Beşerin başına gelmiş ve gelebilecek olan en güzel olay gök semasının açılarak ilahı kelamın indirilmesidir. Yapacağı en güzel şey onu okumak ama daha da güzel olanı okumakla birlikte anlamıyla hemhal olmaktır.
Bu müthiş kelamın ışığında yetişmiş bir peygamberin ümmeti olarak birçok ayrıcalıklara ve güzelliklere tabi tutuluyoruz; ama acaba bunlara layık olabiliyor muyuz, hak ettiği ilgiyi ona gösterip hayatımızda onu uygulayabiliyor muyuz? Bu sorulara iç rahatlığıyla "EVET" diyebilmek çok zor. Çünkü Kur'an'ın hayata inmesi demek önce kendi içinde başlayıp aile üzerinden topluma yayılan bir ışık demektir. Bunun en güzel testi evimizin kapısında bir çeyrek saat durarak konuşulan veya dinlenilen şeylere dikkat etmektir. Sözlerimiz ne kadar ilmi veya dinlediğimiz şeyler ne kadar dini? Daha doğrusu meşgul olduğumuz şeyler ne kadar fıtri?
Kur'an verimli topraklara hayat veren su misalidir. Toprak ne kadar verimli yada mineralce ne kadar zengin olursa olsun üzerinde bulundurduğu bitkinin kökünden alacağı bir damla su olmazsa herhangi bir anlamı kalmaz. İşte biz dünya Müslümanları da böyleyiz. Üzerimize indirilen bu bereketli sofradan yiyip-içmezsek aç kalır ve onun haricindeki her şeyi yiyip-içmeye başlarız. Bu şekilde fıtratımıza uygun olmayan şeylerle beslenmiş, sindirmiş ve damarlarımızda gezindirmeye başlamış oluruz. Damarlarımızda biriken bu yabancı maddeler mükemmel bir şekilde dizayn edilmiş olan damar yolu sistemiyle beynimize gönderilir. Gönderilen maddeler beynimizdeki sinir sistemiyle bizi kontrol etmeye başlar ve yapacaklarımızı belirler. Bu yüzden beslendiğimiz şeyler çok önemlidir. Kuran ile besleniyorsak beynimiz güzel şeyleri O'nun haricindeki neyden besleniyor sakta kötü şeyleri bize emreder. Bu yüzden tek doğru O'dur ve rehberliğine güvenebileceğimiz yegane kaynakta odur.
Peki, bunun için ne yapılmalı? Yapılacak tek bir şey var; Onunla yaşanmalı. Peki, nasıl yaşanmalı? Haftanın bazı günlerinde belli sureleri okuyarak mı, ölülerimizin arkasından cüz dağıtırken bir tanesini alarak mı yoksa bir hastamızın kurtulması için iki bilemediniz üç damla gözyaşı döküp okuyarak mı? Bunlardan hiç ama hiçbir tanesi Onunla yaşamak değildir. Onunla yaşamak demek her şeyi dönüp ona sormak her kararında onu söz sahibi etmek her ümide kırıldığı veya dünya başına yıkıldığında onda hayat bulmak demektir. Kuran 'la yaşamak demek onun sınırlarının dışına çıkmamak demektir. Peki, neden bu kadar önemlidir onunla yaşamak? Bunun en iyi cevabını onu bize gönderen Rabbimiz den alıyoruz; Biz bu kitabı onlar dünya ve ahirette mutlu olsunlar diye indirdik. Sizce de mükemmel değil mi? Mükemmel diyebileceğimiz tek şey varsa oda budur. Budur en güzel tanım, en güzel lafız ve en güzel hüküm.
Aradığımız ve sonuçsuz kaldığımız her sorunun cevabı ondadır. Çünkü onun yazarı bizi yoktan var eden bizi en ince ayrıntılarımıza kadar tanıyan tek sahibimiz yüce Allahtır. Bu yüzden sorularımızla birlikte cevapları onda aramalı ve onda anlamaya çalışmalıyız. Rabbimizin doğru bildirdiklerini doğru yanlış bildirdiklerini yanlış olarak kabul ettiğimiz müddetçe onun terbiyesini almış oluruz. Kuran en süslü ve güzel kapların koruduğu değil göğüs kemiklerimizin koruduğu ta yüreğimizin içindeki bir kitap olmalıdır. Bizler ancak onu yüreğimize taşırsak dünya ve ahirette mutlu olanlardan olmuş oluruz.
Bu müthiş kelamın ışığında yetişmiş bir peygamberin ümmeti olarak birçok ayrıcalıklara ve güzelliklere tabi tutuluyoruz; ama acaba bunlara layık olabiliyor muyuz, hak ettiği ilgiyi ona gösterip hayatımızda onu uygulayabiliyor muyuz? Bu sorulara iç rahatlığıyla "EVET" diyebilmek çok zor. Çünkü Kur'an'ın hayata inmesi demek önce kendi içinde başlayıp aile üzerinden topluma yayılan bir ışık demektir. Bunun en güzel testi evimizin kapısında bir çeyrek saat durarak konuşulan veya dinlenilen şeylere dikkat etmektir. Sözlerimiz ne kadar ilmi veya dinlediğimiz şeyler ne kadar dini? Daha doğrusu meşgul olduğumuz şeyler ne kadar fıtri?
Kur'an verimli topraklara hayat veren su misalidir. Toprak ne kadar verimli yada mineralce ne kadar zengin olursa olsun üzerinde bulundurduğu bitkinin kökünden alacağı bir damla su olmazsa herhangi bir anlamı kalmaz. İşte biz dünya Müslümanları da böyleyiz. Üzerimize indirilen bu bereketli sofradan yiyip-içmezsek aç kalır ve onun haricindeki her şeyi yiyip-içmeye başlarız. Bu şekilde fıtratımıza uygun olmayan şeylerle beslenmiş, sindirmiş ve damarlarımızda gezindirmeye başlamış oluruz. Damarlarımızda biriken bu yabancı maddeler mükemmel bir şekilde dizayn edilmiş olan damar yolu sistemiyle beynimize gönderilir. Gönderilen maddeler beynimizdeki sinir sistemiyle bizi kontrol etmeye başlar ve yapacaklarımızı belirler. Bu yüzden beslendiğimiz şeyler çok önemlidir. Kuran ile besleniyorsak beynimiz güzel şeyleri O'nun haricindeki neyden besleniyor sakta kötü şeyleri bize emreder. Bu yüzden tek doğru O'dur ve rehberliğine güvenebileceğimiz yegane kaynakta odur.
Peki, bunun için ne yapılmalı? Yapılacak tek bir şey var; Onunla yaşanmalı. Peki, nasıl yaşanmalı? Haftanın bazı günlerinde belli sureleri okuyarak mı, ölülerimizin arkasından cüz dağıtırken bir tanesini alarak mı yoksa bir hastamızın kurtulması için iki bilemediniz üç damla gözyaşı döküp okuyarak mı? Bunlardan hiç ama hiçbir tanesi Onunla yaşamak değildir. Onunla yaşamak demek her şeyi dönüp ona sormak her kararında onu söz sahibi etmek her ümide kırıldığı veya dünya başına yıkıldığında onda hayat bulmak demektir. Kuran 'la yaşamak demek onun sınırlarının dışına çıkmamak demektir. Peki, neden bu kadar önemlidir onunla yaşamak? Bunun en iyi cevabını onu bize gönderen Rabbimiz den alıyoruz; Biz bu kitabı onlar dünya ve ahirette mutlu olsunlar diye indirdik. Sizce de mükemmel değil mi? Mükemmel diyebileceğimiz tek şey varsa oda budur. Budur en güzel tanım, en güzel lafız ve en güzel hüküm.
Aradığımız ve sonuçsuz kaldığımız her sorunun cevabı ondadır. Çünkü onun yazarı bizi yoktan var eden bizi en ince ayrıntılarımıza kadar tanıyan tek sahibimiz yüce Allahtır. Bu yüzden sorularımızla birlikte cevapları onda aramalı ve onda anlamaya çalışmalıyız. Rabbimizin doğru bildirdiklerini doğru yanlış bildirdiklerini yanlış olarak kabul ettiğimiz müddetçe onun terbiyesini almış oluruz. Kuran en süslü ve güzel kapların koruduğu değil göğüs kemiklerimizin koruduğu ta yüreğimizin içindeki bir kitap olmalıdır. Bizler ancak onu yüreğimize taşırsak dünya ve ahirette mutlu olanlardan olmuş oluruz.