aLLien
Kayıtlı Üye
Lise yıllarımda bir mecliste sohbet ederken dostlarımdan biri hayatını hiçbirimizin tercih etmeyi aklının ucundan bile geçirmediği kimi radikal yollara girerek sürdürmeyi düşündüğünü söyledikten sonra kendini o yollarda yürürken hayal eden bakışlarını üzerime umursamazca çevirdiğinde, dayanamamış ve "Kendine neden yazık ediyorsun?" diye sormuştum. Uzun bir sessizliğin ardından, yankısı hâlâ kulağımda kalacak şekilde, "Yapacak daha iyi bir şey bilmediğimden" diye cevap vermişti.
İnsanca, pek insanca bir fikir. İşte itirafım da bu fikri çözümlemeye yönelik olacak.
Yaşım kemale erdiğinden midir nedir, artık herkesin kendine ait bir hayat tarzı olduğunu düşünüyorum. Kimi bu gömleği kendine yakıştırıyor, kimi de yakıştırmıyor; ama şurası var ki herkes daha iyi bir şeyi yapamayacağını bildiğinden yapıyor.
Kimi kitap okuyor, kimi film izliyor, geziyor, yemek yapıyor... Kimi kendini düşünüyor, kimi toplumu, eşyasını, hayvanını... Kiminin aklı beş karış yukarıda, kiminin beş karış aşağıda. Kimi yazıyor, kimi yapıyor, söylüyor... Kimi kalabalıklara karışıyor, kimi yalnızlıklara. Kimi dindar, kimi dinsiz. Kimi para kazanıyor, kimi harcıyor. Kimi kimsesiz, kimi bir yerlere ait. Kimi duvarındaki diplomayı, kimi fotoğrafları, kitaplardan ya da dergilerden koparılmış resimleri artırdıkça oluyor. Kimi bir kelimeden bin cümle çıkarıyor, kimi bin cümleden bir kelime çıkaramıyor. Kimi zararlı olduğunu bile bile sigara içiyor, kimi çikolata yiyor. Kimi binlerce dolarlık bilgisayarlarda oyun oynuyor, kimi hesap makinesi kıvamındaki bilgisayarlarda insanlığı kurtaracak planlar yapıyor. Kimi konuşabilmek için iphone alıyor, kimi telefon. Liste burada bitmiyor, uzuyor da uzuyor...
İnsanca, pek insanca bir fikir. İşte itirafım da bu fikri çözümlemeye yönelik olacak.
Yaşım kemale erdiğinden midir nedir, artık herkesin kendine ait bir hayat tarzı olduğunu düşünüyorum. Kimi bu gömleği kendine yakıştırıyor, kimi de yakıştırmıyor; ama şurası var ki herkes daha iyi bir şeyi yapamayacağını bildiğinden yapıyor.
Kimi kitap okuyor, kimi film izliyor, geziyor, yemek yapıyor... Kimi kendini düşünüyor, kimi toplumu, eşyasını, hayvanını... Kiminin aklı beş karış yukarıda, kiminin beş karış aşağıda. Kimi yazıyor, kimi yapıyor, söylüyor... Kimi kalabalıklara karışıyor, kimi yalnızlıklara. Kimi dindar, kimi dinsiz. Kimi para kazanıyor, kimi harcıyor. Kimi kimsesiz, kimi bir yerlere ait. Kimi duvarındaki diplomayı, kimi fotoğrafları, kitaplardan ya da dergilerden koparılmış resimleri artırdıkça oluyor. Kimi bir kelimeden bin cümle çıkarıyor, kimi bin cümleden bir kelime çıkaramıyor. Kimi zararlı olduğunu bile bile sigara içiyor, kimi çikolata yiyor. Kimi binlerce dolarlık bilgisayarlarda oyun oynuyor, kimi hesap makinesi kıvamındaki bilgisayarlarda insanlığı kurtaracak planlar yapıyor. Kimi konuşabilmek için iphone alıyor, kimi telefon. Liste burada bitmiyor, uzuyor da uzuyor...