Mustafa Kemalin önderliğinde Anadolu, kurtuluş hareketine hazırlandığı günlerde, Ankarada diğer şehirler gibi huzursuzdu. Birinci Dünya Savaşının galip devletlerini, birer İngiliz ve Fransız birliği temsil ediyordu. Yabancı askerlerin hoş olmayan hareketleri halk arasında tepkiyle karşılanıyordu. Ankaranın ileri gelenleri, düşmana karşı direnme kararı aldı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurdu. Mustafa Kemal, Temsil Heyetini oluşturan arkadaşlarıyla beraber 27 Aralık 1919 Cumartesi günü üç otomobillik bir kafileyle Sivas, Kırşehir, Kaman üzerinden Ankaraya geldi. Dikmen sırtlarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Mustafa Kemal Paşanın bu tarihi günü bir bildiriyle ulusuna duyururken: Şimdilik Temsil Heyetinin merkezi Ankaradır
Vatandaşlarım! ne şu, ne bu kuvvet bizi kurtarabilir. Bizi sizin gibi fedakar ve cesur halkımız kurtarır sözleri heyecan uyandırdı. Mustafa Kemal ve arkadaşları o gece ve sonraki günler, Keçiören yolu üzerindeki Ziraat Mektebinde misafir edildiler.
Ziraat Mektebinde ve çevresinde geçen olaylar, Kurtuluş Savaşının başlangıç günlerinde Kemal Paşanın yakın silah arkadaşlarının içinde bulundukları inanılmaz güçlüklerle doludur. Bu olayları Büyük Nutuktan, tarihi belgelerden, Onun yakın silah arkadaşlarının bıraktıkları anılardan ve o günleri yaşayanlardan öğreniyoruz.
Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919dan Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış günü olan 23 Nisan 1920 tarihine kadar geçen dört aya yakın süre ile bu binada çalışmıştır. Bu iki tarih arasında Heyet-i Temsiliye olarak alınan bütün kararlar bu binada hazırlanmış; ayrıca kurulan bir telgrafhane vasıtasıyla bütün yurtla temas sağlanmıştır.
Artık yeni Türkiyenin kalbi Ankarada çarpacaktı. O yıllarda Ankara, yirmi bin nüfusuyla gelişmemiş bir köyü andırmakta; kent, Kale ile bugünkü Ulus Meydanı arasında uzanmaktaydı. Birkaç resmi taş binanın dışında dikkat çeken yapı yoktu. Evlerin çoğunun damları düz, görünümleri toprak rengindeydi. Şehir, ağaçtan, yeşillikten yoksun, çıplak bir bozkırı andırıyordu.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının gelmesiyle Ankarada heyecanlı günler başladı. Bunlardan birincisi 23 Nisan 1920de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışıydı. Şehir yavaş yavaş canlanıyordu. Zaman Zaman cepheden hem sevindirici, hem de tatsız haberler geliyor, hatta Polatlı yönünden top sesleri duyuluyordu. 3 Ağustos 1921 günü birkaç Yunan uçağı bombalarını istasyon civarına boşaltıp uzaklaştı.
Karargahını Ziraat Mektebinde kuran Mustafa Kemal Paşa, gece gündüz demeden burada çalışırken; bütün faaliyetlerini, daha o zamanlarda başlayan demokratik bir anlayışla Temsil Heyeti adına yapıyordu.
Kurtuluş Savaşı sırasında ölüm-kalım hareketinin merkezi haline gelen Ankara, Mustafa Kemal tarafından Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olarak ilan edildi (13 Ekim 1923). Mustafa Kemal Paşa, vilayetlerden seçilerek gönderilen milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığına getirildikten bir süre sonra çalışmalarını istasyondaki Taş Binada sürdürdü. Ne Ziraat Mektebi, ne de istasyondaki bina Mustafa Kemale sürekli oturması için elverişli değildi. Ruşen Eşrefin önerisi üzerine Çankayayı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Çankayası yapan Çankayadaki bağ evini gidip gördü ve beğendi.
Ziraat Mektebinde ve çevresinde geçen olaylar, Kurtuluş Savaşının başlangıç günlerinde Kemal Paşanın yakın silah arkadaşlarının içinde bulundukları inanılmaz güçlüklerle doludur. Bu olayları Büyük Nutuktan, tarihi belgelerden, Onun yakın silah arkadaşlarının bıraktıkları anılardan ve o günleri yaşayanlardan öğreniyoruz.
Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919dan Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış günü olan 23 Nisan 1920 tarihine kadar geçen dört aya yakın süre ile bu binada çalışmıştır. Bu iki tarih arasında Heyet-i Temsiliye olarak alınan bütün kararlar bu binada hazırlanmış; ayrıca kurulan bir telgrafhane vasıtasıyla bütün yurtla temas sağlanmıştır.
Artık yeni Türkiyenin kalbi Ankarada çarpacaktı. O yıllarda Ankara, yirmi bin nüfusuyla gelişmemiş bir köyü andırmakta; kent, Kale ile bugünkü Ulus Meydanı arasında uzanmaktaydı. Birkaç resmi taş binanın dışında dikkat çeken yapı yoktu. Evlerin çoğunun damları düz, görünümleri toprak rengindeydi. Şehir, ağaçtan, yeşillikten yoksun, çıplak bir bozkırı andırıyordu.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının gelmesiyle Ankarada heyecanlı günler başladı. Bunlardan birincisi 23 Nisan 1920de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışıydı. Şehir yavaş yavaş canlanıyordu. Zaman Zaman cepheden hem sevindirici, hem de tatsız haberler geliyor, hatta Polatlı yönünden top sesleri duyuluyordu. 3 Ağustos 1921 günü birkaç Yunan uçağı bombalarını istasyon civarına boşaltıp uzaklaştı.
Karargahını Ziraat Mektebinde kuran Mustafa Kemal Paşa, gece gündüz demeden burada çalışırken; bütün faaliyetlerini, daha o zamanlarda başlayan demokratik bir anlayışla Temsil Heyeti adına yapıyordu.
Kurtuluş Savaşı sırasında ölüm-kalım hareketinin merkezi haline gelen Ankara, Mustafa Kemal tarafından Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olarak ilan edildi (13 Ekim 1923). Mustafa Kemal Paşa, vilayetlerden seçilerek gönderilen milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığına getirildikten bir süre sonra çalışmalarını istasyondaki Taş Binada sürdürdü. Ne Ziraat Mektebi, ne de istasyondaki bina Mustafa Kemale sürekli oturması için elverişli değildi. Ruşen Eşrefin önerisi üzerine Çankayayı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Çankayası yapan Çankayadaki bağ evini gidip gördü ve beğendi.