![]() |
|
|
|
#1 |
|
I. TÜRKÜ KAVRAMI Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen "Türkü" nün "Türkî" sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, "Türk" kelimesine Arapça "î" ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. "Türk'e has" anlamına gelen bu söz halk ağzında "Türkü" şekline dönüşmüştür. Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1 Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan'da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu'daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede'ye aittir. Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır: Cahit Öztelli: "Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir...Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır."3 Nihat Sami Banarlı: "Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir." 4 Muzaffer Uyguner: "Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir."5 Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : "Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri".6 TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar. Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar. Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7 Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah'a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir. O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir. II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur. Çarşamba dedikleri Şekerdir yedikleri Hiç aklımdan gitmiyor O yarin dedikleri Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu Çarşamba yazıları Körpedir kuzuları Allah alnıma yazdı Bu kara yazıları Ben Samsun'a gidemiyom kâr olmayınca Samsun bana haram olsun yar olmayınca Çarşamba'nın ortasından akıyor ırmak Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8 Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir. Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim Şakıyıp dalında bülbüller öter Gülüm aman aman Sebep aman aman Efendim aman Aynam düştü yerlere Karıştı gazellere Tabiatım kurusun Bakarım güzellere Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim Kaşının üstünde keman görünür Bağlantı 9 Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır. Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz. Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük. A. Beş heceli türküler ELİNDE ŞİŞE Elinde (de)şişe Elinde (de) deri Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü Gel beri beri Gel beri beri Elinde (de) basma Duvara (da) asma Sevdiğim Esma Gel beri beri 10 GİYDİĞİM ALDIR Giydiğim aldır Giydiğim mordur Al dudak baldır Kolları dardır Ne güzel haldır Keyfimiz vardır Akşam olanda Bağlantı Akşam olanda Bade dolanda Giydiğim sarı Giydiğim atlas Sen kimin yari İğneler batmaz Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz Bağlantı Bağlantı 11 EKTİĞİM YONCA Ektiğim yonca Ektiğim darı Biçtiğim yonca Biçtiğim darı Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı Oy lele lele Bağlantı Elin elime Kolun boynuma Ektiğim arpa Yar havalanmış Biçtiğim arpa Gelmez yanıma Sevdiğim körpe Bağlantı 12 B. Yedi heceli türküler Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir. ELİ ELEKLİ GELİN Eli elekli gelin Entarisi toz pembe Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende Tepside üzüme bak Biraz da gözüme bak palazım Eller ne derse desin Sen benim sözüme bak güzelim 13 Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz. CAN MARAL CAN Can maral can Evleri yakın yarim Vay le le le Çık sallan bakım yarim Can maral can Uzun boyun(a) göz değer Vay le le le Hamayıl takın yarim Can maral can Gidene bak gidene Vay le le le Boyu benzer fidana Can maral can Fidanda bir gül bitmiş Vay le le le Koklatmaz her gelene 14 BİR AY DOĞAR PASİNDEN Bir ay doğar Pasin'den emmimin kızı / hopbala kızı Ay bulut arasından ben n'edem oy Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı Katmer gülün hasından ben n'edem oy Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı Yar vefasız ber arsız ben n'edem oy Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı Halin kime yanarsız ben n'edem oy 15 C. Sekiz heceli türküler BÜLBÜLÜN KANADI SARI Bülbülün kanadı sarı Ben ağlarım zarı zarı Elimden aldılar yari Garip bülbül ötme bülbül Benim derdim bana yeter Bir dahi sen katma bülbül Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur Bağlantı Bağlantı 16 D. On bir heceli türküler BAĞDAT ELLERİNDEN GELEN TURNALAR Bağdat ellerinden gelen turnalar Turnalar ne haber yardan ne haber imdi benim yarim gözün sürmeler Turnalar ne haber yardan ne haber Esip esip karlı dağlar aşarsın Kılavuzun yok mu neden şaşarsın Bir yazdan bir güzden derdim deşersin Turnalar ne haber yardan ne haber Katar katar gökyüzünde dönersin Akşamamı kaldın neden eversin Doğru söyle sen Mevlâ'yı seversin Turnalar ne haber yardan ne haber Yarini öldürmüş eli kan m'ola Ak gerdan üstünde çifte ben m'ola Doğru söylen benim yarim sağ m'ola Turnalar ne haber yardan ne haber 17 (evmek : acele etmek) AFYON'UN ORTASINDA KALESİ Afyon'un aman aman ortasında kalesi de var kalesi aman Üzerinde aman vardır kızlar kulesi de var kulesi Zümrüt gibi aman aman yeşillenmiş ovası da var ovası aman Ay karanlık aman gece vurdular beni de vay beni Yarin yazmasına sardılar beni de ah beni Kalecik'ten aman aman ayva gelir kar gelir de vay kar gelir aman Gümüş yüzük aman parmağına dar gelir de dar gelir Ben de sandım aman aman meyhaneden efem yar gelir de vay yar gelir aman Ay karanlık aman görmedim aman yolumu da vay yolumu Ah bilemedim aman cerrah kesti benim kolumu de vay kolumu 18 E. On beş heceli türküler 8+7 duraklı türkülerdir. MECLİSİNDE MAİL OLDUM Meclisinde mail oldum ben bir kaşı karaya Yok mu tabib semtimizde merhem ede yaraya Benim bir efendim vardır merhem eder yaraya Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim Evlerinin önünde de kara üzüm asması Beline kuşak bağlamış o da Acem basması Buralarda yar sevenler Anadolu *****sı Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim 19 IV. TÜRKÜLERİN TASNİFİ Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir. Daha önce yapılmış tasnifler de bu çerçevededir. Ne var ki bu tasniflerde birtakım eksiklikler ve isabetli olmayan tespitler vardır. Yapılan tasnifleri burada tekrar kaydederek konuyu karışık hale getirmek istemiyoruz. Çünkü bunlar azımsanmayacak derecede fazladır. Biz, önceki tasnifleri de göz önünde tutarak ve kendi tespitlerimizi de ortaya koyarak türkü tasniflerini yeniden tasnif etmek istiyoruz. En doğru tasnifin bu olduğu iddiasında değiliz ama gözden kaçan ve tespit ettiğimiz pek çok unsurun değerlendirilmesi gerekiyordu. Düşüncemiz odur ki, bundan sonraki tasnifler, pek az değişiklik gösterecek ve bizim tasnifimize birkaç ilave maddeler şeklinde olacaktır. A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER 1. Bentleri Bir Mısra Olan Türküler a. Bağlantıları dört mısra / mani olan türküler b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler 2. Bentleri İki Mısra Olan Türküler a. Sadece iki mısradan oluşan türküler b. Bağlantıları bir mısra olan türküler c. Bağlantıları iki mısra olan türküler ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler d. Bağlantıları dört mısra olan türküler e. Bağlantıları beş mısra olan türküler f. Bağlantıları altı mısra olan türküler g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler 3. Bentleri Üç Mısra Olan Türlüler a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler b. Bağlantıları bir mısra olan türküler c. Bağlantıları iki mısra olan türküler ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler d. Bağlantıları dört mısra olan türküler e. Bağlantıları beş mısra olan türküler f. Bağlantıları altı mısra olan türküler g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler h. İki bağlantılı türküler ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler 4. Bentleri Dört Mısra Olan Türküler a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler b. Bağlantıları bir mısra olan türküler c. Bağlantıları iki mısra olan türküler ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler d. Bağlantıları dört mısra olan türküler e. Bağlantıları beş mısra olan türküler f. Bağlantıları altı mısra olan türküler g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler i. İki bağlantılı türküler j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler 5. Karşılıklı Türküler a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler ç. Diyalog şeklinde atma türküler B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER 1. Tabiat Türküleri 2. Aşk Türküleri 3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler 4. Tören Türküleri a. Düğün Türküleri aa. Kına Türküleri ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri ac. Gelin Alma Türküleri aç. Gelin karşılama türküleri ad. Güvey Türküleri ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..) b. Ayin-i cem Türküleri c. Sayacı Türküleri ç. Oturak Türküleri 5. Askerlik Türküleri 6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler 7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler 8. Olay Türküleri 9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler 10. Satıcı Türküleri 11. Ekin Türküleri 12. Ramazan Davulcusu Türküleri 13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler 14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri 15. Gurbet ve Hasret Türküleri 16. Meslek ve iş Türküleri 17. Eşkıya Türküleri 18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar) 19. Ninniler ve Çocuk türküleri 20. Hapishane Türküleri 21. Mizahî Türküler 22. Yergi Türküleri 23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki, halkın benimsediği bazı parçalar zamanla anonimleşir ve türkü olarak varlığını sürdürür. Daha ziyade kadınlardan oluşan türkü yakıcıları, bildiği koşma, mani hatta semaî ve destandan birtakım parçalar alarak onu uygun bir ezgi ile terennüm eder. Şekil ve konu birliğinden uzak pek çok türkünün ortaya çıkış sebebi bundan kaynaklanmıştır. Sözgelişi; "Karanfil oylum oylum" manisiyle başlayan ve diğer karanfilli manilerle devam ettirilen fakat farklı ezgi ile söylenmiş bir hayli türkü vardır. Türkülerin bentlerine çoğu zaman mısra sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak bentlerle bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder. Az da olsa bazı türkülerde, yapı bakımından bozukluk ve düzensizlikler görülür. Sözgelişi, aynı türküde hem dörtlük hem de beşlik şekle rastlanılabilir. Bunun yanında türkünün hece sayılarında da eşitsizlikler görülebilir. Ordu'nun Öceli köyünde söylenen kına türküsünde böyle bir özellik vardır. Çambaşına çıktım çıram yanmadı Dört köşeme baktım kimsem kalmadı Küçük kardaşa mektup yazdım aynı gelmedi Sazak da yellere ev yapma o batar gider Uzak yerlere kız verme o da yiter gider Ağlama bacım ağlama yarın gülersin Dokuz aydan sonra beşik belersin Anam gidiyorum evin şen olsun Babam gidiyorum evin şen olsun 20 Yapı bakımından türkülerin arıza göstermesi; bazı mısraların zamanla unutulması yahut, halkın türküye birtakım ilavelerde bulunarak bünyesinde değişikliğe yol açmasıyla açıklanabilir. 1. BENTLERİ BİR MISRA OLAN TÜRKÜLER a. Bağlantıları dört mısra (veya mani) olan türküler KIRMIZI KURDELE Kırmızı kurdele kör olasın Emine İndim derelerine Bilmem nerelerine Canım kurban olsun Candan sevenlerine Yavrum da sana ipek mendil alayım Bağlantı Yavrum da sana melez köynek alayım Bağlantı Yavrum da sana kalıc pötin alayım Bağlantı 21 b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler Sayıları çok azdır. Tespit ettiğimiz örneğin bağlantı kısmı yedi mısradan oluşmaktadır. KIZIM SANA FİSTAN ALDIM Kızım sana fistan aldım vardı m'ola oy oy Kim göndermiş onu Ben gönderdim onu Ben almadım onu Beşikleri çamdan Yuvarlandı damdan Seni zalımın oğlu Vazgeçmedin benden Kızım sana terlik aldım vardı m'ola oy oy Bağlantı Kızım sana rastık aldım vardı m'ola oy oy Bağlantı 22 TOKAT'A GİDEMİYOM YARİM SANA FİSTAN ALAYIM Tokat'a gidemiyom yarim sana fistan alayım Ah nerelerine nerelerine Bilmiyon mu kömür gözlüm Aha buralarıma buralarıma Fadime'm fistan kırmalar Ceviz dalı ırgalar Sevdiğini gören kızlar Sağını da solunu ırgalar Tokat'a gidemiyom yarim sana potin alayım Bağlantı Tokat'a gidemiyom yarim sana çorap alayım Bağlantı 23 2. BENTLERİ İKİ MISRA OLAN TÜRKÜLER Temeli iki mısradan meydana gelen türkülerdir. Ayrıca birtakım bağlantılar / kavuştaklar da alabilirler. Başlıca şekilleri şunlardır: a. Sadece iki mısradan oluşan türküler Kafiye düzenleri aa, bb, cc, dd... yahut aa, ba, ca, da, ea şeklindedir. TÜRKÜ Hamsi kurban o göze Atarlar barabati Baş dalarsın göze Alurlar seni yüze Korlar seni kayuğa Biz de seni aluruk Satarlar seni bize Sererük seni köze Bir kusurcuğun vardur Çok su içersun bize 24 Bu tip türkülerde nadir de olsa tek ikinci mısraı bağlantı gibi aynen tekrarlanan türkülere de rastlanılır. BAYBURT DAĞLARINDA Bayburt dağlarında tabakam kaldı Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı Bayburt dağlarında kunduram kaldı Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı Bayburt dağlarında mendilim kaldı Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı Bayburt dağlarında tabancam kaldı Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı 25 b. Bağlantıları bir mısra olan türküler Kafiye düzenleri aa-b, cc-b, dd-b, ee-b şeklindedir. Bağlantı mısralarda genellikle aynı sözler tekrar edilir. ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde aynalı çarşı Ana ben gidiyom düşmana karşı Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde bir uzun selvi Kimimiz nişanlı kimimiz evli Of gençliğim eyvah Çanakkale içinde bir dolu testi Analar babalar umudu kesti Of gençliğim eyvah 26 c. Bağlantıları iki mısra olan türküler aa-bb, cc-bb, dd-bb, ee-bb şeklinde kafiyelenirler. Bu arada bb olarak gösterilen bağlantı sözleri, aynen tekrarlanan sözlerdir. TELGRAFIN TELLERİNE Telgrafın tellerine kuşlar mı konar Herkes sevdiğine (yavrum) böyle mi yanar Gel yanıma yanıma da yanıbaşıma Şu gençlikte neler geldi garip başıma Telgrafın direkleri semaya bakar Senin o güzel gözlerin çok canlar yakar Bağlantı Telgrafın tellerini arşınlamalı Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı Bağlantı Telgrafın direkleri semaya karşı Gel güzelim barışalım düşmana karşı Bağlantı 27 ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler Bentler kendi arasında kafiyelidir. bağlantı sözleri her bentten sonra aynen tekrarlanır. AŞAĞIDAN GELİYOR TÜRKMEN KOYUNU Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu aman aman Selviye benzettim yarin boyunu amanın yandım Amanın amanın amanın yandım Tiridine tiridine tiridine bandım Bedava mı sandın para verdim aldım Sabahleyen erken çifte giderken aman aman Öküzüm torbadan düştü gördün mü amanın yandım Bağlantı Manda yuva yapmış söğüt dalına aman aman Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanın yandım Bağlantı 28 d. Bağlantıları dört mısra olan türküler Kafiyeleri aa-bbbc, dd-bbbc, ee-bbbc düzenindedir. Bağlantı sözleri aynen tekrarlanabileceği gibi, farklı sözlerden de oluşabilir. Bağlantı sözleri muhtelif maniler de olabilir. Türkünün bent kısmı ile bağlantı kısımlarının hece sayıları aynı olmayabilir. FIRAT KENARI Fırat kenarının ince dumanı Dağlara yayılır seher zamanı Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur Yoksa benim gibi baban mı yoktur Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur Gel ağlayalım karşı karşıya Fırat kenarında kamışlar sazlar Sinemin yarası her zaman sızlar Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur Yoksa benim gibi baban mı yoktur Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur Gel ağlayalım karşı karşıya 29 ELİF Elif çıkmış pencereden el eder Kaşları değil gözleri beni del'eder Elif'im gel gel Güzelim gel gel Nazlı da yarim Sallan da gel gel Elif kızın yeni de gördüm yüzünü Duman sandım şalvarının tozunu Elif'im gel gel Güzelim gel gel Nazlı da yarim Sallan da gel gel 30 e. Bağlantıları beş mısra olan türküler HANİ BENİM ELLİ DİRHEM KESTANEM Hey hey Hani benim elli dirhem kesdenem Konyalı'dan başkasını istemem Yar yar Konyalı'm yürü Yörü yavrum yürü Saçlarını sürü Şimdi burdan geçti Konyalı'nın biri Hey hey Hani benim elli dirhem pırasam Mumlar yaksam Konyalı'yı arasam Bağlantı 31 f. Bağlantıları altı mısra olan türküler DONDURMAM BUZ Dondurmam buz gibi buz Şeker mi yoksa karpuz Alâ çiçekli dondurmam Yok mu tadına bakan Alâ vişneli dondurmam Mini mini hanımlara Sevdalı beylere Parasını almadan tattırmam Dondurmam kaymaklı Dondurmacı top attı Yiyin bakın pek tatlı Bin lira borca battı Bağlantı Bağlantı 32 g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler BASTIMDA KIRILDI İĞDENİN DALI Bastım da kırıldı iğdenin dali vay dali Kötüye düşenin böyl'olur hali diller Diller oynaksın diller Diller kaymaksın diller Diller açılsın güller Güller açılsın kollar Kollar ne bilsin eller Eller narinay ninay nay Narinay narinay ninay nay Arabacı arabanı koş getir koş getir Ben ölüyom mezarıma taş getir diller Bağlantı Arabacı arabanı yillendir yillendir Şeker al da şu bebeyi dillendir diller Bağlantı Sabahınan esen seher yeli mi yelimi Benim gönlüm divane mi deli mi diller Bağlantı 33 h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler Bağlantı kısımları iki ayrı maninin ardarda söylenmesiyle meydana getirilmiş türkülerdir. MANİSA'YLA BERGAMA'NIN ARASI Manisa'yla Berga'manın arası Yaktı da beni kaşlarının arası Kara kara kargalar Ceviz dalın ırgalar On beşine basan kız Sevdiğine el sallar Yelek de diktim giymedi Diktiğime değmedi Sağolası anam da babam Sevdiğime vermedi Manisa'yla Bergama'nın askeri Ben yolcuyum yolları bana gösterin Bağlantı 34 KIZIN ADI DUDU Kızın adı Dudu a canım aman O da güzellerin adı sürmelim aman Gel gel barışalım Tenhada buluşalım Biraz konuşalım Şimidan şimidan şimidan dan Gel arkamdan arkamdan Kız alacaksan al beni Annen baban duymadan Gel gel gel Ayşe Şeker değil bal Ayşe N'olur bize gidelim Ah aramızı bul Ayşe'm Kızın adı Ayşe a canım aman Benleri var köşe köşe sürmelim aman Bağlantı Kızın adı Durdu a canım aman O da güzellerin kurdu Bağlantı 35 ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler Türkünün temeli beyitlerden oluşur ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Ancak diğer şekillerden farklı olarak her mısradan sonra aynen tekrarlanan bağlantı sözleri getirilir. Bağlantılar üç ve daha fazla sayıda mısralı olabilmektedir. HAYRİYE NANAY Hayriye’nin kaşları kara Hayriye nanay nanay nanay Canım nanay nanay nanay Gülüm nanay nanay nanay Nereden gelsem beni ara Bağlantı Hayriye’nin altın dişi Bağlantı Yaktı beni yan bakışı Bağlantı Hayriye damdan bakıyor Bağlantı Bakışı canlar yakıyor Bağlantı[36] YABANDAN GEL Yabandan gel usul (da) boylu yarim yabandan (Arslanım hey hey) Amman yörü yörü Çapraz yörü yörü Kostak yörü yörü Yörü yörü yörü Aldım haberini (de) garib çobandan (Arslanım hey hey) Bağlantı Yaban ellerinden (de) özendim geldim (İmanım hey hey) Bağlantı Gördüm cemalini efendim geldim (Arslanım hey hey) Bağlantı Yaban ellerinde (de) yatmış uyumuş (Yeşilim hey hey) Bağlantı Elâ gözlerini uyku bürümüş (Arslanım hey hey) Şirin yörü yörü Tek tek yörü yörü Bebek yörü yörü Kostak yörü yörü Usul yörü yörü Güzel yörü yörü Yörü yörü yörü[37] BİR KAŞ BİR GÖZ Elinde süt küleği O maral o ceylan O sevgilin bağında Ölürem anam dönmenem Giderem anam gelmenem Bir kaş bir göz bir dil bir diş Bişmişi yanağında Sütten beyaz bileği Bağlantı Giderem öylesine Bağlantı Karagöz mehlesine |
|
|
|
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
|
|
#2 |
![]() Emektar
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: Dünyadan
Mesajlar: 837
Konular: 9813
Uye No: 3846
Cinsiyet: Bayan
Ruh Hali:
Teşekkür Sayısı: 4595
2695 Mesajı 3308 Teşekkür Aldı ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
3. BENTLERİ ÜÇ MISRA OLAN TÜRLÜLER
Bu tip türküler aynı zamanda üçleme olarak da adlandırılır Mısraların kafiye düzeni aaa, bbb, ccc... yahut aab, ccd, eef... şeklindedir. Bazı üçlemelere 1-4 mısra arasında bağlantı sözleri eklenir. Bağlantılar farklı sözlerden oluşabildiği gibi genellikle aynı sözlerin tekrarı şeklindedir. Az da olsa, 5-7 mısralı bağlantılar vardır. a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler CEREN TÜRKÜSÜ Şu cerenin sulağına varmalı Şu cerenin sulakları sekili El bağlayıp divanına durmalı Sekisinde gül ireyhan ekili Şu güzeli sevdiğine vermeli Mor belikler birbirine sokulu Ceren çıkmış eşikliğin taşına Şu cerenin sulakları kayalı Güneş değmiş kemerinin kaşına Kayasında selvi söğüt dayalı Yeni değmiş on üç on dört yaşına Şeker yemiş dudaklı boyalı İnem gidem şu dağlardan aşağı İki bacı çift bağlamış kuşağı Bize derler Andırın’ın uşağı[39] b. Bağlantıları bir mısra olan türküler Bağlantılar aynen tekrarlanan sözlerden oluşur. Bentleri oluşturan mısralar ise kendi aralarında kafiyelidir. Yani kafiye düzenleri şu şekildedir: aaa-b, ccc-b, ddd- b. BÜLBÜL NE YATARSIN Bülbül ne yatarsın Çukurova'da Bülbülün yatağı bahçeler bağlar Eşin şahin kapmış kendin yuvada Garibin yatağı kahveler hanlar Kendim gurbet elde gönül sılada Gurbet elde ölsem bana kim ağlar Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil Bülbül ne yatarsın bahar erişti Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi Kırmızı gül goncasına kavuştu Bizim göle ördek geldi kaz geldi Sılada sevdiğim aklıma düştü Sılada sevdiğim benden vaz geldi Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil Bülbül ne yatarsın baharın vakti Gülün nazla ömrü gelip geçiyor Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı Bülbül kafesinden kaçmış uçuyor Böyledir âlemde âşığın bahtı Kervan yükün almış konup göçüyor Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil Kimi türkülerde ise, aşağıda olduğu gibi bağlantı sözleri ve kafiyeleri farklılık arz eder. TURNAM GELİR Turnam gelir çizin çizin Kanadı boynundan uzun Turnam gelir yazın güzün Bizim göllere inin turnalar Turnamın anadı eğri Turnam gelir yata kalka Böyle midir yarin ahdi İbiğinde altın halka Geldi serilmenin vakti Gel bizim göllerde çalka Bağlantı Bağlantı (çizin çizin : sıra sıra) c. Bağlantıları iki mısra olan türküler Kafiye düzeni (aaa-bb, ccc-bb, ddd-bb, eee-bb) olan türkülerdir. Bağlantı sözleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır. ZEYNEP Zeynep bu güzellik var mı soyunda Zeyneb'e yaptırdım altından tarak Elvan elvan güller biter koynunda Tara kâkülünü gerdana bırak Arife gününde bayram ayında Zeyneb'e gidemem yollar pek ırak Zeyneb'im Zeyneb'im allı Zeyneb'im Bağlantı Üç köyün içinde şanlı Zeyneb'im Söğüdün yaprağı narindir narin Kangal'dan aşağı Mamaş'ın köyü İçerim yanıyor dışarım serin Derindir kuyusu serindir suyu Zeyneb'i bu hafta ettiler gelin Güzeller içinde Zeyneb'in huyu Bağlantı Bağlantı [40] Bazı türkülerin bağlantıları aynen tekrarlanan sözlerle değil, kendi aralarında kafiyeli kelimelerle oluşturulmuş sözlerle sağlanır. Bu tip şiirlerin de kafiye düzenleri yukarıdaki gibidir. EMİNE'M OTURMUŞ Emine'm oturmuş taşın üstüne Taramış zülfünü kaşın üstüne Selâmın gelirse başım üstüne Emine'm Emine'm aslan Emine'm Gel otur yanıma yaslan Emine'm Emine'm oturmuş gül ile oynar Taramış zülfünü tel ile oynar Sabah serininde yel ile oynar Emine'm Emine'm yaman Emine'm Gel otur yanıma aman Emine'm Karşı dağda yeşil buğday ekili Emine'min top top olmuş kekili Emine'm olmuştur kızlar vekili Emine'm Emine'm üzen Emine'm Gel otur yanıma düzen Emine'm Emine'm oturmuş kendini över Altın saç bağları topuğu döğer Bin altın vermişim bin daha değer Emine'm Emine'm hanım Emine'm Gel otur yanıma canım Emine'm Emine'm Emine'm sabah suyuna Al fistan kestirdim ince boyuna Kurban olam Emine'min huyuna Emine'm Emine'm nemsin Emine'm Gözümün içinde nemsin Emine'm [41] (zülf : yüzün iki yanındaki saç, işkil : şüphe) Bentleri üçlüklerden oluşan bazı türkülerin bağlantıları farklı sözlerden ve kafiyelerden oluşabilir. Bunun yanında, daha önce kullanılmış sözler tekrar bağlantı olarak kullanılabilir. Hal böyle olunca türkünün kafiye düzeni de değişik olur ve aaa-bb, ccc-dd, eee-ff, ggg-hh... şekline dönüşür. Sözgelişi, aşağıya aldığımız ve 15 bentten oluşan Eğin Türküsü bu özellikte bir türküdür. EĞİN Eğin viran olmuş baykuşlar öter Eğin dağlarında güller bitmiyor Gül olan yerlerde bülbüller öter Viran bahçelerde bülbül ötmüyor Cevrini ben çektim el almış yatar Yarimin sevdası baştan gitmiyor Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Gel ağam gel ağam gel de yine git Yaram yürektedir kimler bağlasın Akan yaşlarımı sil de yine git Eğin'in ardından akan Fırat'tır Eğin'in etrafı dağdır meşedir Ağamın bindiği demir kır attır İçinde oturan beydir paşadır Sılaya gelmesi hayli murattır Yüz elli mahalle beş yüz köşedir Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam olma yalancı Gurbet icad eden görmesin cennet Benim ahım eder seni dilenci Eğin'in içinde bir sulu ırmak Ağam İstanbullu Eğinli misin Aman ne müşkülmüş yardan ayrılmak Sılaya gelmeye yeminli misin Nasip olmayacak yatıp sarılmak Yoksa bana da mı emin değilsin Tez gel ağam tez gel ömrüm geçiyor Tez gel ağam tez gel eğlenmeyesin Ecel şerbetini yarin içiyor Elde güzel çoktur evlenmeyesin Eğin viran olmuş bülbül ötmüyor Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor Ağam ırak yolda elim yetmiyor Ağam atın terkisini bağlıyor Sayı tutam dedim sayı gitmiyor Baktım ağam usul usul ağlıyor Gel ağam gel ağam tez gel sılaya Tez gel ağam tez gel dayanamıyom Sen gelmezsen ben geleyim oraya Uyku gaflat bastı uyanamıyom Ağam odamızın sergisi çuha Eğin'in altında susuz çaylara İnceldi bağrımız pek oldu yufka Yalvarırım yıldızlara aylara Göreyim yüzünü bu canım çıka Yar ile sahrada geçen çağlara Tez gel ağam tez gel gel de yine git Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Akan gözyaşımı sil de yine git Bu garip gönlümü kimler eğlesin Ağam sen gideli yedi yıl oldu Ağamın bıyığı burmadır burma Diktiğin ağaçlar meyveye döndü Bir teli ibrişim bir teli sırma Seninl gidenler sılaya döndü Mevlâ'yı seversen gurbette durma Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam gel de yine git Gurbet icad eden görmesin cennet Akan gözyaşımı sil de yine git Güneş doğar iken allanır dağlar Yeşil kurbağalar öter göllerde Yeşil ipeklere boyanır bağlar Kırıldı kanadım kaldım çöllerde Yarimin hasreti ciğeri dağlar Anasız babasız gurbet ellerde Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Yürek yarasını kimler dağlasın Şu mahzun gönlümü kimler eğlesin Bayram geldi diye oynuyor kızlar Yari düşününce yüreğim sızlar Karalar giyinmiş gökte yıldızlar Tez gel ağam tez gel bayram geliyor Eller sevdiğine allar alıyor [42] (eğlenmek : bir yerde kalıp zaman geçirmek, sayı : saî, haberci ) İki mısra bağlantılı türküler içinde, bağlantı sözlerinin tamamen farklı şekilde olanları da vardır. Kafiye düzeni yukarıdaki türküde olduğu gibidir. KAR MI YAĞDI Kar mı yağdı Kütahya'nın dağına Ah Kerime'm hangi bağın gülüsün Ateş düştü ciğerimin bağına Sen Mevlâ'nın bir sevgili kulusun Gül döşenmiş şalvarının ağına N'ettim sana sen Allah'tan bulursun A dağlar a dağlar laleli dağlar Külhan tütününden baskın sanarım Lalesi boynunda bir gelin ağlar Uyuyup uyanıp seni ararım Yine yeşillendi suların başı Varam gidem dağlar alsın önümü Aktı da dinmiyor gözümün yaşı Yadlar aldı koyvermiyor gülümü Ateşe koysunlar gülmedik başı Ateşlere yaktım deli gönlümü Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz Ölüm olsa ayrılıklar olmasa Yanar yüreğimin ateşi sönmez Ya n'edem sevdiğim eller sarmasa [43] (kayırma : merak etmek) ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler Bentleri ve bağlantıları üç mısra olan türkülerdir. aaa-bbb, ccc-bbb, ddd-bbb ... şeklinde kafiyelenirler. Bağlantı sözleri aynı veya farklı sözlerden oluşabilir. EZO GELİN Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe Güzel *****m başın için salma beni dileğe Anası huridir de kendi benzer meleğe Nen eyle de ah bahtı karam nen eyle Çık Suriye dağlarına bizim ele el eyle Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına Güneş vursun da kemerinin kaşına Bizi kınayanan bu ayrılık gelsin başına Bağlantı ELİF KIZ Elif kız da çıkmış dağın başına Ay mı doğmuş gün mü doğmuş kaşına Elif henüz girmiş on dört yaşına Elif’im ağlama Karalar bağlama Gidiyorum eyleme Kutnu kumaş atlas döşek yumuşak Elif’in koynunda taze bir uşak Elif ister sabaha dek boğuşak Elif’im densiz Gerdanı bensiz Duramam sensiz[44] EVLERİNİN ÖNÜ BAKLA Evlerinin önü bakla Güvercinler döner takla Al beni yanında sakla Aman aman dayanamam Seher vakti uyanamam El kızısın güvenemem Evlerinin önü handır Yanar yüreğim külhandır Görmeyeli çok zamandır Bağlantı[45] d. Bağlantıları dört mısra olan türküler Üçlük olan bentlere dört mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir. Bu türkülerde de bentler kendi arasında, bağlantılar kendi arasında kafiyelenirler. Kafiye düzenleri aaa-bbbb, ccc-bbbb, ddd-bbbb... şeklindedir. Kimi zaman bağlantı sözleri manilerle sağlanır. Bu durumda bağlantıların kafiyesi mani kafiye düzeninde olduğu gibi bbxb şekline dönüşür. EVLERİ VAR ENGİN Evleri var engin Evleri var düzde Babası var zengin Name gelin yüzde Name benim dengim Name'm benim sizde Andım Name gelin Andım Name gelin Yandım name gelin Yandım name gelin Bir gonca gül idim Bir gonca gül idim Soldum name gelin Soldum name gelin [46] (Name : Naime) PINAR BAŞINDAN BULANIR Pınar başından bulanır (canım oy) İner ovayı dolanır (canım oy) Sende çok mallar talanır (canım oy) Dağlar duman oldu Çayır çimen oldu Ben yari görmedim Halim yaman oldu Hiç ovaya inmedinmi (canım oy) Aşk oduna yanmadın mı (canım oy) Gam gussadan donmadın mı (canım oy) Bağlantı Yaz görmemiş kışa benzer (canım oy) Dört görmemiş başa benzer (canım oy) İçmiş de sarhoşa benzer (canım oy) Bağlantı Köroğlu serinden geçti (canım oy) Aşkın dolusunu içti (canım oy) Ayvaz gelip bundan geçti (canım oy) Bağlantı (talanmak : yağma etmek, gussa : kaygı, tasa, keder, dolu : bade, bundan : buradan) e. Bağlantıları beş mısra olan türküler Kafiye düzeni aaa-bbbbb, ccc-bbbbb, ddd-bbbbb... yahut aaa-bbccc, ddd-bbccc, ee-bbccc... şeklindedir. Bağlantı sözü aynen tekrarlanan sözlerdir. MİHRALİ BEY** Ben gidiyom Rüştü Bey'im ağlama Köz koyup da ciğerimi dağlama Alay gitti beni burda eğleme Yemen'e de benim ağam Yemen'e Erdi m'ola Mihrali Bey Yemen'e Kurdu m'ola çadırları çimene Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne Oğul dert benim değil mi vallah kime ne Ben gidiyom Rüştü Bey'im sana bir nişan Susuzluktan alayları perişan Hiç iflah olur mu Yemen'e düşen Bağlantı Mihrali'yi sorarsan ezelden yaslı Mihrali'yi sokaklarda tuttular Çifte al kılıcın ucları paslı Ağamı da bir kurşuna sattılar Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı Mihrali'yi yemen'e de attılar Bağlantı Bağlantı Mihrali Bey Hamidiye alayı Devlete bağlıdır şu senin başın Düşmanlar çıkardı türlü belayı Cihanda aransa bulunmaz eşin Nedir Ali Bey'im bunun kolayı Elliyle altmışa yakındır yaşın Bağlantı Bağlantı Kum tepesi oldu görünmez otlar Arap atlar geldi bağlanmak ister Açlıktan ölüyor küheylan atlar Kömüşlerin geldi yağlanmak ister Kardaş şehit düştü nice yeğitler Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister Bağlantı Bağlantı (Rüştü Bey : Mihrali Bey'in oğlu, Ali Bey : Mihrali Bey'in kardeşi) f. Bağlantıları altı mısra olan türküler YAĞMUR YAĞAR YER YAŞ OLUR Yağmur yağar yer yaş olur Rakı içen sarhoş olur Güzel sevmek pek hoş olur Ayaş üzüm asması Urumeli *****sı Sarsam olmaz mı Ellilik liraları O beyaz gerdana Taksam olmaz mı Yağmur yağar biber gibi Yerler çeker sünger gibi Benim yarim hünkâr gibi Bağlantı[47] g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler Üçlü bentlere dörtten fazla sayıda sözler ilave edilerek meydana getirilmiş olan türkülerdir. Bağlantı mısraları 7, 8, 9 hatta on mısra olabilir. Sözgelişi TRT Repertuarında THM 918 numarasıyla kayıtlı Adanalı türküsünde bağlantı kısmı on mısralıdır. Bağlantılarda sistemli bir kafiye düzeni olmamakla beraber, genellikle birbirine yakın olan mısralarda kafiyeye özen gösterilmiştir. EVLERİNE VARAMADIM GAZELDEN Evlerine varamadım gazelden (aman) Sokağına çıkamadım güzelden Sever idim kız ben seni ezelden (efem) Top zülüflüm dalgın uykulardan uyanamadım Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım Yattım yarin dizine Baktım elâ gözüne Kulak verdim sözüne Dalgın uykulardan uyanamadım Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım Bir gemim var salıverdim engine (aman) Kaderim yok düşemedim dengime Şimdi rağbet güzel ile zengine (efem) Bağlantı [48] HOROZUMU KAÇIRDILAR Horozumu kaçırdılar Damdan dama uçurdular Suyuna da pilav pişirdiler Piligâh piligâh pili pili gâh gâh Küpeli Horoz'um yar kar beyazım Bir sabah kalktım Avluya baktım Aradım taradım Bağırdım çağırdım Piligâh piligâh pili pili gâh gâh Küpeli Horoz'um yar kar beyazım Kanadı var kilim gibi İbiği var elim gibi Acısı var ölüm gibi Bağlantı [49] h. İki bağlantılı türküler BEYLER BAHÇESİ Beyler bahçesinden atlayamadım Cephanem döküldü toplayamadım Zalim düşmanları haklayamadım Var git oğlan vargit ben sana varmam Annenden babandan intizar almam Tabancası belinde Şişhanesi belinde Güzel İzmir yolunda Ben bir güzele vuruldum Beyler bahçesinde kandiller yanar Kandilin şavkına bülbüller konar Herkes sevdiğine böyle mi yanar Bağlantı[50] BAĞ ALTINDA OTURURKEN Bağ altında otururken Gül güle bade doldururken Yar doldurup ben içerken İmanım al kadeh kana boyandı *****m ahbaplar bade dolandı Sürü sürü kızlar Sürmeli gözler Göğsünde çapraz Düğmeli kızlar Al kirazım dalındayım Yar senin hayalındayım Ölene dek vaz geçmem Bağlantı [51] ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler Üçlüklerle kurulu bazı türkülerin bağlantısı mısra aralarına getirilmiştir. Bu tip türkülerin bağlantıları genellikle 6, 7, 8 mısralardan mürekkeptir.Üçlükler ve bağlantılar kendi aralarında kafiyelenmişlerdir. GICIR GICIR GELİR Gıcır gıcır gelir yarin kağnısı Aman ömrüm palazım aman Öldürdün beni Soldurdun beni *****nın kızı Etme bu nazı Gel bize bazı Salın da boynunu göreyim aman Ben aşkından öleyim aman Ben de bilmem benim yarim hangisi Bağlantı Fidan boylu ince belli kendisi Bağlantı [52] 4. BENTLERİ DÖRT MISRALI OLAN TÜRKÜLER Çoğunluğu manilerin ardarda getirilmesiyle, koşma düzeninde yahut bağlantı ilaveleriyle oluşturulmuş türkülerdir. Bunun yanında bentleri on bir heceli sözlerle meydana getirilmiş olan çeşitleri de vardır. Bu türkülerin yapısına göre kafiye düzenleri de değişik olur. Oldukça değişik özellikler gösteren ve temeli dörtlükler üzerine bina edilmiş olan bu türküleri şu şekillerde gruplandırabiliriz: a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler Bu tip türkülerin genellikle, mısraların başlarına veya sonlarına; aman, yar yar. diloy, le le yar, haydi de haydi, oy aman... tarzındaki nida sözleriyle, hatta daha fazla sayıda sözlerden oluşturulan kelime gruplarıyla sağlanan bağlantılar getirilir. ELİNİZDEN ELİNİZDEN Yar yar yar Elinizden elinizden Kurtulaydım dilinizden amman Yeşil başlı ördek olsam Sular içmem gölünüzden amman Yar yar yar İnce çayır biçilir mi Soğuk sular içilir mi amman Bana yardan geç diyorlar Yar tatıdır geçilir mi amman Yar yar yar Ezmeyinen ezmeyinen Yar bulunmaz gezmeyinen amman Mezarımı kızlar kazsın Gümüş saplı kazmayınan amman[53] GURBETE GİDİŞİMDİR Gurbete gidişimdir Oy na na na Goncagül derişimdir Oy na na na Eğil eğil öpem yar Oy na na na Belki son görüşümdür Oy na na na Dut ağacı boyumca Oy na na na Dut yemedim doyunca Oy na na na Çöl kalasın İstanbul Oy na na na Dar görmedim doyunca Oy na na na Mavi şalvar göbekte Oy na na na Kahve döğer dibekte Oy na na na Yarim gitmiş gurbete Oy na na na Sevdası var yürekte Oy na na na Bülbül yuvada inler Oy na na na Öter kalbini dinler Oy na na na Benim göynlümde sensin Oy na na na Senin gönlünde kimler Oy na na na[54] b. Bağlantıları bir mısra olan türküler Ard arda getirilen manilere bir mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir. BAŞINDAKİ YAZMANIN Başındaki yazmanın Çiçekleri solmaz mı Kız açsana yüzünü Biraz görsem olmaz mı Gel gel gel aman aman ley ley ley leylim Tuttum parmaklarından Çekmecemi açamam Öptüm yanaklarından Gülden gömlek biçemem Vallah alırım seni Padişah tahtın verse Beyin konaklarından Ben yarimden geçemem Bağlantı Bağlantı Derdim var dağlar gibi Yeşil ipek ezemem Söylemem eller gibi Ben canımdan bezemem Yana yana kül oldum Ellerin kızı için Virane bağlar gibi Deli olup gezemem Bağlantı Bağlantı[55] YOZGAT SÜRMELİSİ Of of Sabahınan esen seher yeli mi Benim gönlüm divane mi deli mi Durup durup yar göğsünü geçirir Yoksa bugün ayrılığın günü mü Vay vay annem sürmelim vay Of of Gel yar senin ilen bir kâm edelim Kavilden karara dönmemesine İkimiz bir dala yuva kuralım Başka daldan dala konmamasına Vay vay annem sürmelim vay Of of Kaşın çamelenmiş kirpik üstüne Havada buludun ağdığı gibi Çiy düşmüş de gül sineler ıslanmış Yağmurun güllere yağdığı gibi Vay vay annem sürmelim vay[56] c. Bağlantıları iki mısra olan türküler Farklı şekilleri vardır. Bir kısmının bentleri ve bağlantıları kendi aralarında kafiyelidir. Bentler genellikle aynen tekrarlanan sözlerdir. BULUT GELİR Bulut gelir pare pare Bulut gelir salkım saçak Dördü beyaz dördü kare Böğrüme soktular bıçak Sen açtın sineme yare Bana yalan sana gerçek Bulunmaz derdime çare Sebep olan Mevlâ'dan çek Aman ceylan aman dersin Bağlantı Bir gün canından bezersin KOYUN GELİR Koyun gelir yata yata Koyun gelir yozuyunan Çamurlara bata bata Ayağının tozuyunan Gelin Ayşe'm suya gitmiş Gelin Ayşe'm sele gitmiş Yosunları tuta tuta Yanı çifte kuzuyunan Aman Ayşe'm yaman Ayşe'm Bağlantı Dağlarbaşı duman Ayşe'm Ağılın önünde kavak Kavaktan dökülür yaprak Gelin Ayşe'm sele gitmiş Eli kına yüzü duvak Bağlantı [57] ŞEFTALİ AĞAÇLARI Şeftali ağaçları Bahçalarda idrişah Türlü çiçek başları Boyu uzun kendi şah Yaktı yandırdı beni İki gönül bir olsa Yarin hilâl kaşları Ayıramaz padişah Tin tin tinimini hanım Bağlantı Seni seviyor canım Bahçalarda kereviz Biz kereviz yemeyiz Bize Sinoplu derler Biz güzeli severiz Bağlantı [58] ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler Bentleri genellikle manilerden oluşturulan türkülerdir. Bağlantı olarak getirilen üç mısralı sözler birbiriyle kafiyeli olan sözlerdir. MADIMAK Madımak bitti m'ola Madımağın alları Yolları duttu m'ola Tutu m'ola yolları Elâ gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor Beni unuttu m'ola Yarin tatlı dilleri Ah madımak madımak Bağlantı Yar madımak madımak Dön de bir yol geri bak Madımak kurutmadım Yar seni unutmadım Hatırını saydım da Üstüne yar tutmadım Bağlantı [59] İNCE ÇAYIR BİÇİLİR Mİ İnce çayır biçilir mi Sular ayaz içilir mi Bana yardan vazgeç derler Yar tatlıdır geçilir mi Ağam ben yandım paşam ben yandım Ellerin köyünde eğlendim kaldım Bir vefasız yare bağlandım kaldım Aman ördek yeşil ördek Elinizden elinizden Kanadını deşir ördek Kurtulaydım dilinizden Çift gidersin tek gelirsin Yedi başlı ördek olsam Hani senin eşin ördek Sular içmem gölünüzden Bağlantı Bağlantı[60] d. Bağlantıları dört mısra olan türküler Bağlantı sözleri dört mısralık manzum parçalardır. Bunun yanında bağlantı olarak manilerin eklendiği türküler, hiç de az değildir. KARADUTA YASLANDIM Karaduta yaslandım Yağmur yağdı ıslandım Kınamayın a dostlar Şekerinen beslendim Gel gülüm etme gülüm Sensin benim sümbülüm Ezelden ayrı düştüm Sensin benim sevdiğim Karadut oyulur mu Çiğ sütten kaymak olmaz Güzele doyulur mu Güzele doymak olmaz Güzel seven yiğidin Eğil bir yol öpeyim Kolları yorulur mu Yolcuyum durmak olmaz Bağlantı Bağlantı[61] KEMANIMIN TELLERİ Kemanımın telleri Kekliğin gözü elâ Gezdim gurbet elleri Başıma açtı belâ Öyle yadıma düşmüş İgit ona demişem Yarin tatlı dilleri Sevdiğini tez ala Aman yare di gelsin Bağlantı [62] Canım yare di gelsin Sizin yar sizin olsun Bizim yare di gelsin 6. Bağlantıları beş mısra olan türküler Manilerden oluşan manilere bağlantı olarak yine mani getirilir ve bağlantının sonuna aynen tekrarlanan iki mısralık bir söz eklenir. İĞNEM DÜŞTÜ YERLERE İğnem düştü yerlere Güvem dalı eğmeli Karıştı gazellere Güvemini yemeli Tabiatım kurusun Hakikatli yar ise Bakarım güzellere Sevdiğine varmalı Hop şimdallı şimdallı Bağlantı[63] Yar kapısı mandallı Mandalını kırmalı İçeriye girmeli Yar olduğun bilmeli f. Bağlantıları altı mısra olan türküler KUNDURALIM Ata binip savuşma Çalıları dolaşma Sen babama dünür sav (da kunduralım) Gerisine karışma (da gel kibarım) Al elma kızıl elma İrafa dizili elma Sen alnıma yazıldın (kunduralım) İster al ister alma ( da gel kibarım) Sarı lira verelim saydıralam Beş-on lira verelim kandıralım Kaleden iniyordum Çağırsan duyuyordum Yarim ateş ben pamuk (da kunduralım) Püf desen yanıyordum (da gel kibarım) Bağlantı[64] g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler AĞLAMA CEYLAN BALASI Ağlaram yaşım gider Gülsem yoldaşım gider Geçmerem nazlı yardan Bilsem de başım gider Ağlama ceylan balası Sızlama ceylan balası Gider gözüv karası Soyunum bak canıma Hepsi sevdav yarası Özüv şıh özüv mulla Nedi bunun çarası Ağlaram ağlar kimin Ağlar ağladı meni Derdim var dağlar kimin Çarpaz bağladı meni Yüz yerden yaralıyam Demir zencir kâr etmez Gezerem sağlar kimin Zülfuv bağladı meni Bağlantı Bağlantı[65] h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler HAYRİYE Evden çıktı yürüdü Saçı yerde sürüdü Sağolası hayriye Cahil ömrüm çürüdü Hayriye Hayriye Hıldır hıldır yürüye Gelin ömrün çürüye Erim erim eriye Bizim evden geriye Üç adım gel beriye Kalın kaşlı Hayriye Hoş bakışlı Hayriye Bu dere taş arası Kız ben seni görünce Kirpiğin kaş arası Atlarım taştan taşa Nerde kaldın gelmedin Kurban olam hayriye Hey başımın belası Sendeki o bakışa Bağlantı Bağlantı[66] DEĞİRMENİN OLUĞU Değirmenin oluğu (Yar yareli gelin) Kavaktandır kavaktan (Yar yareli gelin) Gelinlerin duvağı (Yar yareli gelin) İpektendir ipekten (Başı sevdalı gelin) Kızlar yakar fenarı Keçeci baban geliyor Sancısı tutmuş ölüyor Arpa buğday çakıllı Şimdiki kızlar akıllı Güzeli nasıl severler Şöyle böyle severler Çirkini nasıl severler Bardaklığa teperler Aha böyle teperler Dama çıkma baş açık (Yar yareli gelin) Arpalar kara kılçık (Yar yareli gelin) Kız Allah’ın seversen (Yar yareli gelin) Bohçan al da yola çık (Başı sevdalı gelin) Bağlantı[67] ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler Bentler manilerden ibarettir. Her mısradan sonra, genellikle aynen tekrarlanan sözlerden oluşan bağlantılar eklenir. ÇİFTE HAVASI Eğilin ağmayalar Kızlar ekin biçiyor Vay benlim nenni nenni Bağlantı Sürmelim yaktın beni Suyu nerden içiyor Öynüğü boyamalar Bağlantı Bağlantı Gelin hona duralım Eğilin ekin biçek Bağlantı Bağlantı Kızlar vakit geçiyor Biz(i) ırgattan sayalar Bağlantı Bağlantı Kızlar kalıç atıyor Bağlantı Kolu kola çatıyor Bağlantı Kızlar çabuk olalım Bağlantı Kızlar güneş batıyor Bağlantı [68] (kalıç : orak) ÇAY AŞAĞI İNERKEN Çay aşağı inerken Çay aşağı çim tutar Yaz gelir leylek yuva yapar gider Bağlantı Kız gider oğlan gama bağlar gider Yitirdim tabancamı İki gelin mum tutar Bağlantı Bağlantı Tabancamı ararken Güzelleri severken Bağlantı Bağlantı Ben buldum eğlencemi Çirkinleri huy tutar Bağlantı Bağlantı[69] HA UN ELE Kapıda gümüş firke (de) Dumanım direk direk (de ha ha da) Ha yavruya hah ha da Ha güzele hah ha da Ha un ele hah ha da Ha dönele ha El yarine kavuşmuş (da) Darısı bize felek (De hah ha da) Bağlantı Çıra çaktım yanmadı (da) Meyil verdim alma (da hah ha da) Bağlantı Çok yalvardım Allah’a (da) Duam kabul olmadı (da hah ha da) Bağlantı Çaya indim oturmam (da) Elim suya batırmam (da hah ha da) Bağlantı Ben bir güzel kekliğim (de) Her avcuyı tutulmam Bağlantı[70] i. İki bağlantılı türküler OĞLAN GİDER İŞİNE Oğlan gider işine Yandım altun dişine Bileydim nişanlısın Hiç düşmezdim peşine Al oğlan bu da sana İçtiğin sular sana Oğlan darılma bana Beyaz gerdanım sana Aman ilahi gelin Sebebim sensin gelin Ben bir gonca gül idim Soldurdun beni gelin Karşıda ot bitmez mi İndim kuyu dibine Süpürseler gitmez mi Baktım suyun rengine Bir yiğidin kazancı Anneler kız besliyor On beş kıza yetmez mi Vermiyor sevdiğine Bağlantı Bağlantı[71] j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler DAR KÖPRÜDEN GEÇERKEN Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar Köprü salladı beni Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan Ben ele varmaz idim Uy aman yarim Ağam yolladı beni Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar Elim değdi eline Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan Altın kemer takınmış Uy aman yarim Yarim ince beline Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar Geldik omuz omuza Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan Benden sana fayda yok Uy aman yarim Yarim sen gelme bize Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim[72] |
|
|
|
|
|
#3 |
![]() Emektar
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: Dünyadan
Mesajlar: 837
Konular: 9813
Uye No: 3846
Cinsiyet: Bayan
Ruh Hali:
Teşekkür Sayısı: 4595
2695 Mesajı 3308 Teşekkür Aldı ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
5. KARŞILIKLI TÜRKÜLER
Türk şiirinin geleneği içinde karşılıklı şiir söyleme geleneği çok eskilere dayanır. İlk örneklerini Divanü Lügati't-Türk'te gördüğümüz kış-yaz tartışması bunlardan biridir.[73] Karşılıklı türküler, iki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türkülerdir. En fazla halk hikâyelerinde rastlanılır. Bu durumda konuları hikâyedeki sahneye göredir. Ekseriya, hikâye kahramanları olan kızla erkek arasında sevginin ön planda tutulduğu manzum konuşma şeklinde karşımıza çıkar. Karşılıklı türkülerin bir çeşidi de atma türkü ya da atışma türkü lerdir. Trabzon’da bir kişinin karşısındaki kişi veya kişilere türkü söylemesine türkü atma, bunu söyleyene türkücü, karşılıklı türkü söylemeye atışma, hitap veya tilmih şeklinde olup karşılık beklenmeyen türkülere de takma türkü denir.[74] Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek / vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler.[75] İki grup veya iki kişi tarafından ortaya konulur. Önce yedi heceli manzum söz söyler. Bu manzum parça, genellikle iki mısra olmakla beraber, üçlük, dörtlük hatta bent şeklinde de olabilir. Karşı taraf, ilk şekle uygun tarzda cevap vermek zorundadır. Şairlerden biri cevapsız kalıncaya kadar türküye devam edilir. Cevap veremeyen tutulmuş (mat olmuş) sayılır. Karşılaşma çok uzun sürer ayakta daralma olursa, buna “Türkü çıkmaz yola düştü.” denir.[76] Bu durumda şairlerden birisi ayağı değiştirir, türküye devam edilir. Atma türküler yapılarına göre iki, üç, dört ve diyalog şeklinde olmak üzere dörde ayrılır. Atma türkülerin bir kısmı, ikiliklerle başlayıp üçlüklerle, dörtlüklerle başlayıp ikiliklerle devam eder, bir kısmı da altılıklarda kuruludur. a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler Kafiye düzenleri: ab, cb, db, eb, fb... şeklindedir. Ahmet: Şükrü: Denizde buldum bir nar O cennet meyvasidur Rızık insani arar Ye etmez sana zarar Sağ solda iki melek Helâl Haram cem eder Hayırı şerri yazar İnsanoğlu ki azar Ecelin meft ki gelur Alt tarafı insana Her bir düzeni bozar Lazım bir kulaç mezar Beyitlerle söylenen atma türkülerden bazısı ardarda söylenmek suretiyle dörtlük meydana getirir. Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir sarraf istiyor vereyim mi Kiz: Yok ana yok ana ben ona varmam Sarrafin altini çoktur saydirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir bakkal istiyor vereyim mi Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona Bakkalin yemişi çoktur yedirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir kasap istiyor vereyim mi Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona Kasabin eti çoktur kiydirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir hallaç istiyor vereyim mi Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona Hallacin pamugu çoktur attirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir terzi istiyor vereyim ona Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona Terzinin dikişi çoktur diktirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir çoban istiyor vereyim ona Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona Çobanın nahiri çoktur otlatır bana ........ Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir kâtip istiyor vereyim ona Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona Kâtibin yazisi çoktur yazdirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir doktor istiyor vereyim ona Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona Doktorun ilaci çoktur içirir bana Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım Seni bir sarhoş istiyor vereyim ona Kiz: He ana he ana varirim ona Sarhoş içer içer sarilir bana [77] b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler Kafiye düzenleri: aab, ccb, ddb, eeb... şeklindedir. Gelin Kaynana Süpürmeden toz eder Öğle olmadan kalkmaz İki de bir söz eder El alemden utanmaz Kaynana kari kazuk Biz böyle uyumazuk Ya dilini tutarsın Pişman olursun gene Ya beni birakarsun Anla kendu kendune Bi yere duramazuk Başuna vuramazuk [78] c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler Kafiye düzenleri : abcb, defe, ghih..., aaab, cccb, dddb... veya abbc, deef, ghhi.. şeklindedir. Erkek: Kiz: Atma turki atarum Deremenun olugi Yüreguni yakarum Tikinedur tikine Eski çaruklarumi Çok açma aguzuni Bogazuna takarum Siçan düşer içine Elume çifte kürek Uşak senun fesune Karişturdum furuni Yama yaptum tersune Çok açma aguzuni Seni bagliyacagum Kirarum muncuruni Ahirun gerisine Deremenun üstine Arkama sepetika Taşlara bak taşlara Gidiyirum yapraga Sen türki bilmiyisun Bi turki demegilen Hadi ordan maskara Soktum seni topraga[79] (deremen : degirmen, muncur : dudak, sepetika : küçük sepet) Beyitler yahut dörtlükler şeklinde ortaya konulan karşılıklı türkülerin çoğu bir olaya bağlıdır. Şayet olay bilinirse türkü güzellik kazanır ve daha çok beğenilir. d. Diyalog şeklinde atma türküler DEMİRCİLER DEMİRİ NEYLE DÖĞERLER? -Demirciler demiri nasil dögerler? -Kalaycilar kalayi nasil kalarlar? -Şöyle dögerler, böyle dögerler. -Şöyle kalaylar, böyle kalaylar. -Şöyle mi? -Şöyle mi? -Şöyle. -Şöyle. -Böyle mi? -Böyle mi? -Böyle. -Böyle. -Var yare söyle. -Var yare söyle. -Oduncular odunu nasil keserler -Sobacilar sobayi nasil yaparlar? -Şöyle keserler, böyle keserler. -Şöyle yaparlar, böyle yaparlar. -Şöyle mi? -Şöyle mi? -Şöyle. -Şöyle. -Böyle mi? -Böyle mi? -Böyle. -Böyle. -Var yare söyle. -Var yare söyle.[80] B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir. Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81] Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları...) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm...) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider: 1. Ninniler ve çocuk türküleri 2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri), 3. Aşk türküleri, 4. Merasim / tören türküleri, 5. Iş türküleri, 6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler, 7. Kahramanlik türküleri 8. Ölüm türküleri (agitlar), 9. Mizahî türküler, 10. Karşilikli (muhavereli) türküler), 11. Oyun türküleri.[82] Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar: Konularına göre türküler: 1. Lirik türküler a. Ninniler b. Aşk türküleri c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri ç. Ağıtlar d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler 2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri 3. Anlatı türküleri a. Efsane konulu türküler b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler c. Tarihlik konuları alan türküler Kullanıldıkları yere göre türküler 4. İş türküleri 5. Tören türküleri a. bayram türküleri b. Düğün türküleri c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler ç. Ağıt töreninde söylenen türküler 6. Oyun ve dans türküleri a. Çocuk oyunlarında söylenenler b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83] A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir: 1. Aşk, sevda t. 2. Gurbet, ayrılık, hasret t. 3. Ağıt t. 4. Ninni yapısı gösteren t. 5. Mizahi t.- güldürücü t. 6. Eleştiri t. ve taşlamalar 7. İş ve meslek t. 8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.) 9. Olay t. 10. Tarihi t. 11. Eşkıya ve başkaldırı t. 12. Askerlik t. 13. Evlilik t. 14. Karşılıklı t.-atışma t. 15. Çocuk t. 16. Doğa t. 17. Hayvan t. 18. Öğretici ve öğüt verici t. 19. Oyun t. 20. Hapishane t.[84] Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik: 1. Tabiat Türküleri 2. Aşk Türküleri 3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler 4. Tören Türküleri a. Düğün Türküleri aa. Kına Türküleri ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri ac. Gelin Alma Türküleri aç. Gelin karşılama türküleri ad. Güvey Türküleri ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..) b. Ayin-i cem Türküleri c. Sayacı Türküleri ç. Oturak Türküleri 5. Askerlik Türküleri 6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler 7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler 8. Olay Türküleri 9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler 10. Satıcı Türküleri 11. Ekin Türküleri 12. Ramazan Davulcusu Türküleri 13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler 14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri 15. Gurbet ve Hasret Türküleri 16. Meslek ve iş Türküleri 17. Eşkıya Türküleri 18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar) 19. Ninniler ve Çocuk türküleri 20. Hapishane Türküleri 21. Mizahî Türküler 22. Yergi Türküleri 23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler .................................................. .............. 1. Tabiat Türküleri Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle *** *** dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, tez elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir. DAĞLAR Senin yazın kışa benzer Selviye benzer meşesi Bir sevdalı başa benzer Del'olup aşka düşesi Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi Duman eksilmeyen dağlar Burcu burcu kokan dağlar A dağlar ahulu dağlar Bağlantı Eşinden ayrılan dağlar Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var Acı tatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var Gördünüz mü bakan dağlar Gözyaşları akan dağlar Bağlantı Bağlantı [85] YAYLA TÜRKÜSÜ Güz gelende dağlara Yaylaların başına Yayla kovanlar kalır Kar yağar ince ince Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız Seven seveni alır Yayladan ayrılınca Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden Yaylanın düzlerine Çiçekler dizi dizi Seneye gelemezsek Gelenler ansın bizi [86] ÖTME BÜLBÜL Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin TURNALAR İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ'm onara Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı cananımdan haber alayım Bağlantı Bağlantı (Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan) 2. Aşk Türküleri Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir. KALENİN ARDINDA Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı Elalem al giymiş ben karalıyam Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim Bağlantı Bağlantı (don : elbise) KÂTİP Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur Kâtibimin setresi uzun eteği çamur Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum Mendilimin içine lokum doldurdum Ben kâtibi arar iken yanımda buldum Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır 3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika'nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir. BUDİN* Budin dedikleri Aksu'yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü Geldi küffar aldı kale-i Budin'i Geldi küffar aldı kale-i Budin'i Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni Budin'in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin'i İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni Budin'in içinde biz üç kız idik Altun kafes içre besli kuzuyduk Küffarın eline lâyık değildik Geldi küffar aldı kale-i Budin'i Aldı budin kalesini geçti bedeni[87] HAVADA BULUT YOK Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var Adı Yemen'dir gülü çemendir Bağlantı Giden gelmiyor acep nedendir Burası Muş'tur yolu yokuştur Giden gelmiyor acep ne iştir Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler Bağlantı Bağlantı Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış Bağlantı Bağlantı[88] (redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti) ESTERGON KALASI Estergon kalası su başı durak Kemirir gönlümü bir sinsi firak Gönül yar peşinde yar ondan ırak Akma Tuna akma ben bir dertliyim Yar peşinde koşar kara bahtlıyım Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar Bağlantı Bağlantı Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı Bağlantı Bağlantı [89] PLEVNE Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90] SARI ZEYBEK Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır Yağmur yağar silahları ıslanır Deli gönül birgün olur uslanır Yazık olsun telli doru şanına Eğil bir bak mor cepkenin kanına Şu dağları kara duman bürüdü Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü Sarı Zeybek bu dünyada bir idi Yazık olsun telli doru şanına Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91] 4. Tören Türküleri Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir. Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz: a. Düğün Türküleri aa. Kına Türküleri ab. Baş Öğme Türküleri ac. Gelin Alma Türküleri ad. Güvey Türküleri ae. Oyun Türküleri b. Ayin-i cem Türküleri c. Sayacı Türküleri ç. Oturak Türküleri a. Düğün Türküleri Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir. Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle "of çektir"ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir. aa. Kına Türküleri Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır. Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92] Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır. SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ Çaktılar çaktılar çakmak taşını Kurdular kurdular düğün aşını Sesleyin gelinin bey kardaşını Şen anam şen anam evin şen olsun İşte ben gidiyom evin gen olsun Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası Bağlantı Bağlantı Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu Bağlantı Bağlantı Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası Bağlantı Bağlantı Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını Bağlantı Bağlantı Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi Bağlantı Bağlantı Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler Bağlantı Bağlantı Sırtımı verdiğim duvarlar Elimi yuduğum pınarlar Sallanıp gezdiğim odalar Bağlantı Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir. KINA TÜRKÜSÜ Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93] KINA TÜRKÜSÜ Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider ..................... Ağır yayığını yaydığım ana Yaldız tereğini dizdiğim ana [94] ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler. Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir: Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler. BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı Kavim kardeş kuzu gibi meleşti Bu ayrılık hep kızlara bulaştı Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı) Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun Babam kıratını çaya bağlasın Kırat kişnedikçe anam ağlasın Anamın kızı var beni neylesin Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı) Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar Bağlantı Bağlantı Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna Bağlantı Bağlantı Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler Bağlantı Bağlantı Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı Anası babası konağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü Bağlantı Bağlantı Görünüyor bizim elin taşları Görünmüyor bizim elin söğüdü Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları Ben gelirken ekipleri yog idi Anamın babamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidi Bağlantı Bağlantı Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız Irafa koyamam elim yorulur Anayı babayı issiz koyan kız Dışarı çıkamam kaynım darılır Evini barkını sessiz koyan kız Bağlantı Bağlantı Gurbete gidenin bağrı taş gerek Altı arap atlı beş kardaş gerek Her zaman her daim gönlü hoş gerek Bağlantı[95] ac. Gelin Alma Türküleri Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar. Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur. DÜNÜRCÜLER GELDİ Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi Altın tas içinde kınam ezildi Alnımıza böyle yazı yazıldı İşte ben giderim şen olsun eviz Ben gittikten sonra gen olsun eviz Çegile taş atma batar da gider Uzağa kız verme (anam) iter de gider Anayı babayı (anam) atar da gider Bağlantı Elimi attım asma terekler Belim yasladığım asma direkler Ahırda iniler çifte medekler Bağlantı (Özbek, 412-413) (gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu) aç. Gelin Karşılama Türküleri Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur. GELİN KARŞILAMASI Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun Hoş geldin hanemize Dert saldın yaremize Senin gibi bir güzel Girmiştir aremize[96] ad. Güvey Türküleri Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler. GÜVEYİ TÜRKÜSÜ Yatsıya varmadan güveyi koyarlar Zengini zengine arar da bulurlar Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar Yatsıya varmadan güveyi koyarlar Yar yardan ayrıldı Yar bana darıldı Vah vah küstü darıldı Dereden dereye urgan gererler Urganın üstüne yorgan sererler Güzeli candan severler Çirkini baştan savarlar Haydi boylu güzelim Nereleri gezelim Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416) ae. Oyun Türküleri Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi...) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar. MİSKET (Ankara) Güvercin uçuverdi Kanadın açıverdi (ben yandım aman) Elin oğlu değil mi (aman aman) Sevdi de kaçıverdi A benim aslan yarim Dağlara yaslan yarim Dağlar cefa götürmez Sineme yaslan yarim Güvercinim uyur mu Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman) Misket orda ben burda (aman aman) Buna can dayanır mı A benim hacı yarim Başımın tacı yarim Eller bana acımaz Sen bari acı yarim [97] ŞEKER OĞLAN Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel Sar'altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan Aman şeker oğlan Bağlantı Yandım şeker oğlan Anasına küsmüş Damda yatar oğlan Kayaya koydum kutu Herkes yarine mutu Gelinler tatlı yesin Kaynana semizotu Bağlantı[98] İĞDELİ GELİN Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı İğdesin aldırmış sevdalı gelin Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi Bağlantı Bağlantı[99] BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini Dönüver de maydan senindir Bağlantı Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü Bağlantı Bağlantı[100] ÇÖKERTME (Muğla) Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet Bitez de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Bitez yaylası Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı Bağlantı Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim Bağlantı[101] ÇAYDA ÇIRA YANIYOR Çayda-çıra yanıyor Çayda-çıra yüz çıra Ay tutulmuş sanıyor Yandılar sıra sıra Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı Herkes seni tanıyor Giderim ardı sıra Ay tutulmuş kararmış Hayda-çıra yanıyor Gelin hanim sararmış Humar göz uyanıyor Nine mumları getir Fitil çifte yara bir Oğlun hulku daralmış Yürek mi dayanıyor Çayda-çıra yakarım Yanar çayda-çıralar Yar yoluna bakarım Kızlar oyun sıralar Bir yüz görümlüğüne Gelin hanim gelince Beşi-birlik takarım Tefçi alır paralar [102] (hulk : bogaz) b. Ayin-i cem Türküleri Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü'l-Cem' dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü'l Cem Toplanti Töresi demektir. Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür. Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105]. Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan'a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz. c. Sayacı Türküleri Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu'da ve bilhassa Doğu Anadolu'da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur. SAYA TÜRKÜSÜ Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun Elli günü sayasın Gümbür gümbür yayasın Foşur foşur sağasın Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin [106] |
|
|
|
|
|
#4 |
![]() Emektar
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: Dünyadan
Mesajlar: 837
Konular: 9813
Uye No: 3846
Cinsiyet: Bayan
Ruh Hali:
Teşekkür Sayısı: 4595
2695 Mesajı 3308 Teşekkür Aldı ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
BAHÇEDE BARIM KALDI
Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban Elli günü say otur Dildökümü bin olsun Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun Veren eller sağ olsun Damağınız çağ olsun Sayacıyı sayanın Oğlu kızı çoğ olsun [107] (bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : "Kuzu ayı" denilen Mart, damak : keyf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş'e) ç. Oturak Türküleri Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, keyif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler. Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir. SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından Geçmiş olsun (...) Paşa Yahnisi koyun budundan Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı Olacak sohbet senindir Senindir gerçek senindir Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi Bunlar saraylı hastası (...) Bey’in has komşusu Bağlantı Bağlantı Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa On beş ahbap sözü ile Kadem ola (...) Paşa Bağlantı Bağlantı[109] 5. Askerlik Türküleri Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin tezkereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir. ASKER YOLU BEKLERİM Asker yolu beklerim Günü güne eklerim Sen git yarim talime de Ben burayı beklerim Mendilimde gül oya Gülmedim doya doya Asker yolu beklerim de Günleri saya saya Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan Bağlantı Bağlantı[110] ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111] BİR MEKTUP YAZDIM Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112] 6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler ÇİĞ KÖFTE Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte Servi kavak uzun uzun Yaprakları düzüm düzüm Ev sahibi ik gözüm İlle canım çiğ köfte [113] 7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler HOROZ Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı Çil horozum yok oldu Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı Bağlantı Bağlantı Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler Bağlantı Bağlantı Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı Bağlantı Bağlantı Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi Bağlantı Bağlantı [114] PİŞİGE VURDUM TAŞINAN Pisige vurdum taşınan Gözleri doldu yaşınan Kebabı yuttu şişinen Ev harabın pişiği Tezharabın pişiği Pisik de değil kendisi Ay havar havar havar Onların kastı bende var Hastayım vay başım döner Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari Bağlantı Bağlantı[115] (pisig / pişig : kedi) SIÇAN TÜRKÜSÜ Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan Bizim sıçan evlenici Parası çok hak verici Dükkânlardan un alıcı Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116] 8. Olay Türküleri Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar. YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler: Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler Annesinin bir tanesini hor görmesinler Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim Babamın bir atı olsa binse de gelse Annemin yelkeni olsa açsa da gelse Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117] 9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı Al baharlı mavi dağlar Bağlantı Yarim gurbet elda ağlar Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118] Yarim gurbet elda ağlar Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir: Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119] MADIMAK Madımak bitti m’ola Madımağın alları Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri Ah madımak madımak Bağlanatı Yar madımak madımak Dön de bir yol beri bak Madımak kurutmadım Madımak biter oldu Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu Bağlantı Bağlantı[120] 10. Satıcı Türküleri KİLCİ TÜRKÜSÜ Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu. KİLCİ TÜRKÜSÜ Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta Kil isteyen hanımlar Bağlantı Kil alan var mı Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan Bağlantı Bağlantı Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler. Kadınlar: Kilci: Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya Bağlantı Bağlantı Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban Bağlantı Bağlantı[121] 11. Ekin Türküleri Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir. Ağarmış arpası fiği kurumuş Benim yarim dere dere yorulmuş Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş Gel otur yanıma yar n’olur n’olur Akşam olup gölge köye dönünce Saçinin ucuna belik örünce Ekin bitip irgat köye dönünce Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur Su yolunda ben o yare kavuştum Yar aşagi ben yukari savuştum Kaç gündür küsülüyüm o yar ile Öptüm yanagindan yine bariştim [122] 12. Ramazan Davulcusu Türküleri BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123] 13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler HEKİMOĞLU Hekimoğlu derler benim aslıma Aynalı martin yaptırdım kendi neslime Hekimoğlu derler ufak bir uşak Bir omuzdan bir omuza on arma fişek Konaklar yaptırdım mermer direkli Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli Konaklar yaptırdım döşedemedim Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124] 14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri BİR OF ÇEKSEM Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır Bugün posta günü canım sıkılır Ellerin mektubu gelmiş okunur Benim yüreğime hançer sokulur Bir of çeksem karşıki dağlar iniler İflah etmez bu dert beni yeniler [125] BURÇAK TARLASI Sabahınan kalktım südü pişirdim Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası Burçak tarlasında yar yar gelin olması Sabahınan kalktım ezan da sesi var Ezan sesi değil burçak yası var Sorun şu adamın kaç tarlası var Bağlantı Elimi salladım değdi dikene İlahi kayınbaba ömrün tükene İntizar ekerim burçak ekene Bağlantı Elimin kınasın ezdirmediler Gözümün sürmesin süzdürmediler Burçak tarlasında gezdirmediler Bağlantı [126] HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI Hastane önünde incir ağacı annem ağacı Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize Bağlantı[127] 15. Gurbet ve Hasret Türküleri KIŞLANIN ÖNÜNDE Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı Sabahtan sabaha okunur ezan Okumak bilemem okuyam yazam Yaz mektup sevdiğim postaya bırak Bağlantı [128] HASRET TÜRKÜSÜ Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı Sarardı benzim de kalmadı kanım Kalkmıyor gönlümden kederim gamım Gurbet elde gezer o nazlı yarim Bağlantı[129] 16. Meslek ve İş Türküleri BERBER VER AYNAYI BAKAYIM Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi Aman berber Bağlantı Göğsü mermer Yanağı aller Dudağı baller of Berber bayıldı Leylâ’m Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım Bağlantı Bağlantı[130] ÇULHA TÜRKÜSÜ Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık Çıkrığımın alt direği Üstüne yağar kırağı Gözümün nazlı çırağı Ne helâldir bu çulhalık [131] 17. Eşkıya Türküleri ALİ EFE Al’efe’nin evleri konağa yakın Yağla martinini de Al’efem koluna takın Kamalı geliyor kendini sakın Al atı var kır atı var yol mu da dayanır Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır Kuyalanın altından eğildim geçtim Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim Baglanti Kuyalanin altinda inden aman evim var Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var Soma kazasında aman benim yarim var Bağlantı [132] 18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar) Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi. 19. Ninniler ve Çocuk türküleri Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi. 20. Hapishane Türküleri MUHPUSHANE HAVASI Ne zalımdır mahpushane havası Çocuklar ağlıyor ister babası Adımıza verdiler idam cezası Mahpushane seni yapan kör olsun Kör olsun da ik’elleri kırılısın Akşam olur firengiler vurulur Gardiyanlar önümüze kurulur Anama beni ziyaretten yorulur Bağlantı[133] HAPİSHANE İÇİNDE Hapishane içinde yayılır kazlar Bayramdan bayrama çalınır sazlar Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım Hapishane içinde bir mermer direk Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek İdam cezasına dayanmaz yürek Bağlantı Hapishane içinde ötüşen kuşlar Hayırdır inşallah gördüğüm düşler Herkes sevdiğine canlar bağışlar Bağlantı Hapishane suyu içinden akar Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar Gardiyan darılır canımı yakar Bağlantı 21. Mizahî Türküler İSTANBUL’DAN GELİRKENE İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan ÇEKİRGEM UÇAR GELİR Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı Kanadın açar gelir Kanı yere damladı Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı Çekirgem geldi taşa Yazılan gelir başa Dümbek de boylu çekirgem Dalgalı yeşilim Düğünüm kaldı kışa [134] 22. Yergi Türküleri Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz. ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135] 23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim. YAŞ TÜRKÜSÜ Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136] C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir. Cide: Fatıma'm nnerden geliyon Bartın'dan Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma yanındaki kumandan Tokat: Ayşe'm nerden gelin Alan'dan Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm yanındaki kocandan Uşak: Ayşe'm nerden geliyon Uşak'tan Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe'm belindeki kuşaktan Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137] Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır. 1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.) 2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.) 3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler. 4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler. 5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138] Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir. Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir. Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir. A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir. Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar. Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir: 1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine...) 2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. 3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır. 4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir. a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir. Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir. 5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140] B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava.. Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel mu*****izi önce üç ana gruba ayırır: 1. Enstrümantal musiki (saz musikisi) 2. Vokal musikisi (sözlü musiki) 3. Vokal-enstrümantal musiki Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler. 1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir. 2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir. 3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.[142] |
|
|
|
|
|
#5 |
![]() Emektar
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: Dünyadan
Mesajlar: 837
Konular: 9813
Uye No: 3846
Cinsiyet: Bayan
Ruh Hali:
Teşekkür Sayısı: 4595
2695 Mesajı 3308 Teşekkür Aldı ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:
1. Horon havalari, 2. Yol havalari, 3. Imece havalari 4. Gelin (kina) havalari, 5. Findik toplama havalari, 6. Atma ve kesme havalari, 7. Karşilamalar.[143] Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç. Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel'in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi...). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir. V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI A. TÜRKÜ-TEKERLEME Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir. PÜSKÜLÜM SEKME Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir. SEKELIM KIZLAR Sekelim kizlar sekelim hay hay Biz gelin almaya geldik hay hay Arpa bugday ekelim hay hay Verirsen kiza geldik hay hay Topumuz birdan kalkalim Vermezsen tuza geldik hay hay Hay sulu tasli sulu tasli hay hay Kaymak yemeye geldik hay hay Çay akar çakil akar hay hay Hay benim başi şallim hay hay Emmim saraydan bakar hay hay Daglari dolaşalim hay hay Egivermiş mor fesi hay hay Oynayip koklaşalim hay hay Edasi beni yakar hay hay Sevişim oynaşalim hay hay Tarlada tavşan kovalarken hay hay Düştüm dizimi ovarken hay hay Bir ari geldi viz dedi hay hay Kalk çeyizini düz dedi hay hay YENGE KIZIN BIR TANE DIKENE DIKENE Yenge kizunbir tane Dikene dikene Saçlari dane dane Düştüm demir dikene Yenge kizun ikidur Alaca boncuk saçilmiş Küçügü benumkidur Demir diken açilmiş Yenge kizun üç oldu Alaca boncuk kaç boncuk Biri bana güç oldu Iligim düme kaytancik Yenge kizun dört oldu Kaytanciga varmali Biri bana dert oldu Şurdan üzüm almali Yenge kizun beş oldu Kimler ile yemeli Biri bana eş oldu Kizlar ile yemeli Yenge kizun altidur Kizlar bana ne gerek Yanaklari tatlidur Altin başli kuş gerek Yenge kizun yedidur Kuşu vursam öldürsem Bir tanesi dertlidur Elim kana bulaşir Yenge kizun sekizdur Elimi nerde yuyayim Bir tanesi semizdur Ak kurnada yuyayim Yenge kizun dokuzdur Ak kurna benim olsa Bir tanesi domuzdur Tahtadan donum olsa Yenge kizun on tamam Ali kardeşim olsa Bayildum aman aman[144] Peygamber babam olsa Igne getir dikelim Sindi getir biçelim Karaaslan’a göçelim Karaaslan bucak bucak İçinde demir ocak Demir ocak yıkılmış Kadınım bana darılmış...[145] B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir. ARZU İLE KAMBER Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer. Arzu: Kamber: Şu pınara gelenler Şu pınara gelmedim Elin yüzün yuyanlar Elim yüzüm yumadım Hergiz murat almasın İki gözüm kör olsun Bileziğim alanlar Ben bilezik almadım Hey handadır handadır Ay doğar ürüşanda Muhabbetim candadır Gün doğar perişanda Kadan alayım Kamber Kadan alayım Arzu Bileziğim sendedir Bilezik ne nişanda Arap at azılıdır Su akar oluk oluk Koyunlar kuzuludur Doldururlar beş tuluk Bileziğim üstünde Bileziğin bulana Tılısım yazılıdır Ne verirsin muştuluk Su aksın oluk oluk Doldursunlar beş tuluk Bileziğim bulana Bir canım var muştuluk[146] KİZİROĞLU MUSTAFA BEY Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür. Bir hışmınan geldi geçti Bir at biner Alapaça Kiziroğlu Mustafa Bey Fırsat vermez Kırat kaça Bu dağları deldi geçti Az kaldı ortamdan biçe Kiziroğlu Mustafa Bey Kiziroğlu Mustafa Bey Hanım kim canım kim Bağlantı Nigâr kim kim kim kim Kiziroğlu Mustafa Bey Bir beyin oğlu zor beyin oğlu Hay edende haya teper Vay ben ona eş olaydım Huy edende huya teper Anadan on beş olaydım Köroğlu’nu çaya teper Ben ona kardaş olaydim Kiziroglu Mustafa Bey Kiziroglu Mustafa Bey Bağlantı Bağlantı[147] C. TÜRKÜ-AGIT (Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü) Ç. TÜRKÜ-MANI (Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü) D. TÜRKÜ- NINNI (Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü) VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı” kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme ) denilmektedir. Mahnılar DAĞLARDA ÇİÇEK Dağlarda çiçek dererem sataram Bir üzü göyçek haradan taparam Haray yar elinden O gara tellerinden Eğer izin verirsen bala Öperem gözlerinden Bağlarda püste dererem sataram Bir boyu beste haradan taparam Bağlantı Bağlarda hurma dererem sataram Bir saçı burma haradan taparam Bağlantı[148] (göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu) TOY AHŞAMI Bahça bağa girmişem Etirli gül dermişem Gohum gardaşım deyib Yarı men beyenmişem Ay aşıg te’rifle bizim gelini Gaynına deyek bağlasın belini EL-oba desin: Ay bey toyun mübarek Bey sevindirsin obasını elini Bu dere derin dere Yetişdi toy ahşamı Suları serin dere Durun yandırın şamı Yardan cevap alınca Geline bezek vurun Yalvarmışam min kere Gelir oğlan adamı Bağlantı Bağlantı[149] Deyişme AMAN OVÇU Maral Ovçu Aman ovçu vurma meni Çekilmez yar duman yerden men bu dağın ay balam maralıyam Küserler yar uman yerden Maralıyam maralıyam Maralımı itirmişem Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam Gezerem yar güman yerden Ezizim gel bağ ilen Dolan gel yar bu dağ ilen Bahça ilen a balam bağ ilen Gül çiçek der budag ilen Dedin meni aranda gözle Sene yahşı yar demezler Yolun saldın a gülüm dağ ilen Men ölsem yar bu dağ ilen[150] (aran : yayla, güman : ümit) Tesnifler Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır: Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter. SARENC TESNİFİ Bağa girmerem sensiz Bu dağda bir maral var Gülün dermerem sensiz Başında tirme şal var Bağda guzu melese Adı çıhıp yadımdan Bil ki o menem sensiz Üzünde gara hal var Dilberim dilberim Bağlantı[151] Gel gel ahu balası Gel gel dağlar arası Ceyranım terlanım Gel gel ahu balası Uca dağlar lalası (terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal) B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır. UYUR İSEN UYAN YARİM Ak bacadan duman tüter Öte baktım beri baktım Zıngırdaklı duvan öter Al duvağım kendim attım Benim derdim bana yeter Ali’min yüzüne bektim Uyur isen uyan yarim Bağlantı Sabah oldu nazlı yarim Tan yerine nişan düştü Evimizin önü iğde Yengeler kapıya üştü İğdenin dalı yerde Ali’m dünyasından göçtü Benim yarim kara yerde Bağlantı Bağlantı MARTİNİM ALINMIYOR Martinim atınmıyor Martinim allı pullu Pahalı satılmıyor Almam sen gibi dulu Şu uzun gecelerde Alırsam kız alırım Yalınız yatılmıyor On parmağı kınalı Ha babam babam Bağlantı Ha babamla salla Meyvada göbeği salla HAVADA UÇAN TEYYARE Havada uçan teyyare Kestane kavrulur mu Selâm söylen o yare Kabuğundan ayırlır mı İşittim yar evlenmiş Yarin mektubu bende Geçinsin güle güle Yar benden ayrılır mı Yar aman aman Bağlantı Gel aman aman Kestaneyi kestiler Havada uçan kırlangıç Filiz sürmesin diye Kanadı angıç angıç Beni burdan aldılar Beni yardan ayıran Yar beni görmesin diye Kan kussun avuç avuç Bağlantı Bağlantı[152] C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır. Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır. Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler. NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ Oğlan tarafı Kız tarafı Ben pazara varayım Ben pazara varayım Yarime gırep alayım Yarime al fes alayım Oyası ben olayım Püskülü ben olayım İncili ***** yar yard Bağlantı Yar bize gelsin ne var Ben pazara varayım Ben pazara varayım Yarime fistan alayım Yarime mintan alayım Kuşayı ben olayım Gaytanı ben olayım Bağlantı Bağlantı[153] KINA TÜRKÜSÜ Çiçeyim çiçeyim Bir taş attım yamaca Sen doldur ben içeyim Bir kuş vurdum alaca Yarimi eller saracak Alacadır alaca Ben undan vaz geçeyim Kaşı gözü karaca Bir taş attım dallere Bir taş attım dereye Vardı düştü çöllere Kız çıktı pencereye Benim de yarim ufacık Kız Alla’nı seversen O da gitti ellere Al beni içeriye[154] KAHVE OLSAM Ka[h]ve olsam dolaplarda kavrulsam (aman aman aman) Toz duman olsam dağ başında savrulsam Kemer olsam yar beline sarılsam (aman aman aman) Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu Verin benim bağlamamı çalayım (aman aman aman) Ah çalayım da garip garip ağlayım Bir mendil ver gözyaşımı sileyim (aman aman aman) Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu[155] İLİMON EKTİM DÜZE İlimon ektim düze ilimon yar aman Amanım bitmedi kaldı güze vay Kız beni seni alırım ilimon yar aman Amanın ayrılık geldi bize İlimonum dedim nar geldi vay Yandı da yüreğim kar geldi vay Yarin beyaz kolları ilimon yar aman Amanın sarıldıkça dar geldi vay Fındık serdim harmana ilimon yar aman Amanım âşık olduk ben sana vay İkimizin derdini ilimon yar aman Amanım yazdıralım fermana vay Bağlantı[156] Ç. GAGAUZ TÜRKÜLERİ Wlodzımıerz Zajaczkowski, büyük emekler vererek hazırladığı Gagauzow Z Bulgarıı adlı eserinde, yüz kadar türkü metnine yer vermiştir. Türkülerin hemen hemen tamamı Bulgaristan, Yugoslavya ve Türkiye’deki türkülerle aynıdır. AĞIT TÜRKÜSÜ Şu karşıki daada bir yua yaptım O yuanın içinde yalnızca yatdım Eşim yavrularım gelecek diye yollara baktım Ah yandı yüreğim yoktur çayresi Onulmadık kaldı üreyimin yaresi Şu karşıki daada bir fener yanar O fenerin şafkına şahinner konar Eşinden yavrularından ayrılannar böyle mi yanar Bağlantı Alsam kuzumu kızımı iki dizime Çevirsem çevirsem baksam yüzüne Kara toprak dolacak gencicik yüzüne Bağlantı[157] ALİŞİMİN KAŞLARI KARE Alişimin kaşleri kare Sen açtın sineme yare Bulamadım derdime çare Görmedin mi ol civan Alişimi Tuna boyında Görmedin mi civan Alişimi macur daanda Evlerim var hane hane Evlerim var daa başında Beñlerim var tane tane Beñlerim var sol kaşımda Saramadım yene yene Saramadım genc yaşımda Bağlantı Bağlantı Evlerim var sundurmalı Beñlerim var kondurmalı Bir öpüşte soldurmalı Bağlantı[158] BEY YOLUNA GİDERKEN Bey yoluna gidârken Kopdu da kopdu kıyamet Ah bey yolu vah bey yolu Yandı da yandı kül oldu Yandıysaydı Bey yolu yandı Sana da bana da ne oldu Bey yolunun sarayları Bey yolunun konakları Demirdir kefkir yapılı Buldu da buldu selâmet Bağlantı Bağlantı[159] D. IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÜLERİ Iraklı Türkmenler türkülerini yüze yakın makamla icra ederler. Bunların içinde en çok Türkmen Bayat aşiretinin icadı olan Bayat, güçlü makam okuyucusu Şaltağ’ın icat ettiği Tiflis makamlarıyla Kazzaz, Nari, Miskin, Reşidî, Tahir (Zengüle/ Zengene), Ümergele makamlarıdır.[160] MUÇILA (MUSTAFA) TÜRKÜSÜ Ünlü hoyrat ustası Muçıla (Mustafa)’nın işlediği cinayetten sonra asılması üzerine ardından ağıt yakılır. Ağıt, kısa sürede halk arasında türkü olarak yayılmıştır. Seher oldum vardım bağa Hamamnan çıhıp terleyib Dur yanımda Gafur Ağa Ağzı kurrı su görmiyib Kanım döktiler kabağa Oğlan cahil evlenmiyib Aman hecci kıyma mene Bağlantı Muçı kıyıptı bu cana Belden meni deng ettiler Belini çaldı başıma Rengim yeddi reng ettiler Al kanı tökti kaşıma Kardaşıma deng ettiler Heber verin kardaşıma Bağlantı Bağlantı Belini çaldı boynıma Sukak dar ıydı kaçabilmedim Kanımı tökti koynuma Bağlı buğçanı açabilmedim Heber verin beg dayıma Dostı duşmanı seçebilmedim Bağlantı Bağlantı Meni vurdı bir bağvançı Meni bezden bezettiler Biri hecci biri Muçı Hak yerimi düzettiler Ahrette olı dilenci Musallada uzattılar Bağlantı Bağlantı[161] O YANA DÖNDER MENİ Çayır kısa biçilmez Her güzelden yar olmaz Su derindi geçilmez Seven bahtıyar olmaz Mene yardan geç deyer Yarı güzel olanın Yar şirindi geçilmez Gevli ihtiyar olmaz O yana dönder meni Bağlantı Bu yana dönder meni Üregimde yaram var Tabibe gönder meni Meni gördü güldü yar Gözleru ne mavıdı Dertlisiydim bildi yar Sinev keklik avıdı Açtı kulaç kolların Her gelen bir söz deyer Gözyaşımı sildi yar Seni mennen savıdı Bağlantı Bağlantı[162] SEN BİR YANA BİR YANA Kaşları çohtu senu Kaşları karasına Kiprıgu ohtı senu Hal bitip arasına Men seni çoh severem Bir kutu melhem eyle Haberu yohtı senu Sür bağrım yarasına Sen bir yana bir yana Bağlantı Men bir yana bir yana Çifte abalı dostım Kah gidah seyrana Kaşları yay menimçin Kara çadır haraldan Kiprıgu say menimçin Benzu seçtim maraldan Men öllem sene kurban Ne derdim var ne belam Sen ölev vay menimçin Sensen benzim saraldan Bağlantı Bağlantı[163] E. KARAY TÜRKÜLERİ Anavatanları Kırım yarımadası olan Karaylar, XIV. yüzyılın sonunda Litvanya büyük Prensi Vitold tarafından Litvanya’ya yerleştirilmişlerdir. Bugün Litvanya-polonya sinirlarinda yaşamaktadirlar. Her ne kadar Slavlarin etkisinde kalmişlarsa da dillerini ve törelerini korumasini bilmişlerdir. Musevi inanca sahiptirler. Nüfuslari 3.000 kadardir. Dilleri Kipçak-Kuman Türkçesine baglidir. MUZHUL KELIN ÜZÜNTÜLÜ GELIN Hayifsun tanri kelinimiz Merhamet göster tanri gelinimiz Yubat ani sen beyimiz Yatiştir ona sen kralimiz Nye astri sinih yiladir Ne kadar agir agliyor Birligiya yalbaradir Tevhidine yalvariyor Hörmyatli siyli biylyarim Hürmetli sayin baylarim Eşitiyiz sarnavlarim Işidin kederlerim Nye men özgyarak barindan Neden ben diger herkesten Ayrilma süvyarlyardyan Ayri düşmekteyim sevgililerden Yaşarmahimni sindirdiy Gelişmemi hep yiktin Zaman ensya ma kayirdiy Talihi benden çevirdin ..................... ........................ Kim kotaralir işlyarni Kim yapabilir işleri Tenrilik ken kenyaşlyarni Tanrinin nasihatleri Erkindyan anin bolundu Kuvvetinden herşey peydahlandi Şahislar mendyan tozuldu Düşünceler benden dagildi Yaratmah vahttan dünyani Yaratma zamanindan dünyayi Koydu bizgya kadagani Bize verdi yasayi Birliktya bolup ayirilma Bu birlikten ayrilmak Süvyaryardyan yirahlanma Sevgililerden uzaklaşmak ........................ Töravçülyarim kelgyandya Atalarim geldikçe Dostlariba bir bolhanda Dostlarla birlikte Kikillyarimni çeşkyandya Zülfümü çözmekte Sizlav koydular içimdya Aci koydular içimde Bar ol süvyar karindaşlarim Hep sevgili kardeşlerim Çebyar menim yoldaşlarim Cana yakin yoldaşlarim Kiyasa bezildim alarha Sanki onlari bezdirdim Salinhanimda bu avha Ve bu aga atildim .......................... Tohtanip kelin yaşindan Durdurup gelin yaşlari Aytti tügyal üragindyan Pak yüreginden dedi “Mahtavlar biygya aytayım Rabbıma övgü söyleyim Yaratuvçuma sarnayım Yaradanı methedeyim Kaçan bu anın erkindyan Hepsi onun emrinden Tüvül adam sahışından Kimsenin değil fikrinden Enkyatyam başım barına Başım eğilir hepsine Cahtlavçular saruvuna İlk önce düşen buyruğuna Biyançkya yaşım kayırılhey Yaşımı sevince değiştirsin Başlıhtan sonhum ulpayhey Başlangıç ve sonumda olgunluk versin[164] F. KAZAK TÜRKÜLERİ Gelin kızın evden alındığı sıra söylenen türkülere Kazak ve Kırgızlar car car, Özbek, Tacik, türkmen ve Uygurlar da yar yar derler. Car car türküleri; acı, umut ve dilekleri ihtiva eden türkülerdir. Car car türküsüne önce damadın tarafı başlar. Mısralar “car car” diye bitirilir. Dörtlük sayısı 4-6 arasında değişen bu türkülerin 7-8 hecelidir. Az da olsa 10-11 heceli şekilleri de vardır. Küvey (Damat) tarafı Alp kelgen bazardan kara nasar Çarşıdan getirilmiş kara kumaş Kara makpal savkele şaşıñ basar Kara kadife başlıklı saçını örter Munda akem kaldı dep kam cemengiz Babam burada kaldı diye üzülme Caksı bolsañ kayın atañ orın basar İyi olrsan kaynatan onun yerini alır Kelin (Gelin) tarafı Esik aldı karasu meydan bolsın Eşik önü karasu meydan olsun Ak cüzimdi körgendey aynam bolsın Ak yüzümü gördüğüm gibi aynam olsun Kayın atası bar deydi osı Kazak Kaynatası var der o Kazak Aynalayın akemdey kaydan bolsın Kurban olayım babam gibi nasıl olsun Küyev tarafı Ak koyan kaşar cotalap Ak tavşan kaçar yokuş yukarı Ak taylak öser botalap Ak deve çoğalır yavrulayarak Nege munşa cılaysıñ Nice böyle ağlarsın Artıñnan iniñ barar apalap Ardından kardeşin gelir görmeye abla diyerek Kelin tarafı Tekemettiñ şet bavın oya tursın Keçe, kilim kenar bağını işleyedursun Toy basına tuv biye soya tursın Düğün başına kısraklar kesedursun Men şeşeme aytayın akeme ayt dep Ben anneme söyleyeyim “Babama söyle” diye Meni dese bıyılşa koya tursın Beni dinlerse bu yıl bekleye dursun[165] G. KIBRIS TÜRKÜLERİ Her ne kadar on bir heceli mısralardan oluşan bentlerle söylenmiş örnekler bulunsa da Kıbrıs Türkülerinin çoğunluğu manilerle vücuda getirilmişir. Lirik türkülere nazaran hareketli türküler daha fazladır. HANAYLAR YAPDIRDIM Hanaylar yaptırdım döşedemedim Çifde kumruları eş edemedim Zalım felek ile baş edemedim Gonma bülbül gonma çeşme başına Şu gençlikde neler geldi başıma Hanaylar yapdırdım yüceden yüce İçinde yatmadım üç gün üç gece Gurbanlar keseyim döndüğün gece Gonma bülbül gonma çeşme başına Şu gençlikde neler geldi başıma[166] ASKER TÜRKÜSÜ Askerliğe kandılar A benim pembe şalım İyi birşey sandılar Yanalım tutuşalım Dünyalarına doymadan Aramız derya deniz Ateşlere yandılar Biz nasıl kavuşalım Vapur düdük çalıyor Teyyareler vızılar Askerleri alıyor Hep yürekler sızılar Analarla babalar Yazık oldu gençlere Hüngür hüngür ağlıyor Hep gitti ana kuzular[167] DOLAMA DOLAMAYı Dolama dolamayı İki cihan oyunda Getirin bağlamayı Elma tüter koynunda Kimden alıştın yavrum Ne güzel oyun oynar Bu göbek sallamayı Çingene var soyunda Aman aman elinden Bağlantı Sarsam ince belinden Öpsem dudu dilinden GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM Bir mendil aldım dereden Bahar çiçek açar dalda Yolum geçmez yar oradan Ömür geçer hep bu yolda Bin bir derdim var yaradan Benim gönlüm değil malda Güzel seni çok özledim Bağlantı [168] Üç ay oldu yol gözledim Hakikattir bu sözlerim MAGOSA LİMANI Magosa limanı limandır liman İskeleden çıktım yan basa basa Beni öldürende yoktur din iman Magusa’ya vardım kan kusa kusa Uyan Ali’m uyan uyanmaz oldu Magusa limanından aldılar beni Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu Üç mil uzağına attılar beni[169] H. KUMUK TÜRKÜLERİ Kumuklar, türkü yerine yır sözünü kullanırlar.Toy (düğün) larda kız ve erkeklerin karşılıklı olarak sarın denilen türküler okurlar. Sarınlar daha ziyade manilerden oluşan dörtlük şeklinde türkülerdir. YIRLAR Yaruk yılduz karşu toğar aylağa Yağasına yarlı yamav saldırgan Yazılanlar yahşi turar baylağ Yağasından bir gızbay aldırgan O yarlılık seni üyün yıhılsın Şunu da bir yannızlıktan bilemem O yannızlık seni belin büğülsün Şunu da bir yannızlıktan göremem Yağalağa yalnız terek ornalğan Avnağanın seni sarı saz mıdı Tamurları tavnu taşnı tarağan Yanındagı yoldaşların az mıdı Tibine bir sema asker gonağan Avnağanın seni gara gum mudu Yaprakları aşin yaprak bolağan Yanındagı yoldaşların gul mudu[170] (yarlılık : yoksulluk, yarlı : yoksul, saldırgan : koydurmuş, ornalğan : bitmiş, görünmüş, tamur : damar, avnağanın : yuvarlandığın, saz mıdı : toprak mıydı) SARINLAR Süydüm tayak süy tayak Sevdim değnek sev değnek Süyyenime tiy tayak Sevdiğime değ değnek Süyyenime tiymessen Sevdiğime değmezsen Otga tüşüp güy tayak Ateşe düşüp yan değnek Alma berip haptırdın Elma verip ısırttın Kökrek avruv gaptırdın Yürek ağrısı kaptırdın Alaman dep yandırdın Alacağım deyip yandırdın Almayman dep gandırdın Almayacağım deyip kandırdın Uvak uvak bolalar Ufak ufak olalar Maçiğime tolalar Ayakkabıma dolalar Kirli papaklı ulanlar Kirli papaklı oğlanlar Niye ökdem bolalar Niye kabadayı olalar Ökdem niye bolasız Kabadayı niye olasınız Sizden gayrı yok gimik Sizden başka yok gibi Ökdemlik size yakışmaz Kabadayılık size yakışmaz Samurada pok gimik El arabasında b.. gibi[171] I. NOGAY TÜRKÜLERİ Nogaylar Kıpçak grubuna dahildir. Dağıstan’da, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde Stavropol Krayı’nda ve Romanya’da yaşamaktadirlar. Bugünkü nüfuslari 76.000 kadardir. Yazili edebiyatlari olmamakla birlikte zengin sözlü edebiyatlari ve destan kültürleri vardir.[172] YAS KELINDIN ZARI GENÇ GELININ ZARI Atam saga ne bolgan Baba sana ne olmuş Mennen yavap soramay Benden cevap sormaksizin Tüzlikti süygen kişige Dogrulugu seven insana Izinsiz eş yaramay Izinsiz hiç iyi degil Atam maga ne ettiñ sen Baba bana ne yaptın Malday sattın zor ettiñ Mal gibi sattın zorladın Gül şeşektiy balañdı Gül çiçeği gibi yavrunu Azat basın kor ettiñ Bayımsız başını hakaret ettin On bes tuvar min manet On beş hayvan bir paraya Meni satıp bergen soñ Neni satarak verdikten sonra Men esiñde bolmadım Ben aklında olmadım Kızıl kabıñ tolgan son Kırmızı kabını doldurduktan sonra Men şe adem balası Ben de adam yavrusuyum Ayvan tuwıl satarga Hayvan değilim ki satılayım Namısıñ kalay şıdadı Namusum nasıl dayandı Balañnı satıp aşarga Yavrunu satarak yemeğe[173] COL BOYINA Col bayına güller ektim Yol boyuna güller ektim Onı da erkez koklaycak Onu da herkes koklayacak Erkezge kerek curtnıñ güli Herkese gerek yurdundan gülü Onı da erkez suwlaycak Onu da herkes sulayacak Ay pişken malina hop Ay pişmiş malina hop Bizge de kerek hep birlik Bize de gerek hep birlik Aşacaktır aşacaktır Açacaktır açacaktır Menim de ekken güllerim Benim de ektiğim güllerim Güller aştı şimdi keldi Güller açtı şimdi geldi Menim de raat künlerim Benim de rahat günlerim Bağlantı Bağlantı Ep karayık soldurmayık Hep bakarız soldurmadan Curtımıznıñ güllerin Yurdumuzun güllerini Unıtmayık hatırlayık Unutmayız hatırlarız Geşken kara künlerin Geçen kara günleri Bağlantı Bağlantı[174] İ. ÖZBEK TÜRKÜLERİ Özbeklerde gelin kızın baba evinden alınıp, damadın evine götürülmesi sırasında, kadınların koro halinde tefler eşliğinde söyledikleri türkülere yar yar veya car car denir. Bu türkülerle, gelinin ana-babası ve gelin yüceltilir, geline öğütler verilir, iyi dileklerde bulunulur, kederler dile getirilir. Kazak türkülerinde olduğu gibi mısra sonlarında “yar yar” denilir. I. ve III. mısralar 7, II. ve IV. mısralar 4 hecelidir. Kafiye düzenleri ; abcb şeklindedir. On bir heceli şiirler ise, beyitler halindedir ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Bunların sonunda da “yar yar” sözü söylenir. Torda turgan gilamniñ Yukarıda duran halının Bir gülidiñ yar yar Bir gülü idin yar yar Atañ bilen anañniñ Atan ile annenin Bülbülidnn yar yar Bülbülü idin yar yar Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama Toy seniki yar yar Düğün seninki yar yar Bedevletli bek yigit Sınırsız zengin bey yiğit Yar seniki yar yar Yar seninki yar yar Asmandegi yulduznı Gökyüzündeki yıldızı Atañ atgan yar yar Atan atmış yar yar Öz kızını tanımay Öz kızını tanımayarak Atañ satgan yar yar Atan satmış yar yar Kazandagi katlama Kazandaki katlama Katlanadı yar yar Katlanır yar yar Kıznı alıb yengesi Kızı alarak yengesi Atlanadı yar yar Hazırlanır yar yar Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama Yoliñ bolsın yar yar Yolun açık olsun yar yar Kolsa alıb süygüdey Kola açıp sevgi gibi Oğliñ bolsın yar yar Oğlun olsun yar yar Tahta köpır üstıden Tahta köprü üstünden Tay baradı yar yar Tay varır yar yar Dervazanı keñ açıñ Kapıyı geniş açın Ay baradı yar yar Ay varır yar yar[175] DERYA TALKIN SUVLAR TAŞKIN Derya tolkın suvlar taşkın otalmayman Derya dalgalı sular taşkın geçemem Atım arık menzilimge yetalmayman Atım zayıf menzilime ulaşamam Atginamni arık kılgen şu meyda taş Atımı zayıf yapan şu küçük taş Renginamni sarık kılgen ul kalem kaş Rengimi sarı yapan o kalem kaş Havlımızniñ arkasıda hayinçekke Avlumuzun arkasında salıncağa Çekke köylek yaraşadı kelinçekka İnci gömlek yaraşır geline Çekke köylek yengige tut kakaylik İnce gömlek yenine dut silkeleyelim Küyav töre bağrıga ot yakaylik Güvey beyin bağrına ateş yakalım Hay hay ölen can ölen gül kesganim Hay hayölen can ölen gül kestiğim Bir havlıda kuvalaşib teñ ösganim Bir avluda kovalaşarak beraber büyüdüğüm Hay hay ölen can ölen gül kayde bar Hay hay ölen can ölen gül nerede var Bir yahşıga bir yaman her kayde bar Bir iyiye bir yaman her yerde var Deryalarniñ ul yüzıde üylariñiz Deryalerin o yüzünde evleriniz Akarışıb körinadi boylarinniz Belirli belirsiz görünür boylarınız İpmidi ipek midi kiyganiñiz İp midir ipek midir giydiğiniz Bizdenam artık mıdı süyganiñiz Bizdende mi fazladır sevdiğiniz[176] (ölen : düğünlerde söylenen türkü) J. TATAR TÜRKÜLERİ Macar alimi Ignacz Kunoş’un 1915’te Estergon Kampında esir olan Tatarlardan derlediği mani, cır ve ninni gibi anonim ürünler, Zsuzsa Kakuk tarafından Kırım Tatar Şarkıları adıyla yayımlanmıştır.Bu kitapta 136 türkü bulunmaktadır. Dobruca Tatarlarının anonim ürünleriyle ilgili olarak yapılmış son çalışma ise, Prof. Dr. Enver Mahmut ve Dr. Nedret Mahmut’a aittir.[177] Biz burada iki örnek vermekle yetiniyoruz. (Elif) dedim (be) dedim Elif dedim be dedim Kadam saña ne dedim Yarim sana ne dedim Akan su merekeb olsa Akan su mürekkep olsa Yazılmaz benim derdim Yazılmaz benim derdim Elifim nuktalanğan Elifim noktalandı Az derdim çohçalanğan Az derdim çokçalandı Yetiş anam yetiş babam Yetiş anam yetiş babam Kaberim tahtalanğan Kabrim tahtalandı[178] ÖKSEK MİNAREDEN Öksek minareden attım ben bir daş Öksek minareden attım kendimi Ne anem bar ne babam bar ne hardaş Çoh aradım bulamadım dengimi Bu yar baña hem arhadaş em yuldaş Hırmızı güllerden alğan rengini Çubuğım yok yul yanına uzatam Temirciler temir düger tuç olor Tahatım yok yar yulına küz atam Süyip sayıp ayrılması küç olor A hız seni ben kimlere uşatam Almam desem o da maña iş bolor[179] ŞAL AT ĞEKTİM Şal at ğektim şanaga Beyaz at koştum kızağa Gibere berdim yaylaga Salıverdim yaylağa Menden kop kop selâm ayt Benden çok çok selâm söyle Al yanakli Leyla’ga Al yanaklı Leyla’ya Yar yar yar aman Yar yar yar aman Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman Uş karamfil asladîm Üç karanfil aşıladım Ayva suwina taşladim Ayva suyuna bıraktım Ğandan sûvgen varimnî Candan sevdiğim yarimi Ellerge bağişladîm Ellere bağışladım Yar yar yar aman Yar yar yar aman Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman[180] MEN ANAMIN BİR KIZI EDİM Men anamin bir kîzî edim Ben annemin bir kızı idim Konğa gül edim Gonca gül idim Aşîlmagan konğa gül edim Açılmamışgonca gül idim Sarardım soldîm Sarardım soldum At aylanmaz azbarîmdan At dönemez avlumuzdan Araba aylandi Araba dolandı Ğanim suymegen yerlerge Canım sevmedik yerlere Başîm baylandi Başım bağlandı Men bu keşe bir tiş kordim Ben bu gece bir rüya gördüm Uy tobem oyıldi Ev üstü oyuldu Annemden bir yar suydim Annemden bile saklı yar sevdim Alemge tuyuldi Âleme duyuldu Toy aldînden taş yükledim Köy önünden taş yükledim Arabam tolmadî Arabam dolmadı Öz köyimden bir yar suydim Kendi köyümden bir yar sevdim Menim de bolmadi Benim olmadı[181] CAWIN CIRI Caw caw cawınım Cawın cawsın tarlaga Balaban bolsın kawınım Darı biyday arpaga Sölde egin on bolsın Körinmesin boyından Köyde ambarlar tolsın Babam orak şalganda Cawın cawsın koraga Köy aldında konakay Cemiş şeşek soganga Boyı bolsın kamıştay Eki kartop bir minsin Onı körip kuwansın Böleşkende okkaga Tawık pepiş hem torgay[182] K. UYGUR TÜRKÜLERİ Folklor bakımından oldukça zengin olan Uygur Türklerinde türkü ve koşma söyleme alışkanlığı hâlâ canlı olarak yaşatılmaktadır. Söylenen parçalar şekil, ezgi ve konularına göre çeşitli adlarla adlandırılırlar. Teyipcan Eliyop bunları şu şekilde sıralar: Alley (ninni) koşmaları, çocuk oyunlarının koşmaları, düğün ve meşrep koşmaları, noruz koşmaları, karlık beyitleri, moçel koşmaları, ağıtlar, emekçilerin türküleri, tarih ve tarihe mal olan kişilere ait koşmalar, aşk ve muhabbet türküleri, insani faziletleri dile getiren koşmalar, gurbet türküleri vs.[183] Uygur Otonom bölgesinde, Merkit nahiyesinde yaşamakta olan Dolanlar eğlenceye düşkün bir boydur. Çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelerek kadınlı-erkekli eğlenirler.Buna Dolan Meşrebi denilir. Oyun ve cezaların da bulunduğu bu eğlencelerin en önemli kısmını musiki oluşturur. Meşreb sırasında Dolanlara mahsus olan Dolan Mukamı vardır. Dolan Mukamı; Zilbayavan, Uzhal, Rak, Muşaverek, Bombayavan, Cula, Simbayavan, Dogamet ve Hurekbayavan olmak üzere dokuz çeşit adlandırılır. Her mukam başlangıcı müteakıben, Çikitme, Senem, Selika (Senkas) ve Sırılma gibi bölümlere ayrılır. Mukamlarda söylenen koşaklarır durakları şu şekildedir: 4+3= 7, 4+4= 8, 5+5= 10, 8+5= 13. Dolan Mukamı özel çalgılarla icra edilir. Bunlar; Dolanravabı, Dolankılgeceyi ve teftir. Dolan Meşrebi sırasında okunan koşaklardan bazıları şunlardır: Şu görünün karabağ Şu görünen karabağ Meniñ yarimniñ bağıdır Benim yarimin bağıdır Dıpıniñ üni kiledur Tefinin sesi geliyor Didar körüşmek kaydıdur Görüşmemiz ne zaman Ay bilen kün dost iken Ay ile güneş dost imiş Çolpanga hemra yok iken Çoban yıldızına eş yok imiş Ahunumden sorısam Hocadan sorduğumda Aşıkka nika yok iken Aşığa nikâh yok imiş Karçugam kökülde kaldı Şahinim kakülde kaldı Men yınıp keldim bu yan Ben bu tarafa geldim Men yınıp kelgen bilen Ben bu tarafa gelsem de Könglimiz kökül sayan Gönlümüz kaküldedir Men bu yerni çöl disem Ben bu yeri çöl sanmıştım Çölemes gülzar iken Çöl değil gülzar imiş Togrıkı almıga ohşaş Meşeleri elma ağacı gibi Yulgunleri mazar iken Yılgınları mezar imiş Köyimen a köyimen Yanıyorum a yanıyorum Karşı karaga köyimen Kara kaşlıya yanıyorum Közlerini oynutup Gözlerini oynatıp Cannı alaga köyimen Canı alana yanıyorum Seherde sayragan bülbül Sabahleyin öten bülbül Endi sayramas boldı Şimdi ötmez oldu Aval karıgan yarlar Önce bakan yarlar Endi karımas oldı Şimdi bakmaz oldu Kaga cigdeñni yimeymen Karga iğdesi yemeyeceğim Tişim ağrıdu meniñ Dişim ağrır benim Meşugum yadımga yetse Sevgilimi düşünsem İçim ağrıdu meniñ İçim yanıyor benim Koyunuz barma hınım Koyununuz var mı hanım Koyga koşup koy bakkılı Koyunla birleştirip gütmem için Meyliniz bar mu hınım Bana meyleder misiniz hanım Kökrekke töşni yakkılı Göğsünüzde döşümü yaklaştırayım Çokanmu tigey deydu Genç kızlar da evleneyim diyor Cuvanmı haber saldı Yetişkinleri de haber yolladı Anısı yaman kırı Anası kötü ihtiyar Şahıda çapan saldı İpekli elbise istiyor Vah yaylıduk yaylıduk Vah yaylaya çıktık yaylaya çıktık Aksu Kuçar’da yaylıduk Aksu, Kuçar’da yaylaya çıktık Yumulak dönge çıkıp Yuvarlak tepeye çıkıp Yayrım kıni dep yığlıduk Yarim nerede diye ağladık[184] KARŞILIKLI KOŞAKLAR Erkek Dilberim ay yüzüñe Dilberim ay yüzüne Zeytüne dek halıñ bolay Zeytin renginde benin olayım Kiçe yanıñda yıtıp Gece yanında yatıp Kündüz hırıdarınn bolay Gündüzün müşterin olayım Kız Atlanıp sehraga çıksañ Ata binip köye gidersen Kamçı destiñ men bolay Kamçına sap ben olayım Bar elniñ közi sende Bütün elin gözü sende Til tumarıñ men bolay Nazarlığın ben olayım Erkek Taluçi talga tigemdu Dalın ucu dala değer mi Taluçi taldın yırak Dalın ucu daldan uzak Meylimiz sizge tüşüptü Gönlümü size kaptırdım Öyimiz andın yırak Evimiz ondan da uzak Kız Öy yırakı bolsa bolsun Evimiz uzak olursa olsun Köngül yırakı bolmısun Gönlümüz uzak olmasın İkkimiz aşna bolaylı İkimiz dost olalım Öydikiler tuymısun Evdekiler duymasın[185] KIRBİR YALGAN KOŞMASI KIRK BİR YALAN KOŞMASI Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz Men bir batur idim Ben bir batur idim Tağda keyik atur idim Dağda geyik avlardım Malhıyımnı kırga koyup Kalpağımı kırda bırakıp Kırk kızlar koğlar idim Kırk kızı kovalardım Ünmigen çığ tüvide Bitmemiş ot dibinde Törelmigen toşkannı Olmayan tavşanı Pütmigen çomak bilen birni salsam Yapılmamış çomakla bir vursam Kolımıgan orıga çüştü Kazılmamış çukura düştü Alte adamge basturdum Altı kişiye bastırtarak Yette adamge soydurdum Yedi kişiye kestirdim Alte patman goşı çıktı Altı batman eti çıktı Yette patman çavısı Yedi batman iç yağı Kıştın beri yevatimiz Kıştan beri yiyoruz Hılımu bar teng yamısı Hâlâ tam yarısı var İşenmiseñla karap bıkıñla İnanmazsanız görün bakın Kozukta turıdı kallısı Kazıkta duruyor kellesi Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz Meniñbaturlıkımnı şundan biliñla Benim baturluğumu şunlardan biliniz Yını yok koñgazni Bir tarafı olmayan böceği Yarga tartmay minettim Kıra çekmeden biniyordum Yırım çiñ kepekni Yarım kilo kepeği Kişige yöletmey artattım Yardım istemeden yüklerdim Keslençükke ok-yar atsam Kertenkeleyi oklasam Çala tigit kaçtı Tam isabet etmeden kaçtı Koñgazga minip koğlısam Böceğe binip kovalasam Beş davan aştı Beş geçit aştı[186] L. YUGOSLAVYA’DA TÜRKÜLER Kosova’da söylenen türküler başta ninniler olmak üzere agirlikli olarak aşk, gurbet, hapishane, agit, taşlama, güldürü ve tarih konulari işlenmiştir. DEGIRMENIN DÜNER TAŞI Degirmenin düner da taşi Degirmende ben cezerim Durmaz akar cüzümün yaşi Ah ben o yarin derdindeyim Duy aman aman Bağlantı Bey aman aman hey Degirmenden fenar da aldim Degirmenden buz celiyor Ah ben o yara neler da aldim Ben benzettim kiz celiyor Bağlantı Bağlantı UZUN KAVAK SELVI YAPRAK Uzun kavak selvi yaprak dalinda kurusun Dalindan düşen yaprak suda çürüsün Evvel benim idin ya şimdi çiminsin Cel benim ela cüzlüm aglatma beni Yüregimde sevdan çok aglatma beni Evlerimiz üni susam deresi Kizi çüvermeyor o domos anasi Kiz buraya celmeden yoktor çaresi Bağlantı Evlerimiz üni çevpçevre harman Aç beyaz cüksüni okiyayim ferman Bulunur mi sizde dertlere derman Bağlantı DRAMA ÇÜPRÜSI Drama çüprüsüni (more Hasan) cece mi ceçtin (more Hasan) Ecel şerbetini (more Hasan) ülmeden içtin Anandan babandan (more Hasan) nasil vaz geçtin (more Hasan) At martini more Debreli Hasan daglar inlesin Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin Drama çüprüsi (more Hasan) dardir çeçilmes (more Hasan) Souktur sulari (more Hasan) bi tas içilmes Anadan çeçilir (more Hasan) yardan çeçilmes (more Hasan) At martini more Debreli Hasan daglar inlesin Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin[187] |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|