüştüğü sanılmaktadır. Ahi Evran tarafından Anadolu’da 13’ncü yüzyılda kurulan Ahilik, belli kurallara bağlı olarak faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârlar birliğini ifade etmektedir.
Alt Teşkilat Yapısı
A. Mesleki Oda Kuruluşu
1.Yeni kurulacak odalarda 9 kişiden oluşan kurucular kurulu oluşturulur.
2. Kurucular kurulu tarafından, oda kurucu üyelerinin tüm bilgileri alınacak yetkiden sonra Bakanlık e-esnaf ve sanatkar veri tabanına eksiksiz olarak girilir.
3. Oda kuruluşu ile ilgili olarak Mülki İdare Amirliğine verilecek müracaat dilekçesine, Bakanlık e-esnaf ve sanatkar veri tabanına girişi yapılan ve en az 500 kişilik kurucu üyelere sicil müdürünün gözetiminde tanzim ve imza edilen Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından alınmış beş adet oda kuruluş tutanağı ve kurucular kurulunun hazır bulunmasıyla sicil müdürünün huzurunda düzenlenen Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanından alınmış beş adet oda ana sözleşmesi eklenir.
4. Mülki İdare Amirliğinin ve esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinin uygun görüşü alındıktan, statülerin Bakanlıkça onanarak iade edilmesinden ve kuruluş izninin verilmesinden sonra oda tüzel kişilik kazanmış olur. (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 1 ay içinde izin verip vermediğini bildirmediği takdirde oda kendiliğinden kurulmuş olur. Bu maddeye göre Danıştay’da açılacak davalar 6 ay içinde hükme bağlanır.)
(Statülerden 1 adedi Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda, bir adedi Konfederasyonda, bir adedi valilikte bir adedi ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinde ve bir adedi de Odada muhafaza edilir.)
5. Odaların çalışma bölgesi bulundukları ilçenin sınırlarıdır.
6. Birden fazla ilçe bulunan büyük şehir il merkezlerinde kurulan odaların çalışma bölgesi büyük şehire dahil ilçenin sınırlarıdır.
7. Aynı bölgede ve aynı konuda birden fazla oda kurulamaz.
8. Odalar kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.


B. Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği

TANIM : 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 42 nci maddesinde; ‘’Bu kanuna göre kurulan odalar tarafından aralarında birlik ve dayanışma kurma ve kuruluşun gelişmesini sağlamak maksadıyla kuracakları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği denir.’’
Halen her ilimizde esnaf ve sanatkarlarımıza hizmet etmek amacıyla kurulmuş bulunan ve faaliyetlerini sürdüren birer (İstanbul’da 2 ) olmak üzere toplam 82 Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği mevcuttur.
C. Mesleki Federasyonlar
TANIM : 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 65 nci maddesinde; ‘’Esnaf ve sanatkarlar odalarının sadece mesleki yönden mensuplarının ihtiyaçlarını karşılamak, gelişmelerini sağlamak ve çalışmalarını yurt ölçüsünde işbirliği ve ahenk içerisinde yapabilmelerini sağlamak maksadiyle kuracakları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlara Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu denir.’’
Halen Türkiye genelinde esnaf ve sanatkarlarımıza hizmet etmek amacıyla kurulmuş bulunan ve Ankara’da faaliyetlerini sürdüren 13 Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu mevcuttur.
ÖRGÜTLENME ŞEMASI
Türkiye Esnaf Ve Sanatkarları Konfederasyonu
Mesleki Federasyonlar
• Türkiye Şoförler Ve Otomobilciler Federasyonu
• Türkiye Bakkallar Ve Bayiler Federasyonu
• Türkiye Kebapçılar , Köfteciler , Tatlıcılar, Pastacılar Ve Lokantacılar Federasyonu
• Türkiye Fırıncılar Federasyonu
• Türkiye Ağaç İşleri Esnaf Ve Sanatkarları Federasyonu
• Türkiye Berberler Ve Kuaförler Federasyonu
• Türkiye Elektrik-Elektronik Ve Benzerleri Teknisyenleri Esnaf Ve Sanatkarları Federasyonu
• Türkiye Kahveciler Kıraathaneciler Büfeciler Federasyonu
• Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu
• Türkiye Terziler Konfeksiyoncular Ve Giyim Sanatkarları Federasyonu
• Türkiye Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu Esnaf Ve Sanatkarlar
• Türkiye Kasaplar, Besiciler Et Ve Et Ürünleri Esnaf Ve Sanatkarları Federasyonu
• Türkiye Sebzeciler Meyveciler Ve Seyyar Pazarcılar Esnaf Ve Sanatkarları Federasyonu




5362 Nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu
Amaç
Bu Kanunun amacı; esnaf ve sanatkârlar ile bunların yanlarında çalışanların meslekî ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve meslekî eğitimlerini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplini ve ahlâkını korumak ve bu maksatla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf ve sanatkârlar odaları ile bu odaların üst kuruluşu olan birlik, federasyon ve Konfederasyonun çalışma usûl ve esaslarını düzenlemektir.
Kapsam
Bu Kanun, esnaf ve sanatkârlar ile bunların yanlarında çalışanlar ve esnaf ve sanatkârlar tarafından kurulan esnaf ve sanatkârlar odaları ile bu odaların üst kuruluşları olan birlik, federasyon ve Konfederasyon hakkında uygulanır.
Tanımlar
Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri,
Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını,
Genel Müdürlük: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğünü,
Oda: Esnaf ve sanatkârların kuracakları ihtisas ve karma esnaf ve sanatkârlar odalarını,
İhtisas odası: Aynı meslekte faaliyette bulunan esnaf ve sanatkârların bir araya gelerek il merkezlerinde veya ilçelerde kurmuş oldukları esnaf ve sanatkârlar odalarını,
Karma oda: İhtisas odası kurabilecek sayıya ulaşamayan değişik mesleklerdeki esnaf ve sanatkârların bir araya gelerek kuracakları odaları,
Şube: Birlik tarafından oda kurulamayan ilçelerde açılacak ve buradaki esnaf ve sanatkârların işlemlerini yürütecek hizmet birimlerini,
İrtibat bürosu: İhtisas odalarının ve ilçelerdeki karma odaların çalışma bölgeleri içerisinde açacakları büroları,
Birlik: Aynı ilde kurulan esnaf ve sanatkârlar odalarının, aralarındaki dayanışmayı temin etmek ve bu odaların il genelinde işbirliği ve ahenk içerisinde çalışmalarını ve gelişmelerini sağlamak ve o ilin esnaf ve sanatkârlarını temsil etmek amacıyla il merkezlerinde kuracakları esnaf ve sanatkârlar odaları birliklerini,
Federasyon: Aynı meslek dalında kurulan esnaf ve sanatkârlar odalarının, üyelerinin meslekî yönden ihtiyaçlarını karşılamak, çalışmalarını ve gelişmelerini ülke genelinde işbirliği ve ahenk içerisinde yapabilmelerini sağlamak amacıyla, kuracakları esnaf ve sanatkârlar federasyonlarını,
Konfederasyon: Esnaf ve sanatkârlar odaları, birlikleri ve federasyonları arasında birliği temin, gelişme ve ilerlemeyi sağlamak ve genel olarak esnaf ve sanatkârların çalışmalarını meslekî yönden ve kamu yararına uygun olacak şekilde düzenlemek ve bu hususta gerekli görülecek her türlü tedbiri almak ve teşebbüste bulunmak, meslekî eğitimlerini geliştirmek, esnaf ve sanatkârları yurt çapında ve uluslararası düzeyde temsil etmek, sorunlarının çözümü için ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunmak, ulusal ekonomideki gelişmelere paralel olarak lüzumlu görülecek meslekî tedbirleri almak ve Bakanlık tarafından esnaf ve sanatkârlarla ilgili verilecek görevleri yapmak üzere kurulan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu,
Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları: Oda, birlik, federasyon ve Konfederasyonu,
Sicil: Bulunduğu il idari sınırları içerisinde çalışmak üzere birlik bünyesinde ayrı bir birim olarak kurulan Esnaf ve Sanatkâr Sicili Müdürlüğünü,
Sicil Gazetesi: Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Gazetesini,
Asgari ücret: Onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücreti,
Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanı: Esnaf ve sanatkâr meslek kuruluşlarının işlemlerinin ve verilecek hizmetlerin elektronik ortamda yapılmasını sağlayan sistemi,
ifade eder.
Konfederasyonun kuruluşu
Konfederasyon, Bakanlıkça hazırlanmış örneğine uygun Konfederasyon ana sözleşmesinin Bakanlık tarafından onanmasından sonra kurulmuş olur. Kuruluş merkezi Ankara'dadır. Konfederasyonun kısa adı TESK'tir.
Konfederasyona kayıt; Bu Kanuna göre kurulmuş veya kurulacak olan birlik ve federasyonlar kuruluş tarihinden itibaren bir ay içinde Konfederasyona kayıt olmak zorundadırlar.
Kayıt zorunluluğunu yerine getirmeyen birlik ve federasyonların kayıtları Konfederasyonca resen yapılır ve ilgili meslek kuruluşlarına yazılı olarak bildirilir.
Konfederasyonun organları
Konfederasyonun organları şunlardır:
a) Genel kurul: Birlik ve federasyonların başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile Konfederasyonun görevde bulunan genel başkanı, yönetim kurulu ve dışarıdan seçilen üyeler hariç denetim kurulu üyelerinden oluşur.
b) Başkanlar kurulu: Konfederasyon genel başkanı ile birlik ve federasyon başkanlarından oluşur.
c) Yönetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilen genel başkan dahil onbeş kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.
d) Denetim kurulu: Genel kurul üyeleri arasından veya ikisi dışarıdan dört yıl süreyle görev yapmak üzere seçilen beş kişiden oluşur. Aynı sayıda yedek üye seçilir.
Konfederasyon genel kurulunun görev ve yetkileri
a) Konfederasyon genel başkanını, yönetim kurulu ve denetim kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.
b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.
c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.
d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu programda yer alan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.
e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.
f) Yönetim kurulunca hazırlanan yönetmelikleri onamak.
g) Herhangi bir sebeple birlik ve federasyonlarla Konfederasyon yönetim kurulu ve denetim kurulu arasında çıkacak görüş ayrılıklarını çözüme kavuşturmak.
h) Esnaf ve sanat sahiplerinin meslek ve sanatlarının yürütülmesi için gerekli ve faydalı görülecek tedbir ve teşebbüslerden yönetim kurulu tarafından getirilecek konuları incelemek ve karara bağlamak.
ı) Eğitim ve öğretim kurumları açılmasına, öğrenci yurtları tesis edilmesine, burs verilmesine ve öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirinin %10'unu geçmemek şartıyla kamu yararına hizmet eden kuruluşlara sosyal yardımlarda bulunulmasına, bütçe imkânları yeterli olmayan birlik ve federasyonlara durumlarını belgelendirmek kaydıyla ayni ve nakdi yardım yapılmasına karar vermek.
j) Konfederasyonun kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek, bu faaliyetlerine ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek tutmak.
Konfederasyon genel kurulunun görev ve yetkileri
a) Konfederasyon genel başkanını, yönetim kurulu ve denetim kurulu asıl ve yedek üyelerini seçmek.
b) Yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve gelir ve gider hesaplarını incelemek, kabul veya reddetmek.
c) Yönetim kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek.
d) Yeni döneme ait çalışma programı ile bu programda yer alan eğitim, teorik ve pratik kurs programlarını ve tahmini bütçeyi incelemek, aynen veya değiştirerek kabul etmek.
e) İşlem ve eylemleri nedeniyle hukuki ve cezai sorumluluğu tespit edilen organ üyeleri hakkında dava açılmasına, bunların görevde kalıp kalmamasına karar vermek.
f) Yönetim kurulunca hazırlanan yönetmelikleri onamak.
g) Herhangi bir sebeple birlik ve federasyonlarla Konfederasyon yönetim kurulu ve denetim kurulu arasında çıkacak görüş ayrılıklarını çözüme kavuşturmak.
h) Esnaf ve sanat sahiplerinin meslek ve sanatlarının yürütülmesi için gerekli ve faydalı görülecek tedbir ve teşebbüslerden yönetim kurulu tarafından getirilecek konuları incelemek ve karara bağlamak.
ı) Eğitim ve öğretim kurumları açılmasına, öğrenci yurtları tesis edilmesine, burs verilmesine ve öğrenci okutulmasına, bir evvelki yıl gayri safi gelirinin %10'unu geçmemek şartıyla kamu yararına hizmet eden kuruluşlara sosyal yardımlarda bulunulmasına, bütçe imkânları yeterli olmayan birlik ve federasyonlara durumlarını belgelendirmek kaydıyla ayni ve nakdi yardım yapılmasına karar vermek.
j) Konfederasyonun kuruluş amacını gerçekleştirmeye yönelik gayrimenkul ve her türlü taşıt alım satımına, gayrimenkul karşılığında ödünç para alınmasına karar vermek, bu faaliyetlerine ait bilgileri Bakanlık e-esnaf ve sanatkâr veri tabanında güncelleyerek tutmak.
Konfederasyonun gelirleri
a) Birlik ve federasyonca ödenecek kayıt ücretleri ve katılma payları.
b) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Sicil Gazetesi ile meslekî yayın gelirleri.
c) Düzenlenecek ve onanacak belge gelirleri.
d) Para cezaları.
e) Konfederasyon amacını gerçekleştirmek için kurulacak kuruluş ve iştirak gelirleri.
f) Konfederasyon tarafından düzenlenecek meslekî kurslar, eğitim faaliyetleri, fuar ve sergilerden sağlanacak gelirler.
g) Konfederasyona bağlı kuruluşlarda kullanılan her türlü matbu evrakın basım ve dağıtımından veya bu evrakın elektronik ortamda düzenlenmesinden sağlanan gelirler.
h) Sosyal ve kültürel organizasyonlardan sağlanan gelirler.
ı) Esnaf ve Sanatkârların Meslek Eğitimini Geliştirme ve Destekleme Fonu gelirleri.
j) Bağış ve yardımlar.
k) Faiz ve diğer gelirler.
Çalışma Alanları
• Esnaf-Sanatkarlar Sicili
• TESK'in Mesleki Eğitim Çalışmaları
• TESK'in Hizmet İçi Eğitim Çalışmaları
• Çıraklık Eğitimi
• Finansman : Halk Bankası, TESKOMB, KGF
• Sosyal Güvenlik : BAĞ-KUR
• Vergi
• Uluslar arası ilişkiler
• Kapasite Raporu
• Ahilik Kültürü Haftası
• Barkod Sistemi
• Çalışan Çocuklar
• İş sağlığı ve Güvenliği
Tesk’in Ekonomiye Katkısı
Ekonomiye istihdam, katma değer, yatırım ve üretim yönüyle katkı sağladıkları gibi önemli toplumsal görevleri de üstlenmişlerdir.
Ekonomik ve sosyal yapımızın temel unsuru sayılan esnaf ve sanatkarımız güçlendirilmeli, sanayi siteleri geliştirilmeli, özel sektörün nüvesini oluşturan esnaf ve sanatkarın serbest piyasa ortamında teşvik edilmesi, vergi yükünün azaltılması yoluyla küçük işletmelerin karlı bir şekilde faaliyetlerinin devamı ve ekonomiye katkıları sağlanmalıdır.
 Alıntı
 16.07.2008, Saat 16:40
DurumuÇevrimdışı
HaKaN
Kayıtlı Üye
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #9

BÖLÜM 9
KOSGEB (KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI)


Türk Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı nezdinde Milletlerarası Antlaşma çerçevesinde 1973 yılında Gaziantep'te pilot proje niteliğinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde KÜSGEM kuruluşu küçük sanayi işletmelerine ortak kolaylık atölyeleri ile hizmet vermeye başlamıştır. Daha sonraki yıllarda bu çalışmalar genel değerlendirmeye tabi tutularak 17.06.1983 tarih ve 83/6744 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanıp yürürlüğe giren "Küçük Sanayi Yayım Hizmetlerinin Geliştirilmesi’ne dair Milletlerarası Antlaşmaya göre KÜSGET, Küçük Sanayi Geliştirme Teşkilatı faaliyet göstermeye başlamıştır.
KÜSGET, küçük ve orta ölçekli işletmelere Geliştirme Merkezleri aracılığıyla teknik danışmanlık hizmetleri vermiş, modern işletmecilik ilkelerini bu işletmelerde uygulamaya koymuş, dünya standartlarında kalite bilincinin yerleşmesi ve yaygınlaştırılması, teknolojik üretim seviyesinin yükseltilmesi, istihdam kapasitesinin artırılması yolunda çalışmalarda bulunmuş, çağdaş yönetim becerilerinin kazandırılması için teknik alt yapının kuvvetlendirilmesine ilişkin hizmetleri gerçekleştirmeye çalışmıştır.
SEGEM ise küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalışan teknik elemanların ve yöneticilerinin eğitim ihtiyacını karşılamak üzere çok sayıda program tertiplemiş ve eğitimin her konunun en başında yer alan önemli bir faktör teşkil etmesi gereğinden hareketle, hayat boyu eğitim anlayışını yaygınlaştırma amacıyla hizmet veren bir kuruluş olmuştur.
Ancak gerek KÜSGET, gerekse SEGEM'in proje mahiyetinde gerçekleştirmeye çalıştığı bu hizmetlerin süreli olması, kısıtlı imkanlarla yurt düzeyinde gereken katkıyı yeterince karşılayamaması nedeniyle bu iki kuruluşun bir çatı altında daha kapsamlı ve ülke çapında süreli ve yaygın hizmetler verebilecek bir konuma kavuşturulması bakımından yasal bir düzenlemeye gidilmesi ihtiyacı doğmuştur.
Hem bu ihtiyacı gidermek, hemde en önemlisi ülkemizin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin payını ve etkinliğini artırmak rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmek amacıyla hazırlanan "Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı" TBMM Sanayi Teknoloji ve Ticaret Komisyonu'nda 15 Kasım 1989 tarihinde Bütçe Plan Komisyonu'nda 21 Mart 1990 tarihinde görüşülmüş, Meclis Komisyonlarının görüşleri dahilinde gerekli düzeltme ve düzenlemeler dikkate alınarak son şekli verilmiş ve TBMM'ye sunulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda 12 Nisan 1990 tarihinde görüşülen tasarı kanunlaşmıştır.
3624 sayılı "Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanun" 20 Nisan 1990 tarihli 20498 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Amacı, Tanımı
KOSGEB; küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak, rekabet güçlerini yükseltmek ve ekonomiye katkılarını ve etkinliklerini artırmak amacıyla 3624 sayılı Kanunla 20 Nisan 1990 tarihinde kurulmuştur.
KOSGEB, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili bir Kamu Kuruluşu olup, tüzel kişiliğe haiz ve bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabidir.
İdarı Yapısı ve Organları
1. Genel Kurul,
2. İcra Komitesi ve
3. Başkanlık
Kosgeb Organizasyonu
KOSGEB Organizasyonu, doğrudan Kobilerle ilişkili olan ve aşağıda fonksiyonları verilen üç farklı tip Hizmet Birimlerine ve bu birimler arasındaki koordinasyonu sağlayan Başkanlık Birimlerine sahiptir.
Teknoloji Geliştirme Merkezleri
1. Bilgi ve Teknoloji Yönelimli Yeni Firmaların Kurulması, Desteklenmesi, Geliştirilmesi
2. Mevcut Küçük İşletmelerin AR-GE Projelerinin Desteklenmesi
3. Üniversite, Kamu ve Özel Sektör AR-GE Kurumları ile Küçük İşletmelerin İşbirliğinin Güçlendirilmesi
4. Bilgi ve Teknoloji Yönelimli Girişimcilere Yönelik İş Kurma ve Geliştirme Danışmanlığı ve Girişimcilik Eğitim Programlarının Geliştirilmesi
5. Teknoloji Geliştirme Merkezlerinden Hizmet Alan Küçük İşletmelerin Pazarlama ve Finansman Temini Yönündeki Uygun Araçlara Yönlendirilmesi
6. Küçük İşletmelerin Kendi iş Ortamlarında Oluşturdukları Geliştirme Faaliyetlerinin ve Patent/Faydalı Model/Endüstriyel Tasarım gibi Fikri ve Sınai Mülkiyet Kapsamında Değerlendirilebilecek Uygulamaların İzlenmesi, Değerlendirilmesi ve Ticaretleştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Yönlendirilmesi
7. Küçük İşletme AR-GE Faaliyetlerinin Bir Veri Tabanı Haline Getirilerek İnternet Ortamında İlgili Taraflara Duyurulmasına Yönelik Çalışmaların Yürütülmesi
8. TEKNO-NET Bilgi Ağının Küçük İşletmelere Uygulanması ve İzlenmesi
İşletme Geliştirme Merkezleri
1. Tek Adımda Bilgilendirme ve Yönlendirme
2. Yatırım Rehberliği/Proje Profilleri (Ticari, Endüstriyel)
3. İşletmeler arası Geliştirme ve Destek Programları Uygulama
4. Bilgi Temini ve Yayımı
5. Teknolojik Yenilikler Yayım Hizmetleri
6. Yönetim Danışmanlığı
7. Eğitim İhtiyaçları Tespit ve Program Hedeflerine Uyumlu Eğitim Programları
8. İSO 9000 Kalite Standartları/Kalite Güvence Sistemleri
9. Üretim Prosesleri Geliştirme ve Destekleri
10. İşletme Sorunları Tespit, Teşhis ve Çözümlere
11. Hedef Kitle Hizmet Öncelikleri Belirlemesi

II. LABORATUVAR MÜDÜRLÜKLERİ
Laboratuar Test, Analiz Hizmetleri.
Amaç ve Kuruluş
Ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi işletmelerinin payını ve etkinliğini artırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmek amacıyla, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı kurulmuştur.
Tanımlar
Genel Kurul: Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Genel Kurulunu,
İcra Komitesi: Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı İcra Komitesini,
Başkanlık: Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığını,
Merkez ve Enstitüler: Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sanayi Bölgeleri bünyesinde veya çevresinde yer alacak, sanayi entegrasyonunu sağlayacak Teknoloji Merkezleri, Teknoparklar, İhtisas Merkezleri ve Enstitüleri, Danışmanlık Merkezleri, Uygulamalı Teknik Eğitim Merkezleri ve Enstitüleri ile Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi kesiminin ortak istifadelerine yönelik Test-Analiz ve Kalite Kontrol Laboratuarları ve Atölyelerini,
İşletmeler: İmalat Sanayi sektöründe 1-50 arası işçi çalıştıran Sanayi İşletmeleri küçük sanayi işletmelerini, 51-150 arası işçi çalıştıran Sanayi İşletmeleri orta ölçekli sanayi işletmelerini, ifade eder.
Kuruluşun Görevleri
a) Sanayide, Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi ve faaliyetlerin uygulanması için Teknoloji Merkezleri, Teknoparklar, Danışmanlık Merkezleri, Enstitüler ve benzeri birimlerin kurulmasını sağlamak,
b) Üniversiteler ile Kamu ve Özel araştırma kurumlarındaki Bilim ve Teknoloji alt yapısından işletmelerin yararlanmasını sağlamak, sanayi ve üniversite işbirliğini kuvvetlendirmek,
c) Teknoloji düzeyini yükseltmek üzere, mevcut teknolojik bilgilere erişmek ve yeni teknolojik bilgiler üretmek, erişilmiş ve üretilmiş bilgileri yaygınlaştırmak,
d) Üniversite ve Araştırma Merkezlerinin imkanlarından yararlanarak yeni ve ileri teknolojiye dayalı bilgilerin derlendiği, değerlendirildiği, geliştirildiği ve uygulamaya yönelik üretime hazır hale getirilerek işletmelerin kullanımına sunulduğu Teknoloji Merkezleri ve Teknoparkları kurmak ve kurdurtmak,
e) İşletmelerin planlı yönetim anlayışına, modern ve çağdaş işletmecilik düzeyine kavuşturulmalarını teminen sanayinin çeşitli alt sektörlerinde yatırımları yönlendirmek üzere proje profillerini uygulayacak, atıl kapasiteleri değerlendirecek, verimliliği artıracak; modernizasyon, üretim, yönetim, pazarlama , enformasyon ve teknoloji adaptasyonu gibi konularda kapsamlı "Teknik Yardım ve Destek Program ve Projeleri"ni gerçekleştirecek İhtisas Merkezlerini kurmak ve kurulmasını sağlamak,
f) İşletmelerin uluslararası düzeyde mal üretmeleri ve daha modern işletmeler haline gelmelerini teminen gerekli yardımda bulunmak, sanayi rehabilitasyonu için gerekli düzenlemeleri yürütmek; sanayi ürünlerini çeşitlendirecek, yan sanayi ilişkilerini geliştirecek şekilde; malzeme bilgisi, tasarım, prototip imalat, imalat usul ve işlemlerinin seçimi, takım aparat kullanımı, bakım onarım planlaması ve iş temini gibi işyerinde ve uygulamalı olarak aktif danışmanlık hizmetlerini verecek olan Danışmanlık Merkezleri tesis etmek ve bu işletmelerin ortak istifadesine yönelik olarak malzeme test ve analiz ile mamul madde fiziki ölçümleme laboratuar ve atölyelerini kurmak ve kurulmasını sağlamak,
g) Hizmet Merkezlerinde görev alacak elemanların, özel ihtisas konularında eğitimini teminen Eğitim Uzmanlarının yetiştirilmesi, yaygın eğitim programlarının düzenlenmesi, İşletmelerin eğitim ihtiyaçlarının tespiti ve gerekli eğitimlerinin sağlanması ile ilgili uygulamalı Teknik Eğitim Merkezlerini kurmak,
h) işletmelerin yatırım, üretim, yönetim ve planlama konularında bilgi ve beceri yönünden güçlenmeleri ve gelişmelerini sağlamak,
i) işletmelerin pazarlama sorunlarına çözümler aramak; işletmelerin yurt içi ve yurt dışı pazarlarda rekabet edebilir düzeye gelmelerini teminen gerekli çalışmaları yürütmek ve konuya ilişkin danışmanlık hizmetlerini en verimli bir biçimde organize etmek.
Organlar
1. Genel Kurul
2. İcra Komitesi
3. Başkanlık
Genel Kurul
Genel Kurul, Başbakanın veya görevlendireceği Devlet Bakanının başkanlığında, Başbakanın görevlendireceği ekonomi ile ilgili Devlet Bakanlarından biri, Maliye ve Gümrük Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Sanayi ve Ticaret Bakanı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı, Yüksek Öğretim Kurulunca kuruluş tarihleri itibariyle 2 yıl sürelerle ve sırayla tayin edilecek Teknik Üniversite Rektörlerinden biri, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Başkanı, Milli Prodüktivite Merkezi Genel Sekreteri, Türk Standartları Enstitüsü Başkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı, Makine Mühendisleri Odası Başkanı, Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı, Kimya Mühendisleri Odası Başkanı, Metalürji Mühendisleri Odası Başkanı, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı, Mimarlar Odası Başkanı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği Genel Başkanı, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye Bankalar Birliği Başkanı, Türkiye Halk Bankası Genel Müdürü, Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdürü, Başbakanlıkça uygun görülecek diğer banka Genel Müdürleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Kurulunca seçilecek 5 Sanayi Odası Başkanı, Madeni Eşya Sanatkarları Federasyonu Başkanı, Elektrik-Elektronik ve Benzeri Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu Başkanı, Ağaç İşleri Federasyonu Başkanı ve Türkiye Orta Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticileri Vakfı (TOSYÖV) Başkanından meydana gelir.
Genel Kurul, yılda en az iki defa olmak üzere, Başbakanın daveti üzerine toplanır. Genel Kurul, üyelerinin salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde Genel Kurul Başkanının oyu çift sayılır.
Genel Kurulun sekretarya işleri Başkanlıkça yürütülür.
Genel Kurulun Görevleri
Kalkınma Plan ve Programları doğrultusunda, işletmelerin teknolojik gelişmelere ve serbest rekabet ortamına uyumunu sağlamak maksadıyla, küçük ve orta ölçekli sanayi kesimine ilişkin geliştirme ve destekleme kararlarının alınması, uygulamaların planlanması ve koordinasyonunun sağlanması bakımından tedbirler almak, düzenleyici direktifler vermek, Başkanlığın yıllık faaliyet raporlarını incelemek, yıllık çalışma programı esaslarını tespit etmek ve önerilerde bulunmaktır.
İcra Komitesi
İcra Komitesi, Sanayi ve Ticaret Bakanının Başkanlığında, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müsteşarı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı, Genel Kurulda temsil edilen Teknik Üniversite Rektörü, TÜBİTAK Başkanı ile İdare Başkanından oluşur.
İcra komitesi, İcra Komitesi Başkanının daveti üzerine üye tamsayısının yarısından bir fazlası ile en geç iki ayda bir toplanır. Toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alınır. Oyların eşit olması halinde İcra Komitesi Başkanının oyu çift sayılır.
İcra Komitesinin sekretarya işleri İdare Başkanlığınca yürütülür.
İcra Komitesinin Görevleri
İcra Komitesinin görevleri aşağıda belirtilmiştir:
a) Genel Kurulun belirlediği politikalar, amaçlar, hedefler ve ilkeler istikametinde küçük ve orta ölçekli sanayinin geliştirilmesi ve desteklenmesine ilişkin uygulama kararlarını almak ve yürütmek,
b) Başkanlıkça hazırlanan bütçeyi, personel kadrolarını, geçici nitelikteki danışman sayılarını ve personele ödenecek gündelik miktarlarını onaylamak,
c) Bu Kanuna göre Başkanlıkça hazırlanan, Başkanlık organlarının çalışma usul ve esasları, görev ve yetkileri ile diğer Yönetmelik taslaklarını incelemek ve uygun göreceği Yönetmelikleri karara bağlayarak bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay süre içinde yürürlüğe koymak,
d) Başkanlığın ihtiyacı olan taşınmazların edinilmesi, idaresi ve gerektiğinde Genel Kurulun tasvibinden sonra satılması hakkında kararlar vermek.
Denetim
Başkanlığın her türlü hesap ve işlemleri, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunca denetlenir.
Başkanlık, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının yürütme organıdır.
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı müşterek kararname ile; Başkan Yardımcıları, Başkanın teklifi, İcra Komitesinin onayı ile, diğer personel ise, Başkanın onayı ile atanır. Başkan bu yetkisini bir alt kademeye devredebilir.
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığını Başkan temsil eder. Başkan, teşkilatın bütün işlerini mevzuat, Genel Kurul ve İcra Komitesi karalarına göre yürütür.
Başkan, Başkan Yardımcıları ve Başkanlığın her kademesindeki yetkililer, sınırları açıkça belirtilmek şartı ile yetkilerinden bir kısmını astlarına devredebilir. Ancak, yetki devri, yetkiyi devredenin sorumluluğunu kaldırmaz.
Başkanlığın Görevleri
a) İcra Komitesinin aldığı kararları uygulamak;
b) Küçük ve orta ölçekli sanayi kesiminin geliştirilmesi ve desteklenmesi yönünden, Başkanlığın amaçları doğrultusunda uygun kalite ve standartlarda üretimin modern teknolojilerin uygulanarak, gelişmiş üretim metotlarıyla sağlanması için merkez ve enstitüler şeklinde teşkilatlanma ile danışmanlık, yönlendirme, rehberlik, eğitim hizmetlerinin yerine getirilmesi hususunda İcra Komitesince alınan kararları uygulamak;
c) Merkez ve enstitülerde gerekli ekipman, atölye ve laboratuar araç ve gereçlerin yurt içi ve yurt dışından tedariki hususunda İcra Komitesince alınacak kararları uygulamak;
d) Mevcut küçük ve orta ölçekli sanayiyi, genel sanayi politikalarına göre rehabilite, reorganize ve entegre etmek, yeni teşebbüsleri teşvik ve bu entegrasyona ve ihtiyaçlara göre yönlendirmek, yabancı finansman ve teknoloji katkısı imkanlarını araştırmak, teşebbüslere bu konudaki devlet destek ve katkılarını planlamak;
e) İşletmelerin geliştirilmesi, desteklenmesi ve yönlendirilmesi için gerekli politika ve stratejileri belirlemek ve uygulamaya yönelik teklifleri hazırlayıp İcra Komitesine sunmak;
f) Bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikir ve buluşları geliştirecek işletmelerin kurulmasını, geliştirilmesini ve desteklenmesini teminen İcra Komitesince karara bağlanan faaliyetleri yerine getirmek, uygulamaya koymak;
g) İşletmelere ekonomik, teknolojik, yönetim alanlarında, müteşebbislik eğitimi gibi konularda destek sağlamak;
h) İşletmelerin araştırma ve geliştirme faaliyetleri için gerekli teçhizat, malzeme, laboratuar, atölye araçları ve hammaddeleri uygun göreceği esaslar dahilinde temin etmek;
i) İşletmelerce üretilen mamullerin pazarlanması ve özellikle ihracatı konusunda gerekli düzenleme ve uygulamalara yönelik rehberlik ve destekleme faaliyetlerini yürütmek, konu ile ilgili İcra Komitesince alınan kararlar istikametinde teşkilatlanma için gerekli girişimlerde bulunmak;
j) Küçük ve orta ölçekli sanayi ile ilgili Kuruluşlar arasında koordinasyon ile Başkanlığa bağlı teknoloji merkezleri, teknoparklar, ihtisas merkezleri ve enstitüleri, danışmanlık merkezleri, uygulamalı teknik eğitim merkez ve enstitüleri arasında koordinasyonu temin etmek;
k) İşletmelerin veya bunların oluşturduğu kooperatiflerle 507 sayılı Kanuna tabi derneklerin istedikleri yatırım projelerini teknik ve ekonomik açıdan hazırlamak veya hazırlatmak yahut bunlar hakkında görüş bildirmek, finansman ihtiyacı konularında danışmanlık yapmak, sigorta, kefalet ve kredi kuruluşları ile olan ilişkilerinde rehberlik hizmeti vermek;
l) İşletmelerin veya bunların oluşturduğu kooperatiflerle 507 sayılı Kanuna tabi derneklerin verimliliklerini artırmaya yönelik, kapasitelerini tespit etmek, tam kapasite ile çalışmalarını temin etmek üzere bunların üretimlerinin ve pazarlama imkanlarının geliştirilmesinde yardımcı olacak hizmet birimlerini kurmak, büyük ölçekli sanayi kuruluşlarının üretimlerinde kullanacakları mamul veya yarı mamul malları küçük ve orta ölçekli sanayi kesiminden temin edecek, büyük kuruluşların da üretimlerini küçük ve orta ölçekli sanayi kesiminin ihtiyacını karşılayacak şekilde düzenlemelerini gerçekleştirecek sistemi yerleştirmek, küçük ve orta ölçekli sanayi kesimi için ihracat imkanı yaratmak.
m) İşletmelerin ihtiyaç duyacağı eğitim konularını tespit etmek ve bu konularda uygulamaya yönelik eğitimi gerçekleştirmek;
n) Küçük ve orta ölçekli sanayi sektörü ile ilgili çalışma yapan üniversiteler, bilimsel ve teknik araştırma yapan kuruluşlar, çalışmaları küçük ve orta ölçekli sanayicilerin çalışmalarını etkileyen diğer kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak diğer ülkelerdeki benzeri çalışmaları yapan kuruluşlarla uluslararası organizasyonların faaliyetlerini de izleyerek küçük ve orta ölçekli sanayi sektörü konusunda teknik ve bilimsel araştırmalar yapmak, bu işletmelerin ihtiyacını karşılayacak, ilgili kuruluşlara yardımcı olacak her türlü bilgiyi ihtiva eden bilgi işlem sistemini oluşturmak ve hizmete sunmak;
o) Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sanayi Bölgelerinde yer alan sanayi işletmelerinin rehabilitasyonu ve ortak yararlarına yönelik hizmetler vermek;
p) Hizmetin gerektirdiği taşınmaz malları edinmek;
r) Başkanlıkta istihdam edilecek personelin görev ve kadrolarını, alacakları ücrete ait esasları ve yönetmelikleri İcra Komitesine teklif etmek;
s) Küçük ve orta ölçekli sanayi konusunda gerek üretim gerekse araştırma, geliştirme konularında başarılı çalışmaları olan kişi ve kuruluşları teşvik etmek, ödüllendirmek, bu başarılı çalışmaların sanayiye uygulanması konusunda yardımcı olmak;
t) Küçük ve orta ölçekli sanayi kesimine hizmet vermek amacıyla yerli ve yabancı sermayeli şirketler kurmak, iştirak etmek ve gerektiğinde bu işletmelere katkı sağlayacak kaynakları temin etmek, yurt içinden veya yurt dışından kaynak sağlamak;
u) Küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesine engel teşkil eden konulardaki uygulama aksaklıklarının ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde çözümlenmesini temin etmek.
Bütçe
Başkanlık bütçesi aşağıdaki gelirlerden oluşur:
a) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekler,
b) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi teşekkül, Müessese ve Bağlı Ortaklıkların Yıllık ve Kurumlar Vergisi matrahına esas karlarının binde biri nispetinde ödeyecekleri aidatlar;
c) Sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait bankaların kurumlar vergisine matrah olan yıllık karlarının yüzde 2'si nispetinde ödeyecekleri aidatlar,
d) Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunun yıllık gelirinin yüzde ikisi nispetinde ödeyeceği aidat,
e) Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğinin yıllık gelirinin yüzde ikisi nispetinde ödeyeceği aidat,
f) Başkanlık tarafından verilecek hizmetler karşılığında alınacak ücretler,
g) Organize sanayi bölgeleri müteşebbis heyetlerince yapılan arsa satış hasılatlarının yüzde 1'i oranında ayrılacak pay,
h) Dış kaynaklardan sağlanan krediler,
i) Başkanlığa yapılacak bağış ve yardımlar ile Başkanlığın sahip olduğu mal ve haklardan kaynaklanan sair gelirler,

Başkanlık bütçesine kaynak teşkil eden ilgili kuruluşların aidatları bir önceki yıla ait kar miktarlarına göre, her yıl Mayıs ve Ekim aylarında olmak üzere iki taksit halinde, ilgili kuruluşlarca Başkanlığın kamu bankalarının birisinde açtırdığı hesabına yatırılır. Ödenen aidatlar, bu kurum ve kuruluşlarca matrah hesabına gider olarak kaydedilir.
Başkanlık bütçesinin gelirleri ile ilgili alacaklar, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Başkanlık bütçesinin gelir, gider ve muhasebesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Muafiyetler ve Teşvikler
I-Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı,
a) Kurumlar Vergisinden, (İktisadi İşletmeler Hariç)
b) Yapılacak bağış ve yardımlar nedeni ile Veraset ve İntikal Vergisinden,
c) Yapacakları her türlü muameleler dolayısıyla lehte tahakkuk edecek faizler banka ve sigorta muameleleri vergisinden,
d) 15’nci maddede sayılan gelirleri ile bu gelirlerle ilgili olarak yapılan bütün işlemler, sahibi olduğu taşınmaz mallar her türlü vergi, resim ve harçtan, muaftır.
II- Bu Kanuna göre kurulacak Araştırma Merkezi, Enstitü, Teknoloji Merkezleri ve Teknoparklar;
a) Yatırımlar için, Kalkınmada Birinci Derecede Öncelikli Bölgelere uygulanan teşviklerden,
b) Araştırma ve geliştirme faaliyetleri için gerekli teçhizat, malzeme, laboratuar ve atölye araçları ve hammaddelerin imali, satın alımı veya ithali ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden sağlayacakları kazançları için gelir vergisi, kurumlar vergisi veya gümrük vergisi indirim veya istisnalarından ve düşük faizli kredi, hibe ve diğer teşviklerden, yararlandırılır.
Uygulanmayacak Hükümler ve Öncelik
Bu Kanunla kurulan Başkanlıkça yapılması öngörülen iş ve işlemlerde 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri uygulanmaz. Ayrıca; Başkanlık, alım-satım, kiralama vesaire işlemlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa ve çalıştıracağı personel hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa, harcırah uygulamasında 6245 sayılı Harcırah Kanununa tabi değildir. Ancak, Başkanlığın malları Devlet Malı hükmünde olup, bu mallar, para ve para hükmündeki evrak ve senetleri aleyhine suç işleyen personel bu suçlarından dolayı Devlet Memurları gibi cezalandırılır.
Bu Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte;
a) Bakanlar Kurulunun 17.6.1983 tarih ve 83/6744 sayılı Kararı ile onaylanıp yürürlüğe giren "Küçük Sanayi Yayım Hizmetlerinin Geliştirilmesine" dair Milletlerarası Antlaşmaya göre faaliyet gösteren KÜSGET’e,
b) Bakanlar Kurulunun 10.11.1978 tarih ve 7/16728 sayılı Kararı ile onaylanıp yürürlüğe giren "Sınai Eğitim ve Geliştirme Merkezine" dair Milletlerarası Antlaşmaya göre faaliyet gösteren SEGEM’e,
Bu Milletlerarası Antlaşmalarla veya bu antlaşmalar dışında bu iki Kuruluşa görev veren diğer Milletlerarası antlaşmalarla verilmiş görev, tanınmış hak, yetki ve sorumluluklar, hizmetlerin yürütülmesi için istihdam edilmiş bütün personel özlük ve yasal tüm müktesep hakları saklı kalmak üzere; taşınır ve taşınmaz mallar, yapılmış sözleşmelerden doğan hak, alacak ve borçlar, her türlü vergi, resim ve harçlardan muaf olarak ve ayrıca bir devir işlemine gerek kalmaksızın bu Kanunla Kurulmuş Başkanlığa devredilmiş sayılır.
Bu Kanuna göre hazırlanacak yeni yönetmelik ve uygulama kararları yürürlüğe girinceye kadar yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararları ile onaylanmış ve Kanun Hükmünde olan Uluslararası Andlaşmalara göre, KÜSGET ve SEGEM’ce uygulanmakta olan yönetmelik ve uygulama esaslarının uygulanmasına devam olunur.
Personele ilişkin yeni görevlendirme, ücret tespiti, göreve intibak işlemleri sonucunda bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte çalışmakta olan ve bu madde gereği istekleri halinde kendiliğinden devredilmiş sayılan personelin yeni ücretleri eski ücretlerinin altına düştüğü takdirde, yıllık olarak eski ücretleri ile yeni ücretleri ve parayla ölçülen diğer menfaatleri hesap edilir. Yıllık toplamlar esas alınmak üzere eski ve yeni ücretler arasındaki fark, yeni düzenlemeye göre ücret yükselmeleri ile kalkıncaya kadar personele tazminat olarak ödenir. Yeni teşkilatlanma ve görevlendirmeler sonuçlanıncaya kadar personel, mevcut görev ve unvanlarında çalıştırılmaya devam olunur.
Bu maddeye göre kendiliğinden Başkanlığa devredilmiş personelden, Başkanlıkta çalışmayacaklara bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki iki ay içinde istifa etmeleri halinde kendilerine kıdem tazminatları ödenir.
Aynı Kararname gereği kurulmuş organlar, yeni organlar teşekkül edinceye kadar görevlerine devam eder.
Geçici 1 inci maddedeki devir işlemleri Kanunun yayımlanmasından itibaren 6 (altı) ay içerisinde tamamlanır. Devir işlemleri yapılıncaya ve yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmelik hükümleri ile uygulama esaslarının uygulanmasına devam olunur.
Devir işlemleri ve bu devirden doğan kazanç her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Kalite Politikası
Liderlik anlayışı, tüm çalışanlarının katılımı ve sürekli iyileştirmeyle etkili hizmet sağlayarak çalışanlarını ve hedef kitlesini memnun etmektir. Oluşturduğu güven ortamında; hizmet farkını hissettirerek ve birlikte gelişmenin mutluluğunu yaşayarak sanayicisinin küresel rekabette var olmasını sağlayacaktır.
Kalite Hedefi
KOSGEB' de Kalite Hedefleri yıllık, birim faaliyet hedefleri ise üçer aylık dönemlerde belirlenir ve Yönetimin Kalite Sistemini Gözden Geçirme Toplantıları veya Koordinasyon Toplantıları ile üst yönetim tarafından gözden geçirilerek tüm çalışanlara duyurulur.
Kalite Taahhütleri
1. KOSGEB hedef kitlesine etkin hizmet sunulmasını teminen, tüm kaynaklar KOSGEB Başkanlığınca faaliyetlerinde belirtilen süreler içinde hizmet birimlerine aktarılır.
2. Hizmet Merkezlerimize hedef kitlemiz tarafından yapılan başvurulara en geç 1 hafta içinde başvurusu ile ilgili gelişme hakkında bilgi verilir.
3. Müşteri şikayet ve istekleri 3 gün içerisinde işleme konularak gerekli çalışmalar başlatılır ve müşterilerimiz bilgilendirilir.
4. KOSGEB Başkanlığı tarafından oluşturulan yeni hizmetler en geç 1 hafta içinde hedef kitlemize duyurulur.
Vizyon; Türkiye'de Küçük ve Orta Ölçekli İşletme politikalarına yön veren kuruluş olmak Bilgi ve teknoloji yoğun işletmeleri dünya markası haline getirmek
Toplumun tüm kesimlerine girişimcilik ruhunu aşılamak
Misyon; Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlamak üzere;Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler ve girişimcileri küresel rekabete hazırlamak için hizmet ve destekler sunmaktır.
Değerler
1. Gelişime açık , uzlaşmacı ve paylaşımcı yaklaşımla hizmet üretmek
2. Hedef kitleye samimi ve çözüm üretici şekilde davranmak
3. Sistemli ve düzenli çalışma ortamıyla bütünleşmek
4. Bilgiyi üretmek ve kullanmak
5. Üst kademenin liderlik, alt kademenin yöneticilik yapacağı şekilde esnek yapılanmak
6. Her alanda saygın ve güvenilir olmak
DESTEKLER
Yeni Girişimci Desteği
Amacı ve Kapsamı
Ekonomik kalkınma ve İstihdam sorunlarının çözümüne temel faktörü olan girişimciliğin desteklenmesi, yaygınlaştırılması, başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak amacı ile yeni girişimcilerin desteklenmesidir.
Yeni girişimcilerin destek sözleşme tarihinden itibaren en fazla üç yıllık süre içerisinde iş kurma giderleri ile makine-teçhizat ve donanım giderlerini karşılamaya yönelik destektir. Faydaları Yeni girişimcilerin işletme kurma sürecinde iş kurmaya yönelik başlangıç giderleri ile sabit yatırım giderlerini karşılamasına katkı sağlar.
Kimler Yararlanabilir
KOSGEB tarafından üniversitelerde gerçekleştirilen Genç Girişimci Geliştirme Programından mezun olan veya KOSGEB tarafından verilen iş kurma danışmanlığı veya uygulamalı eğitim desteğini alan veya KOSGEB’in işbirliği ve denetimi çerçevesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, İŞKUR, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, belediyeler ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile meslek odaları tarafından ulusal ve uluslar arası projeler kapsamında düzenlenen girişimcilik eğitimine katılanlar veya İş Geliştirme Merkezlerinde (İŞGEM) yer alan girişimcilerden, destek başvuru tarihi itibariyle son bir yıl içinde işletmesini kurmuş olan yeni girişimciler yararlanır.
Ortak Kullanım Amaçlı Makine Teçhizat Desteği
Amacı ve Kapsamı
Aynı iş kolunda ve/veya birbirini tamamlayıcı iş kollarında faaliyet gösteren işletmelerin ve meslek kuruluşlarının işletmeler ile müştereken kuracakları bir işletici kuruluş marifeti ile, kuracakları ve müştereken yararlanacakları ortak kullanım atölyeleri (ORTKA) ve ortak kullanım laboratuarları (ORTLAB) için satın alacakları makine ve teçhizat giderlerine destek verilmesidir.
Bu destek, ortak kullanım amaçlı ORTKA ve ORTLAB tesislerinin işletici kuruluşlarına;
a)Finansal kiralama yolu ile alacakları makine-teçhizat için; kiralama süresi en fazla 4 (dört) yıl olacak şekilde, faturada yer alan peşin bedeli ve KDV dışında kalan kiralama giderlerine geri ödemesiz olarak,
b)Satın alınacak makine-teçhizat için, aşağıda belirtilen oranlarda geri tahsil edilecek şekilde, KOSGEB tarafından faiz uygulamadan teminat karşılığı geri ödemeli olarak verilecek olan desteği kapsar.
Faydaları Makine-Teçhizat Desteği ile, İşletici Kuruluşların tek başlarına veya topluca alamadıkları üretimin ve/veya tasarımın bir/birkaç işlemini gerçekleştirecekleri, seri üretime geçişi veya yeni ürünleri, kalite geliştirmeye yönelik ihtiyaçlarını karşılamak üzere makine ve teçhizatların alınarak müşterek kullanımı sağlanacaktır.
Bilgisayar Yazılımı Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin ulusal ve uluslararası platformlarda rekabet güçlerini artırmak ve kalite düzeylerini yükseltmek amacı ile Bilgisayar Yazılımı temini için destek verilmesidir.
İşletmelere, Bilgisayar Destekli Tasarım/Üretim, Üretim Planlama Takip ve Kontrolü, Kurumsal Kaynak Planlaması, Bakım-Onarım yazılımları satın almaları için verilen destekleri kapsar. Kimler Yararlanabilir İmalat Sanayi Sektöründe faaliyet gösteren işletmeler yararlanabilir.
Ticarete Yönlendirme Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin E-Ticaret yapmalarını ve e-dış ticarete geçmelerini teminen verilen bu destek KOSGEB tarafından işletilen ve www.kobinet.org.tr adresinde yayınlanan KOBİNET e-ticaret portalında ücretsiz olarak verilir. Faydaları Küçük ve orta ölçekli işletmelerin internet ve iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklardan, özellikle internet üzerinden tanıtım, ihracat ve yeni pazarlara kolayca ulaşma ve tüm bilgilerini elektronik ortama aktarma gibi faydalar sağlayacaktır. Kimler Yararlanabilir Altyapı Desteğinden Sinerji Odakları, Ulusal e-ticaret ve e-dış ticaret aşamlarından İmalat Sanayi Sektöründe faaliyet gösteren işletmeler yararlanabilir.
İş Geliştirme Merkezi Desteği
Amacı ve Kapsamı
KOSGEB tarafından ulusal ve uluslararası projeler kapsamında kurulan ve bu projelerin sona ermesinden sonra, işletici kuruluş tarafından faaliyetlerini sürdürmekte olan iş geliştirme merkezlerinin personel ve kira giderlerini karşılamak üzere verilen desteği kapsar Faydaları Bu destek ile, önemli bir yerel kalkınma aracı olan İş Geliştirme Merkezlerinin, kâr amacı gütmeyen işletme yapıları nedeniyle sağlanması uzun zaman alan sürdürülebilirliklerine katkı sağlanmaktadır. Kimler Yararlanabilir İşletici kuruluşlar
Yerel Ekonomik Araştırma Desteği
Amacı ve Kapsamı
Yararlanıcılara (Meslek Kuruluşu); doğal kaynaklar, mevcut altyapı ve üstyapı, ekonomik durum, sanayi envanteri ve benzeri çalışmalarla, analizlerin yapılması ve uygun yatırım alanlarının tespit edilerek, uygun ve karlı yatırımların gerçekleştirilmesi, ekonomik, sosyal gelişme ile ulusal ve bölgesel kalkınmaya esas teşkil edecek stratejik planların oluşturulması ile ilgili yörelerde yapılan araştırmalar için verilen geri ödemesiz destektir. Faydaları Bu destek ile sağlanacak faydalar; yörelerde mevcut durum analizleri, atıl yatırımların önlenmesi, uygun yatırım alanlarının tespiti, uygun olarak belirlenen alanlarda yeni yatırımların yapılması ile bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkıdır.
Kimler Yararlanabilir Bu destekten; Meslek Kuruluşları yararlanır.
Meslek Kuruluşu:
a) TOBB, TESK ve bünyelerindeki odalar, borsalar, birlikler ve bunların katılımları ile kurulan şirket, dernek ve vakıfları,
b) Küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri yönetimleri,
c) Sektörel / bölgesel bazda işletmelere yönelik faaliyet gösteren dernek, birlikler, vakıf ve kooperatiflerdir
Genç Girişimci Geliştirme Programı
Amacı ve Kapsamı
Genç Girişimci Geliştirme Programları, orta öğretim sonrası örgün/yaygın öğretim kurumları ve üniversitelerde düzenlenen, kuramsal ve uygulamalı girişimcilik eğitim programlarıdır. Program süresince yararlanıcılara girişimcilik, iş planı, iş kurma ve yönetme gibi konularında eğitimler verilir. Bu ana eğitimler, yararlanıcıların çalışmalarının değerlendirildiği atölye çalışmaları ve -yararlanıcıların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenen- destek eğitimleriyle desteklenir. Yararlanıcıların program süresince kendi iş fikirleri için bir iş planı hazırlamaları beklenir. Faydaları Bu programlarla, öğrencilerin kariyer planlaması yaptığı bir dönemde, girişimciliği önlerine bir seçenek olarak sunarak gençler kendi işini kurmaya yöneltilmekte, öğretim kurumlarında girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasını sağlanmaktadır. Kimler Yararlanabilir Programın düzenlendiği orta öğretim sonrası örgün/yaygın öğretim kurumu veya üniversitelerin öğrencileri.
Genel Girişimcilik Eğitim Programı
Amacı ve Kapsamı
Girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak ve iş planı hakkında bilgilendirmek amacıyla kendi işini kurmak isteyen girişimci adaylarına yönelik olarak düzenlenir. Faydaları Girişimci adaylarına girişimcilik, iş kurma ve yönetme, iş planı hazırlama, pazarlama planı hazırlama gibi konularda eğitimler verilerek, kuracakları işletmelerin daha uzun ömürlü ve verimli olmalarını sağlamak, karşılaşabilecekleri sorunları önceden tahmin edip ona göre çözüm üretmelerini sağlamak, hatalı iş kurmasını engellemek, iş planına dayalı işletme yönetimine geçeişlerini sağlamak Kimler Yararlanabilir Kendi işini kurmak isteyen veya kurulu işletmelerini geliştirmek isteyen girşimci
Altyapı Ve Üstyapı Uygulama Proje Desteği
Amacı ve Kapsamı
Bu desteğin amacı; İşletmelerin, ekonomi içindeki payını ve etkinliğini artırarak uluslararası alanda rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek için sağlıklı bir ortamda bir arada verimli çalışmalarını temin etmektir.
Bu destek; Kalkınmada Öncelikli Yöreler kapsamında yer alan illerde kurulacak olan Küçük Sanayi Siteleri (KSS)için Altyapı ve Üstyapı Uygulama Projeleri yaptıracak KSS Kooperatifleri ile Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) içinde veya dışında bu illerdeki Mülki/Yerel Yönetimlerce belirlenmiş olan sanayi alanlarında bedelli veya bedelsiz arsa tahsisi alarak yeni yatırım için üretim binası Üstyapı Uygulama Projesi yaptıracak olan İşletmeleri kapsar.
Faydaları Proje desteğinin verilmesi ile küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin altyapı, üstyapı ve sosyal donatılara sahip işyerlerine kavuşmaları sağlanmış olacaktır. Bu sayede sağlıklı ve etkin üretim yapma olanağına kavuşan işletmelerin uluslararası rekabet ortamına da uyum sağlamaları mümkün olacaktır. Kimler Yararlanabilir Bu destekten; Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi işletmeleri ile, çeşitli iş kollarına mensup olan üyelerden oluşan tüm Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifleri yararlanabilir
Nitelikli Eleman Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin teknoloji düzeyinin yükseltilmesi, ürün kalitesinin ve yeni ürünlerin geliştirilmesi, verimliliğin ve yurtiçi-yurtdışı pazarlarda rekabet gücünün arttırılmasının sağlanması amacı ile işletmelere/işletici kuruluşlara ve KOSGEB ile işbirliği içinde yürütülen ulusal/uluslararası projelere nitelikli eleman temini için destek verilmesidir. Faydaları Nitelikli Eleman Desteğinin verilmesi ile dört yıllık ve iki yıllık yüksek okul mezunlarına istihdam imkanı sağlanacaktır. İşletme/işletici kuruluş ve KOSGEB ile işbirliği içinde yürütülen ulusal/uluslararası projelerde ise nitelikli eleman istihdamı ile; teknoloji düzeyinin yükseltilmesi, ürün kalitesinin ve yeni ürünlerin geliştirilmesi, verimliliğin ve yurtiçi-yurtdışı pazarlarda rekabet gücünün arttırılması sağlanmış olacaktır. Kimler Yararlanabilir Bu destekten; işletme/işletici kuruluş ve KOSGEB ile işbirliği içinde yürütülen ulusal/uluslararası projeler yararlanabilir.Destek kapsamında;4 yıllık yüksek okul mezunları tüm yörelerde, 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunları ise sadece K.Ö.Y.’lerde desteklenir.
Kosgeb Danışmanlık Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin, yeni girişimcilerin, girişimcilerin ve işletici kuruluşların, yatırım yönlendirme, atıl kapasitelerini değerlendirme, kalite ve verimliliklerini artırma, idari ve teknik mevzuat uygulaması, ürün - yöntem geliştirme ve benzeri hususlarda yapacakları çalışmalar kapsamında planlama, yatırım, modernizasyon, teknolojik araştırma - geliştirme ve teknoloji adaptasyonu, üretim, pazarlama, enformasyon, yönetim ve benzeri konulardaki bilgi ve becerilerini geliştirmek, yurtiçi - yurtdışı pazarlarda rekabet edebilir düzeye gelmelerini temin etmek, istihdamın ve katma değerin arttırılabilmesi için yeni işletmelerin kurulmasını sağlamak amacı ile gerekli danışmanlık ihtiyaçlarına destek verilmesidir.
Bu amaçla, işletmelerin, girişimcilerin, yeni girişimcilerin ve işletici kuruluşların, KOSGEB veri tabanında bulunan yerli veya yabancı her türlü şirket statüsündeki danışmanlık kuruluşları, serbest meslek erbabı ve bu alanda faaliyet gösteren üniversiteler, kamu kuruluşları ile vakıf ticari işletmelerinden satın alacakları danışmanlık hizmetine verilen destekleri kapsar.
Yeni girişimcilerin, girişimcilerin ve işletmelerin, gruplandırılarak ortak nitelik gösteren sorunlarının çözümüne yönelik olarak, verilecek danışmanlık hizmetleri, KOSGEB tarafından organize edilir ve hizmet alımı gerçekleştirilir.
Faydaları İşletmelerin atıl kapasitelerini değerlendirme, kalite ve verimliliklerini artırma, yatırım yönlendirme, idari ve teknik mevzuatları uygulaması, ürün ve yöntem geliştirme vb. hususlarda yapacakları çalışmalar kapsamında planlama, yatırım, modernizasyon, teknolojik araştırma-geliştirme, üretim, pazarlama, enformasyon, yönetim vb. konulardaki bilgi ve becerilerini geliştirmek, bölgesel kalkınmayı yaygınlaştırmak, yurtiçi-yurtdışı pazarlarda rekabet edebilir düzeye gelmelerini temin etmek, istihdamın ve katma değerinin arttırılabilmesi için yeni İşletmelerin kurulmasını sağlamak amacıyla gerekli danışmanlık hizmetleri desteklenmektedir.
Kimler Yararlanabilir KOSGEB Veri Tabanına kayıtlı işletmeler, Girişimciler, Yeni Girişimciler ve İşletici Kuruluşlar yararlanabilir.
Genel Test, Analiz Ve Kalıbrasyon Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin ürün kalitelerinin artırılması,yeni ürün geliştirmeleri,ulusal ve uluslararası pazarlarda ihtiyaç duydukları ürün belgelerinin temini için gerekli olan test,analiz ve kalibrasyon hizmetlerinin geri ödemesiz olarak desteklenmesidir.İşletmeler hizmet alımını KOSGEB tedarikçi enventerinde yer alan test, analiz ve kalibrasyon hizmeti veren akredite olmuş veya yeterliliği ilgili bakanlıklar tarafından kabul edilmiş veya Avrupa Birliği resmi gazetesinde yayınlanarak onaylanmış kuruluş statüsü almış yurtiçi/yurtdışı kamu/özel sektör kuruluşlarından yapabilirler. Faydaları İşletmelere destek kapsamındaki hizmetleri alabilmeleri için yurt içi ve yurt dışı kuruluşların bulunduğu geniş bir seçme olanağı sunulmaktadır.
Kimler Yararlanabilir: İşletmeler
Genel Eğitim Programları
Amacı ve Kapsamı
İşletmelere KOSGEB tarafından organize edilen eğitim programlarına katılımları için verilen desteği kapsar.
İşletmelerin, yurtiçi - yurtdışı pazarlarda rekabet edebilir düzeye gelmelerini temin etmek, istihdamı ve katma değeri artırabilmek için; planlama, yatırım, modernizasyon, teknolojik araştırma geliştirme, teknoloji adaptasyonu, üretim, pazarlama, finansman, enformasyon, yönetim, mevzuat, girişimcilik gibi konulardaki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacı ile eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için destek verilmesidir.
Kimler Yararlanabilir Bu destekten; imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren ve 1-150 arasında işçi çalıştıran işletmeler yararlanabilir.
Özel Eğitim Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin, yurtiçi - yurtdışı pazarlarda rekabet edebilir düzeye gelmelerini temin etmek, istihdamı ve katma değeri artırabilmek için; planlama, yatırım, modernizasyon, teknolojik araştırma geliştirme, teknoloji adaptasyonu, üretim, pazarlama, finansman, enformasyon, yönetim, mevzuat, girişimcilik gibi konulardaki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacı ile eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için destek verilmesidir.
Özel eğitim desteği; İşletmelerin, KOSGEB veri tabanında yer alan yurtiçi özel/kamu eğitim kurum/kuruluşlarınca düzenlenen ve KOSGEB tarafından uygun görülen eğitim programları için, KOSGEB’in belirlediği kriterler doğrultusunda, satın alacakları özel eğitim hizmetlerine verilen destekleri kapsar.
Kimler Yararlanabilir Bu destekten, imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren ve 1-150 arasında işçi çalıştıran işletmeler yararlanabilir.
Yurtiçi Sanayi Fuarlarına Katılım Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin; pazar paylarını artırma, rakiplerini tanıma, yeni ürünler ve teknolojiler hakkında bilgi edinme ve ürünleri için marka imajı oluşturmalarını teminen, TOBB-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği web sayfasında yayınlanan yurtiçi fuar takviminde yer alan fuarlar içerisinden KOSGEB tarafından belirlenen yurtiçi sanayi ihtisas ve genel sanayi fuarlarına katılımlarına destek verilmesidir.
Yurtiçi Sanayi Fuarlarına Katılım Desteğinin verilmesi ile işletmelerin pazar paylarını artırma, rakiplerini tanıma, yeni ürünler ve teknolojiler hakkında bilgi edinme ve ürünleri için marka imajı oluşturmaları sağlanmış olacaktır.
Kimler Yararlanabilir Bu destekten işletmeler yaralanabilir.
Markaya Yönlendirme Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelerin kendi markaları ile ulusal ve uluslararası pazarlarda marka imajı oluşturmalarının özendirilmesi amacı ile yurtiçi ve yurtdışında markaya yönlendirilmeleri için gerçekleştirecekleri çalışmalara ilişkin giderlere destek verilmesidir. Faydaları Markaya Yönlendirme Desteğinin verilmesi ile İşletmelerin kendi markaları ile ulusal ve uluslararası pazarlarda marka imajı oluşturmalarının özendirilmesi amacı ile yurtiçi ve yurtdışında markaya yönlendirilmeleri için gerçekleştirecekler sağlanmış olacaktır.
Kimler Yararlanabilir Bu destekten İşletmeler yaralanabilir.
Teknoloji Araştirma Ve Geliştirme Desteği
Amacı ve Kapsamı
Bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikir ve buluşlara sahip işletmelerin, ulusal ve uluslararası platformlarda rekabet edebilecek teknolojik düzeyde kurulması, gelişmesi ve yeni ürün üretilmesi veya geliştirilmesi amacı ile bu işletmelere teknolojik araştırma ve geliştirme desteği verilmesidir.
Kimler Yararlanabilir Teknoloji geliştirme merkezleri, duvarsız teknoloji inkübatörleri, teknoloji yenilik merkezleri ve benzeri nitelikteki Ar-Ge projelerine yönelik işbirliği protokolleri çerçevesinde oluşturulan kurullarda desteklenmesine karar verilen işletmeler yararlanabilir.
Tanıtım Desteği
Amacı ve Kapsamı
İşletmelere; işletmelerini ve ürünlerini, özellikle yurtdışında tanıtmaları için gerçekleştirecekleri faaliyetlerine destek verilmesidir. Faydaları Tanıtım Desteğinin verilmesi ile İşletmelerin işletmelerini ve ürünlerini, özellikle yurtdışında tanıtmaları sağlanmış olacaktır.
Kimler Yararlanabilir Tanıtım Desteğinden, KOBİ tanımı kapsamında yer alan işletmeler yaralanabilir.
 Alıntı
 16.07.2008, Saat 16:40
DurumuÇevrimdışı
HaKaN
Kayıtlı Üye
HaKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #10

BÖLÜM 1O
SERBEST BÖLGELER



Giriş
• Ülkemizde ihracat için yatırım ve üretimi artırmak,
• Yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak,
• Ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek,
• Dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak üzere kurulmuş olan Serbest Bölgeler;
• Ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin yasal düzenlemelerin uygulanmadığı,
• Yapılan sınaî ve ticari faaliyetler için daha geniş muafiyet ve teşviklerin tanındığı,
• Ülkenin diğer kısımlarından fiziki olarak ayrılan ve
• Ticari, endüstriyel ve hizmet faaliyetlerinin yapıldığı yerler olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye'de faaliyet gösteren ve yıllık ticaret hacmi 15 Milyar dolar seviyelerinde olup yaklaşık 36 bin kişinin istihdam edildiği 21 serbest bölgeyi yakından ilgilendiren yeni vergi düzenlemeleri yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
Serbest Bölgelerin Yapısı
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca Türkiye’de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. 3218 sayılı Kanun’un bu yetkisi çerçevesinde 1985 yılından bu güne kadar ülkemizin tüm coğrafi bölgelerinde 21 adet serbest bölge faaliyete geçmiştir.
Serbest bölgelerde yer alan firmalar, sağlanan teşvik ve avantajlarla sınai ve ticari faaliyetlerde düşük maliyet ile çalışma imkanı elde ederek rekabet üstünlüğü kazanmaktadırlar. Bürokratik işlemlerin en alt düzeyde olması nedeniyle verimliliğin artırılması ve değişen şartlara daha hızlı uyum imkânı doğmaktadır.
Serbest Bölgelerin sağladığı imkânlar şu şekilde özetlenebilir:
Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve gelirler hiç bir izne ve vergiye tabi olmaksızın yurt dışına veya Türkiye’ye transfer edilebilir.
Serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayıldığından, serbest bölgeler ile Türkiye’nin diğer yerleri arasında yapılan ticarette dış ticaret rejimi hükümleri uygulanır. Başka bir deyişle, Türkiye’den serbest bölgeye satılan mallar ihracat rejimine, serbest bölgeden Türkiye’ye satılan mallar ise ithalat rejimine tabi olup, serbest bölge kullanıcıları Türkiye’den ihraç fiyatına (KDV’siz) mal ve hizmet satın alabilirler. Diğer taraftan, serbest bölge ile diğer ülkeler ve diğer serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi hükümleri uygulanmaz.
Mallar serbest bölgede süre sınırlaması olmaksızın kalabilir.
Serbest bölgedeki faaliyetlerle ilgili her türlü ödemeler dövizle yapılır.
Başvuru ve faaliyet süresince her türlü bürokrasi en aza indirilmiştir.
Serbest bölgeler özel sektör şirketlerince işletilmektedir.
Serbest bölgeye getirilen Türkiye veya AB menşeli ya da buralarda serbest dolaşımda bulunan malların, serbest dolaşımda bulunma statüsü değişmediğinden, Türkiye’ye veya AB üyesi ülkelere girişinde gümrük vergisi ödenmez. Ayrıca, üçüncü ülke menşeli malların serbest bölgeye girişinde ve bu malların Türkiye veya AB üyesi ülkeler dışındaki üçüncü ülkelere gönderilmesi halinde de gümrük vergisi ödenmez. Ancak, serbest bölgeden Türkiye’ye veya AB üyesi ülkelere gönderilen serbest dolaşım durumunda olmayan üçüncü ülke menşeli mallar için Ortak Gümrük Tarifesi’nde belirtilen oran üzerinden gümrük vergisi ödenir.
Ülke içinde vergiye dayalı mali yüklerden ve bürokrasiden kurtulmak isteyen, ithal girdi kullanarak ürettiği ürünleri dış pazarlara satan, emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren, re-export ve takas ticareti ile uğraşan, altyapısı hazır, modern bir iş ortamı arayan tüm firmalar için bu bölgeler cazip olabilmektedir.
Serbest Bölgelerde Vergi
Serbest Bölgeler 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu yanında Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği ile belirlenmiş usul ve esaslara göre çalışmaktadır.
2004 Tarihinden Sonra Ruhsat Alan Mükellefler
Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmelerinin aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olduğu düşüncesi ile 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 5084 sayılı Kanun ile değişik “Muafiyetler ve Teşvikler” başlıklı 6. maddesinde;
“Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayılır.
Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.
Kullanıcıların tutmak zorunda oldukları defterler ile düzenleyecekleri belgelere ilişkin olarak, 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine bağımlı olmaksızın düzenleme yapmaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabilir.” Hükmüne yer verilmiştir.
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde 06.02.2004 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 5084 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile yapılan değişiklikle serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmış olup bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu bölgelerde vergi mevzuatının geçerli olması sağlanmış ve tam ve dar mükelleflerin serbest bölgelerdeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmiştir. Kısacası getirilen yeni düzenleme ile serbest bölgelerde “Muafiyet” uygulamasından “İstisna” uygulamasına geçilmiştir.
Yapılan düzenleme ile 06.02.2004 tarihinden sonra Serbest Bölgelerde faaliyet göstermek amacıyla ruhsat alarak Serbest bölgelerde kurulan şirketler veya Türkiye’nin diğer yerlerinde kurulup da serbest bölgede şube açan mükellefler serbest bölgelerde elde ettikleri kazançlar için vergi ödeme mükellefiyeti altına girmişlerdir. Gelir ve Kurumlar Vergisi açısından bu bölgede bulunan mükelleflerin ülkemizin diğer yerlerinde faaliyet gösteren mükelleflerden herhangi bir farkı kalmamıştır.
Diğer taraftan, serbest bölgelerde elde edilen kazançların vergilendirilmesi kazancın belgelendirilmesi konusunu da gündeme getirdiğinden kayıt ve belge düzeni ile ilgili olarak serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin uluslararası ilişkileri ve ortaklıkları da dikkate alınarak, Maliye Bakanlığı özel düzenlemeler yapma konusunda yetkili kılınmıştır.
5084 sayılı Kanun ile Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde yapılan değişiklik ile ilgili olarak Kanun’un madde gerekçelerinde şu açıklamalara yer verilmiştir:
“Türkiye'de uygulanmakta olan serbest bölge rejiminin en belirgin özelliği bölgede faaliyette bulunan kullanıcılara (mükelleflere) hiçbir koşula bağlı olmaksızın tanınan, sınırsız ve süresiz vergisel teşviklerdir. Bu teşvikler 6.6.1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 6. maddesinde yer alan, bölgede vergi resim ve harç mükellefiyetlerine dair hükümlerin uygulanamayacağı ve bölgede elde edilen kazançların Türkiye'nin diğer yerlerine getirilmesi halinde gelir ve kurumlar vergisinden muaf olacağına ilişkin düzenlemelerde ifadesini bulmaktadır.
Bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmeleri, aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olmaktadır.
Serbest bölgede dolaysız vergi yükümlülüğünün olmaması transfer fiyatlandırması yoluyla vergiye tâbi olacak kazançların bölgeye kaydırılmasına neden olmaktadır. Bölgede yer alan mükelleflerin incelemeye tâbi olmaması ve bu mükelleflerden Türkiye'deki mükelleflerle ilişkileri konusunda bilgi alınamaması bu durumun önlenmesini de engellemiştir.
Yapılan değişiklikle bölgede Türk vergi kanunlarının geçerli olması sağlanmaktadır. Ancak, serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin uluslararası açılımları dikkate alınarak kayıt ve belge düzeni konusunda esneklik sağlanması amacıyla Maliye Bakanlığına bölgede yer alacak firmalar ile ilgili özel düzenlemeler yapılabilmesi konusunda yetki verilmiştir.
Yapılan düzenleme sonrasında, katma değer vergisi ve benzeri dolaylı vergiler açısından bugüne kadar geçerli olan uygulama devam edecektir.”
Ancak, imalat işi ile uğraşanlar için farklı bir uygulama söz konusudur. 5084 sayılı kanun ile 3218 Sayılı Kanuna eklenen Geçici 3 üncü madde uyarınca 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyet göstermek için ruhsat almış olan mükelleflerden imalat işi ile uğraşanların elde etmiş oldukları kazançlar Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. Elde edilen kazancın istisna edilmesinde, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içinde satılmasının bir önemi bulunmamaktadır.
Bu durumda olan mükellefler vermiş oldukları gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları beyannamenin istisna kazançları arasında göstererek vergi dışı tutacaklardır. 06.02.2004 tarihinden sonra serbest bölgede faaliyet göstermek için ruhsat almış olup imalat dışında faaliyet gösteren firmaların kazancı istisna kapsamında olmadığından genel esaslara göre beyan edilerek vergilendirilecektir.
2004 Tarihinden Önce Alınmış Ruhsata Göre Faaliyette Bulunan Mükellefler
3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanun ile eklenen geçici 3.üncü madde aşağıdaki gibidir:
3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin;
a) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.
b) Bu bölgelerde istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınır.
c) Bu bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesnadır.
Serbest bölgelerde faaliyette bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın Gelir Vergisi Kanununun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında yapılacak tevkifata etkisi yoktur.”
3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanun ile eklenen geçici 3 üncü maddesi ile serbest bölgelerde 6 Şubat 2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolaysıyla elde ettikleri kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilerek mevcut firmaların dolaysız vergilere yönelik kazanılmış hakları korunmaya çalışılmıştır. Ancak bu istisna sadece faaliyet ruhsatında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere serbest bölgelerde yürütülen esas faaliyetlerden elde edilen kazançları kapsamakta olup serbest bölgelerde elde edilmiş olsa bile faiz, repo vb. faaliyet dışı gelirler istisna kapsamı dışında olup vergilendirilmesi gerekmektedir.
Yapılan yasal düzenlemelere göre, 06.02.2004 tarihi itibariyle sahip oldukları ruhsata dayanarak serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti tesisi ettirmeleri gerekmektedir. Ancak bu mükelleflerin faaliyet kazançları (faiz, repo gibi faaliyet dışı kazançlar hariç) ruhsatlarında belirtilen süre sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Bu durumdaki mükellefler 6 Şubat 2004 tarihinden sonra serbest bölgede elde etmiş oldukları faaliyet gelirlerini Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uyarınca beyan edeceklerdir. Ancak bu kazançlar beyannamenin “Zararda olsa Dahi İndirilecek İstisnalar” bölümünde yer alan “Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlar” satırında gösterilmek suretiyle vergi dışı bırakılmış olunacaktır. Faiz, repo vb. işletmenin esas faaliyet konusu dışında elde edilen gelirler ise genel esaslar çerçevesinde beyan edilecektir.
Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler 06.02.2004 tarihinden itibaren geçici vergi yükümlülüklerini de genel esaslar dâhilinde yerine getireceklerdir. Ancak, bu tarih itibariyle ruhsat almış olan mükellefler ruhsatın sona erdiği tarihe kadar vermiş oldukları geçici vergi beyannamelerinde serbest bölgeden elde ettikleri faaliyet gelirlerini “Zarar Olsa Dahi İndirilecek İstisnalar” kısmında göstererek bu kazançlar için geçici vergi ödenmeyecekler faiz, repo gibi faaliyet dışı kazançlar ise geçici vergi matrahına dahil edilerek vergilendirilecektir.
06.02.2004 tarihinden önce, bölgede faaliyette bulunmak üzere faaliyet ruhsatlı mükelleflerin serbest bölgelerdeki firmada istihdam etmek üzere işe aldıkları personele ödedikleri ücretler 31.12.2008 tarihine kadar gelir vergisinden müstesnadır. Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ruhsatlarında belirtilen süre 31.12.2008 tarihinden daha önceki bir tarihte sona eriyorsa, istisna uygulamasında ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihi dikkate alınacaktır. Kısacası, istihdam edilen personelin ücretlerine yönelik gelir vergisi istisnasından yararlanma hakları, faaliyet ruhsatlarında maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kalan süre 5 yıldan uzun olsa dahi, 5 yıllık süre ile sınırlı tutulmuştur.
6 Şubat 2004 tarihi itibariyle faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin serbest bölgede yaptıkları faaliyetlere ilişkin yaptıkları işlemler 31.12.2008 tarihine kadar damga vergisi, harç veya başka bir işlem vergisine tâbi olmayacaktır.
Diğer taraftan, genel olarak ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmak ve serbest bölgelerin istihdam yaratan alanlar olmasını teşvik edebilmek için serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu faaliyetleri kapsamında elde ettikleri kazançları Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar vergiden istisna edilmiştir. Bu istisnadan bölgede yeni faaliyete geçen mükellefler ile halen bölgede faaliyette bulunanlardan faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin dolmasıyla normal vergileme rejimine tâbi olacak mükellefler yararlanabilecektir. Elde edilen kazancın istisna edilmesinde, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içine satılmasının bir önemi bulunmamaktadır.
GVK’nın 94. maddesinin 1. fıkrasının “6” numaralı bendinin (b-i) alt bent hükmüne göre, tam mükellefiyete tabi kurumlar tarafından; tam mükellefiyete tabi gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin ikinci fıkrasının “1”, “2” ve “3” numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye ilavesi kâr dağıtımı sayılmaz), gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Buna göre, tam mükellefiyete tabi kurumlarca serbest bölgelerden elde edilen kazançların (elde edilen kazanç imalat faaliyetleri neticesinde elde edilmiş olsa bile) gerçek kişilere dağıtılması durumunda anılan madde hükmü uyarınca % 10 oranında stopaj yapılacaktır.
Kanuni ve iş merkezi serbest bölgede bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri 06.02.2004 tarihinden sonra GVK’nun 94 üncü maddesi ve KVK’nun 24 üncü maddesi uyarınca nakden veya mahsuben ödemede bulunmaları halinde kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu vergi dairesine muhtasar beyanname yönünden mükellelefiyet tesis ettirerek stopaja tabi tuttukları bu vergileri ödeyeceklerdir.
Serbest Bölgelerde KDV Uygulaması
Serbest Bölgeler ülkenin siyasi sınırları içerisinde olmakla birlikte gümrük hattı dışında kaldıklarından bölge içinde yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları KDV’ye tabi değildir. Serbest Bölgeler Kanununda 5084 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik gelir ve kurumlar vergisi açısından yeni bir durum yaratmış ancak katma değer vergisi ve benzeri dolaylı vergiler açısından yeni bir düzenleme getirmemiştir. Bu nedenle bu vergiler açısından bugüne kadar geçerli olan uygulama devam edecektir.
Sonuç
Ülkemizde vergi istisna ve muaflıklarının daraltılması yönünde atılan adımlardan sonuncusu serbest bölgelerde uygulanmakta olan vergileme rejiminde yapılan düzenlemeler olmuştur. Yaklaşık 36 bin kişinin istihdam edildiği ve 2003 yılı sonu itibariyle yıllık 16 Milyar Dolar tutarında bir işlem hacmine sahip olan serbest bölgeler ile ilgili olarak yapılan vergi düzenlemelerinin ihracatın artırılması ve yabancı sermayenin ülkeye girişinin özendirilmesi açısından olumsuz etkilerinin olacağı ileri sürülmektedir. Ancak, ülkemizde bulunan serbest bölgelerin ekonomik yapısı ve bugün itibariyle ulaştığı nokta göz önünde bulundurulduğunda daha objektif ve tutarlı sonuçlara ulaşmak mümkün olabilecektir.
Serbest Bölgelerde 30.04.2004 tarihi itibariyle toplam 4092 firma faaliyet göstermektedir. Bu firmaların 3421’i yerli, 671’ise yabancıdır. Üretim yapan firma sayısı sadece 737 adet olup (%18) bunun 619 adedi (%84) yerli yatırımcı 118 adedi ise yabancıdır. Serbest bölgelerde kurulu bulunan firmaların % 82’si üretim dışında kalan faaliyetlerle bulunmakta olup bu 3355 firmanın 2746 adedi alım-satım, 279 adedi işyeri kiralama, 95 adedi depo işletmeciği, 63 adedi montaj ve bakım onarım, 59 adedi de bankacılık ve sigortacılık faaliyeti ile uğraşmaktadır.
Yukarıda yer alan rakamlar ülkemizde bulunan Serbest Bölgelerin ihracat için yatırım ve üretimi artırma, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırma ve ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etme fonksiyonlarını gereği gibi yerine getirmediklerini ortaya koymaktadır. Bu veriler yanında bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin elde ettikleri kazançları üzerinden vergiye tâbi olmamaları ve aynı zamanda bu mükelleflerin bölgeden Türkiye'ye doğru herhangi bir sınırlama olmaksızın faaliyette bulunabilmeleri, aynı alanlarda serbest bölge dışında çalışan mükellefler açısından haksız rekabete neden olmaktadır.
Diğer taraftan, Serbest bölgede dolaysız vergi yükümlülüğünün olmaması transfer fiyatlandırması yoluyla vergiye tâbi olacak kazançların bölgeye kaydırılması sonucunu doğurmaktadır. Bu doğrultudaki gelişmeler vergilemede adaleti sağlama ve rekabet eşitsizliğinin giderilmesi yönündeki yasal düzenlemeleri kaçınılmaz kılmaktadır.
5084 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle imalat işi ile uğraşan ve bu yolla istihdam ve ihracata katkı sağlayan firmaların vergisel avantajlarının korunması yanında imalat işi ile uğraşmak üzere yeni kurulan işletmelerin de Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar elde etmiş oldukları kazançlarının gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi, Serbest Bölgelerdeki firma profilinin alım-satım, kiralama ve hizmet sektöründen üretim yönüne doğru kaymasına yol açacaktır. Diğer taraftan, bu yöndeki gelişme Serbest Bölgelerin ülke ekonomisinin gelişmesi ve ihracatın hedeflenen rakamlara ulaşması yönündeki katkılarının daha büyük olması sonucunu doğuracaktır.
 Alıntı
 Yeni Konu   Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil