Batının antik çağlardaki adı Partheniadır. Yerleşim Parthenious ırmağının kenarında kurulduğundan ırmağın adını almıştır. Bu isim Sular İlâhesi" Muhteşem Akan Su ve tanrıça Athenanın sıfatlarından olan Genç Bakire veya Genç Kızlar İçin Koro Türküleri manalarında Zeus tarafından konulmuştur. Gerçekten Bartın hala genç ve bakir, Irmak ise türküler gibidir o muhteşem akışıyla Tanrı Artemisin bile Parthenious kenarında avlanırken saçlarına nergis çiçekleri taktığı, yıldızlardan yapılmış elbiseler giydiği söylenir. Hatta ara sıra gelip bu ırmakta yıkandığı, ırmak etrafında oturanların ona taptığı mitolojilerde yazılıdır.
İlk sahipleri olan Gaskalar ve Hititlerden sonra Frig ve Fenike, İon-Milet, Kimmer, Lidya, Pers, Makedon ve Helen, Roma-Bizans-Ceneviz ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır.
M.Ö. 70 yılında Anadoluya giren Romalılar Pontus Krallığının Egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Roma döneminde Bitinya ve Pontusun Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra ise bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu.
M.S.395 yılına kadar Roma İmparatorluğunun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizansın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizansın hakimiyetinde kaldı.
Bartın ve çevresi Bizanstan sonra 11.YY sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti.200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları Beyliği ve 1392den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer aldı.
1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve Çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Anadoluda Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop seçti.
1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdardan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti. Fatih Boluya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliğinin devamı sayılan İsfendiyaroğullarının Beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli eşyalar göndererek bağlılığını bildirdi. Yoluna devam eden Fatih Sultan Mehmet Han Ekim ayında Bartına gelip ordugahını bugünkü Orduyerine kurdu. Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyorundan kan dökülmemeden Amasrayı teslim aldı.
Bartın,Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliğine bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağına bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin Pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1867 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.
Bartın, Osmanlı döneminde, zengin orman kaynaklarını kerestecilik yoluyla üretime açmış, donanmanın kadırga ve kalyon ihtiyaçlarını karşılayan gemi yapımcılığı ile ünlenmiştir. Ayrıca bölge 1700 yıllarında Pazar yeri olarak gelişmiş, 1800 yıllarından sonra da ticaretini İstanbula kadar ulaştırmıştır. Öyle ki Bartın ırmağı, 500 tonluk gemilerin deniz kenarındaki Boğaz mevkiinden başlayarak 14 km. lik bir mesafeyi kat edip Bartın şehir merkezine kadar gelebildiği Türkiye'de ki tek ırmaktır.
Cumhuriyet döneminde ise Amasra Taş Kömürü Kurumu ile başlayan sanayi yatırımları son yıllarda önemli gelişmeler göstermiştir. Özel sektörün orman, gıda, kağıt ve ambalaj, kimya ve plastik, taş ve toprak, metal eşya ve makime-teçhizat ile tekstil ve konfeksiyon yatırımları, Bartın Organize Sanayi Bölgesinin de kurulmasıyla ivme kazanmıştır.
1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın 1924 yılında Zonguldakın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir.
Bartın 07 Eylül 1991 tarihinde, 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur. Bartının halen Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 266 köyü vardır.
İlk sahipleri olan Gaskalar ve Hititlerden sonra Frig ve Fenike, İon-Milet, Kimmer, Lidya, Pers, Makedon ve Helen, Roma-Bizans-Ceneviz ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır.
M.Ö. 70 yılında Anadoluya giren Romalılar Pontus Krallığının Egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Roma döneminde Bitinya ve Pontusun Paflagonyadaki bölümü Bitinya-Pontus eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra ise bu eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu.
M.S.395 yılına kadar Roma İmparatorluğunun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizansın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizansın hakimiyetinde kaldı.
Bartın ve çevresi Bizanstan sonra 11.YY sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti.200 yıllık Selçuklu döneminden sonra 1326da Kastamonu yöresine hakim olan Candaroğulları Beyliği ve 1392den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer aldı.
1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve Çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Anadoluda Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop seçti.
1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdardan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti. Fatih Boluya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliğinin devamı sayılan İsfendiyaroğullarının Beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli eşyalar göndererek bağlılığını bildirdi. Yoluna devam eden Fatih Sultan Mehmet Han Ekim ayında Bartına gelip ordugahını bugünkü Orduyerine kurdu. Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyorundan kan dökülmemeden Amasrayı teslim aldı.
Bartın,Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliğine bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağına bağlandı. Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin Pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1867 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.
Bartın, Osmanlı döneminde, zengin orman kaynaklarını kerestecilik yoluyla üretime açmış, donanmanın kadırga ve kalyon ihtiyaçlarını karşılayan gemi yapımcılığı ile ünlenmiştir. Ayrıca bölge 1700 yıllarında Pazar yeri olarak gelişmiş, 1800 yıllarından sonra da ticaretini İstanbula kadar ulaştırmıştır. Öyle ki Bartın ırmağı, 500 tonluk gemilerin deniz kenarındaki Boğaz mevkiinden başlayarak 14 km. lik bir mesafeyi kat edip Bartın şehir merkezine kadar gelebildiği Türkiye'de ki tek ırmaktır.
Cumhuriyet döneminde ise Amasra Taş Kömürü Kurumu ile başlayan sanayi yatırımları son yıllarda önemli gelişmeler göstermiştir. Özel sektörün orman, gıda, kağıt ve ambalaj, kimya ve plastik, taş ve toprak, metal eşya ve makime-teçhizat ile tekstil ve konfeksiyon yatırımları, Bartın Organize Sanayi Bölgesinin de kurulmasıyla ivme kazanmıştır.
1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın 1924 yılında Zonguldakın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir.
Bartın 07 Eylül 1991 tarihinde, 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur. Bartının halen Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 266 köyü vardır.