Üye Etiketleri

 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Kur’an-ı Kerim Mucizesi Nedir? Kur-an’da Kaç Ayet Var, Kur-an’da Hangi Konular Var?  02 Ocak 2018, Saat 20:33
DurumuÇevrimiçi

Bir gün Güneş batıdan doğacak!

LibertA - nickli üyeye ait kullanıcı resmi (Avatar)
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Kur’an-ı Kerim Mucizesi Nedir? Kur-an’da Kaç Ayet Var, Kur-an’da Hangi Konular Var?

 
Yorum #1

Kur’an-ı kerim ilahî bir nazımdır. Nazım, sözlükte incileri ipliğe sıralamaktır. Şiirler de birer nazımdır. Kur’an-ı kerim şiir değildir. Kur’an-ı kerimdeki bütün kelimeler Arapçadır, ama bu kelimeleri yan yana sıralayan, Allahü teâlâdır. Bu kelimeler, cümleler, insan dizisi değildir. Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Allahü teâlâ tarafından kendi mübarek kalbine bildirilenleri, Arapça olarak ifade ederse, o ifadeler Kur’an-ı kerim olmaz. Böyle olan sözler “Hadis-i kudsi” olarak bilinmektedir. Kur’an-ı kerimde bulunan Arapça kelimeler, Allahü teâlâ tarafından sıralanmış olarak âyetler şeklinde gelmiştir. “Cebrail” ismindeki melek, âyetleri, bu kelime ve harflerle okumuş, Peygamberimiz de mübarek kulaklarıyla işiterek ezberlemiş, sonra hemen Eshabına (kendi zamanında yaşayan Müslümanlara) okumuştur. Allahü teâlâ kitabı olan Kur’an-ı kerimi Kureyş lügatı ile, onların dili ile gönderdi.



“Redd-ül-muhtar” kitabı,

3. cild, yemin bahsinde şöyle bildirilmiştir:

“Feth-ul-kadir isimli kıymetli kitapta da ifade edildiği gibi, Allah (celle celahüh) Kur’an-ı kerimi, kelime ve harf olarak gönderdi. Kur’an-ı kerimi meydana getiren bu harfler mahlûktur yani yaratılmıştır. Bu harflerin, kelimelerin anlamı, kelam-ı ilahiyi (Allahü teâlânın kelamını) taşımaktadır. Kur’an, bu harflere ve kelimelere denir. Allah’ın kelamını gösteren manalar da Kur’an’dır. İşte bu kelam-ı ilahi olan Kur’an ise mahlûk değildir yani yaratılmış değildir. Allahü tealanın diğer sıfatları gibi ezeli ve ebedidir. Yani başlangıcı ve sonu yoktur.”




DİĞER KİTAPLAR MUCİZE DEĞİLDİ

Kur’an-ı kerim, mübarek Kadir gecesinde inmeye başlamış ve tamamının inmesi yirmi üç sene sürmüştür. İncil, Tevrat ve diğer bütün kitaplar, sahifeler ise bir defada inmişti. Bunların tamamı insan sözüne benzediği için lafızları mucize değildiler. Bunun için çabuk bozuldu ve değiştirildiler. Fakat Kur’an-ı kerim, Muhammed aleyhisselamın en büyük mucizesidir ve insan sözüne hiç benzememektedir.

Her yıl Hazret-i Cebrail bir defa gelip, o zamana kadar inmiş olan âyetleri okur, Resulullah efendimiz de dinler ve kendisi tekrar ederdi. Son olarak bir de vefat edeceği yıl, iki defa gelip, Kur’an-ı kerimin hepsini okudular. Peygamber efndimiz ile Eshab-ı kiramdan çoğu, bütün Kur’an-ı kerimi ezberlemişti. Eshab-ı kiramın bazıları da bazı bölümlerini ezberlemiş, diğer birçok kısımlarını yazmışlardı. Peygamberimiz ahirete teşrif ettiği yıl, halife Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahü anh), Kur’an-ı kerimi ezbere bilenleri toplayıp, yazılı olanları da getirtip bir heyete, Kur’an-ı kerimin hepsini kâğıt üstüne yazdırdı. Bu şekilde “Mushaf” ismi verilen bir kitap meydana gelmiş oldu. Kur’an-ı kerimin kitap şeklindeki haline “Musha”” denir. 33 bin Sahabi, bu Mushaf’ın her harfinin, tam yerinde olduğuna sözbirliğiyle karar verdi. Üçüncü halife Hazret-i Osman (radıyallahü anh), hicretin 25. yılında 6 tane daha Mushaf yazdırıp, Mısr, Bahreyn, Şam, Yemen, Bağdat, Medine ve Mekke’ye gönderdi. Günümüzde bütün dünyada bulunan Mushaflar, bu yedi tanesinden yazılıp çoğalmıştır. Aralarında tek bir nokta bile fark bile yoktur.

KUR’AN-I KERİMDE KAÇ ÂYET VAR?

Kur’an-ı kerimde 114 sure ve 6236 âyet vardır. Âyet sayısının 6236’dan daha az veya daha çok olduğu da yazılmakta ise de, bu farklar bazı büyük âyetlerin, birkaç küçük âyet olarak sayılmasından veya bazı kısa âyetlerin, bir büyük âyet sayılmasından yahut surelerin başındaki Besmelelerin tek bir âyet veya ayrı ayrı farklı âyetler sayılmasından kaynaklanmıştır.

Her şairin, şiir yazma, nazım yapma yeteneği farklıdır. Mesela Mehmed Akif ile Nabi’nin şiirlerini bilen uzman bir edebiyatçıya Mehmed Akif’in yeni yazdığı bir şiri gösterip, “Bu, Nabinin şiiridir” desek o şiiri ilk defa okusa bile, “Yanılıyorsunuz, Nabi’nin ve Mehmed Akif’in, usulünü ve üslubunu iyi bilirim. Gösterdiğiniz bu şiir Nabi’nin değil, Akif’indir” demez mi? İki Türk şairinin hem de Türkçe kelimeleri dizmesi bile farklı olduğu gibi, Allah kelamı olan Kur’an-ı kerim insan sözüne hiç benzemiyor.

Kur’an-ı kerimin insan eseri olmadığı tecrübeyle de ispat edilmiştir. Her zaman da edilebilir. Mesela bir Arap şairi, bir sayfada edebi bazı sanat inceliklerini göstererek, bir şiir yazmış, sonra bunun arasına birkaç satır hadis-i şerif (Peygamberimizin sözlerinden) ve başka bir yerinde de, aynı konuyu anlatan bir âyet koymuştur. Sonra dinden ve Kur’an’dan hiç haberi olmıyan, Arapçası iyi olan birisine, bir şairin şiirleri diye okutulmuştur. Hadis-i şerife gelince duraklamış, “Bu kısım yukarısına hiç benzemiyor, burdaki sanat daha yüksek” diye konuşmuştur. Sonra sıra âyet-i kerimeye gelince ise daha da şaşkın bir şekilde, “Burası ise hiçbir söze benzemiyor. Mana içinde başka ve farklı manalar çıkıyor. Tamamını anlamak mümkün değil” demiştir.

Allahü teâlâ ezelden (önceki sonsuzdan) ebede (sonraki sonsuza) kadar bir kelam (söz) ile söyleyicidir. Bütün emirleri ve yasakları o tek, bir sözdendir. Bütün haberleri, soruları, hep o tek sözden çıkmaktadır. Zebur , Tevrat, İncil ve Kur’an-ı kerim hep o bir söze işaret ediyor. Diğer Peygamberlere inen bütün kitaplar ile sahifeler, o bir kelamın açılmasıdır.




HANGİ BİLGİLER VAR?

Allahü teâlâ söylemek için zihin, dil ve kulak gibi aletlere muhtaç değildir. Hangi dille söylemek isterse o dille söyler. Arapça söylerse Kur’an-ı kerim, İbrani söylerse Tevrat’tır. Süryanice söylenirse İncildir. Kelam-ı ilahi farklı konuları bildirir. Kıssaları, olayları bildirirse “Haber” olur. Yapılması gerekli olanları bildirirse “Emir” denir. Yasak edilenleri bildirirse “Nehy” denir. Kelam-ı ilahide değişiklik, çoğalma olmaz.

Mevduat-ül-ulum kitabında deniyor ki:

“Kur’an-ı kerimde bildirilen bilgiler üç kısımdır:

1- Hiçbir kuluna bildirmemiştir. Kendi zatını, isimleri ile sıfatlarını kendinden başka hiç kimse bilemez.

2- Sadece Muhammed aleyhisselama bildirmiştir. Ondan ve varisi olan rasih (derin) âlimlerden başka kimse anlıyamaz. Müteşabih (anlamı açık olmayan) âyetler böyledir.

3- Peygamberine bildirmiş ve bütün ümmetine öğretmesini emretmiştir. Bu ilimler de ikiye ayrılır:

a) Tarihteki insanları bildiren “Kısas” ile dünyada ve ahirette yaratmış olduğu, yaratacağı şeyleri bildiren haberler “Ahbar”dır. Bu bilgiler sadece Resulullah’ın bildirmesiyle anlaşılır. Felsefe ve akılla, tecrübeyle anlaşılamaz.

b) Akıl, tecrübe ve Arapça ilimlerle anlaşılabilir. Kur’an-ı kerimden hüküm çıkarmak ile fen bilgilerini anlamak böyledir.


Alıntıdır.

 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git