aLLien
Kayıtlı Üye
Hüzün vakurdur, onurlu ve dürüst
Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır. Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır.
Tüy gibidir hüzün. Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair
Hüzün, sâdıktır.
Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi? Bana düşen sabr-ı cemildir. diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz
And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allahın kullarıyız ve biz Ona döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Ve Vahşînin hüznü Kolay mıdır Gözüme görünme!.. sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamzayı vuran mızrağı, bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü
Hüzün, Allah Rasûlünün dostudur, takdim ederim. Hüzün dostumdur. buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün Hüzne, bu hüzün yeter.
Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana
Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana
Kızım, demiş kızının kulağına: Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek.
* * *
Yüreğim parça parça efendim
Yüreğim parça parça
Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme
Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde
Sabır yüreğimizde efendim,
Sabır yüreğimizde
* * *
Hüzün, güzeldir ..
Tüy gibidir hüzün. Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair
Hüzün, sâdıktır.
Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi? Bana düşen sabr-ı cemildir. diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz
And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allahın kullarıyız ve biz Ona döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Ve Vahşînin hüznü Kolay mıdır Gözüme görünme!.. sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamzayı vuran mızrağı, bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü
Hüzün, Allah Rasûlünün dostudur, takdim ederim. Hüzün dostumdur. buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün Hüzne, bu hüzün yeter.
Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana
Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana
Kızım, demiş kızının kulağına: Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek.
* * *
Yüreğim parça parça efendim
Yüreğim parça parça
Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme
Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde
Sabır yüreğimizde efendim,
Sabır yüreğimizde
* * *
Hüzün, güzeldir ..