Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Ben ki alışkın değilim sensiz uyku tutturabildiğim gecelere,
Duymadan o güzel sesini, uyku girmiyor işte bu yorgun gözlerime.
Sabah gözümü ilk açtığımda elim hemen telefona gidiyor, acaba aradı mı? Diye.
Ama her defasında senin dışında onlarca kişi görüyorum telefonuma numaralarını cevapsız diye bırakan.
Öyle özledim ki, sesinin sesimdeki yankısını!
Çocuksu gülümsemene neden olan maymunluklarımı…
Beni sevme şeklini öyle özledim ki…
Bu lanet dünyada her geçen gün soğuyor insan hayattan, yaşamaktan.
Çünkü hiçbir şey istediğimiz gibi gitmiyor maalesef.
Dünyanın adil olmasını bekliyoruz, hani hiç değilse bize zarar vermemesini, huzurlu olmayı…
Ama sanırım sabır taşı misali, bizi tam ortamızdan çatlatmaya niyetli.
Öyle özledim ki, gözlerinin içine bakarken gözlerimden durduk yerde yaş gelmesini…
Neden ağlıyorsun derdin, deli misin sen?
Gözlerine bakınca neler gördüğümü bir bilsen,
Sen olsaydın benim yerimde,
mendil dayanmazdı gözyaşlarını silmene herhalde.
Öyle özledim ki seni aradığımda sesindeki neşeyi…
Kuşum derdin, özledin mi beni derdin.
Bende belki tam anlatamam sana olan hasretimi diye
Nasıl özlediğimi, seni nasıl sevdiğimi ispatlayayım diye hep yemin ederdim.
Güzel gözlüm, öyle özledim ki seni…
Yüreğim bir mecal kaldı şimdi.
Her gece yatağıma geçip çalmasını bekliyorum lanet telefonumun.
Her gece yalvarıyorum Allah ıma, bir an önce geçsin bu dertler bu sıkıntılar diye…
Ve her gece uykuyu haram ediyorum gözlerime.
A kadınım, öyle özledim ki seni…
Tıraş bile olmuyorum eskisi gibi.
Batıyor sakalların git kes öyle öp beni derdin.
Öptürmezdin gül yanaklarını sinek kaydı olmadan yüzüm.
Ama geri döndüğümde de kokumu içine çekerek öyle bir öperdin ki beni, hep öyle kalalım isterdim.
Sevdiğim, öyle özledim ki seni…
Sesini, nefesini, bana doğru kurduğun cümlelerin her bir kelimesini…
Şimdi bekliyorken senden gelecek tek bir seslenişi, nasıl zor bir bilsen,
Nefes alıp verdiğimde hasret ciğerlerime yakıyor, özlem saçlarımdan tutup çekiştiriyor.
Sensin onun dermanı diyor içimdeki ses her gece.
Canımın taa içi, öyle özledim ki seni…
Her derdini alırdım üstüme, sen üzülme sen yorulma sen düşünme isterdim, ben bakarım çaresine…
Yeter ki gülsün yüzün derdim, ben meydan okurum senin için bu alemin cümlesine…
Kurban olduğum, aşkların en güzeli, bir tanem, gül bakışlım, kalbimin birincisi…
Öyle özledim ki seni, sesini, nefesini…
Haydi geri dön artık ta, mutluluktan kes şu nefesimi…
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum…
Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek…
Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim…
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile… "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte!
Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek…
Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz…
Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim.
Belki de kendimden bile habersiz…
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim.
Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen…
Öyle ya; Sen bir taneydin;
Eşin benzerin yoktu yeryüzünde,
Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen bir tanem din!
Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel’din…
Aşk Özel’di….
"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye…
Önce aldırmadım seninle güzelleşen her şeye…
Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi…
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın…
Ve ben her seferinde en baştan başladım…
Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok…
Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum…
Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip, gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum…
Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen…
Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;
Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu….
Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım…
Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek, yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak, sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum…
Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.
Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi…
Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim
Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum…
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık’ta bir yağmur yağsa, ben geceler’de ıslanıyor olacağım,
Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım,
Ne zaman bir havuz görsem, kenarında oturup seni bekliyor olacağım demiştim… Başaramadım…
Ben Kaybettim…
Sen Kazandın!
Artık sesimi duymayacaksın…
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum….
Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum…
Ben artık gidiyorum..
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile…
Ve Lütfen, Aralık’ta yağmur yağdığında sakın İstiklale gelme.
Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten.
Sen, benim en değerli yerimde,
yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın
Şimdi Oradasın ve Hepte Orada Kalacaksın.
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.
Herhangi bir konuk değildin artık.
Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama.
Artık o yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya…
Ben dört mevsim baharı yaşıyorum seninle.
Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde.
Gökkuşağı zayıf kalıyor, senin renklerin karşısında.
Taze bir yaparak gibi yeşilsin. Açelyasın pembeliğinle.
Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülümsün.
Kırmızısın, ateşlerin kraliçesi, tende yanan alev gibi
Ve tabi ki sonsuzluk kadar masmavi…
En çok bu renklerle anmayı seviyorum seni.
Denize tutkuluyum;
denizi sensiz, seni denizsiz düşünemiyorum.
Seni severken dünyayı da seviyorum ben,
Hatta insanları da…
Kendime bile dar gelirken,
içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiyim artık.
En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile,
seni düşünmek yetiyor bana.
İçimdeki sevinç yüzüme yansıyor, gülüyorum.
Beni böylesine güldüren senin sevgin
ve ben hasrete rağmen, içten gülüşün ne demek olduğunu,
nasıl güzel bir şey olduğunu anlıyorum seninle.
Her şeye rağmen seviyorum seni.
Güçlüyüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok seninle
Senin için Bizim için
Koca bir kente, koca bir ülkeye bile kafa tutabilirim.
Sana Dokunduğumu hayal ettiğim de bile,
patlama hazır bir volkan gibiyim.
Menzil sensin
ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritip, kül edebilirim.
Sana ulaştığımda ise bir Ceylinin su içmesi gibi kanacağın
Ve sadece senin girebileceğin
Masmavi gözlerin gibi sakin bir göle dönüşeceğim, biliyorum.
Sadece Sevmiyorum sana hayranım da…
Her halin öylesine deli çekiyor ki beni.
Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını,
saflığını, tatlı kurnazlığını,
çocukluğunu, olgunluğunu seviyorum.
Sesini de seviyorum suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını seviyorum.
Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamıyorum.
Sığmıyorsun cümlelere
ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olamıyor.
Seni severken yorulmuyorum. Çünkü sen yaşam kaynağımsın.
Her gün yeniliyorsun beni. Seninle çoğalıp, büyüyorum.
Eksik kalan neyim varsa sen tamamlıyorsun.
Ben Sen Gelmeden Ölmeyeceğim
Ölmeyeceğim
Yüreği Yüreğimde
Dokunulmamış Teni ile Tenimde Helalim
Çünkü sen ölmezliğin ta kendisisin.
Gel Hadi Bekliyorum,
Ötesi Yok İşte..
Seni Çok Seviyorum.
Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli…
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi…
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular…
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişim seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Gittin…
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki…
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım…
Gittin…
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım…
Gittin…
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım…
Gittin…
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.
Gittin…
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım…
Gittin…
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım…
Gittin…
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım…
Gittin…
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım…
Gittin…
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım…
Gittin…
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım…
Bir Başıma Bu Kentin Sokaklarında Yürüyorum.
Üşüyorum.
Ne Kadar Uzaksan Bana O Kadar Soğuyor Hava.
Sen Yoksan, Sıcaklık Hep Mevsim Normallerinin Altında
Bu Yüzden Meteoroloji Raporları Umurumda Bile Değil
Kar Mı Yağıyor Yoksa Yağmur mu Bana Ne?
Ben Senin Hasretinle Sırılsıklamım Zaten
Daha Ne Kadar Islanabilirim Ki ?
Burada mısın Değil misin Belli Değil
Bazen Gidişlerin Kahramanı Oluyorsun
Bazen Sonsuz Kalışların
Doyumsuz Gecelerdesin Kimi Zaman
Bazen de Yalnız Karanlıklardasın
Bitmek Bilmez Bir Şarkısın ,
Ama Ben mi Notaları Yanlış Basıyorum da
Sen Bu Şarkıyı Söyleyemiyorsun?
Neden Susuyorsun ?
Aşkın Sessizliği Ne Kadar Korkunç Olur Bilir misin?
Bir Tek Kelimeye Hasret Geçen Gecelerin
Hesabını Soracağın Kimse de Yoktur Üstelik
Kendi Kendiyle Konuşana Deli Derler Ya
Beni Çoktan Akıl Hastanesine Kapatmaları Gerekirdi.
Hem de İflah Olmaz Hastalar Bölümüne
Yokluğuna Alışmaktan Korkuyorum,Ne Kadar Kötü
Yokluğunu Yürüyorum Sokaklarda
Yokluğunu İçiyorum Kadeh Kadeh
Hiç Gelmeme İhtimalin Bir İdam Mahkumuna Dönüştürüyor Beni.
Hiçbir Şey Yapmadan Beklerler Ya Hücrelerinde,
Ölümün Soğuk Nefesini Hissederek
Anlamlı Olan Bir Şey Yoktur Onlar İçin
Belki De Bir An Önce Ölmektir Akıllarından Geçen
Bu Bekleme İşkencesi Bitsin Diye
Bu Yokluk Hissi Öldürecek Beni
Gelebilme İhtimalinse Yüreğimdeki Kuşları Havalandırıyor
Kanat Seslerini Duy Gelmek İste Bana
Bir Görsem Yüzünü,Ah Bir Dokunsam Sana
Göreceksin,Sevdanın Çiçek Çiçek Açtığını
Umudun Bir Yangın Gibi Alev Alev İkimizi Birden Sardığını.
Anladım Ki Mümkün Değil Seni Sensiz yaşamak.
Ben O Gönlü Genişlerden Değilim
Madem İçimdesin,Yüreğimde Taşıyorum Seni
O Zaman Yanımda Da Olmalısın
Sensiz Yaşanmayacak Bu Aşk Ötesi Yok
Şimdi Yalnız Geceleri Seviyorum
Seni Yıldızlarda Buluyorum
Daha Bir Dayanılır Oluyor Sensizlik Sancısı
Mümkünü Yok Çıkmayacaksın Aklımdan
Bu Yüzden Gece, El Ayak Çekilmişken,
Hiçbir Ses Yokken Sen Ve Gece
Zaman Geçer,Her Şey Unutulur
Bir Örtüyle Kaplanır Acılar Ama
Bir tek seni unutamam
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak."O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…
Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!
Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!
Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!
Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!
Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil!
Çok çalıştım,
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
Anladım ki daha önce sevmemiştim,
Çok çalıştım inan,
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
Çok alışmaya çalıştım hem de,
Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
An be an çöküyor insanın içindeki güç,
Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
Çok çalıştım,
Gitmeye de kalmaya da,
İkisi de aynı acı,
Kolay değil!
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YADA YÜREĞİN…
Görmeyince birbirimizi kötüydük... Yan yanayken cennetteki iki insan...
Karşımdayken gözlerimiz bakınca gülerdi yüzümüzün bittiği yer, dudaklarımız...
Ama gidince yanımda başlardı, saçma sapan sebeplerle kavgalarımız...
Derdim ki hep, o muydu az önce yanımda gözlerimin içinde eriyen,
gözleriyle bana seni seviyorum diyen...
Kaldım çaresiz, elim kolum bağlı...
Ne yapsam yaranamadım, umutlarım yarınlara kaldı...
Bazen sinirimde ağlardım, analatamazdım sana...
Acımda, gözyaşımda hep içimde saklı...
Neydi bana garezin yanımdan her gittiğinde...
Çok seviyordun, bensiz mutsuzdun da, beni de mi mutsuz etmekti niyetin...
Neydi amacın, neydi niyetin inan ben çözemedim.
Kalbim dayanmıyor artık nolur sen söyle de bileyim!!!
Ne kadar büyük konuşsakda sanırım tek vazgeçemediğimiz şey; insanlara güvenmek!
Ah bu huyumuzdan bir vazgeçebilsek, herkese güvenmesek, hayal kırılığıyla ezilmesek, ve hayat a, güvendiklerimiz yüzünden yenilmesek...
Kalbimin her gece ki sessizliği, kulaklarımı sağır edecek...
Ne zaman bilmiyorum ama, sensizlik beni bir gün bitirecek...
Suskunluğumun sonumuz olduğunu anladım ya, emin ol bir daha bu dil, adını asla zikretmeyecek...
Keske 26.haziran.2005 qeri qitme sansım olsaydı.Ertesi qünü hiç yasamasaydım.
Hayatımızda bazen yasamak istemediqimiz zamanları yasarız tanık ve sahit olarak o qünden sonra hiç birsey eski saflıqında olmaz sizde cevrenizdekilerde hayat qarip keske dediqimiz hersey keske qeriye dönse ama öyle bir sansımız ASLA olmicak.