Neler yeni
Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Edebiyat Sanatı

diShy

~ یơυℓℓεss ..
Emektar Yönetici
  • Üyelik Tarihi
    27 Kas 2009
  • Mesajlar
    24,083
  • MFC Puanı
    339
  • MFC Seviyesi

İnsanoğlu tarih boyunca her anlamı (tasarımlar, kavramlar, önermeler, varsayımlar, algılar, vs.) duru bir şekilde ifade etmeye çalışmıştır. Peki, bunu başarabilmiş midir? Tarihin tozlu sayfalarına bir demire kazınan bir yazı gibi işlenen deneyimler göstermiştir ki insanoğlu bunların bir kısmını ifade etmiştir. İfade edemediklerini de anlatılamayan duyguların denizi olan şiir ile ifade etmeye çalışmıştır. Buna dayalı olarak da eski çağdan beri şiirin kutsallıkla bezeli olduğuna inanılmış, divan edebiyatı şairleri de bu inanç doğrultusunda şiirlerini “mutlak/ideal güzel”i yaratmak gayesine yöneltmişlerdir. Bu mutlak güzelliğe ulaşmak için kendi hayal dünyalarına yelken açarak “Hüsn-i mücerred” denilen soyut güzelliği doğayla ilişkilendirerek yaratmaya çalışacaklardır.

Şairlerin kaynağı nedir? Hepimizin bildiği üzere şairlerin kaynağı “ilham”larıdır. Peki, şairin ilham kaynağı nedir? Şairin muhayyilesidir (hayal edilen, hayal gücü). Şair ve şiir için tarih boyunca çeşitli benzetmeler yapılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Sözgelimi “tuti-ayna-şeker:söz”, “bülbül-gül-gülzar:şakımak”, “gavvas(dalgıç)-derya-sedef:inci” üçlemelerinde, “tuti-bülbül-gavvas”şair’i, “söz-şakımak-inci” ise şiiri temsil eder.

Edebiyat sanatı, “dil”in içinde şairin ifade edemediği veya gereği gibi anlayamadığı “söylenemeyen”i, kendine has yöntemler ve kendine ait araçlar ile, açık adıyla edebi sanatlar yoluyla söylemeye çalışmıştır. Aşağıdaki, Mevlana’nın Mesnevisinden alınan parçayı dikkatlice okursak bunu daha iyi şekilde görebiliriz:

“Savaşta atların sesini duyarsın; kuşların sesini dolaşırken duyarsın. Birisi kinciliğinden, diğeri beraberlikten; o biri zahmetten diğeri sevinçtendir. Onların halinden uzak olan kişiye göreyse sesler aynıdır… Herkesin kaynayışı, doğruluk kaynayışı da, yalan ve riya kaynayışı da sana “gel” der; Yüz tanıyan camdan koku almıyorsan git, koku tanıyan bir dimağ (beyin) elde et; o gül bahçesinde dolaşan dimağı. Yakupların gözünü de o aydınlatır.”

Edebiyat sanatı, değişikliklerin hat safhada yayınlandığı, sürekli yenilenen, gelişen, farklı yorumlara tâbi olan bir sanattır. Orhan Akay bunu şu şekilde belirtmiştir: “Edebiyat sanatının gücü de, zaafı da kullandığı malzemeden ileri gelmektedir. Güzel sanatların hiçbir malzemesi, edebiyatın ifade vasıtası olan “söz” kadar değişikliğe uğramamıştır. Söz’ün dil hâline gelişi, dilden dillerin doğuşu, onlardan lehçelerin, şivelerin, ağızların ortaya çıkışı, bunların alış-verişleri; kelimelerin doğuşu, ölüşü, mana değiştirişi, eklerle ve başka kelimelerle yeni anlamlar kazanışı, mecazlı kullanışları; sanatkârların, filozofların, ilim adamlarının onlara şahşî anlamlar yükleyişi, sonra bu anlamların unutuluşu, çağlar sonra yeniden yorumlanışı, tazelenişi, canlanışı…” Burada edebiyat sanatının ne kadar zengin olduğunu, sürekli bir devinim içinde olduğunu duru bir şekilde görmekteyiz.

Edebiyat sanatının ne kadar zengin olduğunu yukarıda sizlere belirtmeye çalıştım… Ancak, bu zenginlik her şeyi ifade etmeye yetiyor mu? Bunu ünlü şairimiz Orhan Veli’nin şu ünlü şiiri ile cevaplayalım;

Anlatamıyorum

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum

Orhan Veli Kanık

İşte bu şiir, en güzel şekilde belirtmektedir edebiyat sanatının her türlü anlamı tasvir edemediğini. Edebiyat sanatı sizce tasvir edebilir mi her şeyi? Bence edebiyat ne kadar yazın türü çıkarırsa çıkarsın (makale, roman, şiir, deneme, vs.) her şeyi tasvir edemez. Ancak, edebiyat düşlerimizi, hayallerimizi ve söyleyemediklerimizi sonsuza dek anlatacak, eksik de olsa…
 
Üst Alt