- Yönetici
- #1
SouL
Yönetici
- Forum Yaşı
- 13 Yıl 6 Ay
- Mesajlar
- 17,612
- Tepkime puanı
- 26,170
Akşemsettin? Akşemsettin kimdir? Akşemsettin Nerede Doğdu? Akşemsettin Ne Zaman Vefat Etti?
Fatih Sultan Mehmetin hocası Akşemsettin kimdir? Akşemseddin (d. 1389, Şam ö. 16 Şubat 1459, Göynük) asıl adı ile Mehmet Şemseddin, çok yönlü Türk âlimi, tıp insanı ve Şemsîyye-î Bayramîyye isimli Türk tarikâtının kurucusu. Fatih Sultan Mehmedin hocası olarak bilinmektedir.
Şeyh Hamzanın oğlu olarak, 1389 yılında Şam da doğmuştur. Şeyh Hamza (Kurtboğan) ailesiyle beraber geldiği Amasyada küçük Şemsettini pek iyi yetiştirmiştir. Akşemseddinin soyu, baba tarafından Ebu Bekire dayanmaktadır. İlk tahsilini babasından alan Akşemseddin, 7 yaşında hafız olup, ailesiyle birlikte Çorum-Osmancık kazasının Sarpın kavak köyüne yerleşmiştir.
Babasının vefatından sonra Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayan Akşemseddin, müderrislik payesi aldı ve Osmancık Medresesine müderris oldu. Akşemseddin ayrıca, tıbba ve eczacılığa merak sararak tıp ilmini öğrendi. Daha önceden Abdülkâdir Geylânî, İmam-ı Gazali ve Muhammed Celaleddin-i Rumi gibi örneklerinde görüldüğü gibi, ilim tahsili ile tatmin olmayan Akşemseddin, irfan tahsili için müderrisliği ve medreseyi terk etti. Tasavvufa olan ilgisinden dolayı, Akşemseddin önce İranı dolaştı ama umduğunu bulamadığı için yeniden Anadoluya dönmek zorunda kaldı. Anadoluda ise, Akşemseddine Ankarada bulunan Hacı Bayram Veliyi tavsiye ediyorlar ve şöyle diyorlardı:
Kazandığın şu zahiri ilmini mana ilmiyle, bilgini aşk ile, akıl vergisini kalp ve gönül vergisiyle tamamlaman gerek. Bu da yalnız olmaz. Sana bir mürşit lazım. Kalk Ankaraya git. Orada Hacı Bayram Veliye müracaat et. O seni tamamlasın, bütünleşin. Sen bu dünyaya lazım bir insansın.
Ankaraya giden Akşemseddin, Hacı Bayram Velinin öğrencilerinin nefislerini kırmak, fakirlere yardım etmek ve yoksullara ikramda bulunmak için de olsa cer ve yardım kabul etmesi, çarşı pazarda devran yaptırması gibi hallerinden hoşlanmadığı için Ankaradan ayrıldı ve başka bir mürşid aramak için Halepe gitti.
Halepte bir gece rüyasında boynuna bir zincirin takılmış olduğunu, zincirin diğer ucu Hacı Bayram Velinin elinde ve kendisini Ankaraya doğru çektiğini gördü.Bunun üzerine yeniden Ankaraya döndü. Hacı Bayram Velinin yanında özel ilgi ve sıkı bir riyâzet ve mücâhadeye alınan Akşemseddin, kendisine gösterilen bu ihtimamı en iyi şekilde değerlendirdi. Kısa süre tasavvufun bütün yollarını ve inceliklerini öğrenen Aksemseddin, bu başarısından dolayı Hacı Bayram Veliden icâzet aldı ve hilafet tacı giydirildi. Bunun sonrasında Hacı Bayram Veliden aldığı izinle Ankaradan ayrıldı ve Beypazarına yerleşti. Beypazarında büyük bir şöhret bulan Akşemseddin, kısa bir süre sonra oradan da ayrılır ve İskilipe yerleşir. İskilipten de yine aynı kesrete düşme sebebiyle ayrılır ve Bolunun Göynük ilçesine yerleşir. Göynükte de yine bir değirmen ve mescid inşa ettirip, kendi çocuklarının tahsil ve terbiyesi ile meşgul olmuş, diğer taraftan mevcut eserlerini yazmış ve yedi kere hacca gidebilme imkanı bulmuştur. Akşemseddinin on iki evladı olduğundan bahsedilmekte ise de mevcut diğer kaynaklarda sadece on çocuğundan söz edilmektedir.
Akşemseddinin asıl ünü, II. Muratın emir ve isteğiyle II. Mehmedin hocalığına tayin edilişiyle başlamıştır. Akşemseddin, II. Mehmede danışmanlık yapıp İstanbulun fethine katkıda bulunmuştur. Akşemseddin çocukları, öğrencileri ve müritleriyle birlikte fetih ordusuna katılmışlardır. Akşemseddin İstanbul kuşatmasının en kritik günlerinde II. Mehmede bir mektup yazmıştır.
II. Mehmed Akşemseddin ile İstanbula girişte şehir halkı tarafından karşılanıyor, şehir halkı Akşemseddini II. Mehmed sanıp ona çiçekler uzatılıyor. Akşemseddin ise Padişah ben değilim diyerek yanındaki II. Fatih Sultan Mehmedi gösteriyordu. II. Mehmed ise Hünkar benim ama, o benim hocamdır. Çiçekler Ona Layıktır! sözüyle tebessüm ediyordu.II. Mehmed İstanbulun fethin ardından Ayasofyada hutbesini tamamladıktan sonra, minberden indi ve Akşemseddini imâmete geçirdi. Böylece Akşemseddin, fethin ilk Cuma namazını kıldırmış oldu. Ayrıca Akşemseddin, Fetihten sonra II. Mehmed isteği üzerine Ebu Eyyûb el-Ensarînin kabrini tespit ettiği rivayet edilir.
Akşemseddin, fetihten sonra, II. Mehmedin ısrarına rağmen İstanbulda kalmak istemedi, Göynüke çekildi ve 16 Şubat 1459 yılında 70 yaşında vefat etti.
Fatih Sultan Mehmetin hocası Akşemsettin kimdir? Akşemseddin (d. 1389, Şam ö. 16 Şubat 1459, Göynük) asıl adı ile Mehmet Şemseddin, çok yönlü Türk âlimi, tıp insanı ve Şemsîyye-î Bayramîyye isimli Türk tarikâtının kurucusu. Fatih Sultan Mehmedin hocası olarak bilinmektedir.
Şeyh Hamzanın oğlu olarak, 1389 yılında Şam da doğmuştur. Şeyh Hamza (Kurtboğan) ailesiyle beraber geldiği Amasyada küçük Şemsettini pek iyi yetiştirmiştir. Akşemseddinin soyu, baba tarafından Ebu Bekire dayanmaktadır. İlk tahsilini babasından alan Akşemseddin, 7 yaşında hafız olup, ailesiyle birlikte Çorum-Osmancık kazasının Sarpın kavak köyüne yerleşmiştir.
Babasının vefatından sonra Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayan Akşemseddin, müderrislik payesi aldı ve Osmancık Medresesine müderris oldu. Akşemseddin ayrıca, tıbba ve eczacılığa merak sararak tıp ilmini öğrendi. Daha önceden Abdülkâdir Geylânî, İmam-ı Gazali ve Muhammed Celaleddin-i Rumi gibi örneklerinde görüldüğü gibi, ilim tahsili ile tatmin olmayan Akşemseddin, irfan tahsili için müderrisliği ve medreseyi terk etti. Tasavvufa olan ilgisinden dolayı, Akşemseddin önce İranı dolaştı ama umduğunu bulamadığı için yeniden Anadoluya dönmek zorunda kaldı. Anadoluda ise, Akşemseddine Ankarada bulunan Hacı Bayram Veliyi tavsiye ediyorlar ve şöyle diyorlardı:
Kazandığın şu zahiri ilmini mana ilmiyle, bilgini aşk ile, akıl vergisini kalp ve gönül vergisiyle tamamlaman gerek. Bu da yalnız olmaz. Sana bir mürşit lazım. Kalk Ankaraya git. Orada Hacı Bayram Veliye müracaat et. O seni tamamlasın, bütünleşin. Sen bu dünyaya lazım bir insansın.
Ankaraya giden Akşemseddin, Hacı Bayram Velinin öğrencilerinin nefislerini kırmak, fakirlere yardım etmek ve yoksullara ikramda bulunmak için de olsa cer ve yardım kabul etmesi, çarşı pazarda devran yaptırması gibi hallerinden hoşlanmadığı için Ankaradan ayrıldı ve başka bir mürşid aramak için Halepe gitti.
Halepte bir gece rüyasında boynuna bir zincirin takılmış olduğunu, zincirin diğer ucu Hacı Bayram Velinin elinde ve kendisini Ankaraya doğru çektiğini gördü.Bunun üzerine yeniden Ankaraya döndü. Hacı Bayram Velinin yanında özel ilgi ve sıkı bir riyâzet ve mücâhadeye alınan Akşemseddin, kendisine gösterilen bu ihtimamı en iyi şekilde değerlendirdi. Kısa süre tasavvufun bütün yollarını ve inceliklerini öğrenen Aksemseddin, bu başarısından dolayı Hacı Bayram Veliden icâzet aldı ve hilafet tacı giydirildi. Bunun sonrasında Hacı Bayram Veliden aldığı izinle Ankaradan ayrıldı ve Beypazarına yerleşti. Beypazarında büyük bir şöhret bulan Akşemseddin, kısa bir süre sonra oradan da ayrılır ve İskilipe yerleşir. İskilipten de yine aynı kesrete düşme sebebiyle ayrılır ve Bolunun Göynük ilçesine yerleşir. Göynükte de yine bir değirmen ve mescid inşa ettirip, kendi çocuklarının tahsil ve terbiyesi ile meşgul olmuş, diğer taraftan mevcut eserlerini yazmış ve yedi kere hacca gidebilme imkanı bulmuştur. Akşemseddinin on iki evladı olduğundan bahsedilmekte ise de mevcut diğer kaynaklarda sadece on çocuğundan söz edilmektedir.
Akşemseddinin asıl ünü, II. Muratın emir ve isteğiyle II. Mehmedin hocalığına tayin edilişiyle başlamıştır. Akşemseddin, II. Mehmede danışmanlık yapıp İstanbulun fethine katkıda bulunmuştur. Akşemseddin çocukları, öğrencileri ve müritleriyle birlikte fetih ordusuna katılmışlardır. Akşemseddin İstanbul kuşatmasının en kritik günlerinde II. Mehmede bir mektup yazmıştır.
II. Mehmed Akşemseddin ile İstanbula girişte şehir halkı tarafından karşılanıyor, şehir halkı Akşemseddini II. Mehmed sanıp ona çiçekler uzatılıyor. Akşemseddin ise Padişah ben değilim diyerek yanındaki II. Fatih Sultan Mehmedi gösteriyordu. II. Mehmed ise Hünkar benim ama, o benim hocamdır. Çiçekler Ona Layıktır! sözüyle tebessüm ediyordu.II. Mehmed İstanbulun fethin ardından Ayasofyada hutbesini tamamladıktan sonra, minberden indi ve Akşemseddini imâmete geçirdi. Böylece Akşemseddin, fethin ilk Cuma namazını kıldırmış oldu. Ayrıca Akşemseddin, Fetihten sonra II. Mehmed isteği üzerine Ebu Eyyûb el-Ensarînin kabrini tespit ettiği rivayet edilir.
Akşemseddin, fetihten sonra, II. Mehmedin ısrarına rağmen İstanbulda kalmak istemedi, Göynüke çekildi ve 16 Şubat 1459 yılında 70 yaşında vefat etti.