Forum  
Go Back   Forum > İSLAM ALEMİ > Dini Konular > Dini Sorular ve Merak Ettikleriniz

Dini Sorular ve Merak Ettikleriniz Din ile ilgili aklınıza takılanlar ve merak ettiklerinizi sormanız için bir köşe

Chat.Org Kameralı Sohbet
Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-06-2008, 15:11   #1 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart Atasözlerini doğru anlamak

Atasözlerine düşmanlıkBazı kimseler, atalarımızın tecrübe mahsulü kıymetli sözlerindeki incelikleri anlamadıkları veya ters anladıkları için, ceddimize dil uzatıyorlar Halbuki atasözlerinin çoğu hadis-i şerif mealleridir Yahut İslam âlimlerinin sözleridir

Bazı örnekler verelim:

* (Dilini tutan başını kurtarır) atasözü için dinimize aykırı deniyor Halbuki bu söz, bir hadis-i şerif mealidir Susan, iki cihanda da başını dertten kurtarır İbni Mesud hazretleri, (Hapse, dilden daha layık bir şey yoktur) buyurmaktadır Hazret-i Ebu Bekir, konuşmamak için ağzına taş kordu Yine bir atasözü vardır:
Bana benden olur, her ne olursa,
Başım selamet bulur, dilim durursa

Dilini tutmak, ona sahip olmakla ilgili birçok hadis-i şerif vardır Bazıları şöyledir:
(Dilini tutan kurtulur) [Tirmizi]

(Rahat isteyen sussun!) [Ebuşşeyh]

(Selamet isteyen, dilini tutsun!)Ebiddünya]

(Susmak, hikmettir) [Deylemi]

(En makbul amel dilini tutmaktır) [Taberani]

(Dilini tutan, şeytanı mağlup eder) [Taberani]

(Sükut eden bir mümine yakın olun! O hikmetsiz değildir) [İbni Mace]

(Ya hayır konuş ya sus!) [Buhari]

(Çok konuşan çok yanılır) [Taberani]

(Kurtuluş için dilini tut, evinde otur, günahların için ağla!) [Tirmizi]

(Kişiyi Cehenneme sürükleyen dilidir) [Tirmizi]

(Dilini tutmayan, tam imana kavuşamaz) [Taberani]

(Çok konuşmak kalbi karartır) [Beyheki]

(Kusurların çoğu dildendir) [Taberani]

(Allah’ı görür gibi ibadet et, kendini ölmüş say, daha iyisi ise dilini tutmaktır) [Taberani]

(Rahat olmak isteyen sağır, kör, dilsiz olmalıdır) sözüne de şahsiyetsizliğe sevk ediyor diye saldırıyorlar Yukarıdaki hadis-i şerifler de bu sözün doğru olduğunu göstermektedir

* (Her koyun kendi bacağından asılır) atasözü de yanlış anlaşılmamalıdır! Fransa’daki birinin günahı, Mısır’daki bir kimseden sorulmaz Herkesin günahı, sevabı kendine aittir Kur'an-ı kerimin çeşitli yerlerinde bu husus açıkça bildirilmiştir Fakat kişi, emrinin altındakilerden mesuldür Başkalarının işlediği kötülükleri önlemek herkesin vazifesi değildir Abdülgani Nablusi hazretleri (Söz ve yazı ile emr-i maruf âlimlerin vazifesidir Kalb ile, dua ederek günah işleyene mani olmaya çalışmak da her müminin vazifesidir El ile müdahale ise devletin vazifesidir) buyuruyor

* (Geç olsun da güç olmasın!) atasözüne de saldırılmaktadır İnsanın fıtratında acelecilik vardır Kur'an-ı kerimde mealen (İnsan pek acelecidir) buyuruluyor [İsra 11]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Acele şeytandan, teenni Allah’tandır) [Tirmizi]

(Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder) [Beyheki] [Teenni, acelenin zıddıdır]

O halde, işlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemelidir! Acele ile verilen kararlara şeytan karışır Nefsin istediği bir şey hatıra gelince şeytan, "Fırsatı kaçırma, hemen yap!" der Onun için kalbe gelen şeyi yapmadan önce, bu işten Allahü teâlâ razı olur mu, sevap mıdır, günah mıdır diye düşünmelidir! Günah değil ise yapmalıdır! Böylece teenni edilmiş, yani acele edilmemiş olur Yalnız 5 yerde acele gerekir:
1- Misafir gelince yemek vermeli!

2- Günah işleyince, tevbe etmeli!

3- Vakti girince namazı kılmalı!

4- Çocuklara din bilgilerini ve namaz kılmayı öğrettikten sonra, büluğa erip dengi çıkınca, hemen evlendirmeli! Hadis-i şerifte, (Üç şeyi geciktirme! Namazı vakti girince kıl, cenaze namazını hemen kıl! Kızını dengi isteyince, hemen ver!) buyuruldu O halde, namazını kılan, günahlardan sakınan ve nafakasını helalden kazanan biri bulununca, kızını hemen onunla evlendirmelidir! hadis-i şerifte, (Dinini, ahlakını beğendiğiniz bir kimse, kızınıza talip olursa, hemen evlendirin! Evlendirmezseniz, fitne ve fesada sebep olursunuz) buyuruldu (Tirmizi)

5- Defin işini de acele yapmalıdır!
İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmelidir Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ölmeden önce tevbe edin Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele edin Allahü teâlâyı çok hatırlayın Zekat ve sadaka vermekte acele edin Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşun!) [İbni Mace]

(En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir) [Taberani]

(Sadaka vermekte acele edin, çünkü bela sadakayı geçemez) [Beyheki]
Zekatını vermeyen ve malını ahiret yolunda sarf etmeyen kimse, fakir olunca çok pişman olur Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Tesvif eden helak olur) [Berika] [Tesvif, hayırlı iş yapmayı sonraya bırakmaktır]

Tembellik, bir işi geciktirmek, sonraya bırakmak nasıl kötü ise, acele etmek de kötüdür Bunun biri ifrat, diğeri tefrittir Dinimiz orta yolu, aşırılıklardan uzak olmayı emretmektedir Hadis-i şerifte, (Aşırı giden helak olur) buyuruldu Bir kimse, müsrif olursa buna ifrat denebilir Bir kimse de cimrilik ederse, buna da tefrit denebilir Dinimiz, her iki aşırılığı da yasaklamıştır Furkan suresinin 67 âyet-i kerimesinde, israf edenlerle cimrilik edenler kötülenmiş, ikisinin ortası olanlar övülmüştür

Acele eden fütura düşer Yani gevşeklik ve bezginlik hasıl olur Hayırlı bir işin olması için acele eden, gecikince, bezginliğe, ümitsizliğe düşer Dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan mahrum kalır Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir Namaz kılarken acele eden, tadil-i erkanı terk edebilir Hızlı okurken tecvide uymayabilir, yanlış okuyabilir Onun için ağırbaşlı olmalı, düşünerek hareket etmelidir

* (İyilikten maraz doğar) ve (İyiliğe iyilik olsaydı kara öküze bıçak olmazdı) atasözlerine saldırıyorlar Bu sözlerin iyilik etmeyi engellediğini sanıyorlar Genel olarak kötü kimseler, kadirşinas değildir, nankördür Nitekim Kur'an-ı kerimde mealen (Allah ve Resulü kendi lütuflarından onları [kötüleri] zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar) buyuruluyor (Tevbe 74)

Demek ki kötü kimselerin, kendilerine iyilik edenlere zararları dokunabilir Bunun için atalarımız, (İyilik et kele, duyursun seni ele) de, demişlerdir Bu atasözleri, iyiliğin mutlaka zararlı olduğunu göstermiyor, kötülere iyilik edince onlardan bazı zararların gelebileceğini gösteriyor

Hazret-i Ali, (Kerim kimse, iyilik görünce yumuşar, kötü kimse de, kendisine iyilik yapılınca katılaşır) buyuruyor

Hazret-i Ömer de, (Kötü insanları mürüvvetsiz veya mürüvvetlerinin az olduğunu gördüm) buyurmaktadır

Ebu Amr bin Ala buyuruyor ki:
(İyiye ihanet edince, kötüye iyilik edince, akıllıyı sıkıntıya sokunca, ahmağa acıyınca, kötü ile düşüp kalkınca şerrinden sakın!)

Allahü teâlâ, (Kendisine iyilik edene kötülük eden, benim nimetime nankörlük etmiş olur, kendisine kötülük edene iyilik eden de, bana şükretmiş olur) buyuruyor Bir menfaat elde etmek için seninle arkadaşlık edenin şerrinden sakın! Çünkü beklediği şey kesilince; özür kabul etmez (Şuab-ül-iman)

Genel olarak bir kimse, hiçbir menfaat beklemeden Allah rızası için, kötü birine de iyilik ederse, ondan zarar gelmez Eğer, bir menfaat karşılığı iyilik ediyorsa, iyilik ettiği kimseden zarar gelebilir

Hiçbir menfaat beklemeden, sırf Allah rızası için iyilik etmekten korkmamalıdır Kötü kimse, buna zarar vermeye kalksa da, fazla başarılı olamaz İyilik eden, kendine iyilik etmiş olur Onun için atalarımız, (İyilikten kötülük gelmez), (İyilik eden iyilik bulur), (İyilik et, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir) demişlerdir Demek ki, iyilik balık için değil, Hâlik için, yani Allah rızası için yapılırsa zararı olmaz

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki: İhsan eden, iyilik eden sevilir Hadis-i şerifte, (İhsan sahibi kimseyi sevmek, insanların yaratılışında vardır) buyuruldu (Deylemi)

İnsan, ihsanın, iyiliğin kölesidir Gönül, kendine iyilik edeni sever, kötülük edenden nefret eder İnsan, ister istemez iyilik edene karşı sevgi duyar Bunun için Peygamber efendimiz şöyle dua ederdi:
(Ya Rabbi, kötü birinin, bana iyilik etmesini nasip etme!) [Deylemi]

Allahü teâlânın kullarına hizmet etmekle, dünya ve ahirette çeşitli nimetlere kavuşulur İnsanlara iyilik etmek, onların işlerini güler yüzle ve tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, insanı Allah sevgisine kavuşturur Ahiret azaplarından kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, nimetlerini kullarına ulaşmasına vasıta olanları çok sever) [Deylemi]

(Her iyilik sadakadır) [Tirmizi]

(İnsanların iyisi, insanlara iyilik eden kimsedir) Ahmed]

(En iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenilen ve şerrinden emin olunandır En kötünüz, kendisinden iyilik beklenilmeyen ve şerrinden emin olunmayandır) [Tirmizi]

(Layık olana da, olmayana da iyilik et! İyilik ettiğin kimse, buna layıksa ne iyi Layık değilse, sen iyilik ehlinden olursun) [İbni Neccar]

(İyilik zayi olmaz, kötülük unutulmaz, herkes ettiğini bulur) [Beyheki]
O halde, maddi bir menfaat beklemeden herkese iyilik etmeye çalışmalıdır

* (Güzele bakmak sevaptır) sözünün sanki tek anlamı varmış gibi tenkit edilmektedir Güzele rağbet etmeyen olmaz Çünkü hadis-i şerifte, (Allah güzeli sever) buyuruluyor Mubah olanı güzeli sevmek, ona rağbet kınanmamalıdır Hakim’inrivayet ettiği (Ali’nin güzel yüzüne bakmak ibadettir) hadis-i şerifi de, helal olan güzele bakmanın sevap olduğunu göstermektedir Berika’da diyor ki:
(Güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir) hadis-i şerifi, bakması helal olan şeylere bakmanın faydasını bildirmektedir Yoksa, haram olan yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır ve kalbi karartır

İmam-ı Gazali hazretleri de buyurdu ki:
Bir kimseyi, ettiği iyilikten dolayı değil, bizzat zatından dolayı sevmek, yok olup tükenmeyen gerçek sevgidir Bu da güzeli sevmek demektir Güzelliği anlayan güzeli sever Güzelliği sevmek, güzelliğin zatındandır Çünkü ondaki güzelliği anlamak, zevkin kendisidir Güzeli anlamak da bir zevktir Akarsu, yeşillik ve tabiattaki güzellikler yiyip içildikleri için değil, sırf güzel oldukları için sevilir Bu, insanın elinde olmayan sevgidir Güzel bir çiçeğe bakmak, onu koklamak ruha tatlı gelir Ruhun Allahü teâlânın varlığını, büyüklüğünü anlamasına, Onun emirlerine uymasına sebep olur Allahü teâlânın güzel olduğu bilinirse, Onu da sevmemek imkansızdır O ise, güzeller güzelidir Hadis-i şerifte, (Allah güzeldir, güzeli sever) buyuruldu Kendine hiçbir faydası olmasa da insan, güzeli, güzelliğinden dolayı sever Beş duyu ile de anlaşılmayan; fakat kalb gözü ile görülen güzellikler de vardır Güzel ahlak böyledir İmam-ı a’zamı ve bir çok evliyayı güzel vasıflarından dolayı severiz [Güzel bir kitap, güzel bir şiir, güzel bir bina, güzel bir bahçe, güzel bir idare, güzel ahlaklı bir idareci, güzel bir alet, güzel yemekler, güzel içecekler, güzel öten kuşlar, güzel çiçekler Tabiatta güzel olan ne varsa sırf güzel olduğu için sevilir] Mutlak güzel, eşi, benzeri olmayan yalnız Allahü teâlâdır
Ne iyi o gözler ki, hep güzele bakıyor
Ne talihli o kalb ki, Onun için yanıyor

* Ceddimize suizan edilerek, (Akçenin gittiğine bakma, işin bittiğine bak) sözüne rüşvet teşvik ediliyor diyorlar Halbuki bu, ne kadar güzel sözdür, rüşvetle hiçbir ilgisi yoktur

Yağmur yağıyor, elimizde yükümüz de var Bir taksi tutup evimize gidersek, artık elbette paranın gittiğine bakmaz, işimiz olduğuna sevinmemiz gerekmez mi?

Eve gelin getirirken, arabanın önünü kesiyorlar Para vermezsen, vasıtanın önüne yatıyor, üç beş kuruş verip kurtuluyoruz Birkaç liramız gitmişse de, eve sağ salim gelini getirdiğimiz için sevinmez miyiz? Elbette paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız

Birçok ülkede pasaport almayınca geçmeye izin verilmiyor Pasaport almak için belli bir ücret vereceğiz elbette Hatta zorluk çıkartıyorlarsa, günlerce oralarda bekletilecekse, oradakilere çay kahve ısmarlayıp işinin bittiğine bakacaksın Bakmamak ahmaklık olur Çünkü İslam âlimleri, (Malını, canını, ırzını ve hakkını kurtarmak için rüşvet vermek her zaman caizdir) buyuruyorlar Eli silahlı birkaç şehir eşkıyası, önümüzü kesse, yanımızda da hanımımız, kızımız olsa, (Ya üstünüzdeki paraları verin, yoksa ırzınıza geçeriz) dese, elimizdeki parayı verip, bu beladan kurtulmaya çalışırız Paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız Hac için de öyledir Hacda ayak bastı parası adı altında rüşvet alınıyor Vermezsen hac yaptırmazlar Âlimlerimizin sözünü dinleyip, hac etme hakkını elde edebilmek için istedikleri rüşveti veririz Günahı isteyene olur, verene olmaz Rüşvet büyük günahtır Fakat malını, canını, hakkını ve namusunu kurtarmak için rüşvet vermek caizdir Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinini ve namusunu malı ile koruyabilen bunu yapsın) [Hakim]

(Kişi, şerefini ne ile korursa, o sadaka olur) [Ebu Ya’la]

(Ahir zamanda insanların paraya ihtiyacı daha çok olur Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak para ile korur) [Taberani]

Resulullah efendimizin ve onun vârisi olan âlimlerin sözüne uyarak, dünyamızı (malımızı, mülkümüzü) ve dinimizi (şerefimizi, namusumuzu) para ile koruyorsak, bunu ayıplamak çok yanlış olur (Para kılıç gibidir Kullanmasını bileni güldürür, kullanamayanı öldürür) demişlerdir

* (Şimdi rağbet güzel ile zengine) sözüne de hücum ediliyor
Eğer zengine, sırf zenginliğinden dolayı rağbet ediliyorsa, Allah rızası gözetilmiyorsa, zamanın bozulduğunu gösterir Ama bu devir, ne zamandan beri bozulmuşsa, atalarımızın sözü, eskimez bir kanun gibi geçerliğini hep korumaktadır Atalarımız, haklıya değil de zengine rağbet edildiği için böyle kıymetli bir söz sarf etmişler Her devirde güçlü olanın kendini haklı gösterdiğini vurgulamışlardır Gerçek bu iken niye bu doğru söze itiraz edilir ki? Atalarımız, haksız olan güzele de, güzelliğinden dolayı haklı muamelesi yapılmasını da uygun görmüyor Atalarımız ne güzel söylemişler

* (Gelen ağam, giden paşam, niye her işe karışam) sözü de gadre uğrayanlardan

Her insanın belli görevi vardır Bu görevin dışına çıkmamalıdır Geleni kim göndermişse, gideni kim uğurlamışsa, onun görevidir bu Gelen benim düşüncemde değil diye ona isyan etmek asla caiz olmaz

Dinimiz, cemiyetin huzur içinde yaşaması, kargaşadan uzak olması için âmirler kötü de olsa, onların meşru emirlerine itaat edilmesini, gayri meşru emirlerine de isyan edilmemesini emreder
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey iman edenler, Allah’a, Peygambere ve sizden olan emirlere itaat edin!) [Nisa 59]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir hayvanın ayağını veya yaş bir hurma ağacını kesenin yahut ortağına hıyanet edenin, kazandığı sevapların dörtte biri gider Emire isyan edenin ise sevaplarının tamamı gider) [Beyheki]

(Emirinizin beğenmediğiniz bir şeyi yaptığını görürseniz, ona sabredin! Çünkü cemaatten bir karış ayrılan, cahiliyet ölümü ile ölmüş olur) [Buhari]

(Müslüman, hoşuna gitse de, gitmese de, emirin sözünü dinler ve ona itaat eder Emir, günah olan bir şeyi emrederse, o emri dinlemez) [Buhari]

Peygamber efendimiz, dine riayet etmeyen, şeytan gibi emirlerin geleceğini bildirince, Eshab-ı kiramdan Hazret-i Huzeyfe, (Ya Resulallah o zamana yetişirsem ne yapayım?) diye sordu Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Sırtına vurup malını alsa da, emirin sözünü dinle ve ona itaat et!) [Buhari]

Avrupa’daki âmirler, patronlar, müslüman işçilere içki, kumar gibi haram şeyleri yapmalarını emrederlerse, müslümanlar, bunları yapmaz Çünkü (Hâlıka isyan olan işte, mahluka itaat olmaz) hadis-i şerifi vardır Ancak, gayrı meşru emre itaat edilmez diye isyan etmek caiz olmaz Ana-baba da haramı, küfrü emretse, onlara da itaat edilmez Fakat isyan edip onları üzmek doğru olmaz
(Hakim)in bildirdiği hadis-i şerifte emir [âmir, başkan] (Ya Müslümanlığı bırakırsın veya öldürürüm) derse, (Müslümanlığı bırakmamalı, [kesilmesi için] boynunu uzatmalı) buyuruluyor

Kâfir olmaya zorlayan bir emire bile isyan etmeyi dinimiz caiz görmüyor Halbuki kâfir olmayan bir emir, müslümanı kâfir olmaya zorlamaz

Âmir kötü diye yakınmak doğru değildir Önce kendimize bakmamız gerekir Acaba kendimiz iyi miyiz? Kendimizi düzeltirsek, âmirlerimiz de düzelir Nitekim bir hadis-i şerifte (Siz nasılsanız, başınıza öyle âmirler geçer) buyuruluyor O halde, ilk önce kendimizi ıslah etmeliyiz! Yönetilenler düzgün olursa, yönetenler de düzgün olur Sen üç kağıtçı olursan, yöneticinin düzgün olmasını istemeye hakkın olur mu?

* Nasreddin Hocanın meşhur fıkrasında geçen (Parayı veren düdüğü çalar) sözüne de saldırılıyor Bilindiği gibi, hoca köyden şehre giderken, çocuğun biri bir miktar para verip, “Hocam pazardan gelirken bana bir düdük al” diyor Bunu gören diğer çocuklar da, para vermeden, bana da düdük al” diyorlar Tabii bu arada yiyecek vesaire ısmarlayanlar da oluyor

Hoca şehirden dönünce, çocuklar etrafını sarıyor, sipariş ettikleri şeyleri istiyorlar Hoca cebinden bir düdük çıkarıp parasını veren çocuğa uzatırkendiyor ki:
Parasını veren düdüğü çalar,
para vermeyen avucunu yalar
Hoca, çocukların beleşe alışmamalarını, çalışmadan bir nimete konulmayacağını, külfetsiz nimet olmayacağını onlara anlatmak ister Bu söz de yıllardan beri söylenir gelir Bir kimse ev, araba, yiyip içecek veya başka bir şey almak istese parasız alabilir mi? Onun için “Kırmızı meşin, paralar peşin” de demişlerdir Bu güzel sözlere kızmak, beleşçiliği tasvip etmek, haksızlığa prim vermek olur

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı

Chat.Org Kameralı Sohbet

Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:11   #2 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

* (Ar dünyası değil, kâr dünyası, ar eden kâr etmez) atasözüne de hücum ediliyor Bu söz, utanıp çalışmayı kendisine yediremeyenler için söylenmiştir Başkasının eline bakacağın yere, çöpçülük yap, inşaatta çalış, ayakkabı boyacılığı yap, utanılacak zaman değil anlamında söylenmiştir Birçok İslam büyüğü de talebeliğe kabul ettiği kimselere böyle işler vermişler, mesela ciğer sattırmışlar, elma sattırmışlar Ele muhtaç olmak, ona buna el açmamak için çalışmanın önemini bildiren böyle sözlere saldırmak cahillikten kaynaklanmaktadır

* (Yağmur yağarken, küpünü doldurmaya bak) sözüne de saldıranlar çıkıyor Yağmur, rahmeti, bir nimeti temsil ediyor Ortada bir nimet varsa, fırsatı ganimet bilip o nimeti kaçırmamak gerektiği bildiriliyor Ucuz arsalar satıldığı zaman alıp da, şimdi köşeyi dönenler çok olmuştur Diyelim ki Fizan’da bir zat varmış, kendisini ziyaret edene dua ediyormuş Duaya kavuşan da hidayete eriyormuş Durulur mu, hemen gitmek gerekmez mi? Madem rahmet yağıyor, küpü doldurmak gerekir Ceddimizin söylediği böyle sözlerde kötü maksat aramamalıdır

Şimdi cahil misyonerler de, atasözlerine saldıran cahiller gibi, Kur’an-ı kerimdeki sözleri kasıtlı olarak yorumluyorlar Mesela, Kur’an-ı kerimde, Mekke’nin Rabbi ifadesi geçiyor Misyoner, (Her şehrin bir rabbi mi olur, müslümanlar tek tanrıya değil, çok tanrıya inanıyorlar) diyerek cahilliğini sergiliyor Allah’ın evi mi olur da, Kâbe’ye Beytullah denir diye de itiraz ediyorlar Halbuki Kâbe’ye değer vermek için öyle denmiştir Camilere de Allah’ın evi denir O söz, Mekke’ye, camiye verilen kıymeti göstermektedir İnsan sevdiği yardımcısına bu benim sağ kolum der Güvenilen baş yardımcı demektir Niçin söylendiğini bilmeden sırf tenkit olsun diye âyetlere, hadislere ve atasözlerine saldırmak, en azından o kişinin cahilliğini gösterir

* (Minareyi çalan kılıfını hazırlar) sözü de hışma uğrayanlardan Piyasada öyle sahtekârlar var ki, yaptığı yolsuzluklara meşru görünen bir kılıf hazırlar demektir Mesela adamı öldürüyor, intihar süsü veriyor Kötüler işini biliyor deniyor Hırsızlık meşru iş gibi gösteriliyor deniyor, burada hırsızlık müdafaa edilmiyor ki bu söze kızılsın

* (İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara) sözünü de eleştiriyorlar İstemek kötü ise de, vermemek daha kötü deniyor Bu doğru sözün neresi tenkit edilir ki? İstemek tavsiye edilmiyor, isteyeni boş çevirmenin kötülüğü bildiriliyor

Kıyamette günahı çok bir müslümanı hesaba çekerler O kimse de, (Benim iyiliğim yoktur Sadece çırağıma, “Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, bir şey isterlerse yine ver, boş çevirme” diye söylerdim) der Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki:
(Ey kulum, bugün sen fakir, muhtaçsın Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız) [Buhari]

Bir hadis-i şerifte, (Rabbiniz elbette kerimdir Kendine açılan elleri boş çevirmekten haya eder) buyuruldu (Tirmizi)

Veren el, alan elden üstündür Vermekten korkmamak gerekir

* (Para isteme benden buz gibi soğurum senden) sözü de kötülenmiş Burada paraya böyle fazla değer verilmemesi isteniyor Hatta, (Canımı iste, para isteme) sözü de aynı anlamdadır Bu sözler paraya böyle değer verenleri kötülemektedir Ne günlere kaldık anlamındadır Adam canını veriyor da, parasını vermiyor deniyor

* (Güvenme dostuna, ot doldurur postuna) sözüne saldıranlar çıkıyor Halbuki bu söz tedbirli olmayı gösterir Nitekim Peygamber efendimiz, (Dostunu günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak, düşmanına da bir gün dost olabileceğini düşünerek itidalli ol) buyuruyor Dostumuza bazı sırlar verirsek, ileride düşman olduğunda, bunları koz olarak kullanır ve bizi mahcup eder Düşmanımıza da düşmanlıkta ileri giderek, ileride dost olduğumuzda, söylediğimiz kötü sözler ve işlerden dolayı mahcup oluruz Onun için, dinimizin emrine uyup, dostumuza sır vermekten sakınmalıyız Sır, gizli kalması ve hiç kimseye söylenmemesi gereken şeydir Başkaları duyunca, ya mahcup oluruz veya o işi başaramayız Bunun için sır saklamak, başarının önemli sebeplerinden biridir Birçok devlet adamı, başarılarının en mühim sebebinin sır saklamak olduğunu bildirmişlerdir Fatih Sultan Mehmet Han, "Yapacağım işleri, sakalımın bir kılı bilse, onu kopartırım" demiştir Sırrını söyleyen ekseriya pişman olur Hikmet ehli diyor ki:
(İnsan, söylemediği sözün hakimi, söylediği sözün mahkumudur)
(Sır, insanın esiridir Açıklayınca, insan ona esir olur)

(Sırrını akıllıya söylersen, seni zelil görür Ahmağa söylersen, başkalarına söyler, sana hıyanet eder)
(Akıllı kimse, sır küpüdür)

(Sırrını anlatmanı isteyene, sırrını söyleme, sırrını ifşa eder)
(Ahmağın kalbi ağzında, akıllının dili kalbindedir) Yani ahmak sır saklıyamaz, akıllı sırrı ifşa etmez
(Bir kişiye söylenen sır, sırlıktan çıkar)

Kerem sahibi ile, aran açılsa bile,
İyiliğini söyler, kötülüğünü gizler
Kötülere gelince, dostluk sona erince,
İyiliğini gizler, kötülüğünü söyler

Sırrı gizleyebilen insan, çok az olduğu için, sırrımızı başkalarına söylememiz uygun olmaz Başkalarının bize söylediği gizli şeylerini de, adeta unutmalıyız, hiç kimseye söylememeliyiz! Cenab-ı Hakkın bir ismi de Settardır Ayıpları, çirkin işleri gizler İnsanların ayıplarını gizleyen kulunu da sever Hadis-i şerifte, (Arkadaşının aybını gizleyen, bir ölüyü diriltmiş gibi sevap kazanır) buyuruldu Bir sözünün duyulması, o kimseye zarar verecekse, o kimse "Bunu kimseye söyleme" demese bile, o sözü gizlemelidir! Hadis-i şerifte, (Bir kimse, etrafına bakınarak bir söz söylerse, o söz dinleyene emanettir) buyuruldu (Tirmizi)

* (Komşunun tavuğu komşuya kaz, karısı kız görünür) sözü de tenkit ediliyor
Halbuki aynı anlamda, (Davulun sesi uzaktan hoş gelir), (Uzak yerin somunu büyük olur), (Dışı eli yakar, içi beni), (Dışı kalaylı, içi alaylı), (Görünüşe aldanmamalı) gibi sözler de kullanılmaktadır İşin mahiyeti bilinince, görünüşe aldandığımız meydana çıkar Mesela komşunun karısını dışarıda süslü püslü görürüz ama, evdeki durumunu bilemeyiz Belki de evde çok pasaklı birisidir Belki de dışarıda hanım hanımcık ise de, evde kocasına kan kusturuyordur Yahut bir erkek dışarıda çok hâlim selimdir, eve gelince aslan kesilir, dünyayı zavallı hanımına dar getirir Onun için görünüşe göre karar vermemeli, mahiyetini iyi öğrenmeli demek istiyor atalarımız Bir erkek, yabancı bayanlara gösterdiği saygıyı evindeki hanımına gösterse, hanımını da aynı şekilde hareket etse, o evde hiç huzursuzluk olur mu?

* (Düşenin dostu olmaz) sözüne de, safsata diye hücum ediliyor
Bu sözün devamında, hele bir düş de gör ifadesi de vardır Elinde mal varsa, iş başında yetkili birisi isen, sözün geçiyorsa, o zaman sana dost görünen çok olur Elinde avucunda bir şey kalmamışsa, etkili görevinden de almışlarsa, sözüne değer verilmiyorsa, yalancıktan bile olsa sana dost olanı bulman güç olur Günümüzde gerçek bu Artık bunu kim inkâr edebilir? Asırladır bunun sayısız örnekleri görülmüş, atalarımız bunu, bir vecize olarak söylemişlerdir Tabii aslında, herkes İslam ahlakına sahip olsa, düşenle ayakta duran, zengin ile fakir farklı muamele görmezdi İmam-ı Maverdi hazretleri buyurdu ki:
(Cahilin yanında susmaya mahkum olan bir âlim, zelil ve hakir duruma düşmüş olur Esirler arasındaki bir cariyenin, cömertliği ile meşhur Hatim-i Tainin kızı olduğunu öğrenen Peygamber efendimiz, (Aziz iken [itibarlı, makam ve mevki sahibi büyük bir zat iken, bu makamdan düşerek] zelil olana, zengin iken fakir düşene ve cahiller arasında kalan âlime merhamet etmek [ve iyi davranmak] gerekir) buyurup kızı serbest bıraktırdı [Edeb-üd-dünya]

Böyle bir ahlaktan mahrum kalan toplumlarda elbette düşenin dostu olmaz Bu doğru sözün Allah’ı dost kabul etmemekle ne ilgisi vardır? Atalarımıza saldırmak için bahane mi aranıyor?

* (İki gönül bir olursa, samanlık seyran olur) sözü de gadre uğramış
Bu söz, Allah’a itaatsizliğe ve zinaya sevk edici imiş Halbuki, birbirini seven iki kişi için maddenin önemi yoktur Evleri dayalı döşeli olmasa da, kulübede olsalar da, orası onlar için saray olur Önemli olan birbiri ile anlaşabilmeleridir Anlaşamıyorlarsa, saray onlar için zindan olur

* (Kızı olan tez kocar) sözünden sanki kız evlat kötüleniyor sanmışlar
Genelde kız evladı yetiştirmek, dengini bulup evlendirmek zor olur Geleneklerimizde, oğlumuz için her kapıyı çalıp kız isteyebiliriz de, kızımız için aynı şeyi yapamayız Bu yanlış bir şey ise de, töremiz böyle olduğu için kızı olan sıkıntılara maruz kalır Bunun için atalarımız, (Kızı olan tez kocar) demişlerdir Böyle söylemenin dinimize aykırı bir tarafı yoktur

* (Bahtım olsaydı anam kız doğururdu) sözünden de erkek kız ayrımı yapıldığı sanılmış Bazen, toplumda bayanlara öncelik tanındığı oluyor Bir bayan bir işi kolayca yaptığı halde, bir erkek yapamıyor, (Bahtım olsaydı, anam kız doğururdu) diyor Hatta bir işi yaptırmak için, (Adamını bul, adamını bulamazsan madamını bul) da derler Bu yanlış bir iş ise de, maalesef toplumun gerçeği bu

* (Keşke anam beni doğurmasaydı) sözünü de, Allah’ın emrine karşı gelmek zannetmişler Hazret-i Ebu Bekir, dalda bir kuş görünce, (Ne mutlu sana ey kuş, dilediğin dala konar, dilediğin meyveleri yersin, kıyamet günü hesaba çekilmez, azap görmezsin, keşke, senin gibi bir kuş olsaydım) dediği meşhurdur Bir kere de, (Keşke bir yeşil ot olaydım da, hayvanlar beni yiyeydi, böylece, kıyamette hesaba çekilmeseydim) buyurdu Büyük günahların sahibinin kalbinde iman varsa, azaptan sonra şefaate kavuşur Allahü teâlâ, onlara ikram eder Asırlar geçtikten sonra, onları Cehennemden çıkarır Halbuki, Cehennemdekiler, yandıktan sonra, tekrar yaratılmaktadır Hasan-ı Basri hazretleri, (Keşke ben, böyle olan kişi olsaydım) buyururdu

Atasözlerini savunmakla, bütün atasözlerinin ve deyimlerin muhakkak doğru olduğunu söylemek istemiyoruz Bunların arasına karışmış uygunsuz sözler olabilir Mesela Allah şaşırtmasın yerine, yanlış olarak Allah şaşmasın deniliyor Bir de Allah tepen akmasın deniliyor Dikkatli konuşmak gerekir

* (Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma) sözü ile hocaların kötülendiği sanılıyor Halbuki bu söz çok güzeldir Hocaya olan itimadı göstermektedir Eskiden hocalarımız, kitaba bakarak konuşurlar, kafadan bir şey söylemezlerdi Bu sözün anlamı, (Hoca kitaptan ne söylemişse ona uymalı, kendi insanlık icabı yanlış yaparsa bizi bağlamaz) demektir

Hocaların gittiği yol, muhakkak dinimizin emrettiği yol olmayabilir Çünkü Hazret-i Enes, (Ya Resulallah, yapamadığımız bir şeyi emretmeyelim mi? Kendimiz sakınamadığımız bir şeyi nehy etmeyelim mi?) diye sual edince, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Her ne kadar iyiliğin hepsini yapamasanız ve her ne kadar kötülükten sakınamasanız da, emr-i maruf ve nehy-i münker yapın [İyilikleri emredin, kötülüklerden sakındırın]) [İhya]

Hocalarımız da bu hadis-i şerife uyarak, kendileri bazı iyilikleri yapamasa da, bazı kötülüklerden sakınamasa da, (siz şunu yapın, şundan da sakının) diyeceklerdir (Hoca efendi, sen bunu kendin yapmıyorsun, bize niye tavsiye ediyorsun) demeye de hakkımız yoktur Hoca dinin emrine uyarak ikazını yapmıştır

Eveteskiden (Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma) deniyordu Şimdi hocalar da bozulmaya başladı Şimdiki insanlar, (Hocanın yaptığını yapma, dediğini de yapma) diyorlar Elbette böyle hocalar da vardır Kimi tesettürü inkâr eder, kimi haccı inkâr eder, kimi kurban kestirmez, kimi namaz kılmaz
Bir hocanın ak dediğine öteki kara diyebiliyor Bu da, kitaba göre konuşmamaktan ileri geliyor Adam Kur’an-ı kerimi açıyor, kendine göre yorumluyor, arkasından, (İşte din budur, diğer hocaların söylediği hurafedir) diyor Oruç kefareti diye bir şey yok diyor, sahih hadislere uydurma diyebiliyor

Hocaların aleyhine uydurulmuş fıkralar, sözler çoktur Dinimiz gibi, hocanın kisvesi (elbisesi) bembeyazdır Ufak bir kir hemen görünmektedir Halkımız hocaların bir kusur işlememesini ister Ufak bir hatasını büyütür Hocalık mesleğini seçenler buna dikkat etmelidir

* (Çok yaşayan değil, çok gezen bilir) sözü, sanki dine aykırı imiş gibi, boğazlananlar arasına alınmış Köyde doğup büyümüş, hiçbir yeri görmemiş kimse ile, seyyah olarak her yeri dolaşan daha çok şeyler görmüş, daha yeni bilgiler edinmiş olabilir Bunun anormallik neresindedir?

* (Durdu durdu turnayı gözünden vurdu) sözü de insanı hırsızlığa sevk edermiş Halbuki çok güzel bir söz Durmasının, beklemesinin, emeğinin karşılığını gördü, nimete kavuştu demektir Aynı anlamda, (Tekkeyi bekleyen çorbayı içer), (Sabreden derviş, murada ermiş) denmektedir

Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yiyen, hırsızları kötülemek için, devletin malını deniz bilip, domuz gibi yiyorlar, anlamında, (Devletin malı deniz, yemeyen domuz) demişlerdir Hırsızlık yapmayan namuslu kimselere kim domuz der ki? Bunun gibi sözler çoktur Mesela (Yap bir hile, al bin akçe) sözü de, hile yaparak para kazananları tenkit için söylenmiştir

* (Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır) sözü de beğenilmemiş, rüşvete teşvik var denilmiş
Buluttan nem kapma diye buna mı diyorlar acaba? Zenginin imkanlarını kullanarak önemli işler yapması doğru değil mi? Yağmurlu bir günde, parası olan bir taksi tutuyor, kısa zamanda evine geliyor Parası olmayan da belediye otobüsünü tercih ediyor, biri geliyor, dolu diye ona binmiyor, ötekini bekliyor, yağmur yağdığı için, İstanbul trafiğe felce uğruyor, hele ev ile durak arası da biraz uzaksa sırılsıklam olarak eve gelebiliyor (Parası olan eve tez gelir, parası olmayan ıslanır, geç kalır) desek, rüşvete, hırsızlığa mı teşvik etmiş oluruz? Gerçekleri inkâr etmenin faydası yoktur Parası olan elbette arabasını dağdan aşırır Bu sözlerde suç aramak, öküz altında buzağı aramak gibidir

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:11   #3 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Atasözlerini anlamayanlarSual: Birçok uydurma atasözlerini İslam düşmanları uydurmuş Bu sözler insanı korkaklığa, harama, hırsızlığa, nemelazımcılığa, yalana ve tembelliğe teşvik eden sözlermiş Bunları size gönderiyorum Okuduğum yazıda bildirildiği gibi midir?
CEVAP
Yalnız atasözleri değil, hadis-i şerifleri de anlayamayan bazı sapık fikirli kimseler, bunlara da uydurma, mevzu hadis damgasını basmışlardır Halbuki İslam âlimlerinin kitaplarında asla uydurma hadis olmaz İslam âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis olduğunu söyleyen, her kim olursa olsun ya sapıktır veya cahildir Atasözlerinin ekserisi tecrübeye dayanan sözlerdir Bazıları hadis-i şerifleri açıklar mahiyettedir Birkaçını açıklayalım:
(Dünya mümine Cehennem, kâfire ise Cennettir) sözü doğrudur

Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dünya mümine zindan, kâfire de Cennettir) [Müslim]

Mümine dünyanın zindan olması, Cennete göredir Cennette ebedi nimetler karşısında dünya zindan gibi, Cehennem gibi olmaktadır Kâfirler için de Cehennem azabı, o kadar şiddetli olacaktır ki, dünyadaki en şiddetli işkence bile hafif gelecektir

(Dilini tutan başını kurtarır)
sözü, uydurma değil, güzel bir sözdür Hadis-i şerifte, (Susan kurtuldu) buyuruluyor (Tirmizi)

Susan, dünyada da ahirette de başını dertten kurtarır İbni Mesud hazretleri, (Hapse, dilden daha layık bir şey yoktur) buyurmaktadır Hazret-i Ebu Bekir, konuşmamak için ağzına taş koyardı
Sana senden olur, her ne olursa,
Başın selamet bulur, dilin durursa

(Herkesin nabzına göre şerbet vermeli)
atasözü de, Yahudilerin uydurması değildir Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(İnsanları Allah’ın yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et!) [Nahl 125]

Hadis-i şeriflerde ise şöyle buyuruluyor:
(İnsanlara, akıllarının seviyesine, anlayışlarına göre söyleyin!) [Buhari]

(Biz Peygamberler, herkese seviyesine göre muamele yapmak ve anlayacağı şekilde konuşmakla emrolunduk)Gazali]

Görüldüğü gibi insanların akıl, ilim ve kültür seviyesine göre konuşmak dinimizin emridir Bu emre uymayan, nabza göre şerbet veremeyen, dine hizmet etmeye kalkarsa, fitne çıkarır, müslüman olacakları ürkütür

(Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar)
atasözü de din düşmanlarının uydurması değildir Doğruluk ve doğru söz, dinimizin esasındandır Fakat büyüklerimiz, (Sözün doğru olmalı, ama her doğruyu her yerde söylememelidir!) demişlerdir Ulu orta, köre kör, sağıra sağır demek uygun olmaz Dünya ve ahireti yaramayan doğruyu söylemekte ise zaten fayda yoktur (Denizde su, ormanda ağaç, çölde kum olur) demek doğrudur Fakat boş sözdür Bu doğru söz insanların içinde beş on kere tekrar edilirse ona deli derler Dokuz köyden kovulmamak için doğruyu dinimizin emrine uygun söylemelidir! Mesela hırsız, ahlaksız, hain insan kötüdür Bunu ıslah için (Sen ahlaksızsın) denirse kabul etmez Dokuz köyde böyle konuşursak, her köyden kovuluruz İyi ahlakın güzelliği anlatılarak kötülükten vazgeçirmeye çalışılır

Gencin biri, iftiraya uğrar Sonunda idama mahkum olur İnfaz saatini beklerken, kendisine iftira edenlere, bu arada hükümdara ağzına gelen sözleri sarf eder, sövüp sayar Bu acı bağırmalar, bir süre devam eder Hükümdar, saraydan bu feryatları duyar Fakat ara uzak olduğu için ne söylediğini anlayamaz İki vezirinin yanına giden hükümdar, bu gencin neler söylediğini sorar Birinci vezir, (Hükümdarım bu genç, (Allah, affedenleri aziz eder) hadis-i şerifini söylüyor, "Affedenlerin yeri Cennet" diyor Sizden af talebinde bulunuyordu) der Bu söz, hükümdarın hoşuna gider (Bu genci affettim, serbest bırakın) der İkinci vezir, hemen atılıp der ki: (Haşmetli hükümdarımız, bu veziriniz, zât-ı âlinize karşı, utanmadan yalan söylüyor Genç, af istemiyor, size sövüp sayıyordu) Hükümdarın kaşları çatılıp der ki: (Bre vezir, sen yersiz doğru söylemekle, iki kişinin ölümüne sebep olmak istiyorsun Şu vezirin yalanı ise bir canı kurtarmıştır Unutma ki, "İş bitiren yalan, fitneye sebep olan doğrudan daha iyidir") Hükümdar, yersiz doğru söyleyen veziri azleder, yerinde yalan söyleyerek bir suçluyu kurtaran veziri de kendisine sadrazam yapar

(Yiğitlik ondur Biri kaçmak, dokuzu hiç görünmemek)
sözünde bir pasiflik görünüyor gibi ise de, yiğitlik, kabadayılık değildir Kavga çıkaran, baş yaran, belasından yanına varılmayan kimseye yiğit denmez Yiğit, haklı olduğu, gücü yettiği halde, affeden, intikam almayan, kavga etmeyen, iyi geçinen kimsedir Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yiğitlik, kahramanlık, pehlivanlık hasmını yenen değil, öfkesini yenendir) [Buhari]

Harpte düşman karşısında cesur, fakat müslümanlar arasında mütevazı olan yiğittir

Bunları söylemekle, bütün atasözlerinin ve deyimlerin muhakkak doğru olduğunu söylemek istemiyoruz Atasözlerimiz arasına karışmış uygunsuz sözler olabilir Atasözlerinin de dinimize uygun olup olmadığı İslam âlimlerinin kitapları ile ölçülür Sonra atasözünün hangi devirde, ne maksatla söylendiği de bilinirse izahı kolaylaşır

Dinsizin hakkından imansız gelir
Sual:
(Dinsizin hakkından imansız gelir) atasözünü kullanmak caiz midir?
CEVAP
Atasözü denildiğine göre, elbette caizdir Atalarımız rast gele söz söylemez Bu söz, (Acımasız olan kişiyi, ancak ondan daha acımasız biri yola getirir veya onun anlayacağı dilden, acımasızca cezasını vermek gerekir) anlamında söylenir

Teşbihte hata olmasın
Sual:
(Teşbihte hata olmaz) atasözünü dine aykırı örneklerde de söylemek uygun mudur?
CEVAP
Dine aykırı olursa caiz olmaz Bu söz genelde, (Teşbihte hata olmasın) şeklinde söylenir Bu şekilde olunca, benzetme yaparken, hata etmekten korkmayı ifade eder Benzetmek uygun değilse de, daha iyi anlaşılması için söylüyorum demektir Yine de, teşbih diye uygunsuz bir şey söylemek, uygun olmaz

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:12   #4 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Üzümünü ye, bağını sormaSual: Ecdadımıza her fırsatta hücum edenler, "Üzümünü ye, bağını sorma!" atasözünün yanlış olduğunu söylüyorlar Ceddimiz yanlış konuşur mu? Atasözleri bir tecrübenin mahsulü değil midir?
CEVAP
Genel olarak atasözlerinin hepsi doğrudur Son asırda atasözü diye bazı sözler ilave edilmiş olabilir Bunlar ceddimize leke sürülmesine sebep olmaz "Üzümünü ye, bağını sorma" atasözü çok güzeldir, dinimize uygundur Bir sözün doğru olup olmadığı dinimize göre ölçülür Üzümünü ye, bağını sorma demek, üstüne vazife olmayan şeylere karışma, her şeye burnunu sokma demektir Açıklamalı atasözleri kitabında ise (Mühim olan, bir nimetin gelmesidir Nereden geldiğini bilmek lüzumsuzdur) şeklinde açıklanmıştır

Bu söz, ecdat düşmanlarının iddia ettiği gibi, (Üzümün haram olup olmadığını sorma) demek değildir Âyet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri de maksadına aykırı olarak açıklamak asla caiz değildir Mesela, Kur'an-ı kerimin çeşitli yerlerinde (Allah dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır) buyuruluyor (Amentü)deki iman esaslarından birisi de (Hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak)tır İnanmayan bir kimse, (Hidayet Allah’tan olduğuna göre, dalalet üzere kalmamda benim suçum yoktur) diyemez Yani âyet-i kerimeyi kendi anladığı gibi açıklayamaz (Mektubat-ı Rabbani)deki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kur'anı kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfir olur) [C1, m234]

Hadis-i şeriflere de yanlış mana vermek, tehlikelidir Her işi ehline bırakmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Koğuculuk eden [söz taşıyan] Cennete girmez) [Buhari]

Bu hadis-i şerife bakarak her söz taşıyanın muhakkak Cennete giremeyeceği söylenemez Bu hadis-i şerifi âlimler şöyle açıklıyor:

Koğucu, söz taşıma günahını çekmedikçe Cennete giremez Koğucunun sevapları günahlarından ağır gelirse, şefaate kavuşursa, şehid olursa, affa uğrarsa, bunun gibi sebeplerle koğucu Cehennemi görmeden Cennete girer

Ecdadımızın güzel atasözlerini ters şekilde yorumlamakla, onlara dil uzatmakla bir yere varılamaz Meşhur olmak için illa ecdadı mı kötülemek veya zemzem kuyusunu mu kirletmek gerekir?

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:12   #5 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

İyilikten maraz doğarSual: Yazılarınızda, İslam âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis olamayacağını yazıyorsunuz Bu yetmiyor gibi, bir de ata sözlerini bile tevil ediyor, yanlış olmadığını bildiriyorsunuz Onlar yanlış söz söylemez mi? Mesela atalarımız diyor ki:
(İyilikten maraz doğar), (İyilik et kele, duyursun seni ele), (İyiliğe iyilik olsaydı, kara öküze bıçak çalmazlardı)
Bunlara nasıl doğru denebilir? Kimseye iyilik yapmayacak mıyız?
CEVAP
O atasözleri, bir çok ilim sahibinin onayından geçerek günümüze kadar geliyor Onun için bütün ceddimize suizan etmek yanlış olur Bu sözler, iyiliğin mutlaka zararlı olduğunu göstermiyor Bazı kötü kimselere iyilik edince onlardan bazı uygunsuz hareketlerin, zararların gelebileceğini gösteriyor En hafif ve leziz kuş etinin bile bazı hastalara dokunması gibidir Bu anlamda hadis-i şerifler hatta âyet-i kerime bile vardır Hazret-i Ali, (Kötü kimse, kendisine iyilik yapılınca katılaşır, iyilik edene bir zarar verebilir) buyuruyor Yine büyük bir zat, (Kötüye iyilik edince, ahmağa acıyınca, onlardan gelecek kötülükten sakının!) buyuruyor

Demek ki birisine iyilik ettik, ondan kötülük gelirse, o kimsenin kötü birisi olduğu anlaşılıyor Mesela bayramlaşmaya gelen bir şeker hastasına, onun hastalığını bilmeden baklava versek, onun hastalığı artar Kabahat baklavada ve baklava ikram edende değildir Kötü kimse de iyiliğe tepki olarak kötülük yapıyorsa, kabahat iyilikte değildir Kötü kimseler, mürüvvetsizdir, kadirşinas değildir, nankördür

Kur'an-ı kerimde, tevbe suresinin 74 âyet-i kerimesinde, Allah ve Resulü kötü kimseleri lütufları ile zenginleştirdiği zaman, bunların Resulullahtan öç almaya kalkıştıkları bildirilmektedir

Demek ki atasözleri nanköre yapılan iyilikten zarar gelebileceğini anlatmak istiyor

Bunu hayatta yaşayan çok kimse olmuştur Birkaç örnek vermek gerekirse:
1- Çoluk çocuğum açtır, bana bir iş yok mu diyor Acıyıp bulaşık yıkama işi veriliyor Severek kabul ediyor Çünkü gerçekten açtır Aradan birkaç ay geçip yerini sağlamladıktan sonra, durumunu sorduklarında, “Geldiğimde kırk tabak yıkatıyorlardı, şimdi yüz tabak yıkatıyorlar, ben de birkaçını kırıyorum” diye işinden şikayet ediyor, nankörlüğünü gizleyemiyor

2-
Adam işsizdir Yalvarması üzerine işe alınır, yıllarca kendisine ücret verilir Kriz sebebiyle işten çıkarılınca, hemen tazminat davası açar

3-
Bir ressam gelir, bana iş verin der, acıyıp iş verilir Ressama ücretle bir resim yap denir, resmi yapar, parasını alır Zamanla ücreti daha fazla bir iş bulur Ücretle yaptığı o resmi yeniden bastığınız zaman, yasaların açık maddelerinden faydalanarak tekrar ücret için iş yerini mahkemeye verir Sen işsizken sana iş verilmemiş miydi? Bu nankörlük değil mi?

4-
Adam yazardır Ücretle gazeteye yazısını yazar Parasını alır Sonra da o yazıları, kitap haline getirip satar Sen o yazıların daha önce ücretini almamış mıydın?

5-
Adam işsiz ve mesleksizdir Ona acıyıp işe alınır O da zamanla bir meslek edinir Adama ihtiyacınız olduğu zamanda, daha fazla ücret veriyor diye gider başka işe girer

Bunlar kadirşinaslık değildir Demek ki yukarıdaki atasözleri böyle kimseler için söylenmiştir Aynı atalar iyi kimseler için de iyi sözler söylemişlerdir (İyilik et, denize at, balık bilmezse Halık bilir İyilikten kötülük gelmez İyilik eden iyilik bulur) demişlerdir

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:12   #6 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Gözden ırak olanSual: (Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur) ifadesi, ata sözü müdür, hadis midir?
CEVAP
Hadis-i şeriftir, atasözü olarak kullanılmaktadır İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kalb, çok zaman his organlarına bağlıdır Duygu organlarından uzak olanlar, kalbden de uzak olur Hadis-i şerifte, (Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur) buyuruldu Bu hadis-i şerif, kalbin duygu organlarına bağlı bulunduğu mertebeyi göstermektedir Tasavvuf yolunun nihayetine varılınca, kalbin his organlarına bağlılığı kalmaz Histen uzak olmak, kalbin yakın olmasını bozmaz Bunun içindir ki, tasavvuf büyükleri, başlangıçta ve yolda olanların, olgun rehberin yanından ayrılmalarına izin vermemişlerdir (Bir şeyin hepsi yapılamazsa, hepsini de elden kaçırmamalı) sözüne uyarak yolunuzu değiştirmeyin! Uygunsuz kimselerle arkadaşlık etmekten, elden geldiği kadar sakının! (m117)

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:12   #7 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Ecdadımızın güzel sözleriSual: Aşağıdaki atasözlerinin, kötü maksatla söylendiği iddia ediliyor Atalarımız, ne diye kötü maksatla söylüyor? Bu sözler kötü ise, niye asırlardır kullanılmıştır?
CEVAP
Aşağıdaki atasözlerinin hiç birisi kötü maksatla söylenmemiştir Ecdadına kusur bulmak kıyamet alametlerindendir Ahir zamanda, sonra çıkan türedilerin eskileri suçlayacaklarını, Peygamber efendimiz haber vermiştir İki hadis-i şerif meali şöyledir:

(Sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlar) [Asakir]

(Sonra gelenler, önceki âlimleri kötüler) [Tirmizi]

Atasözleri, birçok tecrübeden geçmiş, klişeleşmiş kıymetli sözlerdir Bir sözün birkaç manası olabilirse de, ne maksatla söylendiği önemlidir Sadece atasözlerine değil, hadis-i şeriflere bile, söyleniş sebebi bilinmediği için, uydurma damgası basanlar çoktur

Atasözlerinin kelime anlamına değil; deyim anlamlarına bakılır (Bu adam gözümüzden düştü) denilence, (adam gözümüze çıktı, oradan düştü) demek değildir Kelime anlamı üzerinde durmak yanlıştır

Bakış açısının önemi

Her şeye olumlu yaklaşmanın önemi, inkâr edilemez Yarım bardak su olsa, olumlu bakan kimse, bardak yarısına kadar su ile dolu diyerek, mevcut olanı görür, yani iyi yönden bakar Olumsuz zihniyetteki kimse ise, bu bardağın yarısı boştur diyerek, yok olanı görür, yani kötü yönden bakar

Bir ayakkabı firması, bir pazarlamacısını ayakkabı satmak üzere Afrika’ya gönderir Bu adam, Afrika dönüşünde; (Ne yazık ki, bir çift bile ayakkabı satamayız; çünkü Afrika’da hiç kimse ayakkabı giymiyor, ayakkabı nedir bilmiyor) der Meseleyi iyi bilen patron, hemen ardından bakış açısı farklı, olaylara olumlu bakan bir pazarlamacıyı gönderir Bu pazarlamacı, büyük bir heyecanla döner, patronun odasına girer; (Afrika'da hiç kimsenin ayakkabısı yok! Bunları ayakkabı giymeye alıştırdık mı, milyonlarca ayakkabı satarız) der

Bu olay, bakış açısının önemini göstermektedir Atasözlerinin ne maksatla söylendiğine bakmalı, öküz altında buzağı arar gibi, kötü anlamlar vermemelidir Şimdi insafla, sağduyu ile eleştirilen atasözlerini ve parantez içindeki itirazları inceleyelim:

1- Akacak kan damarda durmaz (Bela tellallığı yapılıyor)
CEVAP
Bazı işler vardır ki, ne kadar acele edilirse edilsin, iş olacağına varır Olacakla, öleceğe çare yok da denir Onun için iki ayağı bir pabuca sığdırmaya çalışmak gereksizdir anlamında güzel bir söz

2- Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evlendirir (Deli olmak ve düşünmemek daha iyidir)
CEVAP
Başlanan bir işi bitirmeye çalışmalı, sağda solda oyalanarak, ince eleyip sık dokuyarak işi geciktirmemeli anlamında güzel bir söz Düşünmemek ve deli olmakla ne alakası var? Bu kadar ters bakış açısı nasıl olur ki?

3- Ateş, düştüğü yeri yakar (Çevresini de yaktığını unutmamalı)
CEVAP
Birisinin derdi başkasına fazla etki etmez, kendi başına gelmeyen bunun acısını anlamaz demektir Bir çocuğa bir zarar gelse, elbette annesi ve ailesi daha çok üzülür Onun için, (Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar) demişlerdir Nasrettin Hoca ağaçtan düşüp, oy kalçam dediği zaman, komşular, neyin var, kan falan akmıyor niye inliyorsun demişler Hoca da, (Siz hiç ağaçtan düştünüz mü, düşmediyseniz acımı bilemezsiniz) demiş Öyle ya, kimse kimsenin derdini bilemez (Ateş düştüğü yeri yakar) atasözü ne kadar güzel Bir arkadaş anlattı:

Üç ağabeyim delikanlı iken, bunların peşine de babam genç yaşta vefat etmişti Ben küçükken, annem televizyondaki her kaza haberine, şu kadar ölü var denince ağlardı Olay dünyanın neresinde olursa olsun, fark etmezdi onun için Ben de çocuk aklımla, anne ne ağlıyorsun, dünyanın öbür ucunda olmuş, tanımıyorsun etmiyorsun diye gülerdim (Yavrum ben onlara ağlamıyorum, onların sahiplerine ağlıyorum, şimdi ne yapıyorlar!) derdi Meğer kendisini yakan ateş, şimdi başka evleri yakıyor diye, ona ağlıyormuş

4- Bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın (Başkalarını sokabilir)
CEVAP
Bizi ilgilendirmeyen ve düzeltemeyeceğimiz zararlı şeylerin üstüne giderek başımızı derde sokmamalıyız demektir Başkalarının sokmasına engel olmak, yetkililerin vazifesidir Herkes, kendisine göre yılan zannettiğini helak etmeye kalkarsa, anarşiden geçilmez

5- Besle kargayı oysun gözünü (Kimseye iyilik etme)
CEVAP
Bu kadar ters yorum olur mu? Bülbül denmiyor karga deniyor Bu nankör iyilikten anlamaz, üstelik sana zararı dokunur demektir Bir kimse Hazret-i Ali’ye kötülük ediyor Hazret-i Ali, (Ben ona hiç iyilik etmemiştim, o niye bana kötülük düşünüyor ki?) buyuruyor Kötü insanlara iyilik edince, bize bir zararı dokunabilir denmek isteniyor Bu anlamda hadis-i şerif de vardır Kötü kimselere iyilik edince, onların vereceği zarara dikkat çekiliyor Ne kadar güzelbir sözdür!

6- Merhametten, maraz doğar (Kimseye acımayın)
CEVAP
Bir önceki maddede açıklandığı gibi, kargaya iyilik edersek gözümüzü oyar Yılana merhamet edip, koynumuza koyarsak, bizi sokar Bu söz, kötülere iyilik ederken dikkatli olmayı vurguluyor

7-
Can çıkmayınca, huy çıkmaz (Eğitim diye bir şey var)
CEVAP
Bu söz, gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeylerin tamamen yok edilemeyeceğini bildirmek için söylenmiştir Kimi insan ne kadar eğitim alırsa alsın pasiftir, kimi de aktiftir Bu doğuştandır Terbiye ile bu vasfı yok etmek mümkün olmaz Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır Bir erik çekirdeği, ne elmadır, ne de eriktir Bu çekirdek, toprağa konur, sulanıp gübrelenirse, erik ağacı olabilir Bu ağaçtan da erik alınabilir Bu ağaca ne kadar bakılırsa bakılsın, erik çekirdeğinden elma olmaz İşte can çıkar huy çıkmaz bu anlamdadır Dinimize uygun, çok güzel bir atasözüdür Aynı anlamda hadis-i şerif de vardır

8- İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde odur (Gelişme, eğitim, değişim yok sayılıyor)
CEVAP
Bu söz de, (Can çıkar, huy çıkmaz) atasözü de aynıdır Yukarıda gerekli cevap verilmiştir Eğitimle değişmeyen vasıflar da vardır

9- Bal tutan parmağını yalar (Yolsuzluğa açık davetiye…)
CEVAP
Bunu ancak hırsız olanlar, böyle yorumlar Bal yemek denmiyor, parmağını yalamak deniyor Yani bulaşanı yalamak deniyor Bir insan bir işte çalışıyorsa, iş yerine zarar vermeyecek kadar normal kabul edilen işlerden faydalanmayı gösterir Mesela, iş yerinin telefonunu ihtiyaç kadar kullanmak, cep telefonumuzu şarj etmek gibi şeyler kast ediliyor

10- Fazla mal, göz çıkarmaz (Başkaları aç kalır)
CEVAP
(Başkaları aç kalır) demekle, zenginliğe ve fazla mala düşmanlık ediliyor İnsan helalinden çok kazanmışsa, zekâtını da vermişse, ne zararı olur ki? Başkası niye aç kalsın ki? Çok mal sahibi olmak niye suç ki? Komünizmdeki gibi, varlıklı sınıf yok edilmek mi isteniyor? Çok çalışıp çok kazananla tembel, aynı mala sahip olursa, adaletsizlik olmaz mı? Çalışıp kazananın hakkını vermek gerekir Burada atasözüne değil, fazla mala düşmanlık var

11- El öpmekle, dudak aşınmaz (Ama hastalık bulaşır)
CEVAP
Bir insan, önemli bir işini gerçekleştirmek için, birine saygı göstermekle, ricada bulunmakla, alttan almakla bir şey kaybetmez anlamındadır Burada müdaranın önemi bildiriliyor Müdara, dini zarardan kurtarmak için dünya menfaatinden vermek, güler yüz göstermek, İslamiyet’in dışına çıkmadan, gönül almaktır Bu husus, hadis-i şerifle de emredilmiştir

12-prüyü geçene kadar, ayıya dayı de (Ayıların dayı yapılması isteniyor)
CEVAP
Kasıtlı bir yorum bu… Ayı nasıl dayı yapılır ki? Niye deyim anlamına değil de, ayının kelime anlamına bakılıyor? Buradaki ayı, hayvan değil, kaba saba adam, görgüsüz kimse demektir (El öpmekle dudak aşınmaz) sözü de aynı anlamdadır İşin bitene kadar bunlarla iyi geçinmek, gerekirse müdara etmek gerekir demektir

13- Çok bilen, çok yanılır (Bir şeyi bilmeye gerek yok)
CEVAP
İnsan ne kadar bilgili olursa olsun, yanılma ihtimali vardır Çok bilenlerin de dikkatli konuşmaları gerektiğini ikaz eden kıymetli bir sözdür Çok bilmek, yanılmayı engellemez demektir Çok bilen, zirvedeki insan gibidir, onun yanılması yani zirveden düşmesi başkasının düşmesine benzemez, paramparça olabilir demektir Bununla ilgili bir menkıbeyi de bildirelim İmamı a’zam hazretleri, yüksek yerde oynayan çocuğu ikaz için, (Yavrum dikkat et, aşağı düşebilirsin) der Çocuk da, (Amca benim düşmem önemli değil, sen düşersen sana ve çok kimseye zararı olur) der Bu cevaba, İmamı a’zam hazretleri çok ağlar Yüksek yerdeki bir kimsenin, mesela Menderes’in düşmesi ile sıradan birinin düşmesi aynı olmaz Burada çok bilenlerin, yüksektekilerin daha çok dikkat etmesi gerektiği vurgulanıyor Bunu, cahil kalın diye yorumlamak art niyetin ürünüdür

14- İyilik yap, denize at (Kimseye acıma)
CEVAP
Bu atasözünün devamı var:
İyilik et denize at, balık bilmezse Hâlık bilir Yani, iyiliği Allah rızası için yap, karşıdakinden teşekkür bekleme O teşekkür etmese de, Allah sana bunun ecrini verir demektir İyiliği götür denize at denmiyor ki Bu kadar basit anlayış olamaz İslam âlimleri, (İyilik ticaret değildir, ben şunu yaptım, karşılığında sen ne yapacaksın denmez) buyuruyor

15- Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane (Doktora gerek yok)
CEVAP
Ancak bu kadar insafsızlık olur Bu söz, her canlı, mutlaka hastalık, kaza gibi bir sebeple ölecek demektir Ecel gelmişse bir şey bahane olur, ölüme çare yok demektir Doktora gerek yok demekle ne alakası var?

16- Tereciye, tere satılmaz (Bal gibi satılır)
CEVAP
Bir işi iyi bilen kimseye, o konuda uzun uzun anlatmanın uygunsuz olduğunu bildiren güzel bir sözdür Bunun için, (Arife tarif olmaz) derler Tarif etmek gereksiz, çünkü arif bunu bilir Tereyle tereciyle alakası yok ki bu sözün

17- Elle gelen, düğün bayram (Mücadele etme)
CEVAP
Toplumu ilgilendiren genel bir sıkıntı varsa, bu insana bir teselli olur Mesela bir deprem olunca, herkes etkilenir Birisinin gelip bizim evimizi başımıza göçürmesiyle depremin göçürmesi farklı olur Elle gelende bir teselli olur anlamındadır

18- Üzümünü ye, bağını sorma (Kaynak araştırması yasak ediliyor)
CEVAP
Bu söz, kaynağı falan yasaklamıyor (Üstüne vazife olmayan şeylere karışma, her şeye burnunu sokma) demektir Önemli olan, bir nimetin gelmesidir Nereden ve nasıl geldiğini araştırmaya kalkmak lüzumsuzdur Mesela devlet, yeşil kart çıkarttı, tedavide başka kolaylıklar çıkarttı, ihtiyarlara işsizlere maaş bağladı, niye bu iyilikleri bize yapıyorsunuz, bize verdiğiniz parayı hangi gelirlerden elde ediyorsunuz, bu parayı hazırlayan memurların tahsilleri nedir gibi sözler lüzumsuz denmek isteniyor

19-
Öğretmenin vurduğu yerde gül biter (Çocukların ruhunda izi kalır)
CEVAP
Bu terbiyenin önemini göstermektedir Öğretmen, ana baba gibi, acıyarak ikaz ederek terbiye eder Bu ikazlar, ileride işe yarar demektir Çocuk ileride, (Öğretmenim beni ikaz etmeseydi, ben kötü yola düşebilirdim, iyi ki beni terbiye etti) der anlamındadır

20- Bir dirhem et, bin ayıp örter (Şişmanlar kulübüne döndük)
CEVAP
Zayıf ve cılız insanlar, biraz kilo alınca, daha canlı daha sevimli, daha güzel görünürler demektir Bu zayıflar için söylenmiştir Şişmanlayın denmiyor ki

21- Su akarken, testiyi doldurmalı (Fırsatçılara davetiye çıkarılıyor)
CEVAP
Art niyetli olan, böyle düşünür (Ele geçen fırsatları değerlendir, sonra pişman olma) demektir Şu hadis-i şerif bunu çok güzel açıklıyor:

(İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin ve ölmeden önce hayatın kıymetini bil)

Elden imkânlar çıkmadan, bunları değerlendirmek gerekir denmek isteniyor Mesela, yağmurlar yağıp boşa gitmemeli, su akarken testiye, baraja doldurmalıdır Kışın ihtiyacını yazdan hazırlamalıdır Ahiret için de, dünyada hazırlanmalıdır

Yazıyı bir fıkra ile bitirelim, arif olan anlar:
İki kör mantı yerken, biri ötekine, (Niye öyle ikişer ikişer yiyorsun) der Arkadaşı, (Yahu arkadaş, sen de körsün, benim öyle yediğimi nerden biliyorsun) der Diğeri (Ben ikişer ikişer yiyorum da, seni de, kendim gibi zannettim) der

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:12   #8 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Atasözünde çelişki olmazSual: Aşağıdaki atasözleri çelişkili değil mi?
CEVAP
Atasözlerinde çelişki olmaz Onların doğruluğu her asırda onaylanarak gelmiştir Açıklamaları aşağıdır:

1- Damlaya damlaya göl olur // Taşıma suyla değirmen dönmez
AÇIKLAMA
Birinci söz, (Azar azar biriktirirsek, zamanla bu çoğalır, büyük şeyler, küçük birikimlerden meydana gelir) demektir Tasarruf etmek tavsiye ediliyor İkinci atasözünün bununla bir ilgisi yok (Küçük imkânlarla büyük işler çevrilmez) demektir Bunun gibi, (Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz) denir Elden gelen öğün olabilir, vaktinde de bulunabilir; ama bu her zaman olmaz Onun için, elden gelecek diye yemek hazırlamamak yanlıştır Bu iki sözde, çelişki yoktur

2- İyi insan lafın üstüne gelir // İti an çomağı hazırla
AÇIKLAMA

İyi insan da, kötü insan da lafının üzerine gelebilir Mesela, terbiyeli evlat, buyurmadan iyi işler yapar Terbiyesiz çocuk da, kötü işler yapar İyi iş yapan evlat övülür Leb demeden leblebiyi anlayıp yapmak, ne kadar iyidir Bunun için, (Buyurmadan tutan evlat, çağırmadan kalkan avrat, tepmeden yürüyen at…) diye övülmüştür Ama ana babaya danışmadan yanlış bir iş yapılınca, neticesi kötü olabilir Bunun için, (Buyrulmadık yumuşu [işi] puşt [terbiyesiz] oğlan tutar) derler Yukarıdaki iki atasözü de böyledir Yani buyrulmadık işi yapmak, yerine göre iyi, yerine göre kötü oluyor İyi kimse de anılınca gelebiliyor, kötü kimse de

3- Eski dost düşman olmaz // Güvenme dostuna, saman doldurur postuna
AÇIKLAMA
Eski dost düşman olmaz demek, huyunu suyunu bildiğimiz, bizim niyetimizi bilen kimseler genelde vefalı olur, bizim bazı hatalarımızı görmezler, onlardan bize zarar gelmez anlamındadır İkinci atasözünün bununla bir ilgisi yok Her konuştuğun kişiye güvenme, hemen sır verme, başkasına söyleyebilir (Dostun da dostu vardır, o da söyler dostuna) derler Öyle ise, sırrımızı saklamasını bilelim, dostumuza güvenip de yola çıkmayalım anlamındadır

4- Fazla mal göz çıkarmaz // Azıcık aşım ağrısız başım
AÇIKLAMA
Birinci söz, (Kullanmasını bilene, fazla mal zarar vermez Fazla diye atmamalı, saklamalı Zamanı gelir işe yarar) demektir (Sakla sarı samanı, gelir onun zamanı) da demişlerdir İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur İşler çok olursa, her birine ulaşılamayacağı için bir sıkıntı çıkabilir demektir Onun için, (Az olsun temiz olsun) demişlerdir

5- Fazla mal göz çıkarmaz // Azı karar çoğu zarar
AÇIKLAMA
Birinci söz, dördüncü maddede açıklanıyor İkinci sözdeki çoğu zarar ifadesinin mal ile bir ilgisi yoktur, aşırı olan şeyler zararlı demektir Çok konuşmak, çok gülmek, çok yiyip içmek gibi şeyler için söylenmiştir Bunların çoğunun zararlı olduğuna da, hiç kimse itiraz etmez

6- Söz gümüşse, sükût altındır // Sükût ikrardan gelir
AÇIKLAMA
Birinci söz, Davud aleyhisselamın sözüdür Çok konuşmak yerine susmasını bilmek çok iyidir Başımıza ne gelirse, dilimiz yüzünden gelir demektir (Sükût, âlimin ziyneti, cahilin ayıbına perdedir) ve (Hayırlı söz keramet, sükût selamettir) buyurulmuştur Bu konudaki hadis-i şeriflerin birkaçı şöyledir:

(Susan kurtulur) [Tirmizi]

(Sükût eden bir mümine yakın olun! O hikmetsiz değildir) [İbni Mace]

(Selamet isteyen, sükût etsin, dilini tutsun!) [İbni Ebi-d-dünya]

(Ya hayır söyle ya sus) [Buhari]

Atalarımız da diyor ki:
Sana senden olur, her ne olursa,
Başın selamet bulur, dilin durursa

İkinci sözün bununla hiç ilgisi yok (Sükût, ikrardan gelir) demek ise, (Susmak, kabul etmek) anlamındadır Bunlar arasında ne çelişki var ki?

7- Bülbülün çektiği dili belası // Bilmemek ayıp değil sormamak ayıp
AÇIKLAMA

İki sözün birbiri ile hiç ilgisi yok Birinci sözde dilin, yani konuşmanın zararı anlatılıyor ki, bunu kimse inkâr edemez Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah’tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir Sen doğru olursan biz de doğru oluruz Sen eğri olursan biz de eğri oluruz) [Tirmizi]

(Susmak, hikmettir; fakat susan azdır) [Deylemi]

(Kurtuluş için dilini tut!) [Tirmizi]

(Cehenneme sürükleyen dildir) [Tirmizi]

(Hatalarının, çoğu dilden olur) [Taberani]

Yunus Emre de diyor ki:
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz


İkinci sözde ise sorup öğrenmek gerektiği bildiriliyor Bunun, birinci söz ile ne ilgisi var ki? Elbette, bilmediğimizi sorup öğreneceğiz Kur’an-ı kerimde, (Bilmiyorsanız âlimlere sorun) buyuruluyor Sormak ayıp değil, dinin emridir8- İki gönül bir olunca, samanlık seyran olur // İki çıplak bir hamama yakışır
AÇIKLAMA
Birinci sözde anlaşmanın önemi vurgulanıyor İki kişi anlaşırsa, samanlıkta bile yaşasalar, iyi geçinirler, orası onlara saray gibi olur demektir Anlaşamadıktan sonra, sarayda da oturulsa, saray zindan olur Buna kim itiraz edebilir ki? İkinci sözün bununla bir ilgisi yok Evlenecek kimselerden hiç değilse birinin varlıklı olması gerekir İkisi de yoksul ise, sıkıntı çekerler demektir

9- Harama uçkur çözülmez // Güzele bakmak sevabdır
AÇIKLAMA

Harama uçkur çözmek, yani zina etmek elbette büyük günahtır, buna kim ne diyebilir? İkinci sözün bununla bir ilgisi yok (Güzele bakmak sevabdır) hadis-i şeriftir Yani bakması helal olan şeylere bakmak demektir, yoksa harama bakmak demek değildir O zaten haramdır, günümüzde bunlar bilinmediği için, çelişkili gibi görünüyor Güzel manzaraya, güzelliklere, Allah’ın yarattığı harikalara, güzel bir bebeğe, güzel bir çiçeğe bakmak tefekkür olur, ibadet olur İbretle bakmak gerekir Allah ne güzel yaratmış diye düşünmek gerekir Bunun haramla ilgisi yoktur, günümüzde bu incelikler bilinmediği için atalarımıza dil uzatılıyor

10- Eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir // Ye kürküm ye
AÇIKLAMA

Bir insan elbisesi ile değer kazanmaz, görünüşe aldanmamalı demektir Bir insan zengin olsa, arabası olsa, sarayı olsa ama kendisi adam değilse, ne kıymeti var demektir Zarf değil, içindeki yazı önemlidir Kimse zarfa bakmaz, içindeki mektuba bakar Zarf çok şahane olsa, içindeki mektup çok kötü ise, zarfın ne önemi olur ki? İkincisi ise, maalesef şimdi görünüşe rağbet ediliyor demektir Nasrettin hocanın bu sözü çok yerindedir Öteki sözü destekliyor Yani elbiseye değer verilmez; ama cahil halk kürke, görünüşe, elbiseye değer veriyor diye tenkit ediliyor, (Az önce bana ikram etmediniz, kürk giyince ikram ettiniz Siz bana değil kürke itibar ediyorsunuz) diye tenkit için söylenmiştir Kürke itibar edin demek değil ki Bu kadar yanlış anlamak olmaz ki Hiç çelişki yok, birbirini destekliyor (Maalesef şimdi rağbet güzel ile zengine) sözü de, (Ye kürküm ye) sözünü destekliyor

11- Eğri otur doğru söyle // Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
AÇIKLAMA

Eğri otur doğru söyle, yani sen yanlış işler yapıp, zararı sana dokunsa da, hakkı teslim etmen, gerçeği olduğu gibi söylemen gerekir demektir Doğru söylemenin önemi vurgulanıyor İkinci sözde, doğru söyleme denmek istenmiyor ki (Dokuz köyden kovsalar da, yine sen doğru söyle; ama dikkatli ol, her doğru her yerde söylenmez, ilmi siyaseti bilmek gerekir Doğruyu uluorta söylememeli) diye ikaz ediliyor

12- Düşenin dostu olmaz // Dost kara günde belli olur
AÇIKLAMA
Elbette düşenin dostu olmaz Bunu düşen, sıkıntısını yaşayan, anlar Elde bir şeyler varken, herkes dost olur veya dost görünür, elde bir şey kalmayınca herkes sırt çevirir (Düşenin dostu olmaz, hele bir düş de gör) sözü bunu güzel açıklıyor İkinci sözün bununla bir ilgisi yok Bir dost, düşen arkadaşının elinden tutup kaldırırsa, o kimsenin kara gün dostu olduğu anlaşılır İşte böyle kara günde, dostunu terk etmeyen, gerçek dosttur Kara günler; düşülen günler dostun hakikisini sahtesinden ayırır Birbirini tamamlayan iki atasözüdür Bunlara nasıl çelişkili denir ki?

13- Ava giden avlanır // Atın ölümü arpadan olsun
AÇIKLAMA

Birinci söz, birisine oyun oynamaya onu kandırmaya çalışırken, kendi tuzağa düşer Kimseye kötülük yapmaya çalışmamalı demektir İkinci sözün bununla bir ilgisi yok At arpayı sever, kimi de sigarayı sever (Sigara içme ölürsün) dense, o yine içer (Sigara beni öldürürse öldürsün, sigaramdan vazgeçmem) der (Atın ölümü arpadan olsun) bu anlamda söylenmiştir Öteki sözle hiç alakası yoktur

14 Erken kalkan yol alır // Acele işe şeytan karışır
AÇIKLAMA

Birinci söz, hadis-i şeriftir Erken kalkmak, bir işi zamanında yapmak, yarına bırakmamak övülmüştür Onun için, (Erken kalkanın nasibi gür olur) denir İkinci sözün bununla bir ilgisi yok (Acele şeytandandır) sözü, hadis-i şeriftir Acele ile yapılmaya kalkılırsa, birçok yanlışlıklar olur demektir Bu sözlere itiraz etmek Resulullah efendimize kadar gidiyor İşin aslını bilmeden, önümüze geleni tenkit etmek hoş olmaz Atalarımız bunu söylemişse, bir bildikleri vardır demeli, tevilini aramalıdır Hemen çelişkili diye damgayı basmamalıdır

15- Birlikten kuvvet doğar // Körler sağırlar, birbirlerini ağırlar
AÇIKLAMA
Birlikten elbette kuvvet doğar (Birlik olun parçalanmayın) mealinde hadis-i şerifler de vardır (Sürüden ayrılanı kurt kapar) diye, hem atasözü, hem hadis-i şerif vardır Birlik olmaya itiraz edilmez İkinci sözün bununla bir ilgisi yok (Şıracının şahidi bozacı olur) yani kötü kötüyü destekler, kusurlu insanlar birbirini övse de, bir şey çıkmaz, kendileri çalar, kendileri oynar, başkalarını ilgilendirmez anlamındadır Birinci söz ile hiç ilgisi yoktur Şimdi, mezhepsizlerin, bid’at ehlinin birbirlerini övmeleri, buna çok güzel örnektir

16- Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır // Lâfla peynir gemisi yürümez
AÇIKLAMA

Tatlı dil, güler yüzle birçok zor iş kolayca halledilir demektir Hadis-i şerifte, tatlı sözün, hatta gülümsemenin bile sadaka olduğu bildiriliyor Diğer sözün, birinci ile hiç ilgisi yok Sadece, söz ile iş olmadığı, işin yapılmasını gerektiren diğer sebeplere de sarılmak gerektiği bildiriliyor

17- Gün ola harman ola // Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
AÇIKLAMA

Birinci söz, (Denilen şeyin gerçekleşmesi kolay kolay mümkün olmaz, takdir-i ilahiyi bilemeyiz) anlamına geldiği gibi, (Bekle bakalım, beklenmeyen bir anda isteklerine kavuşabilirsin Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler) manasına gelen güzel bir sözdür İkinci sözün bununla bir ilgisi yok Böyle giderse neticesi bellidir Mesela bir çocuk çalışmazsa, tembel ise, (Bu çocuk sınıfta kalabilir, geçemez) demektir Çarşamba böyle olduğuna göre, perşembenin de böyle olacağı ümit edilir Adam önüne gelene senetsiz veresiye verir, sonunda iflas ederse, (Bu iş baştan belliydi, neticenin buraya geleceği anlaşılıyordu) demektir İki söz, birbirine tezat değildir

18- Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol // Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma
AÇIKLAMA

(Münafıklık yapma, yani için ve dışın başka olmasın, ne isen, öyle görün) demektir Adam fakirdir, zengin gibi görünür, çorba içip çıkar, döner yediği intibaını vermek için dişini kürdanla karıştırır Böyle gösterişlerden uzak dur demektir İkinci sözün bununla ilgisi yok Bu eski bir atasözüdür, yeni çıkmış değildir Eskiden hocalar, kitaba bakar söyler, kitapta olanları söylerdi Allah ne diyorsa, Peygamberimiz ne bildiriyorsa, âlimler nasıl açıklamışsa onu söylerlerdi, şimdikiler gibi kendi görüşlerini din gibi anlatmazlardı Bu söz, (Hoca, kendisi yapamasa da, Allah’ın emrini bildirdiği için bizim yapmamız gerekir) anlamındadır Yani hoca kitaptan söylüyorsa, doğru söylüyorsa, kendisi tam yapamasa da, onu kabul etmek gerektiği bildiriliyor Bir hadis-i şerifte, (Kendiniz tam yapamasanız da iyiliği emredin! Kendiniz tam sakınamasanız da kötülükten sakındırın) buyuruluyor Yani, iki söz de uygundur

19-
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz // İş olacağına varır
AÇIKLAMA
Birinci söz, (Bir şey için olmaz dememeli, olma ihtimalini de düşünmelidir Ne olmaz sanılan işler olmuştur, hemen pes etme, mücadele et) demektir İkinci söz ise, (Ne yaparsan yap işi değiştiremezsin, Allah neyi murat etmişse, kaderimizde ne varsa onu görürüz, acele etme, dinin dışına çıkma) demektir İkisi birbirinden farklı sözdür

20- Zararın neresinden dönülse kârdır // Gelen gideni aratır
AÇIKLAMA

Elbette zararlı işe devam edilmez, (İşin neresinden dönülse, daha az zararla işi kapatmak mümkün olacağı için faydalı olur) demektir İkincisi, tamamen ayrı bir sözdür (Nimetlere şükretmezsek, Allahü teâlâ elimizden alır, sonra bizde sıkıntı başlar Beğenmediğimiz için elimizden çıkanları ararız) demektir Şimdi bu söz, daha çok (Gelen müdür, gideni aratır, kötü gidip de iyi gelmez) anlamında kullanılıyor Bu anlamda da kullanılsa, yine birinci söze zıt değildir

21- Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur // Yüzü güzel olanı değil, huyu güzel olanı sev
AÇIKLAMA

Bunların ikisi de, hadis-i şeriftir Genelde, güzel ve nurlu yüzlü olanın, huyu da güzel olur Bu konuda hadis-i şerifler de vardır:

(Hayrı, iyiliği güzel yüzlü olanların yanında arayın!) [Buhari]

(İyiliği, güzel yüzlü olanlardan talep edin) [Beyheki]

(Bana bir temsilci gönderirken, [diğer uygun şartların yanında] yüzü ve ismi güzel olanı da tercih edin) [Bezzar]

İkinci sözde ise, yüz güzelliği, görünüş önemli değil, huy güzelliği önemli demektir Onun için atalarımız, (Dışı seni, içi beni yakar) demişler, dışı güzel görünse de, içinin yani, huyunun önemli olduğunu, görünüşe aldanmamak gerektiğini bildirmişlerdir Pazardan alınan güzel bir karpuz, kesilince, ham ise veya içi çürümüş ise çöpe atılır Sadece dışının değil, içinin de önemli olduğu vurgulanıyor

22- Akıl akıldan üstündür // Aklın yolu birdir
AÇIKLAMA

Birinci söz, hadis-i şeriftir Allah, akılları eşit olarak yaratmamıştır Akıllı da olur, akılsız da, buna kim hayır diyebilir ki? İkinci söz, selim olan akıl için söylenmiştir Selim olan akıllar, aynı şeyde birleşirler demektir Mesela, aldığından ucuza satan bir esnafın iflas etmesi normaldir, her akıl bunu öyle bilir Aklın yolu, burada birdir Bu söz, ötekine ters değildir Çelişki yoktur Selim olmayan akıllar da var, bunların mantıklarında bozukluk vardır Onun için, akıl akıldan üstün demişlerdir Herkesin birleştiği noktalar olur Yani bu iki söz, birbirine asla çelişkili değildir Çelişki, çelişki var diyenin aklındadır

23- El elden üstündür // Alet işler, el övünür
AÇIKLAMA

Akıl akıldan üstün olduğu gibi, el elden de üstün olur Aynı işi yapan, bir anda daha güzelini yapabilir, diğeri yapamayabilir Yani birisi beceriksiz olur, diğeri ise hamarattır Bunun aksini kim söyleyebilir ki? İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur Yani, insan alet ile bir iş yapar, alet olmasa o işi yapamazdı Mesela, bir tahtayı bıçakla kesmek çok zor, ama testere ile kesmek daha kolay, hele elektrikli testere ise dakikalık iştir Alet işliyor, el, ben yaptım diye övünüyor Bilgisayarla bir anda, Amerika’daki okuyucunun sualine cevap verebiliyoruz, alet olmasa bunu nasıl yaparız? Yani alet, insanın övünmesine sebep oluyor demektir, alet işlerimizi kolaylaştırır demektir Diğer sözle bunun çelişkisi, nerede?

24- Acı patlıcanı kırağı çalmaz // Yaşın yanında kuru da yanar
AÇIKLAMA

Bu ikisi de, tamamen farklı sözlerdir Mesela, köyde alışmış olan, yalınayak gezse, hiçbir zararı olmaz; ama buna alışmamış olan muhallebi çocuğu, yalınayak sokağa çıksa hemen hastalanır Bir işe alışmış kimseye, bunun zararı olmaz demektir İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur Bir bela geldi mi umumi gelir, bir deprem olsa kötülerin yanı sıra iyiler de ölür (Bir kötünün çok kimseye zararı olur, kötülere engel olunmazsa, onların yüzünden iyiler de zarar görebilir) demektir Bu iki sözde çelişki yoktur

25- Zorla güzellik olmaz // Zora dağlar dayanmaz
AÇIKLAMA
(İnsana istemediği, beğenmediği şeyleri zorla kabul ettirmemeli) demektir Bir kız zorla evlendirilirse, o da bu sözü söyler (Bir şeyi sevmek, içten gelen bir duygudur, zorlamakla bu duygu değişmez) demektir İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur (İstediğini zorla elde etmeye çalışmış kimselere, çok güçlü görünen kimseler bile boyun eğmek zorunda kalır) demektir (Zor, oyunu bozar) diye de ayrı bir atasözü vardır Mesela, bir pehlivan ne kadar iyi oyun bilirse bilsin, öteki kuvvetli ise, oyun bilmese de tutup yere çalabilir İkisi arasında hiçbir benzerlik ve çelişki yoktur Zor kelimesi geçtiği için alınmış Zorla çelişki olmaz ki!

26- Harama el uzatılmaz // Üzümü ye bağını sorma
AÇIKLAMA

Harama elbette el uzatılmaz, uzatılır demek dine inanmamak olur İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur (Üstüne vazife olmayan şeye karışma) demektir Yoksa hırsızlıkla alınan üzümü ye demek değildir Bu da zoraki bir yakıştırmadır

27- İşleyen demir ışıldar // İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur
AÇIKLAMA

İşleyen demir pas tutmaz, şekli de vardır Çalışan, hantal olmaz, sağlıklı ve dinç olur demektir Akarsu pislik tutmaz iken, durgun su, kirlenir, mikrop yuvası olur Burada çalışmanın, hareket etmenin önemi vurgulanıyor (Nerde hareket, orda bereket) de denir İkinci sözün bununla hiç ilgisi yoktur Bir insan, yetmiş yaşına da gelse, doğuştan olan bazı huylar değişmez demektir Yedi yaşında pasif ise, yetmişinde de pasif olur Burada kesinlikle çelişki yoktur

28- Kervan yolda düzelir // Balık baştan kokar
AÇIKLAMA

(Kervan yolda düzelir) sözü, (Yörüğün göçü gide gide düzelir) atasözüne benziyor Hele bir işe başlayalım, zamanla bu iş düzelir demektir Bir an önce işe başlamanın önemi bildiriyor Çünkü bir işin bitmesinin ilk şartı, o işe başlamaktır İkinci atasözünün bununla hiç ilgisi yoktur (Başa gelen bütün kötülükler ve iyilikler baştakilerden gelir Yani baştakiler iyi olursa işler iyi, kötü olurlarsa işler kötü olur; iş, başa bağlı) demektir İki söz farklı sözlerdir, çelişki yoktur

29- İnsanın kıymetini insan bilir // İnsanoğlu çiğ süt emmiş
AÇIKLAMA

Burada da, hiç çelişki yok Burada insan demek, iyi insan demektir İnsan ol, delikanlı ol demek, iyi ol demektir Âlimin kıymetini âlim bilir de denir İyi insan, iyi insanın kıymetini bilir demektir Bu sözde herhangi bir yanlışlık yoktur İkinci söz, çiğ süt mecazdır, olgun değil anlamındadır Kötü insanlardan zarar beklenir anlamındadır Kötü insan, iyiliği bilmez, zararı dokunabilir demektir Bazıları, çıkarı olan işte kendisine iyilik edene bile nankörlük ederler demektir Bu iki söz arasında çelişki yoktur

30- Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al // Beş parmağın beşi bir değil
AÇIKLAMA

Genelde, bir kız anasına çeker Anası iyi ise, ahlaklı ise, kızı da iyi ve ahlaklı olabilir, anası kötü ise, kızı da kötü olabilir demektir Bir kız araştırırken, ailesinin iyi mi kötü mü olduğuna bakmalı demektir, çünkü çocuk, ana babasına çekebilir Eskiden kumaşlar, bezler kenarından bilinirdi, el tezgâhlarında dokunurdu Kenarı iyi ise iyi, kötü ise kötü olduğu anlaşılırdı İkinci söz, insanlar birbirinden farklıdır demektir Uzunu kısası olur, iyisi kötüsü olur, huylusu, huysuzu, akıllısı, delisi, güzeli, çirkini olur, âlimi zalimi olur demektir Birinci söze zıt değildir

31- Bir elin nesi var iki elin sesi var // Nerde çokluk orda rezalet
AÇIKLAMA

Bir elin nesi var, bir kişi ile bu işler yürümez, yardımcılarının da olması gerekir demektir İkinci söz ise, bir işe çok kişi karışırsa o iş yürümez, her kafadan bir ses çıkar Kimse birbiriyle anlaşamaz demektir

32- Öfke baldan tatlıdır // Öfke ile kalkan zararla oturur
AÇIKLAMA
Öfkenin faydalısı ve zararlısı olur Allah için olan öfke iyidir Nefsten kaynaklanan öfke zararlıdır Önce zararlı olanı anlatalım:

Nefsimizden gelen öfkede, ipin ucu, nefsin ve şeytanın elindedir; onlar öfkeyi körükler, şuuru örter, aklı giderir, deli gibi eder İnsan, ne yaptığının farkında bile olmaz Artık her zararı yapabilir, eşini boşayabilir, hatta öldürebilir Bunlar o anda ona tatlı gelir Bunun için (Öfkeli iken bağırıp çağırmak insanı deşarj edebilir, rahatlatabilir, içine atmıyor, dışarı atıyor) denmiştirÖfke ile kalkıp kırıp dökmek zararlı öfkedir Fakat insan, dine uyarak iradesini kullanabilirse, zararlı olan öfkesini yutar, kimseye zarar vermez Böyle kimseler övülmüştür Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Asıl pehlivan, rakibini değil, öfkesini yenendir) [Buhari]

Faydalı olup baldan tatlı olan öfke, Allah için olan öfkedir Allahü teâlâ Allah için olan öfkeyi övmektedir Dinimize hakaret eden kâfirlere öfkeli olmak, onlara sert davranmak dinimizin emridir Bir âyet-i kerime meali şöyledir:

(Kâfirlerle [silahla], münafıklarla [dille] cihad et! Onlara sert davran, düşmanlık göster!) [Tevbe 73]

Allahü teâlâ Eshab-ı kiramı yani Peygamber efendimizin arkadaşlarını, kâfirlere karşı öfkeli, Müslümanlara karşı merhametli diye övüyor Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Onlar, kâfirlere karşı çetin ve birbirlerine karşı merhametlidir) [ Fetih 29]

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Öfke, ümmetimin salih ve takva sahibi olanlarında görülür)
[Deylemi]

(Öfke, ümmetimin iyilerinde görülür) [Begavî] (Öfke, kötü kimselerde de görülür ancak, iyi kimseler, din için öfkelenirler ve zararlı olan öfkelerine hâkim olurlar)

Bir örnek verelim:
Bir savaşta Hazret-i Ali, cengaver olan bir düşmanı yere yatırır, öldürmeden önce, ona (Müslüman ol) der Cengaver, bu durumu hazmedemez, çabuk öldürmesi için Hazret-i Ali'nin yüzüne tükürür Hazret-i Ali, onu öldürmeyip bırakır Cengaver şaşkınlıkla, (Beni niye öldürmedin) der Hazret-i Ali, (Seni Allah için öldürecektim, ama tükürünce iş değişti, araya nefsim de girdi İhlasıma zarar gelir diye öldürmedim) der Cengaver Müslümanlığa hayran olup Müslüman olur

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Sevdiğin zatı incitene, öfkelenmez, darılıp gücenmezsen, köpek senden daha iyidir

Bu öfkeler Allah rızası için olduğu için kıymetlidir

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:13   #9 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Her koyun kendi bacağından asılırSual: Her koyun kendi bacağından asılır atasözünü nasıl anlamalı?
CEVAP
Yanlış anlamamalıdır! Fransa’daki bir adamın günahı, Mısır’daki bir kimseden sorulmaz Herkesin günahı da, sevabı da kendine aittir Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kimse kimsenin günahını çekmez) [Necm 38]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Hiç kimse diğerinin günahını çekmez) [Hakim]

Fakat insanları sapıtanlar, sapıklıkta önder olanlar, kendi günahlarını yüklendikleri gibi sapıttırdıklarının günahlarını da yüklenirler (Nahl 25)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinimizde iyi bir çığır açana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı verilir, o çığırda [o yolda] gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez Dinimizde kötü bir çığır açana da, bunun günahı ile, bununla amel edenlerin günahı verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez) [Müslim]

(Birbirinize Müslümanlığı öğretin! Emr-i marufu bırakırsanız, Allahü teâlâ, en kötünüzü başınıza musallat eder ve dualarınızı kabul etmez)
[Bezzar]

Her Müslüman, emri altında bulunanlardan mesuldür Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyunuz) [Tahrim 6]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) [Müslim]

(Çok Müslüman evladı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlatlarına Müslümanlığı ve Kur'an-ı kerimi öğretmediler Ben böyle babalardan uzağım Onlar da benden uzaktır Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler Cehenneme gidecektir)
[SEbediyye]

Abdulgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
Söz ve yazı ile emr-i maruf, âlimlerin vazifesidir Kalb ile, dua ederek günah işleyene mani olmaya çalışmak da her müminin vazifesidir El ile müdahale ise devletin vazifesidir (Hadika) [Ayrıca Hindiyye c5, s352, Kadıhan c3, s429, Bezzâziyye c6, s356’da da bu husus bildirilmiştir]

Demek ki önce kendimizden mesulüz Kendimiz dinimizi öğrenip, öğrendiklerimizle amel edeceğiz Gücümüz yeterse, gücümüz nispetinde dine hizmet etmeye çalışacağız
</B>

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Alt 13-06-2008, 15:13   #10 (permalink)
Avatar Yok
Avatar Yok
Üyelik tarihi: 04.29.08
Bulunduğu yer: Konya
Mesajlar: 5,737
Aldığı Teşekkürler: 12
Ettiği Teşekkürler: 0
Etiketlendiği Mesajlar: 2
Etiketlendiği Konular: 2
Tecrübe Puanı: 2424
Rep Puanı: 988
Rep Derecesi: Lizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to beholdLizz is a splendid one to behold

Standart

Çatal kazıkSual: Bir arkadaş, (Çatal kazık yere batmaz) atasözünün yanlış olduğunu, çatal kazığın daha iyi batacağını söyledi Bu atasözünde ne denmek isteniyor?
CEVAP
Maalesef atasözü düşmanları, her atasözüne bir kulp takıyorlar Atasözünün ne maksatla söylendiğine bakmayıp da kelimeler üzerinde duruyorlar Manası hiç düşünülmese bile, çatal kazık, istenildiği gibi yere çakılmaz Sadece çatal kısmına kadar çakılabilir, daha fazla çakılmaz Çatal kazığa bağlanan at, çatalı söküp kaçabilir; ama düz kazıksa, sonuna kadar çakılır Düz kazığa bağlanan at, kolayca bu kazığı çıkaramaz

Eğer bu, atasözü düşmanlığı değilse, çok cahilce bir tenkittir Atalarımıza düşmanlık etmekteki maksat ne olabilir ki?

Bu atasözünün manası bilinmeden tenkit uygun olmaz Çatal kazık bir örnektir Düz kazığın görevini çatal kazık yapamaz Bunun gibi, iki başlı bir idare de iyi yürümez Çatal kazık siyasette de kullanılır Koalisyona karşı olanlar, “Çatal kazık yere batmaz” derler ve tek parti iktidarını isterler

Atalarımız tecrübeleriyle bunu tespit edip, veciz sözlerle bu gerçeği dile getirmişlerdir (Çatal kazık yere batmaz) atasözünden başka atasözleri de vardır:

İki kaptan bir gemiyi batırır
Atasözü düşmanı, (Niye iki kaptan bir gemiyi batırsın ki? Nöbetleşe gemiyi kullanırlar Biri yatar, öteki devam eder) diyebilir; ama bu sözün söyleniş maksadını düşünmek gerekir Kaptanlardan biri Hindistan’a, öteki de Amerika’ya gideceğiz dese ne olacak? Karar verilmediği sürece gemi yola çıkamaz İki kaptandan biri âmir ise, onun dediği olur ve işler yürür Bir başka atasözü:

Bir çöplükte iki horoz ötmez
Atasözü düşmanları, hemen görünüşe göre tenkit edip, (Bir çöplükte iki değil, beş horoz bile öter) diyebilir Burada ötmekten kasıt, sözü geçmek demektir Senin borun burada ötmez demek, senin burada sözün geçmez demektir Bir yerde iki kişinin borusu ötüyorsa, orada işler normal yürümez, anarşi olur Bir başka atasözü:

İki kıbleli din olmaz
Atasözü düşmanları, (İki kıbleli değil, beş kıbleli din de olabilir) diyebilir Öyle kıblesi, çok olana din değil, belki felsefe denebilir Çatal kazığın batmadığı gibi, iki veya çok kıbleli dinden fayda gelmez Bir başka atasözü:

İki cambaz bir ipte oynamaz
Atasözü düşmanları, (İki değil, beş cambaz aynı ipte oynayabilir) diyebilir Şahsen biz de gördük Karı koca iki cambaz, bir ipte oynuyorlardı Burada oynamaz sözünden maksat, her biri, benim cambazlığıma bakılsın diye ötekini düşürebilir demektir

Tasavvufta da, çatal kazık batmaz İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İstediğiniz yardıma kavuşabilmeniz için, şu bir şartı gözetmek lazımdır O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harap eder (Bir yerde olan, her yere kavuşur Her yere dağılan, hiçbir yer bulamaz) buyurulmuştur (1/75)
Eskiden, hak olan tarikat çok olsa da, sadece birine bağlanılırdı Aynı tarikat olsa bile, farklı mürşitleri varsa, onlardan da sadece birine intisap edilirdi İki mürşitli mürit olmazdı Bu, diğer mürşitleri inkâr etmek değildi; fakat çatal kazık batmadığı gibi, iki mürşidi olan da, mürşitlerinden istifade edemezdi

Bunlar gibi, iki kişinin bir kölesi olmaz Köle, iki efendisinden birini bile memnun edemez İki işi bir kişiye vermek uygun olmadığı gibi, bir işi de iki kişiye vermek uygun olmaz; çünkü iki iş, bir kişiye verilince, bu iki işten biri hep bozuk ve kusurlu olur Bir kişi bu işten birine gereğince gayret gösterirse, öteki işte bozukluk ve kusur meydana gelir Eğer öteki işe gereğince gayret gösterirse, bu defa bu işte mutlaka bozukluk meydana gelir İki işi olan her kişinin, daima iki işi de bozukluk içinde olur Bunun gibi, ne zaman ki, iki kişiye bir iş verilir, bu ona, o buna atar, sonunda, o iş yatar Onun için atalarımız şöyle buyurmuşlardır:
İki hanımlı ev, süpürülmeden kalır
İki başlı idare, istenildiği gibi yürümez İkilik, iki başlılık, her zaman için kötüdür Bunun için Kur’an-ı kerimde, Allahü teâlâdan başka ilah olmadığı, iki ilahın olamayacağı, iki ilah olsaydı kâinatın düzeninin bozulacağı bildirilmektedir İki âyet-i kerime meali şöyledir:

(Allah’tan başka, yerde gökte ilahlar olsaydı, her ikisinin [yerin, göğün] de nizamı bozulurdu) [Enbiya 22]

(Allah’tan başka ilah olsaydı, her ilah, kendi yarattığını idare eder, bir gün biri diğerlerine galip gelirdi Allah, onların vasfettiklerinden münezzehtir) [Müminun 91]

Lizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı
Otobüs Bileti
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
anlamak, atasozlerini, dogru, doğru


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Megaforum'un desteklemiş olduğu otogar.com sitesinden online olarak otobüs bileti satın alabilirsiniz.



apricot işkur forum Ek İş otogar okey oyna otogar forum karabük web tasarım