Neler yeni
Türkiye'nin En Güncel Forum Sitesi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Kıbrıslı Zenon

diShy

~ یơυℓℓεss ..
Emektar Yönetici
  • Üyelik Tarihi
    27 Kas 2009
  • Mesajlar
    24,083
  • MFC Puanı
    329
  • MFC Seviyesi

Hellenistik çağin en önemli felsefe ögretisi Stoa’dir (Stoisizm). Bu ekolün kurucusu Kıbrısli Zenon (336-264) dur. 314 yılı sıralarında Atina’ya gelmiş, burada Xenophon’un “Sokrates’ten Anılar”ı ile Platon’un Apologia’sını (Sokrates’in Savunması) okuyarak Sokrates’e hayran olmus. İlk yapıtları tamamıyla "kynik" (sinik) görüş çerçevesinde yazılmıslardır. Ama sonra kyniklerin ögretisinde esasli degişiklikler yapmıştir: İnsanın ahlaki özgürlüğüne, kyniklerin düsündügü gibi, töreleri, her türlü uygarlik düzenini sert bir sekilde reddetmekle degil de, yüksek çesitten bir dogallikla, gerçek bir insanlikla ulasabilecegi kanisina varmistir. 4 yüzyilin sonlarina dogru Atina’da Stoa poikile’ de (resimlerle süslü direkli bir galeride) okulunu açmis. Okul adini buradan alir: Stoa, direkli galeri demektir. Zenon,ölçülü, azla yetinen yasayisiyla Atina’da büyük bir saygi kazanmisti; intihar ederek ölmüstür.
Stoa, Hellenizmin tipik felsefesi sayilir; çünkü Atina’da Doğu’dan gelmis kimseler tarafindan Attika felsefesinin ana düsünceleriyle islenmistir. Baska bir özelligi de, Roma Imparatorlugunda en yaygin bir felsefe olusudur. Stoa ögretisinin kökleri kynik felsefesidir, ama büsbütün de bu çerçevede kalmaz, yer yer onunla belli bir karsitlik halindedir de. Stoa’nin pantheist bir dünya görüsü var. Bu görüsünde pek çok eski Ionia felsefesinin, özellikle de Herakleitos’un etkisi altindadir. Herakleitos’un Stoa sisteminin gelismesinde büyük yeri olmus, Stoalilar düsünüs bakimindan onu kendilerine hep pek yakin bulmuslardir.
Felsefeyi mantik, fizik ( metafizik) ve ethik diye üç dala ilk olarak Zenon’un ayirdigi söylenir. Felsefenin bu üç dalini o, içten ilgileri bakimindan birbirine baglayip degerleri yönünden basamaklandirmistir. Zenon, önemce ikinci derecede de olsa, fizigi, ahlaki bilimsel olarak temellendirmek için, gerekli sayar ve fizigi de, ahlaki da mantik ile desteklemeye çalisir. Bu anlayis ile de o, kynizmin kaba bilgisizligini asmis oluyordu.
Epikuros için oldugu gibi Zenon için de mantik çerçevesinde üzerinde asil durulacak bilgi sorunudur. Onu bilgiyi arastirmaya götüren,bir yandan septiklerin bilginin olabileceginden süphe etmeleri, öbür yandan da Sokrates – Platon felsefesinden edindigi kanidir. Bu felsefeye göre, bir filozof ya da bilgenin (sophos) saglam bir bilgisi olacaktir, sallantili kanilar bilgenin deger ve onuru ile bagdasamazlar. Zenon, kyniklerin etkisiyle, sensualisttir: Bütün ilk tasavvurlarimizin kaynagi, dis etkiler yüzünde ruhta meydana gelen izlenimlerdir. Bu anlayisi da Zenon’u, dogru tasavvurlari yanlislarindan ayirt etmeyi saglayacak bir ölçü (kriterium) aramaya zorlamistir ve bu ölçüyü de o katalepsis kavraminda buldugunu sanmistir. Katalepsis, objesinin “kavrayan”, yani onu elden geldigince tipki tipkisina yansitan br tasavvurdur (phantasia kataleptike). Bu çesit bir tasavvurun objesi ruhta öylesine bir iz birakir ki, bu izin o objeden geldigini inanarak kabul ederiz. Iste dogru’nun ölçüsünü, bununla da her bilimin çikis noktasini Zenon bu kavramda bulur ancak onun katalepsis (kavrama) dedigi, episteme (gerçek bilgi) ile doxa (sani) arasinda bulunnan ortalama bir sey –ve bu çesit bilgi delilerde, budalalarda da var, oysa episteme yalniz bilgelerde bulunur: hem saglam, güvenilir bilgi olarak, hem de aldatici tasavvurlara elverisli olmayan bir durum olarak. Buna göre, katalepsis degil de, epistemeye sahip olan bilge dogru’nun ölçüsü oluyor.
Metafizik ögretisinde de Zenon, Kynik Okula baglidir, dolayisiyla Stoa’nin metafizigi de materialist ve monist bir metafizik. Zenon’un metafizik görüsünde bir yaraticilik, özgünlük yok. Zenon, Sokrates’ten önceki doga felsefesinin metafizigine, daha dogrusu, bu metafizikten Herakleitos’un ögretisine dayanir ve ancak maddi olanin, cisimsel olanin asil gerçek oldugunu söyler; çünkü yalniz maddi olan varlik bir sey yapmaya be kendisiyle bir sey yapilmaya elverislidir; bundan dolayi evrenin ilkesinin maddi bir sey olarak anlasilmasi gerekir. Bu maddi ilkede de bir etkin, bir de edilgen öge vardir: Hareket ettiren “neden”, “etken” (aiton) ile hareket ettirilen ilk madde (prote hyle). Bu birlikli maddi ilkeye (arkhe) Zenon, “Tanri” da der, “Doga” da der; Tanri ya da Doganin özü atestir. Stoa metafizigin Herakleitos’a bagliligi burada açikça görülmektedir. Stoalilar basbayagi atesle akilli, yaratici ates arasinda bir ayirma yaparlar. Basbayagi ates sadece kemirir, yok eder; yaratici ates ise rationel, yöntemli olarak yaratir, biçimlendirir, hayati dogurur ve ilerletir. Tanrilik, ancak bu yüksek anlamindaki ates ile bir ve ayni seydir. Ates ya da Tanrilik kendisindeki “tohumlari” (logoi, spermatikoi), öncesiz –sonrasiz yasalara göre, evrenin gittikçe kabalasan bütünü olarak gelistirir. Evrenin öteki varliklarinda ates koruyucu, biçimlendirici bir soluk (pneuma) olarak görünür; yalniz basamakli bir sekilde kendini gösterir: Akilli varliklarda akil (nous), canlilarda ruh (psykhe), bitkilerde dar anlamiyla doga (physis), cansizlarda da bir yetenek (hexis) olarak bulunur. Evren, Zenon’a göre, bitimsiz degildir, geçicidir: Bütün varliklarin “neden”i olan ates, bir zaman sonra tek tek nesnelerin dünyasini yeniden kendisine geri alir; ana –ates, bir zaman sonra tek tek nesnelerin dünyasini yeniden kendisine geri alir; ana –ates’e geri dönmekle de, bu arada kabalasmis olan nesneler arinmis olurlar (katharsis). Evrenin bu olusu, Tanri tarafindan bütün ayrintilarinda siki sikiya belli edilmistir ve hep ayni biçimde periodik olarak yinelenir. Tek tek varliklarin ve davranislarin kesin olarak bu önceden belirlenisi kaderdir. Ama Tanrilik bu süreci belli bir erege dogru yönelttigi için, bu, onun bir önceden –görüp bilmesidir de ( pronoia)
Zenon’un psikolojisi de bu fizik (metafizik) görüsüne uygundur. Bedene bastan asagi ve bütün görevlerinde ruh (psykhe) egemendir; ruh sicak bir soluktur ve bedeni bir arada tutan ilkedir. Ruhta 8 kisim var: Akil, bes duyu, konusma yetisi ve üreme gücü; bunlarin hepsi de, insanin birlikli yönetici hayat gücünün, ruhun birliginin (hegemonikon) çesitli görünüsleri ve isinimlaridir. Ruhun bütünü üzerinde egemen bir güç olan hegemonikon, ruhun belli bir organa bagli olan asagi etkinliklerinin de, düsünme gibi yüksek etkinliklerinin de organidir. Onda, iyiye ve kötüye kendiliginden dönen bir esneklik var; yanilma, tutku, günah basli basina birer ruh olayi olmayip hegemonikon’un bütünündeki degismelerdir, dolayisiyla ahlakça düzelme de buna bagli (Zenon’un bu hegemonikon kavrami ile kisiligin, ben’in birligi kurulmus oluyordu).
Zenon’un felsefesinin ana –konusu olan ahlak ögretisi de kynizme baglidir ve Sokrates’inki gibi tam bir intellektualizmdir. Bu ögretiye göre, nesnelerin degeri ile insanin ne oldugu ve dünya içindeki yeri ve anlami üzerine dogru, yani bilimsel bir bilgisi olmayan kimse, dogru, erdemli bir eylemde bulunamaz, dolayisiyla mutluluga erisemez; dogru bilgi, dogru is yapmayi, dogru davranmayi da saglar. Bilgi ile eylemin birligi düsüncesi, Stoa ögretisinin bir ana özelligidir. “Ahlakça yetkin olma” anlayisini Stoa, bilge idealinde canlandirmistir. Bilgelik, erdemli olmaktir: bilge kisi, erdemli kisidir.
Bilge, Zenon’a göre, erdemli kisidir; bu, bilgenin olumlu özelligidir. Olumsuz özelligi de, erdemin karsiti olan kötülügün onda hiç bulunmamasidir; çünkü kötülük, ruhun birliginin (hegemonikon), çok güçlü bir itkinin baskisiyla, gerçek dogasina aykiri düsmesinden ileri gelir ki, bu da bilgenin yapisiyla bagdasmaz; bilge istemesinde ve eyleminde duygulanimlardan bagimsiz olacaktir ( apatheia).
Zenon’a göre, mutlu olmak için erdem yetisiyordu (autarkeia). Stoalilarin deger anlayislari da bu görüse baglidir. Erdem tek basina eksiksiz bir mutlulugu saglayabildigine göre, bunun disindaki hiçbir sey bir deger sayilamaz; bundan dolayi siradan insanlarin deger saydiklari seyler, zenginlik, maddi zevkler, seref, sayginlik, saglik, hatta hayatin kendisi bilge için aldiris edilmeyecek, ilgisiz kalinacak (adiaphoron) seylerdir. Ama Zenon, mutluluk için bir degerleri olmasa bile, dogal varligimiz bakimindan bir deger (axia) olan, dolayisiyla istegimizi çeken bazi seylerin oldugunu da gizlemez. Onun için, hiç aldirilmayacak seyler arasinda insan dogasina uygun olan ile aykiri olanlari birbirinden ayirt etmek gerekir; bunlarin arasinda da yine bir siradüzeni (chierarchie) vardir. Baska bir deyisle: Biricik “iyi olan” erdemdir; ama bunun disinda kalanlar da büsbütün degersiz degildirler, dolayisiyla bunlara bütün bütüne ilgisiz kalmak yerinde olmaz. Öyle seyler vardir ki, bunlar “iyi” içinde yer almazlar, ama deger verilebilecek, “istenmeye deger” seylerdir; bunlari biz elde etmeye dogal olarak çalisiriz. “ Istenmeye deger” olan seyler için birkaç örnek: ruh alaninda: Yetenek beceriklilik, ahlakça ilerleme; vücut bakimindan: Hayat, saglik, kuvvet; disarida: Zenginlik, sayginlik, iyi bir soydan gelme. Ama bütün bunlar, tam erdem, tam iyi karsisinda hep relatif seylerdir. Örnegin hayat, dogal olarak istenen, deger verilen seylerin basinda yer alir, hepsinin dayanagidir; ama erdem gibi mutlak iyi degildir, gerektiginde ondan da vazgeçilebilir (Zenon da, Kleanthes de intihar ederek ölmüslerdir)
Degerler arasindaki ayirmaya paralel olarak eylemler arasinda da bir ayirma yapilir. Zenon eylemleri: Dogru – egri, ödeve uygun – ödeve aykiri ve – yansiz bir orta olarak – ilgisiz kalinacak eylemler diye ayirir. Dogru eylemler, ruhun birliginin (hegemonikon) dogru durumundan çikmis olanlardir, egrileri ise bozulmus bir durumdan gelenlerdir. Ödeve uygun eylem, akildan degil de, varligimizi korumak dogal içgüdüsünden çikmis olan, ama, ahlak bakimindan aldiris edilmeyecek bir nitelikte olmasina ragmen, akil karsisinda hakli çikabilen eylemdir. Zenon “dogrulari da, egrileri de eylemlerin birdirler, ahlak bakimindan ikisi de degersizdirler, çünkü bunlarin ikisi de dogru yoldan bir sapmadir, sapmanin da az ya da çok olmasindan bir sey çikmaz” der.
Zenon, insanin toplum halinde yasama gereksinimini dogal ve akla uygun bir içgüdü diye anlar ve kabul eder. Yalniz, ona göre, bu gereksinme, bir yandan bilge kisiler arasindaki dostluklar, öbür yandan da bütün akilli insanlarin toplulugu çerçevesinde giderilmelidir. Bu ikisinin arasinda kalan ayri ayri uluslarin kendilerine göre devletler içinde toplanmalari, bu topluluk biçimleri ilgisiz kalinacak seylerdir. Bunlara bilge kisi, evrenin gidisinde yer alan seyler olarak, yani bir kader olarak gerçi uyar, ama onlara elinden geldigince de uzak durmaya çalismalidir. Stoali bilgenin sosyal ideali dünya yurttasligi (kosmopolitlik) dir. Stoa’nin individualizm (bireycilik) ile universalizmi (tümcülük) uzlastirmaya çalisan bu sosyal teorisinin özelligi, bireyden insanliga, bu en genel topluluk biçimine hiç geçitsiz dogrudan dogruya atlamasidir. Gerçi Zenon, bir engel yoksa, bilgenin devlete yararli olmasini ögütler, ama yüksek ahlaki bir ülkü olarak dünya –yurttasligi, bütün insanlarin kardesligi, zümre ve ulus ayriliklarinin üstünde insanlari hakça esitlikleri anlayisi Stoa çigirinin sonuna kadar hep ideali kalmistir.​
 
Üst Alt