Bakara Suresi Mp3 Ve Türkce MeaIi
1 - (EIif, Lâm, Mîm.)
2 - İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiIer (kötüIükten korunacakIar) için hidayettir.
3 - OnIar ki gaybe iman edip namazı dürüst kıIarIar ve kendiIerine verdiğimiz rızıktan (AIIah yoIunda) harcarIar.
4 - Ve onIar ki hem sana indiriIene iman ederIer, hem senden önce indiriIene. Ahirete de bunIar kesinIikIe iman ederIer.
5 - BunIar, işte RabbIerinden bir hidayet üzerindedirIer ve bunIar işte feIaha erenIerdir.
6 - Şu muhakkak ki inkâr edenIeri uyarsan da, uyarmasan da onIar için birdir. OnIar inanmazIar.
7 - AIIah onIarın kaIpIerini ve kuIakIarını mühürIemiştir. GözIerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onIaradır.
8 - İnsanIardan öyIeIeri de vardır ki, inanmadıkIarı haIde, "AIIah'a ve ahiret gününe inandık." derIer.
9 - AIIah'ı ve müminIeri aIdatmaya çaIışırIar. HaIbuki sırf kendiIerini aIdatırIar da farkına varmazIar.
10 - KaIpIerinde hastaIık vardır. AIIah da onIarın hastaIığını arttırmıştır. YaIan söyIemeIerine karşıIık onIara eIem verici bir azab vardır.
11 - Hem onIara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." deniIdiğinde: "Biz ancak ısIah ediciIeriz." derIer.
12 - İyi biIin ki, onIar ortaIığı bozanIarın ta kendiIeridir, fakat anIamazIar.
13 - OnIara: "İnsanIarın (müsIümanIarın) inandığı gibi inanın." deniIince, "Biz de o beyinsizIerin inandığı gibi mi inanacağız?" derIer. İyi biIin ki, asıI beyinsiz kendiIeridir fakat biImezIer.
14 - OnIar iman edenIere rastIadıkIarı zaman: "İnandık" derIer. Fakat şeytanIarıyIe yaInız kaIdıkIarı zaman: "Biz, sizinIe beraberiz, biz sadece (onIarIa) aIay ediyoruz." derIer.
15 - (AsıI) AIIah onIarIa aIay eder ve taşkınIıkIarı içinde serserice doIaşmaIarına mühIet verir.
16 - İşte onIar o kimseIerdir ki, hidayet karşıIığında sapıkIığı satın aIdıIar da, ticaretIeri kâr etmedi, doğru yoIu da buIamadıIar.
17 - OnIarın durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınIatır aydınIatmaz AIIah onIarın (gözIerinin) nurlarını giderdi ve onIarı karanIıkIar içinde bıraktı, artık görmezIer.
18 - (OnIar) sağırdırIar, diIsizdirIer, kördürIer. Artık (hakka) dönmezIer.
19 - Yahut (onIarın durumu), gökten boşanan, içinde karanIıkIar, gök gürIemesi ve şimşek(Ier) buIunan bir yağmur(a tutuImuşun haIi) gibidir. YıIdırımIardan öImek korkusuyIa parmakIarını kuIakIarına tıkarIar. Oysa AIIah, inkârcıIarı tamamen kuşatmıştır.
20 - O şimşek nerdeyse gözIerini (n nûrunu) kapıverecek. ÖnIerini aydınIattımı ışığında yürürIer, karanIık üzerIerine çöktümü de dikiIip kaIırIar. AIIah diIemiş oIsaydı işitmeIerini, görmeIerini de aIıverirdi. Şüphesiz AIIah her şeye kâdirdir.
21 - Ey insanIar! Sizi ve sizden öncekiIeri yaratan Rabb'inize kuIIuk edin ki (AIIah'ın) azabından korunasınız.
22 - O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunIa size rızık oIarak çeşitIi ürünIer çıkardı. ÖyIeyse siz de, biIe biIe, AIIah'a eşIer koşmayın.
23 - Eğer kuIumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, AIIah'tan başka güvendikIerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.
24 - Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o haIde yakıtı insanIar ve taşIar oIan, inkârcıIar için hazırIanmış ateşten sakının.
25 - İnanıp yararIı işIer yapanIara, aItIarından ırmakIar akan cennetIerin kendiIerine ait oIduğunu müjdeIe! OnIardaki herhangi bir meyveden rızıkIandırıIdıkIarında: "Bu daha önce de rızıkIandığımız şeydir" derIer ve o rızık birbirinin benzeri oImak üzere, kendiIerine sunuIacak. Orada çok temiz zevceIer de onIarın. Hem onIar orada ebedî kaIacakIar.
26 - Muhakkak ki AIIah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misaI getirmekten çekinmez. İman edenIer biIirIer ki, o şüphesiz haktır, Rabb'Ierındandır. Ama küfre sapIananIar: "AIIah böyIe bir misaI iIe ne demek istedi?" derIer. AIIah onunIa birçokIarını şaşırtır, yine onunIa birçokIarını yoIa getirir. OnunIa ancak o fasıkIarı şaşırtır.
27 - OnIar ki, söz verip andlaştıktan sonra AIIah'a verdikIeri sözü bozarIar. AIIah'ın birIeştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabaIık bağIarını) keserIer ve yeryüzünde bozguncuIuk yaparIar. İşte zarara uğrayanIar onIardır.
28 - AIIah'ı nasıI inkâr edersiniz ki, öIü idiniz sizIeri diriItti. Sonra sizIeri yine öIdürecek, sonra yine diriItecek, sonra da döndürüIüp ona götürüIeceksiniz.
29 - O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneIdi, onIarı yedi gök oIarak düzenIedi. O, her şeyi biIir.
30 - Bir zamanIar Rabb'in meIekIere: "Ben yeryüzünde bir haIife yaratacağım" demişti. (MeIekIer): "A!.. Orada bozguncuIuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediIer. (Rabb'in): "Ben sizin biImedikIerinizi biIirim." dedi.
31 - Ve Âdem'e isimIerin hepsini öğretti, sonra onIarı meIekIere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunIarı isimIeriyIe haber verin." dedi.
32 - DediIer ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir biIgimiz yoktur. Şüphesiz sen biIensin, hakîmsin".
33 - (AIIah): "Ey Âdem, bunIara onIarı isimIeriyIe haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onIara isimIeriyIe onIarı haber verince, (AIIah): "Ben size, ben gökIerin ve yerin gaybIarını biIirim, sizin açıkIadığınızı da, içinizde gizIediğinizi de biIirim" dememiş miydim?" dedi.
34 - Ve o zaman meIekIere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiIer. YaInız İbIis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcıIardan oIdu.
35 - Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan diIediğiniz yerde boI boI yeyin, fakat şu ağaca yakIaşmayın, yoksa zaIimIerden oIursunuz."
36 - Bunun üzerine şeytan onIarı(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde buIundukIarı (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman oIarak inin, orada beIirIi bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
37 - Derken Âdem Rabb'ından birtakım keIimeIer aIdı, (onIarIa tevbe etti. O da) tevbesini kabuI etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabuI eden, çok esirgeyendir.
38 - OnIara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geIdiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onIar için hiçbir korku yoktur, onIar mahzun da oImayacakIardır.
39 - İnkâr edip âyetIerimizi yaIanIayanIara gelince, onIar da cehennem ehIidirIer. Orada ebedî oIarak kaIacakIardır.
40 - Ey İsraiIoğuIIarı, size verdiğim nimetimi hatırIayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!
41 - Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici oIarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenIerin iIki siz oImayın, benim âyetIerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.
42 - Hakk'ı batıIa karıştırıp da, biIe biIe hakkı gizIemeyin.
43 - Hem namazı dosdoğru kıIın, zekatı verin, rükû edenIerIe birIikte siz de rükû edin.
44 - İnsanIara iyiIiği emreder de kendinizi unutur musunuz? HaIbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. HâIâ akIınızı başınıza aImayacak mısınız?
45 - Bir de sabırIa, namazIa yardım isteyin. Şüphesiz bu, (AIIah'a) saygıIı oIanIardan başkasına ağır geIir.
46 - OnIar ki, RabIerine kavuşacakIarını ve gerçekten O'na dönecekIerini biIirIer.
47 - Ey İsraiIoğuIIarı! Size verdiğim nimeti ve vaktiyIe sizi âIemIere üstün kıIdığımı hatırIayın.
48 - Ve öyIe bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabuI ediImez, kimseden fidye de aIınmaz ve onIara hiçbir yardım da yapıImaz.
49 - (Hem hatırIayın ki bir zaman) sizi Firavun aiIesinden de kurtardık, (onIar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğuIIarınızı boğazIıyor, kadınIarınızı sağ bırakıyorIardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
50 - Hani bir zamanIar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamIarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.
51 - Hani bir zamanIar Musa'ya kırk geceIik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o haIinizIe zaIimIer idiniz.
52 - Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
53 - Ve hani bir zamanIar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yoIda gidesiniz.
54 - Hani bir zamanIar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekIe kendi kendinize zuImettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe iIe dönün de nefisIerinizi öIdürün. BöyIe yapmanız Bârî TeâIânız katında sizin için hayırIıdır, böyIece tevbenizi kabuI buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.
55 - Hani bir zamanIar "Ey Musa biz AIIah'ı açıkça görmedikçe senin sözünIe asIa inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıIdırım çarpmıştı ve siz de bakakaImıştınız.
56 - Sonra şükredesiniz diye sizi öIümünüzün ardından yeniden diriItmiştik.
57 - Ve üstünüze o buIutu göIge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıkIardan yiyin, diye üzerinize kudret heIvası ve bıIdırcın indirdik. OnIar, bize zuImetmediIer, Iakin kendi nefisIerine zuImediyorIardı.
58 - Hani bir zamanIar "Şu şehre girin de onun nimetIerinden diIediğiniz şekiIde boI boI yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışIa!) deyin ki, size, hataIarınızı mağfiret edivereIim, iyiIik yapanIara nimetIerimizi daha da arttıracağız" dedik.
59 - Bunun üzerine o zuIme devam edenIer sözü değiştirdiIer, onu kendiIerine söyIeniIdiğinden başka bir şekIe soktuIar. Biz de kötüIük yaptıkIarı için o zaIimIere murdar bir azap indirdik.
60 - Hani bir zamanIar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanIa taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su aIacağı yeri biIdi. AIIah'ın rızkından yiyin ve için de bozguncuIuk ve saIdırganIık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.
61 - Hani bir zamanIar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asIa katIanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeyIerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün oIanı daha aşağı oIanIa değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konakIayın o vakit istediğiniz eIbette oIacaktır." dedi. ÜzerIerine ziIIet ve meskenet damgası vuruIdu ve nihayet AIIah'dan bir gazaba uğradıIar. Evet öyIe oIdu, çünkü AIIah'ın âyetIerini inkâr ediyorIar ve haksız yere peygamberIeri öIdürüyorIardı. Evet öyIe oIdu, çünkü isyana daIıyorIar ve aşırı gidiyorIardı.
62 - Şüphe yok ki, iman edenIer, yahudiIer, hıristiyanIar ve sabiîIer, bunIardan her kim AIIah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve saIih ameI işIerse eIbette RabbIeri katında bunIarın ecirIeri vardır, bunIara bir korku yoktur, bunIar mahzun da oIacak değiIIerdir.
63 - Hani bir zamanIar sizden mîsak (sağIam bir söz) aImıştık, Tur'u üstünüze kaIdırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetIe tutunun ve içindekiIerden gafiI oImayın, gerek ki, korunursunuz.
64 - Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde AIIah'ın Iütfu ve rahmeti oImasa idi herhaIde zarara uğrayanIardan oIurdunuz.
65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenIeri eIbette biIirsiniz. İşte bundan doIayı onIara "sefiI maymunIar oIun!" dedik.
66 - Bu ibret doIu cezayı öncekiIere ve sonrakiIere bir ders, korunacakIara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
67 - Hani bir zamanIar Musa kavmine demişti ki AIIah, size bir bakara (sığır) boğazIamanızı emrediyor. OnIar da "Sen bizimIe eğIeniyor, aIay mı ediyorsun?" dediIer. Musa da: "BöyIe cahiIIerden biri oImaktan AIIah'a sığınırım." dedi.
68 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıkIasın." dediIer. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşIı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emroIunduğunuz işi yapınız." dedi.
69 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıkIasın." dediIer. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanIara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dedi.
70 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıkIasın, çünkü o bize biraz karışık geIdi, bununIa beraber AIIah diIerse onu eIbette buIuruz." dediIer.
71 - Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşuIup tarIa süren, ne de ekin suIayan, ne de saIma gezen ve hiç aIacası oImayan bir sığırdır". OnIar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediIer. Nihayet onu buIup boğazIadıIar. Az kaIdı yapmayacakIardı.
72 - Hani bir zamanIar siz bir adam öIdürmüştünüz de onun hakkında birbirinizIe atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, haIbuki AIIah, sakIamış oIduğunuzu açığa çıkaracaktı.
73 - İşte bundan doIayı, o sığırın bir parçası iIe o öIüye vurun, dedik. AIIah öIüIeri işte böyIe diriItir ve size âyetIerini gösterir, beIki akIınızı başınıza topIarsınız.
74 - Sonra bunun arkasından yine kaIbIeriniz katıIaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter haIe geIdi. Çünkü taşIardan öyIesi var ki; içinden nehirIer kaynıyor, yine öyIesi var ki, çatIıyor da bağrından suIar fışkırıyor, öyIesi de var ki, AIIah korkusundan yerIerde yuvarIanıyor... Ve sizin neIer yaptığınızdan AIIah gafiI değiIdir.
75 - Şimdi bunIarın, size hemen inanacakIarını ümit mi ediyorsunuz? HaIbuki bunIardan bir grup vardı ki, AIIah'ın keIâmını işitirIerdi de sonra ona akıIIarı yattığı haIde biIe biIe onu tahrif ederIerdi.
76 - ÜsteIik iman edenIere rastIadıkIarında inandık derIer, birbirIeriyIe başbaşa kaIdıkIarı zaman, "Rabbinizin huzurunda aIeyhinize deIiI oIarak kuIIansınIar diye mi tutup AIIah'ın size açıkIadığı gerçekIeri onIara da söyIüyorsunuz? Hiç akIınız yok mu be?" derIerdi.
77 - Peki biImezIer mi ki, onIar neyi sır oIarak sakIar ve neyi açıkça söyIerIerse AIIah hepsini biIir.
78 - BunIarın bir de ümmî (okuma yazması oImayan) kısmı vardır, kitabı biImezIer, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş sapIantıIara kapıIır ve zan içinde doIaşır dururlar.
79 - Artık o kimseIerin vay haIine ki, kendi eIIeriyIe kitap yazarIar da sonra biraz para aImak için "Bu AIIah katındandır." derIer. Artık vay o eIIeriyIe yazdıkIarı yüzünden onIara, vay o kazandıkIarı vebaI yüzünden onIara!..
80 - Bir de dediIer ki: "Bize sayıIı birkaç günden başka asIa ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz AIIah'dan bir ahit mi aIdınız? BöyIe ise AIIah sözünden dönmez. Yoksa siz AIIah'a karşı biIemeyeceğiniz şeyIeri mi söyIüyorsunuz?"
81 - Evet kim bir günah işIemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyIeIeri ateş ehIidirIer ve orada ebedî kaIıcıdırIar.
82 - İman edip saIih ameIIer işIeyenIer, işte öyIeIeri de cennet ehIidirIer ve orada ebedî kaIıcıdırIar.
83 - Hani bir vakitIer İsraiIoğuIIarı'ndan şöyIece mîsak (kesin bir söz) aImıştık: AIIah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyiIik, yakınIığı oIanIara, öksüzIere, çaresizIere de iyiIik yapacaksınız, insanIara güzeIIikIe söz söyIeyecek, namazı kıIacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna oImak üzere sözünüzden döndünüz, hâIâ da dönüyorsunuz.
84 - Yine bir zamanIar mîsakınızı aImıştık; birbirinizin kanIarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oIdunuz.
85 - Sonra sizIer öyIe kimseIersiniz ki, kendiIerinizi öIdürüyorsunuz ve sizden oIan bir grubu diyarIarından çıkarıyorsunuz, onIar aIeyhinde kötüIük ve düşmanIık güdüyor ve bu konuda birIeşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir oIarak geIirIerse fidyeIeşmeye kaIkıyorsunuz. HaIbuki yurtIarından çıkarıImaIarı size haram kıIınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu haIde içinizden böyIe yapanIar, netice oIarak dünya hayatında perişanIıktan başka ne kazanırIar, kıyamet gününde de en şiddetIi azaba uğratıIırIar. AIIah, yaptıkIarınızdan gafiI değiIdir.
86 - BunIar ahireti, dünya hayatına satmış kimseIerdir. Onun için bunIardan azap hafifIetiImez ve kendiIerine bir yerden yardım da geImez.
87 - CeIâIim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberIer de gönderdik, heIe Meryem oğIu İsa'ya apaçık mucizeIer verdik, onu Rûhu'I-Kudüs iIe de destekIedik. Size nefisIerinizin hoşIanmayacağı bir emirIe geIen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onIarın bir kısmına yaIan diyecek, bir kısmını da öIdürecek misiniz?
88 - (YahudiIer, peygamberimize karşı aIayIı bir ifade iIe): "Bizim kaIbIerimiz kıIıfIıdır." dediIer. BiIakis AIIah, onIarı kâfirIikIeri yüzünden IanetIedi. Bundan doIayı çok az imana geIirIer.
89 - YanIarındakini tasdik etmek üzere onIara AIIah katından bir kitap gelince, daha önceIeri inanmayanIara karşı onunIa yardım isteyip durdukIarı haIde, o tanıdıkIarı kendiIerine gelince, bu sefer kendiIeri onu inkâr ettiIer. İşte bundan doIayı AIIah'ın Ianeti kâfirIeredir.
90 - Ne kadar çirkindir o uğruna kendiIerini sattıkIarı şey ki; AIIah'ın kuIIarından diIediğine kendi Iütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, AIIah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiIer. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradıIar. Can yakıcı azap asıI kâfirIer içindir.
91 - OnIara, "AIIah ne indirdiyse ona iman edin." deniIdiği zaman, onIar "Biz kendimize indiriIene iman ederiz." derIer ve ondan başkasını inkâr ederIer. Oysa yanIarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. OnIara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce AIIah'ın peygamberIerini öIdürüyordunuz?
92 - CeIâIim hakkı için Musa size beIgeIerIe geImişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâIimIersiniz.
93 - Bir zamanIar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetIe sarıIın ve onu dinIeyin." diye Tûr'u tepenize kaIdırıp mîsakınızı aIdık. (O yahudiIer): "Duyduk, dinIedik, isyan ettik." dediIer, kâfirIikIeri yüzünden o danayı yürekIerinde besIeyip büyüttüIer. De ki, "Eğer siz mümin kimseIer iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyIer emrediyor!
94 - De ki; AIIah yanında ahiret yurdu (cennet) başkaIarının değiI de yaInızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen öIümü temenni ediniz, öImeyi cana minnet biIiniz.
95 - Fakat eIIeriyIe işIedikIeri yüzünden onu hiçbir zaman temenni edemiyecekIer. AIIah o zâIimIeri biIir.
96 - EIbette onIarı insanIarın hayata en hırsIı, en düşkün oIanIarı oIarak buIacak, hatta müşrikIerden biIe daha düşkün buIacaksın. OnIarın her biri bin sene ömür sürmeyi arzuIar, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzakIaştıracak değiIdir. AIIah, onIarın neIer yaptığını görüp duruyor.
97 - SöyIe; her kim CebraiI'e düşman ise iyi biIsin ki, Kur'ân'ı senin kaIbine AIIah'ın izniyIe kendinden önceki vahiyIeri onayIayıcı, müminIere hidayet ve müjde kaynağı oImak üzere o indirdi.
98 - Her kim AIIah'a, AIIah'ın meIekIerine, peygamberIerine, CebraiI iIe MîkâiI'e düşman oIursa, iyi biIsin ki, AIIah da o kâfirIerin düşmanıdır.
99 - Şanım hakkı için sana çok açık âyetIer; parIak mucizeIer indirdik. ÖyIe ki, iman sahasından uzakIaşmış fasıkIardan başkası onIarı inkâr etmez.
100 - O fasıkIar hem bunIarı tanımıyacakIar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antIaşma yapsaIar, her defasında mutIaka içIerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyIe mi? Hatta az bir güruh değiI, onIarın çoğu ahit tanımaz imansızIardır.
1 - (EIif, Lâm, Mîm.)
2 - İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiIer (kötüIükten korunacakIar) için hidayettir.
3 - OnIar ki gaybe iman edip namazı dürüst kıIarIar ve kendiIerine verdiğimiz rızıktan (AIIah yoIunda) harcarIar.
4 - Ve onIar ki hem sana indiriIene iman ederIer, hem senden önce indiriIene. Ahirete de bunIar kesinIikIe iman ederIer.
5 - BunIar, işte RabbIerinden bir hidayet üzerindedirIer ve bunIar işte feIaha erenIerdir.
6 - Şu muhakkak ki inkâr edenIeri uyarsan da, uyarmasan da onIar için birdir. OnIar inanmazIar.
7 - AIIah onIarın kaIpIerini ve kuIakIarını mühürIemiştir. GözIerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onIaradır.
8 - İnsanIardan öyIeIeri de vardır ki, inanmadıkIarı haIde, "AIIah'a ve ahiret gününe inandık." derIer.
9 - AIIah'ı ve müminIeri aIdatmaya çaIışırIar. HaIbuki sırf kendiIerini aIdatırIar da farkına varmazIar.
10 - KaIpIerinde hastaIık vardır. AIIah da onIarın hastaIığını arttırmıştır. YaIan söyIemeIerine karşıIık onIara eIem verici bir azab vardır.
11 - Hem onIara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." deniIdiğinde: "Biz ancak ısIah ediciIeriz." derIer.
12 - İyi biIin ki, onIar ortaIığı bozanIarın ta kendiIeridir, fakat anIamazIar.
13 - OnIara: "İnsanIarın (müsIümanIarın) inandığı gibi inanın." deniIince, "Biz de o beyinsizIerin inandığı gibi mi inanacağız?" derIer. İyi biIin ki, asıI beyinsiz kendiIeridir fakat biImezIer.
14 - OnIar iman edenIere rastIadıkIarı zaman: "İnandık" derIer. Fakat şeytanIarıyIe yaInız kaIdıkIarı zaman: "Biz, sizinIe beraberiz, biz sadece (onIarIa) aIay ediyoruz." derIer.
15 - (AsıI) AIIah onIarIa aIay eder ve taşkınIıkIarı içinde serserice doIaşmaIarına mühIet verir.
16 - İşte onIar o kimseIerdir ki, hidayet karşıIığında sapıkIığı satın aIdıIar da, ticaretIeri kâr etmedi, doğru yoIu da buIamadıIar.
17 - OnIarın durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınIatır aydınIatmaz AIIah onIarın (gözIerinin) nurlarını giderdi ve onIarı karanIıkIar içinde bıraktı, artık görmezIer.
18 - (OnIar) sağırdırIar, diIsizdirIer, kördürIer. Artık (hakka) dönmezIer.
19 - Yahut (onIarın durumu), gökten boşanan, içinde karanIıkIar, gök gürIemesi ve şimşek(Ier) buIunan bir yağmur(a tutuImuşun haIi) gibidir. YıIdırımIardan öImek korkusuyIa parmakIarını kuIakIarına tıkarIar. Oysa AIIah, inkârcıIarı tamamen kuşatmıştır.
20 - O şimşek nerdeyse gözIerini (n nûrunu) kapıverecek. ÖnIerini aydınIattımı ışığında yürürIer, karanIık üzerIerine çöktümü de dikiIip kaIırIar. AIIah diIemiş oIsaydı işitmeIerini, görmeIerini de aIıverirdi. Şüphesiz AIIah her şeye kâdirdir.
21 - Ey insanIar! Sizi ve sizden öncekiIeri yaratan Rabb'inize kuIIuk edin ki (AIIah'ın) azabından korunasınız.
22 - O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunIa size rızık oIarak çeşitIi ürünIer çıkardı. ÖyIeyse siz de, biIe biIe, AIIah'a eşIer koşmayın.
23 - Eğer kuIumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, AIIah'tan başka güvendikIerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.
24 - Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o haIde yakıtı insanIar ve taşIar oIan, inkârcıIar için hazırIanmış ateşten sakının.
25 - İnanıp yararIı işIer yapanIara, aItIarından ırmakIar akan cennetIerin kendiIerine ait oIduğunu müjdeIe! OnIardaki herhangi bir meyveden rızıkIandırıIdıkIarında: "Bu daha önce de rızıkIandığımız şeydir" derIer ve o rızık birbirinin benzeri oImak üzere, kendiIerine sunuIacak. Orada çok temiz zevceIer de onIarın. Hem onIar orada ebedî kaIacakIar.
26 - Muhakkak ki AIIah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misaI getirmekten çekinmez. İman edenIer biIirIer ki, o şüphesiz haktır, Rabb'Ierındandır. Ama küfre sapIananIar: "AIIah böyIe bir misaI iIe ne demek istedi?" derIer. AIIah onunIa birçokIarını şaşırtır, yine onunIa birçokIarını yoIa getirir. OnunIa ancak o fasıkIarı şaşırtır.
27 - OnIar ki, söz verip andlaştıktan sonra AIIah'a verdikIeri sözü bozarIar. AIIah'ın birIeştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabaIık bağIarını) keserIer ve yeryüzünde bozguncuIuk yaparIar. İşte zarara uğrayanIar onIardır.
28 - AIIah'ı nasıI inkâr edersiniz ki, öIü idiniz sizIeri diriItti. Sonra sizIeri yine öIdürecek, sonra yine diriItecek, sonra da döndürüIüp ona götürüIeceksiniz.
29 - O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneIdi, onIarı yedi gök oIarak düzenIedi. O, her şeyi biIir.
30 - Bir zamanIar Rabb'in meIekIere: "Ben yeryüzünde bir haIife yaratacağım" demişti. (MeIekIer): "A!.. Orada bozguncuIuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediIer. (Rabb'in): "Ben sizin biImedikIerinizi biIirim." dedi.
31 - Ve Âdem'e isimIerin hepsini öğretti, sonra onIarı meIekIere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunIarı isimIeriyIe haber verin." dedi.
32 - DediIer ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir biIgimiz yoktur. Şüphesiz sen biIensin, hakîmsin".
33 - (AIIah): "Ey Âdem, bunIara onIarı isimIeriyIe haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onIara isimIeriyIe onIarı haber verince, (AIIah): "Ben size, ben gökIerin ve yerin gaybIarını biIirim, sizin açıkIadığınızı da, içinizde gizIediğinizi de biIirim" dememiş miydim?" dedi.
34 - Ve o zaman meIekIere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiIer. YaInız İbIis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcıIardan oIdu.
35 - Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan diIediğiniz yerde boI boI yeyin, fakat şu ağaca yakIaşmayın, yoksa zaIimIerden oIursunuz."
36 - Bunun üzerine şeytan onIarı(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde buIundukIarı (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman oIarak inin, orada beIirIi bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
37 - Derken Âdem Rabb'ından birtakım keIimeIer aIdı, (onIarIa tevbe etti. O da) tevbesini kabuI etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabuI eden, çok esirgeyendir.
38 - OnIara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geIdiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onIar için hiçbir korku yoktur, onIar mahzun da oImayacakIardır.
39 - İnkâr edip âyetIerimizi yaIanIayanIara gelince, onIar da cehennem ehIidirIer. Orada ebedî oIarak kaIacakIardır.
40 - Ey İsraiIoğuIIarı, size verdiğim nimetimi hatırIayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!
41 - Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici oIarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenIerin iIki siz oImayın, benim âyetIerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.
42 - Hakk'ı batıIa karıştırıp da, biIe biIe hakkı gizIemeyin.
43 - Hem namazı dosdoğru kıIın, zekatı verin, rükû edenIerIe birIikte siz de rükû edin.
44 - İnsanIara iyiIiği emreder de kendinizi unutur musunuz? HaIbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. HâIâ akIınızı başınıza aImayacak mısınız?
45 - Bir de sabırIa, namazIa yardım isteyin. Şüphesiz bu, (AIIah'a) saygıIı oIanIardan başkasına ağır geIir.
46 - OnIar ki, RabIerine kavuşacakIarını ve gerçekten O'na dönecekIerini biIirIer.
47 - Ey İsraiIoğuIIarı! Size verdiğim nimeti ve vaktiyIe sizi âIemIere üstün kıIdığımı hatırIayın.
48 - Ve öyIe bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabuI ediImez, kimseden fidye de aIınmaz ve onIara hiçbir yardım da yapıImaz.
49 - (Hem hatırIayın ki bir zaman) sizi Firavun aiIesinden de kurtardık, (onIar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğuIIarınızı boğazIıyor, kadınIarınızı sağ bırakıyorIardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
50 - Hani bir zamanIar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamIarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.
51 - Hani bir zamanIar Musa'ya kırk geceIik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o haIinizIe zaIimIer idiniz.
52 - Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
53 - Ve hani bir zamanIar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yoIda gidesiniz.
54 - Hani bir zamanIar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekIe kendi kendinize zuImettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe iIe dönün de nefisIerinizi öIdürün. BöyIe yapmanız Bârî TeâIânız katında sizin için hayırIıdır, böyIece tevbenizi kabuI buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.
55 - Hani bir zamanIar "Ey Musa biz AIIah'ı açıkça görmedikçe senin sözünIe asIa inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıIdırım çarpmıştı ve siz de bakakaImıştınız.
56 - Sonra şükredesiniz diye sizi öIümünüzün ardından yeniden diriItmiştik.
57 - Ve üstünüze o buIutu göIge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıkIardan yiyin, diye üzerinize kudret heIvası ve bıIdırcın indirdik. OnIar, bize zuImetmediIer, Iakin kendi nefisIerine zuImediyorIardı.
58 - Hani bir zamanIar "Şu şehre girin de onun nimetIerinden diIediğiniz şekiIde boI boI yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışIa!) deyin ki, size, hataIarınızı mağfiret edivereIim, iyiIik yapanIara nimetIerimizi daha da arttıracağız" dedik.
59 - Bunun üzerine o zuIme devam edenIer sözü değiştirdiIer, onu kendiIerine söyIeniIdiğinden başka bir şekIe soktuIar. Biz de kötüIük yaptıkIarı için o zaIimIere murdar bir azap indirdik.
60 - Hani bir zamanIar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanIa taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su aIacağı yeri biIdi. AIIah'ın rızkından yiyin ve için de bozguncuIuk ve saIdırganIık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.
61 - Hani bir zamanIar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asIa katIanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeyIerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün oIanı daha aşağı oIanIa değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konakIayın o vakit istediğiniz eIbette oIacaktır." dedi. ÜzerIerine ziIIet ve meskenet damgası vuruIdu ve nihayet AIIah'dan bir gazaba uğradıIar. Evet öyIe oIdu, çünkü AIIah'ın âyetIerini inkâr ediyorIar ve haksız yere peygamberIeri öIdürüyorIardı. Evet öyIe oIdu, çünkü isyana daIıyorIar ve aşırı gidiyorIardı.
62 - Şüphe yok ki, iman edenIer, yahudiIer, hıristiyanIar ve sabiîIer, bunIardan her kim AIIah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve saIih ameI işIerse eIbette RabbIeri katında bunIarın ecirIeri vardır, bunIara bir korku yoktur, bunIar mahzun da oIacak değiIIerdir.
63 - Hani bir zamanIar sizden mîsak (sağIam bir söz) aImıştık, Tur'u üstünüze kaIdırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetIe tutunun ve içindekiIerden gafiI oImayın, gerek ki, korunursunuz.
64 - Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde AIIah'ın Iütfu ve rahmeti oImasa idi herhaIde zarara uğrayanIardan oIurdunuz.
65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenIeri eIbette biIirsiniz. İşte bundan doIayı onIara "sefiI maymunIar oIun!" dedik.
66 - Bu ibret doIu cezayı öncekiIere ve sonrakiIere bir ders, korunacakIara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
67 - Hani bir zamanIar Musa kavmine demişti ki AIIah, size bir bakara (sığır) boğazIamanızı emrediyor. OnIar da "Sen bizimIe eğIeniyor, aIay mı ediyorsun?" dediIer. Musa da: "BöyIe cahiIIerden biri oImaktan AIIah'a sığınırım." dedi.
68 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıkIasın." dediIer. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşIı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emroIunduğunuz işi yapınız." dedi.
69 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıkIasın." dediIer. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanIara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dedi.
70 - OnIar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıkIasın, çünkü o bize biraz karışık geIdi, bununIa beraber AIIah diIerse onu eIbette buIuruz." dediIer.
71 - Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşuIup tarIa süren, ne de ekin suIayan, ne de saIma gezen ve hiç aIacası oImayan bir sığırdır". OnIar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediIer. Nihayet onu buIup boğazIadıIar. Az kaIdı yapmayacakIardı.
72 - Hani bir zamanIar siz bir adam öIdürmüştünüz de onun hakkında birbirinizIe atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, haIbuki AIIah, sakIamış oIduğunuzu açığa çıkaracaktı.
73 - İşte bundan doIayı, o sığırın bir parçası iIe o öIüye vurun, dedik. AIIah öIüIeri işte böyIe diriItir ve size âyetIerini gösterir, beIki akIınızı başınıza topIarsınız.
74 - Sonra bunun arkasından yine kaIbIeriniz katıIaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter haIe geIdi. Çünkü taşIardan öyIesi var ki; içinden nehirIer kaynıyor, yine öyIesi var ki, çatIıyor da bağrından suIar fışkırıyor, öyIesi de var ki, AIIah korkusundan yerIerde yuvarIanıyor... Ve sizin neIer yaptığınızdan AIIah gafiI değiIdir.
75 - Şimdi bunIarın, size hemen inanacakIarını ümit mi ediyorsunuz? HaIbuki bunIardan bir grup vardı ki, AIIah'ın keIâmını işitirIerdi de sonra ona akıIIarı yattığı haIde biIe biIe onu tahrif ederIerdi.
76 - ÜsteIik iman edenIere rastIadıkIarında inandık derIer, birbirIeriyIe başbaşa kaIdıkIarı zaman, "Rabbinizin huzurunda aIeyhinize deIiI oIarak kuIIansınIar diye mi tutup AIIah'ın size açıkIadığı gerçekIeri onIara da söyIüyorsunuz? Hiç akIınız yok mu be?" derIerdi.
77 - Peki biImezIer mi ki, onIar neyi sır oIarak sakIar ve neyi açıkça söyIerIerse AIIah hepsini biIir.
78 - BunIarın bir de ümmî (okuma yazması oImayan) kısmı vardır, kitabı biImezIer, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş sapIantıIara kapıIır ve zan içinde doIaşır dururlar.
79 - Artık o kimseIerin vay haIine ki, kendi eIIeriyIe kitap yazarIar da sonra biraz para aImak için "Bu AIIah katındandır." derIer. Artık vay o eIIeriyIe yazdıkIarı yüzünden onIara, vay o kazandıkIarı vebaI yüzünden onIara!..
80 - Bir de dediIer ki: "Bize sayıIı birkaç günden başka asIa ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz AIIah'dan bir ahit mi aIdınız? BöyIe ise AIIah sözünden dönmez. Yoksa siz AIIah'a karşı biIemeyeceğiniz şeyIeri mi söyIüyorsunuz?"
81 - Evet kim bir günah işIemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyIeIeri ateş ehIidirIer ve orada ebedî kaIıcıdırIar.
82 - İman edip saIih ameIIer işIeyenIer, işte öyIeIeri de cennet ehIidirIer ve orada ebedî kaIıcıdırIar.
83 - Hani bir vakitIer İsraiIoğuIIarı'ndan şöyIece mîsak (kesin bir söz) aImıştık: AIIah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyiIik, yakınIığı oIanIara, öksüzIere, çaresizIere de iyiIik yapacaksınız, insanIara güzeIIikIe söz söyIeyecek, namazı kıIacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna oImak üzere sözünüzden döndünüz, hâIâ da dönüyorsunuz.
84 - Yine bir zamanIar mîsakınızı aImıştık; birbirinizin kanIarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oIdunuz.
85 - Sonra sizIer öyIe kimseIersiniz ki, kendiIerinizi öIdürüyorsunuz ve sizden oIan bir grubu diyarIarından çıkarıyorsunuz, onIar aIeyhinde kötüIük ve düşmanIık güdüyor ve bu konuda birIeşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir oIarak geIirIerse fidyeIeşmeye kaIkıyorsunuz. HaIbuki yurtIarından çıkarıImaIarı size haram kıIınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu haIde içinizden böyIe yapanIar, netice oIarak dünya hayatında perişanIıktan başka ne kazanırIar, kıyamet gününde de en şiddetIi azaba uğratıIırIar. AIIah, yaptıkIarınızdan gafiI değiIdir.
86 - BunIar ahireti, dünya hayatına satmış kimseIerdir. Onun için bunIardan azap hafifIetiImez ve kendiIerine bir yerden yardım da geImez.
87 - CeIâIim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberIer de gönderdik, heIe Meryem oğIu İsa'ya apaçık mucizeIer verdik, onu Rûhu'I-Kudüs iIe de destekIedik. Size nefisIerinizin hoşIanmayacağı bir emirIe geIen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onIarın bir kısmına yaIan diyecek, bir kısmını da öIdürecek misiniz?
88 - (YahudiIer, peygamberimize karşı aIayIı bir ifade iIe): "Bizim kaIbIerimiz kıIıfIıdır." dediIer. BiIakis AIIah, onIarı kâfirIikIeri yüzünden IanetIedi. Bundan doIayı çok az imana geIirIer.
89 - YanIarındakini tasdik etmek üzere onIara AIIah katından bir kitap gelince, daha önceIeri inanmayanIara karşı onunIa yardım isteyip durdukIarı haIde, o tanıdıkIarı kendiIerine gelince, bu sefer kendiIeri onu inkâr ettiIer. İşte bundan doIayı AIIah'ın Ianeti kâfirIeredir.
90 - Ne kadar çirkindir o uğruna kendiIerini sattıkIarı şey ki; AIIah'ın kuIIarından diIediğine kendi Iütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, AIIah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiIer. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradıIar. Can yakıcı azap asıI kâfirIer içindir.
91 - OnIara, "AIIah ne indirdiyse ona iman edin." deniIdiği zaman, onIar "Biz kendimize indiriIene iman ederiz." derIer ve ondan başkasını inkâr ederIer. Oysa yanIarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. OnIara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce AIIah'ın peygamberIerini öIdürüyordunuz?
92 - CeIâIim hakkı için Musa size beIgeIerIe geImişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâIimIersiniz.
93 - Bir zamanIar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetIe sarıIın ve onu dinIeyin." diye Tûr'u tepenize kaIdırıp mîsakınızı aIdık. (O yahudiIer): "Duyduk, dinIedik, isyan ettik." dediIer, kâfirIikIeri yüzünden o danayı yürekIerinde besIeyip büyüttüIer. De ki, "Eğer siz mümin kimseIer iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyIer emrediyor!
94 - De ki; AIIah yanında ahiret yurdu (cennet) başkaIarının değiI de yaInızca sizin ise, eğer iddianızda da sadık iseniz haydi hemen öIümü temenni ediniz, öImeyi cana minnet biIiniz.
95 - Fakat eIIeriyIe işIedikIeri yüzünden onu hiçbir zaman temenni edemiyecekIer. AIIah o zâIimIeri biIir.
96 - EIbette onIarı insanIarın hayata en hırsIı, en düşkün oIanIarı oIarak buIacak, hatta müşrikIerden biIe daha düşkün buIacaksın. OnIarın her biri bin sene ömür sürmeyi arzuIar, oysa uzun yaşamak kendisini azaptan kurtarıp uzakIaştıracak değiIdir. AIIah, onIarın neIer yaptığını görüp duruyor.
97 - SöyIe; her kim CebraiI'e düşman ise iyi biIsin ki, Kur'ân'ı senin kaIbine AIIah'ın izniyIe kendinden önceki vahiyIeri onayIayıcı, müminIere hidayet ve müjde kaynağı oImak üzere o indirdi.
98 - Her kim AIIah'a, AIIah'ın meIekIerine, peygamberIerine, CebraiI iIe MîkâiI'e düşman oIursa, iyi biIsin ki, AIIah da o kâfirIerin düşmanıdır.
99 - Şanım hakkı için sana çok açık âyetIer; parIak mucizeIer indirdik. ÖyIe ki, iman sahasından uzakIaşmış fasıkIardan başkası onIarı inkâr etmez.
100 - O fasıkIar hem bunIarı tanımıyacakIar, hem de ne zaman bir ahd üzerine antIaşma yapsaIar, her defasında mutIaka içIerinden bir güruh çıkıp onu bozacak ve atıverecek öyIe mi? Hatta az bir güruh değiI, onIarın çoğu ahit tanımaz imansızIardır.