Neler yeni
Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Dada Hareketi (Dadaizm) Nedir ?

Ragnar

Moderatör
Moderatör
  • Üyelik Tarihi
    12 Kas 2020
  • Mesajlar
    1,183
  • MFC Puanı
    14,260
  • MFC Seviyesi

Avrupa’nın neredeyse her ülkesinde aydınlar kendi devletleriyle bir çatışma içine girmiştir. Sıkı denetimler yüzünden aydınların her türlü çalışması (gazetecilik, edebiyat, müzik, resim vb.), neredeyse imkânsız hâle gelmiştir. Savaşın bu baskıcı etkisiyle birçok aydın, başka ülkelere sığınmıştır. Bu dönemde İsviçre, Avrupa’daki merkezî konumu ve geldikleri ülkelerin makamlarının sığınmacıları izlenmesine izin verilmemesi nedeniyle ideal bir sığınma ülkesi olmuştur.



Almanya’dan gelen Hugo Ball, 5 Şubat 1916’da Zürih’te “Cabaret Voltaire (Kabare Volter)” adını verdiği bir kabare açmıştır. Hugo Ball, Emmy (Emi) Hennings, Tristan Tzara, Richard Huelsenbeck (Husınbek), Walter Serner (Volter Sörner), Hans Arp ve Marcel Janco gibi sığınmacı sanatçılar, buradaki gösterilere etkin olarak katılmıştır.

Kabarede toplanan sanatçılar, tavırlarını adlandırırken Dadaist bir yaklaşımla sözlükten yararlanmıştır. Şair Tristan Tzara’nın Larousse (Larus) sözlüğünden rastgele bir sayfa açarak bulduğu ve Fransızca çocuk dilinde “tahta at” anlamına gelen “Dada”, sanatçılar tarafından benimsenmiştir (Şubat 1916) ve hareketin adı olmuştur.

ABD’li yazar Ernest Hemingway (Örnıst Hemingvey) savaşı, “Dünyada yaşanmış en büyük, en ölümcül, en kötü idare edilmiş kıyım.” olarak nitelendirmiştir. 1. Dünya Savaşı’nı burjuvanın güç ve maddi hırsı olarak gören Dadacılar, söylem ve sanata yaklaşımlarında anarşist, eleştirel ve ironik bir tavır sergilemiştir.

Dadacılar, dünyayı saçma bir savaşa sürükleyen düşüncelerin gerçekte ne kadar akılsız olduğunu gözler önüne sermek istemiştir. Dadacılar, aklın tükenmişliğini ifade etmek adına rasyonel aklın karşısında denetimsiz bir akıldışına öncelik vermiş, kendi absürt eylemlerine aklın tükenmişliğini yansıtmak istemiştir.

Dadaizm; yüreklilik, küçümseme, üstünlük, devrimci karşı koyuş, egemen mantık ile toplumdaki hiyerarşinin yok edilmesi, tarihin yadsınması, köktenci bir özgürlük ve burjuvanın yok edilmesi anlamına gelir.



Aslen Romanyalı sanatçı Tristan Tzara (1896- 1963), Zürih’teki en önemli Dada temsilcilerinden biri olmuştur. İtalya’daki fütüristlerle çok iyi ilişkileri olan Tzara, kabare etkinliklerinin çoğuna bildirileriyle katılmıştır.

Tristan Tzara (Zara)’ya göre “Onur, ülke, ahlak, aile, sanat, din, özgürlük, kardeşlik gibi kavramların içi boşalmış; bu değerlerden geriye anlamsız bir kurallar silsilesi kalmıştır.”

Marcel Janco (Marsel Cenko) ise aynı durumu “Kendi kültürümüze olan güvenimizi yitirmiştik.” şeklinde açıklamaktadır. Dadacılar, sanatı bu tür tepkilerin dile getirildiği bir özgürlük alanı olarak algılamıştır.

Bir diğer Dada temsilcisi tanınmış bir heykeltıraş olan Hans Arp (1886-1966), Paris’te Picasso’nun çevresinde bulunmuştur. Savaşın başından beri Dada etkinliklerine katılan eşi Sophie Taeuber ile İsviçre’de yaşamıştır.

Kabarede çalışan sanatçılara sonradan katılan ve gösterilere belirleyici bir yön veren Richard Huelsenbeck (1892-1974), Berlinli bir tıp öğrencisidir. Huelsenbeck, Wilhelm Almanyası’na Zürih’teki sanatçılardan çok daha büyük bir nefret beslemektedir. Savaş döneminde askerlik hizmetini kişisel yaşam planlarının bozulması olarak gören diğer üyelerden farklı olarak politik görüşünden dolayı savaşa karşı olmuştur. Huelsenbeck, Dadacıların gösterilerinde daha saldırgan bir tutum takınmalarına ve Dada’nın görüşlerini topluma duyuran bildirilerinin yazılmasına önayak olmuştur.

Marcel Duchamp (Marsel Düşamp, 1887-1968), New York’ta 1917’de Mott Works fi rmasının yaptığı bir porselen pisuvarı “Çeşme” adı ve “R. Mutt” imzasıyla bir sergiye göndermiştir. Düzenleme grubu, bütün sanatçılara açık olmasına rağmen bu parçayı sergilemeyi göze alamamış; bu hazır yapıt nesne, sergi salonuna getirildiği hâlde halka gösterilmemiştir. Bu parçanın varlığı; Duchamp’ın arkadaşı, fotoğrafçı ve galeri sahibi Alfred Stieglitz (Şıtiglitz)in çekmiş olduğu bir fotoğraftan bilinmektedir. Bu nesneye verilen “Çeşme” adı ve yeni konumundan bu parçanın amacının da değiştirildiğini anlaşılmaktadır.

Duchamp aslında sanatçı-sanat nesnesi-halk ilişkilerini değiştirmeyi amaçlamıştır. Sanatçı, dış ya da içgüdülerine dayanarak belli bir nesneyi ele alıp, ona herhangi bir anlam vererek, yaratıcılığı ve ustalığı kullanacağı yerde, rastgele bir nesne seçmiştir. Bu nesne, yeni ve benzeri olmayan bir eşya olacağı yerde, sıradan ve seri yapım sonucu ortaya çıkan bir üründür. Bu nesnenin tek yeniliği sanatçının ona sağladığı yeni konum ve bu değişimin getirdiği anlam değişikliğidir.

Dada grubu 12 Nisan 1917’de Berlin kamuoyu ile tanışmıştır. Huelsenbeck, yaptığı toplantılardan birinde yaşadıklarını şöyle dile getirmiştir: “Raoul Hausmann, George Grosz, Jung ve ben, kontluk salonunda ilk büyük Dada gecesini düzenledik. Ben, henüz yeterince insan öldürülmediğini anlattığım bir giriş bildirgesi okuyordum. Polis konuşmayı engellemek istedi, çocuklar ağlıyordu, erkekler ayaklarını yere vurarak gürültü yapıyordu. Her şey karmaşıktı ve son derece Dadacı bir olay söz konusuydu.” İlk evre toplantılarının hepsinde burjuva sanat ve kültür geleneğine karşı gösterilen tepki egemen olmuştur.

Dada, her şeyin önüne ve ötesine öncelikli olarak şu sözcüğü koyar: Kuşku. Dada her şeyden kuşku duyar. Her şey fazlasıyla Dada’dır. Dadaizm karşıtlığı bir hastalıktır; kendinden çalma hastalığıdır, insanın olağan hâli Dada’dır. Fakat gerçek Dadacılar Dada’ya karşıdır.

Bu akımın diğer önemli sanatçıları arasında Andre Breton, Paul Euard, Philippe Soupault, Kurt Schwitters ve Franz Picabia sayılabilir.
 
Üst Alt