![]() |
|
|
|
#1 |
|
SÜREYYA BERFE hayatı ve şiirleri 1943 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Metin yazarlığı yaptı, yayınevlerinde çalıştı. Şiirlerinde önce Süreyya Kanıpak adını kullandı. İkinci Yeni esintileriyle başlayan, toplumsalcı ve halkçı bir yönelim gösteren şiirinde konuşmayı eda olanağı olarak kullandı. BAZI YARALILARA Nereye bakıyorsun İşte yaralı insanların fotoğrafları İşte yangından çıkarılan çocuk cesetleri Bu, savaşmış bir atlının sakat kalan ayağı Bu kesik kol, önemsiz bir iş kazası Kime bakıyorsun İşte bacağından alınan üç parça kemik İşte bombardımandan sonraki yaralılar Bu, sınırı geçemeyenin aldığı yara Bu yarım adam, küçük bir işkence hatası Neye bakıyorsun Sayamazsın o ciğerdeki yaraları Kime bakıyorsun Bilemezsin geçmişindeki yaraları Nereye bebeyken nazar boncuğu Kime büyüyünce kurşun yarası Ama sen Yine de verirsin çiçeğini yaralı ağaç Uçarsın yaralı keklik Kan diner yol açılır Gün döner gece kısalır İsteyen denize isteyen kendine baksın ÇOBAN TÜRKÜLERİ 3. Dağdan indimse kurt sanma beni Soğuk vurdu inceldi boynum Yükseklere çıktım küçüldü yaşım Ay karanlık gel beri Dudağından emzir beni Şu dağın başı da kar ile boran Emmimin sözleri tümüyle yalan Ölür mü dünyada dengini saran Ay karanlık gel beri Dudağından emzir beni Ben ta ezelden yangınım sana Tomurcuk memeler koktu burnuma Gül döşenmiş şalvarının ağına Ay karanlık gel beri Dudağından emzir beni Köyümü özledim görmeğe geldim Ağzının içini öpmeğe geldim Yorganı üstünden atmaya geldim Ay karanlık gel beri Dudağından emzir beni Gün gelecek çıkacağım dağlara Belki yem olacağım canavarlara Kanım karışacak yayla toprağına Dökmeli donlum gel beri Dudağından emzir beni GURBET Ayışığı unuttu karları Nerdeyse tipi çıkar Yaralı bir keklik Uçtu önümden Bende kaldı kanadı NEDİRCİK YAVRUSU Nedir aydınlığı yaratan, günü güne benzeten hayatı yaşanır kılan, insanı insan eden? Nedir yarına inanmalar, inanmamalar geçmişteki gül bahçesi, gelecekti diken? Nedir azgınları, kaçkınları yola getiren iyileştiren, yaşama gücü veren? Nedir sevecenlik aşılayan, sıcaklık saçan destek, dayanak, merdiven? SEVGİLİ ARKADAŞIM 1. Gözlerinin rengi gibi Yüreğinin rengi gibi Saçların da kendi renginde Ama ben, ellerini gördüm önce Toplayan, düzelten, onaran ellerini Dokunduğuna soluk aldıran Telâşlı, usta, sevecen ellerini Geç anladım ve inandım Her gün daha çok inanıyorum Ellerin, güzel işlerin karıncası Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak 2. Yüzünün rengi gibi Dudaklarının rengi gibi Saçların da kendi renginde Ama ben, özverini gördüm önce İçinden çavlan gibi dökülen özverini Hep koşan, yürümeyi bilmeyen Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini Neye uzansa dirilten Susan, hüzünlenen, sıcak özverini Geç anladım ve inandım Gün gün daha çok inanıyorum Özverin, güzel işlerin arısı Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak 3. Derinin rengi gibi Sesinin rengi gibi Saçların da kendi renginde Ama ben, seni gördüm önce Gülen, yaşayan, bilen seni Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan Durduğu yere can veren Gönüllü, duyan, seven seni Geç anladım ve inandım Şimdi daha çok inanıyorum Sen, hayatın ablası Saf olan her şeyin mayası Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak 4. Sevgili arkadaşım benim Sana "sevgili arkadaşım" diyorum Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı İşte sana bir aşk şiiri İçinde "sevgilim" sözcüğü geçmiyorsa Suçun yarısı senin Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil Kendisini seviyorum senin gibi ŞİİR ÇALIŞMALARI 20. Olduğum yerden başlasam yaşamağa; olduğumu sandığım yerden. 22. Her geçen yıl eşyasızlığa alıştırıyor eşyasızlığı bana. Soğuyoruz günümüzün gözdelerinden ısınıyoruz yalına, yalınlığa. 23. Sordum yeni doğmuş bir bebeğe: -Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? -Annemin sütünü düşleyerek. Bir mezarlıktan geçerken sordum ölülere: -Affedersiniz. Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz? -"Gelecek"leri düşünerek. TERSİNE MÜSLÜMAN Bulanık bir sabah Güneş çoktan doğmuş ama parlamıyor Metropolümüzün dışına - varsa - yürüyorum Yanımdan arabalı, çoluklu çocuklu aileler geçiyor İmanına kadar dolu trenler, vapurlar, minibüsler geçiyor Herkes o yana gidiyor Ben eve dönüyorum UÇURUM, SU, KIRLANGIÇ Alnın bir uçurum önce gözlerimin sonra dudaklarımın düştüğü ve her seferinde saçlarına takılıp kaldığı bir uçurum Serin bir su alnının kokusu Bu çok sıcak şehirde birdenbire önüne çıkan yenileyen dirilten serin bir su Gözlerin yükü ağır iki kırlangıç Bana doğru kalbime doğru uçan uçan iki kırlangıç Kimi zaman değip geçen kimi zaman çarpıp kalan karanlık şeylerden aydınlıklar taşıyan sevinçle kederi aşkla çileyi bugünle yarını yansıtan iki kırlangıç YANGIN YILI Öldürmüşler babamı Yangın yılında Dokunmadı kimseye Yelim yağmurum Yıllarca uyudum Kara dağlarda Ağaç mavzer yine Ot kurşun bugün Yeryüzü zulüm Gökyüzü işkence Yürüdüler mavzerler Kan döktüler önümde Yüreğime erik kurusu Bastım uyudum YENİ AŞK Yanında oturan ben değilim Zamanla dirilen anılar Sorular soran ben değilim Pişman eden merak Geçmişi kabartan ben değilim Yeni biten maceralar Seninle yaşayan ben değilim Yere düşen yaprak Duygularını şaşırtan ben değilim Gelip geçen acımalar Kolunda uyuyan ben değilim Uzaktan gülen aşk Karşında ağlayan ben değilim Yürekte esen rüzgâr YENİ GÜVEYİ Davullar zurnalar arasındaki şaşkın güveyi Yürümek isterim son yolunu Uyumak son geceni Görmek isterim düşünü Erginliğinde tanıdığın hayvanlarla boğuşmanı Ah toy güveyi Gelin geliyor gelin İç biraz daha Bir kurşun daha sık Gelin geliyor gelin Tayını tanıdığın atla __________________ |
|
|
|
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
| Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|