• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Hoşgörü, İnsan, Aile ve Felsefemiz

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan aLLien
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

aLLien

Kayıtlı Üye
Konum
Irlandaya yakin :)
Forum Yaşı
9 Yıl 11 Ay
Mesajlar
253
Tepkime puanı
450
Hoşgörü sevgi sadakat hakikaten çok güzel olgular olmakla beraber insanın kendi felsefesiyle yoğruştuğu anda kişiden kişiye değişebilen farklı değerler halini alabilmektedir. Her insan Dünya'ya gözlerini açtığı anda ham insandır. Yaratılmışlığın kutsallığın izafisi içinde öğrenmeye önce içgüdüsel olarak başlar. Daha sonraki yıllarda beyninin her hücresini tam olarak kullanamasa da kendini hayata tutunacak ölçülerde özümseyerek yaşamını idame ettirmeye başlar. İşte asıl zorluklar bu aşamadan sonra başlar eğitim varsa eğer ailesinde başlar. Yazımın başında da söz ettiğim gibi hayat felsefesinin kişiden kişiye değiştiğini ve aynı ortamda büyüyen çocukların bu felsefeyi benimseyeceği kuvvetle muhtemeldir. O andan sonra bireyler kendi iradelerini yani (doğru eğitimler alındıkça) kişiliklerini ortaya koymaya başlar. Oluşmaya başlamış olan kişilikler de öğrenmenin yaşı yoktur. İnsanoğlu yetmiş****en yaşında da bir şeyler öğrenebilir ve dağarcına katabilir. Ben her şeyi biliyorum demek cahilliktir diye düşünüyorum. Bu anlamda kişi gerçekten birey statüsüne erişmiş ise o artık hamlıktan çıkmış olgunlaşmıştır. Tabi ki yaş sınırı konulamaz bütün bu kavram karmaşasının içinde insanlar maneviyatı nedense maddiyattan sonra benimserler. Doğruyu anlamak için ille de yaşamak gerekmez. Yakın örneklere bakmak kâfidir herhalde.

Neden bunları dile getirdim diye düşünecek olursanız hemen açıklayayım; hoşgörü saygı ve sevgi kavramlarının tek bir anlamı olduğu tartışmaya açık olmakla beraber sorulduğunda herkes aynı şeyi tarif eder. Doğru tektir bakış açısı farklıdır. Ancak çoğu zaman asgari müşterekte birleşiriz. İki insan birbirine karşı duyulması gereken hissiyatı kendilerinde hissederler ise çok iyi iki arkadaş veya aile olabilirler. Aile olmanın kriterleri varmıdır? Bence adam gibi olanlar için şart şurt veya kriter olmaz. Kültür ve eğitim varsa hele hele aileden gelen temel varsa hiç düşünmeye gerek yoktur. Çevremize baktığımızda çatırdayan evliliklerde bahsetmiş olduğumuz maddi veya manevi olgulardan bir kaçının eksik olduğunu gözlemleriz. Şunu demek istiyorum dayatmalı eğitim varsa o zaman başka kurumlar devreye giriyor. Ana baba kardeş ya da genellersek kutsal nitelikteki varlıklarımızdır. Tabi ki eş ve çocuklarımız da kutsaldır bunu hiç kimse farklı düşünemez. Herkesi bulunduğu yerde değerlendirmek yapılacak en doğru harekettir. Bunu başarabilen bireyler nispeten diğerlerine oranla daha huzurludurlar. Maneviyatın evrensel maddiyatın kapitalist bir düşünce tarzı olduğunu düşünürsek her iki değeri de olması gereken ortamlarla somutlaştırmak gerekir. Benim için önce insan sonra maneviyat gelmektedir. Hemen ardından parasız da olunmuyor dediğinizi duyar gibi oluyorum. Tabiî ki yaşamımızı sürdürebilmek için gerekli şartların oluşması şartının önemini de biliyorum. Ancak benim anlatmak istediğim maneviyat her zaman maddiyatın ardında olduğudur. Yaşamımızı sürdürmekte olduğumuz zaman mefhumu içinde ama yaşayarakama gördüklerimizle ya da alınan kültürde mayamızın tadına tat veya rezil olmasına sebep olacak unsurlardır. Kişilikleri olduğu gibi kabullenmesini bilmek erdemlilik aksi cahilliktir. Kısa yaşam kavgamız içinde mutlu olmak arzu edileni alabilmek ve verebilmek bence mutlulukların en büyüğüdür. Ötesi anlamsız hırs ve anlamsız zafiyettir. Ne isteriz; yeterli ölçülerde düzgün yaşam sağlık vs gibi isteklerimiz olur. İnsan olma olgusu içersinde başkalarının isteklerinin de var olabileceği anlamını anlayabilmek büyük düşünmektir. Çok fazla laf kalabalığı yapmadan insana insan gibi insanın düşüncesine medeni yaklaşmalı ve anlamalıyız. Eşler arasıkomşu ilişkileri hatta dünya medeniyetleri ile olan ilişkilerimizde anlatmaya çalıştığım faktörler her zaman iyi bir kılavuz olarak karşımıza çıkacaktır. Yere düşmüş insana bir tekme de benden diyenlerden olmamalıyız.
Aile kavramını idrak etmiş kişileri izlersek eğer onların ne büyük şeyler başardıklarını daha iyi anlarız. İyi ve medeni toplum olmak istiyorsak önce insan olmak daha sonra eğitim almanın gerekliliğini özümsememiz gerekiyor. Yalınsade ama sıkıntısız yaşam en mutlu yaşamdır.
Takiyeci zihniyetten uzak sağlıklı iyi bir aile ortamında uzun ömür diliyorum
 
Geri
Üst