Kış turizminin gözdesi Uludağ, Olimpos Dağı olarak da bilinir. Bursa ili sınırları içinde, 2.543 m yüksekliği ile Türkiyenin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağdır.Çoğu insan kış aylarında ve tatillerde burayı tercih eder.Sosyal tesisleri ve hotelleri ile Türkiyenin bir numarasıdır.
Antik çağın ilk tarihçilerinden Heredot (İ.Ö 490-420) yazdığı Heredot Tarihi isimli kitabında Uludağ, Olympos olarak geçer ve Olymposta Lydia kralı Kroisosun oğlu Atysin yaşadığı trajediyi anlatır. Heredottan 400 yıl sonra Amasya doğumlu coğrafyacı Strabon (İ.Ö 64-İ.S 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ, Olympos ve Mysia Olymposu olarak geçer. Strabon; Mysia isminin aslının Lydialılarda gürgen ağacı anlamına gelmektedir.
Roma İmparatorluğunda resmi din hıristiyanlık olduktan sonra Uludağda 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır. Uludağda Nilüfer nehri ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur.
Orhangazi Bursayı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğlu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur. Orhangazi Bursayı teslim aldıktan sonra Türkler dağa Keşiş Dağı ismini vermişlerdir. 16. yüzyılda Bursaya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağın Türklerin eline geçtikten sonra keşişlerin sadece gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.
Orhangazi Bursayı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğlu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur. Orhangazi Bursayı teslim aldıktan sonra Türkler dağa Keşiş Dağı ismini vermişlerdir. 16. yüzyılda Bursaya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağın Türklerin eline geçtikten sonra keşişlerin sadece gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir.
Marmara Bölgesinin en yüksek dağı. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağın uzunluğu 40 kmyi bulur. Genişliği ise 15-20 kmdir. Toplu ve heybetli bir görünüşe sahip olan bu dağın Bursaya bakan yamaçları kademeli, güneye Orhaneline bakan tarafları ise düz ve daha diktir. En yüksek noktası Uludağ Tepede 2.543 mdir. Dağın kuzey tarafında Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları vardır.
Uludağın yüksek yerlerinde eski buzullara ait izlere raslanmaktadır. Karatepenin kuzeyindeki Aynalıgöl, Karagöl ve Kilimligöl buzul gölleri bu izlerin en önemlileridir. Bu göllerin mavi berrak suları, hemen aşağısında başlayan yemyeşil çam ormanları, yükseklerdeki beyaz kar yığınları buraların güzelliğine güzellik katmaktadır.
Etrafındaki çöküntü sahalarının cevresinde yükselen Uludağda tabakalar arasında yer yer maden ve maden damar yataklarına rastlanmaktadır. Türkiyenin önemli volfram yatakları buradadır. İklimi, yüksek dağ özelliğindedir. Yükseklere çıkıldıkça kar yağışı ve miktarı fazlalaşır. Yüksekliğe bağlı olarak da ısı azalır. Dağın doruk noktasındaki karlar yaz kış erimez. Bazı yerlerde kar kalınlığı iki metrenin üzerine çıkmaktadır. Uludağdan kaynaklanan derin vadiler içindeki pekçok dere, Nilüfer Çayı ile Göksuya ulaşırlar.
Uludağ modern dağ tesisleri, teleferiği Bursanın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur.Türkiyenin en büyük kayak merkezidir.Yol durumunun uygunluğu, her mevsim kar bulunması, eşsiz manzaraları buraya turist çekmektedir.
Dağın doruk noktasından açık havada İstanbul, Marmara ve civar yakın yerlerin görünmesi buraya ayrı bir özellik vermektedir. Doğu, kuzey eteklerinin Bursa Ovasına yakın yerlerinde sıcak su kaynaklarının bulunmasından burada kaplıcalar meydana gelmiştir. Bursanın Çekirge semtindeki bu kaplıcalar pekçok hastalığa şifa olmaktadır.