Atatürk'ün üvey babası olduğunu biliyor muydunuz?
Atatürk'ün üvey babası oldugunu biliyor muydunuz? Ben yeni ögrendim. İlk duydugum andan itibaren de saskınlık içinde çevremdeki herkese soruyorum, bilen yok. Annesi Zübeyde Hanım'ın, esi öldükten sonra Atatürk 8 yasındayken üç çocuklu Ragıp Bey ile evlendigini, dogdugu iddia edilen Selanik'teki evin aslında büyüdügü ev oldugunu ve onu askeri okula üvey agabeyi Süreyya Bey'in kaydettirdigini... Ayrıntılar uzayıp gidiyor. Tarih de sanki benim için bastan yazılıyor. Anneannesi Ruhiye Hanım, Atatürk'ün üvey kız kardesi olan Ferhat Babür, anılarını anlattıkça saskınlıgım artıyor. Ansiklopedilerde tek satır, bazı tarih kitaplarında kısaca yer verilen bu tarihsel bilgileri ilk kez duymanın saskınlıgını yasıyorum. Anneannesinin agzından dinledigi anıları bize aktaran 75 yasındaki Ferhat Babür, Türkiye'nin ilk atom mühendislerinden. İzmir'de dogmus, daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a yerlesmis. Onlarla birlikte yasayan anneannesi Ruhiye Hanım 1943'te 63 yasında vefat etmis. Ferhat Bey, yıllarca tarih kitaplarında Atatürk'ün üvey babasından bahsedilmemesine o sanki alısmıs. Yine de artık herkesin gerçekleri bilmesi gerektigini ve tarihteki yerini almasını istiyor. simdi söz Ferhat Babür'ün...
ATATÜRK'ÜN ÜVEY BABASI KİM?
Selanik Gümrükler Basmüdürü Ragıp Bey, esi Afet Hanım'ın genç yasta ölümüyle 3 çocuguyla dul kalıyor. Çocukları Süreyya, Hakkı ve Ruhiye. Anneannem Ruhiye en küçük kardes. (Bazı kayıtlarda Rukiye diye geçse de anneannemin adı Ruhiye'dir.) Anneannemin babası, esi öldükten sonra bir yıl bekar kalıyor. Atatürk'ün babası Ali Rıza Bey ölüp Zübeyde Hanım dul kalınca 1889 yılında kendisi gibi dul olan Ragıp Bey'le evleniyor.
SELANİK'TEKİ EV
Zübeyde Hanım, ikinci kez evlenince Selanik'te, Atatürk'ün 'dogdugu ev' denilen, halbuki dogdugu degil 8 yasından itibaren büyüdügü ve subay çıkıncaya kadar gelip kaldıgı Ragıp Bey'in evine geliyor. Zübeyde Hanım, kendi çocuklarına biraz daha fazla özen gösterirmis. Anneannemin agabeyi Hakkı, Zübeyde Hanım'ı hiç sevememis.
ÜVEY AĞABEYİNE ÖZENİYOR
Ragıp Bey'in en büyük oglu Süreyya Bey, babası Zübeyde Hanım'la evlendiginde subaymıs. Atatürk ona özenmis. Süreyya Bey de onu alıp askeri okula yazdırmıs. Süreyya Bey, iddiaya göre Atatürk'e bir de bıçak hediye etmis, "Gerektigi zaman bunu kullanabilirsin" demis.
KARDEsLERİYLE ARASI İYİYMİs
Atatürk'ün üvey babası ve kardesleriyle arası çok iyiymis. Zaten böyle olmasa Süreyya Bey de onu askeri okula yerlestirir mi? Anneannem de Atatürk'ü çok sevdigini söylerdi.
EVLİLİK REDDEDİLİYOR
Atatürk subay çıktıktan sonra Zübeyde Hanım ile Ragıp Bey, kendi aralarında çocuklarını evlendirmeye karar vermisler. Atatürk ile benim anneannemi, Makbule Hanım ile de Süreyya Bey'i evlendirmek istemisler. Atatürk subay çıktıktan sonra bir gün evde büyük bir yemek sofrası hazırlanmıs. Süreyya Bey, genelde kıslada kalırmıs. O gün özel olarak çagrılmıs. Herkes bir araya geldikten sonra evlilik fikri ortaya atılmıs. Hiçbiri bunu kabul etmemis. Bu aralarında sogukluk yaratmıs.
TÜRKİYE'YE GÖÇ
Atatürk, Selanik'ten ayrıldıktan sonra Lozan Mübadelesi ortaya çıkmıs. Bu arada Ragıp Bey, Zübeyde Hanım'dan ayrılmıs. Ayrıldıktan sonra zor durumda kalmaması için "Sen Türkiye'ye git, Makbule ve Ruhiye'yi de yanına al" demis. Hakkı, onlarla gitmeyi kabul etmemis. Yalnız gitmek istemis. Ragıp Bey de Selanik'te kalmayı tercih etmis. Lozan Mübadelesi'ne göre herhangi birinin orada kalma hakkı yoktu artık.
İLK DURAK İSTANBUL
Zübeyde Hanım, anneannem ve Makbule Hanım, Selanik'ten ayrıldıktan sonra önce İstanbul'a gelip buradan İzmir'e geçiyorlar. Yanlarında tapu da getirmedikleri için mübadelede hiçbir sey alamıyorlar. Zübeyde Hanım Karsıyaka'ya yerlesiyor. Makbule Hanım daha sonra İzmir'den tekrar İstanbul'a gelmis. Ben çocukken Konak'ta oturuyorduk. Hemen her hafta bize Zübeyde Hanım'ın kardesi Emine Hanım ziyarete gelirdi.
ZÜBEYDE HANIM'A ÜVEY KIZI BAKMIs
Bir gün kızkardesi Emine Hanım, anneanneme "Zübeyde Hanım çok hasta, ona senin bakmanı istiyor" demis. Makbule Hanım, İstanbul'da bir polisle evli oldugu için İzmir'e gelememisti sanırım. Zübeyde Hanım ölene kadar ona anneannem bakmıs. Hatta anneannem "Zübeyde Hanım'ın agzına zemzem suyunu bile ben vermistim" demisti.
ATATÜRK'ÜN TELGRAFI
Anneannemin her zaman üzüntüyle bahsettigi bir olay vardı, tabii onu belgelere geçirmek çok zor. Zübeyde Hanım, hasta yatagındayken Atatürk'ü son bir kez daha görmek istemis. Anneanneme "Aman kızım bir telgraf çeksene" demis. Anneannem de bir telgraf çekmis. Atatürk'ten "Çok yogunum, vatan her seyden mukaddestir. Sag kalırsan görüsürüz, kalmazsan allah rahmet eylesin'' yazan bir telgraf gelmis. Anneannem bu telgrafı Zübeyde Hanım'a söyleyememis, yırtıp atmıs. Bazı tarihçilere göre ise Zübeyde Hanım'a Latife Hanım bakmıs. Hatta "Zübeyde Hanım'a Latife Hanım baktıgı için Atatürk onunla evlenmis" seklinde yazdılar. Bunların hiçbiri dogru degil.
HAKKI BEY NEREDE?
Anneannemin diger agabeyi Hakkı Bey, Selanik'ten tek basına İstanbul'a gelmis. Anneannemle bir kez bulusmustu. O yıllarda Demiryollarında kondüktördü. Daha sonra kendisinden haber alamadık.
Atatürk sessiz bir çocukmus
Anneannemin anlattıgına göre Atatürk küçükken çok sessiz, kendi halinde bir çocukmus. Böylesine sakin bir çocugun ilerde Kurtulus Savası'nı gerçeklestirerek bu kadar büyük basarı saglamasına anneannem çok sasırırdı. "Yaptıklarını izlerken onunla daima iftihar ediyorduk, ama çocukken böyle olacagı hiç kimsenin aklına gelmezdi'' derdi.
YUNANLILAR'DAN KALAN EV
Zübeyde Hanım vefat ettikten sonra Atatürk annemi buldurup evlenip evlenmedigini, çocugu olup olmadıgını sormus. Valiyi çagırmıs ve "Ruhiye Hanım'a Yunanlılar'dan kalan bir evi verin'' demis. İzmir'de anneanneme ait bir ev vardı. Biz İstanbul'a gelirken bu ev satılmıstı.
DEDEM MEMURDU
Anneannem Ahmet Fevzi Bey ile evliydi. Dedem Anadolu Ajansı'nda memur olan Arnavut asıllı bir beydi. Tek çocugu benim annemdi, ona da kendi annesinin ismini vermis: Afet. Biz iki kardesiz, agabeyimin ismi de Mehmet Süreyya.
SÜREYYA BEY NASIL ÖLDÜ?
Atatürk'ün üvey agabeyi yüzbası Süreyya Bey'in ölümü hakkında çesitli söylentiler var. (Ferhat Babür'ün anlattıklarına göre öldürülmüs. Bazı kaynaklara göre de intihar etmis.)
TARİH KİTAPLARI DÜZELTİLMELİ
Bu eksik bilgilerin artık tarih kitaplarında da yerini alması lazım. Üvey babası olması Atatürk'ü küçülten bir olay degil. Babası ölmüs buna ragmen üveybabasının himayesinde okumus. Onun için bir onur meselesi.
Dolmabahçe'de ziyaret edemedi
Bulca'nın tanıklıgı.
1935'te sünnet oldugumuzda, Atatürk'le kan bagı olan ve en yakın arkadası Fuat Bulca'ya anneannem haber vermek için telgraf çekmis. O zamanın parasıyla 100'er bin lira göndermisler. Biz anneannemle sık sık İstanbul'a gelirdik ve Fuat Bulca'yı da her gelisimizde görürdük. Son gelisimizde 1938 eylülüydü. Fuat Bulca o dönemde hem Rize milletvekili, hem de Türk Hava Kurumu'nun Genel Baskanı, İs Bankası ve seker Fabrikaları Genel Müdürü'ydü. Biz İstanbul'a geldigimizde Fuat Bulca, anneannemi Dolmabahçe'ye hasta olan Atatürk'ün yanına götürmek istedi. Anneannem de "Saglıgında göremedim simdi hastayken gidemem" dedi. Fuat Bulca "Niye gitmiyorsun, bak torunların ilkokulda, babalarının durumu iyi degil. Bunlar ilerde nasıl okuyacak? Gidersen Atatürk hatırlayıp bir sey bırakabilir'' dedi. Anneannem "Ben saglıgında hiç aramamısım, simdi hiç gitmem'' dedi. Anneannem gayet sakin, ılımlı bir insandı, ama çok gururluydu. Fuat Bulca'nın dedigini yapıp Atatürk'ü ziyaret etseydi belki ona vasiyetinde bir seyler bırakabilirdi.
OKUL KİTAPLARINDAKİ BİLGİLER
Çocukluk yıllarında okul kitaplarında Atatürk'ün Selanik'teki evde dogup büyüdügü hakkındaki bilgileri anneanneme aktardım. "Hayır, o Atatürk'ün büyüdügü ev olmalı, dogdugu degil" dedi. Ona "Niye kitaplarda böyle yazılıyor? Niye açıklama yapmıyorsun?" diye sordugumuzda, "Öyle bir seye gerek yok. Reisicumhur oldugu için, prestijini sarsmaya gerek yok'' dedi. Eminim, Atatürk'ün hayattayken üvey babasından hiç söz etmemesi anneannemi rahatsız etmistir. "Onu bu duruma getiren Süreyya agabeyimdir'' derdi.
Tarihçiler ne diyor?
Prof. Dr. serafettin Turan (Osmanlı tarihi uzmanı, eski müstesar)
Okul kitapları yazmıyor
"Atatürk'ün üvey babasının bilinmemesi degil, Milli Egitim Bakanlıgı'nın müfredatındaki tarih kitaplarının durumu önemli. Okul kitapları 1930'da müfredat programına alındı. 1934'te de yüksek ögretimde inkılap tarihi basladı. Ne yazık ki yüksek ögretimde bile Cumhuriyet tarihi istenilen dogrultuda okutulmadı. Lise bilgileri tekrarlatıldı. Günümüzde ortaokul, lise ve üniversite tarih kitaplarında 1950'den sonrası yoktur. Gençlerimiz son 50 yılı bilmez. Herkes 'Atatürkçüyüm' der, tarihe el atar ama okudugu iki kitaptan ibarettir. Atatürk'ün üvey babası hakkında sevket Süreyya Aydemir'in 'Tek Adam', Ali Fuat Cebesoy'un 'Sınıf Arkadasım Mustafa Kemal' gibi kitaplarla Zübeyde Hanım'ın , Makbule Hanım'ın ve Salih Bozok'un anılarında bilgiler yer alıyor. Bir tarihçi olarak ben ancak belgelere dayanan bilgilere itibar ederim.''
Atatürk üvey babasını anlatıyor
"Zübeyde Hanım'ın Ragıp Bey ile ikinci bir evlilik yapması, ana ile ogul arasında dikkatlerden kaçmayan bir sorun da yaratmıstı. Ragıp Bey, Teselya Yenisehir'den Selanik'e göçmüstü. Esini yitirmis, dört çocuguyla dul kalmıstı. Süreyya ve Hakkı adlarında 2 oglu ile birinin adı Rukiye olan 2 kızı vardı. Zübeyde Hanım'la evlendiginde Mustafa ve Makbule kardesler için psikolojik de olsa bir üvey baba ve üvey kardesler sorunu bas göstermisti. Makbule bu yeni hayata ayak uydurmakta gecikmemisti ama Mustafa üvey babanın bulundugu çatı altında oturmak istememisti. ... Atatürk yasamının sonlarında üvey babasından söz ederken 'Bana karsı çok saygılı davranmıs, büyük adam muamelesi etmistir' diye olumlu bir görüs sergilemisti ama evden ayrılısını Afet İnan'a babasını yitiren bir çocugun isyanı olarak söyle açıklamıstı: "Anamın böyle bir aile bagı yapmasını takdir ettim. Ancak çocukluk duygum isyandan ibaretti." (Kaynak: Prof. Dr. serafettin Turan / Mustafa Kemal Atatürk / Bilgi Yayınevi)
Çagatay Anadol (yazar, yayıncı)
Alıntıdır.