• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Lütfi Paşa Kanuni'nin kız kardeşi Şah Sultan'a tokat atınca!!!

crazygenclik

Kayıtlı Üye
Forum Yaşı
13 Yıl
Mesajlar
139
Tepkime puanı
0
Devlet adamlığının yanısıra tarihçi olan ve "Asafnáme" isimli bir tarih kitabı kaleme alan Lütfi Paşa, hususi hayatında sertliğiyle, kibiriyle ve kendiği beğenmişliğiyle tanınmaktadır.
1541 Nisan'ında bir gün, Paşa'nın huzuruna, zina ederken yakalanan bir kadın getirirler. Paşa "Bre kahpe! Bu işin haram değil midir?" diye haykırır, sonra daha da hiddetlenir ve kadının cinsel organının bir rivayete göre dağlanmasını, bir başka rivayete göre de bıçakla oyulmasını emreder. Verdiği emir ne dinde, ne de o devrin kanunnamelerinde vardır ama hemen yerine getirilir ve kadın cezanın infazı sırasında ölüverir.
Paşa akşam konağına döner, hareme geçer ve karısı Şah Sultan'a o günkü marifetini ballandıra ballandıra anlatmaya başlar. "Halkın namusunu nasıl da koruyorsun Paşam, afferin sana!" gibisinden bir takdir beklemektedir ama tam tersi olur ve Şah Sultan avaz avaz "Senden önce gelen vezirlerin hangisi kadınlara karşı böyle bir ceza verdi? Kimden öğrendin de bu işi ettin?" diye bağırır. İstifini bozmayan Lütfi Paşa'nın "Bundan böyle yakalanan her fahişe aynı cezayı çekecek" demesi üzerine Şah Sultan'ın sinirleri iyice tepesine fırlar ve "Seni zálim! Seni inatçı! Seni edepsiz herif!" diye çığlık atmaya başlar.
İşittiği hakaretler Paşa'nın kanına dokunur, karısını susturmaya çalışır fakat beceremez ve Nisa Suresi'nin 34. ayetindeki "Dövünüz!" emrini hatırlayıp Sultan'ın suratına okkalı bir şamar aşkeder.
Ama, Şah Sultan'ın padişah kızı olduğunu unutup el kaldırmakla büyük hata yapmıştır!
UŞAKLARDAN DAYAK YEDİ
Yediği tokat Şah Sultan'ı daha da celállendirir, "Benim gibi bir hünkár kızına el kaldırırsın haaa? Seni ahláksız"! deyip feryáda başlar, konakta ne kadar haremağası, hizmetkár ve uşak varsa hepsini çağırır, "Vurun şu mel'una!" diye emredip kocasına güzel bir meydan dayağı çektirir. Gayet uzun süren dayak faslından sonra hırsı hálá geçmeyince, her tarafı mosmor olmuş Paşa'yı önce kapıdışarı eder, sonra hemen kardeşi Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkar, hüngür hüngür ağlayıp "Benim kocam, senin de vezirin olacak deyyus bana el kaldırmaya cür'et etti. Herifi ben tepeledim ama sen de tepele!" der.
Gazaba gelme sırası bu defa hükümdardadır: Kanuni Süleyman, kızkardeşini Lütfi Paşa'dan hemen boşatır, Paşa'yı veziriázamlıktan atıp Dimetoka taraflarındaki bir çiftliğe sürgüne yollar, üstelik nikáh sözleşmesinde geçen ve "mihr" denilen tazminat için Paşa'nın mallarını sattırır ve satıştan gelen paraları da Şah Sultan'a verir. Şah Sultan bir daha evlenmeyecek ve büyük bir şeyhe mürid olup hayatını hayır işlerine vakfedecektir.
Lütfi Paşa, "Asafnáme" isimli eserinde azledilmesi meselesini "İkiyüzlü ve kötü niyetli bazı herifler aleyhimde dedikodu yaptılar" sözleriyle geçiştirecektir. Paşa, yediği dayaktan ise hiç bahsetmeyecek, "Kadınların hilelerinden kurtulabilmek ve onlara mağlup olmamak için gönül rahatlığıyla çiftliğimde inzivaya çekildim ve Allah'a dua etmekle meşgul oldum" diye yazacaktır.
Kanuni'nin veziriázamı olan ve makamına güvenip karısına el kaldıran Lütfi Paşa'nın dayak macerası ve ákıbeti işte böyle...
 
Geri
Üst