Ziyâeddîn Nahşebî hazretleri buyurdu ki: Dinle, iyi dinle! Büyüklerden biri, hiç sağına soluna bakmazdı. Bir gün Kâbeyi tavâf ederken, birisi ona seslendi. Onun tarafına bakmak istedi. Gâibden bir ses işitti: Bizden başkasına bakan, bizden değildir. Kardeşim, bu yolda bin sene yürüsen ve hâtırından; Bunu kabûl ederler. düşüncesi geçse, hâlâ makam arzusunda olup, hâlâ istek yolunun yolcusu olduğun anlaşılır. Ey kardeşim, eğer bu yoldan menzile kavuşmak istersen, sakın kendini arada görme! Tâat zenginliğine kavuşmuş olan büyükler, kendilerini dâimâ müflis olarak, düşünmüşlerdir. Her zaman müflis olanlar ise, kendilerini nasıl zengin yaparlar.
Dinle, iyi dinle! İbrâhim aleyhisselâm ateşe eriştiğinde, ateş ona selâmet oldu. Zîrâ onun kalbi, hakîkî ateşle yanmıştı. Bunun içindir ki, Sen olmasaydın, sen olmasaydın kâinâtı yaratmazdım. makâmının sâhibi, yâni Resûl-i ekrem efendimiz; Benim kadar hiç kimse eziyet çekmedi. Hazret-i İbrâhimin ateşe atılması belâ değildi. Hazret-i Zekeriyyânın parça parça edilmesi sıkıntı değildi. Belâ ve sıkıntı, bizim başımıza dökülendir. Bizi, gök ve yer ehlinin önüne geçirdiler ve Âdem aleyhisselâmın zürriyetinin günahlarını, benim şefâat eteğime bağladılar. buyurdu.