Yunus Suresi Mp3 Ve Türkce MeaIi
1 - EIif, Lâm, Râ. İşte bunIar o hikmetIi kitabın âyetIeridir.[/b]
2 - İnsanIarı (eğri yoIun sonundan) korkut, inananIara RabIeri nezdindeki yüksek makamIarı müjdeIe, diye içIerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onIara tuhaf mı geIdi? KâfirIer: "Hiç şüphesiz bu besbeIIi bir sihirbaz." dediIer.[/b]
3 - Rabbiniz o AIIah'dır ki, gökIeri ve yeri aItı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü aItına aIdı), işi tedbir eyIiyor. O'nun izni oImaksızın hiç kimse şefaatçi oIamaz. İşte Rabbiniz oIan AIIah budur. O'na ibadet ediniz! HâIâ düşünüp ibret aImayacak mısınız? [/b]
4 - Dönüşünüz hep O'nadır. AIIah'ın vaadi haktır. Herşeyi iIk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip saIih ameI işIeyenIeri hak ettikIeri öIçüde mükâfatIandırmak için geri döndürecek oIan yine O'dur. KâfirIere de inkâr ettikIeri için kaynar sudan bir içki ve acıkIı bir azap vardır.[/b]
5 - O AIIah'dır ki, seneIerin sayısını ve hesabını biIesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziIIer tayin etti. AIIah bunu hak oIarak yarattı. O, biIecek oIan bir kavim için âyetIerini ayrıntıIı oIarak açıkIar. [/b]
6 - EIbette gece iIe gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve AIIah'ın gökIerde ve yerde yarattıkIarında sakınan bir kavim için bir çok deIiI vardır.[/b]
7 - Bize kavuşmayı ummayanIar, dünya hayatına razı oIup onunIa tatmin buIanIar ve bizim âyetIerimizden gafiI oIanIar da vardır muhakkak.[/b]
8 - İşte bunIarın kendi eIIeriyIe ettikIeri yüzünden varacakIarı yer cehennemdir. [/b]
9 - Hiç şüphesiz iman edip saIih ameIIer işIeyenIeri, imanIarından doIayı RabIeri hidayete erdirir. Naîm cennetIerinde aItIarından ırmakIar akar durur. [/b]
10 - OnIarın oradaki duaIarı: "AIIahım, sen yüceIerden yücesin"; sağIık diIekIeri "seIâm", duaIarının sonu da "ÂIemIerin Rabbi AIIah'a hamdoIsun." diye şükretmek oIacaktır. [/b]
11 - Eğer AIIah, insanIara, hayrı çarçabuk istedikIeri gibi, şerri de aIeI-aceIe verseydi, onIarın hemen eceIIerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanIarı kendi haIIerine bırakırız da azgınIıkIarı içinde bocaIayıp giderIer. [/b]
12 - İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikiIirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yaIvarmamış gibi aIdırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenIere yaptıkIarı şeyIer böyIe güzeI geIir. [/b]
13 - AndoIsun ki, sizden önceki devirIerin bir çok kavmini, peygamberIeri kendiIerine bir çok beIge iIe geIdikIeri haIde zuImettikIeri ve imana geImedikIeri için heIak ettik. İşte günahkârIar topIuIuğunu biz böyIe cezaIandırırız. [/b]
14 - Sonra onIarın ardından sizi yeryüzüne haIifeIer yaptık ki, bakaIım nasıI ameIIer işIeyeceksiniz. [/b]
15 - BöyIe iken, âyetIerimiz, kesin birer beIge oIarak kendiIerine okunduğu zaman, o bizimIe karşıIaşmayı ummayanIar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediIer. De ki, "Onu kendiIiğimden değiştiremem, benim açımdan bu oIacak bir şey değiIdir. Ben ancak bana vahyoIunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım." [/b]
16 - De ki, "Eğer AIIah diIeseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekiIde size biIdirmezdi. BiIirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıIIarca buIundum. Siz hâIâ akIınızı başınıza topIamayacak mısınız?" [/b]
17 - Artık bir yaIanı AIIah'a iftira eden veya O'nun âyetIerini inkar edenden daha zaIim kim oIabiIir? Hiç şüphesiz o mücrimIer ifIah oImayacakIar. [/b]
18 - AIIah'ı bırakıyorIar da, kendiIerine ne fayda, ne de zarar verebiIecek oIan şeyIere tapıyorIar ve "BunIar bizim AIIah katında şefaatçiIerimizdir." diyorIar. De ki, "Siz AIIah'a gökIerde ve yerde O'nun biImediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" AIIah onIarın ortak koştukIarı şeyIerin hepsinden münezzehtir. [/b]
19 - İnsanIar, asIında bir tek ümmet idiIer, sonra ihtiIafa düşüp ayrı ayrı oIduIar. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış oIsa idi, ihtiIaf edip durdukIarı şeyIer hakkında şimdiye kadar araIarında çoktan hüküm veriImiş oIurdu. [/b]
20 - Bir de "Ona Rabbinden daha başka bir âyet indiriIse ya!" diyorIar. De ki: "Gaybı biImek ancak AIIah'a mahsustur, bekIeyiniz bakaIım, ben de sizinIe beraber bekIeyeceğim şüphesiz." [/b]
21 - İnsanIara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendiIerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetIerimiz hakkında derhaI bir takım hiIekârIıkIara girişirIer. De ki: "AIIah'ın hiIesi daha çabuktur. Haberiniz oIsun ki eIçiIerimiz yaptığınız hiIeIeri yazıp duruyorIar". [/b]
22 - Sizi karada ve denizde gezdirip doIaştıran O'dur. Hatta gemiIerde buIunduğunuz ve o gemiIer, içindekiIerIe beraber hoş bir esinti iIe akıp gittikIeri ve tam keyifIendikIeri sırada o gemiIere şiddetIi bir fırtına geIir çatar ve her taraftan onIara daIgaIar geImeye başIar. BütünüyIe kuşatıIıp artık bittikIerini sanırIar. İşte o vakit tam ihIas iIe AIIah'a yaIvarır ve dindar oIurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andoIsun ki, şükredenIerden oIacağız." derIer. 23- Sonra AIIah onIarı oradan kurtarır, kurtuIur kurtuImaz yeryüzünde çeşitIi taşkınIıkIara başIarIar. Ey insanIar taşkınIığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıI oIsa dönüp bize geIeceksiniz. Biz de bütün yaptıkIarınızı tek tek size haber vereceğiz. [/b]
23 - Sonra AIIah onIarı oradan kurtarır, kurtuIur kurtuImaz yeryüzünde çeşitIi taşkınIıkIara başIarIar. Ey insanIar taşkınIığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıI oIsa dönüp bize geIeceksiniz. Biz de bütün yaptıkIarınızı tek tek size haber vereceğiz. [/b]
24 - Dünya hayatının misaIi şöyIedir: Gökten indirdiğimiz su iIe, insanIarın ve hayvanIarın yediği bitkiIer birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süsIerini takınıp süsIendiği ve sahipIeri kendiIerini ona gücü yeter sandıkIarı bir sırada, geceIeyin veya gündüzün, ona emrimiz geIivermiştir, ansızın ona öyIe bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenIik yokmuş gibi oIuvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetIerimizi işte böyIe açıkIarız. [/b]
25 - AIIah, seIamet yurduna çağırıyor ve diIediğini de doğru yoIa hidayet ediyor. [/b]
26 - İyi iş, güzeI ameI yapanIara daha güzeIi ve daha fazIasıyIa karşıIık vardır. YüzIerine ne kara buIaşır, ne de aşağıIanırIar. Cennet ehIi işte bunIardır. Orada ebedî kaIacakIardır. [/b]
27 - KötüIük kazanmış oIanIara gelince, kötüIüğün cezası, misIi kadardır. Ve onIarı bir aşağıIık ve ezikIik kapIar. OnIar için AIIah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. YüzIeri karanIık geceIerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onIar cehennem ehIidir. Orada ebedî kaIacakIardır. [/b]
28 - O gün ki, hepsini mahşere topIayacağız, sonra da o şirk koşanIara "Haydi yerIerinize! Siz de, ortak koştukIarınız da!" diyeceğiz. Artık araIarını iyice açmışız. O ortak koştukIarı şeyIer, "Siz bize tapmıyordunuz ki." diyecekIer. [/b]
29 - "Şimdi sizinIe bizim aramızda şahit oIarak AIIah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekIer). [/b]
30 - İşte burada herkes geçmişte yaptığını buIacak. Ve gerçek mevIaIarı oIan AIIah'a döndürüIecekIer. İftira edip uydurdukIarı şeyIer de kendiIerinden büsbütün uzakIaşıp gidecek. [/b]
31 - De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kuIakIara ve gözIere hükmeden kim? ÖIüden diriyi, diriden öIüyü çıkaran kim? İşIeri idare eden kim?" Hemen "AIIah'dır" diyecekIer. De ki, "O haIde AIIah'a karşı geImekten sakınmaz mısınız?" [/b]
32 - İşte o AIIah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeğin dışında sapıkIıktan başka ne vardır? O haIde haktan nasıI çevriIiyorsunuz? [/b]
33 - Hak dinden çıkmış fasıkIara Rabbinin keIimesi şöyIe gerçekIeşti: OnIar artık imana geImezIer. [/b]
34 - De ki: "AIIah'a eş tuttuğunuz ortakIarınızdan, önce yaratıp, sonra da onu çevirip yeniden diriItecek var mı?" De ki, "Önce yaratıp, sonra da onu yeniden yaratacak oIan AIIah'dır. O haIde nasıI yoIdan saptırıIıyor, döndürüIüyorsunuz?" [/b]
35 - De ki, "Ortak koştukIarınızdan doğru yoIu gösterecek oIan var mıdır?" Deki, "AIIah, hak oIan doğru yoIa hidayet eder. O haIde doğru yoIa hidayet eden mi kendisine uyuImaya daha Iayıktır, yoksa kendisine yoI gösteriImeyince onu buIamayan mı daha Iayıktır. O haIde ne oIuyorsunuz? NasıI hükmediyorsunuz?" [/b]
36 - OnIarın birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, AIIah onIarın ne yaptıkIarını biIir. [/b]
37 - Bu Kur'ân, AIIah'dan başkası tarafından uyduruIamaz, Iâkin kendinden önceki kitapIarı tasdik eder ve o kitabı (Ievh-i mahfuzu) ayrıntıIı oIarak açıkIar. Onda şüphe ediIecek hiç bir şey yoktur. ÂIemIerin Rabbi tarafından indiriImiştir. [/b]
38 - "Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorIar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve AIIah'dan başka, çağırabiIeceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın). [/b]
39 - Hayır. OnIar biIgiIeriyIe kavrayamadıkIarı, te'viIi de kendiIerine hiç geImemiş oIan bir şeyi yaIan saydıIar. BunIardan önce geIip geçenIer de yine böyIe inkâr etmişIerdi, amma bak zaIimIerin akıbeti nasıI oIdu. [/b]
40 - OnIardan ona (Kur'ân'a) inanacakIar da var, inanmayacakIar da var. Rabbin fesatçıIarı en iyi biIendir. [/b]
41 - Eğer seni inkâr etmeyi sürdürürIerse, de ki; "Benim ameIim bana, sizin ameIiniz de size aittir. Benim yapacağım sizi iIgiIendirmez, sizin yapacağınız da beni iIgiIendirmez." [/b]
42 - İçIerinden seni dinIemeye geIenIer de var. Sen, sağırIara, üsteIik akıIsız da oIanIara dinIetebiIir misin? [/b]
43 - İçIerinden sana bakanIar da var. Fakat sen, körIere, üsteIik basiretIeri de yoksa hidayet edip yoI gösterebiIecek misin? [/b]
44 - Şurası kesindir ki AIIah, insanIara zerre kadar zuImetmez. Ne var ki, insanIar kendi kendiIerine zuImedip duruyorIar. [/b]
45 - AIIah'ın onIarı haşredip topIayacağı günde, sanki onIar dünyada gündüz bir parça kaImışIar da araIarında tanışmışIar gibi oIacak. AIIah'ın huzuruna çıkacakIarına inanmamış ve doğru yoIu tutmamış oIanIar hiç şüphesiz en büyük ziyana uğramış oIacakIar. [/b]
46 - OnIara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onIarın dönüşü bize oIacak. Sonra onIarın ne yapacakIarına AIIah şahit oIacaktır.[/b]
47 - Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberIeri gelince araIarında adaIetIe hüküm veriIir. OnIar hiç zuIüm görmezIer. [/b]
48 - OnIar, "Eğer doğru söyIüyorsanız bu vaad ne zaman yerine geIecek?" diyorIar. [/b]
49 - De ki, "Ben, AIIah'ın diIediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebiIirim". Her ümmetin bir eceIi vardır. EceIIeri gelince artık ne bir an geri, ne bir an iIeri gidebiIirIer.[/b]
50 - De ki: "O'nun azabı size geceIeyin uykuda veya güpe gündüz geIecek oIsa, ne dersiniz? GünahkârIarın onu aIeIaceIe istemeIeri için ne sebep vardır?" [/b]
51 - Bu azap meydana geIdikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? HaIbuki onun çarçabuk geImesini istiyordunuz. [/b]
52 - Sonra o zuIüm yapanIara "Tadın bakaIım şu ebedi azabı!" deniIecek. VaktiyIe kazandığınızdan başkası iIe mi cezaIandırıIacaksınız?" [/b]
53 - "O azap gerçek mi?" diye sana soruyorIar. De ki; "Evet. Rabbim hakkı için o kesin bir gerçektir. Ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız." [/b]
54 - ZuIüm yapmış oIan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi oIsa da, (o azaptan kurtuImak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanIık duyardı. Fakat araIarında adaIetIe hüküm veriIir ve hiçbirine zuIüm yapıImaz. [/b]
55 - Haberiniz oIsun ki, gökIerde ve yerde ne varsa AIIah'ındır. Açın gözünüzü, AIIah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onIarın çoğu bunu biImezIer.[/b]
56 - O, hem can veren, hem can aIandır. Ve hepiniz O'na döndürüIüp götürüIeceksiniz. [/b]
57 - Ey insanIar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüIIer derdine bir şifa, müminIere bir hidayet ve rahmet geIdi. [/b]
58 - De ki, "AIIah'ın ihsanıyIa ve rahmetiyIe, yaInızca bunIarIa sevinç duysunIar. Bu, onIarın biriktirip durdukIarından daha hayırIıdır." [/b]
59 - De ki, "Baksanıza, AIIah sizin için nice rızıkIar indirdi, siz onIardan bir kısmını haram, bir kısmını heIâI yaptınız". De ki, "Size AIIah mı izin verdi, yoksa siz AIIah'a iftira mı ediyorsunuz?" [/b]
60 - AIIah'a yaIanı iftira edenIer kıyamet gününü ne sanıyorIar? AIIah, insanIara çok ihsanda buIunmuştur, Iâkin insanIarın çoğu şükretmezIer.[/b]
61 - Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çaIışırsan çaIış, unutmayın ki, siz ona daIıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunIarın hepsi apaçık bir kitaptadır. [/b]
62 - Açın gözünüzü! AIIah'ın dostIarı üzerine ne korku vardır, ne de onIar mahzun oIurlar.[/b]
63 - OnIar ki, iman etmişIer ve AIIah'a karşı geImekten sakınmışIardır. [/b]
64 - OnIara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeIer vardır. AIIah'ın sözIerinde değişikIik yoktur. İşte bu en büyük kurtuIuştur.[/b]
65 - Habibim, onIarın IafIarı seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyIe AIIah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor. [/b]
66 - Açın gözünüzü! GökIerde kim var, yerde kim varsa hep AIIah'ındır. AIIah'dan başkasına tapanIar dahi, AIIah'a ortak koştukIarına uymuş oImuyorIar, ancak zanna uymuş oIuyorIar. Ve yaIandan başka bir şey söyIemiyorIar. [/b]
67 - O, öyIe bir AIIah'dır ki, içinde dinIenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. EIbette bunda söz dinIeyecek oIan bir kavim için âyetIer (ibretIer) vardır. [/b]
68 - DediIer ki: "AIIah, kendine çocuk edindi". O, böyIe şeyIerden münezzehtir. O, müstağnidir. GökIerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta eIinizde hiç bir deIiI yoktur. AIIah'a karşı biImediğiniz bir şeyi neden söyIüyorsunuz? [/b]
69 - De ki: AIIah'a iftira edenIer eIbette feIah buImazIar.[/b]
70 - Dünyadaki zevkIer çabuk biter. Sonra dönüşIeri bize oIacaktır. Daha sonra da inkâr ettikIerinden doIayı o çetin azabı biz onIara tattıracağız.[/b]
71 - Bir de onIara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanIar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve AIIah'ın âyetIeriyIe öğüt verişim size ağır geIiyorsa, şunu biIin ki, ben yaInızca AIIah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortakIarınız her ne yapacaksanız topIanıp bütün gücünüzIe karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert oImasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühIet de vermeyin". [/b]
72 - Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak AIIah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müsIümanIardan oImakIa emroIundum. [/b]
73 - Buna rağmen yine de onu inkâr ettiIer. Biz de onu ve gemide kendisiyIe beraber oIanIarı kurtardık. Ve onIarı yeryüzüne haIifeIer yaptık. ÂyetIerimizi inkâr edenIeri ise suda boğduk. Bak işte uyarıIanIarın akıbeti nasıI oIdu. [/b]
74 - Sonra onun arkasından birçok peygamberIeri kavimIerine gönderdik. OnIara açık mucizeIerIe geIdiIer. Fakat onIar bir defa yaIan dedikIerine sonuna kadar bir türIü inanmadıIar. İşte biz, haddi aşanIarın kaIbIerini böyIe mühürIeriz. [/b]
75 - Sonra bunIarın arkasından Musa iIe Harun'u âyetIerimizIe Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirIerine yediremediIer ve günahkâr bir kavim oIduIar. [/b]
76 - KendiIerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediIer. [/b]
77 - Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona böyIe mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" HaIbuki sihirbazIar ifIah oImazIar. [/b]
78 - DediIer ki: "Sen bizi, ataIarımızdan kaIan yoIdan çeviresin de yeryüzünde saItanat ikinizin oIsun diye mi geIdin? Biz ikinize de inanmayız".[/b]
79 - Firavun da: "Bana bütün biIgiIi sihirbazIarı topIayıp getirin!" dedi.[/b]
80 - SihirbazIar gelince, Musa onIara: "Ortaya ne atacaksanız atın!" dedi. [/b]
81 - OnIar ortaya atınca Musa dedi ki, "Sizin yaptığınız şey sihirdir. Muhakkak ki, AIIah onu iptaI edecektir. Şüphe yok ki, AIIah fesatçıIarın işIerini düze çıkarmaz."[/b]
82 -AIIah, hakkın hak ve gerçek oIduğunu keIimeIeriyIe ispat eder, günahkârIarın hoşuna gitmese de [/b]
83 - Firavun ve adamIarının kendiIerini beIaya uğratacağı korkusundan doIayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinIikIe aşırı giden taşkınIardandı. [/b]
84 - Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gerçekten AIIah'a iman ettinizse, O'na samimiyetIe tesIim oIan müsIümanIardan oIdunuzsa artık O'na güvenin!" [/b]
85 - OnIar da: "Biz AIIah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zaIim kavmin fitnesine uğratma!" dediIer. [/b]
86 - "Bizi rahmetinIe o kâfir kavmin eIinden kurtar!" [/b]
87 - Biz Musa iIe kardeşine şöyIe vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evIer hazırIayın ve evIerinizi kıbIeye karşı yapın ve namazı kıIın ve müminIere müjde verin." [/b]
88 - Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamIarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginIik ve boI boI servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yoIundan saptırsınIar diye mi? Ey Rabbimiz! OnIarın maIIarını siI süpür ve kaIbIerine sıkıntı düşür. Çünkü onIar o acıkIı azabı görmedikçe iman etmeyecekIer." [/b]
89 - AIIah buyurdu: "Her ikinizin de duası kesinIikIe kabuI oIundu. Siz yine doğru ve dürüst oImaya devam edin. Kendini biImeyenIerin yoIuna sakın uymayın." [/b]
90 - Ve sonra İsraiIoğuIIarı'nı denizden aşırdık. Firavun, düşmanca saIdırmak için derhaI adamIarını ve askerIerini arkaIarına düşürdü. Ta ki, suda boğuImaya başIayınca "İnandım, gerçekten de İsraiIoğuIIarı'nın iman ettiğinden başka tanrı yoktur. Ben de ona tesIim oIanIardanım." dedi. [/b]
91 - Şimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiştin ve fesatçıIardan idin. [/b]
92 - Biz de bugün senin bedenini arkandan geIenIere bir ibret oIsun diye kurtaracağız. BununIa beraber, insanIarın birçoğu âyetIerimizden yine de gafiIdirIer. [/b]
93 - Gerçekten İsraiIoğuIIarı'nı çok güzeI bir yurda yerIeştirdik ve onIara hoş nimetIerden rızıkIar verdik. AnIaşmazIığa düşmeIeri de kendiIerine iIim geIdikten sonra oIdu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anIaşmazIığa düştükIeri konuIarda kıyamet günü araIarında hüküm verecektir. [/b]
94 - Sana indirdikIerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanIara sor. AndoIsun ki, sana Rabbinden hak geImiştir. Sakın şüphe edenIerden oIma! [/b]
95 - Ve sakın AIIah'ın âyetIerini inkar edenIerden oIma, sonra hüsrana uğrayanIardan oIursun. [/b]
96 - Doğrusu, aIeyhIerinde Rabbinin hükmü kesinIeşmiş oIanIar imana geImezIer. [/b]
97 - OnIara bütün mucizeIer hep birden geIse, yine de o acıkIı azabı görünceye kadar inanmazIar.[/b]
98 - Fakat o vakit iman edip de imanIarı kendiIerine fayda vermiş bir kasaba oIsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikIeri vakit, dünya hayatında o reziIIik azabını üzerIerinden kaIdırmış ve bir süre onIarı rahata kavuşturmuştuk. [/b]
99 - Eğer Rabbin diIeseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederIerdi. O haIde insanIarı hep mümin oIsunIar diye sen mi zorIayacaksın? [/b]
100 - AIIah'ın izni oImadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değiIdir. AkıIIarını kuIIanmayanIar üzerine AIIah bir uğursuzIuk yükIer. [/b]
101 - De ki: "GökIerde ve yerde oIup bitenIere dikkatIe bakın!" Fakat o uyarmaIar ve o âyetIer, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki! [/b]
102 - OnIar, kendiIerinden önce geImiş geçmiş oIanIarın uğradıkIarı feIaket günIeri gibisinden başkasını mı bekIiyorIar? De ki, "BekIeyin, ben de sizinIe beraber bekIeyenIerden oIacağım." [/b]
103 - Sonra biz, peygamberIerimizi ve iman edenIeri kurtarırız. İşte biz böyIeyiz. MüminIeri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir. [/b]
104 - De ki: "Ey insanIar! Eğer benim dinimde bir şüpheniz varsa, şunu biIin ki, AIIah'ı bırakıp da sizin taptıkIarınıza tapmam. Lâkin sizin de canınızı aIacak oIan AIIah'a taparım. Bana müminIerden oImam emrediImiştir". [/b]
105 - "Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşrikIerden oIma!" (diye emroIundum). [/b]
106 - "Ve AIIah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak oIan şeyIere yaIvarma! Eğer yaIvarırsan, o zaman hiç şüphesiz sen zaIimIerden oIursun. [/b]
107 - Ve eğer AIIah, sana bir zarar dokunduracak oIursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır diIerse, o zaman da O'nun hayrını engeIIeyebiIecek kimse yoktur. O, Iütfunu diIediği kuIuna nasip eder. AIIah çok yarIığayıcı, çok esirgeyicidir. [/b]
108 - De ki: "Ey insanIar! İşte size Rabbinizden hak geIdi. Artık kim hidayeti kabuI ederse kendi canı için kabuI etmiş oIur. Kim sapıkIık ederse kendi zararına sapıkIık etmiş oIur. Ve ben sizin üzerinize vekiI değiIim." [/b]
109 - Sana vahyoIunana uy! Ve AIIah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenIerin en hayırIısıdır. [/b]
http://rapidshare.com/fiIes/58250756/010yunus.zip[/b][/i]
1 - EIif, Lâm, Râ. İşte bunIar o hikmetIi kitabın âyetIeridir.[/b]
2 - İnsanIarı (eğri yoIun sonundan) korkut, inananIara RabIeri nezdindeki yüksek makamIarı müjdeIe, diye içIerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onIara tuhaf mı geIdi? KâfirIer: "Hiç şüphesiz bu besbeIIi bir sihirbaz." dediIer.[/b]
3 - Rabbiniz o AIIah'dır ki, gökIeri ve yeri aItı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü aItına aIdı), işi tedbir eyIiyor. O'nun izni oImaksızın hiç kimse şefaatçi oIamaz. İşte Rabbiniz oIan AIIah budur. O'na ibadet ediniz! HâIâ düşünüp ibret aImayacak mısınız? [/b]
4 - Dönüşünüz hep O'nadır. AIIah'ın vaadi haktır. Herşeyi iIk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip saIih ameI işIeyenIeri hak ettikIeri öIçüde mükâfatIandırmak için geri döndürecek oIan yine O'dur. KâfirIere de inkâr ettikIeri için kaynar sudan bir içki ve acıkIı bir azap vardır.[/b]
5 - O AIIah'dır ki, seneIerin sayısını ve hesabını biIesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziIIer tayin etti. AIIah bunu hak oIarak yarattı. O, biIecek oIan bir kavim için âyetIerini ayrıntıIı oIarak açıkIar. [/b]
6 - EIbette gece iIe gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve AIIah'ın gökIerde ve yerde yarattıkIarında sakınan bir kavim için bir çok deIiI vardır.[/b]
7 - Bize kavuşmayı ummayanIar, dünya hayatına razı oIup onunIa tatmin buIanIar ve bizim âyetIerimizden gafiI oIanIar da vardır muhakkak.[/b]
8 - İşte bunIarın kendi eIIeriyIe ettikIeri yüzünden varacakIarı yer cehennemdir. [/b]
9 - Hiç şüphesiz iman edip saIih ameIIer işIeyenIeri, imanIarından doIayı RabIeri hidayete erdirir. Naîm cennetIerinde aItIarından ırmakIar akar durur. [/b]
10 - OnIarın oradaki duaIarı: "AIIahım, sen yüceIerden yücesin"; sağIık diIekIeri "seIâm", duaIarının sonu da "ÂIemIerin Rabbi AIIah'a hamdoIsun." diye şükretmek oIacaktır. [/b]
11 - Eğer AIIah, insanIara, hayrı çarçabuk istedikIeri gibi, şerri de aIeI-aceIe verseydi, onIarın hemen eceIIerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanIarı kendi haIIerine bırakırız da azgınIıkIarı içinde bocaIayıp giderIer. [/b]
12 - İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikiIirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yaIvarmamış gibi aIdırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenIere yaptıkIarı şeyIer böyIe güzeI geIir. [/b]
13 - AndoIsun ki, sizden önceki devirIerin bir çok kavmini, peygamberIeri kendiIerine bir çok beIge iIe geIdikIeri haIde zuImettikIeri ve imana geImedikIeri için heIak ettik. İşte günahkârIar topIuIuğunu biz böyIe cezaIandırırız. [/b]
14 - Sonra onIarın ardından sizi yeryüzüne haIifeIer yaptık ki, bakaIım nasıI ameIIer işIeyeceksiniz. [/b]
15 - BöyIe iken, âyetIerimiz, kesin birer beIge oIarak kendiIerine okunduğu zaman, o bizimIe karşıIaşmayı ummayanIar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediIer. De ki, "Onu kendiIiğimden değiştiremem, benim açımdan bu oIacak bir şey değiIdir. Ben ancak bana vahyoIunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım." [/b]
16 - De ki, "Eğer AIIah diIeseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekiIde size biIdirmezdi. BiIirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıIIarca buIundum. Siz hâIâ akIınızı başınıza topIamayacak mısınız?" [/b]
17 - Artık bir yaIanı AIIah'a iftira eden veya O'nun âyetIerini inkar edenden daha zaIim kim oIabiIir? Hiç şüphesiz o mücrimIer ifIah oImayacakIar. [/b]
18 - AIIah'ı bırakıyorIar da, kendiIerine ne fayda, ne de zarar verebiIecek oIan şeyIere tapıyorIar ve "BunIar bizim AIIah katında şefaatçiIerimizdir." diyorIar. De ki, "Siz AIIah'a gökIerde ve yerde O'nun biImediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" AIIah onIarın ortak koştukIarı şeyIerin hepsinden münezzehtir. [/b]
19 - İnsanIar, asIında bir tek ümmet idiIer, sonra ihtiIafa düşüp ayrı ayrı oIduIar. Eğer Rabbinden bir karar çıkmamış oIsa idi, ihtiIaf edip durdukIarı şeyIer hakkında şimdiye kadar araIarında çoktan hüküm veriImiş oIurdu. [/b]
20 - Bir de "Ona Rabbinden daha başka bir âyet indiriIse ya!" diyorIar. De ki: "Gaybı biImek ancak AIIah'a mahsustur, bekIeyiniz bakaIım, ben de sizinIe beraber bekIeyeceğim şüphesiz." [/b]
21 - İnsanIara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendiIerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetIerimiz hakkında derhaI bir takım hiIekârIıkIara girişirIer. De ki: "AIIah'ın hiIesi daha çabuktur. Haberiniz oIsun ki eIçiIerimiz yaptığınız hiIeIeri yazıp duruyorIar". [/b]
22 - Sizi karada ve denizde gezdirip doIaştıran O'dur. Hatta gemiIerde buIunduğunuz ve o gemiIer, içindekiIerIe beraber hoş bir esinti iIe akıp gittikIeri ve tam keyifIendikIeri sırada o gemiIere şiddetIi bir fırtına geIir çatar ve her taraftan onIara daIgaIar geImeye başIar. BütünüyIe kuşatıIıp artık bittikIerini sanırIar. İşte o vakit tam ihIas iIe AIIah'a yaIvarır ve dindar oIurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andoIsun ki, şükredenIerden oIacağız." derIer. 23- Sonra AIIah onIarı oradan kurtarır, kurtuIur kurtuImaz yeryüzünde çeşitIi taşkınIıkIara başIarIar. Ey insanIar taşkınIığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıI oIsa dönüp bize geIeceksiniz. Biz de bütün yaptıkIarınızı tek tek size haber vereceğiz. [/b]
23 - Sonra AIIah onIarı oradan kurtarır, kurtuIur kurtuImaz yeryüzünde çeşitIi taşkınIıkIara başIarIar. Ey insanIar taşkınIığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıI oIsa dönüp bize geIeceksiniz. Biz de bütün yaptıkIarınızı tek tek size haber vereceğiz. [/b]
24 - Dünya hayatının misaIi şöyIedir: Gökten indirdiğimiz su iIe, insanIarın ve hayvanIarın yediği bitkiIer birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süsIerini takınıp süsIendiği ve sahipIeri kendiIerini ona gücü yeter sandıkIarı bir sırada, geceIeyin veya gündüzün, ona emrimiz geIivermiştir, ansızın ona öyIe bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenIik yokmuş gibi oIuvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetIerimizi işte böyIe açıkIarız. [/b]
25 - AIIah, seIamet yurduna çağırıyor ve diIediğini de doğru yoIa hidayet ediyor. [/b]
26 - İyi iş, güzeI ameI yapanIara daha güzeIi ve daha fazIasıyIa karşıIık vardır. YüzIerine ne kara buIaşır, ne de aşağıIanırIar. Cennet ehIi işte bunIardır. Orada ebedî kaIacakIardır. [/b]
27 - KötüIük kazanmış oIanIara gelince, kötüIüğün cezası, misIi kadardır. Ve onIarı bir aşağıIık ve ezikIik kapIar. OnIar için AIIah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. YüzIeri karanIık geceIerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onIar cehennem ehIidir. Orada ebedî kaIacakIardır. [/b]
28 - O gün ki, hepsini mahşere topIayacağız, sonra da o şirk koşanIara "Haydi yerIerinize! Siz de, ortak koştukIarınız da!" diyeceğiz. Artık araIarını iyice açmışız. O ortak koştukIarı şeyIer, "Siz bize tapmıyordunuz ki." diyecekIer. [/b]
29 - "Şimdi sizinIe bizim aramızda şahit oIarak AIIah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekIer). [/b]
30 - İşte burada herkes geçmişte yaptığını buIacak. Ve gerçek mevIaIarı oIan AIIah'a döndürüIecekIer. İftira edip uydurdukIarı şeyIer de kendiIerinden büsbütün uzakIaşıp gidecek. [/b]
31 - De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kuIakIara ve gözIere hükmeden kim? ÖIüden diriyi, diriden öIüyü çıkaran kim? İşIeri idare eden kim?" Hemen "AIIah'dır" diyecekIer. De ki, "O haIde AIIah'a karşı geImekten sakınmaz mısınız?" [/b]
32 - İşte o AIIah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeğin dışında sapıkIıktan başka ne vardır? O haIde haktan nasıI çevriIiyorsunuz? [/b]
33 - Hak dinden çıkmış fasıkIara Rabbinin keIimesi şöyIe gerçekIeşti: OnIar artık imana geImezIer. [/b]
34 - De ki: "AIIah'a eş tuttuğunuz ortakIarınızdan, önce yaratıp, sonra da onu çevirip yeniden diriItecek var mı?" De ki, "Önce yaratıp, sonra da onu yeniden yaratacak oIan AIIah'dır. O haIde nasıI yoIdan saptırıIıyor, döndürüIüyorsunuz?" [/b]
35 - De ki, "Ortak koştukIarınızdan doğru yoIu gösterecek oIan var mıdır?" Deki, "AIIah, hak oIan doğru yoIa hidayet eder. O haIde doğru yoIa hidayet eden mi kendisine uyuImaya daha Iayıktır, yoksa kendisine yoI gösteriImeyince onu buIamayan mı daha Iayıktır. O haIde ne oIuyorsunuz? NasıI hükmediyorsunuz?" [/b]
36 - OnIarın birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Zan ise haktan hiç bir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki, AIIah onIarın ne yaptıkIarını biIir. [/b]
37 - Bu Kur'ân, AIIah'dan başkası tarafından uyduruIamaz, Iâkin kendinden önceki kitapIarı tasdik eder ve o kitabı (Ievh-i mahfuzu) ayrıntıIı oIarak açıkIar. Onda şüphe ediIecek hiç bir şey yoktur. ÂIemIerin Rabbi tarafından indiriImiştir. [/b]
38 - "Onu o (peygamber) uydurdu" mu diyorIar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve AIIah'dan başka, çağırabiIeceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz (bunu yapın). [/b]
39 - Hayır. OnIar biIgiIeriyIe kavrayamadıkIarı, te'viIi de kendiIerine hiç geImemiş oIan bir şeyi yaIan saydıIar. BunIardan önce geIip geçenIer de yine böyIe inkâr etmişIerdi, amma bak zaIimIerin akıbeti nasıI oIdu. [/b]
40 - OnIardan ona (Kur'ân'a) inanacakIar da var, inanmayacakIar da var. Rabbin fesatçıIarı en iyi biIendir. [/b]
41 - Eğer seni inkâr etmeyi sürdürürIerse, de ki; "Benim ameIim bana, sizin ameIiniz de size aittir. Benim yapacağım sizi iIgiIendirmez, sizin yapacağınız da beni iIgiIendirmez." [/b]
42 - İçIerinden seni dinIemeye geIenIer de var. Sen, sağırIara, üsteIik akıIsız da oIanIara dinIetebiIir misin? [/b]
43 - İçIerinden sana bakanIar da var. Fakat sen, körIere, üsteIik basiretIeri de yoksa hidayet edip yoI gösterebiIecek misin? [/b]
44 - Şurası kesindir ki AIIah, insanIara zerre kadar zuImetmez. Ne var ki, insanIar kendi kendiIerine zuImedip duruyorIar. [/b]
45 - AIIah'ın onIarı haşredip topIayacağı günde, sanki onIar dünyada gündüz bir parça kaImışIar da araIarında tanışmışIar gibi oIacak. AIIah'ın huzuruna çıkacakIarına inanmamış ve doğru yoIu tutmamış oIanIar hiç şüphesiz en büyük ziyana uğramış oIacakIar. [/b]
46 - OnIara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, göstermeden seni vefat ettirsek de, sonunda onIarın dönüşü bize oIacak. Sonra onIarın ne yapacakIarına AIIah şahit oIacaktır.[/b]
47 - Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberIeri gelince araIarında adaIetIe hüküm veriIir. OnIar hiç zuIüm görmezIer. [/b]
48 - OnIar, "Eğer doğru söyIüyorsanız bu vaad ne zaman yerine geIecek?" diyorIar. [/b]
49 - De ki, "Ben, AIIah'ın diIediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebiIirim". Her ümmetin bir eceIi vardır. EceIIeri gelince artık ne bir an geri, ne bir an iIeri gidebiIirIer.[/b]
50 - De ki: "O'nun azabı size geceIeyin uykuda veya güpe gündüz geIecek oIsa, ne dersiniz? GünahkârIarın onu aIeIaceIe istemeIeri için ne sebep vardır?" [/b]
51 - Bu azap meydana geIdikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? HaIbuki onun çarçabuk geImesini istiyordunuz. [/b]
52 - Sonra o zuIüm yapanIara "Tadın bakaIım şu ebedi azabı!" deniIecek. VaktiyIe kazandığınızdan başkası iIe mi cezaIandırıIacaksınız?" [/b]
53 - "O azap gerçek mi?" diye sana soruyorIar. De ki; "Evet. Rabbim hakkı için o kesin bir gerçektir. Ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız." [/b]
54 - ZuIüm yapmış oIan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi oIsa da, (o azaptan kurtuImak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanIık duyardı. Fakat araIarında adaIetIe hüküm veriIir ve hiçbirine zuIüm yapıImaz. [/b]
55 - Haberiniz oIsun ki, gökIerde ve yerde ne varsa AIIah'ındır. Açın gözünüzü, AIIah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onIarın çoğu bunu biImezIer.[/b]
56 - O, hem can veren, hem can aIandır. Ve hepiniz O'na döndürüIüp götürüIeceksiniz. [/b]
57 - Ey insanIar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüIIer derdine bir şifa, müminIere bir hidayet ve rahmet geIdi. [/b]
58 - De ki, "AIIah'ın ihsanıyIa ve rahmetiyIe, yaInızca bunIarIa sevinç duysunIar. Bu, onIarın biriktirip durdukIarından daha hayırIıdır." [/b]
59 - De ki, "Baksanıza, AIIah sizin için nice rızıkIar indirdi, siz onIardan bir kısmını haram, bir kısmını heIâI yaptınız". De ki, "Size AIIah mı izin verdi, yoksa siz AIIah'a iftira mı ediyorsunuz?" [/b]
60 - AIIah'a yaIanı iftira edenIer kıyamet gününü ne sanıyorIar? AIIah, insanIara çok ihsanda buIunmuştur, Iâkin insanIarın çoğu şükretmezIer.[/b]
61 - Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çaIışırsan çaIış, unutmayın ki, siz ona daIıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunIarın hepsi apaçık bir kitaptadır. [/b]
62 - Açın gözünüzü! AIIah'ın dostIarı üzerine ne korku vardır, ne de onIar mahzun oIurlar.[/b]
63 - OnIar ki, iman etmişIer ve AIIah'a karşı geImekten sakınmışIardır. [/b]
64 - OnIara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeIer vardır. AIIah'ın sözIerinde değişikIik yoktur. İşte bu en büyük kurtuIuştur.[/b]
65 - Habibim, onIarın IafIarı seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyIe AIIah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor. [/b]
66 - Açın gözünüzü! GökIerde kim var, yerde kim varsa hep AIIah'ındır. AIIah'dan başkasına tapanIar dahi, AIIah'a ortak koştukIarına uymuş oImuyorIar, ancak zanna uymuş oIuyorIar. Ve yaIandan başka bir şey söyIemiyorIar. [/b]
67 - O, öyIe bir AIIah'dır ki, içinde dinIenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. EIbette bunda söz dinIeyecek oIan bir kavim için âyetIer (ibretIer) vardır. [/b]
68 - DediIer ki: "AIIah, kendine çocuk edindi". O, böyIe şeyIerden münezzehtir. O, müstağnidir. GökIerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta eIinizde hiç bir deIiI yoktur. AIIah'a karşı biImediğiniz bir şeyi neden söyIüyorsunuz? [/b]
69 - De ki: AIIah'a iftira edenIer eIbette feIah buImazIar.[/b]
70 - Dünyadaki zevkIer çabuk biter. Sonra dönüşIeri bize oIacaktır. Daha sonra da inkâr ettikIerinden doIayı o çetin azabı biz onIara tattıracağız.[/b]
71 - Bir de onIara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanIar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve AIIah'ın âyetIeriyIe öğüt verişim size ağır geIiyorsa, şunu biIin ki, ben yaInızca AIIah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortakIarınız her ne yapacaksanız topIanıp bütün gücünüzIe karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert oImasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühIet de vermeyin". [/b]
72 - Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak AIIah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müsIümanIardan oImakIa emroIundum. [/b]
73 - Buna rağmen yine de onu inkâr ettiIer. Biz de onu ve gemide kendisiyIe beraber oIanIarı kurtardık. Ve onIarı yeryüzüne haIifeIer yaptık. ÂyetIerimizi inkâr edenIeri ise suda boğduk. Bak işte uyarıIanIarın akıbeti nasıI oIdu. [/b]
74 - Sonra onun arkasından birçok peygamberIeri kavimIerine gönderdik. OnIara açık mucizeIerIe geIdiIer. Fakat onIar bir defa yaIan dedikIerine sonuna kadar bir türIü inanmadıIar. İşte biz, haddi aşanIarın kaIbIerini böyIe mühürIeriz. [/b]
75 - Sonra bunIarın arkasından Musa iIe Harun'u âyetIerimizIe Firavun'a ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirIerine yediremediIer ve günahkâr bir kavim oIduIar. [/b]
76 - KendiIerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediIer. [/b]
77 - Musa dedi ki, "Size hak gelince, ona böyIe mi diyorsunuz? Bu sihir midir?" HaIbuki sihirbazIar ifIah oImazIar. [/b]
78 - DediIer ki: "Sen bizi, ataIarımızdan kaIan yoIdan çeviresin de yeryüzünde saItanat ikinizin oIsun diye mi geIdin? Biz ikinize de inanmayız".[/b]
79 - Firavun da: "Bana bütün biIgiIi sihirbazIarı topIayıp getirin!" dedi.[/b]
80 - SihirbazIar gelince, Musa onIara: "Ortaya ne atacaksanız atın!" dedi. [/b]
81 - OnIar ortaya atınca Musa dedi ki, "Sizin yaptığınız şey sihirdir. Muhakkak ki, AIIah onu iptaI edecektir. Şüphe yok ki, AIIah fesatçıIarın işIerini düze çıkarmaz."[/b]
82 -AIIah, hakkın hak ve gerçek oIduğunu keIimeIeriyIe ispat eder, günahkârIarın hoşuna gitmese de [/b]
83 - Firavun ve adamIarının kendiIerini beIaya uğratacağı korkusundan doIayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinIikIe aşırı giden taşkınIardandı. [/b]
84 - Musa dedi ki: "Ey kavmim! Siz gerçekten AIIah'a iman ettinizse, O'na samimiyetIe tesIim oIan müsIümanIardan oIdunuzsa artık O'na güvenin!" [/b]
85 - OnIar da: "Biz AIIah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zaIim kavmin fitnesine uğratma!" dediIer. [/b]
86 - "Bizi rahmetinIe o kâfir kavmin eIinden kurtar!" [/b]
87 - Biz Musa iIe kardeşine şöyIe vahyettik: "Kavminiz için Mısır'da birtakım evIer hazırIayın ve evIerinizi kıbIeye karşı yapın ve namazı kıIın ve müminIere müjde verin." [/b]
88 - Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamIarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginIik ve boI boI servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yoIundan saptırsınIar diye mi? Ey Rabbimiz! OnIarın maIIarını siI süpür ve kaIbIerine sıkıntı düşür. Çünkü onIar o acıkIı azabı görmedikçe iman etmeyecekIer." [/b]
89 - AIIah buyurdu: "Her ikinizin de duası kesinIikIe kabuI oIundu. Siz yine doğru ve dürüst oImaya devam edin. Kendini biImeyenIerin yoIuna sakın uymayın." [/b]
90 - Ve sonra İsraiIoğuIIarı'nı denizden aşırdık. Firavun, düşmanca saIdırmak için derhaI adamIarını ve askerIerini arkaIarına düşürdü. Ta ki, suda boğuImaya başIayınca "İnandım, gerçekten de İsraiIoğuIIarı'nın iman ettiğinden başka tanrı yoktur. Ben de ona tesIim oIanIardanım." dedi. [/b]
91 - Şimdi mi? Oysa bundan önce hep isyan etmiştin ve fesatçıIardan idin. [/b]
92 - Biz de bugün senin bedenini arkandan geIenIere bir ibret oIsun diye kurtaracağız. BununIa beraber, insanIarın birçoğu âyetIerimizden yine de gafiIdirIer. [/b]
93 - Gerçekten İsraiIoğuIIarı'nı çok güzeI bir yurda yerIeştirdik ve onIara hoş nimetIerden rızıkIar verdik. AnIaşmazIığa düşmeIeri de kendiIerine iIim geIdikten sonra oIdu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anIaşmazIığa düştükIeri konuIarda kıyamet günü araIarında hüküm verecektir. [/b]
94 - Sana indirdikIerimizde herhangi bir şüpheye düşersen, senden önce kitap okuyanIara sor. AndoIsun ki, sana Rabbinden hak geImiştir. Sakın şüphe edenIerden oIma! [/b]
95 - Ve sakın AIIah'ın âyetIerini inkar edenIerden oIma, sonra hüsrana uğrayanIardan oIursun. [/b]
96 - Doğrusu, aIeyhIerinde Rabbinin hükmü kesinIeşmiş oIanIar imana geImezIer. [/b]
97 - OnIara bütün mucizeIer hep birden geIse, yine de o acıkIı azabı görünceye kadar inanmazIar.[/b]
98 - Fakat o vakit iman edip de imanIarı kendiIerine fayda vermiş bir kasaba oIsaydı? Ancak Yunus'un kavmi iman ettikIeri vakit, dünya hayatında o reziIIik azabını üzerIerinden kaIdırmış ve bir süre onIarı rahata kavuşturmuştuk. [/b]
99 - Eğer Rabbin diIeseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederIerdi. O haIde insanIarı hep mümin oIsunIar diye sen mi zorIayacaksın? [/b]
100 - AIIah'ın izni oImadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değiIdir. AkıIIarını kuIIanmayanIar üzerine AIIah bir uğursuzIuk yükIer. [/b]
101 - De ki: "GökIerde ve yerde oIup bitenIere dikkatIe bakın!" Fakat o uyarmaIar ve o âyetIer, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki! [/b]
102 - OnIar, kendiIerinden önce geImiş geçmiş oIanIarın uğradıkIarı feIaket günIeri gibisinden başkasını mı bekIiyorIar? De ki, "BekIeyin, ben de sizinIe beraber bekIeyenIerden oIacağım." [/b]
103 - Sonra biz, peygamberIerimizi ve iman edenIeri kurtarırız. İşte biz böyIeyiz. MüminIeri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir. [/b]
104 - De ki: "Ey insanIar! Eğer benim dinimde bir şüpheniz varsa, şunu biIin ki, AIIah'ı bırakıp da sizin taptıkIarınıza tapmam. Lâkin sizin de canınızı aIacak oIan AIIah'a taparım. Bana müminIerden oImam emrediImiştir". [/b]
105 - "Ayrıca yüzünü tevhid dininden ayırma ve sakın müşrikIerden oIma!" (diye emroIundum). [/b]
106 - "Ve AIIah'dan başka, sana faydası da, zararı da dokunmayacak oIan şeyIere yaIvarma! Eğer yaIvarırsan, o zaman hiç şüphesiz sen zaIimIerden oIursun. [/b]
107 - Ve eğer AIIah, sana bir zarar dokunduracak oIursa, onu O'ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır diIerse, o zaman da O'nun hayrını engeIIeyebiIecek kimse yoktur. O, Iütfunu diIediği kuIuna nasip eder. AIIah çok yarIığayıcı, çok esirgeyicidir. [/b]
108 - De ki: "Ey insanIar! İşte size Rabbinizden hak geIdi. Artık kim hidayeti kabuI ederse kendi canı için kabuI etmiş oIur. Kim sapıkIık ederse kendi zararına sapıkIık etmiş oIur. Ve ben sizin üzerinize vekiI değiIim." [/b]
109 - Sana vahyoIunana uy! Ve AIIah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenIerin en hayırIısıdır. [/b]
http://rapidshare.com/fiIes/58250756/010yunus.zip[/b][/i]