"Tanrı yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını, sisin gözyaşını aldı; rüzgarın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi. Onların üzerine kıymetli taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını, kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı. Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadını yaptı. Yarattığı kadını erkeğe armağan etti. "
Mitolojide yıllardır dilden dile dolaşan kadın tanımıdır bu. Akabinde bir erkek tanımı da vardır; fakat mevz-u bahsimiz kadınlar üzerine olunca, bilahare diğer tanımının rezervasyonunu başka yazılara yapıyoruz.
"Bir tüyden daha hafif ne vardır? Toz
Tozdan daha hafif? Rüzgar.
Rüzgardan daha hafif? Kadın
Kadından daha hafif? Hiçbir şey!"
Alfred de Musset bir şiirde bu şekilde seslendiriyor görüşlerini. Feminist bir kadından darbe yemiş olmanın, kuyruk acısı yüzünden değildir canım. Tarafsız olarak; güç üzerine değerlendirmeler yapan bir adamın hezeyanlarıdır sadece.
Mitolojide yıllardır dilden dile dolaşan kadın tanımıdır bu. Akabinde bir erkek tanımı da vardır; fakat mevz-u bahsimiz kadınlar üzerine olunca, bilahare diğer tanımının rezervasyonunu başka yazılara yapıyoruz.
"Bir tüyden daha hafif ne vardır? Toz
Tozdan daha hafif? Rüzgar.
Rüzgardan daha hafif? Kadın
Kadından daha hafif? Hiçbir şey!"
Alfred de Musset bir şiirde bu şekilde seslendiriyor görüşlerini. Feminist bir kadından darbe yemiş olmanın, kuyruk acısı yüzünden değildir canım. Tarafsız olarak; güç üzerine değerlendirmeler yapan bir adamın hezeyanlarıdır sadece.