“Casagemas'ın Ölümü”, Picasso, 1901.
1901 yılının muhtemelen soğuk bir Paris akşamı. Çoğunluğunu Katalan gençlerin oluşturduğu bir sanatçı grubu, şaraplarını yeni bitirmiş, hararetli bir şekilde tartışıyorlardı. Aralarında en mutsuz olanı aklına bir fikir gelmişçesine birden ayağa kalktı.
Şaşkın bakışlar içinde beline sakladığı silahı, az önce evlilik teklifini reddeden kadına doğrulttu ve ateşledi. Zavallı kadın can havliyle kendini masanın altına atarak canını kurtardı. Kadını öldürdüğünü zanneden adam, silahı bu kez kendi şakağına oturttu.
Adı Carles Casagemas olan bu genç anarşist herkesin gözü önünde silahını ateşledi ve ihtişamlı(!) bir şekilde canına kıydı.
Casagemas’ın ani ama beklenen intiharı, haberi aldığında kriz geçirip ölen annesinin dışında bir ismi daha derinden etkilemişti.
Bu isim, Casagemas ile iki yıldır aynı evi paylaşan ve onun hastalıklı yaşamına koltuk değneği olan Picasso’dan başkası değildi.
Dostunun kaybının ardından genç sanatçıyı artık zor günler bekliyordu.
Casagemas’ın ölümünden sonra Picasso’nun fırçası hep maviyi aradı.
Resimleri, ironik bir biçimde, yine kendisini vurarak intihar eden Van Gogh’un tarzını hatırlatıyordu.
Pişmanlığından ve üzüntüsünden arınmak için yaptığı “La vie” tablosuyla ölmüş dostuna kendisini çizdirtmiş gibi göstermişti.
Şaşkın bakışlar içinde beline sakladığı silahı, az önce evlilik teklifini reddeden kadına doğrulttu ve ateşledi. Zavallı kadın can havliyle kendini masanın altına atarak canını kurtardı. Kadını öldürdüğünü zanneden adam, silahı bu kez kendi şakağına oturttu.
Adı Carles Casagemas olan bu genç anarşist herkesin gözü önünde silahını ateşledi ve ihtişamlı(!) bir şekilde canına kıydı.
Casagemas’ın ani ama beklenen intiharı, haberi aldığında kriz geçirip ölen annesinin dışında bir ismi daha derinden etkilemişti.
Bu isim, Casagemas ile iki yıldır aynı evi paylaşan ve onun hastalıklı yaşamına koltuk değneği olan Picasso’dan başkası değildi.
Dostunun kaybının ardından genç sanatçıyı artık zor günler bekliyordu.
Casagemas’ın ölümünden sonra Picasso’nun fırçası hep maviyi aradı.
Resimleri, ironik bir biçimde, yine kendisini vurarak intihar eden Van Gogh’un tarzını hatırlatıyordu.
Pişmanlığından ve üzüntüsünden arınmak için yaptığı “La vie” tablosuyla ölmüş dostuna kendisini çizdirtmiş gibi göstermişti.



