Geçenlerde bir deney okudum;  29 Mart 2019, Saat 23:46
DurumuÇevrimiçi
" fσяυм мєℓєgι "
Sevgiliye verilen en güzel Hediye imanla dolu sadakattir..!
Sindy - nickli üyeye ait kullanıcı resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Geçenlerde bir deney okudum;

 
Yorum #1



bir grup bebeğin önüne bazı oyuncaklar koyuyorlar. Bu oyuncakların bir kısmı renkli, albenili, cafcaflı. Bir kısmı ise tek düze, renksiz. Çocukların büyük çoğunluğu cafcaflı olan oyuncaklara yöneliyorlar.

Araştırmacılar bu cafcaflı oyuncakları alıyorlar. Sonra başka bebekleri deney odasına sokuyorlar. Araştırmacılar, bebekler kendilerine bakarken bu cafcaflı oyuncağı bir kutunun içine koyuyorlar. Sonra masaya bir yetişkin geliyor. Bebekler bu yetişkine bakıyorlar. Yetişkin, önce oradaki bir iple birkaç dakika oynuyor, sonra da kutunun içinden cafcaflı oyuncağı alıp onunla oynuyor. Yetişkin odadan çıkıyor. Sonra bebeklerin ne yapacağı takip ediliyor. Bebekler de tıpkı az önceki yetişkin gibi önce biraz iple oynuyor, sonra gidip cafcaflı oyuncağı alıyor ve oynamaya başlıyorlar.

Bu deney bize ne anlatıyor?

Çocuklarımızı söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla etkiliyoruz. Yani çocuklara istediğiniz kadar “sigara içme” evladım deyin, eğer okulun yöneticisi, öğretmeni sigara içiyorsa, baba ya da anne sigara içiyorlarsa, o çocuğun sigara içme ihtimali artacaktır.

Çocuklarınıza istediğiniz kadar ders çalış, kitap oku evladım deyin, eğer siz TV’de dizi, maç, tartışma (!) programı vb. izliyorsanız, çocuğunuz da değerli olanın, ilginç olanın ders ya da kitap değil TV olduğunu öğrenecektir.

Çocuğunuza istediğiniz kadar “saygılı ol evladım” deyin. Eğer siz arabanın içinde ona buna küfür ediyorsanız, annesine ters davranıyorsanız, babasının arkasından olmadık laflar ediyorsanız, “okula para verdik, tabii bizim istediklerimizi yapacaklar” şeklinde konuşuyorsanız bunları örnek alacaklardır.

Ne zaman “Hocam, çocuk cep telefonu ile tabletle çok vakit geçiriyor, elinden alamıyoruz” diyen bir aile görsem, devamında genellikle o ailede anne ve babanın ellerinden cep telefonunu düşürmediklerine tanıklık ediyorum. Ya da çocuğa önce “olmaz” diyorlar, bir saat sonra bir ortamda gürültü etmesin diye kendileri çocuğa cep telefonun veriyorlar.

Yani deney bize diyor ki, çocukların yapmasını istediğiniz şeyleri siz yapın, yaparsanız çocuklar sizi örnek alacaklardır, diyor.

Madem çocuklar bizim davranışlarımızdan çok etkileniyorlar, o halde bizim çocukları etkilemek için büyük bir fırsatımız var, demektir. Yani deney bize çocukları etkilemek için atabileceğimiz adımları anlatıyor.

Önerim şudur:

1. Çocuklarınızda olmasını istediğiniz özellikleri belirleyin. Örneğin, kitap okumak, araştırmacı olmak, girişken olmak, kendi ayakları üzerinde durmak, saygılı olmak, anlayışlı olmak... gibi.

2. Ondan sonra bu davranışları siz sergilemeye başlayın:
Kitap okumasını mı istiyorsunuz, kitap okuyun. Her fırsatta, farklı ortamlarda düzenli biçimde kitap okuyun.

Araştırmacı mı olmasını istiyorsunuz, siz her gün biraz araştırma yapın; örneğin bulunduğunuz şehri, tarihini vb. araştırın, beğendiğiniz insanların hayatlarını araştırın. Sonra bunu çocuğunuzla, eşinizle paylaşın. Çocuğunuz yeni bir şey öğrendiğinde, onu anlatmaya çalıştığında can kulağı ile dinleyin.

Saygılı olmasını mı istiyorsunuz, hiç kimse hakkında saygısızca konuşmayın, hiç kimseye saygısızca davranmayın. Evdeki, apartmandaki, sokaktaki, bakkaldaki, iş yerinizdeki insanlara saygılı davranın, onların haklarını onlar yokken de koruyun.
Kendi ayakları üzerinde dursun mu istiyorsunuz, onların problemlerini siz çözmeyin, onların hayatına ilişkin kararları siz almayın, ödevini, dersini siz yapmayın.

Ders çalışmasını mı istiyorsunuz, siz de her akşam bir konu hakkında çalışın. O konu ile ilgili kitaplar alın, yazılar okuyun. Araştırmalar yapın.
Spor mu yapsın istiyorsunuz, siz spor yapın. Düzenli ve koşullara bağlı kalmaksızın yapın. Yağmurda da çamurda da karda da sporunuzu yapın.
Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

3. Unutmayın, hiçbir sonuç bir iki kerede elde edilmez. Yılmadan, ısrarla devam edin. Siz tutarlı davrandıkça çocuğun kafası da netleşecek, kendiliğinden o yola girme ihtimali artacaktır.

4. Ve belki de en önemlisi: Beklemeyin, hemen şimdi harekete geçin.

Nurdoğan Arkış



bir grup bebeğin önüne bazı oyuncaklar koyuyorlar. Bu oyuncakların bir kısmı renkli, albenili, cafcaflı. Bir kısmı ise tek düze, renksiz. Çocukların büyük çoğunluğu cafcaflı olan oyuncaklara yöneliyorlar.

Araştırmacılar bu cafcaflı oyuncakları alıyorlar. Sonra başka bebekleri deney odasına sokuyorlar. Araştırmacılar, bebekler kendilerine bakarken bu cafcaflı oyuncağı bir kutunun içine koyuyorlar. Sonra masaya bir yetişkin geliyor. Bebekler bu yetişkine bakıyorlar. Yetişkin, önce oradaki bir iple birkaç dakika oynuyor, sonra da kutunun içinden cafcaflı oyuncağı alıp onunla oynuyor. Yetişkin odadan çıkıyor. Sonra bebeklerin ne yapacağı takip ediliyor. Bebekler de tıpkı az önceki yetişkin gibi önce biraz iple oynuyor, sonra gidip cafcaflı oyuncağı alıyor ve oynamaya başlıyorlar.

Bu deney bize ne anlatıyor?

Çocuklarımızı söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla etkiliyoruz. Yani çocuklara istediğiniz kadar “sigara içme” evladım deyin, eğer okulun yöneticisi, öğretmeni sigara içiyorsa, baba ya da anne sigara içiyorlarsa, o çocuğun sigara içme ihtimali artacaktır.

Çocuklarınıza istediğiniz kadar ders çalış, kitap oku evladım deyin, eğer siz TV’de dizi, maç, tartışma (!) programı vb. izliyorsanız, çocuğunuz da değerli olanın, ilginç olanın ders ya da kitap değil TV olduğunu öğrenecektir.

Çocuğunuza istediğiniz kadar “saygılı ol evladım” deyin. Eğer siz arabanın içinde ona buna küfür ediyorsanız, annesine ters davranıyorsanız, babasının arkasından olmadık laflar ediyorsanız, “okula para verdik, tabii bizim istediklerimizi yapacaklar” şeklinde konuşuyorsanız bunları örnek alacaklardır.

Ne zaman “Hocam, çocuk cep telefonu ile tabletle çok vakit geçiriyor, elinden alamıyoruz” diyen bir aile görsem, devamında genellikle o ailede anne ve babanın ellerinden cep telefonunu düşürmediklerine tanıklık ediyorum. Ya da çocuğa önce “olmaz” diyorlar, bir saat sonra bir ortamda gürültü etmesin diye kendileri çocuğa cep telefonun veriyorlar.

Yani deney bize diyor ki, çocukların yapmasını istediğiniz şeyleri siz yapın, yaparsanız çocuklar sizi örnek alacaklardır, diyor.

Madem çocuklar bizim davranışlarımızdan çok etkileniyorlar, o halde bizim çocukları etkilemek için büyük bir fırsatımız var, demektir. Yani deney bize çocukları etkilemek için atabileceğimiz adımları anlatıyor.

Önerim şudur:

1. Çocuklarınızda olmasını istediğiniz özellikleri belirleyin. Örneğin, kitap okumak, araştırmacı olmak, girişken olmak, kendi ayakları üzerinde durmak, saygılı olmak, anlayışlı olmak... gibi.

2. Ondan sonra bu davranışları siz sergilemeye başlayın:
Kitap okumasını mı istiyorsunuz, kitap okuyun. Her fırsatta, farklı ortamlarda düzenli biçimde kitap okuyun.

Araştırmacı mı olmasını istiyorsunuz, siz her gün biraz araştırma yapın; örneğin bulunduğunuz şehri, tarihini vb. araştırın, beğendiğiniz insanların hayatlarını araştırın. Sonra bunu çocuğunuzla, eşinizle paylaşın. Çocuğunuz yeni bir şey öğrendiğinde, onu anlatmaya çalıştığında can kulağı ile dinleyin.

Saygılı olmasını mı istiyorsunuz, hiç kimse hakkında saygısızca konuşmayın, hiç kimseye saygısızca davranmayın. Evdeki, apartmandaki, sokaktaki, bakkaldaki, iş yerinizdeki insanlara saygılı davranın, onların haklarını onlar yokken de koruyun.
Kendi ayakları üzerinde dursun mu istiyorsunuz, onların problemlerini siz çözmeyin, onların hayatına ilişkin kararları siz almayın, ödevini, dersini siz yapmayın.

Ders çalışmasını mı istiyorsunuz, siz de her akşam bir konu hakkında çalışın. O konu ile ilgili kitaplar alın, yazılar okuyun. Araştırmalar yapın.
Spor mu yapsın istiyorsunuz, siz spor yapın. Düzenli ve koşullara bağlı kalmaksızın yapın. Yağmurda da çamurda da karda da sporunuzu yapın.
Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz.

3. Unutmayın, hiçbir sonuç bir iki kerede elde edilmez. Yılmadan, ısrarla devam edin. Siz tutarlı davrandıkça çocuğun kafası da netleşecek, kendiliğinden o yola girme ihtimali artacaktır.

4. Ve belki de en önemlisi: Beklemeyin, hemen şimdi harekete geçin.

Nurdoğan Arkış


 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git