Atacama Çölü, Atacama Çölü Nerede, Atacama Çölü Doğal Hayat, Atacama Çölü Sanat?  10 Eylül 2017, Saat 13:31
DurumuÇevrimiçi
ultrAslan
LibertA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Atacama Çölü, Atacama Çölü Nerede, Atacama Çölü Doğal Hayat, Atacama Çölü Sanat?

 
Yorum #1

Sıcak ve bunaltıcı yaz günlerini yaşarken suyun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Yeryüzünün her bölgesi birbirinden farklı özellikler göstermektedir. Kimi bölgeler su bakımından şanslı ve verimli topraklara sahip olsa da kimi bölgeler de yıllar boyu bir damla su yüzü görememektedir. Dünyada çok sayıda farklı ekosistem bulunmakta ve her ekosistem kendi içinde bir denge oluşturmaktadır. Bu ekosistemlerden biri de çöllerdir. Çöller yeryüzünün en kurak, seyrek bitki örtüsüne sahip olan ya da hiç bulundurmayan, kumlu, geniş bölgeleridir. Yağışın çok ve az seyrek, buharlaşmanın ise çok fazla olması bu bölgelerin kurak kalmasının sebebidir.

Soğuk ve Sıcak Çöller

Çöller yeryüzünün 1/3 ‘lük bir kısmını kapsamaktadır. Kuzey Afrika’da bulunan Büyük Sahra, Arabistan yarımadasındaki Suriye, Dehna ve Rub’ul-hali, Avustralya’daki çöller sıcak çöllerdendir. Bu tip çöller daha çok ekvatora yakın olup kış ayları için hava sıcaklığı 20°C, yaz aylarında ise 50°C’ye ulaşabilmektedir.

Yeryüzündeki çöllerin hepsi çok sıcak olmayıp Sibirya’dakiler, Çin’de bulunan Taklamakan ve Gobi çölleri, Şili’deki Atacama Çölü gibi bazı soğuk çöller de bulunmaktadır. Hava sıcaklığı -40°C ile 45 °C aralığında olan Gobi Çölü dünyadaki en soğuk çöl olarak Guinness Rekorlar Kitabı’nda yerini almıştır.


Rekorlar Kitabına Giren Başka Bir Çöl: Atacama


Bu yazımızda Şili’de bulunan, Antofagasta ile Arica arasındaki sahil kesimini kapsayan, Guinness Rekorlar Kitabı’nda “Dünyanın en kuru çölü” olarak ismi geçen Atacama çölünü ele alacağız. Atacama çölünün Büyük Sahra Çölünden 250 kez daha kurak olması rekorlar kitabına girmesinin sebebi olmuştur. Sıcaklık yüksek olsa bile çok düşük nem oranı nedeniyle buharlaşma olmamaktadır. Okyanusa böyle yakın olup da çok kurak bir çöl ilan edilmesi şaşırtıcıdır.

Atacama Çölü ismini Atacameno adlı bir kabileden almıştır. Chinchorro, Aymara, Diaguita kabilelerinin de yaşamış olduğu Atacama Çölü öteden beri yerleşim bölgesi de olmuş ve bazı tarihi eserler bulunmuştur. Bol minerale sahip olan çöl Şili Güherçilesi adıyla da tanınan sodyum nitrat yatakları bakımından zengindir.

Atacama’nın çok az bir nem oranına sahip olmasının sebeplerinden biri Büyük Okyanus kıyılarındaki Humboldt akıntısıdır. Bu akıntının varlığı bölgede yağmur bulutlarının azlığına ve az yağış düşmesine sebep olmaktadır. Mesela 1903–1918 yılları arasında hiç yağış almamıştır. Bazı bölgelerinin 50 yıl kadar yağış almadığı da olmuştur.

Atacama çölünde kuvvetli yağış alınan dönemlerde kupkuru toprakların altında yıllar boyu gizlenen ve sabırla bekleyen minik yaşam tohumları canlanıp kısacık zaman dilimlerinde çöl yüzeyini çiçeklerle kaplanmaktadır. Çöl derin uykusundan uyansa da ancak bir sonraki uyanışın ne zaman olacağı bilinemez. Harika renklerle kaplanan adeta büyülü bir bahçeye dönüşen çöl yüzeyi suyun yaşam için değerini ispatlar gibidir.

Uzun bekleyişlerin ardından yağış alan ve canlanan çöl böyle zamanlarda bölge halkının da ilgisini üzerinde toplamakta, adeta” işte, ben yaşıyorum, bana gereken sadece biraz su” diye haykırmaktadır. Çiçeklerin birdenbire gelişivermesi tam bir görsel şölen olup turizmi de canlandırmaktadır.

Kumdan Yıldızlara Bakış


Bilim insanlarının ilgisinin sürekli üzerinde olduğu Atacama Çölü suya kavuştuğunda sergilediği bu rengârenk güzelliğinden başka bir özelliğe daha sahiptir. Kupkuru, ıssız ve devasa çöl 181.300 kilometrekarelik bir alana ve gözlem amaçlı bir rasathaneye sahiptir. Dünyadaki en büyük teleskopa sahipken Atacama yakınında bir başka devasa radyo teleskop daha kurulmaktadır. Bulutların olmadığı gün sayısı fazla olan Atacama çölünün 4000 metreye yakın bir yükseltiye sahip olması da gök cisimleri ve yıldızların gözlemini kolaylaştıran, astronomları kendine çeken bir özelliktir.

Çevredeki ışık kaynaklarının az olduğu Atacama Çölü, güçlü teleskoplarla bulutsuz, berrak, gecelerde samanyolunu, gezegenleri, pırıltı saçan binlerce yıldızı izleyebilmenin keyfine gerçekten varılabilecek bir yerdir. Büyük şehirlerde asla yaşanamayacak, yıldızlara dokunuyormuş gibi keyif veren gökyüzü gözlemleri en iyi buradan yapılabilmektedir.

Muhteşem manzarasıyla büyüleyen Atacama çölünün ilginç bir yanı da yer yer rastlanan derin kanyonları, içerdiği metallerle renkli görülen, ışıl altında parlayan kayaları, volkanik dağları, geniş alanları kapsayan tuz havzalarıdır. Çölün en çok ilgi çeken yeri Moon Valley (Ay vadisi) bölgesidir. Bu bölge gezegenimizin uydusu olan Ay yüzeyine benzerliği nedeniyle Nasa tarafından Ay’a gidecek uzay araçlarının test edildiği yerdir. Genel olarak Atacama çölünün Kızıl Gezegen denilen Mars yüzeyine benzediği de söylenmektedir.

Çölde Sanat


Çöl gibi bir ortamda o ekosisteme ait bitkiler ve hayvanlara az da olsa rastlanmaktadır. Peki, ya çöllerde sanat eserlerine de rastlanabilir mi? Evet, bu çöl bu bakımdan da diğerlerine fark atmaktadır. Atacama çölünü keşfetmeye çalışan gezginler çölün ortasında dev bir eli görüp şaşkınlığa uğramaktadır. La Mano del Desierto ( çölün eli) adı verilen, Şili’de hüküm sürmüş olan adaletsizlik dönemine ve işkenceye maruz kalanlar onuruna çimento ve demir kullanılarak yapılan bu dev eser 12 metre boyunda olup Şili’li bir sanatçı olan Mario Irarrazabal imzasını taşımaktadır. Heykelin yapımını bir yerel dernek finanse etmiş, 28 Mart 1992’de açılışı yapılmıştır.

Eski Bir Tarihi Geçmişe Sahip

Yıllarca su yüzü görmeyi bekleyen Atacama çölünün çok eski bir geçmişi bulunmaktadır. Yaklaşık olarak 150–200 milyon yaşında olduğu tahmin edilen Atacama çölüyle ilgili araştırmalar tarihsel geçmişinde birçok kültüre ev sahipliği yaptığı yönündedir. Bu bilgi çölün bir zamanlar az da olsa sulak bir alan olduğunu, bataklıklara ve göllere sahip olabileceğini düşündürmektedir. 7000 yıllık mumyalanmış bebekler de Atacama’da bulunmuştur. Bilim insanları bu kurak çölde 9.000–17.000 yıl önce bazı canlıların yaşamış olabileceğini de tahmin etmektedir.

Çöl gümüş, altın, bakır gibi maden rezervleri bakımından da bir Güney Amerika ülkesi olan Şili’nin ekonomisi üzerinde önemli bir yer taşımaktadır. Sessiz ve aşırı kurak Atacama Çölü hilal biçimli kumullara sahiptir. Sıcaklıktaki ani düşmelerle çöldeki kayalar çatlayıp kırılarak gecenin sessizliğini bozabilmektedir. Bu belki de çölün insanoğluna bir çeşit seslenme biçimidir.

Çöldeki Adaptasyon

Şaşırtıcı yönleriyle dünyanın her yerinden gezginleri sürekli kendine çeken, adeta doğal bir müze olan Atacama çölünün kendine has canlıları bulunmaktadır. Sınırlı ve olumsuz yaşam koşullarına adapte olan bu özel canlılar, bir parça suyu görünce başını topraktan güneşe doğru uzatıveren sayıları milyonları bulan parlak kırmızı, pembe, mor çiçekler çölün gündüzleri yakıcı sıcağına, hatta gecelerin ve sabahların dondurucu soğuğuna doğa tutkunlarını davet etmektedir.

 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git