Prof. Dr. Mikail Bayram, kitabında Mevlana ile Nasreddin Hoca'nın birbirlerine düşman olduğunu öne sürdü. Nasreddin Hoca'nın Türkmen asıllı iken Mevlana'nın İran sempatizanı olduğunu belirten Prof. Dr. Bayram, dönemin iki alimi arasındaki gerginliğin temelinin Moğollar'a dayandığını iddia etti. Mevlana'nın bir Moğol ajanı olduğunu savunan Prof. Dr. Bayram şunları söyledi:
“Mevlana Anadolu'yu işgal eden Moğollarla iyi geçinmeye çalışırdı. Hatta Moğollar sıcak tutumu nedeniyle Mevlana'yı ‘Şehhü'ş- Şuyuh'ir Rum' ilan ettiler. Bu Anadolu'daki bütün şeyhlerin ve ailelerin Mevlana'ya bağlanması mecburiyetini getirir. Ayrıca Moğollar Mevlana'ya bu görevinden dolayı maaş bile bağladılar. Türkmen ailenin çocuğu olan Nasreddin Hoca ise Moğollar'ın Anadolu'yu hakimiyet altına almalarına karşın yıllarca direnmiştir. Bu direnişin bedeli de çok ağır olmuştur. Binlerce Türkmen ve Ahi, Moğollar tarafından öldürülür. Hatta Nasreddin Hoca'nın eşi Fatma Bacı, Moğollarca esir alınır.'' Kitabında Mevlana ve Nasreddin Hoca arasında Moğollar nedeniyle başlayan gerginliğin sürekli tırmandığını anlatan Prof.Dr. Bayram, her ikisinin de birbirlerine karşı düşmanlığını beyitlerine taşıdığını savunuyor. Prof.Dr. Bayram'ın iddiasına göre Mevlana bir beyitinde Nasreddin Hoca'ya ‘Ey eli ayağı olan Hace (Hoca), kaza ve kederle ayağın kırılmıştır. Sen çok gönüller kırdın, cezan karşına çıktı ve belanı buldun' derken, Nasreddin Hoca ise Mevlana'ya ‘Eş ekşi suratlı. Arkamdan aleyhime kötü sözler demişsin. Kerkesin ağzı daima necis kokar' karşılığını vermiş.
Eşcinsellik suçlaması
Prof. Dr. Bayram, kitabında Mevlana ile Nasreddin Hoca arasındaki gerginliğin zaman zaman inanılmaz boyutlara vardığını da belirterek, “Kaynaklara göre Mevlana, Nasreddin Hoca'yı cinsi sapıklıkla suçlayarak onu ahlaki çöküntü içinde bir adam olarak göstermeye çalıştı. Nasreddin Hoca'nın çocuğu olmadığı için Mevlana ve çevresi onunla alay etti. Hoca'yı hadım ve eşcinsellikle suçladı. Hatta Mevlana Divan- ı Kebir'inde Nasreddin Hoca'ya ‘Zürrriyetsiz' diye hitap etti'' diye konuştu. Prof. Dr. Bayram iddialarının Ahmet Eflaki adlı eski bir tarihçi tarafından da doğrulandığını belirtti.
Nasreddin Hoca'yı Mevlana öldürttü iddiası
1261 yılında Ahilerin başında bulunan Nasreddin Hoca'nın Türkmenlerle birlikte Moğol yanlısı Selçuklu yönetimine karşı isyan hareketi başlattığını anlatan Prof. Dr. Bayram, “Selçuklular isyanı bastırmak için Moğol asıllı ve Mevlana'nın müridi olan komutan Cacaoğlu Nureddin'i görevlendirdi. Cacaoğlu Nureddin, isyanı bastırmadan önce Mevlana'dan izin aldı.
Mevlana'da Nasreddin Hoca'nın öldürülmesine izin verdi. Sonuçta isyan bastırıldı. Ölenlerin arasında 93 yaşındaki Nasreddin Hoca ile Mevlana'nın oğlu da vardı. Mevlana'nın bu ölüm üzerine öfkesi dinmedi. Emir Nureddin Caca tarafından Konya'ya getirilen oğlunun cenaze namazını kılmadı. Nasreddin Hoca'nın ölümü üzerine, Mevlana 45 beyitlik bir manzume yazdı'' dedi.
Prof. Dr. Mikail Bayram ‘Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren- Mevlana Mücadelesi' adlı kitabında Mevlana ve Nasreddin Hoca'ya ilişkin iddiaların arkasında olduğunu, eserin 30 yıllık bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktığını sözlerine ekledi.
Not :
Yaptığım araştırma neticesinde, yukarıdaki gibi komplo teorisi olmayan , gerçek olduğunu saptadığım bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum..Yıllardır "Gel, yine gel, her ne olursan gel!” diye başlayan meşhur şiiri Mevlana'ya ait zannediyordum.. Halbuki onun şiiri değilmiş. İranlı Ebu Said Ebu’l-Hayr’a (öl. H. 440) ait bir şiirmiş. Mevlana'yla uzaktan yakından bir ilgisi yokmuş şiirin..
Kaynak : Anonim
“Mevlana Anadolu'yu işgal eden Moğollarla iyi geçinmeye çalışırdı. Hatta Moğollar sıcak tutumu nedeniyle Mevlana'yı ‘Şehhü'ş- Şuyuh'ir Rum' ilan ettiler. Bu Anadolu'daki bütün şeyhlerin ve ailelerin Mevlana'ya bağlanması mecburiyetini getirir. Ayrıca Moğollar Mevlana'ya bu görevinden dolayı maaş bile bağladılar. Türkmen ailenin çocuğu olan Nasreddin Hoca ise Moğollar'ın Anadolu'yu hakimiyet altına almalarına karşın yıllarca direnmiştir. Bu direnişin bedeli de çok ağır olmuştur. Binlerce Türkmen ve Ahi, Moğollar tarafından öldürülür. Hatta Nasreddin Hoca'nın eşi Fatma Bacı, Moğollarca esir alınır.'' Kitabında Mevlana ve Nasreddin Hoca arasında Moğollar nedeniyle başlayan gerginliğin sürekli tırmandığını anlatan Prof.Dr. Bayram, her ikisinin de birbirlerine karşı düşmanlığını beyitlerine taşıdığını savunuyor. Prof.Dr. Bayram'ın iddiasına göre Mevlana bir beyitinde Nasreddin Hoca'ya ‘Ey eli ayağı olan Hace (Hoca), kaza ve kederle ayağın kırılmıştır. Sen çok gönüller kırdın, cezan karşına çıktı ve belanı buldun' derken, Nasreddin Hoca ise Mevlana'ya ‘Eş ekşi suratlı. Arkamdan aleyhime kötü sözler demişsin. Kerkesin ağzı daima necis kokar' karşılığını vermiş.
Eşcinsellik suçlaması
Prof. Dr. Bayram, kitabında Mevlana ile Nasreddin Hoca arasındaki gerginliğin zaman zaman inanılmaz boyutlara vardığını da belirterek, “Kaynaklara göre Mevlana, Nasreddin Hoca'yı cinsi sapıklıkla suçlayarak onu ahlaki çöküntü içinde bir adam olarak göstermeye çalıştı. Nasreddin Hoca'nın çocuğu olmadığı için Mevlana ve çevresi onunla alay etti. Hoca'yı hadım ve eşcinsellikle suçladı. Hatta Mevlana Divan- ı Kebir'inde Nasreddin Hoca'ya ‘Zürrriyetsiz' diye hitap etti'' diye konuştu. Prof. Dr. Bayram iddialarının Ahmet Eflaki adlı eski bir tarihçi tarafından da doğrulandığını belirtti.
Nasreddin Hoca'yı Mevlana öldürttü iddiası
1261 yılında Ahilerin başında bulunan Nasreddin Hoca'nın Türkmenlerle birlikte Moğol yanlısı Selçuklu yönetimine karşı isyan hareketi başlattığını anlatan Prof. Dr. Bayram, “Selçuklular isyanı bastırmak için Moğol asıllı ve Mevlana'nın müridi olan komutan Cacaoğlu Nureddin'i görevlendirdi. Cacaoğlu Nureddin, isyanı bastırmadan önce Mevlana'dan izin aldı.
Mevlana'da Nasreddin Hoca'nın öldürülmesine izin verdi. Sonuçta isyan bastırıldı. Ölenlerin arasında 93 yaşındaki Nasreddin Hoca ile Mevlana'nın oğlu da vardı. Mevlana'nın bu ölüm üzerine öfkesi dinmedi. Emir Nureddin Caca tarafından Konya'ya getirilen oğlunun cenaze namazını kılmadı. Nasreddin Hoca'nın ölümü üzerine, Mevlana 45 beyitlik bir manzume yazdı'' dedi.
Prof. Dr. Mikail Bayram ‘Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren- Mevlana Mücadelesi' adlı kitabında Mevlana ve Nasreddin Hoca'ya ilişkin iddiaların arkasında olduğunu, eserin 30 yıllık bir araştırmanın sonucunda ortaya çıktığını sözlerine ekledi.
Not :
Yaptığım araştırma neticesinde, yukarıdaki gibi komplo teorisi olmayan , gerçek olduğunu saptadığım bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum..Yıllardır "Gel, yine gel, her ne olursan gel!” diye başlayan meşhur şiiri Mevlana'ya ait zannediyordum.. Halbuki onun şiiri değilmiş. İranlı Ebu Said Ebu’l-Hayr’a (öl. H. 440) ait bir şiirmiş. Mevlana'yla uzaktan yakından bir ilgisi yokmuş şiirin..
Kaynak : Anonim