Uyuşturucu Kullanmadan Bilincimizi Nasıl Yönlendirebiliriz?  09 Ekim 2017, Saat 20:28
DurumuÇevrimiçi
Hata Benim Günah Benim Suç Benim
Gülendam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Uyuşturucu Kullanmadan Bilincimizi Nasıl Yönlendirebiliriz?

 
Yorum #1

Uyuşturucu Kullanmadan Bilincimizi Nasıl Yönlendirebiliriz?


Özellikle dünya çapındaki genç nüfus, duyularını açmak için çeşitli uyarıcılar ve uyuşturucular kullanmaktadır. Bilim insanları ise insanları uyuşturucudan uzak tutmak için çeşitli rahatlama ve zihni yönetme teknikleri geliştirmek için çalışmalar yürütüyorlar.

İnsan beyni, genellikle kozmik bir ‘süper bilgisayar’ olarak *düşünülür ve her bilgisayar gibi kontrolü dışarıdan müdahalelerle ele geçirilmeye çalışılabilir. Küresel uyuşturucu kullanım oranları, bu müdahalelerin illegal ve sağlığa zararlı yollar ile sıklaştığını ortaya çıkarıyor. Fakat beynimizin içine girip, onu yönlendirmenin farklı yolları da mevcuttur.

The Broadband Squish

‘Gerçeklik’ olarak tanımlanan bu deneyim, teknik olarak beynimizin gerçekleştirdiği bir oyundur. Bu yöntem ile beyin dalgalarını ya da beynimizin ürettiği elektrik sinyallerini dikkatlice ayarlanmış filtreler ile değiştirebiliriz.

Ne hissetmek istediğinize bağlı olarak ‘beyin dalgaları menüsünden’ dilediğiniz etkiyle ilişkili*bir seçim yapabilirsiniz. Örneğin; teta dalgaları, 4-8Hz frekanstadır ve sezgilerle bağlantılıdır. Fakat aşırı dozda maruz kalındığında çok fazla hayal kurulmasına neden olabilir.

Heather Hargraves, Batı Ontario Üniversitesi’nde değişen bilinç durumlarını iyileştirebilecek uygulamalar üzerinde çalışıyor. Hargraves, bilincin yönlendirilmesi ile ilgili olarak, şamanların zihinlerinin açık olduğunu fakat içsel bir odaklanma yaşayarak teta alanlarına girdiklerini söyledi. Çalışmalar, 0 ila 20 Hz arasındaki beyin dalgalarının halüsinojen oluşturmadığını, ancak beynin benlik bilincini kaybetmesine yol açtığını ortaya çıkardı.



Neurofeedback

Neurofeedback için, insanların kendi beyin dalgalarını kontrol etmeyi öğrenmelerini sağlayan bir ‘aynalı meditasyon’ diyebiliriz. Bu yöntem, aşırı aktif olduklarında anksiyete ve depresyona neden olan alfa ve beta dalgalarını düzenlemek için kullanılıyor.

Bu ‘meditasyona katılanlara bir Elektroensefalografi (EEG) başlığı takılır ve beyin dalgaları ölçülür. Katılımcılardan ekrandaki fraktal döngüleri izlerken beyinlerini boşaltmaları ve beyin dalgalarını 1-20 Hz’e düşürmeleri istenir. Bu sistemin güzel yanı, katılımcılar yaptıkları işler hakkında geri bildirim alırlar. Zihinlerini tamamen boşalttıklarında ekranda bir animasyon görünür olarak kalır fakat zihin yeniden aktif olduğunda ekranı gri bir sis bulutu kaplar.

Neurofeedback katılımcılarında, uyuşturucuların etkisini kaybettiğinde oluşan pozitif ruh hali anlamına gelen ‘afterglow’ oluştu. Katılımcılar, Neurofeedback oturumlarından sonraki günlerde çok daha pozitif oldular. Renklere ve seslere duyarlılıkları çok daha artmıştı.



Holotropik Solunum

Halüsinojen uyuşturucuların yasaklanmasının ardından Çek psikiyatr Stanislav Grof, hastalarının değişen bilinç durumlarını kontrol edebilmek için yasal yollar aramaya başladı. Geliştirdiği holotropik solunum tekniği; hızlandırılmış solunum, vücut çalışması ve müzik dinlemek üçlüsünün bir kombinasyonundan oluşur.

Holotropik Solunum’un kandaki karbondioksit miktarını arttırarak kanın daha alkali hale gelmesini sağladığı ve damarların kasılmasıyla vazokonstrüksiyona*yol açtığı düşünülüyor. Bu durum, holüsinojen ilaçların beynin öznel bilincini değiştirdiği*prefrontal kortekse olan kan akışını değiştirerek uyuşturucular ile benzer bir etki gerçekleşmesine neden oluyor..

Tekniğin uygulandığı 11.000 hastanın %82’si holotropik solunumun ardından benlik hissini kaybettiğini ve evrensel birlik hissi oluşturan ‘transpersonal’ deneyimi yaşadığını belirtti.



Bağlam Mühendisliği

Londra'daki Öğrenme Teknolojisi Araştırma Merkezi (LTRC) direktörü Carl Smith, değişen bilinç durumlarını kontrol etmek için teknolojiyi kullandıklarını belirtti. Smith, sanal gerçeklik setleri gibi cihazların, akıllı telefon ve bilgisayar gibi cihazlara nazaran çok daha geniş bir görüş açısı sunduğunu ve çalışmaların, çevresel görüşe odaklanmanın sakinlemeyi ve rahatlamayı sağlayan 8-12 Hz alfa beyin dalgaları oluşturduğunu söyledi.

Yaygınlaşan bir başka teknik ise stereofonik seslerdir. Bu teknikte bir kulağa belirli bir frekansta diğer kulağa da başka bir frekansta ses verilir. Beyin iki ses arasındaki frekans farkını oluşturduğu bir üçüncü ton ile kapatır. Örneğin; delta dalgaları 0.5 ile 4 Hz arasında frekansa sahiptir. Bir rüya görmek istediğinizde 15 dakikalık bir delta seansı, beyninizi delta durumuna geçirir; uyusanız da uyumasanız da.

Görüldüğü üzere bilincimiz tamamen gözlerimiz, kulaklarımız ve diğer duyu organlarımızdan aldığı veriler ile deneyimler oluşturmaktadır. Bilincimizi bazen özel teknikler ile bazen ise sanal veriler ile duyularımıza gerçek dışı bilgiler vererek hiçbir uyuşturucu kullanmadan esnetebiliriz. Tabii her şey odaklanmanıza ve zihninizi boşaltmanıza bağlı.

Alıntı

 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git