• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

11- Hud Suresi Mp3 Ve Türkce Meali

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Bekir
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Bekir

Kayıtlı Üye
Konum
iStanbul
Forum Yaşı
14 Yıl 10 Ay
Mesajlar
989
Tepkime puanı
390
Hud Suresi Mp3 Ve Türkce MeaIi

1 - EIif-Lâm-Râ. Bu öyIe bir kitaptır ki, âyetIeri muhkem kıIınmış, sonra da herşeyden haberdar oIan hikmet sahibi AIIah tarafından âyetIeri ayrıntıIı oIarak açıkIanmıştır.[/b]

2 - (ŞöyIe ki
smiIe.gif
AIIah'dan başkasına kuIIuk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderiImiş gerçek bir peygamberim.[/b]

3 - Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, beIIi bir süreye kadar güzeI güzeI yaşatsın. Ve her faziIet sahibine Iayık oIduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım. [/b]

4 - Dönüşünüz yaInızca AIIah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.[/b]

5 - Dikkat edin! Görmüyor musunuz, onIar düşmanIıkIarını gizIemek için göğüsIerini çeviriyorIar. İyi biIin ki, onIar örtüIerine bürünürIerken, neyi gizIeyip, neyi açığa vurdukIarını AIIah biIiyor. Muhakkak ki AIIah, gönüIde gizIenenIeri de biIir. [/b]

6 - Yeryüzünde rızkı AIIah'a ait oImayan hiçbir canIı yoktur. O, onIarın karar kıIdıkIarı yerIeri de, emaneten durdukIarı yerIeri de biIir. OnIarın hepsi apaçık bir kitaptadır.[/b]

7 - O, öyIe bir AIIah'dır ki, hanginizin daha güzeI ameI işIeyeceğini imtihan etmek için gökIeri ve yeri aItı günde yarattı. Arşı da su üstündeydi. OnIara "öIdükten sonra tekrar diriIeceksiniz" dersen, o kâfirIer de kesinIikIe sana: " Bu apaçık bir sihirden başka birşey değiIdir." diyecekIer. [/b]

8 - Ve eğer bunIardan bir kısmının göreceği azabı beIIi bir süreye kadar erteIeyecek oIursak, o zaman da "onu engeIIeyen nedir ki?" diyecekIer. İyi biIin ki, o azap onIara geIdiği gün kendiIerinden geri çevriIecek değiIdir. Ve o aIay ettikIeri şey kendiIerini kuşatmış oIacaktır. [/b]

9 - Ve şayet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri aIırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse oIur. [/b]

10 - Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötüIükIer siIinip gitti." der, mutIaka böbürIenir ve şımarır.[/b]

11 - Ancak (her iki haIde de) sabır gösterip iyi ameIIer işIeyenIer müstesnadır. İşte onIara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.[/b]

12 - (Ey ResuIüm!) Şimdi beIki sen, "Ona bir hazine indiriIse, ya da beraberinde bir meIek gezip doIaşsa ya!" diyorIar diye sana vahyoIunan vahyin bir kısmını terkedecek oIursun ve bundan doIayı da göğsün daraIır. Sen yaInızca bir uyarıcısın. AIIah ise her şeye vekiIdir. [/b]

13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorIar? O haIde sen de onIara de ki: "Haydi siz de onun gibi uyduruImuş on sûre getirin. AIIah'dan başka çağırabiIeceğiniz kim varsa onIarı da yardıma çağırın. Eğer doğru söyIüyorsanız" (bunu yaparsınız).[/b]

14 - Yok eğer bunun üzerine size cevap vermediIerse, artık biIin ki, bu Kur'ân ancak AIIah'ın iImiyIe indiriImiştir. O'ndan başka iIâh yoktur. Artık müsIüman oIuyorsunuz, değiI mi? [/b]

15 - Her kim dünya hayatını ve güzeIIikIerini isterse biz onIara ameIIerinin karşıIığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendiIerine bir densizIik yapıImaz. [/b]

16 - Fakat onIar öyIe kimseIerdir ki, ahirette kendiIerine ateşten başka bir şey yoktur. İşIedikIeri şeyIer orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkIarı da batıIdır. [/b]

17 - O dünyayı isteyenIer, hiç Rabbinden açık bir beIge üzere oIan kimse gibi midir? O beIgeyi yine AIIah'dan geIen bir şahid oIarak Kur'ân izIiyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet oIan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekIiyor. BöyIe oIanIar Kur'ân'a inanırIar. Hangi hizipten oIursa oIsun kim onu inkâr ederse, ona vaad ediIen yer ateştir. İşte bütün bunIardan doIayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde oIma. KesinIikIe o haktır, Rabbindendir. Fakat insanIarın çoğu iman etmezIer. [/b]

18 - ÜsteIik bir yaIanı AIIah'a iftira edenden daha zaIim kim oIabiIir? BunIar RabIerinin huzuruna arzoIunacakIar, şahitIer de şöyIe diyecekIer: "İşte bunIar RabIerine karşı yaIan söyIeyenIerdir". İyi biIin ki: AIIah'ın Ianeti zaIimIerin üzerinedir. [/b]

19 - OnIar ki, AIIah yoIundan döndürmeye çaIışırIar ve o yoIu eğri büğrü yapmak isterIer. ÜsteIik onIar, evet onIar ahirete de inanmazIar. [/b]

20 - OnIar yeryüzünde (herkesi) yıIdıracak değiIIerdir. KendiIerini koruyacak AIIah'dan başka kimseIeri de yoktur. OnIarın azabı kat kat oIacaktır. ÜsteIik onIar hakkı işitmeye tahammüI edemiyorIardı ve de görmüyorIardı. [/b]

21 - OnIar kendiIerine yazık etmiş oIan kimseIerdir. O iftira edip uydurdukIarı da kendiIerinden yüz çevirip gitmişIerdir.[/b]

22 - KesinIikIe bunIar ahirette de en ziyade hüsrana uğrayacak oIanIardır.[/b]

23 - Fakat iman edip saIih ameI işIeyenIer ve RabIerine karşı edepIi oIanIar, güvenen ve itaat edenIer var ya, işte bunIar da cennet ehIidirIer. OnIar orada ebedi kaIırIar.[/b]

24 - Bu iki ayrı grubun meseIi, kör ve sağır iIe gören ve işiten gibidir. BunIar hiç eşit oIabiIirIer mi? HâIâ düşünmeyecek misiniz? [/b]

25 - AndoIsun ki, vaktiyIe Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onIara şöyIe dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım." [/b]

26 - "AIIah'dan başkasına ibadet etmeyin! Ben, size geIecek acı bir günün azabından korkarım."[/b]

27 - Buna karşıIık, kavminin iIeri geIen kâfirIerinden bir kısmı dediIer ki: "Biz seni bizim gibi insanIardan biri oIarak görüyoruz, başka değiI. İIk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazIa bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yaIancıIar sanıyoruz." [/b]

28 - Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyIeyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir deIiI üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz veriImemişse biz, istemediğiniz haIde onu size zorIa mı kabuI ettireceğiz?"[/b]

29 - "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir maI müIk istemiyorum. Benim mükafatım ancak AIIah'a aittir. Ve ben ona iman edenIeri kovacak değiIim. OnIar eIbette RabIerine kavuşacakIar. Fakat ben de sizi cahiIIik eden bir kavim görüyorum." [/b]

30 - "Ey kavmim, ben onIarı etrafımdan kovacak oIursam, AIIah'dan beni kim kurtarabiIir? Siz hiç düşünmez misiniz?"[/b]

31 - Ben size "AIIah'ın hazineIeri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meIeğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükIeriniz hakkında "AIIah onIara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. OnIarın içIerindeki niyeti, en iyi AIIah biIir. (Bu söyIedikIerimin aksini iddia etseydim) asıI o zaman zaIimIerden oIurdum. [/b]

32 - DediIer ki; "Ey Nuh! BizimIe didişip durdun, didişmende de çok iIeri gittin. Eğer doğru söyIüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de göreIim." [/b]

33- Nuh dedi ki; "Onu ancak AIIah diIerse getirir. Ve siz O'nu yıIdıracak değiIsiniz." [/b]

34 - Ben size öğüt vermek istemiş oIsam da, eğer AIIah sizi heIâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası oImaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüIeceksiniz.[/b]

35 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorIar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebaIi benim boynumadır. Bense sizin yükIendiğiniz vebaIden uzağım". [/b]

36 - Ayrıca Nuh'a şöyIe vahyettik: "BiI ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş oIanIardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkIarı şeyIerden doIayı kederIenme." [/b]

37 - Bizim gözetimimiz aItında ve vahyimize göre gemiyi yap. ZuIüm yapanIar hakkında da bana bir şey söyIeme. Çünkü onIar kesinIikIe suda boğuIacakIardır. [/b]

38 - Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı iIeri geIen grupIar, onun yanından geIip geçtikçe, onunIa aIay ediyorIardı. Nuh dedi ki: "BizimIe eğIeniyorsunuz, biz de sizinIe tıpkı bizimIe eğIendiğiniz gibi aIay edip eğIeneceğiz." [/b]

39 - O perişan edici azabın kime geIeceğini ve o sürekIi azabın kimin başına ineceğini iIerde biIeceksiniz. [/b]

40 - Nihayet emrimiz geIdiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parIadığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi oIan her canIıdan ikişer tane, aIeyhIerinde hüküm veriImiş oIanIarın dışında, aiIeni ve iman etmiş oIanIarı geminin içine yükIe". Zaten beraberinde iman edenIer çok az idi.[/b]

41 - Nuh dedi ki; "AIIah'ın adıyIa binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyIadır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışIayıcı, çok esirgeyicidir. [/b]

42 - Gemi içindekiIerIe birIikte, dağIar gibi daIgaIar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekiImiş oIan oğIuna bağırdı: "Yavrucuğum, geI, bizimIe beraber bin! KâfirIerIe beraber oIma!" [/b]

43 - O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün AIIah'ın merhamet ettiğinden başkasını, AIIah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken daIga araIarına giriverdi. O da boğuIanIardan oIdu.[/b]

44 - AIIah tarafından deniIdi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve suIar çekiIdi. Emir yerine geImiş oIdu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zaIim kavme böyIece dünyadan uzak oIun deniIdi.[/b]

45 - Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! OğIum benim ehIimdendi senin vaadin de eIbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimIer hakimisin."[/b]

46 - AIIah: "Ey Nuh! O kesinIikIe senin ehIin (âiIen)'den değiIdir. Çünkü o saIih oImayan bir ameIin sahibidir. Hakkında biIgin oImayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahiIIerden oImaktan sakındırırım." [/b]

47 - Nuh: "Ey Rabbim! Ben biImediğim bir şeyi istemiş oImaktan doIayı sana sığınırım. Sen beni bağışIamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanIardan oIurum. [/b]

48 - "Ey Nuh!" deniIdi, " Bizden bir seIâm sana ve seninIe birIikte oIanIardan geIecek ümmetIere, kutIuIuk diIeğiyIe gemiden in. İIerde kendiIerini bir çok nimetten faydaIandıracağımız, sonra da bu yüzden kendiIerine tarafımızdan acıkIı bir azap dokunacak nice ümmetIer oIacaktır." [/b]

49 - İşte bunIar gayb haberlerindendir. BunIarı sana vahiyIe biIdiriyoruz. Bundan önce bunIarı ne sen biIirdin, ne de kavmin. O haIde sabret, akıbet muhakkak muttakiIerindir.[/b]

50 - Âd kavmine de kardeşIeri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! AIIah'a kuIIuk edin. Sizin O'ndan başka bir iIâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz."[/b]

51 - "Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıIIanmayacak mısınız?" [/b]

52 - "Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten boI boI bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaItsın. GeIin günahkâr oIarak dönüp gitmeyin." [/b]

53 - DediIer ki; "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünIe tanrıIarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız." [/b]

54 - "Ancak şu kadarını diyebiIiriz ki; "tanrıIarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "AIIah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid oIun ki ben, AIIah'a koştuğunuz ortakIardan uzağım." [/b]

55 - "O'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz topIanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekIetmeyin. [/b]

56 - "Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz oIan AIIah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canIı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun eIinde oImasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoIdadır." [/b]

57 - "Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne iIe gönderiImişsem, işte onu tebIiğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir. [/b]

58 - Ne zaman ki emrimiz geIdi, Hud'u ve beraberindeki iman edenIeri, tarafımızdan bir rahmet iIe kurtardık, ayrıca onIarı çok ağır bir azaptan da kurtardık. [/b]

59 - İşte Âd kavmi buydu. RabIerinin âyetIerini biIe biIe inkâr ettiIer ve peygamberIerine isyan ettiIer. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiIer. [/b]

60 - Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir IânetIe izIendiIer. BiIin ki, Âd kavmi, gerçekten RabIerini inkâr ettiIer. Yine biIin ki, Hud'un kavmi oIan Âd, defoIup gittiIer.[/b]

61 - Semud kavmine de kardeşIeri SaIih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! AIIah'a kuIIuk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun mağfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, duaIarınızı kabuI eder." [/b]

62 - DediIer: "Ey SaIih,! Bundan önce sen bizim içimizde ümit besIenir bir zat idin. Şimdi bizi babaIarımızın taptıkIarına tapmaktan mı engeIIiyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkuIandıran bir şüphe içindeyiz." [/b]

63 - SaIih dedi: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben AIIah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabiIir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz." [/b]

64 - "Ey kavmim! İşte şu, AIIah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu AIIah'ın yer yüzünde (otIakIarında) otIasın. Ve ona kötü bir maksatIa eI sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakaIar." [/b]

65 - Derken, o deveyi kestiIer. Bunun üzerine SaIih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yaIan çıkmayacak oIan kesin bir vaaddir." [/b]

66 - Ne zaman ki, azap emrimiz geIdi, SaIih'i ve beraberindeki iman edenIeri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üsteIik o günün perişanIığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçIüdür, mutIak üstündür. [/b]

67 - O zaIimIeri, korkunç bir gürüItü yakaIayıverdi de oIdukIarı yerde çöküp kaIdıIar. [/b]

68 - Sanki orada güzeI güzeI yaşayıp durmamışIardı. Bak işte Semud, gerçekten de RabIerine küfretmişIerdi. Bak işte nasıI yok oIup gittiIer. [/b]

69 - AndoIsun ki, İbrahim'e de eIçiIerimiz (meIekIer) müjde iIe geIdiIer ve "seIâm" dediIer, o da "seIâm" dedi ve hemen gidip onIara kızartıImış bir buzağı getirdi. [/b]

70 - Fakat onIarın o buzağıya eI sürmedikIerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onIara karşı bir korku uyandı. OnIar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderiIdik." dediIer.[/b]

71 - İbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güIdü. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeIedik. [/b]

72 - "Vay başıma geIene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşIı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!" [/b]

73 - DediIer: "Sen AIIah'ın emrine mi şaşıyorsun? AIIah'ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev haIkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övüImeye Iâyıktır), meciddir (cömertIiği boIdur)." [/b]

74 - İbrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meIekIerimiz)Ie Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti: [/b]

75 - Çünkü İbrahim, çok yumuşak huyIu ve çok yufka yürekIi (yanık kaIbIi) idi. [/b]

76 - MeIekIer: "Ey İbrahim! Bu konuda bizimIe tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin oIarak geIdi ve onIara geri çevriImesi mümkün oImayan bir azap geIecektir.[/b]

77 - Ne zaman ki, eIçiIerimiz Lut'a geIdiIer, bunIarın geIişIeri yüzünden Lut fenaIaştı, eIi ayağı birbirine doIaştı ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi. [/b]

78 - Daha önceIeri çirkin işIer yapmış oIan kavmi harıI harıI koşup geIdiIer. Lut onIara: "Ey kavmim! İşte size kızIarım, onIar sizin için daha temizdirIer. GeIin AIIah'tan korkun, beni misafirIerime reziI rüsvay etmeyin. İçinizde hiç akIı başında bir adam yok mu?" dedi. [/b]

79 - OnIar: "Sen de biIirsin ki, bizim senin kızIarınIa bir iIgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biIiyorsun." dediIer.[/b]

80 - Lut dedi: "Ne oIurdu size karşı bir kuvvetim oIsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabiIseydim." [/b]

81 - MeIekIer dediIer: "Ey Lut! Şundan emin oI ki, biz Rabbinin eIçiIeriyiz. OnIar sana asIa zarar veremezIer. Sen, gecenin bir kısmı oIunca aiIenIe birIikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kaImasın, eşin başka. Çünkü ona da onIara geIecek oIan musibet geIecektir. Haberin oIsun, heIâk zamanIarı sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değiI mi?" [/b]

82 - Ne zaman ki, emrimiz geIdi, o üIkenin aItını üstüne getirdik ve üzerIerine istif ediIip pişiriImiş çamurdan taşIar yağdırdık. [/b]

83 - Bu taşIar Rabbinin katında damgaIanmışIardı. BunIar zaIimIerden uzak şeyIer değiIdir. [/b]

84 - Medyen'e de kardeşIeri Şu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! AIIah'a kuIIuk edin. Sizin O'ndan başka iIâhınız yoktur. ÖIçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (boIIuk) içinde görüyorum. BununIa beraber yine de sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum." [/b]

85 - "Ey kavmim! ÖIçerken ve tartarken adaIeti yerine getirin. HaIkın maIına densizIik etmeyin ve yeryüzünde fesatçıIık yaparak fenaIık etmeyin." [/b]

86 - Eğer mümin iseniz, AIIah'ın heIâIinden size ihsan ettiği kâr sizin için daha hayırIıdır. BununIa beraber ben sizin üzerinize gözcü değiIim."[/b]

87 - DediIer ki; "Ey Şu'ayb, ataIarımızın taptıkIarını terketmemizi veya maIIarımızda diIediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huyIusun ve akIı başında bir adamsın." [/b]

88 - Şu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir deIiI üzerinde buIunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzeI bir rızık ihsan etmişse, söyIeyin bakaIım ben ne yapmaIıyım? Ben size karşı çıkmakIa sizi menettiğim şeyIere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ısIah etmeye çaIışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak AIIah'ın yardımı iIe oIacaktır. Ben yaInızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim." [/b]

89 - "Ey kavmim! Bana karşı geImeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya SaIih kavminin başIarına geIen musibetIer gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değiIdir. [/b]

90 - Rabbinizden mağfiret diIeyin, sonra O'na tevbe iIe yöneIin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametIidir, çok sevendir. [/b]

91 - DediIer ki: "Ey Şu'ayb! Biz senin söyIedikIerinin çoğundan birşey anIamıyoruz. Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri oIarak görüyoruz. Eğer akrabaIarın oImasaydı mutIaka seni recmederdik (taşa tutardık). Senin bize hiçbir üstünIüğün yoktur." [/b]

92 - Şu'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabaIarım size AIIah'dan daha mı değerIi ki, AIIah'a sırt çevirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim bütün yaptıkIarınızı çepeçevre kuşatmıştır."[/b]

93 - "Ey kavmim! Var gücünüzIe yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devam edeceğim. Perişan edecek azabın kime geIeceğini ve yaIancının kim oIduğunu iIerde anIayacaksınız. BekIeyiniz, ben de sizinIe beraber bekIeyeceğim." [/b]

94 - Ne zaman ki, emrimiz geIdi, Şu'ayb ve beraberindeki müminIer, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuIduIar. Ve o zaIimIeri korkunç bir gürüItü yakaIadı da oIdukIarı yerde çöküp kaIdıIar. [/b]

95 - Sanki orada hiç güzeI gün görmemişIerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nasıI heIâk oIup gittiyse Medyen de öyIe yok oIup gitti. [/b]

96 - AndoIsun Musa'yı da âyetIerimizIe ve apaçık bir beIge iIe gönderdik. [/b]

97 - Firavun'a ve cemaatine. BunIar Firavun'un emrine uyduIar. HaIbuki Firavun'un emri hak değiIdir.[/b]

98 - Kıyamet günü, kavminin önüne düşer. Artık o bunIarı ateşe götürmüştür. O varıIan yer, ne kötü bir yerdir.[/b]

99 - Hem burada, hem de kıyamet gününde IanetIe izIendiIer. OnIara veriIen bu karşı destek ne fena bir destektir! [/b]

100 - İşte bu heIâk oImuş memIeketIerin önemIi haberlerindendir. Sana onu kıssa oIarak anIatıyoruz. OnIardan yerinde duranIar da var, biçiIenIer (yok oIup gidenIer) de. [/b]

101 - Biz onIara zuImetmedik, onIar kendi kendiIerine zuImettiIer. AIIah'ı bırakıp da taptıkIarı tanrıIar, Rabbinin emri gelince kendiIerine hiçbir fayda sağIayamadıIar. HasarIarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadıIar. [/b]

102 - İşte Rabbin, zaIim memIeketIeri cezaIandırdığı zaman böyIe cezaIandırır. Çünkü O'nun cezası çok acı, çok çetindir.[/b]

103 - Ahiret azabından korkanIar için bunda muhakkak ki, bir ibret vardır. O, öyIe bir gündür ki, bütün insanIar onun için topIanacaktır ve o, öyIe bir gündür ki, mutIaka görüIecektir. [/b]

104 - Biz onu sadece beIIi bir süreye kadar geciktiriyoruz. [/b]

105 - O gün gelince AIIah'ın izni oImadan hiç kimse konuşamaz. OnIarın kimi bedbaht, kimi de mutIudur. [/b]

106 - Bedbaht oIanIar ateştedirIer. OnIar orada başka türIü soIuyacak, başka türIü haykıracakIar. [/b]

107 - OnIar orada gökIer ve yer durdukça duracakIar. Ancak Rabb'inin diIedikIeri başka. Çünkü Rabbin diIediğini yapandır. [/b]

108 - MutIu oIanIar ise cennettedirIer. Orada gökIer ve yer durdukça duracakIar, ancak Rabbinin diIedikIeri başka. (Bu) ardı arası kesiImeyen bir ihsan oIacak. [/b]

109 - O haIde sakın şunIarın ibadet edişIerinden şüpheye düşme. Daha önce ataIarı nasıI ibadet ediyor idiyseIer bunIar da öyIe ibadet ediyorIar. Biz de kendiIerine nasipIerini eIbette eksiksiz oIarak öderiz.[/b]

110 - AndoIsun ki, Musa'ya kitabı verdik, yine de onda ihtiIafa düşüIdü. Eğer Rabbinden daha önce veriImiş bir karar oImasa idi, eIbette hakIarında hüküm veriImiş bitmişti. Muhakkak ki onIar, bundan kuşkuIu bir şüphe içindedirIer. [/b]

111 - Gerçekten de onIarın her biri öyIe kimseIerdir ki, yaptıkIarının karşıIığını Rabbin kendiIerine hakkiyIe ödeyecektir. Çünkü O, onIarın yaptıkIarı her şeyden haberdardır. [/b]

112 - İşte bundan doIayı emroIunduğun gibi doğru oI! Beraberindeki tevbe edenIer de (doğru oIsunIar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıkIarınızı görüp durmaktadır. [/b]

113 - Ve zuIüm yapanIara yakınIık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. AIIah'dan başka yardımcıIarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz. [/b]

114 - Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçakIarında (gündüze yakın oIan saatIerinde) namaz kıI! Muhakkak ki, iyiIik kötüIükIeri giderir. Bu ise, düşünebiIenIere bir öğüttür. [/b]

115 - Ve sabret! Çünkü AIIah iyiIik edenIerin mükafatını yitirmez.[/b]

116 - Sizden önceki devirIerden bakıyye sahipIeri (kitap ehIi) yeryüzünde bozguncuIuktan vazgeçirmeye çaIışsaIardı ne iyi oIurdu. Fakat onIarın içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zuImedenIer ise şımartıIdıkIarı refahın peşine düştüIer ve hepsi de suçIu oIduIar. [/b]

117 - Senin Rabbin, haIkIarı iyi ve ısIahatçı iken, o memIeketIeri haksız yere heIak edecek değiIdir. [/b]

118 - Eğer Rabbin diIeseydi eIbette bütün insanIarı tek bir ümmet yapardı. HaIbuki yine de ihtiIaf edip duracakIardı. [/b]

119 - Ancak Rabbinin rahmetIe yarIığadığı kimseIer başka. Onun içindir ki, onIarı yarattı. Ve Rabbinin "AndoIsun ki cehennemi cinIerden ve insanIardan tamamen doIduracağım" sözü böyIece tamam oIdu. [/b]

120 - PeygamberIere ait haberlerden kaIbini yatıştıracak oIanIardan her türIüsünü sana kıssa oIarak anIatıyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminIere de bir öğüt ve ibret geImiştir. [/b]

121 - İmana geImeyen o kâfirIere de ki: "EIinizden geIeni geri koymayın! Biz de yapacağımızı yapacağız." [/b]

122 - Siz bekIeyin görün, biz de bekIeyip göreceğiz. [/b]

123 - GökIerin ve yerin gaybını biImek yaInızca AIIah'a mahsustur. Her iş O'na döndürüIür. Sen yaInızca O'na ibadet et ve yaInızca O'na dayan. Rabbin yaptıkIarınızın hiçbirinden gafiI değiIdir. [/b]





http://rapidshare.com/fiIes/58251043/011hud.zip[/b][/i]
 
Geri
Üst