- Forum Yaşı
- 13 Yıl 7 Ay
- Mesajlar
- 17,407
- Tepkime puanı
- 61,620
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bişeyler yapma gayretinde.
İştir ; sabahlarsın, olsun diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin
Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi Ona ayırmaya çalışırsın
Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın
---
Düşünüyorum da üstad;
Kim olsun istemez ki, herkes ister.
Hatta olsun diye, yapılması gerekenden daha fazla üsteler...
Aşksa; verdiğin değer, verdiğin ödün, sevginin ötesinde gösterdiğin saygı ve olmayacak kaç şey varsa biraraya getirdiğin; sana anlaşılamamış şeyler olarak geri dönüyorsa eğer; bil ki kötü bir öğretmensin. Aşk bile öğretilebilir bir değerdir çünki, bilememişsin... Tanrı ol demiyorum ama, bir kadının doğum yaptığı an'ı izlemeli, gerçek aşkın neleri gebe bırakıp, neleri hangi kan revandan doğurabileceğini görebilmelisin...
İştir; zordur çalışmalar evet, gerektiğinde sabahlarsın, olsun diye ve ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin bazen... Düşünmek gerek; işi sen mi yarattın, yoksa; varolmak için olmaz işlere yelken açıp, tavizlerin ortasına mı kendini attın? Herkesin "yanlış" yaptığı şeylerin doğru kabul edildiği ortamlarda, tek "adam oldu" desinler diye canını dişine takıp çalışmaya mı çalıştın(!). İş dediğin; aynası insan kalbinin. Önce kalbini iyi seçecek, sonra da seveceksin. Üç öğün yemeğin ötesinde ereklerin varsa ve gücün yetmiyorsa, işini değiştireceksin. Şeytan insanı "işini kaybedersin, yenisini bulamazsın" vesvesesiyle vurur ve kölesi edermiş sevmediği işinin. Sonrası hep sıkıntı zaten, hayıflanma, ömür törpüsü... Ya cesur olacaksın, ya da sızlanmayacaksın. İş olsun diye iş seçilmez, daha seçerken özen göstereceksin...
Dosttur; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinlersin yeri gelir, kendine ayırmadığın onca şeyi Ona ayırmaya çalıştığın da olur. Mesele burada önem kazanıyor; hesapsız mı seçtin şu dost dediğini, hiç mi kendini gözetmedin onu kendi kulvarına kabul ederken. Eğer öyleyse zaten sorun yoktur, yoook değilse, yine sen yanlış yaptın, yanlış insanı "dost" seçtin. Sigara seçerken gösterdiğin özen gibi, pazardaki onlarca kasa limonun içinden en beresizini seçer gibi, sana en uygun dostu seçeceksin. Ellerin nasır, gözlerin miyop, kulakların sağırdı da, şimdi mi ekşisi acıya çaldı limonun ey üstadım. Test edeceksin. Birlikte doğmadınız, birkaç sınav edeceksin ilkbaşlarda, sınavı vereni dost edinecek, sonrasında ah vah edip söylenmeyeceksin...
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın demişsin ya üstadım;
vazgeçeceksin o halde yaşamdan, çırpınmayacaksın. Çünki nefes almalar bile zor, yemeler içmeler, adım atmalar. Hayatın içindeysen, ya iyi seçeceksin, ya da çekip gideceksin.
Tuhaf olan şu ki; suçla kurtul yaptıklarının penceresinden bakabilsen azıcık, belki kendini de onları gördüğün gibi göreceksin...
Her kuş kendi türüyle uçar, kendini bildiğinde, kendi türünle rahat edeceksin...
Velhasıl; ya iyi bir öğretmen olup öğreteceksin, ya da seçmeyi bileceksin...