• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Koalisyon senaryoları

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Yusuf
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Yusuf

Deniz sevenlerden
Kayıtlı Üye
Forum Yaşı
11 Yıl 2 Ay
Mesajlar
4,042
Tepkime puanı
7,390
Koalisyon senaryoları


Herkes bir koalisyon senaryosu ortaya atıyor. Bence en kötü şık, erken seçim. Dolayısıyla erken seçimi engelleyecek şekilde, AK Parti-MHP, AK Parti-CHP ya da MHP-CHP koalisyonu kurulabilir. AK Parti ile bir koalisyon kurulduğu takdirde, koalisyona ortak olan partinin milletvekilleri, antidemokratik hükümlerin kaldırılması ya da yolsuzluk dosyalarının açılması için bir engelle karşılaşmayacaktır. Anayol hükümeti kurulduğunda (Mart-Haziran 1996), Anavatan Partisi, Tansu Çiller hakkındaki yolsuzluk iddialarının soruşturulması istikametinde oy kullanacaklarını açıklamıştı. Mesut Yılmaz “Pisliğin üzerinde oturmam” demişti. Zaten Anayasa’ya göre, bir bakan ya da başbakan hakkında soruşturma önergesi verildiğinde, grup kararı alınamaz. Demek istediğim, AK Parti ister CHP ister MHP ile koalisyon kursun, 4 bakanla ilgili dosyaların yeniden Meclis’te görüşülmesine mani olmak mümkün değildir. Zaten bu yüzden, Tayyip Erdoğan erken seçim isterken, bu ağır bagajı sırtından atmayı arzu eden Ahmet Davutoğlu, koalisyon için bastırıyor. HDP, MHP ve CHP Parlamento’da çoğunluğu oluşturduğu için, yolsuzlukların soruşturulmasının yanı sıra bazı antidemokratik düzenlemeler de kolayca ortadan kalkabilir.

Tabii seçmen iradesine en uygun olan CHP-MHP koalisyonudur. HDP, bunu dışarıdan destekleyebilir. Dönüşümlü başbakanlık imkânı, ilk defa Devlet Bahçeli’nin bu makama oturmasının yolunu açacaktır. Böyle bir koalisyon 4 yıl devam etmez. Ama hiç değilse, 1 yıl içinde seçim meydanlarında verilen ve her 3 partinin de ortak paydasını oluşturan vaatler yerine getirilir. Bunlar, yolsuzluk dosyalarının açılması, yargının bağımsızlaşması, Ak Saray’ın ya Başbakanlık Binası yapılması ya müzeye dönüştürülmesi ama her halükârda Cumhurbaşkanı’nın Çankaya’ya taşınması gibi adımlardır.

Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’dan dönerken gazetecilere yaptığı açıklamalar dahi bir kriz habercisi. Tek tek liderleri Ak Saray’a davet edeceğini söylüyor. Her şeyden önce, hiçbir lider Ak Saray’a gitmek istemiyor. Nitekim Deniz Baykal da ancak Dışişleri Konutu’nda Erdoğan’la görüşmeyi kabul etti. Daha ilk adımda, Erdoğan faktörünün siyasette nasıl bir olumsuzluk yaratabileceği görülüyor.

Tekrar edelim: Koalisyonun önündeki tek engel Cumhurbaşkanı’dır. Yüksek sesle telâffuz etmese bile Davutoğlu da -iade-i itibar için- artık bu bagajdan kurtulmayı arzu ediyor.

Transfer pazarı kurulur mu?

AK Parti’nin 18 milletvekili eksiği var. Bu eksiğin transferlerle kapatılacağı ileri sürülüyor.

Buna ihtimal vermiyorum. Gerçi geçmişte benzer olaylar yaşandı. Transfer pazarları kuruldu. En çarpıcı örnek, 1977’deki Güneş Motel olayıdır. Ecevit, yüksek oyla sandıktan çıkmıştı. Seçmen CHP’yi iktidarda görmek istiyordu ama 226’ya oyu yetmiyordu. 11 Adalet Partili’yi bakan yapmak suretiyle hükümeti kurdu. Bunların arasında, şaibeli 2 isim vardı: Hilmi İşgüzar ile Tuncay Mataracı. Daha bakan olmadan birtakım bağlantılara girdikleri ve usulsüz işler yapacakları söyleniyordu.
Nitekim daha sonra Yüce Divan’da yargılandılar; yolsuzluk, nüfuz suistimali gibi suçlardan Sosyal Güvenlik Bakanı Hilmi İşgüzar 9 yıl, Gümrük Bakanı Tuncay Mataracı ise 36 yıl hüküm giydi. Güneş Motel pazarlığı, Ecevit’in üzerinde kara bir leke gibi kaldı. 28 Şubat sürecinde de Mesut Yılmaz hükümeti kurulurken transfer pazarı açılmıştı. Bunun da bir fayda sağlamadığı görüldü.

Bu defa AK Parti’nin bir transfer pazarı kuracağını hiç sanmıyorum. Davutoğlu buna izin vermez. Kaldı ki, milletvekilleri arasında 18 şerefsiz insan kolayca çıkmaz. Herkes müsterih olsun.

Kibir

Hem kibirden vazgeçelim diyorlar hem de üslûplarını değiştirmiyorlar. Meselâ Numan Kurtulmuş, “AK Parti’nin içinde olmadığı bir koalisyon kurulamaz” diye konuşuyor.

Bülent Arınç, “Yetiş AK Parti dediklerinde bakarız” diyor. Burhan Kuzu, öyle bir tweet attı ki! Bakın ne yazmış:
“Demirtaş ‘Kürtler’e en çok zararı AK Parti verdi’ demiş.

Atalar ne demiş: ‘Besle kargayı oysun gözünü.’ Bire nankör, bizden önce Kürt’üm diyemezdin.”

Artık bu üslûptan vazgeçmenin zamanı gelmedi mi?

Nefret dili

Tayyip Erdoğan, Yeni Şafak yazarı Taha Ün’ün düğününe katıldı ve şahitlik yaptı. Oysa herkes için geçerli ahlâk kuralları olmalı ve bunun dışına çıkan gazeteciler toplum tarafından aforoz edilmeli. Taha Ün’ün “Sağlam İrade” rumuzuyla paylaştığı tweetlere bir göz atın, ne demek istediğimi anlarsınız:

nazli_15_06_15.jpg
*


Bir satır resminin altında söyledikleri: “Dünya tarihi boyunca PKK’lılar ile sağlıklı ve sürdürülebilir iletişim kurmayı başarabilen tek nesne. Hey gidi 90’lar.”

* Sünni olsun çamurdan olsun aga. Husiler’e karşı Suud Ordusu’nu destekliyorum. Vurdukları isabet etsin inşallah.

* Bu din düşmanı, vatan bayrak, ezan düşmanı soysuzların kafasını bir daha kalkmamak üzere ezmek hepimizin boynunun borcu.

* Peki kim bunlar? Bunlar İstanbul’un 5 mahallesine çöreklenmiş, bir avuç pislik. Bunlar patlatılması gereken irin, bunlar ezilmesi gereken böcek.

* Artık bu haddini bilmez faşist azınlığın şımarıklığına tahammül edecek halimiz kalmadı.

Nefret dili zirveden başlayarak kılcal damarlara kadar yayıldı. Türkiye bir an önce bu üslûptan kurtulmalı.

Gül’ün tavrı

Abdullah Gül yavaş yavaş devreye giriyor. Tabii çok temkinli adımlarla. Önce, Ahmet Davutoğlu’nu koalisyon kurulması ve erken seçime kesinlikle gidilmemesi için yüreklendirdi. Daha sonra 12 yıl basın danışmanlığını yapan Ahmet Seven’in kitabı yayınlandı. Bu kitabın, Gül’ün denetiminden geçtiği belirtiliyor. Dolayısıyla orada sarf edilen her cümle, Gül’ün doğrudan mesajı. Bunlardan en önemlisi “Ben olsam yolsuzluk dosyalarının üzerini açardım” sözleri. Zaten Tayyip Erdoğan’ın, Gül’ün genel başkanlığını acil bir kongreyle engellemesinin sebebi de bu. AK Parti’yi zayıflatmak pahasına, kendi talimatını dinleyecek Ahmet Davutoğlu’nu genel başkan yaptı. Şimdi ondan bile memnun değil. AK Parti içinde azımsanmayacak sayıda milletvekilinin Tayyip Erdoğan vesayetinden kurtulmak istediği belirtiliyor.

Baştan beri söylediğim şeyi tekrarlayayım: Hırsızlıkların ve yolsuzlukların hesabı sorulmadan Türkiye’de rejim rayına oturmaz.




16.06.2015
Bugün

 
7 Haziranda seçimlerinde Yüce Türk milleti ülkeyi soyanlar hırsızlar hesabı sorulsun dedi..ve oyunu kullandı-%40=%60 olarak belirti..
Yapılacak yeni bir hükümet kurmak her siyasi parti elini taşın altına koymalı ve bazı ilkelerde bir süreliğine vaz geçmeli.halkın vermiş olduğu iradeye sahip çıkmalı..
%60 oy alan blok siyasi partiler gereyini yapmalı..halkımızın istediği.. bu
 
Geri
Üst