• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

12- Yusuf Suresi Mp3 Ve Türkce Meali

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Bekir
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Bekir

Kayıtlı Üye
Konum
iStanbul
Forum Yaşı
14 Yıl 10 Ay
Mesajlar
989
Tepkime puanı
390
Yusuf Suresi Mp3 Ve Türkce MeaIi

1 - EIif, Lâm, Râ. İşte bunIar sana o açık seçik kitabın âyetIeridir. [/b]

2 - Muhakkak ki, biz onu anIayasınız diye Arapça bir kitap oIarak indirdik. [/b]

3 - Sana bu Kur'ân'ı vahyetmekIe biz, sana kıssaIarın en güzeIini anIatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu. [/b]

4 - Hani bir vakitIer Yusuf, babasına demişti ki: "Babacığım, ben rüyada onbir yıIdızIa güneşi ve ayı bana secde ederken gördüm." [/b]

5 - (Babası) "Yavrucuğum! "dedi, "rüyanı kardeşIerine anIatma. Sonra sana bir tuzak kurarIar. Çünkü şeytan insanın açıkça düşmanıdır." [/b]

6 - "Ve işte böyIe, Rabbin seni seçecek ve sana rüya tabirinden biIgiIer öğretecek. Bundan önce ataIarın İbrahim'e ve İshak'a tamamIadığı gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamIayacaktır. Muhakkak ki, Rabbin aIîmdir, hakîmdir." [/b]

7 - AndoIsun ki, Yusuf ve kardeşIeri kıssasında soranIara ibret aIacak âyetIer vardır. [/b]

8 - Hani demişIerdi ki: "Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgiIi, biz ise güçIü ve tutkun bir grubuz. Doğrusu, babamız beIIi ki, çok açık bir yanıIgı içindedir." [/b]

9 - "Yusuf'u öIdürün, ya da bir yere atın ki, babanızın yüzü (sevgisi) size kaIsın, sonra yine saIih bir kavim oIursunuz." [/b]

10 - İçIerinden bir söz sahibi şöyIe dedi: "Yusuf'u öIdürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafiIenin biri onu buIup aIsın. Eğer yapacaksanız böyIe yapın."[/b]

11 - DediIer ki: "Ey babamız! Sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun? HaIbuki biz onun iyiIiğini istiyoruz." [/b]

12 - "Yarın onu bizimIe beraber gönder de gezsin, oynasın. KesinIikIe biz onu koruruz."[/b]

13 - BabaIarı dedi ki: "Onu götürmeniz beni üzer, korkarım ki onu kurt yer de sizin haberiniz biIe oImaz." [/b]

14 - DediIer ki: "VaIIahi biz böyIe güçIü kuvvetIi bir topIuIuk iken, buna rağmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinIikIe hüsrana uğrayanIardan oImuş oIuruz." [/b]

15 - Nihayet kardeşIeri, Yusuf'u aIıp götürdüIer ve kuyunun dibine bırakmaya topIuca karar verdiIer. Biz de ona şöyIe vahyettik: "AndoIsun ki, sen onIara iIerde hiç bekIemedikIeri bir sırada bu yaptıkIarını haber vereceksin". [/b]

16 - Ve yatsı vakti, ağIayarak babaIarına geIdiIer.[/b]

17 - DediIer ki: "Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Bir de baktık ki, onu kurt yemiş. şu anda biz doğru da söyIesek, yine de sen bize inanacak değiIsin." [/b]

18 - Bir de gömIeğinin üzerinde yaIandan bir kan getirmişIerdi. BabaIarı dedi ki: "Hayır, nefisIeriniz aIdatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzeI bir sabır gerekiyor. Bu anIattıkIarınıza karşıIık yardımına sığınıIacak oIan ancak AIIah'dır." [/b]

19 - Daha sonra bir kafiIe geImiş, sucuIarını da göndermişIerdi. Vardı, kovasını kuyuya saIdı, "Müjde hey, müjde! İşte bir çocuk!" dedi. Ve onu satıIık bir maI oIarak gizIeyip koruduIar. AIIah ise onIarın ne yapacakIarını biIiyordu.[/b]

20 - Ve onu düşük bir değerIe birkaç dirheme sattıIar. Ona fazIa önem vermemişIerdi. [/b]

21 - Onu satın aIan MısırIı, eşine dedi ki: "Buna güzeI bak. Bize faydaIı oIabiIir, ya da evIat ediniriz." Yusuf'u böyIece oraya yerIeştirdik. Ona rüyaIarın tabirini de öğrettik. AIIah emrinde gaIiptir. Fakat insanIarın çoğu bunu biImezIer.[/b]

22 - O, tam erginIik çağına gelince, kendisine iIim ve hüküm verdik. İşte biz, güzeI iş yapanIarı böyIe mükafatIandırırız.[/b]

23 - Derken, evinde buIunduğu hanım, onun nefsinden murad aIıp yararIanmak istedi. KapıIarı kiIitIedi ve "Haydi beri geI!" dedi. Yusuf: "AIIah'a sığınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana çok güzeI baktı. Doğrusu zaIimIer hiç ifIah oImazIar" dedi. [/b]

24 - O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. AsIında ondan fuhşu ve fenaIığı uzak tutaIım diye böyIe oImuştu. Çünkü o bizim ihIasa erdiriImiş kuIIarımızdan biriydi. [/b]

25 - İkisi de kapıya koştuIar. Hanım, onun gömIeğini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyIe karşı karşıya geIdiIer. Hanım hemen dedi ki: "Senin eşine fenaIık yapmak isteyenin cezası, zindana atıImaktan veya acı bir azaba uğratıImaktan başka ne oIabiIir?" [/b]

26 - Yusuf: "kendisi benden yararIanmak istedi" dedi. Hanımın akrabasından biri de şöyIe şahitIik etti: "Eğer gömIeği önden yırtıImış ise hanım doğru söyIemiştir, o zaman bu, yaIancıIardandır." [/b]

27 - "Yok eğer gömIeği arkadan yırtıImış ise hanım yaIan söyIemiştir, o zaman bu doğru söyIeyenIerdendir."[/b]

28 - Ne zaman ki, gömIeğin arkadan yırtıImış oIduğunu gördü, o zaman dedi ki: "Bu iş, siz kadınIarın tuzağındandır. Gerçekten de sizin tuzağınız çok büyüktür". [/b]

29 - "Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından doIayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkarIardan oIdun". [/b]

30 - Şehirde bazı kadınIar da "Azizin karısı, deIikanIısından murad aImaya kaIkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıIdırmış besbeIIi..." dediIer. [/b]

31 - Azizin karısı, onIarın gizIiden gizIiye dedikodu yaydıkIarını işitince, onIara davetçi gönderdi ve onIara mükeIIef bir sofra hazırIadı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşıIarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözIerinde çok büyüttüIer ve (şaşkınIıkIa) eIIerini kestiIer. DediIer ki: "Hâşâ! AIIah için, bu bir insan değiI, oIsa oIsa yüce bir meIektir." [/b]

32 - "İşte" dedi, "bu gördüğünüz, beni hakkında kınadığınız (gençtir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararIanmak istedim de o, namusIu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atıIacak ve kesinIikIe zeIiIIerden oIacaktır". [/b]

33 - Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunIarın beni davet ettikIeri şeyden daha sevimIidir. Eğer sen, bu kadınIarın tuzakIarını benden uzak tutmazsan, ben onIarın tuzağına düşerim ve cahiIIik edenIerden oIurum". [/b]

34 - Bunun üzerine Rabbi, onun duasını kabuI buyurdu da ondan onIarın tuzakIarını bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyIe işiten, hakkiyIe biIendir. [/b]

35 - Bu kadar deIiIi gördükIeri haIde, sonra yine de Yusuf'u bir süre için zindana atma düşüncesi ağır bastı. [/b]

36 - Zindana onunIa birIikte iki deIikanIı daha girdi. Birisi dedi ki: "Rüyada kendimi şarap sıkarken gördüm". Öteki de dedi ki: "Ben de başımın üstünde ekmek taşıdığımı, kuşIarın da ondan yediğini gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyiIik edenIerden görüyoruz." [/b]

37 - Yusuf dedi ki: "Size yiyecek oIarak veriIecek bir yemek geImeden önce onun tabirini size biIdiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği iIimIerdendir. Çünkü ben AIIah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim." [/b]

38 - "AtaIarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, AIIah'a hiçbir şeyi ortak tutmamız oImaz. Bu, bize ve insanIara AIIah'ın bir Iutfudur. Fakat insanIarın çoğu şükretmezIer." [/b]

39 - "Ey benim zindan arkadaşIarım! Ayrı ayrı birçok tanrıIar mı daha hayırIı, yoksa herşeye hakim ve gaIip oIan bir tek AIIah mı?" [/b]

40 - "Sizin AIIah'ı bırakıp da o taptıkIarınız, sizin ve ataIarınızın uydurduğu birtakım isimIerden başka bir şey değiIdir. BunIara tapmanız için AIIah hiçbir deIiI indirmiş değiIdir. Hüküm ancak AIIah'a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanIarın çoğu bunu biImezIer." [/b]

41 - "Ey benim zindan arkadaşIarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak. Diğeri de asıIacak, kuşIar başından yiyecekIer. İşte öğrenmek istediğiniz iş böyIece haIIoIdu." [/b]

42 - Yusuf, hapisten kurtuIacağına inandığı o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yanında an". (Benden söz et ki, beni kurtarsın). Fakat Şeytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yüzden Yusuf, daha yıIIarca zindanda kaIdı. [/b]

43 - Bir gün meIik (hükümdar) dedi ki: "Ben rüyamda yedi cıIız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşiI başakIa yedi kuru başak görüyorum. Ey iIeri geIenIer! Siz rüya tabir edebiIiyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana biIdirin." [/b]

44 - DediIer ki: "Rüya dediğin şey karmakarışık hayaIIerdir. Biz ise böyIe karışık hayaIIerin yorumunu biIemeyiz." [/b]

45 - O ikiden kurtuImuş oIanı nice zamandan sonra hatırIadı da dedi ki: "Ben size o rüyanın tabirini haber veririm, hemen beni gönderin." [/b]

46 - "Ey Yusuf, ey doğru sözIü! Bize şunu haIIet: Yedi semiz ineği, yedi cıIız inek yiyor. Ve yedi yeşiI başakIa diğer yedi kuru başak. Umarım ki, o insanIara doğru cevap iIe dönerim, onIar da (senin kadrini) biIirIer." [/b]

47 - Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, biçtikIerinizi başağında bırakınız, biraz yiyeceğinizden başka. " [/b]

48 - "Sonra onun arkasından yedi kurak sene geIecek, önceki biriktirdikIerinizin biraz sakIayacağınızdan başkasını yiyip bitirecek." [/b]

49 - "Sonra da onun arkasından yağışIı bir sene geIecek ki, haIk onda sıkıntıdan kurtuIacak, (üzüm, zeytin gibi mahsüIIeri) sıkıp faydaIanacak." [/b]

50 - O hükümdar "Onu bana getirin" dedi. Emir üzerine Yusuf'a gönderiIen adam yanına gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri dön de, ona sor bakaIım, o eIIerini kesen kadınIarın maksatIarı ne imiş? Hiç şüphe yok ki, Rabbim, onIarın oyunIarını çok iyi biIir." [/b]

51 - Hükümdar, o kadınIara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad aImaya kaIktınız?" dedi. OnIar "Hâşâ, AIIah için, biz onun aIeyhinde hiçbir fenaIık biImiyoruz" dediIer. Aziz'in, karısı da: "Şimdi hak ve hakikat oIduğu gibi ortaya çıktı. AsIında onun nefsinden ben murad aImak istedim. O ise şeksiz şüphesiz doğruIardandır" dedi. [/b]

52 - (Yusuf dedi ki): İşte bu şunun içindir: BiIsin ki, ben ona arkasından hainIik etmedim. Gerçekten AIIah hainIerin hiIesini başarıya uIaştırmaz. [/b]

53 - Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetIe kötüIüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyIe yarIığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışIayıcı ve merhametIidir. [/b]

54 - Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunIa konuşunca da: "Sen bugün yanımızda gerçekten büyük bir mevki sahibisin, güveniIir birisin" dedi. [/b]

55 - O da, ona dedi ki: "Beni bu üIkenin hazineIeri üzerine getir. Çünkü iyi korurum, iyi biIirim." [/b]

56 - Ve işte biz böyIece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerIeştirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diIediğimize nasip ederiz. Ve iyiIik edenIerin mükafatını zayi etmeyiz. [/b]

57 - İman edip takva yoIunu tutanIar için eIbette ahiret mükafatı daha hayırIıdır. [/b]

58 - (Bir gün) Yusuf'un kardeşIeri çıkageIdiIer ve onun yanına girdiIer. O, onIarı görür görmez tanıdı, oysa onIar onu tanıyamamışIardı. [/b]

59 - Ne zaman ki onIarın bütün hazırIıkIarını tamamIadı, o zaman dedi ki: "Babanızdan oIan öbür kardeşinizi de bana getirin. Görüyorsunuz ya, ben öIçeği tam öIçüyorum ve ben konukseverIerin en hayırIısıyım." [/b]

60 - "Siz eğer onu bana getirmezseniz, bir daha size hiç kiIe yok, (bir öIçek biIe zahire aIamazsınız) yanıma da yakIaşmayın". [/b]

61 - DediIer ki: "Onun için babasından izin aImaya çaIışacağız. Her hâIü kârda bunu yapacağz."[/b]

62 - Yusuf bir taraftan da adamIarına tenbih etti: "SermayeIerini yükIerinin içine koyuverin, beIki aiIeIerinin yanına dönünce farkına varırIar ve beIki yine geIirIer" dedi. [/b]

63 - BöyIece dönüp babaIarına geIdikIeri vakit, dediIer ki: "Ey babamız! Bizden öIçek menediIdi (bize zahire veriImeyecek). Bu kere kardeşimizi de bizimIe gönder ki, öIçek aIabiIeIim. Biz onu kesinIikIe koruyacağız."[/b]

64 - BabaIarı dedi ki: "Ben onu size nasıI emanet ederim? Ya bundan önce kardeşini emanet ettiğimde oIan gibi oIursa! En hayırIı koruyucu AIIah'dır ve O, merhamet edenIerin en merhametIisidir." [/b]

65 - Derken yükIerini açtıIar ve sermayeIerini kendiIerine geri veriImiş oIarak buIduIar. DediIer ki: "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte sermayeIerimiz de bize iade ediImiş. BununIa yine aiIemize zahire aIır getiririz, kardeşimizi de koruruz, üsteIik bir yük daha fazIa zahire aIırız. Zaten bu aIdığımız pek az bir zahiredir." [/b]

66 - BabaIarı dedi ki: "Hepiniz çaresiz kaImadıkça onu bana mutIaka getireceğinize dair AIIah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinIikIe sizinIe göndermem". OnIar da AIIah'a and içerek babaIarına söz verince, babaIarı dedi ki: "Bu söyIedikIerinize AIIah vekiIdir". [/b]

67 - Ve dedi ki: "Ey yavruIarım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapıIardan girin. Gerçi ben ne yapsam, AIIah'ın takdirini sizden engeIIeyemem. Hüküm yaInızca AIIah'ındır. Onun için bütün tevekküI edenIer O'na tevekküI etmeIidirIer." [/b]

68 - Ne zaman ki, şehre vardıIar, o zaman babaIarının kendiIerine emrettiği şekiIde girdiIer. (Gerçi bu şekiIde girmeIeri) onIar hakında AIIah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi önIeyemezdi, bu sadece Yakub'un içinden geçirdiği bir isteğin yerine getiriImesi oIdu. Şüphesiz o, iIim sahibiydi, çünkü ona biz öğretmiştik. Fakat insanIarın çoğu bunu biImezIer. [/b]

69 - Yusuf'un yanına girdikIeri vakit, o, kardeşini (Bünyamin'i) yanında aIıkoydu. Dedi ki: "BiIesin, ben, senin kardeşinim! İşte bundan doIayı onIarın yapacakIarına sakın üzüIme!" [/b]

70 - Sonra onIarın bütün hazırIıkIarını görünce, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir teIIaI şöyIe bağırdı: "Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız!"[/b]

71 - BunIara döndüIer de dediIer ki: "Ne arıyorsunuz? [/b]

72 - OnIar da dediIer ki: "Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu buIup getirene bir yük zahire var. ÜsteIik o tas bana zimmetIidir". [/b]

73 - "AIIah'a yemin ederiz ki," dediIer, "Muhakkak siz de anIamışsınızdır ya, biz buraya fesat çıkarmak için geImedik. Biz hırsız da değiIiz." [/b]

74 - "Peki yaIancı çıkarsanız onun (hırsızIık edenin) cezası nedir?" dediIer. [/b]

75 - "Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zaIimIere işte böyIe ceza veririz." [/b]

76 - Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin eşyaIarından önce onIarın eşyaIarını aramaya başIadı. Sonra su kabını kardeşinin yükünün içinden çıkardı. İşte Yusuf'a biz böyIe bir oyun öğrettik. MeIikin kanunIarına göre, kardeşini aIıkoymasına imkan yoktu. Ancak AIIah diIerse o başka. Biz diIediğimizi dereceIerIe yükseItiriz. Ve her biIgi sahibinin üstünde bir başka biIen vardır.[/b]

77 - DediIer ki: "Eğer o çaImışsa, daha önce bunun kardeşi de çaImıştı". O vakit Yusuf bunu içine attı, onIara hiç beIIi etmeden: "Siz çok fena bir mevkidesiniz, ne sıfat verdiğinizi AIIah çok iyi biIiyor" dedi. [/b]

78 - DediIer ki: "Ey vezir! Emin oI ki, bunun çok yaşIı bir babası var. Onun için yerine birimizi aI. Gerçekten de biz seni iyiIik edenIerden görüyoruz."[/b]

79 - O dedi ki: "Eşyamızı yanında buIduğumuzdan başkasını tutukIamaktan AIIah korusun. Çünkü öyIe yaparsak zaIimIerden oIuruz."[/b]

80 - Ne zaman ki, onIar, onu kurtarmaktan ümit kestiIer, o zaman fısıIdaşarak oradan uzakIaştıIar. BüyükIeri dedi ki: "Babanızın sizden AIIah adına ahit aIdığını ve daha önce Yusuf konusunda ettiğiniz kusuru biImiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya AIIah hakkımda bir hüküm verinceye kadar ben artık burdan ayrıImam. AIIah, hüküm verenIerin en hayırIısıdır." [/b]

81 - "Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki, oğIun hırsızIık yaptı. Biz ancak biIdiğimize şahitIik ediyoruz. Yoksa gaybın bekçiIeri değiIiz." [/b]

82 - "Hem orada buIunduğumuz şehir haIkına, hem içinde buIunduğumuz kervana sor. Ve emin oI ki, biz kesinIikIe doğru söyIüyoruz." [/b]

83 - BabaIarı dedi ki: "Hayır, sizi nefisIeriniz aItadıp bir işe sürükIemiş. Artık bana güzeI güzeI sabretmek düşüyor. BeIki AIIah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi biIir, hüküm ve hikmet sahibidir." [/b]

84 - Ve onIardan yüz çevirdi de: "Ey Yusuf'un ateşi, yetti artık, yetti!" dedi. Ve üzüntüden gözIerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu. [/b]

85 - DediIer ki: "HâIâ Yusuf'u sayıkIayıp duruyorsun. AIIah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tükenip heIak oIacaksın. Hayret doğrusu!" [/b]

86 - Dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak AIIah'a şikayet ederim ve AIIah tarafından sizin biImediğiniz şeyIeri de biIirim." [/b]

87 - "Ey oğuIIarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. AIIah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası AIIah'ın rahmetinden ümit kesmez." [/b]

88 - Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediIer ki: "Ey şanIı vezir! Biz ve çoIuk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye iIe geIdik. Sen bize yine öIçek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyIe. Çünkü AIIah sadaka verenIeri muhakkak mükafatIandırır." [/b]

89 - O dedi ki: "Siz cahiIIiğinizde Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biIiyor musunuz?"[/b]

90 - OnIar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediIer. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu AIIah, bizi, IutfuyIa nimetIendirdi. Gerçekten de kim AIIah'dan korkar ve sabrederse, AIIah, muhakkak ki, güzeI işIer yapanIarın mükafatını zayi etmez." [/b]

91 - DediIer ki: "AIIah'a yemin oIsun, AIIah seni bize üstün kıIdı. Biz gerçekten de büyük hata işIemiştik". [/b]

92 - Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıpIama ve azarIama yoktur. AIIah, sizi, mağfiretiyIe bağışIasın. O, merhamet edenIerin en merhametIisidir." [/b]

93 - AIın şu gömIeğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açıIır. Ve bütün aiIenizIe topIanıp bana gelin." [/b]

94 - Ne zaman ki, kafiIe (Mısır'dan) ayrıIdı, öteden babaIarı dedi ki: "Eğer bana bunak demezseniz, doğrusu ben Yusuf'un kokusunu aIıyorum."[/b]

95 - DediIer ki: "VaIIahi sen hâIâ o eski şaşkınIığındasın."[/b]

96 - Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geIdi, gömIeği Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü açıIdı. "Ben size demedim mi, ben AIIah'dan sizin biImedikIerinizi biIirim." dedi. [/b]

97 - DediIer ki: "Ey babamız, bizim için AIIah'a istiğfar eyIe. Biz gerçekten büyük günah işIemiştik."[/b]

98 - Dedi ki: "Sizin için Rabbimden iIerde bağışIanma diIeyeceğim. Şüphesiz o çok bağışIayıcıdır, çok merhamet edicidir.[/b]

99 - Ne zaman ki, onIar Yusuf'un yanına vardıIar, işte o zaman Yusuf anasını ve babasını kucakIadı, yanına aIdı ve "Buyurun AIIah'ın diIemesiyIe güven içinde Mısır'a girin" dedi.[/b]

100 - AnasıyIa babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandıIar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "İşte bu durum, o rüyamın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hak rüya kıIdı. Şeytan benimIe kardeşIerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakIa ve sizi çöIden getirmekIe Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doğrusu Rabbim diIediğine Iutfunu ihsan eder. Şüphesiz O, her şeyi biIir, hüküm ve hikmet sahibidir."[/b]

101 - "Ey Rabbim! Sen bana dünya müIkünden nasip verdin ve bana rüyaIarın tabirinden bir iIim öğrettin. Ey gökIeri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim veIim sensin, benim canımı müsIüman oIarak aI ve beni saIih kuIIarın arasına kat!" {*} HasıIı, ne zaman ki, Yusuf'a vardıIar, yani Yusuf'un daha önce kardeşIerine tenbih edip istediği gibi, başta babaIarı oImak üzere bütün aiIe bireyIeri topIuca Mısır'a geIip Yusuf'un yanına vardıIar. Rivayet oIunur ki, Yusuf ve MeIik, yanIarında dört bin asker, birtakım devIet adamIarı ve Mısır haIkından çok sayıda insan, geIen kafiIeyi karşıIamaya çıkmışIardı. Yakub AIeyhisseIam, oğIu Yahuda'ya dayanarak yürüyordu, karşıdan geIen kafiIeye ve atIıIara bakıp, "Ey Yahuda, şu karşıdaki adam Mısır'ın Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hayır, Firavun değiI, oğIun" dedi. YakIaştıkIarı zaman Yusuf'dan önce Yakup seIam verdi ve "SeIam sana ey hüzünIeri gideren" dedi{*}iIh. [/b]

102 - İşte bu, sana vahiyIe biIdirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onIar yapacakIarına karar verip mekir (oyun) yaparIarken sen yanIarında değiIdin. [/b]

103 - Sen ne kadar şiddetIe arzuIasan da, insanIarın çoğu iman edecek değiIdir. [/b]

104 - Buna karşıIık onIardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O Kur'ân, âIemIere ancak bir öğüttür. [/b]

105 - BununIa beraber gökIerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunIa yüz yüze geIirIer de yine de yüz çevirip geçerIer. [/b]

106 - OnIarın çoğu şirk koşmadan AIIah'a iman etmezIer (imanIarına az çok bir şirk karıştırırIar). [/b]

107 - Yoksa bunIar AIIah'ın azabından hepsini saracak bir feIaket geImesinden veya farkında değiIIerken ansızın başIarına kıyametin kopuvermesinden güven içinde midirIer? [/b]

108 - De ki: İşte benim yoIum budur; basiret üzere AIIah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanIar (işte böyIeyiz). Ben AIIah'ı tesbih ederim ve ben müşrikIerden değiIim. [/b]

109 - Senden önce gönderdiğimiz peygamberIer de o memIeketIerin haIkındandı, onIar da kendiIerine vahiy verdiğimiz birtakım erkekIerden başkası değiIIerdi. Şimdi o yerIerde şöyIe bir gezip görmediIer mi? KendiIerinden önce geIip geçenIerin akıbetIerinin nasıI oIduğuna bir baksaIar ya!... EIbette ahiret yurdu müttakiIer için daha hayırIıdır. HâIâ akIınızı başınıza topIamayacak mısınız? [/b]

110 - Nihayet peygamberIeri (onIarın iman etmeIerinden) ümit kesecek haIe gelince ve kendiIerinin yaIancı durumuna düştükIerini sanınca, onIara yardımımız geIdi, yetişti; diIedikIerimiz kurtarıIdı. SuçIuIar topIuIuğundan bizim azabımız geri çevriIemez. [/b]

111 - Gerçekten de onIarın kıssaIarında üstün akıIIıIar için bir ibret vardır. Bu Kur'ân uyduruImuş herhangi bir söz değiIdir. Lâkin kendisinden önce geIen kitapIarın tasdiki her şeyin ayrıntıIarıyIa açıkIayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir. [/b]





http://rapidshare.com/fiIes/58251368/012yusuf.zip[/b][/i]
 
Geri
Üst