• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Hasretim

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Esinti
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Biliyorum sigamazsin hic bir yere bu dünya sana dar.
Ama dayan gönlüm,dayan ki her gecenin bir sabahi var.

 
[COLOR=[URL=http://www.megaforum.com/usertag.php?do=list&action=hash&hash=000000%5D%5BFONT%3Darial%5D%DDnsan]#000000]İnsan[/URL]

acizdir,muhtaçtır.
Çok artistlik yapmamalıdır.

Artistlere duyrulur ;)
[/COLOR]
 
Nokta (.) koyduysan bir kere, çevirmeyeceksin onu virgüle (,) ne soru kalmalı, ne de tek bir soru işareti geriye...! ! ! Hz Mevlana
 
Ben bugün öldüm anne, sana geliyorum yeniden rahmine düşür beni, yeniden taşı 9 ay ve tekrar doğur beni... Ben bu hayatı hak etmedim anne, deme bana öyle kim hakettiğini yaşıyor diye!

Ağrısı, sancısı, acısı... dayanılır gibi değil sen bugünler için mi doğurdun ki beni!

Hani doğurduğun güne lanet okumuştun ya beni hah işte lanetli bir varlık gibi nereye gitsem gölgem misali peşim sıra lanetimde benimle yürüyor anne..

Canım acıyor, bunca korkağın ve bunca hepliğin arasında sadece bir hiç olup herşeye nokta koyarak yeniden başlamak.

Özürdilerim anne! Bağışla beni ben bugün öldüm sen sakın bunu babama söyleme, kimseler bilmesin değil herkes bilsin ben bugün öldüm!
 
Aşk (:

Çoğu zaman yürümez zaten ya emekletir ya süründürür ya da peşinden koşturur..

Açıkcası en doğru olanı bu durumda zorlamamak o yürümüyor diye hayatta günlerde eksilmiyor değil ya...
:)
 
Söze nereden başlayacaktım?
Dünya pek büyüktü. En çok bildiğim ülkeyle, kendi ülkemle söze başlamalıydım.
Ama benim ülkem de pek büyüktü. Kentimle başlasam daha iyi olacaktı.
Ama kendi kentim de çok büyüktü. Sokağımdan başlasam daha iyi olacaktı.
Hayır kendi evimden; hayır kendi ailemden başlamalıydım.
Neyse unutun bunları.
Kendimi anlatarak söze başlayım.
 
Öyle bir yalnızım ki...
Öyle çok tatsızım...
Hayatın yoklama kağıdında bundan sonra ben hep devamsızım...
 
Kaderlerimize mi küstük; kaderlerimizi mi küstürdük?

Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı

NFK

Derler ki delikanlım,

Kader miras olur bazen, devralınır atalardan ve iyiler de, kötüler de potasında hayat damıtır durmadan. Issız sokakların açık avuçlarına çizilince rotalar, yalnızlıklar sağanak olur birden. En güzel anıların kabloları toprakaltı şebekelerine döşenir ve yeraltından gelen sessiz telefonlar ölüm kabinlerinde görüştürür aynı kaderi paylaşanları. Bazen bir uzayışın salıncağında beklemeyi beklemek düşer iğreti varlıklarımıza; ve bazen kaskatı duvarlarla örülür özgürlüklerimizin şeş ciheti. Zaman bugün olur, ve gölgesine düşman olan uygun adımlarla yürünür umutsuz yollar.

Derler ki gelinim,

Kader bizi herkesten çok var olduğumuza inandırarak yalnızlaştırmada şimdi ve amansız kalabalıklarda ellerimizi birleştirmeyi akıl edemiyoruz bir türlü. Günlerin ve genlerin bir araya getiremediği varlıklarımız, kurulu bombalar gibi bırakılıyor ya korku sokaklarına, ansızın bin parça olmak için, tik tak, tik tak... Yağız düşüncelerimiz sık parmaklıklarla hesaplanıyor cetvel cetvel; bayramlar ve şölenler tekdüze grilere boyandırılıyor. Gücümüzü sivriltip karanlığa tüneller açabilmek için ilk ışıklara teşne seher güllerince kanatmadayız ya yüreklerimizi...

Derler ki kızım,

Kader böyle imiş, dengesiz dalgalar vuracakmış kıyılarımıza, zamansız fırtınalara tutulacakmışız. Kabuğu düşmüş kaplumbağalar gibi sersefil, dönmesini unutmuş çemberler gibi şaşırmış kalakalacakmışız ortalık yerde. İçimizin kopmayan ipiyle darağaçlarına bağladığımız masumiyetlerimizin altındaki sandalyeleri, istenmeyişlere takıntılı ayakların kudurmuş öfkesi tekmeleyecekmiş. Zaten olmayan kervanları bekleye bekleye yitirdiğimiz umutlarımızın yıldızsız ve aysız gecelerinde katran kazanlarına atılışlarımızı seyrederken ziftlenecekmiş cellatlarımızın yürekleri; ve bize elleri bağlı beklemek düşecekmiş.

Sen deme bunları çocuğum, sen kadere böyle deme. İçini tersyüz etmedikçe anlayamazsın kaderi çünki; yolculuklarını içine, durağanlıkları dışına yapmadıkça anlayamazsın. Gözyaşlarınla diktiğin giysiyi hoyrat makaslar doğrarken pâre pâre, “Kader buymuş! ” diyemezsin. Gururunun kristal küreleri taşlık yollarda tuz buz edilirken kadere sığıntı olamazsın. Kulvarlarda koşu varken yürümeye kader diyemezsin sen. Dallarını fırtınalar, çiçeklerini ayazlar vururken oturmayı kader değil miskinlik anla o halde çocuğum.

Kader insaniyet kelimesinin içini dolduran erdemler bütünüdür yiğidim, böyle anla sen. İnsaniyet ki çalışmaktır, başarmaktır, paylaşmak ve hoşgörmektir, yardım ve iyiliktir. Kader ancak o vakit baht olur, kader ancak o vakit taht olur. Kaderimiz bunlar olmayacaksa, ya sorgumuz nic’olur delikanlım, sorgumuz nic’olur? ! ..

Senin için kader, yapabildiğindir cancağızım, iyi ve kötü günde elinden geleni yapabildiğindir... Ötesi senden sorulmaz, içini rahat tut!

İSKENDER PALA

Çok çok beğendiğim, defalarca okuduğum ve zaman zaman içimden kendi kendime söylendiğim bu güzel yazıyı sizinle paylaşmak istedim.
 
Dudaklarım vedalaşmadı teninle, nereye gidersem geleceksin benimle, soğuk kimsesiz bir şehirdeyim ben yine, dokunduğun ellerin hala bedenimde...Bir bozkır yalnızlığı içimdeki yorgunluk, çok yüklendim sol yanıma, tek nefeslik yaşıyorduk, ellerine sarılmak için bir gece, tenhaları mesken tutuyorduk, anılarım gelir gözüm önüme, ben yanarım geçen güne ömrüme, geçen yıllar benden çok şeyler aldı, ben bittim amma bir parçam sende kaldı...
 
Sevgili günlük ben neden sacmaliklar yapamiyorum:(...sacmalik yada gelisi guzell seyler,icimdeki cocuk susuyormu hep yani! ne demek istiyorsun sen? sacmalamak benimde hakkim degilmi.. :) bu günlerde icimdeki cocugun yüzüne bakmaya gayret ediyorum onu güldürmeye...ha birde hani ruhu güzel kokan ve güzell sarkilar söyleyen notalari olan varya ona dua ediyorum mutlu olsun diye..
 
İnsan arkasına bakıyor, uzun uzun düşüncelere dalıp sanki bir kayıkta gibi bir o yana bir bu yana salınıp duruyor... Şu anda olanlar, olmuş olanlar ve olacaklar... Hepsi birer başlı başına sorular... Hedef, gaye yaşam prensipleri… Peşinden her şeyimizle koşturmamız gereken o kadar çok iddia var ki…

Bütün bu olanlar sabit kalmıyor, hepsi değişiyor... Zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmadığımız zaman kendimizle yüz yüze kalıyoruz ve muhasebeye başlıyoruz... Ve tek soru’’Ben ne yapıyorum...? ’’
 
Geri
Üst