Hayatınız boyunca destek alıp varlığıyla güç bulduğunuz, nasıl olsa o var dediğiniz kişiler birgün çıkıp gittiklerinde, hayat karşısında çaresiz ve güçsüz hissedersiniz. Yaşam, bunu affetmeyecek kadar zalimdir. Çünkü bugünlerde hayat, kendini çaresiz hissedip, karşısında dik duramayanlarla beslenir hale gelmiştir.
Etrafınızda saygı duydugunuz ve varlığıyla size güç verenlerden feyz alıp onların yokluklarına kendinizi hazirlamazsaniz. Sizden güç alanlarada bunu anlatıp, yokluğunuza hazırlamalısınız.
Birinin değeri ne kadar fazlaysa, gittiginde bıraktığı boşluk o denli büyük ve doldurulamaz olacaktir. Hayatin her dönem böyle devam eden bir döngüsü olduğunu unutmadan, siz olasanızda olmasanızda bu düzenin böyle gelip gideceğinin bilincinde olmalısınız.
Anlık mutluluklar ve çıkarlar üzerine kurulmuş bir yaşantınız varsa, dostunuzda çok olur akrabanızda. Unutmayın, sizin çıkar üzerine dostluk arkadaşlık ettiğiniz kişiler sizinle aynı fikirde olduğu ve sizden farkı olmadığı için size yakındır. Böyle insanlar yerinizde saymanıza neden olur. Siz aman boşver bugün laylaylom yarin allah kerim derken bu yaşamınz olur ve böyle sürer gider. Bu hayatta zaman hep kendi hesabına çalışır.
En kötü gününüzün bile çabucak geçmesi için dua etmeyin. Zaman, insanlığın en yaşlı öğretmenidir. Ağır ağır öğretir. Çabuk geçip gitmesini istediğiniz her desten muhakak sizi bütünlemeye kaldıracaktır. İnsan hamdır. Acılar pişirir, mutluluk ise olması gerekendir.
Kadıköyde kadim dostumla sohbetimizde zaman geçtikçe insanların yasadıkları olaylar karşısında daha az canılarının yandıklarından bahsediyorduk. O gün ona tebessüm ederek, bunun bizlerden çalınan hiseler olduğunu, daha az canımızın yanmamasının hissizlesmemiz olduğunu söylemiştim. Artık koymuyor demek yada artik canım yanmıyor demek yada artik eskisi gibi mutlu olamıyorum demek bazı şeylerin yitip gittiğine işarettir. Ve zamanla bu tat alamama içi boş birer et yığını haline cevirecektir adem oğullarını. Herşeye böyle alışıp hiç bir şeyin sizi etkilmediğini bir hayal etsenize..
Her türlüsünü gördüm insanın. Yalan söyliyenini, yarı yolda bırakanını, dünyanın merkezi olmak isteyenini, başka biri olmak isteyenini aklınıza gelebilecek her türlü insanı ve bürüne bilecekleri en çirkin halleri gördüm.. Hepsinin ortak yanı, kendilerini bir başkalarına arıyor olmalarıydı. Yasam boyunca bir çoğumuz kim olduğunu bilmeden yaşar. Kimi bildiğini sanarak, kimide kendini aradığını sanarak. Kendini kendini büyütebilen insan kendi kendini eğitebilen insan en cok kendiyle konuşabilendir. En çok kendini dinleyen. Kendi iç sesine tahammul edemeyen, başkasını nasıl dinler? Nasıl anlar?
İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu saf ve temiz duyguların en hızlı şekilde içi boşaltılanlar olduklarını gördüm hep. Herşeyi basite indirgeyip sadece tüketen ve sonunu getiren birer öğütcü olmuşuz. Ve bu her geçen gün dahada hızlanarak devam ediyor. İnsanlar duygularla varolurlar. Duygularınız yok olursa, düşünme ihtiyacınızda kalmaz bunu hiç aklınıza getirdiniz mi?
Ben yaşamım boyunca, karşımdakini düşünmekten kaybettiğim söylenerek eleştirildim. Ama hep karşıma onları onlardan çok düşünmem gereken insanlar çıktı. Bazen kendime, bazen onlara kötük yaptığımı düşündüm. Ama her birinin, iyiki varsın sözlerini işittim en kötü anlarımızda bile. Ben hep bütünlemeye kalıyorum belki. Ama zamanın ve hayatın en zayıf yanıda değiştirmediklerini ve başkası için birşey yapanları bu hayatta sadece benim ve benim dediğim olacak demeyenleri çabuk mezun etmesi. Etrafında bu mezuniyetten sonra hep beraber yürüyebilecek insanları çıkarması.
Kin ve nefret barındırmayın içinizde. Bizler onları taşıyabilecek kadar kuvvetli yaratıklar değiliz. En azından ben değilim. Başkası için atan bir kalp taşın mesela. O zaman ona daha güzel sahip çıkarsınız vesselam.