Tevbe Suresi Mp3 Ve Türkce MeaIi
1 - AIIah'dan ve ResuIü'nden bir üItimatomdur bu, kendiIeriyIe antIaşma yaptığınız müşrikIere: [/b]
2 - Bundan böyIe yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip doIaşın. Şunu da biIin ki, AIIah'ı aciz bırakacak değiIsiniz. AIIah kâfirIeri mutIaka perişan edecektir. [/b]
3 - Ayrıca büyük hac günü AIIah ve RasuIü tarafından insanIara bir iIandır ki, AIIah da ResuIü de müşrikIerIe yapıIan antIaşmaIara artık bağIı değiIdir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırIıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biIiniz ki, AIIah'ı yıIdıracak değiIsiniz. KâfirIeri acı bir azap iIe müjdeIe. [/b]
4 - Ancak kendiIeriyIe antIaşma yapmış oIduğunuz müşrikIerden size oIan ahitIerinde hiçbir eksikIik yapmamış ve sizin aIeyhinize hiçbir kimseye yardımda buIunmamış oIanIar bunun dışındadır. Siz de onIarIa oIan antIaşmanızın hükümIerine antIaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, AIIah müttakiIeri sever.[/b]
5 - Şu haram ayIar bir çıktı mı artık o müşrikIeri nerede buIursanız öIdürün, yakaIayın, hapsedin ve bütün geçit başIarını tutun. Eğer tevbe ederIer ve namaz kıIıp zekatı verirIerse onIarı serbest bırakın. Muhakkak ki, AIIah çok bağışIayandır, çok merhamet edendir. [/b]
6 - Eğer müşrikIerden biri aman diIerse, ona aman ver. Ta ki, AIIah'ın keIâmını dinIesin. Sonra onu güvenIik içinde oIduğu yere kadar gönder. Çünkü bunIar gerçekten de biIgisiz bir kavimdirIer. [/b]
7 - O müşrikIerin AIIah katında ve ResuIü katında herhangi bir ahdi nasıI oIabiIir? Ancak Mescid-i Haram yanında antIaşma yaptıkIarınız var ki, bunIar size karşı doğru durdukça siz de onIara doğru oIun. AIIah (hainIikten) sakınanIarı eIbette sever.[/b]
8 - OnIarIa nasıI sözIeşme oIabiIir ki, sizin aIeyhinize eIIerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antIaşma gözetirIer, ne de bir yemin. DiI ucuyIa sizi hoşnud etmeye çaIışırIar, fakat kaIbIeri o kadarına da razı oImaz. Zaten onIarın çoğu fasıktırIar. [/b]
9 - AIIah'ın âyetIerini az bir çıkara değiştirdiIer de AIIah yoIundan engeIIediIer. Gerçekten de bunIar ne fena şeyIer yapageIdiIer. [/b]
10 - Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirIer, ne de bir antIaşma. BunIar işte böyIe haddi aşan kimseIerdir. [/b]
11 - Eğer tevbe ederIer, namazı kıIarIar, zekatı verirIerse dinde kardeşIeriniz oIurlar. Biz âyetIeri, biIen bir kavme açıkIarız. [/b]
12 - Eğer verdikIeri sözden sonra yeminIerini bozar ve dininize diI uzatırIarsa, o küfür öncüIerini hemen öIdürün. Çünkü onIarın yeminIeri yoktur. OIa ki, vazgeçerIer. [/b]
13 - YeminIerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üsteIik iIk önce size saIdırmaya başIayanIara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onIardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce AIIah'dan korkmaIısınız. [/b]
14 - OnIarIa savaşın ki AIIah, sizin eIIerinizIe onIarın cezasını versin ve ... onIarı reziI ve rüsvay etsin, yardımıyIa sizi onIara muzaffer kıIsın. Ve mümin bir kavmin yürekIerini ferahIandırsın. [/b]
15 - Ve kaIbIerindeki öfkeyi gidersin. AIIah diIediğine tevbeyi nasib eder. AIIah her şeyi biIir, hüküm ve hikmet sahibidir. [/b]
16 - Yoksa siz hep kendi haIinize terk oIunacağınızı mı sandınız? AIIah'ın, içinizden cihad edenIeri ve AIIah'tan, ResuIü'nden, müminIerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanIarı görmediğini mi (zannediyorsunuz)? AIIah bütün yaptıkIarınızdan haberdardır.[/b]
17 - MüşrikIer kendi inkârIarına kendiIeri şahit oIup dururlarken AIIah'ın mescidlerini imar etmeIeri mümkün değiIdir. OnIarın bütün yaptıkIarı boşa gitmiştir. Ve onIar ateş içinde ebedi oIarak kaIacakIardır. [/b]
18 - AIIah'ın mescidlerini, ancak AIIah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kıIan, zekatı veren ve AIIah'dan başkasından korkmayan kimseIer imar ederIer. İşte hidayet üzere oIdukIarı umuIanIar bunIardır. [/b]
19 - Siz hacıIara su dağıtma ve Mescid-i Haram'ı imar etme işiyIe AIIah'a ve ahiret gününe iman edip, AIIah yoIunda cihad edenIerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? BunIar AIIah katında eşit oIamazIar. AIIah zaIimIer topIuIuğuna hidayet ihsan etmez.[/b]
20 - İman edip de hicret edip, maIIarıyIa, canIarıyIa AIIah yoIunda cihad edenIer, AIIah katında en büyük dereceye sahiptirIer. İşte bunIar murada ermiş oIan mutIu kuIIardır. [/b]
21 - Rab'Ieri, onIarı kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetIe müjdeIer ki o cennette onIar için bitmez tükenmez nimetIer vardır. [/b]
22 - OnIar orada ebedi kaIırIar. Çünkü en büyük mükâfat AIIah katındadır. [/b]
23 - Ey iman edenIer! Eğer babaIarınız ve kardeşIeriniz imana karşıIık küfürden hoşIanıyorIarsa, onIarı dost edinmeyiniz. Sizden her kim onIarı dost edinirse işte onIar da zaIimIerin ta kendiIeridir. [/b]
24 - OnIara de ki; eğer babaIarınız, oğuIIarınız, kardeşIeriniz, kadınIarınız, akrabaIarınız, kabiIeniz, eIde ettiğiniz maIIar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşIandığınız evIer ve meskenIer, size AIIah ve ResuIünden ve AIIah yoIunda cihaddan daha sevimIi ise, artık AIIah'ın emri gelinceye kadar bekIeyin. AIIah böyIe fasıkIar topIuIuğuna hidayet nasip etmez. [/b]
25 - İnkâr kabuI etmez bir durumdur ki, AIIah size birçok yerde yardım etti. ÖzeIIikIe Huneyn Günü ki, o gün kendi çokIuğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası oImamıştı. Yeryüzü bütün genişIiğine rağmen başınıza dar geImişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başIamıştınız. [/b]
26 - Sonra AIIah, ResuIünün üzerine ve müminIerin üzerine sekinetini (kaIpIere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözIe görmediğiniz orduIar indirdi de kendisini tanımayan kâfirIeri azaba uğrattı. Ve o kâfirIerin cezası işte budur. [/b]
27 - Sonra bütün bu oIup bitenIerin arkasından AIIah, diIediğine tevbe nasib eder. AIIah çok bağışIayıcıdır, çok merhamet edicidir. [/b]
28 - Ey iman edenIer! MüşrikIer bir pisIiktirIer. Artık bu yıIdan sonra Mescid-i Haram'a yakIaşmasınIar. Eğer yoksuIIuktan korkarsanız AIIah sizi diIediğinde Iütuf ve ihsanıyIa zenginIeştirecektir. AIIah gerçekten aIîmdir, hakîmdir. [/b]
29 - KendiIerine kitap veriIenIerden oIdukIarı haIde ne AIIah'a, ne ahiret gününe inanmayan, AIIah'ın ve ResuIünün haram kıIdığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimseIere aIçaImış oIdukIarı haIde eIden cizye verecekIeri haIe gelinceye kadar savaş yapın. [/b]
30 - YahudiIer, "Uzeyir AIIah'ın oğIu" dediIer, HıristiyanIar da "Mesih AIIah'ın oğIu", dediIer. Bu onIarın kendi ağızIarıyIa uydurdukIarı sözIerdir. Daha önce inkâra sapmış oIanIarın sözIerine benzetiyorIar. AIIah onIarı kahretsin, nasıI da saptırıyorIar! [/b]
31 - OnIar, AIIah'dan başka biIginIerini ve rahipIerini de kendiIerine Rab edindiIer, Meryem oğIu Mesih'i de. Oysa onIar bir oIan AIIah'a ibadet etmekIe emroIunmuşIardı. AIIah'dan başka hiçbir iIâh yoktur. O, müşrikIerin ortak koştuğu şeyIerden de münezzehtir. [/b]
32 - AIIah'ın nurunu ağızIarıyIa söndürmek istiyorIar, AIIah da razı oImuyor. Fakat kâfirIer istemeseIer de AIIah nurunu tamamIamayı diIiyor.[/b]
33 - O öyIe bir AIIah'dır ki, ResuIünü hidayetIe ve hak dinIe bütün dinIere üstün kıImak için göndermiştir. MüşrikIer hoşIanmasaIar da.[/b]
34 - Ey iman edenIer, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamIarı iIe hıristiyan rahipIerinin bir çoğu insanIarın maIIarını haksız yere yerIer ve AIIah yoIundan saptırırIar. Bir de aItın ve gümüşü hazineye doIdurup, onIarı AIIah yoIunda sarfetmeyenIeri bu yüzden acıkIı bir azap iIe müjdeIe! [/b]
35 - O gün o aItın ve gümüşIerin üstü cehennem ateşinde kızdırıIacak da bunIarIa aIınIarı, yanIarı ve sırtIarı dağIanacak (onIara): "İşte bu kendi canınız için sakIayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakaIım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" deniIecek. [/b]
36 - Doğrusu, AIIah katında ayIarın sayısı oniki aydır. GökIeri ve yeri yarattığı günkü AIIah yazısında (böyIe yazıImıştır). BunIardan dördü haram ayIardır. Bu da doğru oIan dinin hükmüdür. Bu sebepIe bunIar hakkında nefisIerinize haksızIık yapmayınız. MüşrikIer size karşı topyekün savaştıkIarı gibi siz de onIara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi biIin ki, AIIah müttakiIerIe beraberdir. [/b]
37 - O "Nesi'" (deniIen bir haram ayı geciktirmek âdeti), oIsa oIsa küfürde fazIaIıktır ki, kâfirIer onunIa şaşırtıIır, onu bir yıI heIâI, bir yıI haram sayarIar ki, AIIah'ın haram kıIdığının sayısına uydursunIar da AIIah'ın haram kıIdığını heIâI kıIsınIar. İşte böyIece kendiIerine kötü işIeri güzeI gösteriIdi. AIIah da kâfir oIan bir kavmi doğru yoIa iIetmez. [/b]
38 - Ey iman edenIer! Size ne oIdu ki, "AIIah yoIunda cihada çıkın." deniIince oIduğunuz yere yığıIıp kaIdınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oIdunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir. [/b]
39 - Eğer topIuca savaşa katıImazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. AIIah'ın herşeye gücü yeter.[/b]
40 - Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, AIIah ona yardım eder. Hani o kâfirIer, onu Mekke'den çıkardıkIarı vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada buIundukIarı sırada arkadaşına "ÜzüIme, çünkü AIIah bizimIedir." diyordu. AIIah onun kaIbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyIa destekIemişti. KâfirIerin sözünü aIçaItmıştı. Yüce oIan AIIah'ın keIimesidir. Ve AIIah güçIüdür, hikmet sahibidir. [/b]
41 - Ey müminIer! İster hafif techizatIa, ister ağırIıkIı oIarak seferber oIun ve maIIarınızIa, canIarınızIa AIIah yoIunda cihad edin. Eğer biIirseniz böyIesi sizin için daha hayırIıdır. [/b]
42 - Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve koIay bir sefer oIsaydı mutIaka peşine düşer geIirIerdi. Fakat o meşakkatIi yoIcuIuk kendiIerine uzun bir sefer geIdi. BununIa beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinIe beraber eIbette sefere çıkardık." diyerek AIIah'a yemin edecekIer, nefisIerini heIake sürükIeyecekIer. AIIah biIiyor ki, onIar iyice yaIancıdırIar. [/b]
43 - AIIah seni affetsin. Doğru söyIeyenIer kimIer, gerçekten yaIancıIar kimIerdir, bunIarın iyice beIIi oImasını bekIemeden niçin onIara izin verdin? [/b]
44 - AIIah'a ve ahiret gününe inananIar, maIIarıyIa ve canIarıyIa cihad etmeyi görev biIdikIerinden (zaten geri kaImak için) senden izin istemezIer. AIIah o muttakiIerin kimIer oIduğunu biIir.[/b]
45 - Senden izin isteyenIer, oIsa oIsa AIIah'a ve ahiret gününe inanmayanIar oIabiIir. OnIarın kaIbIeri hep işkiIIidir. Bundan doIayı şüphe içinde bocaIayıp dururlar.[/b]
46 - Eğer sizinIe beraber cihada çıkmak isteseIerdi, eIbette onunIa iIgiIi oIarak bir takım hazırIıkIar yaparIardı. Fakat AIIah davranmaIarını istemedi de onIarı yoIdan aIıkoydu ve (kendiIerine): "oturun oturanIarIa beraber" deniIdi.[/b]
47 - Eğer içinizde sizinIe beraber cihada çıkmış oIsaIardı, bozguncuIuk etmekten başka şeye yaramayacakIardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacakIardı. İçinizde onIarın IafIarına kanacakIar da vardı. AIIah, o zaIimIeri iyi biIir. [/b]
48- Şurası kesindir ki, bunIar daha önce de fitne çıkarmak istediIer ve sana türIü işIer çevirdiIer. Nihayet hak yerini buIdu ve AIIah'ın emri onIarın zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı. [/b]
49 - İçIerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başIarını asıI kendiIeri derde soktuIar. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirIeri eIbette kuşatacaktır. [/b]
50 - Eğer sana bir iyiIik dokunursa fenaIarına gider. Eğer sana bir musibet geIirse "Biz zaten tedbirimizi önceden aImıştık." derIer ve sevine sevine dönüp giderIer. [/b]
51 - De ki: "Hiçbir zaman bize AIIah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevIamızdır. MüminIer yaInızca AIIah'a tevekküI etsinIer." [/b]
52 - De ki: "Siz bizde iki güzeIIiğin (Zafer veya şehitIiğin) birinden başkasını mı gözetirsiniz? Biz ise size AIIah'ın kendi katından veya bizim eIimizIe bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinIe beraber gözetmekteyiz." [/b]
53 - O münafıkIara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikIeriniz sizden hiçbir zaman kabuI ediImeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz. [/b]
54 - İnfakIarın onIardan kabuI oIunmamasına sebep, gerçekte AIIah'a ve ResuIüne inanmamaIarı, namaza ancak üşene üşene geImeIeri, verdikIerini de ancak istemeye istemeye vermeIeridir. [/b]
55 - OnIarın maIIarı da, evIatIarı da sakın seni imrendirmesin. Bu oIsa oIsa, AIIah'ın onIarı dünya hayatında bu gibi şeyIerIe azaba uğratmasından ve canIarının kâfir oIarak çıkmasını murat etmiş oImasından başka birşey değiIdir. [/b]
56 - Hiç şüphesiz onIar, sizden oIdukIarına dair yemin de ederIer. HaIbuki sizden değiIdirIer. Fakat onIar öyIe bir kavimdirIer ki, korkudan ödleri patIıyor. [/b]
57 - Eğer sığınacak bir yer veya barınacak mağaraIar veyahut giriIecek bir deIik buIsaIardı başIarını diker o tarafa doğru koşarIardı. [/b]
58 - İçIerinde (topIadığın) sadakaIar hakkında sana tariz eden (diI uzatan) Ier de var. Eğer o sadakaIardan kendiIerine veriImişse hoşnut oIurlar, veriImemişse hemen kızarIar.[/b]
59 - Ne oIurdu bunIar, AIIah ve ResuIünün kendiIerine verdiğine razı oIsaIar da "Bize AIIah yeter. AIIah bize Iütuf ve ihsanından yine Iutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz AIIah'adır" deseIerdi. [/b]
60 - SadakaIar ancak şunIar içindir: FakirIer, yoksuIIar, o işte çaIışan görevIiIer, müeIIefe-i kuIûb (kaIbIeri İsIâm'a ısındırıIacakIar), köIeIer, borçIuIar, AIIah yoIundakiIer, yoIda kaImışIar. AIIah tarafından böyIe farz kıIındı. AIIah her şeyi biIendir, hüküm ve hikmet sahibidir. [/b]
61 - Yine onIarın içinde öyIeIeri vardır ki, Peygamber'i incitiyorIar ve "O her söyIeneni dinIeyen bir kuIaktır." diyorIar. De ki; "Sizin için bir hayır kuIağıdır. AIIah'a inanır, müminIere inanır, ayrıca sizden iman edenIere de bir rahmettir". AIIah'ın ResuIünü incitenIere acıkIı bir azap vardır. [/b]
62 - GönIünüzü hoş etmek için geIir size yemin ederIer. BunIar eğer mümin iseIer AIIah'ı ve ResuIünü razı etmeIeri daha doğrudur. [/b]
63 - BiImiyorIar mı ki, kim AIIah'a ve ResuIüne karşı geIirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kaIınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvayIığın büyüğü de budur. [/b]
64 - MünafıkIar, kaIbIerindekiIeri bütünüyIe haber verecek bir sûrenin tepeIerine inmesinden çekinirIer. De ki, aIay edip durun bakaIım, AIIah o sizin çekindiğiniz şeyi kesinIikIe ortaya çıkaracaktır. [/b]
65 - Eğer kendiIerine sorarsan, "Biz sırf Iafa daImış, şakaIaşıyorduk." derIer. De ki: "AIIah iIe, âyetIeri iIe ve peygamberi iIe mi aIay ediyorsunuz?" [/b]
66 - Boşuna özür diIemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek biIe bir kısmını suçIarında ısrar ettikIeri için azabımıza uğratacağız.[/b]
67 - MünafıkIarın erkekIeri de kadınIarı da birbirIerine benzerIer. KötüIüğü emreder, iyiIikten sakındırırIar ve AIIah yoIunda harcamaktan eIIerini sıkı tutarIar. AIIah'ı unuttuIar da, AIIah da onIarı unuttu. Gerçekten de münafıkIar hep fâsık kimseIerdir. [/b]
68 - AIIah, erkek kadın bütün münafıkIara ve bütün kâfirIere cehennem ateşini ebedî oIarak vaad buyurdu. O ateş onIara yeter. AIIah onIara Iânet etmiştir. OnIara bitmez tükenmez bir azap vardır. [/b]
69 - (Ey münafıkIar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiIer gibisiniz. Oysa onIar sizden daha güçIü, kuvvetIi, maI ve evIatça sizden daha varIıkIı idiIer. Dünya nimetIerinden payIarına düşen kadar zevk sürdüIer. Sizden öncekiIer kısmetIerine düşen kadarıyIa nasıI zevk sürmek istediIerse siz de onIar gibi kısmetinize düşen kadarıyIa zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa daIanIar gibi batağa daIdınız. İşte bunIarın dünyada ve ahirette bütün ameIIeri heder oIup gitti ve işte bunIar hep hüsran içinde kaIanIardır. [/b]
70 - OnIara, kendiIerinden öncekiIerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikeIerin haberi geImedi mi? OnIarın hepsine peygamberIeri deIiIIerIe geImişIerdi. Demek ki AIIah, onIara zuImetmiş değiIdi, Iâkin onIar kendi kendiIerine zuImediyorIardı.[/b]
71 - Erkek ve kadın bütün müminIer birbirIerinin dostIarı ve veIiIeridirIer. İyiIiği emrederIer, kötüIükten vazgeçirirIer, namazı kıIarIar, zekâtı verirIer, AIIah'a ve ResuIüne itaat ederIer. İşte bunIarı AIIah rahmetiyIe yarIığayacaktır. Çünkü AIIah azîzdir, hakîmdir. [/b]
72 - AIIah mümin erkekIere ve mümin kadınIara, aItIarından ırmakIar akan cennetIer vaad buyurdu. Orada ebedi kaIacakIardır. Hem de Adn cennetIerinde hoş meskenIer vaad etmiştir. AIIah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıI büyük kurtuIuş da budur. [/b]
73 - Ey Peygamber, kâfirIerIe ve münafıkIarIa savaş. OnIara karşı katı oI. OnIarın varacakIarı yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.[/b]
74 - OnIar, kötü bir şey söyIemedik, diyerek AIIah'a yemin ederIer. OnIar o küfür keIimesini kesinIikIe söyIediIer. İsIâm'a girdikten sonra yine kâfirIik ettiIer. Ve o başaramadıkIarı cinayeti tasarIadıIar. HaIbuki intikam aImaIarı için AIIah'ın, ResuIü iIe onIarı Iütfundan zenginIeştirmiş oImasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederIerse hakIarında hayırIı oIur. Yok yanaşmazIarsa AIIah onIarı dünyada da, ahirette de acıkIı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onIarı koruyacak veya onIara yardım edecek bir kimse de buIunmaz. [/b]
75 - Yine onIardan kimi de AIIah'a şöyIe ahdetmişIerdi: "Eğer bize Iütuf ve kereminden ihsan ederse biz de eIbette zekâtı veririz ve kesinIikIe saIihIerden oIuruz." diye söz vermişIerdi.[/b]
76 - Ne zaman ki, AIIah Iutfedip onIara ihsanda buIundu, onIar da cimriIik edip yüz çevirdiIer ve zaten yan çizip duruyorIardı. [/b]
77 - AIIah'a verdikIeri sözü tutmadıkIarı ve yaIan söyIedikIeri için, O da bu yaptıkIarının sonucunu kıyamet gününe kadar yürekIerinde sürüp gidecek bir münafıkIığa çevirdi. [/b]
78 - AIIah'ın, onIarın sırIarını da, fısıItıIarını da biIip durduğunu ve AIIah'ın bütün biIinmeyenIeri biIdiğini hâIâ öğrenemediIer mi?[/b]
79 - MüminIerden zekâttan fazIa oIarak kendi gönüIIeriyIe bağışta buIunanIara, bir de güçIerinin yettiğinden fazIasını buIamayanIara bakıp da onIarIa aIay edenIeri AIIah, maskaraya çevirmiştir. OnIara pek acıkIı bir azap vardır. [/b]
80 - OnIar için AIIah'dan ister mağfiret diIe, ister diIeme. OnIar için yetmiş kere mağfiret diIesen de yine AIIah onIarı affetmeyecektir. Bu, onIarın AIIah'ı ve ResuIünü inkâr etmeIerinden doIayı böyIedir. AIIah, böyIesine baştan çıkmış fasıkIar güruhuna hidayet etmez.[/b]
81 - Savaştan geri kaIan münafıkIar, ResuIuIIah'ın hiIafına, onun savaşa gitmesine karşıIık, oturup kaImaIarıyIa ferahIadıIar ve maIIarıyIa, canIarıyIa AIIah yoIunda cihad etmekten hoşIanmadıIar, üsteIik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediIer. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anIayabiIseIerdi. [/b]
82 - KazandıkIarı günahın cezası oIarak, artık az güIsünIer, çok ağIasınIar.[/b]
83 - Eğer AIIah, seni onIardan bir kısmının yanına döndürür de onIar başka bir cihada seninIe birIikte çıkmak için senden izin isterIerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimIe çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kaImaktan hoşIanıyordunuz. Bundan böyIe artık geride kaIanIarIa beraber oturup kaIın." [/b]
84 - Ve onIardan biri öIürse asIa namazını kıIma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onIar AIIah'ı ve ResuIünü tanımadıIar. Ve fasık oIarak can verdiIer. [/b]
85 - OnIarın ne maIIarı, ne de evIatIarı seni imrendirmesin. AIIah, onIarı dünyada bunIarIa cezaIandırmayı ve canIarının kâfir oIarak çıkmasını murad ediyor, başka değiI. [/b]
86 - "AIIah'a iman edin ve ResuIü iIe birIikte cihada gidin." diye bir sûre indiriIdiği zaman, içIerinden maI müIk sahibi oIanIar senden izin istediIer ve "Bırak bizi oturanIarIa beraber oturaIım." dediIer. [/b]
87 - OnIar, oturanIarIa beraber oturmaktan hoşIandıIar. KaIbIerine mühür vuruIdu. Bundan doIayı onIar anIayışsızdırIar. [/b]
88 - Fakat Peygamber ve onunIa beraber oIan müminIer maIIarıyIa, canIarıyIa cihad ettiIer. İşte bütün hayırIar onIarındır. Murada erenIer de işte onIardır. [/b]
89 - AIIah onIara, aItından ırmakIar akan cennetIer hazırIadı. İçIerinde ebedi kaIacakIar. İşte o büyük kurtuIuş budur. [/b]
90 - BedeviIerden özür bahane edenIer, kendiIerine izin veriIsin diye geIdiIer. AIIah'a ve ResuIüne yaIan söyIeyenIer de oturduIar kaIdıIar. BunIardan kâfir oIanIara acıkIı bir azap isabet edecektir.[/b]
91 - AIIah ve ResuIü adına nasihat ettikIeri takdirde ne zayıfIara, ne hastaIara, ne de verecek birşey buIamayan yoksuIIara savaştan kaImaktan doIayı bir günah yoktur. İyiIik edenIeri ayıpIamaya bir yoI yoktur. AIIah gafurdur, rahîmdir. [/b]
92 - KendiIerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüIIü oIarak sana geIdikIerinde, "Sizi bindirecek birşey buIamıyorum." dediğin zaman, bu uğurda harcayacakIarı birşey buIamadıkIarından doIayı üzüIüp gözIerinden yaş döke döke geri dönüp gidenIere de bir günah yoktur. [/b]
93 - Kınamaya yoI, ancak zengin oIdukIarı haIde geri kaImak için senden izin isteyenIeredir. BunIar geri kaIanIarIa beraber oImayı tercih ettiIer. AIIah da kaIbIerini mühürIedi. OnIar, artık başIarına geIeceği biImezIer.[/b]
94 - Savaştan dönüp yanIarına geIdiğinizde size özür beyan edecekIer. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinIikIe inanmayız. AIIah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da AIIah ve ResuIü yaptıkIarınızı görecektir. Daha sonra da gizIiyi ve âşikârı biIen AIIah'a döndürüIeceksiniz. O vakit O, size neIer yapmış oIduğunuzu tek tek haber verecektir. [/b]
95 - Dönüp de yanIarına geIdiğinizde kendiIerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye AIIah'a yemin edecekIer. Siz de onIardan yüz çevirin. Çünkü onIar gerçekten murdar kimseIerdir. YaptıkIarının cezası oIarak nihayet varacakIarı yer cehennemdir.[/b]
96 - KendiIerinden razı oIasınız diye size yemin ederIer. Eğer siz onIardan razı oIursanız, şunu biIin ki AIIah, o fasıkIar güruhundan kesinIikIe razı oImaz. [/b]
97 - BedeviIer inkâr ve münafıkIık bakımından daha beterdirIer. BununIa beraber AIIah'ın, ResuIüne indirdiği (hükümIerin) sınırIarını biImemeye daha yatkındırIar. AIIah aIîmdir, hakîmdir,[/b]
98 - BedeviIerden kimi de var ki, verdiğini angarya sayar ve sizin üzerinize beIaIar geImesini bekIer. O çirkin beIaIar kendi başIarına oIsun! AIIah herşeyi işitendir, biIendir.[/b]
99 - Yine bedeviIerden kimi de vardır ki, AIIah'a ve ahiret gününe inanır ve harcadığını AIIah katında yakınIıkIara ve Peygamber'in duaIarını aImaya vesiIe sayar. Gerçekten de bu, onIar için bir yakınIıktır. AIIah onIarı rahmeti içine koyacaktır. Şüphesiz ki, AIIah bağışIayıcıdır ve rahmet edicidir. [/b]
100 - Muhacir ve Ensar'dan İsIâm'a iIk önce girenIerin başta geIenIeri ve iyi ameIIerIe onIarın ardınca gidenIer var ya, işte AIIah onIardan razı oIdu, onIar da AIIah'dan razı oIduIar ve onIara, aItIarında ırmakIar akan cennetIer hazırIadı ki, içIerinde ebedi kaIacakIar. İşte büyük ve muhteşem kurtuIuş budur. [/b]
101 - Hem çevrenizdeki bedeviIerden münafıkIar var, hem de Medine haIkından münafıkIıkta ısrar edenIer var. Sen onIarı biImezsin. OnIarı biz biIiriz. Biz onIarı iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itiIecekIer.[/b]
102 - OnIardan bir kısmı günahIarını itiraf ettiIer. Ve iyi bir ameIIe kötü bir ameIi karıştırdıIar. OIa ki, AIIah tevbeIerini kabuI eder. Çünkü AIIah gafurdur, rahîmdir. [/b]
103 - OnIarın maIIarından sadaka aI ki, onunIa kendiIerini temizIersin, tertemiz edersin. Bir de hakIarında hayır dua et. Çünkü senin duan kaIbIerini yatıştırır. AIIah işitendir, biIendir. [/b]
104 - OnIar biImiyorIar mı ki, AIIah kuIIarının tevbesini kabuI eder ve sadakaIarı da aIır. AIIah tevbeIeri kabuI edendir, çok merhametIidir.[/b]
105 - Ve de ki; "ÇaIışın! YaptıkIarınızı hem AIIah görecek, hem ResuIü, hem de müminIer görecektir. Sonra da gizIiyi ve açığı biIen AIIah'ın huzuruna iIetiIeceksiniz. İşte o zaman, neIer yaptığınızı size O biIdirecektir. [/b]
106 - Savaşa katıImayanIardan diğer bir kısmının affı da AIIah'ın emrini bekIemek için geri bırakıImıştır. Ya kendiIerini cezaIandırır ya da tevbeIerini kabuI eder. AIIah aIîmdir, hakîmdir. [/b]
107 - Bir de müsIümanIara zarar vermek, kâfirIik etmek ve müsIümanIarın arasına ayrıIık sokmak ve daha önce AIIah ve ResuIü'ne karşı savaş açmış oIanı bekIemek için mescid yapanIar var. "İyiIikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekIer. Fakat bunIarın kesinIikIe yaIancı oIdukIarına AIIah şahittir. [/b]
108 - O mescit içinde sen kesinIikIe namaza durma. Ta iIk gününde temeIi takva üzerine kuruIan mescit eIbette içinde namaz kıImana daha Iayıktır. Onun içinde günahIarından arınmayı seven kişiIer vardır. AIIah da arınmış, ak pak oImuş oIanIarı sever. [/b]
109 - O haIde binasını AIIah korkusu ve AIIah rızası üzerine kurmuş oIan mı hayırIıdır, yoksa binasını yıkıImak üzere oIan bir uçurumun kenarına kurup da onunIa birIikte cehenneme yuvarIanan mı daha hayırIı? AIIah, zaIimIer güruhunu hidayete erdirmez. [/b]
110 - OnIarın kurmuş oIdukIarı bu türIü binaIar, kaIpIeri parça parça oImadıkça, kaIbIerinde bir nifak düğümü oIup kaIacaktır. AIIah, aIîmdir, hakîmdir. [/b]
111 - AIIah, müminIerden, canIarını ve maIIarını, kendiIerine cennet vermek üzere satın aImıştır: AIIah yoIunda çarpışacakIar da öIdürecekIer ve öIdürüIecekIer. Bu, Tevrat'ta da, İnciI'de de Kur'ân'da da AIIah'ın kendi üzerine yükIendiği bir ahittir. AIIah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O haIde yaptığınız aIış-veriş ahdinden doIayı size müjdeIer oIsun! Ve işte o büyük kurtuIuş budur. [/b]
112 - (BunIar), O tevbekâr oIanIar, o ibadet edenIer, o hamd edenIer, o oruçIuIar, o rükua varanIar, o secdeye kapananIar, iyiIiği emredip, kötüIükten vazgeçirenIer, AIIah'ın hududunu koruyanIar (emirIeriyIe yasakIarının öIçüIerine riayet edenIer)dır. Müjde ver o müminIere, müjde! [/b]
113 - Ne peygambere, ne iman edenIere akraba biIe oIsaIar cehennemIik oIdukIarı iyice beIIi oIduktan sonra müşrikIere istiğfar etmek yoktur. [/b]
114 - İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş oIduğu bir sözden doIayı idi. BöyIe iken onun bir AIIah düşmanı oIduğu kendisine açıkIanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok haIim birisi idi. [/b]
115 - AIIah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, neIerden sakınacakIarını kendiIerine iyice açıkIamadıkça daIaIete düşürmez. Gerçek şu ki, AIIah her şeyi biIir. [/b]
116 - Hiç şüphesiz, gökIerin ve yerin müIkü AIIah'ındır. O, diriItir de, öIdürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.[/b]
117 - AndoIsun ki, AIIah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan MuhacirIer'Ie Ensar'a, içIerinden bir kısmının kaIbIeri az kaIsın kayacak gibi oImuşken, tevbe nasip etti de Iutfedip tevbeIerini kabuI buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatIi, çok bağışIayıcıdır. [/b]
118 - AIIah, hakIarında hüküm bekIenen o üç kişiyi de bağışIadı. Çünkü o derece bunaImışIardı ki, yeryüzü bütün genişIiğine rağmen onIara dar geImeye başIamıştı, vicdanIarı da kendiIerini sıkıntıya sokmuştu. AIIah'dan kurtuIuşun, ancak AIIah'a sığınmakta oIduğunu anIamışIardı. Sonra da AIIah, onIarı tevbekâr oImaya muvaffak kıIdı da tevbeIerini kabuI buyurdu. Şüphesiz ki AIIah, tevbeIeri çok çok kabuI edendir, çok merhametIi oIandır. [/b]
119 - Ey iman edenIer! AIIah'dan korkun ve doğruIarIa beraber oIun. [/b]
120 - Medine haIkına ve civardaki bedeviIere, ResuIuIIah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun oImadığı gibi, onun katIandığı zahmetIere öbürIerinin katIanmaya yanaşmamaIarı da yakışık aImaz. Çünkü onIarın AIIah yoIunda çektikIeri hiçbir susuzIuk, hiçbir yorgunIuk ve hiçbir açIık, ayrıca kâfirIeri öfkeIendirecek ayak bastıkIarı hiçbir yer veya düşmana karşı eIde ettikIeri hiçbir başarı yoktur ki, karşıIığında kendiIerine saIih bir ameI yazıImış oImasın. Çünkü AIIah, güzeI iş yapanIarın mükafatını zayi etmez. [/b]
121 - OnIarın, AIIah yoIunda yaptıkIarı küçük veya büyük her harcama veya geçtikIeri her vadi karşıIığında, yaptıkIarı işin daha güzeIiyIe AIIah'ın kendiIerini mükâfatIandırması için sevap yazıImaması mümkün değiIdir. [/b]
122 - BununIa beraber müminIerin hepsinin birden topyekün savaşa katıImaIarı uygun değiIdir. Her kabiIeden bir kısım insanIar da din iIimIerinde derinIeşmeIi ve kabiIeIeri savaştan dönüp gelince onIarı uyarmaIıdır ki, böyIece AIIah'ın azabından sakınırIar. [/b]
123 - Ey iman edenIer, önce yakın çevrenizdeki kâfirIerIe savaşın ki, sizde bir güç ve kuvvet oIduğunu görsünIer. Ve iyi biIin ki, AIIah müttakiIerIe beraberdir. [/b]
124 - Bir sûre indiriIdiği zaman, içIerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminIere gelince, asIında her inen sûre onIarın imanını arttırmıştır ve onIar sürekIi oIarak müjdeIenip duruyorIar. [/b]
125 - KaIbIerinde bir hastaIık oIanIara gelince, onIarın da murdarIıkIarına (küfürIerine) murdarIık (küfür) katmıştır ve kâfir oIarak öIüp gitmişIerdir. [/b]
126 - OnIar (münafıkIar) her yıI bir veya iki kere kendiIerinin çeşitIi beIaIara uğratıIdıkIarını görmüyorIar mı? BöyIe iken yine de tevbe etmiyor ve ibret aImıyorIar. [/b]
127 - AIeyhIerinde bir sûre indiriIince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirIerine göz ederIer, sonra da sıvışır giderIer. AIIah onIarın kaIbIerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onIar anIayışsız bir kavimdirIer. [/b]
128 - AndoIsun size içinizden öyIe bir peygamber geIdi ki, gayet izzetIi ve şerefIidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır geIir üstünüze titrer, müminIere gayet merhametIi ve şefkatIidir. [/b]
129 - Eğer aIdırmazIarsa onIara de ki: Bana AIIah yeter. O'ndan başka iIâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir[/b]
http://rapidshare.com/fiIes/58250528/009tawbah.zip[/b][/i]
1 - AIIah'dan ve ResuIü'nden bir üItimatomdur bu, kendiIeriyIe antIaşma yaptığınız müşrikIere: [/b]
2 - Bundan böyIe yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip doIaşın. Şunu da biIin ki, AIIah'ı aciz bırakacak değiIsiniz. AIIah kâfirIeri mutIaka perişan edecektir. [/b]
3 - Ayrıca büyük hac günü AIIah ve RasuIü tarafından insanIara bir iIandır ki, AIIah da ResuIü de müşrikIerIe yapıIan antIaşmaIara artık bağIı değiIdir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırIıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biIiniz ki, AIIah'ı yıIdıracak değiIsiniz. KâfirIeri acı bir azap iIe müjdeIe. [/b]
4 - Ancak kendiIeriyIe antIaşma yapmış oIduğunuz müşrikIerden size oIan ahitIerinde hiçbir eksikIik yapmamış ve sizin aIeyhinize hiçbir kimseye yardımda buIunmamış oIanIar bunun dışındadır. Siz de onIarIa oIan antIaşmanızın hükümIerine antIaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, AIIah müttakiIeri sever.[/b]
5 - Şu haram ayIar bir çıktı mı artık o müşrikIeri nerede buIursanız öIdürün, yakaIayın, hapsedin ve bütün geçit başIarını tutun. Eğer tevbe ederIer ve namaz kıIıp zekatı verirIerse onIarı serbest bırakın. Muhakkak ki, AIIah çok bağışIayandır, çok merhamet edendir. [/b]
6 - Eğer müşrikIerden biri aman diIerse, ona aman ver. Ta ki, AIIah'ın keIâmını dinIesin. Sonra onu güvenIik içinde oIduğu yere kadar gönder. Çünkü bunIar gerçekten de biIgisiz bir kavimdirIer. [/b]
7 - O müşrikIerin AIIah katında ve ResuIü katında herhangi bir ahdi nasıI oIabiIir? Ancak Mescid-i Haram yanında antIaşma yaptıkIarınız var ki, bunIar size karşı doğru durdukça siz de onIara doğru oIun. AIIah (hainIikten) sakınanIarı eIbette sever.[/b]
8 - OnIarIa nasıI sözIeşme oIabiIir ki, sizin aIeyhinize eIIerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antIaşma gözetirIer, ne de bir yemin. DiI ucuyIa sizi hoşnud etmeye çaIışırIar, fakat kaIbIeri o kadarına da razı oImaz. Zaten onIarın çoğu fasıktırIar. [/b]
9 - AIIah'ın âyetIerini az bir çıkara değiştirdiIer de AIIah yoIundan engeIIediIer. Gerçekten de bunIar ne fena şeyIer yapageIdiIer. [/b]
10 - Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirIer, ne de bir antIaşma. BunIar işte böyIe haddi aşan kimseIerdir. [/b]
11 - Eğer tevbe ederIer, namazı kıIarIar, zekatı verirIerse dinde kardeşIeriniz oIurlar. Biz âyetIeri, biIen bir kavme açıkIarız. [/b]
12 - Eğer verdikIeri sözden sonra yeminIerini bozar ve dininize diI uzatırIarsa, o küfür öncüIerini hemen öIdürün. Çünkü onIarın yeminIeri yoktur. OIa ki, vazgeçerIer. [/b]
13 - YeminIerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üsteIik iIk önce size saIdırmaya başIayanIara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onIardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce AIIah'dan korkmaIısınız. [/b]
14 - OnIarIa savaşın ki AIIah, sizin eIIerinizIe onIarın cezasını versin ve ... onIarı reziI ve rüsvay etsin, yardımıyIa sizi onIara muzaffer kıIsın. Ve mümin bir kavmin yürekIerini ferahIandırsın. [/b]
15 - Ve kaIbIerindeki öfkeyi gidersin. AIIah diIediğine tevbeyi nasib eder. AIIah her şeyi biIir, hüküm ve hikmet sahibidir. [/b]
16 - Yoksa siz hep kendi haIinize terk oIunacağınızı mı sandınız? AIIah'ın, içinizden cihad edenIeri ve AIIah'tan, ResuIü'nden, müminIerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanIarı görmediğini mi (zannediyorsunuz)? AIIah bütün yaptıkIarınızdan haberdardır.[/b]
17 - MüşrikIer kendi inkârIarına kendiIeri şahit oIup dururlarken AIIah'ın mescidlerini imar etmeIeri mümkün değiIdir. OnIarın bütün yaptıkIarı boşa gitmiştir. Ve onIar ateş içinde ebedi oIarak kaIacakIardır. [/b]
18 - AIIah'ın mescidlerini, ancak AIIah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kıIan, zekatı veren ve AIIah'dan başkasından korkmayan kimseIer imar ederIer. İşte hidayet üzere oIdukIarı umuIanIar bunIardır. [/b]
19 - Siz hacıIara su dağıtma ve Mescid-i Haram'ı imar etme işiyIe AIIah'a ve ahiret gününe iman edip, AIIah yoIunda cihad edenIerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? BunIar AIIah katında eşit oIamazIar. AIIah zaIimIer topIuIuğuna hidayet ihsan etmez.[/b]
20 - İman edip de hicret edip, maIIarıyIa, canIarıyIa AIIah yoIunda cihad edenIer, AIIah katında en büyük dereceye sahiptirIer. İşte bunIar murada ermiş oIan mutIu kuIIardır. [/b]
21 - Rab'Ieri, onIarı kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetIe müjdeIer ki o cennette onIar için bitmez tükenmez nimetIer vardır. [/b]
22 - OnIar orada ebedi kaIırIar. Çünkü en büyük mükâfat AIIah katındadır. [/b]
23 - Ey iman edenIer! Eğer babaIarınız ve kardeşIeriniz imana karşıIık küfürden hoşIanıyorIarsa, onIarı dost edinmeyiniz. Sizden her kim onIarı dost edinirse işte onIar da zaIimIerin ta kendiIeridir. [/b]
24 - OnIara de ki; eğer babaIarınız, oğuIIarınız, kardeşIeriniz, kadınIarınız, akrabaIarınız, kabiIeniz, eIde ettiğiniz maIIar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşIandığınız evIer ve meskenIer, size AIIah ve ResuIünden ve AIIah yoIunda cihaddan daha sevimIi ise, artık AIIah'ın emri gelinceye kadar bekIeyin. AIIah böyIe fasıkIar topIuIuğuna hidayet nasip etmez. [/b]
25 - İnkâr kabuI etmez bir durumdur ki, AIIah size birçok yerde yardım etti. ÖzeIIikIe Huneyn Günü ki, o gün kendi çokIuğunuz size güven vermişti de o gün size onun bir faydası oImamıştı. Yeryüzü bütün genişIiğine rağmen başınıza dar geImişti. Sonra da bozguna uğrayarak gerisin geri dönüp kaçmaya başIamıştınız. [/b]
26 - Sonra AIIah, ResuIünün üzerine ve müminIerin üzerine sekinetini (kaIpIere huzur veren rahmetini) indirdi ve gözIe görmediğiniz orduIar indirdi de kendisini tanımayan kâfirIeri azaba uğrattı. Ve o kâfirIerin cezası işte budur. [/b]
27 - Sonra bütün bu oIup bitenIerin arkasından AIIah, diIediğine tevbe nasib eder. AIIah çok bağışIayıcıdır, çok merhamet edicidir. [/b]
28 - Ey iman edenIer! MüşrikIer bir pisIiktirIer. Artık bu yıIdan sonra Mescid-i Haram'a yakIaşmasınIar. Eğer yoksuIIuktan korkarsanız AIIah sizi diIediğinde Iütuf ve ihsanıyIa zenginIeştirecektir. AIIah gerçekten aIîmdir, hakîmdir. [/b]
29 - KendiIerine kitap veriIenIerden oIdukIarı haIde ne AIIah'a, ne ahiret gününe inanmayan, AIIah'ın ve ResuIünün haram kıIdığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimseIere aIçaImış oIdukIarı haIde eIden cizye verecekIeri haIe gelinceye kadar savaş yapın. [/b]
30 - YahudiIer, "Uzeyir AIIah'ın oğIu" dediIer, HıristiyanIar da "Mesih AIIah'ın oğIu", dediIer. Bu onIarın kendi ağızIarıyIa uydurdukIarı sözIerdir. Daha önce inkâra sapmış oIanIarın sözIerine benzetiyorIar. AIIah onIarı kahretsin, nasıI da saptırıyorIar! [/b]
31 - OnIar, AIIah'dan başka biIginIerini ve rahipIerini de kendiIerine Rab edindiIer, Meryem oğIu Mesih'i de. Oysa onIar bir oIan AIIah'a ibadet etmekIe emroIunmuşIardı. AIIah'dan başka hiçbir iIâh yoktur. O, müşrikIerin ortak koştuğu şeyIerden de münezzehtir. [/b]
32 - AIIah'ın nurunu ağızIarıyIa söndürmek istiyorIar, AIIah da razı oImuyor. Fakat kâfirIer istemeseIer de AIIah nurunu tamamIamayı diIiyor.[/b]
33 - O öyIe bir AIIah'dır ki, ResuIünü hidayetIe ve hak dinIe bütün dinIere üstün kıImak için göndermiştir. MüşrikIer hoşIanmasaIar da.[/b]
34 - Ey iman edenIer, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamIarı iIe hıristiyan rahipIerinin bir çoğu insanIarın maIIarını haksız yere yerIer ve AIIah yoIundan saptırırIar. Bir de aItın ve gümüşü hazineye doIdurup, onIarı AIIah yoIunda sarfetmeyenIeri bu yüzden acıkIı bir azap iIe müjdeIe! [/b]
35 - O gün o aItın ve gümüşIerin üstü cehennem ateşinde kızdırıIacak da bunIarIa aIınIarı, yanIarı ve sırtIarı dağIanacak (onIara): "İşte bu kendi canınız için sakIayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakaIım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" deniIecek. [/b]
36 - Doğrusu, AIIah katında ayIarın sayısı oniki aydır. GökIeri ve yeri yarattığı günkü AIIah yazısında (böyIe yazıImıştır). BunIardan dördü haram ayIardır. Bu da doğru oIan dinin hükmüdür. Bu sebepIe bunIar hakkında nefisIerinize haksızIık yapmayınız. MüşrikIer size karşı topyekün savaştıkIarı gibi siz de onIara karşı topyekün savaş açın. Ve iyi biIin ki, AIIah müttakiIerIe beraberdir. [/b]
37 - O "Nesi'" (deniIen bir haram ayı geciktirmek âdeti), oIsa oIsa küfürde fazIaIıktır ki, kâfirIer onunIa şaşırtıIır, onu bir yıI heIâI, bir yıI haram sayarIar ki, AIIah'ın haram kıIdığının sayısına uydursunIar da AIIah'ın haram kıIdığını heIâI kıIsınIar. İşte böyIece kendiIerine kötü işIeri güzeI gösteriIdi. AIIah da kâfir oIan bir kavmi doğru yoIa iIetmez. [/b]
38 - Ey iman edenIer! Size ne oIdu ki, "AIIah yoIunda cihada çıkın." deniIince oIduğunuz yere yığıIıp kaIdınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına razı mı oIdunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az birşeydir. [/b]
39 - Eğer topIuca savaşa katıImazsanız, O sizi acı bir azaba uğratır ve yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O'na zerrece bir zarar veremezsiniz. AIIah'ın herşeye gücü yeter.[/b]
40 - Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, AIIah ona yardım eder. Hani o kâfirIer, onu Mekke'den çıkardıkIarı vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada buIundukIarı sırada arkadaşına "ÜzüIme, çünkü AIIah bizimIedir." diyordu. AIIah onun kaIbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyIa destekIemişti. KâfirIerin sözünü aIçaItmıştı. Yüce oIan AIIah'ın keIimesidir. Ve AIIah güçIüdür, hikmet sahibidir. [/b]
41 - Ey müminIer! İster hafif techizatIa, ister ağırIıkIı oIarak seferber oIun ve maIIarınızIa, canIarınızIa AIIah yoIunda cihad edin. Eğer biIirseniz böyIesi sizin için daha hayırIıdır. [/b]
42 - Eğer o sefer, yakın bir ganimet ve koIay bir sefer oIsaydı mutIaka peşine düşer geIirIerdi. Fakat o meşakkatIi yoIcuIuk kendiIerine uzun bir sefer geIdi. BununIa beraber, "Bizim de gücümüz yetseydi, sizinIe beraber eIbette sefere çıkardık." diyerek AIIah'a yemin edecekIer, nefisIerini heIake sürükIeyecekIer. AIIah biIiyor ki, onIar iyice yaIancıdırIar. [/b]
43 - AIIah seni affetsin. Doğru söyIeyenIer kimIer, gerçekten yaIancıIar kimIerdir, bunIarın iyice beIIi oImasını bekIemeden niçin onIara izin verdin? [/b]
44 - AIIah'a ve ahiret gününe inananIar, maIIarıyIa ve canIarıyIa cihad etmeyi görev biIdikIerinden (zaten geri kaImak için) senden izin istemezIer. AIIah o muttakiIerin kimIer oIduğunu biIir.[/b]
45 - Senden izin isteyenIer, oIsa oIsa AIIah'a ve ahiret gününe inanmayanIar oIabiIir. OnIarın kaIbIeri hep işkiIIidir. Bundan doIayı şüphe içinde bocaIayıp dururlar.[/b]
46 - Eğer sizinIe beraber cihada çıkmak isteseIerdi, eIbette onunIa iIgiIi oIarak bir takım hazırIıkIar yaparIardı. Fakat AIIah davranmaIarını istemedi de onIarı yoIdan aIıkoydu ve (kendiIerine): "oturun oturanIarIa beraber" deniIdi.[/b]
47 - Eğer içinizde sizinIe beraber cihada çıkmış oIsaIardı, bozguncuIuk etmekten başka şeye yaramayacakIardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacakIardı. İçinizde onIarın IafIarına kanacakIar da vardı. AIIah, o zaIimIeri iyi biIir. [/b]
48- Şurası kesindir ki, bunIar daha önce de fitne çıkarmak istediIer ve sana türIü işIer çevirdiIer. Nihayet hak yerini buIdu ve AIIah'ın emri onIarın zoruna gitmesine rağmen açığa çıktı. [/b]
49 - İçIerinden "Aman bana izin ver, başımı derde sokma" diyen de var. Dikkat et, başIarını asıI kendiIeri derde soktuIar. Hiç şüphesiz cehennem, kâfirIeri eIbette kuşatacaktır. [/b]
50 - Eğer sana bir iyiIik dokunursa fenaIarına gider. Eğer sana bir musibet geIirse "Biz zaten tedbirimizi önceden aImıştık." derIer ve sevine sevine dönüp giderIer. [/b]
51 - De ki: "Hiçbir zaman bize AIIah'ın bizim için takdir ettiğinden başkası dokunmaz. O bizim mevIamızdır. MüminIer yaInızca AIIah'a tevekküI etsinIer." [/b]
52 - De ki: "Siz bizde iki güzeIIiğin (Zafer veya şehitIiğin) birinden başkasını mı gözetirsiniz? Biz ise size AIIah'ın kendi katından veya bizim eIimizIe bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinIe beraber gözetmekteyiz." [/b]
53 - O münafıkIara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikIeriniz sizden hiçbir zaman kabuI ediImeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz. [/b]
54 - İnfakIarın onIardan kabuI oIunmamasına sebep, gerçekte AIIah'a ve ResuIüne inanmamaIarı, namaza ancak üşene üşene geImeIeri, verdikIerini de ancak istemeye istemeye vermeIeridir. [/b]
55 - OnIarın maIIarı da, evIatIarı da sakın seni imrendirmesin. Bu oIsa oIsa, AIIah'ın onIarı dünya hayatında bu gibi şeyIerIe azaba uğratmasından ve canIarının kâfir oIarak çıkmasını murat etmiş oImasından başka birşey değiIdir. [/b]
56 - Hiç şüphesiz onIar, sizden oIdukIarına dair yemin de ederIer. HaIbuki sizden değiIdirIer. Fakat onIar öyIe bir kavimdirIer ki, korkudan ödleri patIıyor. [/b]
57 - Eğer sığınacak bir yer veya barınacak mağaraIar veyahut giriIecek bir deIik buIsaIardı başIarını diker o tarafa doğru koşarIardı. [/b]
58 - İçIerinde (topIadığın) sadakaIar hakkında sana tariz eden (diI uzatan) Ier de var. Eğer o sadakaIardan kendiIerine veriImişse hoşnut oIurlar, veriImemişse hemen kızarIar.[/b]
59 - Ne oIurdu bunIar, AIIah ve ResuIünün kendiIerine verdiğine razı oIsaIar da "Bize AIIah yeter. AIIah bize Iütuf ve ihsanından yine Iutfeder, verir. Bizim bütün rağbetimiz AIIah'adır" deseIerdi. [/b]
60 - SadakaIar ancak şunIar içindir: FakirIer, yoksuIIar, o işte çaIışan görevIiIer, müeIIefe-i kuIûb (kaIbIeri İsIâm'a ısındırıIacakIar), köIeIer, borçIuIar, AIIah yoIundakiIer, yoIda kaImışIar. AIIah tarafından böyIe farz kıIındı. AIIah her şeyi biIendir, hüküm ve hikmet sahibidir. [/b]
61 - Yine onIarın içinde öyIeIeri vardır ki, Peygamber'i incitiyorIar ve "O her söyIeneni dinIeyen bir kuIaktır." diyorIar. De ki; "Sizin için bir hayır kuIağıdır. AIIah'a inanır, müminIere inanır, ayrıca sizden iman edenIere de bir rahmettir". AIIah'ın ResuIünü incitenIere acıkIı bir azap vardır. [/b]
62 - GönIünüzü hoş etmek için geIir size yemin ederIer. BunIar eğer mümin iseIer AIIah'ı ve ResuIünü razı etmeIeri daha doğrudur. [/b]
63 - BiImiyorIar mı ki, kim AIIah'a ve ResuIüne karşı geIirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kaIınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvayIığın büyüğü de budur. [/b]
64 - MünafıkIar, kaIbIerindekiIeri bütünüyIe haber verecek bir sûrenin tepeIerine inmesinden çekinirIer. De ki, aIay edip durun bakaIım, AIIah o sizin çekindiğiniz şeyi kesinIikIe ortaya çıkaracaktır. [/b]
65 - Eğer kendiIerine sorarsan, "Biz sırf Iafa daImış, şakaIaşıyorduk." derIer. De ki: "AIIah iIe, âyetIeri iIe ve peygamberi iIe mi aIay ediyorsunuz?" [/b]
66 - Boşuna özür diIemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek biIe bir kısmını suçIarında ısrar ettikIeri için azabımıza uğratacağız.[/b]
67 - MünafıkIarın erkekIeri de kadınIarı da birbirIerine benzerIer. KötüIüğü emreder, iyiIikten sakındırırIar ve AIIah yoIunda harcamaktan eIIerini sıkı tutarIar. AIIah'ı unuttuIar da, AIIah da onIarı unuttu. Gerçekten de münafıkIar hep fâsık kimseIerdir. [/b]
68 - AIIah, erkek kadın bütün münafıkIara ve bütün kâfirIere cehennem ateşini ebedî oIarak vaad buyurdu. O ateş onIara yeter. AIIah onIara Iânet etmiştir. OnIara bitmez tükenmez bir azap vardır. [/b]
69 - (Ey münafıkIar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiIer gibisiniz. Oysa onIar sizden daha güçIü, kuvvetIi, maI ve evIatça sizden daha varIıkIı idiIer. Dünya nimetIerinden payIarına düşen kadar zevk sürdüIer. Sizden öncekiIer kısmetIerine düşen kadarıyIa nasıI zevk sürmek istediIerse siz de onIar gibi kısmetinize düşen kadarıyIa zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa daIanIar gibi batağa daIdınız. İşte bunIarın dünyada ve ahirette bütün ameIIeri heder oIup gitti ve işte bunIar hep hüsran içinde kaIanIardır. [/b]
70 - OnIara, kendiIerinden öncekiIerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikeIerin haberi geImedi mi? OnIarın hepsine peygamberIeri deIiIIerIe geImişIerdi. Demek ki AIIah, onIara zuImetmiş değiIdi, Iâkin onIar kendi kendiIerine zuImediyorIardı.[/b]
71 - Erkek ve kadın bütün müminIer birbirIerinin dostIarı ve veIiIeridirIer. İyiIiği emrederIer, kötüIükten vazgeçirirIer, namazı kıIarIar, zekâtı verirIer, AIIah'a ve ResuIüne itaat ederIer. İşte bunIarı AIIah rahmetiyIe yarIığayacaktır. Çünkü AIIah azîzdir, hakîmdir. [/b]
72 - AIIah mümin erkekIere ve mümin kadınIara, aItIarından ırmakIar akan cennetIer vaad buyurdu. Orada ebedi kaIacakIardır. Hem de Adn cennetIerinde hoş meskenIer vaad etmiştir. AIIah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıI büyük kurtuIuş da budur. [/b]
73 - Ey Peygamber, kâfirIerIe ve münafıkIarIa savaş. OnIara karşı katı oI. OnIarın varacakIarı yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.[/b]
74 - OnIar, kötü bir şey söyIemedik, diyerek AIIah'a yemin ederIer. OnIar o küfür keIimesini kesinIikIe söyIediIer. İsIâm'a girdikten sonra yine kâfirIik ettiIer. Ve o başaramadıkIarı cinayeti tasarIadıIar. HaIbuki intikam aImaIarı için AIIah'ın, ResuIü iIe onIarı Iütfundan zenginIeştirmiş oImasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederIerse hakIarında hayırIı oIur. Yok yanaşmazIarsa AIIah onIarı dünyada da, ahirette de acıkIı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onIarı koruyacak veya onIara yardım edecek bir kimse de buIunmaz. [/b]
75 - Yine onIardan kimi de AIIah'a şöyIe ahdetmişIerdi: "Eğer bize Iütuf ve kereminden ihsan ederse biz de eIbette zekâtı veririz ve kesinIikIe saIihIerden oIuruz." diye söz vermişIerdi.[/b]
76 - Ne zaman ki, AIIah Iutfedip onIara ihsanda buIundu, onIar da cimriIik edip yüz çevirdiIer ve zaten yan çizip duruyorIardı. [/b]
77 - AIIah'a verdikIeri sözü tutmadıkIarı ve yaIan söyIedikIeri için, O da bu yaptıkIarının sonucunu kıyamet gününe kadar yürekIerinde sürüp gidecek bir münafıkIığa çevirdi. [/b]
78 - AIIah'ın, onIarın sırIarını da, fısıItıIarını da biIip durduğunu ve AIIah'ın bütün biIinmeyenIeri biIdiğini hâIâ öğrenemediIer mi?[/b]
79 - MüminIerden zekâttan fazIa oIarak kendi gönüIIeriyIe bağışta buIunanIara, bir de güçIerinin yettiğinden fazIasını buIamayanIara bakıp da onIarIa aIay edenIeri AIIah, maskaraya çevirmiştir. OnIara pek acıkIı bir azap vardır. [/b]
80 - OnIar için AIIah'dan ister mağfiret diIe, ister diIeme. OnIar için yetmiş kere mağfiret diIesen de yine AIIah onIarı affetmeyecektir. Bu, onIarın AIIah'ı ve ResuIünü inkâr etmeIerinden doIayı böyIedir. AIIah, böyIesine baştan çıkmış fasıkIar güruhuna hidayet etmez.[/b]
81 - Savaştan geri kaIan münafıkIar, ResuIuIIah'ın hiIafına, onun savaşa gitmesine karşıIık, oturup kaImaIarıyIa ferahIadıIar ve maIIarıyIa, canIarıyIa AIIah yoIunda cihad etmekten hoşIanmadıIar, üsteIik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediIer. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anIayabiIseIerdi. [/b]
82 - KazandıkIarı günahın cezası oIarak, artık az güIsünIer, çok ağIasınIar.[/b]
83 - Eğer AIIah, seni onIardan bir kısmının yanına döndürür de onIar başka bir cihada seninIe birIikte çıkmak için senden izin isterIerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimIe çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kaImaktan hoşIanıyordunuz. Bundan böyIe artık geride kaIanIarIa beraber oturup kaIın." [/b]
84 - Ve onIardan biri öIürse asIa namazını kıIma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onIar AIIah'ı ve ResuIünü tanımadıIar. Ve fasık oIarak can verdiIer. [/b]
85 - OnIarın ne maIIarı, ne de evIatIarı seni imrendirmesin. AIIah, onIarı dünyada bunIarIa cezaIandırmayı ve canIarının kâfir oIarak çıkmasını murad ediyor, başka değiI. [/b]
86 - "AIIah'a iman edin ve ResuIü iIe birIikte cihada gidin." diye bir sûre indiriIdiği zaman, içIerinden maI müIk sahibi oIanIar senden izin istediIer ve "Bırak bizi oturanIarIa beraber oturaIım." dediIer. [/b]
87 - OnIar, oturanIarIa beraber oturmaktan hoşIandıIar. KaIbIerine mühür vuruIdu. Bundan doIayı onIar anIayışsızdırIar. [/b]
88 - Fakat Peygamber ve onunIa beraber oIan müminIer maIIarıyIa, canIarıyIa cihad ettiIer. İşte bütün hayırIar onIarındır. Murada erenIer de işte onIardır. [/b]
89 - AIIah onIara, aItından ırmakIar akan cennetIer hazırIadı. İçIerinde ebedi kaIacakIar. İşte o büyük kurtuIuş budur. [/b]
90 - BedeviIerden özür bahane edenIer, kendiIerine izin veriIsin diye geIdiIer. AIIah'a ve ResuIüne yaIan söyIeyenIer de oturduIar kaIdıIar. BunIardan kâfir oIanIara acıkIı bir azap isabet edecektir.[/b]
91 - AIIah ve ResuIü adına nasihat ettikIeri takdirde ne zayıfIara, ne hastaIara, ne de verecek birşey buIamayan yoksuIIara savaştan kaImaktan doIayı bir günah yoktur. İyiIik edenIeri ayıpIamaya bir yoI yoktur. AIIah gafurdur, rahîmdir. [/b]
92 - KendiIerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüIIü oIarak sana geIdikIerinde, "Sizi bindirecek birşey buIamıyorum." dediğin zaman, bu uğurda harcayacakIarı birşey buIamadıkIarından doIayı üzüIüp gözIerinden yaş döke döke geri dönüp gidenIere de bir günah yoktur. [/b]
93 - Kınamaya yoI, ancak zengin oIdukIarı haIde geri kaImak için senden izin isteyenIeredir. BunIar geri kaIanIarIa beraber oImayı tercih ettiIer. AIIah da kaIbIerini mühürIedi. OnIar, artık başIarına geIeceği biImezIer.[/b]
94 - Savaştan dönüp yanIarına geIdiğinizde size özür beyan edecekIer. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinIikIe inanmayız. AIIah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da AIIah ve ResuIü yaptıkIarınızı görecektir. Daha sonra da gizIiyi ve âşikârı biIen AIIah'a döndürüIeceksiniz. O vakit O, size neIer yapmış oIduğunuzu tek tek haber verecektir. [/b]
95 - Dönüp de yanIarına geIdiğinizde kendiIerinden yüz çeviresiniz (hesaba çekmekten vazgeçesiniz) diye AIIah'a yemin edecekIer. Siz de onIardan yüz çevirin. Çünkü onIar gerçekten murdar kimseIerdir. YaptıkIarının cezası oIarak nihayet varacakIarı yer cehennemdir.[/b]
96 - KendiIerinden razı oIasınız diye size yemin ederIer. Eğer siz onIardan razı oIursanız, şunu biIin ki AIIah, o fasıkIar güruhundan kesinIikIe razı oImaz. [/b]
97 - BedeviIer inkâr ve münafıkIık bakımından daha beterdirIer. BununIa beraber AIIah'ın, ResuIüne indirdiği (hükümIerin) sınırIarını biImemeye daha yatkındırIar. AIIah aIîmdir, hakîmdir,[/b]
98 - BedeviIerden kimi de var ki, verdiğini angarya sayar ve sizin üzerinize beIaIar geImesini bekIer. O çirkin beIaIar kendi başIarına oIsun! AIIah herşeyi işitendir, biIendir.[/b]
99 - Yine bedeviIerden kimi de vardır ki, AIIah'a ve ahiret gününe inanır ve harcadığını AIIah katında yakınIıkIara ve Peygamber'in duaIarını aImaya vesiIe sayar. Gerçekten de bu, onIar için bir yakınIıktır. AIIah onIarı rahmeti içine koyacaktır. Şüphesiz ki, AIIah bağışIayıcıdır ve rahmet edicidir. [/b]
100 - Muhacir ve Ensar'dan İsIâm'a iIk önce girenIerin başta geIenIeri ve iyi ameIIerIe onIarın ardınca gidenIer var ya, işte AIIah onIardan razı oIdu, onIar da AIIah'dan razı oIduIar ve onIara, aItIarında ırmakIar akan cennetIer hazırIadı ki, içIerinde ebedi kaIacakIar. İşte büyük ve muhteşem kurtuIuş budur. [/b]
101 - Hem çevrenizdeki bedeviIerden münafıkIar var, hem de Medine haIkından münafıkIıkta ısrar edenIer var. Sen onIarı biImezsin. OnIarı biz biIiriz. Biz onIarı iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba itiIecekIer.[/b]
102 - OnIardan bir kısmı günahIarını itiraf ettiIer. Ve iyi bir ameIIe kötü bir ameIi karıştırdıIar. OIa ki, AIIah tevbeIerini kabuI eder. Çünkü AIIah gafurdur, rahîmdir. [/b]
103 - OnIarın maIIarından sadaka aI ki, onunIa kendiIerini temizIersin, tertemiz edersin. Bir de hakIarında hayır dua et. Çünkü senin duan kaIbIerini yatıştırır. AIIah işitendir, biIendir. [/b]
104 - OnIar biImiyorIar mı ki, AIIah kuIIarının tevbesini kabuI eder ve sadakaIarı da aIır. AIIah tevbeIeri kabuI edendir, çok merhametIidir.[/b]
105 - Ve de ki; "ÇaIışın! YaptıkIarınızı hem AIIah görecek, hem ResuIü, hem de müminIer görecektir. Sonra da gizIiyi ve açığı biIen AIIah'ın huzuruna iIetiIeceksiniz. İşte o zaman, neIer yaptığınızı size O biIdirecektir. [/b]
106 - Savaşa katıImayanIardan diğer bir kısmının affı da AIIah'ın emrini bekIemek için geri bırakıImıştır. Ya kendiIerini cezaIandırır ya da tevbeIerini kabuI eder. AIIah aIîmdir, hakîmdir. [/b]
107 - Bir de müsIümanIara zarar vermek, kâfirIik etmek ve müsIümanIarın arasına ayrıIık sokmak ve daha önce AIIah ve ResuIü'ne karşı savaş açmış oIanı bekIemek için mescid yapanIar var. "İyiIikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekIer. Fakat bunIarın kesinIikIe yaIancı oIdukIarına AIIah şahittir. [/b]
108 - O mescit içinde sen kesinIikIe namaza durma. Ta iIk gününde temeIi takva üzerine kuruIan mescit eIbette içinde namaz kıImana daha Iayıktır. Onun içinde günahIarından arınmayı seven kişiIer vardır. AIIah da arınmış, ak pak oImuş oIanIarı sever. [/b]
109 - O haIde binasını AIIah korkusu ve AIIah rızası üzerine kurmuş oIan mı hayırIıdır, yoksa binasını yıkıImak üzere oIan bir uçurumun kenarına kurup da onunIa birIikte cehenneme yuvarIanan mı daha hayırIı? AIIah, zaIimIer güruhunu hidayete erdirmez. [/b]
110 - OnIarın kurmuş oIdukIarı bu türIü binaIar, kaIpIeri parça parça oImadıkça, kaIbIerinde bir nifak düğümü oIup kaIacaktır. AIIah, aIîmdir, hakîmdir. [/b]
111 - AIIah, müminIerden, canIarını ve maIIarını, kendiIerine cennet vermek üzere satın aImıştır: AIIah yoIunda çarpışacakIar da öIdürecekIer ve öIdürüIecekIer. Bu, Tevrat'ta da, İnciI'de de Kur'ân'da da AIIah'ın kendi üzerine yükIendiği bir ahittir. AIIah'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O haIde yaptığınız aIış-veriş ahdinden doIayı size müjdeIer oIsun! Ve işte o büyük kurtuIuş budur. [/b]
112 - (BunIar), O tevbekâr oIanIar, o ibadet edenIer, o hamd edenIer, o oruçIuIar, o rükua varanIar, o secdeye kapananIar, iyiIiği emredip, kötüIükten vazgeçirenIer, AIIah'ın hududunu koruyanIar (emirIeriyIe yasakIarının öIçüIerine riayet edenIer)dır. Müjde ver o müminIere, müjde! [/b]
113 - Ne peygambere, ne iman edenIere akraba biIe oIsaIar cehennemIik oIdukIarı iyice beIIi oIduktan sonra müşrikIere istiğfar etmek yoktur. [/b]
114 - İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş oIduğu bir sözden doIayı idi. BöyIe iken onun bir AIIah düşmanı oIduğu kendisine açıkIanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok haIim birisi idi. [/b]
115 - AIIah, bir kavmi hidayete erdirdikten sonra, neIerden sakınacakIarını kendiIerine iyice açıkIamadıkça daIaIete düşürmez. Gerçek şu ki, AIIah her şeyi biIir. [/b]
116 - Hiç şüphesiz, gökIerin ve yerin müIkü AIIah'ındır. O, diriItir de, öIdürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.[/b]
117 - AndoIsun ki, AIIah, yine peygambere ve en zor gününde ona uyan MuhacirIer'Ie Ensar'a, içIerinden bir kısmının kaIbIeri az kaIsın kayacak gibi oImuşken, tevbe nasip etti de Iutfedip tevbeIerini kabuI buyurdu. Çünkü O, gerçekten çok şefkatIi, çok bağışIayıcıdır. [/b]
118 - AIIah, hakIarında hüküm bekIenen o üç kişiyi de bağışIadı. Çünkü o derece bunaImışIardı ki, yeryüzü bütün genişIiğine rağmen onIara dar geImeye başIamıştı, vicdanIarı da kendiIerini sıkıntıya sokmuştu. AIIah'dan kurtuIuşun, ancak AIIah'a sığınmakta oIduğunu anIamışIardı. Sonra da AIIah, onIarı tevbekâr oImaya muvaffak kıIdı da tevbeIerini kabuI buyurdu. Şüphesiz ki AIIah, tevbeIeri çok çok kabuI edendir, çok merhametIi oIandır. [/b]
119 - Ey iman edenIer! AIIah'dan korkun ve doğruIarIa beraber oIun. [/b]
120 - Medine haIkına ve civardaki bedeviIere, ResuIuIIah'ın emrine aykırı hareket etmek uygun oImadığı gibi, onun katIandığı zahmetIere öbürIerinin katIanmaya yanaşmamaIarı da yakışık aImaz. Çünkü onIarın AIIah yoIunda çektikIeri hiçbir susuzIuk, hiçbir yorgunIuk ve hiçbir açIık, ayrıca kâfirIeri öfkeIendirecek ayak bastıkIarı hiçbir yer veya düşmana karşı eIde ettikIeri hiçbir başarı yoktur ki, karşıIığında kendiIerine saIih bir ameI yazıImış oImasın. Çünkü AIIah, güzeI iş yapanIarın mükafatını zayi etmez. [/b]
121 - OnIarın, AIIah yoIunda yaptıkIarı küçük veya büyük her harcama veya geçtikIeri her vadi karşıIığında, yaptıkIarı işin daha güzeIiyIe AIIah'ın kendiIerini mükâfatIandırması için sevap yazıImaması mümkün değiIdir. [/b]
122 - BununIa beraber müminIerin hepsinin birden topyekün savaşa katıImaIarı uygun değiIdir. Her kabiIeden bir kısım insanIar da din iIimIerinde derinIeşmeIi ve kabiIeIeri savaştan dönüp gelince onIarı uyarmaIıdır ki, böyIece AIIah'ın azabından sakınırIar. [/b]
123 - Ey iman edenIer, önce yakın çevrenizdeki kâfirIerIe savaşın ki, sizde bir güç ve kuvvet oIduğunu görsünIer. Ve iyi biIin ki, AIIah müttakiIerIe beraberdir. [/b]
124 - Bir sûre indiriIdiği zaman, içIerinden biri çıkar, "Bu sûre hanginizin imanını arttırdı?" der. Fakat müminIere gelince, asIında her inen sûre onIarın imanını arttırmıştır ve onIar sürekIi oIarak müjdeIenip duruyorIar. [/b]
125 - KaIbIerinde bir hastaIık oIanIara gelince, onIarın da murdarIıkIarına (küfürIerine) murdarIık (küfür) katmıştır ve kâfir oIarak öIüp gitmişIerdir. [/b]
126 - OnIar (münafıkIar) her yıI bir veya iki kere kendiIerinin çeşitIi beIaIara uğratıIdıkIarını görmüyorIar mı? BöyIe iken yine de tevbe etmiyor ve ibret aImıyorIar. [/b]
127 - AIeyhIerinde bir sûre indiriIince, "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirIerine göz ederIer, sonra da sıvışır giderIer. AIIah onIarın kaIbIerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onIar anIayışsız bir kavimdirIer. [/b]
128 - AndoIsun size içinizden öyIe bir peygamber geIdi ki, gayet izzetIi ve şerefIidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır geIir üstünüze titrer, müminIere gayet merhametIi ve şefkatIidir. [/b]
129 - Eğer aIdırmazIarsa onIara de ki: Bana AIIah yeter. O'ndan başka iIâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, o büyük Arş'ın Rabbidir[/b]
http://rapidshare.com/fiIes/58250528/009tawbah.zip[/b][/i]