Ifk Olayı

_MaVi_

Kayıtlı Üye
MegaForum Üyesi
Profil Bilgileri
Üyelik Tarihi :
17 May 2013
Mesajları :
473
Puanları :
0
Ifk Olayı

Ifk Olayı Nedir? Neden ve Ne zaman Meydana Gelmiştir?
Ifk; yalan
büyük yalan
Iftira namuslu birinin namusu hakkinda Iftira etmek.

Ifk olayi; Islâm tarihinde Resulullah (s.a.s)'in zevcesi ve müminlerin annesi (el-Ahzâb
33/6). Hz. Âîse hakkinda münâfiklar tarafindan uydurulan Iftira olayinin adi. Olay Buhâri
Müslim gibi ana kaynaklarda tafsilâtli olarak anlatilir. Bizzat Hz. Âîse
olayi cereyan tarzi ve sebepleriyle birlikte detayli olarak anlatmaktadir.

Olayin gerçek yüzü münâfiklarin
Medine'de güvenli bir yurt edinen ve günden güne gelisen Islâm toplumunu parçalamak için Islâm peygamberinin aile mahremiyetini hedef alarak
bas vurduklari bir aleyhte propaganda ve karalama hareketidir. Onlar
Resulullah'in
en yakin arkadaslari ile arasini açabilirlerse
Islâm'i yok etme emellerine kIsa yoldan varabileceklerini zannediyorlardi. Münâfiklar Mustalikogullarina karsi düzenlenen cihat harekatinda
Hz. Âîse'nin basina gelen normal bir olaydan yararlanarak Hz. Ebu Bekir'le Resulullah'in arasina fitne sokmaya ve Resulullah'i gözden düsürmeye çalistilar.

Münâfiklar
hicretin besinci yili Saban ayinda
Necid bölgesinde
Müreysî suyu yaninda konaklamis olan Mustalikogullari kabilesine karsi düzenlenen sefere savasin siddetli geçmeyecegini bildikleri için kalabalik bir sekilde katIlmislardi.

Resulullah sefere çikmadan önce
adeti oldugu üzere
hanimlari arasinda kura çekmis
kendisiyle beraber sefere gitme kurasi Hz. Âîse'ye çikmisti (Buhârî
Sehâdet
15).

Bu sefer esnasinda münâfiklar
Mekkeli Muhacir müslümanlarla
Medine'nin yerlisi Ensar arasina fitne sokmaya da çalistilar. Bunun için bölge ve kabile taassubunu kullandilar. Bir seferinde Iki müslüman grubu birbiriyle kilica sarilacak hale getirmis
olay Resulullah (s.a.s) tarafindan kolayca önlenmistir. Bu arada münâfiklarin reisi Abdullah b. Übeyy:

"Medine'ye dönünce
aziz olanlarin
zelil olanlari oradan çikaracaklarini"
söylüyordu (el-Münâfîkûn
63/8). Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) Ensari toplayarak durumu anlatti. Ensâr olaya son derece üzüldü. Böylelikle Abdullah b. Übeyy herkesin nefretini kazandi. Hatta oglu babasinin bineginin üzengisinden tutarak:

"Zelil oldugunu
Allah Resulunün de aziz oldugunu itiraf etmeden seni birakmam " demis ve itiraf da ettirmistir (Ibn Sa'd
Tabakâtu'l-Kübra
II
65).

Sefer dönüsü ordu
geceleyin bir yere konakladi. Hz. Âîse ihtiyaci için ordugahin disina çikti. Döndügü zaman
boynundaki Yemen boncugundan dizIlmis gerdanliginin kopup düsmüs oldugunu gördü. Bu gerdanligi Hz. Âîse'ye
gelin oldugunda annesi Ümmü Rûman hediye etmisti (Vakidî
Megazî
II
428). Diger kaynaklar gerdanligi kiz kardesi Esma'dan emanet aldigini yazarlar.

Hz. Âîse
gerdanligi aramak için ordunun disinda ihtiyacini giderdigi yere gitti. Bulup döndügünde ise kendisinin devesi üzerindeki mahfelinde oldugunu zanneden muhafizlari da dahil olmak üzere
ordunun oradan ayrilip gitmis oldugunu gördü. Geri dönüp kendisini ararlar düsüncesiyle orada oturup bekledi. Bu arada da oldugu yerde uyuyup kaldi.

Ordunun artçisi Safvan b. Muattal kendisini görerek
hiç konusmadan onu devesine bindirdi. Devenin yularini çekerek orduya yetistirdi (Ibn HIsam
es-Sîre
II
298).

Ikinci konakta Hz. Âîse'nin devesinin üzerinde olmadigi anlasilip bir süre sonra genç bir askerin devesiyle geldigini görünce
münâfiklar bunu firsat bilip dedikoduya basladilar. Abdullah b. Übeyy el altindan bu dedikoduyu besledi. Müslümanlar bunun Iftira oldugunu anladilar. Meselâ Hz. Ebû Eyyûb el-Ensarî hanimina:

"Ümmü Eyyûb! Senin hakkinda böyle birsey söylense kabul eder misin?" diye sordu. O


"Hasâ
asaletli ve serefli bir Insan böyle bir sey yapmaz." cevabini verdi (Ibn Hisâm
a.g.e
s. 302).

Ne yazik ki münâfiklar disinda üç müslüman da bu dedikoduya kendilerini kaptirdilar; Bunlar Safvan'dan öç almak Isteyen Hassan bin Sâbit
Resulullah'in hanimlarindan Zeyneb binti Cahs'in kiz kardesi Hamne ve Hz. Ebû Bekir'in yardimlariyla geçinen Mistah b. Üsâse idiler.

Hz. Âîse yolculuk dönüsü hastalandi ve annesinin bakmasi için baba evine gitti. Olanlardan tamamen habersizdi. Ne annesi ve babasi
ne de Resulullah (s.a.s) olanlari kendisine duyurmadilar. Kendisi de Resulullah'in soguk davranisina bir mana veremedi. Bir gün Mistah'in annesi durumu kendisine açinca derin bir üzüntüye kapildi ve günlerce gözyasi döktü (Müslim
Tevbe
56). Bu arada Resulullah (s.a.s) kendisine durumla ilgili sorular sordu. Hz. Âîse ise
halini Allah'a havale ettigini bildirerek karsilik verdi.

Olayi duyan Safvan büyük bir öfkeye kapilarak kilicini aldi ve öldürmek kastiyla Hassan'a saldirdi ve onu yaraladi. Bu Resulullah (s.a.s)'e haber verilince Safvan'in tutuklanmasini emretti. Aslinda Safvan kadina ilgi duymayan
erkeklik gücü yok (hasûr) birisi idi. Bunu kendisi de açikça ifade etmistir (Ibn HIsam a.g.e
s. 306
Müslim
Tevbe
57).

Resulullah (s.a.s) durumu bir de Ashaptan bazilariyla görüstü. Bunlardan Hz. Osman
Üsâme b. Zeyd
Zeyneb binti Cahs
Ümmü Eymen hep Hz. Âise'nin tertemiz olduguna sahitlik ettiler. Hz. Ömer
Hz. Âîse'nin nikâhinin Allah tarafindan kiyildigini hatirlatarak
Allah'in temiz olmayan bir kadinla onu nikahlamayacagini söyledi. Yalniz Hz. Ali lehte olmayan bir konusma yapti ve Resulullah için kadinin çok oldugunu belirtti. Bir de Hz. Âîse'nin hizmetçisinin sorguya çekIlmesini teklif etti. Hatta dogru söylemesini saglamak için onu tokatladi. Berire ise
hanimi hakkinda iyilikten baska bir sey bIlmedigini belirtti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) durumu bir de Ashab'a bildirmek üzere minbere çikti ve bu konuda onlarin yardimini Istedi. Ensardan Sa'd b. Muaz:

"Ey Allah'in Resulu
sana ben yardim edecegim. Iftiraci Evs kabilesinden ise
ben onun boynunu vururum. Eger Hazrecli kardeslerimizden ise
bize emredersin
emrini yerine getiririz" deyince Hazreclilerden Sa'd b. Ubade buna karsi çikti. Karsilikla atismalar neticesinde çikan anlasmazligi Resulullah (s.a.s) yatistirdi.

Resulullah (s.a.s) büyük üzüntüyle oradan
babasi Ebû Bekir'in evinde bulunan Hz. Âîse'nin yanina gittiginde
Allah onun temizligini su ayetlerle Resulune bildirdi:

"O Iftira haberini getirenler
sizlerden bir zümredir. Onu siz kendiniz için bir ser sanmayiniz. Belki o
sizin için bir hayirdir. Onlardan herkese kazandigi günah vardir. Günahin büyügünü yüklenen kimseye de büyük bir azap vardir. Ne olurdu o Iftirayi isittiginiz zaman
erkek ve kadin müminler
kendi nefIsleri ne kiyas ederek hüsnü zan etselerdi de; bu açik bir Iftiradir deselerdi!

O Iftiracilar buna dört sahit getirselerdi ya! Sahitleri getiremeyince de onlar
Allah katinda muhakkak yalancidirlar. Eger dünyada ve ahirette Allah'in fazl ve rahmeti üzerinizde bulunmasaydi
içine daldiginiz o ifiradan dolayi
sizi her halde büyük bir azap çarpardi. Ortaya atildigi zanlari siz
o Iftirayi dillerinizle birbirinize yetistiriyordunuz. Hiçbir bilginiz olmayan seyi agizlarinizla söyleyiveriyor ve bunu kolay saniyordunuz. Halbuki bu
Allah katinda büyük bir vebal idi."

"Ne olurdu
onu isittiginiz zaman: "Bunu söylemek bize yakismaz! Sübhanallah! Bu büyük bir bühtandir" deseydiniz ya!...."
(en - Nûr
24/11-20).

Bu ayetlerin inisi basta Resulullah (s.a.s) olmak üzere bütün müminleri sevindirdi. Ama Iftira yapanlarin ve yayanlarin cezasi da verIlmeliydi. Cenabi Hak bunun üzerine su Iki ayeti indirdi:

"Namuslu ve hür kadinlara (zina isnadiyla) Iftira atan
sonra da (bununla ilgili olarak) dört sahit getirmeyen kimselerin (her birine) seksen degnek vurun. Onlarin ebedî sahitliklerini kabul etmeyin. Onlar fâsiklarin ta kendileridir. Ancak (bu hareketlerine) tövbe edip durumlarini islah edenler müstesnâdir. Çünkü Allah çok yarligayici
çok esirgeyicidir" (en-Nûr
24/4-5).


Ayetlerde
zina Iftirasi atanlar için üç ayri hüküm konulmustur:


1- Iftiraciya seksen sopa vurulacak

2- Sahitligi ebediyyen kabul edIlmeyecek

3-
Allah'in taatindan çiktigi için fâsiklikla vasiflandirilacak.

Iftira eden
pisman olur
tövbe ederse fâsiklik vasfini üzerinden kaldirmis olur (M. Ali es-Sabûnî
Kur'an-i Kerîm'in Ahkâm Tefsîri
II
107).

Bu ayetlerin inmesi üzerine Resulullah (s.a.s) Hassan
Hamne ve Mistah'a zina Iftirasi cezasi olarak seksener degnek vurdurdu. Abdullah b. Übeyye'ye bu ceza tatbik edIlmedi (Muhammed Rida
Muhammed (s.a.s)
Misir 1357/1938
s. 303).

Hz. Ebû Bekir kizina yapilan Iftiraya karistigi için Mistah'a vermekte oldugu yardimi kesmisti. Iftira cezasi tatbik edildikten sonra Cenabi Hak:

"Sizden (dinde) fazilet ve (dünyada) servet sahibi olanlar
akrabalarina
yoksullara
Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin. Allah'in sizi yarligamasini sevmez misiniz? Allah çok yarligayici
çok esirgeyicidir"
(En-Nur
24/22) ayetini indirdi. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir:

"Vallahi ben
Allah'in beni yarligamasini elbette arzu ederim. Vallahi ben
artik bunu ondan hiç bir zaman kesmem" dedi ve Mistah'a vermekte oldugu nafakayi vermeye tekrar devam etti (Buharî
Megazî
34; Tefsîru'l-Kur'ân
6; Müslim
Tevbe
56).

Iftira
içi baska disi baska olan Iki yüzlü münâfiklarin metodudur. Iftiradan sakinmak
Iftiraya ugrayan mazlumlara arka çikmak
zalim ve Iftiracilari yalanlamak gerekir.

Ismail KAYA

ALINTIDIR.
 
Üst