
Durağanlık anlamına gelen ‘Atalet’ kavramı karşı direnç içerir. Tanım fiziksel açıdan; bir cisimi harekete geçirmek için uygulanan kuvvete karşı, cisimin direnç göstermesi ve harekete geçmemek için mücadele etmesinden doğar.
Bir yere doğru hareket eden ya da yönelim gösteren cisimi başka yöne hareket ettirmek istediğinizde onun karşı koyduğunu düşünün, işte sizin aşmanız gereken bu dirence atalet denir. Direnç içermesine rağmen atalet kavramı, pasif bir karakter sergiler.
Çünkü bulunduğu cisime-objeye artı değer - bir özellik katmaz. Bu kavram, eylemsizlik ilkeleri dahilinde de hala fizikte kullanılmaktadır.
Tanımladığımız atalet kavramını sosyal hayata entegre ettiğimizde de birçok farklı alanda karşımıza çıktığını görürüz. Zaten bu kavram, sosyal açıdan Platon’un mağara metaforunda da işlenmiştir.
Örneğin, edindiğiniz alışkanlıklardan, yaşadığınız şehirden ya da takılı kaldığınız şeylerden dış faktörler sizi farklı yöne hareket ettirmeye çalışılsa da sizin direnç göstermeniz ve bu pasif direnci gösterirken bir artı-değer, yeni bir özellik edinmemeniz atalet kavramını karşılar.
Bu duruma duygusal -sosyal atalet de diyebiliriz.