Neler yeni
Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Ümit ile saglıklı yaşam

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

Sonbaharda Enerjinizi Yükseltecek 9 Öneri
Sonbahar denince genellikle akla ilk gelen, hüzün, karamsarlık ve depresyon olur.

Enerjinizin düştüğü ve kendinizi yorgun hissettiğiniz bir mevsimdir sonbahar. Enerji seviyenizin azalması ruh halinizi de olumsuz etkiler. Bu yüzden bazen ruh halinizi değil enerjinizi yüksek tutmaya odaklanmalısınız. Tabi ki size sürekli enerjik olun demiyoruz ama sonbaharın kasvetinden bir şekilde kendinizi kurtulabilmenizi umuyoruz.

Tatilin bitmesiyle birlikte, okulların açılması ve iş temposunun arttığı bu dönemde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak 9 öneriyi sizler için sıraladık:



1. Uykuya daha fazla zaman ayırabilirsiniz
Sonbahar gelince, uykuya olan ihtiyacımız doğal olarak artıyor. Güneş ışığından daha az yararlanmamız sebebiyle, daha az D- vitamini alıyoruz bu durumda serotonin ve kortizol seviyemizi arttırıyor. Bu hormonsal değişim sonucunda enerji seviyeniz düşüyor ve uykuya olan ihtiyacınız artmış oluyor.

Gece alacağınız 7-9 saat arası uyku ve her gün aynı saatte yatağa girerek uyku düzeninizi oluşturmanız hem size hem de vücudunuza iyi gelecektir. Böylelikle uyku kaliteniz de artmış olacaktır.

2. Erken uyanmaya özen gösterin
Sonbahar geldiğine göre, güneşin geç doğduğu ve erken battığı zamanlardayız. Güneş ışığından daha az yararlanacağız bir dönem bu. Vücudunuzun ihtiyacı olan D vitaminini almak istiyorsanız, güne erken başlamalısınız. Güne erken başlayarak bu dezavantajı ortadan kaldırabilir. Vücut enerjinizi arttırarak, ruh halinizi de pozitife çevirebilirsiniz.



sonbahardaenerjiniziyukseltecek

3. Vücudunuzun ihtiyacı olan vitaminleri almalısınız
Sonbahar aylarında daha az güneş ışığından yararlanıyoruz, bu yüzden de daha çok D vitaminine daha çok ihtiyacımız oluyor. Aynı şekilde bu aylarda yediğiniz meyve ve sebzelerde de vitamin seviyesi de diğer mevsimlere göre daha düşüktür.



Hali hazırda uyguladığınız bir diyet var ise, bu aylarda vitamin alımına daha özen göstermeniz ve programınızı buna göre ayarlamalısınız. Ayrıca enerji seviyenizi yükseltmek için juice içecekleri de tercih edebilirsiniz.

4. Hareket Edin
Sonbahar geldi ve kendinizi üşengeç mi hissediyorsunuz ? Egzersiz yapmamak için bahaneleriniz arttı mı? Bu duruma son vermelisiniz çünkü hareket etmeniz, egzersiz yapmanız kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Egzersiz yapmak zor geliyor ise, yapacağınız kısa yürüyüşler ya da evinizde yapacağınız yoga egzersizleri ile kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.

sonbahardaenerjiniziyukseltecek2

5. Temiz hava alın
Temiz hava her zaman size iyi gelecektir. Havanın yağmurlu olmasına aldırış etmeyin, dışarı çıkın ve temiz havayı ciğerlerinize doldurun. Size iyi gelecek, enerjinizi arttıracaktır.

Özellikle yeşil alanlarda yılın bu aylarında çok güzel görüntüler oluşur, dışarı çıkın ve doğanın bize sunduğu bu renk cümbüşünün tadına varın.

6. Ekranlardan uzak durmaya çalışın
Hava karanlık ve yatağınızdan çıkmak istemiyorsunuz. Bilgisayar, TV yada akıllı telefonunuzla daha sık vakit geçiriyor ve kendinizi eve hapsediyorsunuz. Buna bir son vermelisiniz.

Yatağa gitmeden kendiniz bir saat belirleyin ve ekranlardan uzak durun. Gündüzleri ise vücut ritminize iyi gelecek kısa molalar ile ofis ortamında daha verimli olmanızı sağlayabilirsiniz.

sonbahardaenerjiniziyukseltecek3

7. Evinizde rahatlığı önem verin
Evdensiniz ve yukarıdaki önerilerimize rağmen yine de dışarı çıkmak istemiyorsunuz. O zaman evde kendinize rahat bir ortam oluşturmanız için işte size fırsat.

Sonbahar kokulu mumlar ve çiçekler eviniz de sonbaharın güzelliklerini size hissettirecek. Hazırlayacağınız bitki çayı ile battaniye altında en sevdiğiniz kitabı okurken kendinizi yenileyeceksiniz.

8. Partnerinizle vakit geçirebilirsiniz
Çiftler için güzel bir mevsim sonbahar, dışarıdaki karanlığı partnerinizle evinizde geçireceğiniz zaman ile aydınlığa çevirebilirsiniz.

Soğuk geceler birbirinize sarılarak ısınmanız için güzel fırsat. Bu ruh halinize iyi gelecek, size enerji verecektir. Serin ve yağmurlu havada en sevdiğiniz filmi açın ve sonbaharın tadını çıkarın.

9. Kendinize iyi davranın
Kendinizi yorgun ve bitkin hissedebilirsiniz. Bu gayet normal. Yukarıda bahsettiğimiz gibi enerji seviyeniz de inişler ve çıkışlar olabilir. Bu durumu kendinize dert edinmeyin. Tek yapmanız gereken, önerilerimizi mümkün olduğunca uygulamaya çalışmanız ve daha iyi hissetmeniz yolunda adımlar atabilmenizdir.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

İlişkilerde Güveni Sağlamanın 6 Kolay Yolu
İlişkilerde güven deyince, partnerlerin birbirilerine karşı yeterince sadık olup olmaması akla gelir.
Aslında ilişkilerde güven kazanmak bundan daha fazlasıdır. Her ilişki güven üzerine kuruludur ve güven olmadan o ilişkinin pek sağlıklı bir ilişki olduğunu söylenemez.

İlişkilerde güveni sağlamak zor gibi gözükse de aslında kolaydır. Özellikle partnerlerin birbirlerine verdikleri sözler kilit rol oynamaktadır. Bu sözlerin tutulmaması, iki kişi arasında güvensizlik problemlerinin ortaya çıkmasına sebep olur.

Bazen güvensizliğin sebebi sadece güvensizlik olmayabilir. Partnerinizin kalbindeki yerini sorgular durumdaysanız, bu durum da aranızda güvensizliği oluşturabilecek bir etkendir.



İlişkinizde güven problemi mi yaşıyorsunuz ?

İlişkinizde güveni kazanmanız için önerilerimiz tam size göre;

1. Her zaman daha iyi iletişim
İletişim, partnerler arasında güveni sağlamak için gereken en önemli faktörlerdendir. İlişkinizde problemler üzerine tartışmak yerine, problemin kaynağını bulma konusunda daha fazla zaman harcamalısınız. Partnerinizle problemlerinizi konuşmaya karar verdiyseniz, bu konuşmanın yüz yüze yapılması doğru iletişim için kilit rol oynamaktadır. Ne anlık mesajlaşma programları ne de telefon görüşmesini tercih etmemelisiniz.



İlişkinizde sorun olduğunuzu düşünüyorsanız durumu aşmanız için konuşmanız gerektiği gerçeğini unutmayın. Güveni sağlamak için ise partnerinize karşı her zaman açık olmalısınız.

2. Empati yapmalısınız
İlişkinizde güven mi oluşturmak istiyorsunuz ? O zaman biraz empati yeteneğinizi geliştirmelisiniz. Partneriniz gerçek anlamda anlamanın yolu tamamen ne kadar empati yapabildiğiniz ile alakalıdır. Partnerinizin ihtiyaçlarına düşünmeli ve kendinizi onun yerine koymalısınız.

İlişkinizde güven oluşturmak için, mümkün olduğunca anlayışlı olmalı, sorunları karşı tarafın bakış açısından da görmeye çalışmalısınız. Empati yapabilirseniz partnerinizle aranızdaki güven duygusunun da arttığını göreceksiniz.

konusan-ciftler

3. İlişkinizi geliştirin
Partnerinizle ilişkiniz güçlendirmeniz ve ilişkinize yeni şeyler katmanız güveni sağlamanın en güçlü yollarındandır. Aranızdaki bağı kuvvetlendirmek için, birlikte keşfetmeye açık olun. Yeni yerler görün, yeni şeyler keşfedin – hatıralarınızı güçlendirin. Böylelikle partnerinizi daha iyi tanıyabilecek ve davranışlarını daha önceden kestirebileceksiniz.

Yeni şeyler deneyin, birlikte konfor alanınızın dışına çıkın. Birbirini geliştirin, ilham verin. Nerede olursanız olun, sevginizin gelişmesi için birbirinizi cesaretlendirmeye bakın.

4. Zor zamanlardan geçiyorsanız stres yapmayın
Zor zamanlardan geçerken güçlü durabilmeniz ilişkinizde güveni kuvvetlendirecektir. İlişkilerde her zaman problemler çıkabilir, hayatta olduğu gibi ilişkilerde de inişler çıkışlar olabilir. Böyle durumlar aslında ilişkinizi kuvvetlendirir, birlikte ne kadar zorluklara göğüs gerebildiğinizi çözmenizi yardımcı olur.

Bu tarz inişli – çıkışlar süreçlerden geçtiğiniz zaman, partnerinizin tepkilerini görebilir. Bu gibi durumlarda nasıl davranmanız gerektiği konusunda çıkarımlar yapabilirsiniz.

Hayat karşınıza zorluklar çıkarabilir ve tolerans seviyenizi test etmeniz gereken durumlar oluşabilir. Bu durumları birbirinizi gözlem için elinize geçen bir fırsat olarak görmelisiniz.

5. Sır saklamayın
Güven birbirinize karşı açık olmayı gerektirir. güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyorsanız, partnerinizden sır saklamamanız gerektiğini de bilmelisiniz.

Birbirinizden sakladığınız sırlar birdenbire ortaya çıkabilir bu da ilişkilerinizde sorunlar doğmasına sebep olur. Bu nedenle açık ve dürüst olmanız çok önemlidir.

Bir sırrınız var ise, bu sırrı tutmak için ayrı bir çaba sarf etmeniz gerekecektir. Bu durum sizi strese sokabilir ve ilişkinizde sıkıntılar çıkabilir.

6. Hayır demeyi öğrenin
Partnerinizin her isteğine “evet” demek zorunda değilsiniz. Hoşunuza gitmediyse, basitçe “hayır” deyin. İlişkide her şeyden önce eşitlik önemlidir. Sırf partneriniz istiyor diye, istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Hayır demeyi öğrenebilirseniz, istemediğiniz durumlar kabusunuz olmaktan çıkar. Bu durum da ilişkinizi de kolaylaştırır.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

Hayatınızı Basitleştirecek 3 Alışkanlık
Hayatınızda olan ufak detaylar bazen sandığınızdan daha fazla sizi mutsuz edebiliyor.
Bu olumsuz detaylarda boğulmak yerine, hayatınızı basitleştirecek, sizi mutlu edecek alışkanlıklar edinebilirsiniz. Her şey sizin elinizde…

Bazı şeyleri ne kadar basit tutarsak üstesinden gelmek de bir o kadar kolay olur. Bu yazıda günlük yaşantınıza uyarlayabileceğiniz, hayatınızı basitleştirecek 3 alışkanlıktan bahsedeceğim.

1 . Gereğinden fazla düşünmekten vazgeçin
Başınıza gelen ufak bir olay ya da aklınıza takılan bir şey üzerinde sürekli düşünerek durumu işin içinden çıkılamaz hala getirdiğiniz olmuştur. Aslında bu enerjinizi boşuna harcamaktan başka bir şey değildir.



Peki ne yapmalıyız ?

Kendinize karar vermek için bir zaman tanıyın
Karar vermeniz gereken bir durumu gerektiğinden fazla düşünerek kendinizi sıkarsınız. Böyle bir durumda yapmanız gereken ise kendinize karar vermeniz için zaman kısıtlaması getirmenizdir.

Hayatınızı etkilemeyecek derecede olan olaylar için karar sürenizin 30 saniye olması olumludur. Bu pratiği hayatınızda uygulayarak kendiniz için uygun yaklaşık zamanı bulabilirsiniz.



Eğer vereceğiniz karar hayatınızı etkileyecek bir karar ise bunu haftalarca sürdürmenize gerek yoktur. Tüm hatları ile kendinize ayıracağınız 30 dakika bile sonunda vereceğiniz karardan size farklı bir sonuca götürmeyecektir.

Günün hangi zamanı daha düşüncelisiniz
Farklı zamanlarda ya da farklı yerlerde olumsuz düşünceler daha çok bizi etkileyebilir. Önemli olan hangi durumlarda daha çok bu tarz düşüncelere sahip olduğunuzdur. Uykuya ihtiyacınız var ama sizi düşünceler sardı ise orada durmanız gerek, tek yapmanız gereken şey uyumak olmalıdır.

2. İşlerinizi yapılması zor hale getirmeyin
Ofiste bir çok işle aynı zamanda uğraştığınız olmuştur, sürekli önünüze yeni bir iş gelir ve işleri içinden çıkılmaz noktaya gelebilir. Böyle durumlarda odaklanamazsınız ve ne yapmanız gerektiği konusunda en ufak bir fikriniz yoktur.

Peki ne yapmalıyız ?

Derin bir nefes alın ve doğru yolu bulmaya çalışın
Öncelikle oturduğunuz yerde bir kaç kere derin nefes alın ve rahatlayın. Bu sizin odaklanmanızı sağlayacaktır.

Sonra kendinize şu soruyu sorun: Bugün yapmam gereken en önemli iş neydi ?

Bu soruya verdiğiniz cevaplara göre işleri belli bir sıraya koymanız ve bu sıra ile ilerlemeniz sizi çalışırken daha rahat hissettirecektir.

Yukarıda ki sorunun cevabını tam olarak veremediyseniz en basit işi seçin
Eğer ne yapacağınız konusunda sağlıklı bir karar veremiyorsanız, yaptığınız sürede sizi çok zorlamayacak bir işi sonuçlandırmanız sizin de bu esnada rahatlamanızı sağlayacaktır.

3. İlişkinizdeki olumsuzlukları düşünmeyi bırakın
Mutlu, heyecanlı ve sevgi dolu bir ilişkide basit hatalar her zaman görmezden gelinir.

Eğer durum tam tersi ise o zaman karşınızdakinin düşüncelerini okuma ve kendi olumsuz hikayenizi oluşturma gibi yanlışlara girersiniz.

Peki ne yapmalıyız ?

Sadece sorun
Partnerinizin düşüncelerini okumak çoğunlukla iyi sonuçlar vermez. Düşünceleri okuyamadığımıza göre, aslında düşündüğümüz her şey bizim hissettiklerimiz ile alakalıdır.

Düşünmek yerine, aklınızı kurcalayan her şeyi partnerinize direkt olarak sormalısınız. Düşünmek ve kafanızda durumları büyütmek yerine iletişim kurmalısınız.

Durumları büyütmeyin
İlişkinizde bulunan olumsuzları sürekli düşünmeniz ve bunlara kendinizce bir çözüm aramanız heyecan verici gelebilir.

Fakat işler göründüğü gibi değildir, bu durum hem size hem ilişkinize kısa ve uzun vadede hep zarar verecektir. Düşüncelerde boğulmak yerine yapmanız gereken şey ise, problemin önemini sorgulamak olacaktır. Gerçekten hayatınız etkileyen bir problem mi ? Sizin tüm yaşantınızı etkiliyor mu ? Bu konuda anlayışlı olabilir misiniz ?

Bu soruların cevabını bulduğunuzda karar vermeniz daha kolay olacak, belki sorun hala hayatınızda olacak fakat artık siz sorunun sizin için ne öneme sahip olduğunu daha rahat kavramış olacaksınız. En azından gereksiz incinme ve kırgınlıklardan daha rahat kaçınabileceksiniz.

Mutlu kalın.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

Olumsuz Düşünceler ile Başa Çıkmanızı Sağlayacak 10 Öneri
Olumsuz düşünceler, sadece ufak bir düşünce veya başkasının size söylediği bir söz ile başlar ve giderek büyük bir sorun haline gelebilir.
Bu negatif düşünceler içinizde fırtınalar kopmasına neden olurken bir yandan da yaşamak istediğiniz hayatın önündeki en büyük engeldir. Bu engeli aşabilmeniz, negatif düşünceleri hayatınızdan uzak tutabilmeniz için 10 yararlı öneriyi sizlerle paylaşıyorum.

1. Olumsuz bir ruh hali içindeyseniz, size iyi gelecek bir şey bulun
Olumsuz ruh halinden kurtulmak için yapabileceğiniz şeylerden biri kendinize sorular sormaktır. Bu tarz olumlu sorular ile düşüncelere olan bakış açınızı değiştirebilirsiniz.

– Bu olaydaki tek iyi nokta neydi ?
– Daha sonra böyle bir durumla karşılaştığımda nasıl davranırsam daha iyi sonuçlar alabilirim ?
– Bu durumdan ne öğrendim ?



2. İnsanların sizi konuştuklarınız veya yaptıklarınız ile ilgili ne düşüneceğini düşünmekten vazgeçin
Bazı zamanlar yaptığımız hareketler veya konuştuklarımız hakkında diğer insanlar ne düşünür diye kendimizi engelleriz. Bu durum kendinizi gerçekleştirmeniz önünde engel oluşturur.

Gerçek şu ki insanlar sizin ne yaptığınız ya da ne söylediğinizi düşünecek çok zamanları yoktur. Bu hayat koşuşturmacasında ilgilenmeleri gereken bir çok işleri vardır. Akılları tamamen doludur. Eğer bunun farkındalığı ile yaşarsanız, hayat sizin için daha kolay bir hal alacaktır.

3. Ufak sorunları kendinize dert edip büyütmeyin
Olumsuz düşüncelerinizin üzerine giderek daha fazla derinleşmesini neden olmayın. Eğer düşüncelerinize engel olamıyorsanız, böyle bir durumda kendinizi şu soruyu sorun;



– Bu konunun hayatıma etkisi büyük mü ?5 yıl sonra bir önemi olacak mı?
Bu sorunun cevabı genellikle olmayacağı yönündedir. Eğer cevabınız aynıysa, sorundan uzaklaşmanız için önünüzdeki en büyük engeli aştınız demektir.

4. Düşüncelerinizi size yakın biriyle paylaşın
Olumsuz düşüncelerin aklınızda kara bulutlar oluşturmasına izin vermeyin. Size yakın bir arkadaşınıza bu düşüncelerinizi açarak, hem farklı bir bakış açısıyla konuya yaklaşmış olacak hem de aklınızdaki kara bulutların dağılmasını sağlayacaksınız.

5. Anı yaşayın
Genellikle olumsuz düşüncelerin etkisi altındayken geçmişi yaşarız. Geçmişte olup biten bir durum hakkında düşünür dururuz.

Aşağıda açıkladığım egzersizlerle anın farkına varmanız daha kolay olacak. Aynı zamanda daha açık ve yapıcı bir insan olmanız yolunda yol kat etmenize yardımcı olacaktır.

– Nefes alıp vermenize odaklanın
Yaptığınız işe ara vererek, gözlerinizi kapatın ve 1-2 dakikalığına nefes alıp verişinize odaklanın. Sadece nefesinizin vücudunuzda nasıl ilerlediğine odaklanmanız bir kaç dakikalığına da olsa olumsuz düşüncelerden arınmanızı sağlayacaktır. Her gün yapacağınız bu egzersizin sonuçlarına inanamayacaksınız.
– Hayata dahil olun
Bulunduğunuz ortamda, hiç bir şey ile uğraşmadan insanları izleyin. Hayatın nasıl akıp gittiğinin farkına varın. 1-2 dakika boyunca bu egzersizi yaptığınız zaman kendinizi hayata daha yakın hissedeceksiniz.

6. Egzersiz Yapın
Kendinizi stres altında hissediyorsanız, aklınızda olumsuz düşünceler var ise, yarım saatlik bir egzersiz ile durumu kontrol altına alabilirsiniz. Bu süreçte serbest koşabilir, tempolu yürüyebilir ya da ağırlık çalışması yapabilirsiniz. Egzersiz, stresinizin azalmasına, kötü düşüncelerden uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır.

7. Sonuçlarından korktuğunuz için davranışlarınızı değiştirmeyin


En çok yapılan hatalardan biri de, korktuğumuz bir durumun karşımıza çıktığında, insan doğası gereği, duruma yakından bakmak yerine uzak durmaktır.

Peki böyle bir durumda ne yapabiliriz ?

Burada kendimize şu soruyu sormalıyız; En kötü ne olabilir ki?

Bu soruyu kendimizi sordukça aslında size ilk başta kötü gelen durumlar normalleşecek, bir süre sonra bunları kafanızda büyütmemeyi öğreneceksiniz.

8. Kendinize mutluluk katabileceğiniz birini bulun
Negatif düşünceler hayatınızı sarmış ise, size en iyi gelecek şey, mutlu edeceğiniz ve size mutlu edecek birini bulmanızdır. Kendinizden uzaklaşıp ilginizi farklı birine vermek düşüncelerinizi olumlu anlamda yönlendirecektir.

Peki nasıl yaparız ?

– Kibar olun.
– Yardımsever olun
– Anı yaşayın.

9. Minnettar olun
Hayatımızın kötü gittiğini düşündüğümüz zamanlarda, hayatımızda olan iyi şeyleri unuturuz. Bu iyi şeyler o kadar basittir ki, aslında gündelik hayatımızın bir parçasıdır.

İşte negatif düşüncelerden uzaklaşmanızı sağlayacak olumlu düşünceler;

– Yiyecek yemek bulabilmeniz,
– Barınacak bir evinizin olması,
– İçecek temiz su,
– Sizi seven aileniz ve arkadaşlarınız.

10. Yarından itibaren hayatınıza farklı bir bakış katın
Güne nasıl başlarsanız öyle gider. Olumsuz başladığınız bir günü değiştirmek zordur. Fakat olumlu başladığınız bir günün kontrolü en azından sizdedir.

Güne olumlu başlamanızı sağlayacak bir kaç yol;

– Kendinize hatırlatın. Uyandığınızda güne güzel başlamanızı sağlayacak bir şeyi başucunuzda bulundurun. Bu bir söz olabilir, gitmek istediğiniz bir yerin fotoğrafı olabilir, önemli olan sizi mutlu edecek bir şeyi bulabilmenizdir.

–Bilgilenin. Daha iyi bir yaşam için, okuduğunuz bu yazı gibi yazılar okuyabilir, çevrenizde etkilenebileceğiniz insanları dinleyebilir ya da sizi ne motive ediyor ise onunla uğraşabilirsiniz. Hayatta önemli olan bir amacınızın olmasıdır.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

İlişkilerde Mutluluğa Farklı Bir Bakış Açısı Getiren 10 Öneri
Yaşadığımız ilişkiler ile beyaz perdede izlediğimiz romantik filmler arasında hep bir bağlantı kurmuşuzdur. Gençlik yıllarımızda bu tarz peri masallarına inanmış ve filmlerdeki gibi bir ilişkiye sahip olacağımızı düşünmüşüzdür. Yıllar geçmiş, hayatımıza çeşitli insanlar girip çıkmıştır. Her insan bize farklı hayatlar sunmuş, farklı deneyimler yaşatmıştır. Bu deneyimlerimiz bize tek bir gerçeği söyler – Aslında ilişkiler filmlerdeki gibi değildir.

Er ya da geç bu durumun farkına varmanızla birlikte, kendi sevgi anlayışınızı oluşturmaya başlar ve nasıl bir partner istediğiniz konusunda çıkarımlar yaparsınız. En önemli kıstasınız ise kendinizi mutlu edecek birini bulabilmektir.

Peki nasıl mutlu bir ilişki yürütebiliriz ?
Öncellikli olarak gerçek aşkı yeniden tanımlamanız ve sağlık bir ilişkinin yollarını aramalısınız. Böylelikle, mutlu bir ilişki için gerçek bir adım atabilirsiniz.



İşte ilişkinizde gerçek mutluluğu elde etmenizi sağlayacak 10 öneri:

1. İlişkide birbirinize nasıl biz olabileceğinizi öğretin
Partnerinizle ilişki yaşıyor olmanız, karşınızdaki insanın tamamıyla size ait olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan iki taraflı düşünmeniz ve hayatı paylaştığınız gerçeğinin farkına varmanızdır.

2. Partnerinizi olduğu gibi sevin
İlişkilerde genellikle yapılan hata, birlikte hayatı paylaştığınız insanı yeterince tanıyamamaktır. Hal böyle olunca herkes karşısındakini kendi kafasında belirlediği kişiye dönüştürmeye çalışır. Önemli olan partnerinizi iyi tanımanız ve sonraki süreçte neler olabileceğini iyi kestirebilmenizdir.



3. Karşılıklı öğrenmeye istekli olun
Burada önemli olan nokta, partnerinizden bir şeyler öğrenmeye istekli olmanızdır. Karşılıklı fikirlere açık olmak ve daha nasıl iyi bir insan olabilmek için kendinizi geliştirmektir. Üzgün olduğunuz zamanlarda, onu suçlamak yerine, bazı şeyleri kendi içinizde çözümleyebilmelisiniz.

4. Yalnız kaldığınız zaman rahat hissetmelisiniz
Kendinizle baş başa olduğunuz zamanlarda mutlu olmanız önemlidir. Yalnızken sıkılmıyor ve kendinizi güvende hissediyorsanız – Partnerinizle olduğunuz zaman daha bir bütün ve mutlu hissedeceksiniz.

5. Kavganın başlangıç sebebini iyi özümseyin
Bazı çiftler kavga esnasında biz olgusundan ayrılarak kendi taraflarını yaratırlar. Bu durum kavgaların çözümsüzlüğe gitmesine ve tekrarlanmasına yol açar. Bunu önlemenin en önemli yolu ise kavganın sebebini derinlemesine analiz etmek ve nasıl daha az kavga ederizin yollarını aramaktır.

6. Kimseniz o olun
Herhangi bir ilişkiye sahip olmadığımız zamanlarda, romantik bir ilişkinin hayalini kurarız. Ne zaman bir ilişkimiz olur o zaman aradığım şey bu muydu deriz? Burada önemli olan ise, kişinin kendisini sevmesidir, kendinizi seviyorsanız, herkesi sevebilirsiniz. Unutmayın ki ne kadar verirseniz o kadar alabilirsiniz.

7. Sıradanlıktan kurtulun
Var olan bir ilişkiniz bittiğinde, o ilişkide yaşadığınız sıradanlıklara odaklanırsınız. Böylece bundan sonraki ilişkilerinizde bu sıradanlıktan kaçınacağınıza dair kendinize söz verirsiniz. Burada önemli olan nokta, ilişki bitmeden bu durumun farkına varmanız ve ilişkiniz sürerken değiştirmek için adımlar atmanızdır.

8. Kalbinizi sevmeye açın
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister. Mutluluk ise, karşınızdaki insanı sevme şekliniz ile bağlantılıdır. Partnerinizle gerçek bir yakınlık oluşturmak için ihtiyacınız olan şey ise, onu tüm kalbinizle sevmeniz ve size neyin iyi geldiğinin farkında olmanızdır.

9. Sevginizi göstermeye odaklanın
Gerçek mutluluk kendimizi nasıl hissettiğimiz değildir; daha çok kendimizi ve hayatımızdaki insanı nasıl sevdiğimizle ilintilidir. Hayatınızdaki insana sevildiğini gösterirseniz, sevildiğinizi daha iyi anlayacaksınız.

10. Beklentilerden kurtulun
İlişkinizde sürekli romantizm veya sürekli birlikte olmak gibi düşünceleriniz var ise, bu durum içinizdeki boşluktan kaynaklıdır. Eğer ki partnerinizin sürekli sevildiğinizi hissettirmesini istiyorsanız, öncelikle kendinizi sevmeniz gerekliliğini tekrar düşünmelisiniz.

İlişkilerde mutluluğu elde etmek için farklı yollar mevcut, bu yollardan 10 tanesini sizlere açıklamaya çalıştık.

Peki siz ilişkileriniz de mutluluğu nasıl sağlıyorsunuz ? Bu yazıya yorum yaparak bizimle deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.
TuFaN34 is nu online
TuFaN34 isimli üyenin yazdığı bu Mesajı değerlendirin. Mesajı Moderatöre bildir
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç
Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır.

İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz.

1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin
Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar.



Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar.

2. Hoşgörü için gülümse
İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı?

Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil.





Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor.

3. Acıyı unutmak için gülümseyin
Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır.

Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar.

4. Cinsel hayatınız için gülümseyin
Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor.

Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz.





Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz.

5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin
Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır.

Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor.

Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz.

6. Para kazanmak için gülümseyin
Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor.

Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir.



Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir.

7. Siz gülün dünya gülsün
Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir.

Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor.

8. Uzun bir yaşam için gülümse
Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar.

Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

10 Neden ile Hayatınızda Doğru İnsanları Tutmanızın Önemi
Hayatımız kimlerle zaman geçirdiğimiz ile ilintilidir. Hepimiz çocukluğumuzdan ergenliğimize kadar bu durumun tam olarak farkına varamayız. Ne zaman ki 20’li yaşlarımıza geliriz, o zaman seçtiğimiz arkadaşlarımızın hayatımızın gidişatında olumlu veya olumsuz etkileri olduğu gerçeği ile yüzleşiriz.

Her kim olursanız olun, çevrenizde sizi yukarı çekecek insanlara ihtiyacınız vardır. Asıl hedefiniz bu olmalıdır. Çevremizde aynı Dünya görüşüne sahip, çözümler üretebilen ve olumlu arkadaşlar bulundurun. Unutmayın ki, arkadaşlarınız sizi incitmemeli, size yardımcı olmalıdır.

Hepimiz biliyoruz ki hayat negatif insanlar ile zaman geçirmek için çok kısa, eğer çevrenizi bu tarz insanlardan arındırabilirseniz, kendiniz olma, istediğiniz hayatı yaşama fırsatınızın da arttığı göreceksiniz.



Peki bunu nasıl gerçekleştirebiliriz ?
Sıradan şeyleri doğu insanlarla yaparak, olağanüstü keyif alabilirsiniz.
Kontrol edemediğiniz durumlarla çaba harcamak yerine, ortamdan uzaklaşmak yararınıza olacaktır.
Hayat görüşünüze yakın insanlar ile daha iyi sinerji yakalayabilirsiniz.
Sizin için en doğru insan, hayatınız boyunca size fikirlerini esirgemeyen, bir şekilde size ilham veren insanlardır.
Sağlıklı bir ilişki, hiç bir zaman mutluluğunuzu feda etmenizi gerektirmez.
Size ne yapmanız gerektiğini söyleyenleri dinlemeyin. Ne yapmanız gerektiğini bilen ve bu konuda sizi cesaretlendirenleri dinleyin.
Sağlıklı ilişkiler birden bire oluşmazlar, zaman alır, fedakarlık ve sabır gerekir.
Karşınızdaki insana kattığınız her şey, aslında kendinizedir. Ne kadar güzel severseniz, o kadar sevilebilir olursunuz.
Değer verdiğiniz insanlar için hiç bir zaman meşgul olmayın. İhtiyacı olduğu her an yanında olmalısınız.
Hayatta ufak şeylerle mutlu olmaya bakın, mesela birini özlediyseniz, bunu söyleyin. Birlikte gülmek daha iyi gelecektir
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

Gülümsemek: Çok Basit ama Etkili Bir Araç
Gülümseme, yalnızca memnuniyeti gösterme değildir, aslında bundan çok daha fazlasıdır.

İnsanlar özellikle bir arkadaş grubunun içindeyken gülümserler; fakat bu sadece mutlu olduklarının sinyali değildir. Gülümsemeyi spesifik sosyal amaçlar için kullanıyoruz; çünkü gülümsemeler bizim işimize yarayan tüm sinyalleri yayıyorlar. Psikolojik araştırmalar sonucunda, gülümsemeyi avantajınıza çevirecek bazı önerileri sizlerle paylaşıyoruz.

1. İnsanların size güvenmesi için gülümseyin
Güvenilir olduğumuzun en önemli sinyali gülümsememiz. İçten bir gülümseme diğer insanlara güvenilir olduğumuzu ve işbirliğine gidilebilir bir kişilik olduğumuz sinyalini yolluyor. Yapılan bir araştırmaya göre, gülümseyen insanlar hem cömert hem de dışa dönük olarak algılanıyorlar. Ayrıca insanlar birbirleriyle paylaşım halinde olduklarında, birbirlerine karşı daha içten bir gülümseme takınıyorlar.



Ekonomistler dahi gülümsemenin bir değeri olduğuna inanıyor. Yapılan bir araştırmada, katılımcılar gülümseyen bir kişiye daha çok güvendiklerini dile getirdiler. Araştırmanın sonucuna göre insanlar karşılarında gülümseyen biri olunca, o kişiye normalden %10 daha fazla güveniyorlar.

2. Hoşgörü için gülümse
İnsanlar kötü bir şey yapıp yakalanınca sıklıkla gülümserler. Peki bu durum onlara fayda sağlar mı?

Marianne LaFrance ve Marvin Hecht tarafından gerçekleştirilen bir başka araştırmaya göre, sorunun cevabı evet. Kuralları çiğneyen ve sonrasında gülümseyen insanlara daha hoşgörülü davranma eğilimindeyiz. Bu noktada kişinin gülümsemesinin sahte olup olmaması önemli değil.



Bunun işe yaramasının sebebi ise, kuraları ihlal edip gülümseyen insanları, gülümsemeyenlere göre daha güvenilir bulmamızdan kaynaklanıyor.

3. Acıyı unutmak için gülümseyin
Gülümseme, üzüntü verici durum nedeniyle ortaya çıkan mutsuzluğu azaltmanın yollarından biridir. Psikologlar bu duruma ‘yüzden geridenetim hipotezi’ adını vermişlerdir. Zorla gülümsemeniz bile ruh halinize az da olsa olumlu katkı yapacaktır.

Her ne kadar üzüntü verici durumlarda gülümsemeyi başarmak size katkı sağlasa da, diğer insanlar tarafından bu durum hoş karşılanmayabilir. Lawrance Üniversitesi’nden Matthew Ansfield’ın yaptığı bir deneyde katılımcılara acıklı videolar izlettiriliyor. Bu videoları izlerken gülümseyen insanlar videoyu izledikten sonra, izlemeyenlere göre kendilerini daha iyi hissediyorlar; fakat üzüntü verici görüntülere gülümseyen insanlar, diğer insanlar tarafından daha az sevilesi olarak görülüyorlar.

4. Cinsel hayatınız için gülümseyin
Kadınların gülümsemesinin erkekler üzerinde büyülü bir etkisi bulunuyor. Yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlara barda olan yaklaşımları inceleniyor. Eğer bir kadın erkekle yalnızca göz kontağı kuruyorsa, %20 ihtimalle yakınlaşma oluyor. Eğer aynı kadın göz kontağının yanı sıra aynı zamanda gülümsüyorsa, %60 ihtimalle erkekle arasında bir yakınlaşma oluyor.

Erkek kadına gülümsediğinde ise, etki daha az oluyor. Her ne kadar gülümseme erkeğin çekiciliğini artırsa da, yakınlaşma açısından bunun çok iyi işlediğini söyleyemeyiz.



Aslında erkekler gurur ve hatta utanma ifadeleri gösterdiklerinde kadınlar tarafından, mutlu olduklarına göre daha çekici bulunduğuna dair kanıtlar dahi bulunuyor. Bu noktada daha az gülümsemenin erkekleri daha maskülen gösterdiğini söyleyebiliriz.

5. Ne düşündüğünüzü saklamak için gülümseyin
Psikologlar içten bir gülümsemenin asla yalan söylemeyeceğini düşünürler. Sahte gülümsemeler yalnızca dudakları kapsar; fakat psikologların ‘duchenne gülümsemesi’ olarak adlandırdıkları gerçek bir gülümseme, gözlere ulaşır.

Güncel araştırmalar, insanların %80’inin duchenne gülümsemesini taklit edebildiklerini belirtiyor.

Yani gülümsenizi ne düşündüğünüzü saklamanız için kullanabiliyorsunuz. Elbette gerçek bir gülümsemeyi taklit etmek çok kolay değil, çünkü zamanını doğru ayarlamalısınız. Güvenilir bir gülümsemenin anahtarı gülümsemeye yavaş bir şekilde başlamanız. Örneğin; gülümsemenin tüm yüze yayılması yarım saniye kadar sürüyor. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, hızlı bir gülümsemeye göre (saniyenin onda biri hızında), yavaşça gülümsediğinizde daha güvenilir, orijinal ve hatta çapkın biri olarak algılanıyorsunuz.

6. Para kazanmak için gülümseyin
Daha önce ekonomistlerin gülümsemenin değeri olduğunu söylediklerinden bahsetmiştik. Peki gülümseme size para olarak dönebilir mi? Elbette garsonluk gibi bazı meslek grupları için bu durum söz konusu. Kathi Tidd ve Joan Lockard tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya, gülümseyen garsonların daha çok bahşiş aldıklarını ortaya koyuyor.

Genellikle servis endüstrisinde çalışan insanlar, gülümsemelerinin karşılığını para olarak alabiliyorlar; fakat bu noktada gösterilen ve hissedilen duygular birbirleriyle uymayabiliyor. Psikologlar tarafından ‘duygusal emek’ adlandırılan bu durumda, çalışanlar işin gereklilikleri sebebiyle duygularını yönetmek zorundadır ve bu durum çalışan için kimi zaman oldukça zorlu olabilir.

Gülümseme para kazanmanıza sebep olsa da, bu durum bazı zamanlarda bunaltıcı olabilir.

7. Siz gülün dünya gülsün
Hayatta elde edebileceğiniz küçük ama etkili mutluluklardan biri, gülümsediğiniz zaman karşınızdaki insanın da size gülümsediğini görmektir.

Önceden de fark etmişsinizdir ki, gülümsediğiniz herkes gülümsemiyor. Verlin Hinsz ve Judith Tomhave tarafından 1991 yılında gerçekleştirilen araştırmada, araştırmacılar gülümsediğimizde karşı tarafın ne oranda bize gülümsediğini araştırıyorlar. Araştırma sonucuna göre, gülümsediğinizde %50 ihtimalle karşılık görüyorsunuz. Ayrıca araştırmaya göre siz birine somurttuğunuzda neredeyse kimse size somurtmuyor.

8. Uzun bir yaşam için gülümse
Bu araştırma sonuçlarından hiçbiri sizi gülümsemeye ikna edemediyse işte size en geçerli sebep: Gülümsemek daha uzun yaşamanıza katkıda bulunuyor. 1952 yılında fotoğrafları çekilen beyzbol oyuncuları üzerinden yapılan bir çalışmaya göre, gülümseyen oyuncular, gülümsemeyen mevkidaşlarına göre 7 yıl daha uzun yaşamışlar.

Neden ve nasıl gülümsediğimize dair binbir çeşit kültürel ve cinsiyete dayalı farklılıklar bulunuyor olsa dahi siz gülümsemekten ve gülümsemenin faydalarından asla vazgeçmeyin.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

İlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri

Hayatımızı baİlişkilerde Mutluluğun Kapısını Aralayan 15 Öneri
İlişkinizin nasıl gittiği hakkında bir soru sorulsa, nasıl cevap verirdiniz? Tabii, yanınızda partneriniz yokken ve de söyleyeceklerinizin onun kulağına gitmeyeceğinden kesinlikle eminken! “Mükemmel bir ilişkim var. Her hareketiyle dört dörtlük bir insanla birlikte olduğum için gerçekten çok şanslıyım…” gibi cümleler kurabilir miydiniz?

Hemen şimdi, kötü gittiğini düşündüğünüz ilişkinizin kaderini değiştirebilirsiniz. Eğer hayatınızdaki insanın doğru kişi olduğunu düşünüyorsanız, ilişkinizde bir takım değişiklikler yaparak hayalini kurduğunuz gibi bir birliktelik yaşayabilirsiniz. Uzun lafın kısası, bu listeyi birlikteliğinizin her anında aklınızın bir köşesinde bulundurmalısınız. Gelin şimdi listemize göz atalım..

KIYASLAMA YAPMAYIN



iliskide-kiyaslama
şkalarınınkiyle kıyaslamak onu değiştirmez. Ancak kendi hayatımız ile ilgili nasıl düşündüğümüzü değiştirir! Nitekim bir arkadaşımızı mükemmel bir ilişkinin keyfini sürerken gördüğümüzde kendi ilişkimizi sorgulamaya başlıyoruz. Sorunlar yaşarken gördüğümüzde da kendi ilişkimizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz.

PERİ MASALLARINA ALDANMAYIN



Her ne kadar hikâyelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemesek de içten içe bunun hayalini kuruyoruz. Yapmamız gereken hayalini kurduğumuz büyüyü partnerimize karşı duyduğunuz sevgide görmek ve masallarda yaşanan şeylerin beklentisi içine girmemek.



ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN

hobi-ask
Günümüzün çoğunu kariyer peşinde koşmak ve gündelik görevlerimizi yerine getirmekle geçiriyoruz. Bu da kişilerin ilişkilerinde ortak ilgi alanları bulmaya çalışmalarını son derece önemli kılıyor. Çünkü ortak ilgi alanları partnerler arasında pozitif bir iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler.

ZİHNİNİZİ OKUMASINI BEKLEMEYİN

zihin-okuma
Üzücü bir durumda olduğunuzda partnerinizin sıkıntınızı kendiliğinden anlamasını beklemeyin. Karşı taraf zihninizi okuyamaz. Çoğunlukla partnerimize duygularımızı anlatmadan, bizi yalnız bırakmakla itham ediyoruz. Yapmanız gereken, partnerinize hissettiklerinizi anlatmak.

ACELEYE GEREK YOK

Kişilerin evlenmeye ve çocuk doğurmaya karar verdiği yaş dilimi son yüzyılda, her on yılda bir artıyor. Bu durumun maddi baskılar ve bağımsızlığını ilan etmek gibi pek çok nedeni var. Acele etmenize gerek yok. Çünkü ilişkiler birinci gelenin ödüllendirildiği birer yarış değil. Geç yaşta evlenmenin ne hayat, ne de yaşanan ilişki üzerinde negatif etkisi olmadığı kanıtlanıyor.

MİZAH DUYGUNUZU GELİŞTİRİN


Bir ilişkide iyi bir mizah anlayışına sahip olmanın ortalama bir günü daha eğlenceli kılmaya ve kötü bir günün yükünü azaltmaya faydası olur. Bu mizah anlayışının pozitif bir yönü olması gerekiyor. Çünkü negatif espriler sadece tansiyonu arttırıyor.

KALİTELİ ZAMAN


Eğer birlikte en çok zaman geçirmek istediğimiz insanı bulmuşsak neden onunla mümkün olan en kaliteli zamanı birlikte geçirmeyelim ki! Çünkü ilişkiler birlikte geçirilen zamanın miktarı ile değil kalitesi ile gelişir!

AÇIK OLMAK ŞART


Bir ilişkinin mutlu ya da mutsuz olduğunu düşünün. Partnerlerin birbirleri ile nasıl iletişim sağladıkları çok önemli. Sağlıklı bir ilişki içerisindeki çiftler, iyi ya da kötü her ne yaşıyorlarsa bunu partnerleri ile paylaşıyor: “Hiçbir şeyi içinizde tutmayın! Çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatınızı da paylaşmış olacaksınız ve bu süreçte partneriniz ile aranızda oluşacak olan bağ her şeyin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacaktır!”

ONUNLA ARKADAŞ OLUN

be-friend-couple
Biriyle yıllar boyu süren bir araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin! Bu sürede bu kişiye son derece yakin olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin ayni zamanda arkadaşınız olmasını da istersiniz. İlişkiyi sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık ve ilgi olacaktır. Uzun vadeli ilişkiler gelişimlerini ve hayatta kalmalarını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur!

MUTLULUĞU ÖNCE KENDİNİZDE ARAYIN


İnsanlar, sevgi dolu ilişkilere ihtiyaç duyar. Hepimiz yakın sosyal ilişkilerden fayda görürüz. Ancak çoğumuz bir ilişkinin bizi tamamlayacağına, hayatımızdaki boşlukları dolduracağına inanırız! Hâlbuki gerçekte kim olduğunuzla ilgili olarak mutlu değilseniz, bir ilişki bu durumu değiştirmeyecektir! Bu, sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi de zorlaştıracaktır!

PARANIN ÖNEMİ YOKTUR

para-onemsiz
Hayalimizdeki ortak varlıklı biri olabilir. Ancak varlıklı kişi ile bir ilişki yaşamaya başladıktan sonra paranın önemi ilişkinizi değerlendirirken etkisiz bir hale gelecektir! Araştırmalara göre sadece gelirin veri olarak alındığı bir ilişkinin başarısı ile ilgili bir tahmin yapmak imkânsız! Çünkü servet bir ilişkinin uzunluğu ve tatminlik derecesi üzerinde bağlantısız!

ONU ÖNEMSEYİN


Fikir, zevk ve tercihlerinizin mükemmel bir uyumla buluştuğu bir ilişkiyi ne yazık ki yaşayamayacaksınız! Araştırmalar, zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğunu, rehavet hissinden uzaklaştırdığını ve birey olarak gelişimi artırdığını savunuyor. İlişkinizdeki zor zamanlarda sizin için en önemli olanın ne olduğunu karşı tarafa göstermelisiniz! Farklılıklara rağmen ona değer verdiğinizi göstermeniz; sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur.

ÇEVRENİZDEKİLERİN FİKİRLERİNİ DİNLEMEYİN


Önemli bir karar vermemiz gerektiğinde genellikle ikinci bir görüş alırız! Yapılan araştırmalar, iki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişilerin asla çözümleyemeyeceğini vurguluyor ve ilginç saptamalarda bulunuyor: “Birincisi; hiç kimse sizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neye değer verdiğinizi sizden iyi değerlendiremez. İkincisi insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdur. Kısacası akil danıştığınız kişiler; ilişkinizdeki negatif yönleri görmeye pozitif yönleri görmekten daha meyillidir!”

KORKUYA YENİK DÜŞMEYİN


Kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen biri olmanıza rağmen; benliğinizi doğru şekilde yansıtmanız kimi zaman mümkün olmayabilir. Fobiler ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilen nedenler arasında. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yaşadıklarımızın yine yaşayacak mısınız? Sizden nasıl bir birliktelik bekliyor, bencil mi, sorumsuz mu? Bu gibi sorular; herkesin hayatının bir döneminde zihnine üşüşebilir. Oysa olumsuz bir durum ile karsılaşacağınızda ilişkinizi sorgulamaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

ACILARINIZI UNUTMALISINIZ!


Kırıldınız ve sonra sizden özür dilendi. Çok acı çektiniz ama karşı tarafı affetmeye karar verdiniz! Ancak içinizdeki acı hemen ortadan kaybolmuyor ve hissettiğiniz bu acının travmasını içinizde taşıyorsunuz. Ama bu acıyı geride bırakabilmeyi öğrenmelisiniz! Çünkü acıyı içinizde tutmanız, yaranın taze kalmasına neden olur.
 

tufan35

Kayıtlı Üye
MFC Üyesi
  • Üyelik Tarihi
    14 Ara 2018
  • Mesajlar
    1,136
  • MFC Puanı
    579
  • MFC Seviyesi

sizi daha mutlu edecek şeyler

Aslında çevrenizde mutluluğunuzu korumanız yönünde yeterince tavsiyeler bulabilirsiniz. Lakin, bu herkes için geçerli değildir, bizler farklıyız. Birimize pozitif etki eden bir önerme bir başkası için aynı sonucu veremeyebilir. Tüm bu çelişkili ve kısmen yanlı tavsiyelere rağmen daha mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız ne yapmalısınız? Benim tavsiyem öznel tavsiyeleri unutmanız ve dikkatinizi bilimsel kanıtlarla sizi daha mutlu edecek şeylere odaklanmanız.

“Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.”

Ucla sinir bilim araştırmacısı Alex Korb, beyinde farklı mutluluk stratejilerinin etkilerini araştırmak için büyük zaman harcadı. Onun bulgularında mutluluğun artırılması hakkında aslında neyin işe yarayacağına dair bize öğreteceği çok şey var.



Korb’un araştırmaları gösteriyor ki sizin düşüncelerinizin ve duygularınızın hislerinize cevabının, beynin şaşırtıcı alanlar üzerinde derin bir etkisi var.

Örneğin suçluluk ve utanç duyguları beynin ödül merkezini uyarır, bu da neden suçun ve utancın üzerimizde bu kadar güçlü bir etkisi olduğunu açıklar.

Aynı şekilde, Endişe beynimizin mantık bölgesinin yani prefontal cortex adlı bölgenin çalışma hızını artırır. O nedenle endişelenmek hiçbir şey yapmadığı halde daha kontrol altında hissetmeni sağlar.



Adım Adım Mutluluk
Şükran Duymak Mutluluk Yaratır
Ben, endişe, suçluluk ve utanç hislerininin mutluluğa giden yol olduğunu savunmuyorum. Örnekler neden düşüncelerimizin duygularımızdan beslendiğini gösteriyor. Gerçek antidepresan şükran duymaktır. Şükran duymak serotonin ve depomin hormanlarını seviyesini hızla arttırır, beynin mutluluk kimyası ve antidepresan ilaçların hedeflediği de budur.

Şükran duygusu hakkında çarpıcı olan ise işler yolunda gitmiyorken bile işe yarayabilir. Bu yüzden gerçekten kendiliğinden şükran duygusu hissetmek için kimyasal değişiklikler üretmeye gerek yok. Sadece hayatınızda sizi mutlu eden bir anı düşünmeye zorlamalısın beynini. Bu düşünsel alıştırma daha mutlu hissetmen için beynini harekete geçirir.

Sınıflandırma olumsuz hislerin güçlerini azaltır
Gücün inanılmaz bir etkisi var olumsuz duyguların sınıflandırılması üzerinde. Çalışmada, katılımcılar fMRI taramasındayken olumsuz duyguları sınıflandırdılar. Bu duyguları isimlendirdiğinde, beynin prefrontal cortex’i amygdala’nın – duyguların yaratıldığı yer – sakinleşmesini sağladı. Bu etki sadece senin kendi duygularına etki etmiyor, duyguların sınıflandırılması diğer inşaların da sakinleşmesini sağlıyor ki bu neden FBI’n rehine pazarlıklarında sıklıkla bu tekniği kullanmalarını açıklar.

Karar Vermek İyi Hissettirir
Duyguların belirlenmesi, karar alma prefrontal cortex ile ilişkili olup amygdalayı ve geri kalan limbic sistemi sakinleştirir. Buradaki anahtar “yeterince iyi karar” verme. En iyi kararı vermeye çalışmak stres yaratır. Biz her zaman biliyoruz ki ama şimdi bilimsel araştırmalar da nedenini açıklıyor, ”yeterince iyi” kararı dorsolateral’ü (beynin ön lobunun yan sırtı bölgesine verilen anatomik bir isimdir. )harekete geçirerek duyguları sakinleştirir ve daha kontrollü hissetmenizi sağlar.. Diğer taraftan en iyi kararı vermeye çalışmak, ventromedial frontal tarafı harekete geçirir ki temel olarak duyguların karar almaya fazlasıyla karışması durumudur.

İnsanlara Yardım Etmek
İş arkadaşlarına yardım etmek sadece onların mutlu olmasını sağlamaz, seni de mutlu eder. Başka inşalara yardım etmek oxytocin, serotonin ve dopomin gibi seni mutlu edecek hormonlarda artış sağlar. Harvard çalışmasında, yardımsever çalışanların işlerinde 10 kat daha konsantre olduklarını ve %40 terfi edildiğini gösteriyor. Aynı çalışmada gösteriyor ki tutarlı bir şekilde insanlara sosyal yardımda bulunanlar yüksek stres altında daha iyi hissediyorlar. Kendi sınırlarınızı zorlamadığınız sürece diğerlerine yardım etmek mutlaka mutluluğunuza pozitif etki edecek.

Dokunmak
İnsanlar, sosyal hayvanlardır buradaki asıl nokta beynimiz fiziksel acıya verdiği tepkinin aynısını sosyal olarak dışarda kaldığında veriyor bu süreçte anterio cingulate ve insula bölgesi harekete geçiyor.

Benzer şekilde, beynimiz fiziksel dokunarak sosyal olarak kabul edildiğini anlar. Dokunmak, birincil oxytocin’in yayılması için birincil uyarıdır ki amygdala ve duyguların da sakinleşmesini sağlar. Sevdiğin birisinin elini tutmak acı seviyesini düşürdüğü çalışmalar vardır. Sosyal olarak izole insanlar için bu haberin kötü olduğunu düşünebilirsiniz. Ama araştırmalar gösteriyor ki masaj yaptırmak da serotonin %30’a kadar arttırıyor. Dokunmak, stres hormonlarını eksiltiyor, acı algısını azaltıyor, uykuyu arttırıyor ve yorgunluğu azaltıyor.

Sonuç

Kolb’un araştırmaları beynimizin ne kadar muazzam olduğunu belirtiyor, ve araştırmasını kısa olarak özetlediğinde, her şeyin bir biriyle bağlı olduğunda, şükretmenin iyi bir uyku sağladığını. İyi uykunun acıyı düşürdüğünü. Düşen acının modumuzu yükselttiğini. Yüksek modun anksiyeteyi azalttığı ki bu da konsatrasyonu ve planlamayı arttırıyor. Konsatrasyon ve planlama ise daha iyi karar vermemize yardım eder.

Karar verme gelecekteki anksiyeteyi düşürür ve eğlenceyi arttırır. Eğlenmek daha çok şükran duymanı sağlar ki bu da senin yukarı doğru yükselmesini sürdürür. Zevk almak sizi daha zinde tutar ve sosyal olmanı sağlar ki bu da seni mutlu kılar.

By Dr. Travis Bradberry makalesinden çevirilmiştir.
 
Üst Alt