Neler yeni
Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Odasına Vardım Türküsü ve Hikayesi

İlksu

Sanırım artık insan, tutunamıyor insana..
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    18 Tem 2017
  • Mesajlar
    1,608
  • MFC Puanı
    3
  • MFC Seviyesi

Zengin bir ailenin iki kızı varmış. Çarşaf içinde, kafes ardında fakat, yalnız gezemezler. Arkalarında hizmetçileri dolaşır. Kimse ile konuşamazlar, dedikodu edilir. Evlenmek için talipleri çıkar, ana baba denk değil diye vermezler.

Genç bir eczacı, iki bacıdan küçüğünü nasılda görmüş beğenmiş. Erkek güzel bir delikanlı. Fakat o zaman Türklerden kimse eczalık yapmadığı için bu meslek hor görülmektedir. Hem bu genç eczacının sevdiği kız, büyüğü değil küçüğüdür. Büyük dururken küçüğünü istemek adete töreye uymaz. İstense bile veren nerde görülür? Anlaşılıyor ki bu derdin çaresi yok. Ama, seven gönüller de muhakkak, birleşmek kararındadır. Seven de sevilen de derdin çaresine koyulurlar.

Günler geçer, ayrılık uzar. Bu uzun ayrılık genç kızı hasta eder. Doktorların reçetesi tesir etmez. Halk kızın derdine ince dert kara sevda der. Doktorlar geçer diyey aldırış etmezler ama, kızın hastalığı gün geçtikçe artar. Seven genç de ilaç doktorlardan kendisine tardı etmelerini ister.

Nihayet doktorlar, hasta sahibine ilacın eczacı tarafından saatinde içirilmesini tavsiye ederler. Doktorların tavsiyesi, tutulursa da bir erkeğin kadını yatakta görmesi olacak şey değil. Eczacının gelişi haber verilince, küçük kız hasta yatağından kalkar sedirde melül mazun oturur. İlaç getireni bekler. Bu odanın asıl sahibi odur diye.. Gelince de yüzünü ondan çevirerek verdiği ilacı içer. Gelen eczacı malül mahzun oturan hastasının haline üzülür kalbini ferah tut. Çok sürmez, geçer diye teselli eder gider.

Diğer bir gün eczacı yine, hastasına ilaç vererek teselli edip gider. Kız ses vermediği için karşılıklı konuşamazlar. Ancak, gizli bakışlarla konuşur ve fırsat el verirse bir birlerine birer pusula verirler. Bu pusulalarda neler yazılı değildir ki, kız derdini döker eczacıya verir, eczacı ilacını ezer kıza verir. Eczacı gün aşırı gelip gittikçe kızın derdi azalmaz belki artar amma, hayatından memnun olduğu da hissedilir.

Soranlara günden güne iyiliğe yüz tuttuğunu söyler. Dördüncü beşinci gelişte kızcağız, iyileşmiş görülerek, eczacının hizmetine karşı dua etmekle kalmaz. Odasında döğdüğü kahveden pişirip ikram eder. Fakat nedense kızcağız tamamen şifa bulmadan, dayısı artık bu eczacının eve gelip gitmemesini ister. Eczacının ayağı yerden kesilir. Ayrılık, sevenleri unutturmaz, bilakis gönül yarasını azdırır. Bir gün kızcağızın dayısı da rahmete kavuşur. Ölüm Allah’ın emri diye bu acı da unutulur.

Fakat ayrılık acısı hala devam etmektedir. Nihayet araya adamlar konulur. Kızın evlenmesine annesi ve diğer büyükleri, rıza gösterir mi göztermez mi, pek bilinmez ama genç kız ablasını da alarak eczacı ile birlikte İstanbul’a doğru giderler. Bu gidiş, Elaziz de uzun bir mecaranın devamı sanarak söylenip durmakla kalmaz türküsü bile yakılır.

Odasına Vardım

Odasına vardım odası malül
Kergefin üstüne iğnesi olur
Elbet bu odanın sahibi gelir

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim

Odasına vardım namaza durmuş
Yüzünün şulesi etrafa vurmuş
Sandım ki karşımda bir aydır doğmuş

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim

Odasına vardım ipekli minder
Gel otur sevgilim yüzünü dönder
Her ne derdin varsa yaz bana gönder

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim

Odasına vardım olur mu böyle
Ellerim koynumda merhamet eyle
Her ne derdin varsa gel bana söyle

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim

Odasına vardım olur mu böyle
Dibeğe vurdukça oynar göbeği
O yar gelin ola ben de güveği

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim

Odasına vardım kahve pişirir
Kınalı parmaklar fincan döşürür
O yarın gözleri beni şaşırır

Söyleyin ahbaplar nasıl edeyim
O yardan ayrıldım kime gideyim


 
Üst Alt