• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

çArşı

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Soldier
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Soldier

Kayıtlı Üye
Konum
Mersin
Forum Yaşı
13 Yıl 7 Ay
Mesajlar
117
Tepkime puanı
130
“Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” Olmakla Suçlanan çArşı Açıklıyor:
“Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” öyle mi ?
Haklısınız, Van için soyunduğumuzda ve üstümüzü başımızı yolladığımızda amacımız çıkardı.
"Nükleersiz Türkiye" derken de çıkar içindi yaptıklarımız.
"İnsanların eğlencesine sunulan yunuslara özgürlük" derken de çıkar amaçlıydı,
Yazdıklarımız ya da "Hasankeyf Keyfine Baksın" diye keyif sigarası yaktığımızda...
Sokak hayvanlarını hep bir çıkarımız olduğu için kolladık. Kızılay’a kanlarımızı çıkar için verdik.
Tonlarca mavi kapağı bir çıkarımız olduğu için topladık.
Huzurevine yaşlıları ziyaretimizde de bir çıkarcılık vardı.
Son 10 yılda binlerce şehit verilirken sokaklara döküldüğümüzde de çıkarcıydık.
Bir vekilin oğlu polislerimizi sıraya dizip fırça çekerken, polislerimizi savunurken de çıkarcıydık.
Sokak çocuklarına kucak açarken büyük bir çıkarımız vardı.
Münir Özkul”u hastanede ziyarete gittiğimizde de çıkarcıydık.
Tunceli'ye binlerce kök ağaç dikerken de çıkarcıydık
Halkın işçinin memurun yanında olduğumuzda da çıkarcıydık.
”Hepimiz Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dediğimizde de çıkarcıydık.
Türküz, Kürdüz, Aleviyiz, Sünniyiz, Çerkeziz, Müslümanız,
Herşeyden Önce bizler iyi insanlarız !
Bu vatan bizim.
Zafer Biz halkların olana kadar,
 
yüreği ve beyni mantarlaşmamış herkese seslenmiş oluşum..

“rüşvet alan, para pul padişahı değiliz.
paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.”
mağduriyetimiz ve mazlumiyetimiz sınanırken, vicdanı icarlanmamış halkımızın, hakikate olan inancından güç alarak diyoruz ki: mutluluğun resmini yapamadık belki; ama -15 derecede, naylon çadırların içerisinde güneşin doğuşunu hayal etmenin ne olduğunu resmettiğimiz icin hiçbir pişmanlık duymuyoruz.

beyaz formalarımız bize kefen olsun ki kanlarımızı satmadık, tek celsede bağışladık. "helal-i hoş olsun" diyoruz.

çocuk esirgeme kurumları’nda, ağlayan çocukların gözyaşlarını gördüğümüz için boğazımıza bir yumruk oturmuştu ve sıkılıydı.
yaşlılarımızı ziyarete gittiğimizde, analarımızın-babalarımızın olduğunu onlar ölmeden önce öğrendik.
tabelada yerlere çöp atmayınız yazdığı için değil, engelleri tek tek aşmaya calıştığımız için ceplerimizde mavi kapaklarla gezdik.

uluslararası astronomi birliği, pluton için “o artık gezegen değil” dediğinde, kandırılmışlık duygusuna kapılmanın ne olduğunu iyi bildiğimiz için “bi dakkaaa!” dedik… “hepimiz pluton’uz”!
hasankeyf, yunuslar, sokak hayvanları…
bilemedik, bilemedik, bilemedik.
daha çok sevmemekmiş asıl suçumuz, bilemedik.
karadeniz için haykırdık; kimsenin diline, genzine o çaylar dökülmesin diye. karadeniz’e kanser araştırma hastaneleri yapılsın diye inim inim inledik.
van'a 8 değil, 18 konteynır alamamaktır vicdani suçumuz.
17 ağustos’taki acıyı biz neden daha çok hafifletemedik ki?
henüz biber gazı da icat olmadıydı üstelik.
biz buna yangınız.
içimizde yangın çıkardık, suçluyuz…
kaz dağları ile akrabalığımız, ferhat’a olan hayranlığımızdan olmadı.
peki ya şirin bilseydi munzur çayı’nın gizemini, ferhat’ın hali nice olurdu ?
biz de geç kalmışız be schindler, evet. insanlık için, halkımız için daha çok güzellikler yapabilirdik.
düğün nedir bilemedik; ama cenazelerimizi hep kendimiz kaldırdık.
evvellerimiz ve geleneğimiz olduğu için, dayatılana karşı çıkıp başka bir dünyayı mümkün görebiliyoruz. o yüzdendir ki, “her şeyin, herkesin bir fiyatı vardır” diyen meymenetsiz patronun suratına parayı çarpan güzel abimizi sinema salonunda alkışladığımız anın heyecanını hep içimizde yaşıyoruz.

tarih, bugüne kadar söylediğimiz her sözün ve yaptığımız her şeyin şahididir. bizim hakikatimiz, isnat edilenlerle değişmez.

“ağaçları sulamanın bir adalet, dikene su vermenin ise bir zulüm olduğunu” çok ama çok, çok iyi biliyoruz.

bizim aradığımız şey bambaşka...

şairin dediği gibi, “ne ağaca benzer ne de buluta”

hukuk ve ahlak kurallarının kesiştiği yerde vicdan arıyoruz biz, vicdan !


ve daha niceleri;

1) sivas katliamına da sessiz kalmadı;

"sigara yakmanın cezası 75 tl tirbünde meşela yakmak 1750tl, sivas'ta 37 kişiyi diri diri yakmanın cezası yok"

2)köy okullarına yardım kampanyası düzenleyen taraftar grubu.

3) berkin elvan'ın ölümünede sessiz kalmayan grup.

" çocuklar uyurken susulur, ölürken değil."

4) kadın cinayetlerine sessiz kalmayan taraftar grubu. ve şöyle demiş;

1YBD31.jpg
[/url][/IMG]
 
çArşı vicdanların korosudur. Diğer tribün oluşumları gibi rantiye ve mafyatik hiyerarşiden ayrılmış; mütevazi, gerçek taraftar ve en önemlisi insani refleksleri olan bir gruptur. Muhalif olan her toplumsal kesimin darbeci ya da paralel olarak suçlandığı, mantık ve adaletin yok olduğu bu dönemde çArşı'nın da böyle bir karalamaya maruz bırakılmasına şaşmamalı. Bu suçmalara en yalın ve en güzel cevabı veren Cem Yakışkan oldu: "Eğer darbe yapacak kadar gücümüz olsaydı Beşiktaş'ı şampiyon yapardık"
 
Geri
Üst