Hamilelik  08 Nisan 2008, Saat 14:28
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

Hamilelik

 
Yorum #1

Arkadaslar burada Hamilelik Hakkinda herseyi paylasabiliriz.
--------------------------------------

Birçok çift ,yeni bir bebek beklerken özellikle de bu ilk bebekleri ise çok heyecanlanmakta ve bebek için hemen alisverise baslamaktadir.Bugün satilmakta olan oyuncak bebeklere,sevimLi oyuncak takimlarina karsi koymak zor görünmektedir.Fakat gerçekte asil ihtiyaçlarinizi belirlemek önemlidir. Bunlar asagidaki gibi özetlenebilir. Temel ihtiyaçlar arasinda olan elbiseler,çocuk bezleri,bebeginizin rahat uyuyacagi bir karyola ve yatak,çocuk arabasi ve çocugu sirtinizda veya gögüsünüzde tasiyabileceginiz çantalar ve araba bebek koltugu sayilabilir.

Bebeginiz için elbise seçiminde en önemli faktör elbiselerin pratik olmasidir.Hemen ihtiyaç duyacaginiz seyler dogumun mevsimine de baglidir. Örnegin yaz aylarinda dogan bir bebegin battaniye ihtiyaci olmamasi gibi. Elbiselerin biraz büyükçe alinmasi önemli bir kuraldir.Alinan elbiseler çocuga tam uyarsa bir kaç haftada elbiseler dar gelecektir. Etiketleri kontrol ederek, elbiselerin isiya dayanikli ve kolayca yikanabilir,dogal (pamuk,yün,keten) maddelerden yapilanlarini tercih ediniz. Genel olarak bebeginizin ihtiyaç duydugu giysiler asagida siralanmistir.


Bezler
Pamuklu fanilalar
Yeni dogan gecelikleri
Süveterler
Çorap ve patikler
Baslik ve sapkalar
Bir yorgan ya da baslikli ve fermuarli uyku çantasi
Battaniyeler
Bebek vücud yikama bezlerive havlular
Isi ölçer
Bebek yikama için plastik uygun legen
Bebek sampuanlari
Bebek pudralari
Emniyetle kapanir bir kirli bez torbasi
Bebek beslenirken oturacagi rahat bir koltuk
Biberonlar -en az 2 adet-
Biberon kaynatma kaplari
Güvenli bir araba koltugu
Emzik
Ayina uygun oyuncaklar


Doğum Çantası

Bir anne adayının hastane çantasında olması gerekenler aşagıda sıralanmıştır. Ancak çantanızı hazırlarken dogum yapacagınız mevsime çok önem vermeli ona göre giysi koymalısınız. Ayrıca doğum yapacagınız hastane ile görüşmeli sizin ve bebeginiz için temin edecekleri seyleri ögrenmelisiniz. Böylece çantanızı gereksiz, kullanmayacağınız esyalarla doldurmus olmazsınız.


Bebek için,

2 tane bady (Mevsime göre kısa veya uzun kollu)
2 tane tulum
2 tane çorap
2 tane agız mendili
2 tane pijama altı
2 tane sapka ve eldiven
2 takim kıyafet (zıbın takımı, pijama takımı ,patigi,baslığı vs)
Yelek ve hırka
Battaniye
3-4 tane bebek bezi
Araba koltugu/ana kucağı veya portbebe
Havlu
2 tane önlük
2 tane yelek
2 adet Patik
Göbek Bağıi
Saç Fırçası
Burun Temizleme Aspiratörü
Biberon

Anne için,

2 adet gecelik
1 adet pijama
1 adet sabahlık
Alti kaymayan terlik
2 adet çorap
3-4 adet kilot
1-2 adet atlet
2 adet emzirme sütyeni
Hırka ya da sal
Koyu renk havlu
Hijyenik Ped
Gögüs Pedi
Gögüs Kalkanı
Gögüs ucu için krem
Gögüs pompasi
Tarak
Dis Macunu-Dis firçası
Sampuan
Sabun
Toka, Parfüm, makyaj malzemeleri
Kulak Pamugu
Kagıt,kalem

Genel Gerekli Malzemeler


Fotograf Makinesi veya kamera
Telefonlar ve sarj aletleri
Yedek piller
Kolonya, ıslak Mendil
Kagit Havlu
Kitap, dergi v.s.
Çikolata

 Alıntı
 08 Nisan 2008, Saat 14:30
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #2

: Kürtajın tehlikesi

--------------------------------------------------------------------------


Uzmanlar kürtaj sonrası düşük riskinin arttığını belirtiyor. Bu konu hakkında bilgi sahibi olunmadan yapılmaması gerektiği fikri savunuluyor. Sakarya Doğumevi Ana Çocuk Sağlığı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Opr. Dr. Metin Mutlu, kürtaj sonrası gebeliklerde anne adayının düşük yapma riskinin yüzde 200 oranında artabildiğini bildirdi. Opr. Dr. Metin Mutlu, kadınların kürtaj hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirterek, kürtaj yaptıran kadının sonraki gebeliklerde düşük yapma riskinin arttığını kaydetti.


Kürtajın çok ciddi bir cerrahi müdahale olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Mutlu, "Kürtaj ne yazık ki artık bir doğum kontrol yöntemi olarak görülüyor. Ülkemizde de bu anlayış bir aile planlaması yöntemi haline geldi. Oysa bu çok yanlış bir tutum. Bu cerrahi müdahalenin bir kez bile yapılması hayati risk taşıdığı gibi kürtaj sonrası gebelikler de önemli ölçüde tehlikeye atılmaktadır" diye konuştu.

Kürtajın Türkiye’de sıklıkla uygulanan bir müdahale olmasından dolayı halk arasında "Sağlıklı bir yöntem" olduğu inancı oluştuğuna işaret eden Opr. Dr. Mutlu, şunları söyledi:

"İstenmeyen gebelik durumlarında insanların aklına ilk gelen yöntem kürtaj oluyor. Aslında bu başvurulacak en son yöntemdir. Eşler gebelik istemediği durumlarda hap ve aşı gibi uygulamalarla gebelikten korunabiliyor. Her iki uygulamada da seçenekler oldukça geniş. Her günhap kullanmak istemeyen kadının, ayda bir kez aşı olarak gebelikten korunması mümkün. Bu uygulamaların hiçbirinde de herhangi bir sağlık riski yok"

Düşük yapma riski yüzde iki yüz artıyor

Kürtajda riskin rahimden alınacak bebeğin büyüklüğüne ve gebeliğinsüresine bağlı olduğunu anlatan Opr. Dr. Mutlu şöyle devam etti:
"2-4 haftalık gebelikler risk grubunun en alt seviyesini oluşturuyor. Ancak 8-10 ve daha üstü olan ve yasal süreci aşan kürtajlarda ise kesinlikle hayati risk söz konusu. Bu gibi müdahalelerde annenin bir daha çocuk doğuramaması gibi durumlara az da olsa rastlanabiliyor.

Kürtaj sırasında rahim delinmesi, bağırsak delinmesi ve rahim yolunda meydana gelen zedelenmeler ise kürtaj sonrasındaki gebeliklerde sorunlara neden olabiliyor. Eğer anne adayının düşük yapma riski bulunuyorsa bu risk oranı onun daha önceden kürtaj yaptırmasına bağlı olarak artış gösteriyor. Kürtaj sonrasında düşük yapma riski yüzde 200 oranında artabiliyor."

Opr. Dr. Mutlu, kürtajda rahim yolunun genişliğine bağlı olarak müdahalede zaman zaman güçlükler yaşanabildiğini de kaydetti.
_________________

 Alıntı
 18 Mayıs 2008, Saat 06:11
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #3

Hamileliğinizi stresten uzak geçirmek için...

Hayatınızın hassas dönemlerinden biri olan hamileliğinizde, stresten uzak kalmanız, sizin için en sağlıklısıdır. Geçirdiğiniz bu süreçte size yardımcı olacak maddeleri Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, sizler için sıraladı. Unutmayın, yaşadığınız her anı huzurlu kılmak sizin elinizde.

Beslenmenize önem verin

Çok masum görünen çay kahve gibi içecekler bile ellerde titreme, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir. Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen gösterin. Daha doğal içecekler olan meyve sularını, bitki çaylarını tercih etmeye çalışın.

Uykunuza özen gösterin

Yatağa yatmadan yarım saat ya da bir saat önce kendinizi gevşetin ve bu hissi yatağınızda da devam ettirmeye çalışın. Yatmadan önce eğer mümkünse ılık bir banyo yapmanız, sizi rahatlatacaktır. Geceleri çay, kahve, kolalı içecekler içmemeye gayret edin. Yatacağınız saatlere yakın, ağır yemekler yemeğin. Yattığınız zaman uyuyamıyorsanız, sürekli oradan oraya dönerek yatakta vakit geçirmeyin. Kalkın ve kendinize ılık bir süt ya da ıhlamur hazırlayın. Uykunuz gelene kadar rahatlatıcı, hoş bir şeyler okumaya çalışın. Uyumak için kendinizi zorlamayın. Gevşek bırakın.

Gününüzü daha iyi planlayın

Güne başlamadan önce, o günü nasıl geçireceğinize dair plan yapın. Bu planda gevşeme molaları, sadece kendinize ayırdığınız saatler, düzenli ve sakin öğünler, yapacağınız işler yer alsın. Böylece günlük belirsizliğinden sıyrılıp sakin, daha az kaygılı ve huzurlu, neşeli bir gün geçirdiğinizi göreceksiniz.

Gevşeme egzersizlerini uygulayın

Uzun süre strese maruz kalırsanız, bedeniniz gergin hale gelir. Yani vücudunuz ve beyininiz sürekli alarmda olur. Bu durumda bedeninizde kas ve eklem ağrılarınızın doğmasına neden olur. Stres reaksiyonunda artan adrenalini azaltmak için, vücudunuzu gevşetme egzersizleri faydalıdır. Gevşeme halinde, vücudunuz daha az enerji harcar ve dinlenme pozisyonuna girer. Stres modern çağın bir gerçeğidir, kaçmak yerine çözüm yolları aramak sizin için faydalı olacaktır. Kendinize her gün, ara ara gevşeme molaları vermeyi adet haline getirin ve vücudunuzu kontrol ederek mümkün olduğu kadar gevşetin.

Yaratıcı hobiler edinin

Hobilerin amacı, kişiyi iş dışında bir oyun dünyasında rahatlatmaktır. Hobiler sizi de rahatlatacaktır. Bazıları hobilerini bile, bir iş haline dönüştürür. Hobi edinmekteki amaç, yapılan işten keyif almaktır. Bazıları hobilerinde bile bir yarış halindedirler, diğer kişiler ile sürekli rekabet ederler, bir türlü gevşeyemezler. Siz asla bu tuzağa düşmemelisiniz.

Rutin işler arasında kaybolmayın

Yaşamın getireceği streslerle karşı karşıya kaldığınız zaman, en büyük düşmanınız can sıkıntısı ve monotonluktur. Yaşantınızda yapacağınız ufak değişiklikler, vücudunuza istirahat kadar yararlı olacaktır. Kafanızı sabit şeylere saplanmaktan koruyacaktır. Farklı bir yaşam tarzı, değişik bir öğle yemeği, yeni bir saç biçimi, değişik bir eğlence, seyahat, ilgilendiğiniz yeni bir konu, evin içinde ufak bir farklılık, programınızda yapacağınız değişiklikler size yardımcı olacaktır.

İletişim becerilerinizi geliştirin

Sağlıklı bir iletişim kurmanız ve çevrenizden destek almanız stresle mücadelede işinizi kolaylaştırır. Sağlıklı bir aile yaşamı, iyi bir evlilik ilişkisi, hayatınızı kolaylaştırır. Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas: “Türkiye’de bu konuda kadınların erkeklere oranla daha başarılı oldukları görülmektedir. Kadınlar daha korumacı yetiştirildikleri için strese daha dayanıksız görülürken; sorunlarını çevreleri ile daha kolay paylaşıyor olmaları önemli avantajlar sağlamaktadır. İletişim becerileri doğuştan getirilen özellikler değildir. Zaman içerisinde öğrenilebilir.” diyor.

Stresle mücadelede ne zaman destek alınmalı?

Uyku, iştah bozukluklarınız, iş yerinde ya da özel hayatta sık sık girdiğiniz tartışmalar, alkole veya sigaraya daha yoğun ihtiyaç duymanız gibi davranışlarınız, stresle mücadelede zorlandığınızın bir göstergesidir. Bu gibi durumlarda profesyonel destek almanız en doğrusudur.

 Alıntı
 19 Mayıs 2008, Saat 10:27
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #4

Emziren annenin beslenme rehberi


Küçük bebeğinizi kendi sütünüz ile besleyerek, onun ve kendiniz için yapabileceğiniz en doğru şeylerden birini gerçekleştiriyorsunuz. Peki, emzirme sürecinin emek isteyen önemli bir süreç olduğunu ve sağlıklı beslenme ile süt miktarını arttırabileceğinizi biliyor musunuz?

EMZİRMENİN ANNE İÇİN YARARLARI NELERDİR?
Emzirme, doğumdan itibaren anneyi korur. Doğumdan sonra kanama riskinin azalmasında, annenin bebek ile psikolojik sevgi bağı kurmasında etkilidir. Emzirmenin anneyi; meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinden ve halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporozdan koruyarak uzun dönemde de anneye yarar sağladığı düşünülmektedir.

EMZİREN ANNELER İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
Doğumdan sonra, kilo vermek için acele etmemelisiniz. Düşük kalorili diyetler yapmanız ve beslenme düzeninize dikkat etmemeniz salgıladığınız süt miktarının azalmasına neden olabilir. Bu süre içinde normal beslenmenize devam etmeniz, sadece fazla şeker ve yağ içeren hamur işleri gibi ürünleri sınırlandırmanız yeterlidir. Emziren annelerin ayda iki kilodan fazla ağırlık kaybetmeleri uygun değildir. Emziren anneler, normal enerji ihtiyaçlarından 500 kalori daha fazla almalıdırlar. Bu enerji, süt üretimi için gerekmektedir. Günlük beslenmeye 1-2 su bardağı süt, 3-4 dilim ekmek eklenmesi ile bu enerji ihtiyacı karşılanmış olur.

Süt miktarını etkileyen en önemli etmenlerden biri, annenin sıvı tüketimidir. Annenin sıvı tüketimi yetersiz ise, salgıladığı süt miktarı da azalmaktadır. Emziren annelere önerilen günlük sıvı tüketimi; 12–15 su bardağı yani 2,5–3 litre kadardır. Bu miktarda sıvı su olarak da tüketilebileceği gibi, ayran, taze sıkılmış meyve suyu, ıhlamur, adaçayı, meyve çayları gibi bitki çayları da tüketilebilir.

Her gün, 1 porsiyon etli yemek ve 1 adet yumurta tüketmeye özen gösterilmelidir. Bu besinler, hem diyetin protein kalitesini arttırmış olur hem de diyeti demir mineralinden zenginleştirir.

Annenin diyeti çoklu doymamış yağ asitlerinden zenginse, anne sütü de bu yağ asitlerinden zengin olur. Çoklu doymamış yağ asitleri, beyin ve göz gelişimi, bağışıklık sistemi ve kalp sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle, emziren annenin haftada 2–3 kez balık tüketmesine ve yemekleri hazırlarken tek tip sıvı yağ yerine ayçiçeği, mısırözü ve soya yağını karıştırarak kullanmasına dikkat edilmelidir. Bu çeşit beslenme tarzı ile anne sütü bu yağ asitlerinden zenginleşir.

Demir yetersizliği anemisi, gebe ve emziklilerde sıkça görülen bir sağlık sorunudur. Bu sorunun önüne geçmek için; kırmızı et, diğer et türleri, kuru baklagil ve koyu yeşil yapraklı sebze tüketilmesine özen gösterilmelidir. Yapılan testlerde kan değerleri istenilenden düşük olan annelerin, kuru meyve ve pekmez tüketimlerini arttırmaları gerekir. Vücutta demirin daha yararlı kullanılabilmesi için her öğününüzde C vitamini kaynağı olan sebzeler ve meyveler yer almalıdır. Çünkü C vitamini, vücutta demirin emilimini arttırır.

İşlem görmüş et ve et ürünlerinden kaçınılmalıdır. Bu tür et ürünleri, insan vücuduna zararlı olan nitrit ve nitrat bileşikleri içerirler. Ayrıca, bu tür bileşikler evde uygulanan pişirme işlemiyle de oluşabilir. Bu nedenle, kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı, haşlama, ızgara, fırınlama yöntemleri tercih edilmelidir.

Bu dönemde sigara ve alkol kullanılmamalıdır. Alkolün bileşenlerinden olan etanol, süt verimini azaltırken, sigarada yer alan nikotinin de az miktarda süte geçtiği bilinmektedir.

Her zaman taze ürünlerin tüketilmesine dikkat edilmeli, küflü, zamanı geçmiş ürünlerden uzak durulmalıdır. Aflatoksin M1, karaciğer kanserine yol açan aflatoksin B1’in yıkım ürünüdür ve anne sütüne geçer. Küflenmiş tahıl ve hububat tüketimi, bu tehlikeli maddenin anne sütüne geçmesinin başlıca nedenidir. Fakat bu tür besinler ile beslenmiş inekten elde edilen süt ve süt ürünlerinin tüketimi de, aynı sonuca yol açar. Bu nedenle, sadece güvendiğiniz, uygun üretime ve kalite belgelerine sahip firmalardan besinlerinizi temin etmeniz önemlidir.


 Alıntı
 19 Mayıs 2008, Saat 14:04
DurumuÇevrimdışı
Yeni Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #5


Uzmanlar, hamile kadınların kesinlikle cep telefonu kullanmaması gerektiğini söyledi. (Fotoğraf: Arşiv)
19-05-2008, Pazartesi
ANKA

Hamile kadınlara cep telefonu uyarısı

Hamilelik döneminde cep telefonu kullanan annelerin doğacak olan çocukları başta davranış bozukluğu olmak üzere çeşitli ruhsal hastalık riski taşıdığı belirtildi.
ABD’nin Los Angeles Üniversitesi ile Danimarkalı Aarhus Üniversitesi tarafından yapılan geniş kapsamlı araştırma sonuçlarına göre, hamilelik esnasında kullanılan cep telefonları doğacak olan çocukta davranış bozukluklarına yol açıyor.

Yaklaşık 13 bin çocuk üzerinde yapılan araştırmada hamile bir kadının günde bir kaç kez cep telefonu eline alıp kullanması bile doğacak olacak çocuğun hiperaktivite, davranış bozuklukları, okul çağına geldiğinde duygusal karmaşa gibi bazı ruhsal hastalıklara yakalanma riskini taşıdığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda da bu yüzden çeşitli davranış bozuklukları meydana gelebiliyor.

1990 yıllarının sonunda Danimarka’da yeni doğan 13 bin 159 çocukta yapılan araştırmada, davranış bozukluğu yaşayan bebeklerin annelerinin yüzde 54’ün hamilelik sırasında cep telefonu kullandığı ortaya çıktı. 7 yaş öncesi cep telefonu kullanan çocuklarda görülen davranış bozukluğu ise yüzde 80’e kadar yükseldi.

Konuyla ilgili yapılan araştırmaların öncülerinden olan New York Mount Sinai Üniversitesi Profesörlerinden Sam Milham, ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada elde edilen araştırma sonuçlarının doğruluğunu savunarak Kanada'da radyasyon verilen hamile farelerde yapılan benzeri bir deneyde benzer sonuçların ortaya çıktığını söyledi.

 Alıntı
 25 Mayıs 2008, Saat 17:03
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #6

Gebelik belirtileri


Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir âdete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikâyetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.

Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12' inci haftalar arasında duyulabilir.

HAMİLE OLABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜREN İŞARETLER

BELİRTİ
ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN
BAŞKA OLASI NEDENLERİ

Adet kesilmesi
Tüm hamileliklerde
Yolculuk, yorgunluk, stres, hamilelik korkusu, hormonsal sorunlar, aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma, emzirme

Sabah bulantıları
Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra
Yiyecek zehirlenmesi, gerginlik

Sık idrara çıkma
Genellikle hamile kaldıktan 6-8 hafta sonra
İdrar yolları iltihabı, gerginlik, şeker hastalığı

Sızlayan, ağrıyan, şiş göğüsler
Hamile kaldıktan sonraki birkaç gün içinde
Doğum kontrol hapları, adet günlerinin yaklaşması

Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması
Hamileliğin ilk üç ayı içinde
Hormonsal dengesizlik

Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler
Hamileliğin ilk üç ayında
Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi

Yiyeceklere aşırı istek duyma
Hamileliğin ilk üç ayı içinde
Kötü beslenme, stres, adet günlerinin yaklaşması

HAMİLE OLACAĞINIZA İLİŞKİN KUVVETLİ İŞARETLER

BELİRTİ
ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN
BAŞKA OLASI NEDENLERİ

Rahim ve rahim ağzının yumuşaması
Döllenmeden 2-8 hafta sonra
Adet kanamasının gecikmesi

Rahmin ve karnın genişlemesi
8-12 hafta
Tümör ve fibroidler

Aralıklı ve ağrısız kasılmalar
Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar
Bağırsak kasılmaları

Bebeğin hareketleri
İlk olarak hamileliğin 16-22. Haftasında fark edilir.
Bağırsak gaz ya da kasılmaları

KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ

BELİRTİ
ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN
BAŞKA OLASI NEDENLERİ

Ultrasonda bebeğin görülmesi
Döllenmeden sonraki 46. Haftada
Yok

Bebek kalp atışı
10-20. haftada
Yok

Karında hissedilen bebek hareketi
16. haftadan sonra
Yok



Opr. Dr. Mustafa N.ALİHANOĞLU


 Alıntı
 28 Mayıs 2008, Saat 08:44
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #7

Gebelikte saç dökülmesi


Gebelik sırasında bazen saç dökülmesinde artış görülebilir. Normalde saçların % 90'ı büyüme ve % 10'u dinlenme periyodundadır. Dinlenme dönemindeki saçlarda 2–3 ayda bir dökülme olur ve yerine yeni saçlar çıkar. Ancak gebelik sırasında dinlenme dönemindeki saçların oranında bir artma görülür ve bu da saçların dökülmesinde bir artış ile kendini gösterir. Gebelerin % 40–50'sinde görülen bu saç dökülmesi geçici olup, doğum sonrası 6–12. aylarda normale dönmeye başlar. Aslında gebelik sırasında artan östrojen hormonu saçların dökülmesini önlediği için esas saç kaybı doğumdan sonraki ilk 3 ay içerisinde gerçekleşir. Ancak bazı kadınlarda bu gebelik sırasında da olabilmektedir.

İster gebelik sırasında olsun veya doğum sonrasında olsun, bu saç kaybı geçici olup, kelliğe yol açmaz.

Önlem olarak saçların çok gerilmemesi, fön çekilmemesi, sert tarak kullanılmaması, ıslak iken saçların gerilmesine neden olabilecek ince aralıklı tarakların kullanılmaması, saç kurutucularının soğuk ayarda kullanılması gibi tedbirlerin dışında, biotin ve silica içeren şampuanların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca multivitamin kullanımı saç dökülmesini azaltabilir.

Doç. Dr. Selman Laçin

 Alıntı
 28 Mayıs 2008, Saat 08:44
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #8

Çatlaklar


Gebelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan değişikliklerdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Gebelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar. Çatlaklar çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler.

Bazı anne adaylarında gebelik döneminde oldukça fazla kilo alınmasına karşın çatlak oluşmamakta, bazılarında ise gebeliğin erken dönemlerinden itibaren çatlaklar ortaya çıkmaktadır. Yine bazı anne adaylarında gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren "çatlak kremleri" kullanmalarına rağmen yaygın çatlaklar oluşabilmekte, bazılarında ise hiç bir "koruyucu önlem" almamalarına rağmen hiç bir çatlak oluşmamaktadır. Bu nedenle çatlakların kalıtımsal özelliklerle çok yakın bir ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Çatlakları tümüyle önlemek mümkün olmamakla beraber alınan bazı önlemlerle çatlakların kalıcı kozmetik sorunlar yaratması önlenebilir. Piyasada bulunan "çatlak kremlerinin" tümünün ortak özelliği cildi nemlendirmeleri ve esnemesine yardımcı olmalarıdır. Bu özellikleriyle "çatlak kremleri" çatlakların beraberinde getirdiği kaşıntının da dinmesine yardımcı olurlar. Anne adaylarının bir kısmı ise çoğunlukla yüksek fiyatlı bu "çatlak kremlerinin" yerine badem yağı kullanmayı tercih etmekte ve bu maddenin ciltlerinin nemli kalmasına ve kaşıntı şikâyetinin ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu belirtmektedirler. Son zamanlarda moda olan "koku tedavisi" adı verilen tedavi yönteminde kullanılan yağlardan gebelikte kaçınılmalıdır. Bu yağlar her ne kadar bitkisel kökenli olsalar da, ilaçların da çoğunun bitkisel kökenli olduğu unutulmamalıdır. Son olarak da sıvı alımının öneminden burada da bahsedilmelidir: Vücuda giren su miktarı yetersiz olduğunda cildin elastikiyeti azalır ve çatlaklar daha kolay oluşur. Aksine, sıvı miktarı yeterli bir cilt, tonusunu daha iyi korur ve gerilmeye karşı daha dayanıklı hale gelir.

Kaynak: Memorial Hastanesi

 Alıntı
 28 Mayıs 2008, Saat 08:45
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #9

Gebelik döneminde bakım


Kadın vücudu gebelik sırasında diğer zamanlardan daha fazla bakım ister.

Bu dönemde bedeninize gösterdiğiniz ilgi hem sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenizi hem de doğum sonrasında vücudunuzun eski haline kolayca dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminde vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgiyi göstermelisiniz

Banyo

Gebelik sırasında günlük yıkanma alışkanlık haline getirilmelidir. Çünkü bu dönemde ter bezleri normalden aşırı bir çalışma gösterir.

Yıkanırken kullandığınız su 37-38 derece olmalıdır. Aşırı sıcak su sağlığınız açısından zararlıdır. Ayrıca banyo süresinin 15 dakikadan fazla olmamasına dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde kanama geçirme riskiniz artacaktır.

Banyo yaparken kapınızı hiçbir zaman kilitlemeyin. Hatta evde kimse olmadığı zamanlarda banyo yapmamaya özen gösterin.

Göğüslerin bakımı

Hamilelik döneminde en çok dikkat ve özen gösterilmesi gereken yer göğüslerdir. Bu dönemde şişen göğüslerde çatlak oluşmaması için ılık bir duştan sonra nemlendirici kremlerle göğüslere masaj yapılmalıdır. Aksi halde göğüslerde çirkin bir görüntü oluşturan çatlaklar oluşabilir.

Göğüs sarkmalarını engellemek için göğüsler günde iki defa soğuk suyla yıkanmalıdır.

Kalça ve göbek bakımı

Karın çizgisinin yerleşip iz bırakmasını en aza indirmek ve kalçalara gerekli özeni göstermek için bu bölgeler badem yağıyla her gün ovulmalıdır.

Cilt bakımı

Cildin sağlıklı bir şekilde nefes alması hamilelik döneminde her zaman olduğundan daha önemlidir. Bu yüzden bu dönemde yatmadan önce makyajınızı mutlaka temizlemeli, yüzünüze ve ellerinize besleyici krem sürmelisiniz.

Saç bakımı

Gebelik döneminde saçlara istenilen şekli vermek her zamankinden daha zor olabilir. Saçlar parlaklıklarını, canlılıklarını yitirirler. Saçların sık sık yıkanması ve saç tipine uygun bakım yapılması bu sorunu büyük ölçüde giderecektir.

El ve ayak bakımı

El ve ayak tırnakları gebelik sırasında donuk bir renk alır ve kolayca kırılır. Tırnakların katmanlarının ayrılmaması için güçlendiricili parlatıcılardan kullanabilirsiniz.

Tırnaklarınızı üç günde bir havalandırmalısınız. Çünkü bu dönemde oje sürmek tırnağın kurumasına neden olur.

Ağız bakımı

Hamile kadınların tükürüklerinde bulunan ve diş minelerini etkileyen maddeler, bu dönemde diş çürümelerine sebep olur. Ayrıca dişlerin sağlamlığında rol oynayan fluor maddesi de yeterince sağlanamaz. Bu nedenle hamilelik döneminde hiçbir ağrı duyulmasa bile diş doktoruna düzenli olarak görünülmelidir.

Arada sırada dişleri bir antiseptikle çalkalamak da mikropların dişlerde yuvalanmasını önleyecektir.


 Alıntı
 03 Haziran 2008, Saat 11:02
DurumuÇevrimdışı
Bayan Üye
Avatar Yok
UYARI:
Kullanıcıların Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapatılmıştır.

Görmek için Kayıt Olmalısınız

 
Yorum #10

Doğumsal kalp hastalıklarında genetik etkiler ön plana çıkıyor


Çoğunlukla nedeninin ne olduğu bilinmeyen doğumsal kalp hastalıkları için, son yıllarda yapılan araştırmalar genetik etkilerin ön plana çıktığını gösteriyor. Acıbadem Hastanesi Yüksek Riskli Gebelikler Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Arda Lembet, hastalığın teşhis ve tedavi süreci hakkında aileleri bilgilendirirken yapılan çalışmaların umut verici olduğuna değiniyor.

Anne karnındaki fetusların kalp hastalıklarının tanısının konulabilmesi 20.- 22. haftalar arasında fetal ekokardiyografi denilen özel bir ultrasonografik inceleme metoduyla sağlanıyor. Ancak en ileri merkezlerde bile doğumsal kalp hastalıklarının % 85‘i anne karnında tanı alabiliyor.

Risk faktörlerini saptayın
Doğumların yaklaşık olarak % 1’inde görülen doğumsal kalp hastalıkları, doğumsal anomaliler arasında en sık görülenler arasında yer alıyor. % 90’ından fazlasında ailesel neden bulunmamakla beraber, son yıllarda yapılan araştırmalar genetik nedenlerin giderek etkisini artırdığına işaret ediyor. Doğumsal kalp hastalıklarının % 10’undan kromozom anormallikleri, % 5’inden de monojenik bozukluklar yani özel bazı gen bölgelerinin hasarı sorumlu tutulabilir. Kızamıkçık gibi anne karnında geçirilen bazı enfeksiyonlar, annenin kullandığı bazı teratojen sayılan ilaçlar ve annenin diyabet gibi, bazı hastalıkları da diğer nedenler arasında sayılabilir.

Doğumsal kalp hastalıklarında en önemli risk faktörleri arasında kardeş, anne ve babada doğumsal kalp hastalığı olması sayılabilir. Kardeşte doğumsal kalp hastalığı olduğu durumlarda bebekte hastalığın ortaya çıkma olasılığı % 2 oranındayken anne ve babada doğumsal kalp hastalığı olduğu durumlarda bu oran sırasıyla % 3 ve % 6 düzeylerine kadar çıkabiliyor. Bu nedenle ailesinde doğumsal kalp hastalığı bulunan hastaların ve riskli hamile adaylarının doğum öncesi uygun şekilde prenatal danışma alması gerekiyor.

Erken teşhis, eren tedavi demektir
Anne karnındaki fetusların kalp hastalıklarının tanısının konulabilmesi 20.- 22. haftalar arasında fetal ekokardiyografi denilen özel bir ultrasonografik inceleme metoduyla sağlanıyor. Ancak en ileri merkezlerde bile doğumsal kalp hastalıklarının % 85‘i anne karnında tanı alabiliyor. Son yıllarda hamilelerde görülen, Down Sendromu riskini değerlendirmede kullanıma giren ve 11.-14. haftalar arasında uygulanan ense kalınlığı testi, sadece kromozom anormallikleri ve erken doğumsal kusurların saptanmasında değil, doğumsal kalp hastalıkları riskinin değerlendirilmesinde de çok önem gösteriyor.

Özellikle ense kalınlığı artmış fetuslarda doğumsal kalp hastalığı görülme sıklığı % 6’lara kadar yükseldiği için bu grup, ileriki hamilelik haftalarında fetal ekokardiyografik inceleme yapılması gereken bir durum olarak ortaya çıkıyor. Son yıllarda 11.-14. hafta fetusun incelenmesinde bazı özel kan damarlarındaki kan akımına (doppler) ve kalp kapakçıklarındaki akımlara bakılarak, doğumsal kalp hastalıkları için erkenden şüphelenilmesi ve risk grubundaki hastaların erkenden saptanması mümkün olabiliyor.

Öte yandan hamilelik boyunca ileri düzey veya 2. derece ultrasonografik inceleme olarak bilinen ve 18.-22. hamilelik haftaları arasında yapılan ultrasonografik incelemede de kalpte veya başka organ sistemlerinde bazı anormalliklerin saptanmasında da ileri düzey fetal kardiyak inceleme gerekir.

Dert birse çare bin
Doğumsal kalp hastalıklarını anne karnında teşhis edilmesinin en büyük avantajlarından biri, doğumdan sonra acil müdahele ve ileri teknojik destekle tıbbi izlem ve tedavi gerektiren bebeklerin bu müdahalelere olanak veren referans merkezlerinde doğmasına olanak veriyor olması. Bu aşama öncesinde yüksek riskli hamilelik uzmanı, pediatrik kardiyolog, yeni doğan uzmanı, pediatrik kalp cerrahı ve tıbbi genetik uzmanı tarafından değerlendirilen ve muayeneye edilen bebek, aile ve tüm aile açısından detaylı karar aşamalarına varıyor. Öte yandan anne karnında saptanan, doğum sonrası tedavi ve cerrahi olarak düzeltilmesi pek mümkün olmayan, başarı şansı çok düşük olan durumlarda da aileye hamileye sonlandırma seçeneği sunulabiliyor.

Son gelişmeler umut veriyor
Günümüzde fetal kalp hastalılarının anne karnında tedavi edilebilir en önemli grubunu ritm bozuklukları oluşturuyor. Kalpte yapısal bir bozukluğun olmadığı ve sadece ciddi ritm bozukluğu olan hastalarda anne karnındaki bebeğe ya direkt ya da anne yoluyla verilecek ilaçlarla fetusda kalp yetersizliği oluşması ehatta anne karnında oluşabilecek kayıplar bile önlenebiliyor. Bu ritm bozukluklarının bir kısmı annedeki otoimmun hastalıklarda veya bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle ortaya çıkan otoantikorlar yoluyla olurken bazıları da fetal kalbin iletim sisteminde ortaya çıkan problemlere bağlı olabiliyor. Günümüzde yeni bir çığır açacak anne karnında fetal kalp ameliyatları, balon uygulamalarının temelleri atılmakta olup yakın bir gelecekte yaşaması mümkün olmayan bebeklerin sağlıklarına anne karnından itibaren kavuşmuş olması sağlanabiliyor.

 Alıntı
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Yukarı Git