Amerikayı keşfeden ve kendisinden 5 yüzyıl sonra ortaya çıkacak olan Yeni Düzene bu şekilde bir anlamda babalık yapan Kristof Kolomb kimdi acaba? Niçin çok daha önceden bulunmuş olmasına rağmen, asırlar boyu bu kıtayı yeni keşfetmiş bir kişi olarak tanındı? Yola çıkarken amacı neydi? Hakkında sayısız kitap yazılan, filmler çevrilen ve bu resmi bilgilerin hemen hepsinde bir Hıristiyan misyoneri olarak tanıtılan Kolomb, aslında bir Yahudi
Yahudi yazar David M. Eichhorn, şöyle diyor: Aslında ismi Colombus değildi. Genovada doğmuş bir İtalyan da değildi. Asıl ismi Juan Colon olan ve Pantevedra yakınlarında doğmuş olan bir İspanyol Yahudisiydi.
Kolomb ne bir misyoner, ne de bir maceracıydı. Yeni Dünyanın kaşifi, gerçekte bir Yahudi Ünlü bir İspanyol Kolomb uzmanı olan Consuelo Varelaya göre: Kolomb Eski Ahiti neredeyse ezbere bilirdi. Aynı sosyal sınıfa mensup bir Katolik için böyle bir şey sözkonusu olamazdı. Üstelik ünlü gemicinin en büyük düşü Kudüs Tapınağını yeniden inşa etmekti. Oysa Katolik kilisesine göre, İsa Yahudileri lanetlemişti, Tapınak bir daha asla inşa edilemeyecekti.
Bugün Kristof Kolombun Yahudiliği artık tartışma götürmez bir olgudur. Kolombun Muharref Tevratı ezbere bilecek kadar dindar bir Yahudi olmasının yanında, kendine hedef olarak da Süleyman Tapınağının yeniden inşasını seçmiş olması ilginç değil mi?
Kabalacı Kolomb, Kudüs Tapınağını İnşa Etme Yolunda
Kolombun kutsal ve Siyonist amaçları çeşitli Yahudi kaynaklarında vurgulanıyor. David M. Eichhorn, şöyle diyor: Kolomb, gerçekte Yeni Dünya için ayrılıyordu. Aslında bu Yeni Dünyanın varlığını önceki Vikingli kaşiflerin araştırmalarından biliyordu. Esas gizli amacı, güçlü Yahudi dostları için bir yer bulmaktı.
Amerikan The New Republic dergisinin yazdığına göre, Yahudi tarihçi Simon Wiesenthal da Kolombun İspanyadan sürülen Yahudilere yeni bir yurt bulmak için yola çıktığına inanır. Buna göre Kolombun amaçlarının başında Osmanlı (yani İslam) karşıtı bir cephe oluşturma ve Kudüsteki Kutsal Süleyman Tapınağını inşa etmek için finansman bulma özlemi geliyordu.
Kolombun yolculuğunun amaçları:
1. Hıristiyan Kral Prester Johna ulaşarak Osmanlıya karşı ikinci bir cephe açmak.
2. Kutsal yerleri kurtararak, Süleyman Tapınağını yeniden inşa etmek
Kolombun 1481 yılında tuttuğu günlüğünde Flavius Josephusdan bölümler var. Josephusun notları arasında Ophir ülkesinden bahsediliyor. (Altın ülke) Zengin altın yatakları olan bu ülkeden çıkaracağı altın ve elmas ile Süleyman Mabedini yeniden inşa ettirmeyi düşünüyordu.
Kolombun Kabalacı(mistik bir yahadi öğretisidir) oluşu, yolculuğuna bir de metafizik boyut katmaktadır kuşkusuz. Bunun bazı görünür işaretleri de vardır. Yahudi Ansiklopedisi Encyclopaedia Judaica, Kolombdan sözederken, onun yola çıkarken ilginç bir Yahudi ritüelini uyguladığını bildiriyor: Kolomb, bütün hazırlıklar tamam olmasına rağmen, yola çıkmak için tam bir gün görünür hiçbir neden olmamasına rağmen beklemişti. Judaica, Kolombun yola çıkmaktan uzak durduğu günün, Yahudi takvimine göre Av ayının dokuzu olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü Av ayının dokuzu, Süleyman Tapınağının yıkıldığı gündür ve bu gün Yahudiler oruç tutarak Tapınakın yıkılışının yasını tutarlar.
Anlaşılan Kabalacı Kolomb, kutsal yolculuğunun tarihini de, kutsal Yahudi geleneklerine göre belirlemiştir. Mesih Planının anahtarı olan Süleyman Tapınağı ile ilgili geleneklere Tapınakın yıkıldığı günü dini kurallara uygun olarak yas tutarak geçiren Kolomb, ertesi gün Yeni Dünyaya doğru yola çıkmıştır; Tapınakın bir kez daha inşa edilmesi için düzenlenen Mesih Planının ilk adımını atarak
Mesih İçin Gerekli İlk Kehanet: Dünyanın Dört Bir Yanına Dağılmak
Yahudi inancına göre bu kehanetlerin başında ise, Yahudilerin tüm dünyaya yayılmış olmaları şartı geliyordu. Encyclopaedia Judaica, bu inancı şöyle bildiriyor: Mesihin tekrar gelişine dair olan kehanet, ancak Yahudilerin dünyanın dört bir yanına yayılmaları ile gerçekleşebilecekti.
Kendilerine başlıca hedef olarak Mesihin gelişiyle ilgili kehanetleri gerçekleştirmeyi edinen Kabalacılar, kuşkusuz bu önemli kehanete karşı kayıtsız kalamazlardı. O dönemde Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda değildiler. Hatta Avrupanın pek çok ülkesinde bile Yahudi yoktu. Doğu Avrupada Aşkenaz Yahudileri vardı. En yoğun Yahudi nüfusu ise Kabala diyarı İspanyada yaşayan Sefarad Yahudileriydi. Eğer Mesihin gelişi için gerekli olan kehanet yerine getirilecek, yani Yahudiler dünyanın dört bir yanına yayılacaksa, bu İspanyadan olmalıydı.
Ama bu iş nasıl olacaktı? İspanyada yaşayan Yahudiler, doğal olarak, sırf Kabalacılar öyle istedi diye evlerini bırakıp dünyanın dört bir yanına gitmezlerdi ki. Hem Yahudiler idealist davranıp böyle bir göçü kabul etseler bile, Kabalacıların isteğiyle gerçekleşecek bir yayılma biraz dikkat çekici olmaz mıydı? Böyle bir yolculuğun ardındaki niyet ortaya çıkmaz mıydı? Hem sonra hangi ülkenin hükümdarı durup dururken kapısında bitiveren Yahudileri kabul ederdi? Yahudiler onlara kehanet gereği dünyanın dört bir yanına yayılmamız gerekiyor, bizi kabul eder misiniz mi diyeceklerdi?
İşte işin asıl ilginç yanı buydu. Çünkü Kolomb Yahudiler için iyi bir yer aramak üzere yola çıkarken, İspanyol Yahudileri de Mesihin dönüşüyle ilgili kehanete uygun olarak İspanyadan çıkıp dünyaya yayılmak üzereydiler: Sefaradlar, İspanyadan sürülüyorlardı Şalom, bu dramatik sürgünü şöyle anlatıyor
1452de (Yahudi tarihi) 2 Ağustosu, 3 Ağustosa bağlayan gece aslında olup bitenler neydi? O gece Taşa be av dı, yani Yahudilere İspanyadan çıkmaları için tanınan sürenin son günüydü O gece Kristof Kolomb bilinmeyene yolculuğunun saatini hesaplamıştı Amiral gemisinde gizlenerek yola çıkan bu insanlar kimdi? Hangi umutların taşıyıcılarıydılar? İspanyadan kovulduktan sonra hangi yeni barınakları düşlüyorlardı? Hangi Gan-Eden (yeryüzü cenneti)di onları bekleyen?
Evet, Kolomb, Mesihin gelmesinin bir şartı olan Süleyman Mabedinin inşası için denize açılırken, Mesihin gelmesinin bir başka şartı da yanıbaşında gerçekleşiyor, Sefarad Yahudileri İspanyadan sürgün edilerek dünyanın dört bir yanına dağılıyorlardı.
Gerçekten Kolomb mu Keşfetti?
İspanyada bunlar olurken, Kolomb, emrine verilen üç gemiyle birlikte aylar sonra Batı Hint adalarına ulaşarak karaya çıktı. O günden sonra da dünyanın resmi tarihine, zoru başaran korkusuz denizci, Yeni Dünyayı bulan büyük kaşif ve de dünyanın kaderini etkileyen unutulmaz isim olarak geçti. Peki acaba gerçekten Kolomb böylesine büyük bir iş başarmış mıydı? Diğer deyişle, Amerikayı gerçekten o mu keşfetmişti? Elinde hiçbir bilgi, harita, vs. yokken dünyanın bilinmeyen denizlerine korkusuzca mı açılmıştı? Hayır. Kolomb anlatıldığının aksine yola yalnızca cesaret ve önsezilerine dayanarak çıkmadı. Yeni Dünyanın yolunu ona gösteren, fakat gizli tuttuğu önemli haritalar edinmişti.
(Kolomb) Floransalı Toscanellinin, batıdan Hinte doğru bal gibi bir yol olduğunu iddia ettiği mektubundan söz edildiğini duymuştur. Daha kesin bilgiler istemek üzere ona mektup yazmıştır. O da ona ayrıntılar ve hatta bir harita verdiği bir cevap göndermiştir Kolomb Toscanelli yle mektuplaştığını hiçbir zaman itiraf etmeyecektir. Oysa Toscanelli, Batı yolunun ondan daha önde gelen kaşifidir Ne yol, ne de rüzgarlar konusunda tereddüt etmektedir, elinde Toscanellinin haritası vardır. Nereye ve nasıl gittiğini bilmektedir. Tuttuğu yol, günümüzde bile, mümkün olanların en mükemmellerinden biridir.
Zaten, Kolombdan çok daha önceleri çizilmiş olan haritalar, Atlantikin iyice batısındaki adaların varlığını bildirmekteydi:
Venedikli Andrea Bianco 1436da, ilk kez Maderanın batısındaki adaların ve Stockfixa (Morina adası) adını verdiği (Terre-Neuve olabilir) gibi çok kuzeydeki bazı başkalarının da yeraldığı haritalar çizmiştir. 1444 tarihli olan ve Yale haritası denilen dünya haritasının üzerinde aynı ada Vinland adıyla yeralmaktadır. Bianconun Londrada 1448 yılında yaptığı başka bir haritanın üzerinde, Brezilyanın bulunduğu yerde büyük bir gerçek ada zikredilmektedir.
Kolombun Başlattığı Etnik Temizlik Operasyonu
Son dönemlerde Kolomb ile ilgili olarak çevrilen filmlerde, sık sık Kolombun gerçekte yerlilere çok insancıl yaklaştığı, vahşetin emrini dinlemeyen bazı adamlarınca gerçekleştirildiği izlenimi verilmektedir. Ancak, gerçekler bu pembe tablodan çok farklıdır.
Kolomb Amerikayı keşfettiğinde 30 milyon kızılderili yaşıyordu. Şimdi 2 milyonluk kayıp bir ırk oldular. Kolomb, asırlar sonraki soydaşlarının en iyi Filistinli ölü Filistinlidir şekline dönüştüreceği sözünü uygulamaya koymuş, en iyi yerli ölü yerlidir teorisini geliştirmişti. O da, yine asırlar sonraki soydaşlarının Filistinlilere yapacağı gibi yerlileri insan olarak görmüyordu. Attali, adanın huzurlu yerlilerinden bazıları onları karşılamaya gelmişlerdir. Colombus onları insan olarak kabul etmemektedir diyor.
Katliam, Kristof Kolombla başladı. Kolomb keşfettiği yerlerde İspanyol kolonileri oluşturmaya hız verdi. Yerlileri köleleştirdi. Vergilendirilen yerlileri İspanyaya altın ödemekle yükümlü kıldı. Hükümdarların izniyle yetki alanı içindeki ticari işlemlerden yüzde on pay alıyordu. Kolomb ayrıca köle ticaretini de ilk başlatan kişiydi.
Yeni Dünyada İbrani Kolonileri
Kabalacı Kolombun, yola, Mesih Planına uygun olarak, Yahudiler için iyi bir yer bulma amacıyla çıktığını incelemiştik. Kolomb, amacına ulaştı ve gerçekten de Yahudiler için iyi yerler buldu. Avrupalı Yahudiler, Yeni Dünyada oluşan sayısız koloniye akın ettiler. İşin önemli yanı, bu bölgelerin ekonomisini, hiç abartısız, neredeyse ele geçirmeleri ve Amerika kıtasının sömürülmesinde başı çekmeleriydi. Yahudi tarihçi M. Kayserling şöyle der: Yahudilerin İspanyadaki tarihleri sona erdiği anda, Amerikadaki tarihleri başladı. Engizisyon, İber Yarımadasındaki İbranilerin sonu olurken, batı yarıküredeki kıtada onların başlangıcı oldu.
Amerikanın batılılar tarafından ilk sömürgeleştirilen bölgeleri güney kısımlarıydı. Altın ve sömürülecek hammadde bulma hırsıyla dolu Portekizliler ve İspanyollar tarafından başlatılan bu soygun stratejisi nedeniyle kıtanın bu bölümü Latin Amerika adını alacaktı. İşin ilginç tarafı, bu sömürgeci Latinlerin arasındaki Yahudilerin dev bir role sahip olmasıydı. Encyclopaedia Judaica şöyle yazıyor:
Amerikan toprağına ayak basan ilk Avrupalı, Kolomb ile birlikte yola çıkmış olan bir Yahudi dönmesiydi: Luis de Torres. Torres, Kolombla birlikte denize açılmadan bir gün önce vaftiz olup Hıristiyanlığı kabul etmişti. Portekiz ve İspanyol marranoları (Yahudi dönmeleri) yeni kıtanın potansiyelini hemen farkettiler. Bu yeni kıtaya yerleşenlerin başında da onlar geliyordu. Bazıları Meksikayı fetheden Cortes ve onun askerleri olan conquistadoreslara eşlik etti
Yeni Dünyaya yerleşen marranolar oldukça etkin bir konuma geldiler. Kıtanın Avrupayla olan ithalat-ihracat ilişkisini onlar kontrol ediyordu. Kendi aralarında gizli bir dini örgütlenme kurdular. Ayrıca Avrupadaki dindaşlarıyla da yakın ilişki içindeydiler.
Kolomb ne bir misyoner, ne de bir maceracıydı. Yeni Dünyanın kaşifi, gerçekte bir Yahudi Ünlü bir İspanyol Kolomb uzmanı olan Consuelo Varelaya göre: Kolomb Eski Ahiti neredeyse ezbere bilirdi. Aynı sosyal sınıfa mensup bir Katolik için böyle bir şey sözkonusu olamazdı. Üstelik ünlü gemicinin en büyük düşü Kudüs Tapınağını yeniden inşa etmekti. Oysa Katolik kilisesine göre, İsa Yahudileri lanetlemişti, Tapınak bir daha asla inşa edilemeyecekti.
Bugün Kristof Kolombun Yahudiliği artık tartışma götürmez bir olgudur. Kolombun Muharref Tevratı ezbere bilecek kadar dindar bir Yahudi olmasının yanında, kendine hedef olarak da Süleyman Tapınağının yeniden inşasını seçmiş olması ilginç değil mi?
Kabalacı Kolomb, Kudüs Tapınağını İnşa Etme Yolunda
Kolombun kutsal ve Siyonist amaçları çeşitli Yahudi kaynaklarında vurgulanıyor. David M. Eichhorn, şöyle diyor: Kolomb, gerçekte Yeni Dünya için ayrılıyordu. Aslında bu Yeni Dünyanın varlığını önceki Vikingli kaşiflerin araştırmalarından biliyordu. Esas gizli amacı, güçlü Yahudi dostları için bir yer bulmaktı.
Amerikan The New Republic dergisinin yazdığına göre, Yahudi tarihçi Simon Wiesenthal da Kolombun İspanyadan sürülen Yahudilere yeni bir yurt bulmak için yola çıktığına inanır. Buna göre Kolombun amaçlarının başında Osmanlı (yani İslam) karşıtı bir cephe oluşturma ve Kudüsteki Kutsal Süleyman Tapınağını inşa etmek için finansman bulma özlemi geliyordu.
Kolombun yolculuğunun amaçları:
1. Hıristiyan Kral Prester Johna ulaşarak Osmanlıya karşı ikinci bir cephe açmak.
2. Kutsal yerleri kurtararak, Süleyman Tapınağını yeniden inşa etmek
Kolombun 1481 yılında tuttuğu günlüğünde Flavius Josephusdan bölümler var. Josephusun notları arasında Ophir ülkesinden bahsediliyor. (Altın ülke) Zengin altın yatakları olan bu ülkeden çıkaracağı altın ve elmas ile Süleyman Mabedini yeniden inşa ettirmeyi düşünüyordu.
Kolombun Kabalacı(mistik bir yahadi öğretisidir) oluşu, yolculuğuna bir de metafizik boyut katmaktadır kuşkusuz. Bunun bazı görünür işaretleri de vardır. Yahudi Ansiklopedisi Encyclopaedia Judaica, Kolombdan sözederken, onun yola çıkarken ilginç bir Yahudi ritüelini uyguladığını bildiriyor: Kolomb, bütün hazırlıklar tamam olmasına rağmen, yola çıkmak için tam bir gün görünür hiçbir neden olmamasına rağmen beklemişti. Judaica, Kolombun yola çıkmaktan uzak durduğu günün, Yahudi takvimine göre Av ayının dokuzu olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü Av ayının dokuzu, Süleyman Tapınağının yıkıldığı gündür ve bu gün Yahudiler oruç tutarak Tapınakın yıkılışının yasını tutarlar.
Anlaşılan Kabalacı Kolomb, kutsal yolculuğunun tarihini de, kutsal Yahudi geleneklerine göre belirlemiştir. Mesih Planının anahtarı olan Süleyman Tapınağı ile ilgili geleneklere Tapınakın yıkıldığı günü dini kurallara uygun olarak yas tutarak geçiren Kolomb, ertesi gün Yeni Dünyaya doğru yola çıkmıştır; Tapınakın bir kez daha inşa edilmesi için düzenlenen Mesih Planının ilk adımını atarak
Mesih İçin Gerekli İlk Kehanet: Dünyanın Dört Bir Yanına Dağılmak
Yahudi inancına göre bu kehanetlerin başında ise, Yahudilerin tüm dünyaya yayılmış olmaları şartı geliyordu. Encyclopaedia Judaica, bu inancı şöyle bildiriyor: Mesihin tekrar gelişine dair olan kehanet, ancak Yahudilerin dünyanın dört bir yanına yayılmaları ile gerçekleşebilecekti.
Kendilerine başlıca hedef olarak Mesihin gelişiyle ilgili kehanetleri gerçekleştirmeyi edinen Kabalacılar, kuşkusuz bu önemli kehanete karşı kayıtsız kalamazlardı. O dönemde Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda değildiler. Hatta Avrupanın pek çok ülkesinde bile Yahudi yoktu. Doğu Avrupada Aşkenaz Yahudileri vardı. En yoğun Yahudi nüfusu ise Kabala diyarı İspanyada yaşayan Sefarad Yahudileriydi. Eğer Mesihin gelişi için gerekli olan kehanet yerine getirilecek, yani Yahudiler dünyanın dört bir yanına yayılacaksa, bu İspanyadan olmalıydı.
Ama bu iş nasıl olacaktı? İspanyada yaşayan Yahudiler, doğal olarak, sırf Kabalacılar öyle istedi diye evlerini bırakıp dünyanın dört bir yanına gitmezlerdi ki. Hem Yahudiler idealist davranıp böyle bir göçü kabul etseler bile, Kabalacıların isteğiyle gerçekleşecek bir yayılma biraz dikkat çekici olmaz mıydı? Böyle bir yolculuğun ardındaki niyet ortaya çıkmaz mıydı? Hem sonra hangi ülkenin hükümdarı durup dururken kapısında bitiveren Yahudileri kabul ederdi? Yahudiler onlara kehanet gereği dünyanın dört bir yanına yayılmamız gerekiyor, bizi kabul eder misiniz mi diyeceklerdi?
İşte işin asıl ilginç yanı buydu. Çünkü Kolomb Yahudiler için iyi bir yer aramak üzere yola çıkarken, İspanyol Yahudileri de Mesihin dönüşüyle ilgili kehanete uygun olarak İspanyadan çıkıp dünyaya yayılmak üzereydiler: Sefaradlar, İspanyadan sürülüyorlardı Şalom, bu dramatik sürgünü şöyle anlatıyor
1452de (Yahudi tarihi) 2 Ağustosu, 3 Ağustosa bağlayan gece aslında olup bitenler neydi? O gece Taşa be av dı, yani Yahudilere İspanyadan çıkmaları için tanınan sürenin son günüydü O gece Kristof Kolomb bilinmeyene yolculuğunun saatini hesaplamıştı Amiral gemisinde gizlenerek yola çıkan bu insanlar kimdi? Hangi umutların taşıyıcılarıydılar? İspanyadan kovulduktan sonra hangi yeni barınakları düşlüyorlardı? Hangi Gan-Eden (yeryüzü cenneti)di onları bekleyen?
Evet, Kolomb, Mesihin gelmesinin bir şartı olan Süleyman Mabedinin inşası için denize açılırken, Mesihin gelmesinin bir başka şartı da yanıbaşında gerçekleşiyor, Sefarad Yahudileri İspanyadan sürgün edilerek dünyanın dört bir yanına dağılıyorlardı.
Gerçekten Kolomb mu Keşfetti?
İspanyada bunlar olurken, Kolomb, emrine verilen üç gemiyle birlikte aylar sonra Batı Hint adalarına ulaşarak karaya çıktı. O günden sonra da dünyanın resmi tarihine, zoru başaran korkusuz denizci, Yeni Dünyayı bulan büyük kaşif ve de dünyanın kaderini etkileyen unutulmaz isim olarak geçti. Peki acaba gerçekten Kolomb böylesine büyük bir iş başarmış mıydı? Diğer deyişle, Amerikayı gerçekten o mu keşfetmişti? Elinde hiçbir bilgi, harita, vs. yokken dünyanın bilinmeyen denizlerine korkusuzca mı açılmıştı? Hayır. Kolomb anlatıldığının aksine yola yalnızca cesaret ve önsezilerine dayanarak çıkmadı. Yeni Dünyanın yolunu ona gösteren, fakat gizli tuttuğu önemli haritalar edinmişti.
(Kolomb) Floransalı Toscanellinin, batıdan Hinte doğru bal gibi bir yol olduğunu iddia ettiği mektubundan söz edildiğini duymuştur. Daha kesin bilgiler istemek üzere ona mektup yazmıştır. O da ona ayrıntılar ve hatta bir harita verdiği bir cevap göndermiştir Kolomb Toscanelli yle mektuplaştığını hiçbir zaman itiraf etmeyecektir. Oysa Toscanelli, Batı yolunun ondan daha önde gelen kaşifidir Ne yol, ne de rüzgarlar konusunda tereddüt etmektedir, elinde Toscanellinin haritası vardır. Nereye ve nasıl gittiğini bilmektedir. Tuttuğu yol, günümüzde bile, mümkün olanların en mükemmellerinden biridir.
Zaten, Kolombdan çok daha önceleri çizilmiş olan haritalar, Atlantikin iyice batısındaki adaların varlığını bildirmekteydi:
Venedikli Andrea Bianco 1436da, ilk kez Maderanın batısındaki adaların ve Stockfixa (Morina adası) adını verdiği (Terre-Neuve olabilir) gibi çok kuzeydeki bazı başkalarının da yeraldığı haritalar çizmiştir. 1444 tarihli olan ve Yale haritası denilen dünya haritasının üzerinde aynı ada Vinland adıyla yeralmaktadır. Bianconun Londrada 1448 yılında yaptığı başka bir haritanın üzerinde, Brezilyanın bulunduğu yerde büyük bir gerçek ada zikredilmektedir.
Kolombun Başlattığı Etnik Temizlik Operasyonu
Son dönemlerde Kolomb ile ilgili olarak çevrilen filmlerde, sık sık Kolombun gerçekte yerlilere çok insancıl yaklaştığı, vahşetin emrini dinlemeyen bazı adamlarınca gerçekleştirildiği izlenimi verilmektedir. Ancak, gerçekler bu pembe tablodan çok farklıdır.
Kolomb Amerikayı keşfettiğinde 30 milyon kızılderili yaşıyordu. Şimdi 2 milyonluk kayıp bir ırk oldular. Kolomb, asırlar sonraki soydaşlarının en iyi Filistinli ölü Filistinlidir şekline dönüştüreceği sözünü uygulamaya koymuş, en iyi yerli ölü yerlidir teorisini geliştirmişti. O da, yine asırlar sonraki soydaşlarının Filistinlilere yapacağı gibi yerlileri insan olarak görmüyordu. Attali, adanın huzurlu yerlilerinden bazıları onları karşılamaya gelmişlerdir. Colombus onları insan olarak kabul etmemektedir diyor.
Katliam, Kristof Kolombla başladı. Kolomb keşfettiği yerlerde İspanyol kolonileri oluşturmaya hız verdi. Yerlileri köleleştirdi. Vergilendirilen yerlileri İspanyaya altın ödemekle yükümlü kıldı. Hükümdarların izniyle yetki alanı içindeki ticari işlemlerden yüzde on pay alıyordu. Kolomb ayrıca köle ticaretini de ilk başlatan kişiydi.
Yeni Dünyada İbrani Kolonileri
Kabalacı Kolombun, yola, Mesih Planına uygun olarak, Yahudiler için iyi bir yer bulma amacıyla çıktığını incelemiştik. Kolomb, amacına ulaştı ve gerçekten de Yahudiler için iyi yerler buldu. Avrupalı Yahudiler, Yeni Dünyada oluşan sayısız koloniye akın ettiler. İşin önemli yanı, bu bölgelerin ekonomisini, hiç abartısız, neredeyse ele geçirmeleri ve Amerika kıtasının sömürülmesinde başı çekmeleriydi. Yahudi tarihçi M. Kayserling şöyle der: Yahudilerin İspanyadaki tarihleri sona erdiği anda, Amerikadaki tarihleri başladı. Engizisyon, İber Yarımadasındaki İbranilerin sonu olurken, batı yarıküredeki kıtada onların başlangıcı oldu.
Amerikanın batılılar tarafından ilk sömürgeleştirilen bölgeleri güney kısımlarıydı. Altın ve sömürülecek hammadde bulma hırsıyla dolu Portekizliler ve İspanyollar tarafından başlatılan bu soygun stratejisi nedeniyle kıtanın bu bölümü Latin Amerika adını alacaktı. İşin ilginç tarafı, bu sömürgeci Latinlerin arasındaki Yahudilerin dev bir role sahip olmasıydı. Encyclopaedia Judaica şöyle yazıyor:
Amerikan toprağına ayak basan ilk Avrupalı, Kolomb ile birlikte yola çıkmış olan bir Yahudi dönmesiydi: Luis de Torres. Torres, Kolombla birlikte denize açılmadan bir gün önce vaftiz olup Hıristiyanlığı kabul etmişti. Portekiz ve İspanyol marranoları (Yahudi dönmeleri) yeni kıtanın potansiyelini hemen farkettiler. Bu yeni kıtaya yerleşenlerin başında da onlar geliyordu. Bazıları Meksikayı fetheden Cortes ve onun askerleri olan conquistadoreslara eşlik etti
Yeni Dünyaya yerleşen marranolar oldukça etkin bir konuma geldiler. Kıtanın Avrupayla olan ithalat-ihracat ilişkisini onlar kontrol ediyordu. Kendi aralarında gizli bir dini örgütlenme kurdular. Ayrıca Avrupadaki dindaşlarıyla da yakın ilişki içindeydiler.