
Ama öyle…
Bildiğin tüm çirkinlikler karşısında söyleyebildiğin…
Ve söyleyebileceğin iki kelime bu:
Ama öyle…
Nedir bu, “Ama öyle…”
İstersen onu evir çevir ve; böyle, şöyle, öyle… de ona.
Manası değişmeyecek.
Çünkü bazı gerçekler sahipsizdir çocuğum.
Onları düşünmekle, istemekle, yapmakla, yaşatamazsın.
Ve ayrıca bunun adına köşeye sıkışmak da diyemezsin,
Değildir çünkü…
Bu düpedüz insan savaşıdır çocuğum.
O öyle bir savaştır ki; sen onun karşısında yapayalnız kalıverirsin.
Ve ona dört mevsimle sarılmakla -sarılmamak arasında yaşarken…
Ona böyle uzaktan bakmayı öğreniverirsin.
İşte o anda anlarsın; canlı ve cansız tüm küreyi.
O kocaman çiçek buketi gibi, dökülürken günler sonra…
Ona dönüp ancak şunu diyebilirsin:
Ama öyle…
Nedir bu, “Ama öyle…”
Öğreniverirsin; hayatla evlenip sonra ondan boşanmayı.
Evet, ama öyle.
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde / Ama Öyle