• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Firengili Marla

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Min
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Min

Üyeliği durduruldu!
Kayıtlı Üye
Konum
İstanbul
Forum Yaşı
10 Yıl 8 Ay
Mesajlar
1,639
Tepkime puanı
7,610
Ruhuma hükmeden çarpık ihtiyaçlar doğumumla başlamıştı. Doğduğum gün annem ölmüş ve kulağıma fısıldanılmıştı katil olduğum gerçeği. Zavallı babamın aşkla evlendiği karıcığını elinden almıştım. O da bir yamyama dönüşüp beni yetimhaneye bırakmıştı. Yıllar içinde bir kaç kez ziyaretime geldi. Her gelişinde gözlerini okudum onun. Buz gibi soğuk ve sevgisiz gözler. Sanki bana doğuştan bir iblis olduğumu anlatan gözler. Keşke hep yetimhanede kalsaydım. Oysa onsekiz yaşını bitirmiştim ve yaşamlarını siyah bir taşın altında, gölgede geçiren böceklerin aniden sahneye fırlaması gibi bir yaz gününde kendimi yetimhanenin kapısında elimde valizle bulmuştum. Babam karşımdaydı. Onun sert bakışları kekelememe neden oldu.

‘’ Ben, ben isterseniz ba- başka bir yere gidebilirim…’’

Yalnızca bunu söyleyebildim. O ise büyük bir tiksintiyle arabayı gösterdi. Yolculuk boyunca hiç konuşmadı benimle. İçimdeki kuş korkudan titriyordu. Tatlı bir uykucuk da vardı üzerimde. Uyudum. Gürültülü bir sesle uyandığımda yolculuğun bittiğini anladım. Bağıran babamdı. Arabadan indim. Rüzgar saçımı dağıtmıştı. Göz ucumla babama baktım. Gözleri daha bir irileşmişti. Belli ki hiç uykusu gelmemişti. Bir köpek gibi gittiği yere doğru onu takip ettim. Her şey bana çok yabancıydı.*

Tren istasyonuna yakın, ormanlık alanın biraz içersinde kalan ahşap evin kapı tokmağını çeviren babam beni itekler gibi içeriye savurdu. Aptallaşmıştım. Yinede etrafa bakındım. Küçük bir giriş, iki oda, birinin kapısının kilitli olduğu dikkatimden kaçmadı. Diğerinin kapısı açıktı. İçeriye süzüldüm. Ortada bir sehpa, duvara yaslanmış dolap, kenarlarda iki koltuk ve tek kişilik bir karyola. Her şey gelişigüzel yerleştirilmişti. Koltuğun birine büzülerek oturdum.*

Katlanamaz derecede ağır bir koku vardı evin içersinde. Kin ve nefret duygusunu tetikleyen bir kokuydu sanki. Korkudan daha fazla büzüldüm. Ormanın uğultusu konuşuyor gibiydi. Babamsa hemencecik ortadan kaybolmuştu. Öyle duvarlara bakındım. Örümceklerin yuva yaptığı duvarlar, ağlara takılan böceklere baktım. Çok çabuk akıyordu nesneler gözümün önünden. Dizlerim uyuşmuştu. Kalktım, etrafa biraz daha bakınmak istedim. Pencereye yöneldim. Ağaçlar çok güzeldi. Ev ve evin dışı tam bir tezat halindeydi. Babamın neden görünmediğini merak ettim. Odadan çıktım. Kilitli olan odanın kapısı aralık duruyordu. Babam içerdeydi. Bir ritüel gibi ilahiler ve yanmış tütsü dumanı arasında sallanıp bir şeyler mırıldanıyordu.*

‘’ Canım karıcığım, Floram, benim güzel karıcığım..’’

Kapıyı biraz daha arkaya iteledim. Duvarda çok güzel bir kadın resmi vardı. Resme bakmaya başladım. Gözleri oldukça sevecen bakıyordu. Tek kaşının biri hafifçe kalkıktı. Yetimhanedeki en sevdiğim arkadaşımın sözleri geldi aklıma. ‘’ Marla, bir kaşın hep kalkık duruyor farkında mısın?..’’ İlk defa içten ağlamaya başladım. Bu çerçevedeki kadın benim annemdi.

Ağlamamı duyan babam kafasını çevirip benim olduğum tarafa baktı. Büyük bir hışımla yerinden fırlayıp saçımı yakaladı.

‘’ Sen bir katilsin Marla, doğduğun gün şeytan olduğunu anlamıştım, çünkü normal doğmadın sen ayaklarından geldin. Ters geldin ve annenin ölümüne neden oldun. Biriciğimi elimden aldın. Bu odaya asla girmemelisin, sana vereceğim cezaları henüz bilmiyorsun…Şimdi defol buradan..’’

Koşarak odadan çıktım. Ben bir böcektim ve babam kocaman bir tarantula…*

Ed Holmes ilk sadist işkencesine saçlarımı kazıyarak başladı. Çaresiz bir zavallıydım. Gözyaşlarımı o gün içime akıttım. Çünkü bağırırsam beni öldüreceğini söyledi. Hiç kıpırdamadım, öylece saçlarımın ayaklarımın ucuna dökülüşünü izledim. Ruhumda derin yaralar açılmıştı. İlerleyen günlerde korkunç işkencelere maruz kaldım. Vücudumda onarılmaz yaralar açılmıştı. Ayaklarımdaki şiddetli ağrı ve morarmalar gün geçtikçe çoğalıyordu.

Tek tük trenlerin geçtiği bu ıssız yerde zaman zulüm gibi geçiyordu. Kütük ateşin başına oturup babam ilahiler okuyarak ölen eşine ağlamaya devam ediyordu. İlahiler bitince ateşin yanında duran uzun sopayı alıp yeniden ayaklarıma vurmaya başlıyordu. Saatlerce vuruyordu. Bunu yaparken de histerik sesler çıkarıyordu.

‘’ Katil, katil, katiiill..’’

Ed Holmes’in bu habis davranışları bende güdüsel şeyleri harekete geçirdi. Sonuçta ben bir katildim ve kısasa kısas bir yöntemi uyguluyordu zavallı babam. Zamanla İçimde tuhaf istekler oluştu. ‘’ Kalk’’ diyordu içimdeki ses,’’ bırakma kendini, sessiz ol ve uygun zamanı bekle Marla..’’

Nitekim öyle de yaptım. Bir gece yine bolca ilahiler eşliğinde beni dövmekten yorulan babam köşedeki koltuğun yanına sızmıştı. Uyuduğundan emin olmak için bir kaç defa cesaretimi toplayıp ona seslendim. Cevap vermedi. Olduğum yerden sürünüp kütük ateşin yanına gittim. Ayaklarımı ateşe tuttum. Bileğimdeki ipler yanarken, dişlerimi sıkıyordum. Evet, bir yılan gibi sessizdim. Ruhumdaki acıların yanında yanık izlerini umursamadım. Bileğimdeki ipler yanarak çözüldü. Sonunda kurtulmuş ve özgürlüğüme kavuşmuştum. Yavaşça ara hole doğru ilerledim. Kenarda duran gaz bidonunu alıp yeniden içeriye girdim. Her tarafa bolca döküp dışarıya çıktım. Çıkarken sehpanın üzerinde duran kibriti yanıma aldım.

Dışarısı güzeldi. Gökyüzündeki yıldızlara bakacak hiç zamanım yoktu. Gaz kokusu her tarafa yayılmıştı. Babamın uyuyup uyumadığı umurumda değildi artık. Kibrit çöpünü tutuşturup pencere demirliklerinden içeriye fırlattım. Oda bir anda alev almaya başladı. Geriye çekildim. Acılarım dinmişti artık.*
 
Teşekkür ederim kardeşim Min.
Psikolojik ve fiziksel şiddetin insan üzerinde ne gibi etkilere sebep olabileceğine güzel bir örnek.
"Bir insana kırk gün deli dersen, kırk birinci gün gerçekten delirir" sözünü anımsadım.
 
Teşekkür ederim kardeşim Min.
Psikolojik ve fiziksel şiddetin insan üzerinde ne gibi etkilere sebep olabileceğine güzel bir örnek.
"Bir insana kırk gün deli dersen, kırk birinci gün gerçekten delirir" sözünü anımsadım.

‘’ Ben içimdeki kötülükle doğdum. Katil olduğum gerçeğinin önüne geçemiyordum; Tıpkı bir ozanın ilhamını bastıramayıp şarkı söylemesi gibi... Dünyaya gözlerimi açtığım yatağın yanında şeytan benim arkadaşım olarak beklemekteydi ve o günden beri de benimle beraber..’’
…


Tabi bu kızın tepki ve hisleri.Bir de babanın yaşadığı psikolojik ve duygusal kıyım var.
 
Okuyayım mı başkan güzel mi
 
‘’ Ben içimdeki kötülükle doğdum. Katil olduğum gerçeğinin önüne geçemiyordum; Tıpkı bir ozanın ilhamını bastıramayıp şarkı söylemesi gibi... Dünyaya gözlerimi açtığım yatağın yanında şeytan benim arkadaşım olarak beklemekteydi ve o günden beri de benimle beraber..’’
…


Tabi bu kızın tepki ve hisleri.Bir de babanın yaşadığı psikolojik ve duygusal kıyım var.

Kişilerin karakteristik özellikleri, yabana atılamayacak bir gerçek fakat katil olmanın doğuştan gelen bir özellik olması ihtimali benim mantığıma pek uygun değil. Olmazda diyemiyorum iyice bir araştırmak bir bilene danışmak gerekir.
Babanın sevdiğini kaybetmesi sonucu duruma tepkisi için birşey diyemiyorum ama çocuktan tamamen vazgeçmiş olması onu sevgiyle büyütmek yerine ötelemesi ve üstüne birde fiziksel şiddet uygulaması çocuğun içindeki canavarı ortaya çıkarmış.

Geçenlerde bilgisine ve tecrübesine güvendiğim bir savcı dostumla sohbet ederken kafama takıldı.
İnsanlar zaman zaman anlık öfkeyle yada birikimlerle birini öldürüyor, bu insanlar cezalarını çekip topluma tekrar karışıyorlar. Bu insanların tekrar katil olmaması için yapılabilecek bir şeyler var mı ? diye sordum.

Bana şunu söyledi." İnsan öldürmekte bir hayvanı kesmek gibidir. Mesela bir koyunu kesen adam ilk zamanlarda korkar ama o koyunu kestikten sonra korkusu geçtiği için bütün sürüyü rahatlıkla doğrayabilir. Bir insanı öldüren adam o ilk korkuyu üzerinden atınca her an yeni birini daha rahat bir şekilde öldürme potansiyeline sahiptir."

Babasını öldürdükten sonra bu teze göre evet potansiyel bir katil fakat öncesinde yapılabilecek müdahalelerle belki değiştirilme ihtimali vardır. Sen ne dersin ?
 
Okuyayım mı başkan güzel mi

oku oku bişey kaybetmezsin beğenmesen bile :)

Kişilerin karakteristik özellikleri, yabana atılamayacak bir gerçek fakat katil olmanın doğuştan gelen bir özellik olması ihtimali benim mantığıma pek uygun değil. Olmazda diyemiyorum iyice bir araştırmak bir bilene danışmak gerekir.
Babanın sevdiğini kaybetmesi sonucu duruma tepkisi için birşey diyemiyorum ama çocuktan tamamen vazgeçmiş olması onu sevgiyle büyütmek yerine ötelemesi ve üstüne birde fiziksel şiddet uygulaması çocuğun içindeki canavarı ortaya çıkarmış.

Geçenlerde bilgisine ve tecrübesine güvendiğim bir savcı dostumla sohbet ederken kafama takıldı.
İnsanlar zaman zaman anlık öfkeyle yada birikimlerle birini öldürüyor, bu insanlar cezalarını çekip topluma tekrar karışıyorlar. Bu insanların tekrar katil olmaması için yapılabilecek bir şeyler var mı ? diye sordum.

Bana şunu söyledi." İnsan öldürmekte bir hayvanı kesmek gibidir. Mesela bir koyunu kesen adam ilk zamanlarda korkar ama o koyunu kestikten sonra korkusu geçtiği için bütün sürüyü rahatlıkla doğrayabilir. Bir insanı öldüren adam o ilk korkuyu üzerinden atınca her an yeni birini daha rahat bir şekilde öldürme potansiyeline sahiptir."

Babasını öldürdükten sonra bu teze göre evet potansiyel bir katil fakat öncesinde yapılabilecek müdahalelerle belki değiştirilme ihtimali vardır. Sen ne dersin ?
Doğuştan katil olma durumu doğumuyla annesinin ölmesi üzerine babasının daha sonra onu annesinin katili olarak görmesinden kaynaklı aslında.
İnsanlardaki merhamet,sevgi ve nefret duygusu farklı farklı.Bazı insanlar istem dışı onlarca kişi öldürse bile adam öldürmekten çekinir ama yine de çoğunlukla senin dediğin geçerli.
İnsan yaptıkça alışır,anormali normal görmeye başlar.
 
oku oku bişey kaybetmezsin beğenmesen bile :)


Doğuştan katil olma durumu doğumuyla annesinin ölmesi üzerine babasının daha sonra onu annesinin katili olarak görmesinden kaynaklı aslında.
İnsanlardaki merhamet,sevgi ve nefret duygusu farklı farklı.Bazı insanlar istem dışı onlarca kişi öldürse bile adam öldürmekten çekinir ama yine de çoğunlukla senin dediğin geçerli.
İnsan yaptıkça alışır,anormali normal görmeye başlar.

Değerlendirmeyi öykü üzerinden yaptığımız için tabiki haklısın ben konuyu biraz daha farklı bir çercevede düşünmeye çalıştım.
Aslında tam olarak demeye çalıştığım şey "annesinin doğum esnasında ölümüne neden olmuş olması onu katil yapmaz olacaktı."
Bu arada ben öyküyü beģendim öykü üzerine sohbeti de ayrıca beğendim.
Yenilerini de paylaşırsan keyifle okurum.
 
Değerlendirmeyi öykü üzerinden yaptığımız için tabiki haklısın ben konuyu biraz daha farklı bir çercevede düşünmeye çalıştım.
Aslında tam olarak demeye çalıştığım şey "annesinin doğum esnasında ölümüne neden olmuş olması onu katil yapmaz olacaktı."
Bu arada ben öyküyü beģendim öykü üzerine sohbeti de ayrıca beğendim.
Yenilerini de paylaşırsan keyifle okurum.
Evet haklısın bu olay biraz paradoksa dönüştü.O doğduğu sırada annesinin onu doğuruken ölmesi onu katil yapmaz ama bir bakıma yapar.Evet katil olmuş ama annesinin değil babasının ve daha başkalarının :)
Biraz karmaşık düşündüm nasıl anlatacağımı da bilemedim.Doğduktan sonra katil değildi ama annesinin onu doğururken ölmesi babasının ona şiddette bulunmasına sebep olmuş,bu da onun babasını öldürerek katil olmasına sebep olmuş oldu.Sonuç olarak dolaylı da olsa annesinin doğumda ölmesi onun katil olmasına bir sebep sayılabilir :)
Çok karmaşık oldu idare et :D
Senin dediğini anladım aslında sen de haklısın.
 
Evet haklısın bu olay biraz paradoksa dönüştü.O doğduğu sırada annesinin onu doğuruken ölmesi onu katil yapmaz ama bir bakıma yapar.Evet katil olmuş ama annesinin değil babasının ve daha başkalarının :)
Biraz karmaşık düşündüm nasıl anlatacağımı da bilemedim.Doğduktan sonra katil değildi ama annesinin onu doğururken ölmesi babasının ona şiddette bulunmasına sebep olmuş,bu da onun babasını öldürerek katil olmasına sebep olmuş oldu.Sonuç olarak dolaylı da olsa annesinin doğumda ölmesi onun katil olmasına bir sebep sayılabilir :)
Çok karmaşık oldu idare et :D
Senin dediğini anladım aslında sen de haklısın.

Bende seni anladım merak etme, seninle fikir alışverişi yapmaktan keyif alıyorum biliyorsun. : )
Sormayı unuttum ama bu öykü kimin ?
 
Geri
Üst