• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Japon Masalları’nın Kaybolan Kadınları – Kimlik ve Beden

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan İlksu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

İlksu

Sanırım artık insan, tutunamıyor insana..
Kayıtlı Üye
Konum
~ Huzura Kavustuğum Bir Yerden ~
Forum Yaşı
8 Yıl 10 Ay
Mesajlar
1,593
Tepkime puanı
30
ukiyoe_1.jpg


Japon kültüründe kadının tilki, turna gibi pek çok hayvana dönüştüğünü ya da bedenen yok olarak varlığını başka şekillerde sürdürdüğünü anlatan bir sürü masal var. Eskilerin bu masallarının şimdideki yansıması ise Ghost in the Shell, Serial Experiments: Lain gibi siberpunk animeler.

Japon masallarının kaybolan kadın anlatısı Lacancı teorinin çok konuşulan “Kadın Yoktur” kavramını hatırlatır insana. Toplumsal cinsel kimlikler üzerinden “kadın” kavramının yaratıldığını söyler Lacan, tam da bu sebeple “yoktur”. Yokluğu onu arzu nesnesi haline getirir. Ataerkil toplum düzeninin kadını içine koyduğu bu ikircikli kimlik problemi eski Japon masallarında bedenin kaybolması ile metaforunu bulur. Yaratılmış kadın kimliği ve o kadının kaybolması…

Kadının kaybolmasının ardından erkeğin hayatı, kadından önceki hale döner dönmesine ama erkek, içinde yeni bir boşluğa, tatmin edilemeyecek olan arzuya sahiptir artık. Hep peşinden koşulacak gölgeler düşmüştür hayatına. Gerçi tüm hikayeyi tersine çevirseniz bile pek bir şey değişemez. İnsan hazlarını karşılayacak tüketime, duyguya boğsa da kendini içimizdeki bu arzu gıdım azalma göstermez, gösteremez.

Japon masallarının kaybolan kadınları ise erkeklerinden daha bir farklıdır, arzunun yarattığı boşluğa ek olarak ölümün, Le Reel’in, “gerçeğin” alanı olarak adlandırabileceğimiz bir yere bağlanmışlardır. Tam da kayboldukları o an, sahip oldukları büyülü gerçekliklerini bu dünyada yaşayamayacaklarını tekrar tekrar hatırlatır bize, onlara. Dilin alanında yani bir anlamda “normal” dünyada yaşadıkları bu kısa süre aslında ölüm ve ölümsüzlük arasında geçici bir konumda askıda kalma halidir, geçicidir. Peki Japon masallarının en bilinen ve kaybolan kadınlarına göz atacak olursak:



Söğüt Eş


Söğüt Eş Heitaro isimli genç bir çiftçinin başından geçenleri anlatır. Heitaro’nun kasabasında çok sevdiği ve oldukça yaşlı bir söğüt ağacı bulunur. Bir gün bu ağacı kesmek isterler ve bunu engellemek isteyen Heitaro kendi ağaçlarını almaları ama söğüde dokunmamaları için insanlara yalvarır en sonunda da ikna eder. Bu olayın ardından bir gece eve dönerken,neredeyse her gün özellikle yanından geçtiği söğüt ağacının altında, güzel bir kadın olan Higo (Söğüt) ile tanışır. Heitaro eve giderken tekrar tekrar karşılaşırlar, bu karşılaşmalar utangaç bakışlardan sözlere evrilir. Zamanla Higa’nın utangaçlığı azalır ve Heitaro ne zamandır sormak istediği soruyu sorabilme cesaretini hisseder içinde. Ve evlenirler. Oldukça mutlu geçer evlilikleri fakat eski imparatorun yaptığı bir istek taa uzaklardaki Heitaro’nun kasabasında ve Heitaro’nun hayatında değişmeyecek izler bırakacaktır.

Önemli bir tapınağın yapımı için tüm ülkeden ahşap istenmiştir, ne yaparsa yapsın Heitaro söğüt ağacını kurtaramamıştır. Eve döndüğünde eşi Higa’ya olanları anlatır, altında tanıştıktıları söğüt ağacını kurtaramadığından dert yansa da tesellisi eşi Higo’dur artık. O gece acı içinde ağlamaya başlayan Higa, söğüt ağacının ruhu olduğunu ve kasabalıların onu şu anda öldürdüğünü söyler, dışardan gelen sesler ise yüksek çatırtılarıyla ağacın yıkıldığını belli eder. Heitaro dönüp baktığında her şeyden çok sevdiği karısı geride gömebileceği bir beden bile bırakmadan kaybolmuş, yok olmuştur.

sc148776.jpg


Kar Gelin

Kar Gelin masalı ise özellikle Yokai’ler yani Japon doğaüstü yaratıkları içinde oldukça bilinen Yuki-Onna (kar kadın) ile ilgilidir. Kar fırtınalarında dışarda kalmış ya da barakalara sığınmış yolcuları kandıran bu femme fatale aslında içinde yumuşak bir yanı da olan biridir. Bu yumuşak yan masalda da görülür ama Yuki-Onna’ya dikkat etmek gerek. Elde tutulamaz, şekle sokulamaz bu kadının ne yapacağı belli olmaz çünkü.

Mosaku ve çırağı Minokichi soğuk bir gecede barınmak için bir barakaya sığınırlar ve uyuyakalırlar. Minokichi yüzüne dökülen kar taneleriyle uyandığında ustasına doğru eğilmiş beyazlar içinde bir kadının, nefesiyle ustası Mosaku’yu dondurduğuna şahit olur.

Uyanmış ve korkmuştur Minokichi. Kadınsa, adamın gençliği ve yakışıklılığından öyle etkilenmiştir ki bu olaydan kimseye bahsetmeme sözü vermesi karşılığında Minokichi’nin hayatını bağışlayacağını söyler.

Aradan yaklaşık bir sene geçmiştir. Yaşadığı korkunç olayı hafızasında çoktan gerilere atmış Minokichi yolda güzel bir kız ile tanışır. Onunla konuşur, iş aradığını öğrenir ve bir şekilde kendisiyle gelmesi için ikna eder. Kısa sürede evlenirler, kızın adı ise Yuki’dir. Yuki ile Minokichi’nin güzel bir evliliği ve bir sürü çocuğu olmuştur. Güzel giden evlilikleri, bir gece Yuki’nin dikiş dikerken yüzüne vuran ışığın Minokichi’ye hatırlattıklarıyla bozulur. Minokichi’nin geçmişinden su yüzüne çıkan, ustasının öldüğü gece ve beyazlar içindeki bir kadının hatırasıdır. Bu yaşadıklarını ise ilk defa birisine, karısına anlatmaya başlar. Karısı ne kadar da benziyordur o geceki kadına…

Elindeki dikişi yavaşça kenara bırakır Yuki, ağır ağır yüzünü kocasına çevirir. Minokichi o anda karısının yüzünde korkunç bir gülümseme görür. Karısı ve o geceki kadın aynı kişi yani Yuki-Onna’dır. Minokichi verdiği sözü çiğnemiştir bu yüzden ölmesi gerekir…

Yuki uyuyan çocuklarını hatırlar ve Minokichi’yi öldürmez ama bir söz verir. “Minokichi bir daha bu konudan bahsedersen seni kesinlikle öldürürüm.” Yuki beyaz bir sise dönüşüp ağır ağır bacadan kaybolur ve Minokichi karısıyla birlikte uyudukları odada tek başınadır artık.

long2.jpg


Kar Gelin gibi Yokai örneğinde gördüğümüz yaratıkların ya da sevilen bir varlığın ruhunun kadın bedeninde cisimleştiği Söğüt Eş gibi masalların pek çok örneği bulunmaktadır. Bu gibi masallarla ilgili Japon psikolog Kawai Hayao “kederin güzellik duygusunu tamamlaması için kadının gözden kaybolması bir Japon kültürel paradigmasıdır” diyerek bu gibi masalların batıdaki örneklerinin aksine erkeğin hayatında hiçbir şeyi değiştirmediği bir “hiçlik” durumuna dikkati çektiğini söyler.

Özellikle Kar Gelin ya da Söğüt Eş gibi evlilik üzerinden yani cinsel ilişkiye girilmiş, girilebilecek olan kadının kaybolmasını işleyen masallarda arzu nesnesi La Femme’yi (Kadın) görmek mümkündür. Zizek de benzer film örneklerini inceleyerek Lacancı teorinin Kadın’ının “ele geçirilemeyen gölgesi” olarak kabul edilebilen “kaybolan leydiler” üzerinden “Kadın Yoktur” kavramına vurgu yapmaktadır.

Masalları kadınların açısından incelersek ise karakterlerin aslında eşik dünyalarda var olduklarını yani Le Symbolique’in (sembolik) alanına tam olarak ulaşamadıklarını görürüz. Bu durum Le Reel (Gerçek) ile olan bağı da göz önüne sermektedir. Özellikle Yuki’nin Minokichi’ye olanları kimseye anlatmaması için söz verdirmesi, yaşananların ve Yuki’nin yani “Kadının” tam olarak dilin, semboliğin alanına giremeyeceğini göstermektedir. İlginç olan ise Le Reel ile karşılaşmada yaşanılanların kelimelere dökülmeye çalışılmasının ardından ortaya çıkar. Yuki beyaz bir sise dönüşerek kaybolmuştur. Çünkü Le Reel ile farkında olmadan karşılaşma yaşayan Minokichi olsa da Yuki’nin ortaya çıkan gerçeği artık onun semboliğin alanında bulunmasını engellemektedir.

Masallardaki kadınların kaybolması Lacancı teoride bahsedilen Kadın’ın olmayışını vurgulamanın yanında zaten eşik dünyalarda bulunan karakterlerin tam olarak var olamadıkları sembolik yani dil alanının içinde, gerçeklerin ortaya çıktığı noktada barınamadıklarını ve dile dökülemeyen kendi gerçekliklerine dönmek zorunda kaldıklarını gösterir. Bu tip bir bakış açısında, bahsedilen kadınların aslında ölümle bağlantılı olarak ele alınabilmesi de mümkün olmaktadır.

Japon masallarının kaybolan kadınları, siberpunk’ın ağ içine dağılan bilinçlerinde varlıklarını sürdürmeye bir anlamda devam ediyor. Fakat siberpunk’ın Kusanagi ya da Lain gibi kimlik arayan “kaybolan leydileri” eskinin masallarının tozunu üstünden oldukça atmış. Arzu nesnesi beden, siberpunkla birlikte kimlik problemini insana ve varolma koşulu ile beden bağına kadar genişletmiş durumda.​
 
Geri
Üst