Mutluluk..  14 Ocak 2019, Saat 12:33
DurumuÇevrimdışı
Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını kınamayınız.
Miyamoto - nickli üyeye ait kullanıcı resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Mutluluk..

 
Yorum #1
Konu Miyamoto tarafından (14 Ocak 2019 Saat 12:34 ) değiştirilmiştir.



Köylü bir amca ve teyze. Yan yana oturmuşlar.
Üstlerinde el örgüsü kahverengi yelekler, ayaklarında lastikten siyah mesler. İkisinin de yüzü kırış buruş.

Elleri tarlada toprakta çalışmaktan harap olmuş. Dişlerinin bir kısmı dökülmüş, ama gülümsüyorlar. Yılların izini taşıyan o yüzlere , o dişsiz gülümseme; nasıl yakışmış anlatamam.

Teyzeye soruyorlar, “ Amca sana hiç çiçek aldı mı?”

Utanıyor tontonum, başını öne eğiyor, sonra dönüp amcaya bakıyor ışıl ışıl... Diyor ki:

“Bana aldığı esvaplar hep çiçekliydi.”

Şimdilerde yılbaşı geliyor ya, kendi kendime ha bire “Mutluluk ne ki?” diye sorup duruyorum. Aklıma bu hikaye geliverdi.

Yahu dedim, mutluluk işte bu. Yalnızca bir “bakış açısı”..!

Belli ki amcam hiç çiçek almamış teyzeme. Ama umurunda bile değil işte kadının. Razı çünkü kocasından ve ondan razı olmak için de beklentilere boğmamış kendini.

Düşünüyorum da, belki de mutluluğun en büyük düşmanı “beklenti”.

Kocasından, karısından, çocuğundan, patronundan, ne bileyim komşusundan, arkadaşından ha bire bir şey bekleyen insanlar mutlu olamıyor.

Çünkü “bekleyince” gelmiyor mutluluk.

Yıllar önce Yogesh Sharda’nın bir seminerine gitmiştim. Bu tür farkındalık eğitimleri içinde ilk katıldığım o’ydu sanırım. Bir sözünü kocaman harflerle not etmişim, hala panomda asılı durur. “Expectation is an invitation to iritation”, yani “Beklenti huzursuzluğa davetiyedir.”

Yanlış anlamayın beni, sizde hiç bir emeği olmayan birini ha bire çırpınıp mutlu etmeye çalışın demiyorum. Sadece yaptıklarınızı bir beklenti karşılığı yapmayın, serbest bırakın duygularınızı diyorum.

Emeğinizin kıymetini bileni pamuklara sarın, bağrınıza basın. Bilmeyeni de bırakın uçsun gitsin, ağırlığını siz taşımayın.

Bu kadar yalın aslında her şey.

Çok güldüğüm ve sevdiğim bir sözdür :

“Hayatta çok istediğiniz şeyler, siz onları heyecanla beklerken olmaz. Bu, hayatın size, ‘Sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir” diye...

Komik değil mi sizce de? Komik ve çok da doğru. !

Bir şeyi, “olsun-olsun-hemen olsun-hadi ama,niye olmuyor- olsun artık-bak hala olmadı-” diye beklediğimiz dönemde hayatı bunaltıyoruz. Bi dur kardeşim, bi bakma bu tarafa diyor herhalde.

Ne zaman ki beklentimiz, o kaynamış köpürmüş, taşacak süt kıvamından normale dönüyor, o zaman omzumuza dokunuyor hayat. “Hşşt, bak burada ne var senin için...” diye. Düşünsenize, o hediye paketi yaparken bakmanın ne anlamı var??

Demem o ki, yeni yılda en çok olmasını istediğiniz ne ise bir güzel detaylı hayal edin, ışıklı kristalden bir kutuya koyun, salın gökkubbeye. Sonra da gözünüzü dikip nereye uçtu diye bakmayın. O kutu oralarda bir yerde binbir şekle girip, binbir değişime uğrayıp gelip sizin kucağınıza konacak illa ki. Sadece inanın ve sabredin.

Hayat kucağınıza koca koca pahalı buketler veremese bile, bırakın size çiçekli esvaplar getirsin.
Emin olun daha kalıcıdır.

Üstünüzde yıllarca nişan gibi taşır, sonra da lavanta kokulu bir sedir ağacından sandığa kaldırır, nesilden nesile aktarırsınız.

Mutluluk... Çiçekli esvabı mis kokulu çiçekten sayıp, ona sevinme kararıdır.


Bige Güven Kızılay

Beğen Ebrar, Müzik bunu beğendi.

 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git