Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Anadolu'nun her yöresinin kendine ait yöresel bir mutfağı vardır. Erzurum'da zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Bunlardan lor dolması, kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ kebabı bu mutfağın baş yemekleridir. Erzurum'a yolu düşenlere bu yemekleri, özellikle meşhur Tortum Cağ kebabını tatmalarını özellikle tavsiye ederiz. -Ayran Aşı -Kesme Aşı -Su Böreği -Hıngel -Cevizli kete -Çortutu Pancarı -Borani -Peynir Kuymağı -Poğaç
Her yörenin kendine has mutfağı olduğu gibi Giresun'un da kendine özgü çok değişik ve lezzetli yemekleri vardır. Özellikle yörenin en önemli sebzesi olan Karalahanadan değişik yemekler yapılmaktadır. Bunun yanında mısın unundan da yemekler yapılır. Tabii ki Karadeniz denilince aklımıza ilk gelen hamsi, Giresun Karalahana Çorbası, dolması ve diblesi, ısırgan Püresi, Mısır Ekmeği, Fasulye Turşusu, Kiraz Tuzlaması, Pezik Mıhlaması. Ünlü Giresun Pidesi peynirli, kıymalı, karışık vb. çeşitleriyle Pazar sabahlarının vazgeçilmez alışkanlığıdır. -Acılı fındık ezmesi -Fındıklı yufka tatlısı -Hamsi diblesi -Mısır çorbası -Mısır unu helvası -Yumurtalı fasulye kızartması -Karalahana (Pancar) Çorbası
"jaji" dedikleri yabani sarmısak, taze soğan, yoğurt ve tereyağı bileşiminden yapılan çökelek kahvaltının ana malzemesini oluşturur. Ayrıca "ağavk" dedikleri, tereyağının içinde kavrulmuş un ve şekerle yapılan bir yemek de hemen her kahvaltıda yer alır. "Lalepet" de sofralarda sık sık tüketilir. Yağda kavrulan unun üzerine yumurta kırılmasıyla elde edilen bu yemek, tarlada ve yaylada çalışanları hem tok tutar, hem de çok besleyicidir. Öğle yemekleri genellikle kahvaltı benzeri yiyeceklerle geçiştirilir. Akşam yemeklerinde mutlaka pilav yer alır. Son derece zengin çeşide sahip olan ve pirinçten yapılan bu pilavlar genellikle etlidir ve içinde yöresel otlar yer alır. Şalgam ve şekerpancarı da pilavla birlikte pişirilen diğer sebzelerdir. Mısır ve "dahn" dedikleri buğdayla da çeşitli pilavlar yapılır. Bu pilavlarda et yerine kelle ve paça kullanılır. Hakkarinin en meşhur yemekleri arasında "qiris", "duğeba", "kiftik", "gulol", "keledoş" sayılabilir. Bunlar yoğurt, et ve kıyma içeren, kimisinin içine kuru üzüm ve ceviz içinin de yer aldığı yemeklerdir.
Kağıt kebabı, oruk, dövme (aşşur), semirsek, tepsi kebabı, humus, zahter salatası, künefe, peynirli irmik helvası, kabak tatlısı, cevizli biber, küflü çökelek salatası, turplu tarator, humus, patlıcanlı yoğurtlama, sarmaiçi, yumurta öccesi Hatay adıyla özdeşleşmiş yemeklerden bazıları. Bu güzel yemeklerin bir kısmı Hataydan tüm Türkiyeye yayılırken, bazılarını denemek için dahi Hataya gitmek şart. Ancak belirtmekte yarar var, künefe, kağıt kebabı, humus, kabak tatlısı gibi tüm ülkeye mal olmuş tatlı ve yemeklerin lezzeti de Hatayda bambaşka
İstanbul mutfağı, Dünyanın önde gelen mutfaklarındandır. İmparatorluk başkenti olan kente ülkenin her yanından gelen malzemeler, ustalar, tarzlar, ve lezzetler Osmanlı Türk mutfağının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İmparatorluk mutfağının devamı olan ve yeni tatlara açık olan Osmanlı mutfağı her gün zenginleşmektedir.İstanbul mutfağında, kuzu, koyun veya dana etine ilave edilen çeşitli sebzeler esas yemeklerdir. Pilav, börek çeşitleri, bulgur, kuru fasulye, zengin zeytinyağlı sebzeler yan öğünler olarak servis yapılır. Köfte ve şiş kebabı, döner kebap veya acılı, yoğurtlu, patlıcanlı diğer kebap çeşitlerinin makbulleri özel kebapçılarda bulunur. Hamur tartları, baklava, kadayıf ve benzerlerinin hakiki lezzetlisi, bu işi bazen birkaç nesildir devam ettiren küçük dükkanlardan temin edilir.İstanbul'da da çeşitli milletlerin lokantaları mevcuttur. Fast-food, hızlı atıştırma servisi veren çok sayıda mekan mevcuttur. Ancak lezzetli yöresel yemekler tipik lokantalarda tadılır. Her ikisi de süt rengindedir.Meşhur Türk Kahvesi, küçük fincanlarda sade veya şekerli misafirlere her firsatta ikram edilir. "Bir fincan kahvenin 40 yil hatırı vardır" sözü kahvenin Türkler tarafından bilinen kıvamı ile kullanılmaya başlandığı 16. yüzyıldan beri söylenmektedir.