• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Ö.s.ö

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Sofia
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Sofia

Elimi bırakan eldir, benden saymam birdaha ..
Kayıtlı Üye
Forum Yaşı
13 Yıl 6 Ay
Mesajlar
130
Tepkime puanı
10
Bak ben günlerdir senden gelecek tek bir harf için burada bekledim, belki ararsın dedim telefona bakıp durdum.
Belli ki yüreğin tam değil bana, ben bu eksikliğide kabul ettim, gerektiği kadar olamamışım sende.
Bunda senin suçun yok ki, ben kimsenin kimseyi sevme zorunluluğu yok olayının tam ortasına düştüm.
Yani benim senin için gereğim yok. Ben bunu kabul ettim, anladım.
Aradığımda açmamana zaten alışmıştım, aradığımda meşgule almanla da yeni tanıştım.
Yazdıklarıma cevap vermemen benim sana gönderdiğim her mesajın doğası oldu.
İşte, anlarsın sende, ümit kalmıştı biraz içimde, onu da ben kendim öldürdüm.
Gideyim ben, kendimi sensiz bir hayata kapatıp bir daha dışarı çıkmayayım, olur ya..
Unuturum, şimdiden bunun için senden özür dilerim, olur ya unutmam, en fazla ölmeye kaldığım yerden devam ederim. Yalnızlıktan kemikleri üşür insanın, bilmezsin sen..
Ben alıştım, sen her kim ile ne ile meşgulsen mutlu kal,
Ben bir şarkı aldım yanıma, bir de sigaram var, senin güzel ellerin sağolsun canımın içi,
Hoşçakal..
 
Lütfen, beni özlediğini söyleme.
Söyleme çünkü bunu yaparsan sana gelirim.
Ben sana gelirsem yine biz oluruz, sarılır, öpüşür, birlikte uyuruz.
Eğer beni özlediğini söylersen ben kendimi harika hissederim,
Ülke meselelerine kafayı yormam,
Sadece seni düşünür senden başka ne varsa hayatımda kaldırır çöpe atarım.
Sen beni özlediğini söylersen ben muhtemelen mutasyon geçirir sana dönüşürüm,
Senin sevdiğin şeyleri sevmeye başlar, senin dinlediğin şarkıları dinlerim.
Bunca şeye adapte olabileceğimi sanmıyorum ama bilirsin riske girmeyi de severim.
Başımıza iş alırız..
Neyse, sen yine de beni özlediğini söyleme.
[/I]
 
Yüzün aklıma geldi,
Öyle güzel ağladım ki.
Değer dedim,
Senin için döktüğüm her damlaya değer.
Çünkü gördüm,
"Seviyorum" diyen ama sevdiği şey için ağlamayı kabul edemeyenleri gördüm, güldüm.
Belki artık hiç göremeyeceğim seni,
Özlemekten ibaret olacaksın ama olsun..
Çünkü özlüyorum deyip sarılmak için kollarını açmayanıda gördüm.
Ben kollarım açık da gezerim senin için.
Ben ağlarım senin için, ben özlerim senin için.
Nasıl olsa yaşadıkça anlayacaksın kaybettiğin şeyin hayatının geri kalanı olduğunu..
Tam ben seni unuttuğumda..
 
Olmuyor değil mi..
Ne yaptığını merak ediyorsunuz.
Nerede olduğunu ne yaptığını deli gibi merak ediyorsunuz.
Yüzü, gülüşü, susuşu aklınızdan gitmiyor.
İçtiğiniz kahve geliyor aklınıza gittiğiniz film, tartıştığınız konu..
Olmuyor değil mi?
Sesini özlüyorsunuz kiminin gözleri ona benziyor kiminin elleri..
Üşümüşlük hissi içinizi kaplıyor, gitmiyor, donuyor.
Zaman zaman karnınızdan kalbinize yürüyen bir ağrı hissediyorsunuz..
Ve o kahrolası sorular..
Acaba hayatında biri mi var..
Kimseyi öptü mü, sarıldı mı, daha da acısı..
Beni unuttu mu ?
Bu size de oluyor değil mi..

Ve aslında olmuyor değil mi..
Onsuz olmuyor..
 
Kalp ağrırken, insan gözyaşı dökmez..
içi ağlar..
kan ağlar..
 
Geberiyorum desem, geçmiş olsun der geçerdin..
Haberin olsun,
Geçmezdin..
 
Merhaba demek için bile tutma kimsenin elini,
farzet ki avucunun içindeyim, başka bir el değse eline,
öleceğim..
 
O şimdi onu özlediğimi sanıyor, fotoğraflarımıza baktığımı, sürekli aklıma geldiğini, gün içinde aramasını ya da mesaj çekmesini beklediğimi..
O şimdi onsuz nefes alamadığımı sanıyor, kokusunu özlediğimi hatta bende unuttuğu o aptal ayakkabılarına bakıp içimi ısıttığımı..
O şimdi hala onu deli gibi sevdiğimi sanıyor..
Yanılmıyor..
 
Alıştığımı sandım..

Çıktım, dolaştım. Ne zaman içsek seni dile getirmedim bile, arkadaşların sorunlarına ve onların çözümsüzlüklerine kalktı kadehler, ben sana içtim..
Bensiz içme..

Uyandım yanında; hemen öncesinde yastığa basılmış yüzünün yarısını kirpik uçlarından öptüm, dünyanın merkezi orasıydı. Gözünün altını öptüm, dudağım hala durur orada..
Bensiz uyuma..

Son defa;

Sesini duydum, kızgın kelimeler kırgın dudaklarından çıkıp yüzüme vurdu. Aşk sert vururdu.. Söyleyeceğin bir şey var mı ? dedin, sustum, donmuştum, hoşçakal diyemedim..
Kusura bakma..

Nasılsın?;

Çok zaman oldu, çok özledim seni. Dün ne yaptın, ondan önceki gün ve hafta, takvim ne kadar hızlı koşuyor değil mi. Geçti bizi, pardon..seni, beni..Üzgünüm, seni arayan bendim geçen gece, sesini duymak için, konuşmak istemeyeceğini düşündüm..
Özür dilerim..

Nasıl söylesem..

Kimseye ayrıldık diyemedim, soranlar oldu, susanlar oldu, bilip, bilmemeyi tercih edenler oldu,ben anlatamazdım, onlar anlayamazdı. Sustuk, haberin olsun..Bizim sokaktaki bütün kaldırım taşları, apartmanın önündeki bütün merdivenler seni çok özledi..
gerçekten..

Her şey yolunda mı ?

Yeni bir amaç buldun mu kendine, telefonunu yanında mı taşıyorsun hala, aramıyorum.. Açmıyorsun değil mi. Çiçeklere iyi bak, kirpik uçlarına, parmak içlerine ve terleyen avucuna, ben tutmuştum..
sıkı, hani demiştim ya..
El temasını kesmeyelim..

Ben;

Sakallarım uzadı biraz, kesmedim..Her şey yolunda değil, hiç bir şey yolunda değil, bazen hala seni özlerken buluyorum kendimi, o anlarda ikimizden de özür diliyorum. En iyi şarkıları dinliyorum. Dün sezen Aksu'dan sonra Orhan Gencebay çaldı, onu da dinledim. Güzeldi.. Farklı makamlardan hatırlamak seni. Bana aldığın T-shirti saklıyorum, belki yeniden giyerim sen gelince diye,diğerlerinin altında kaldı. Diş fırçan, parfümün bıraktığın gibi, iyiler. Bazen o kokuyu üzerime sıkıyorum, silah gibi..Uzattım, afedersin..

Bir "çünkü"sü yok bu kelimelerin, hala seviyorum..

Bunu kendime açıklamamın imkanı yok..
Hastayım biraz, duyarsan..
Anahtar kapının girişinde, paspasın altında.

Öpüyorum kirpiklerinin ucundan..
Tatlı uykular..
 
Ne kadar dayanabilirim buna, orada olduğunu biliyorum. Orada beni sevemeden öylece durduğunu biliyorum. Orada beni hiç özlemeden uyuduğunu, orada beni bir kez bile aklına getirmeden yaşadığını biliyorum..
Lütfen söylesene,
nasıl dayanabilirim buna..
 
Yutkundum, bir kaç dakika boyunca hiçbir şey söylemeden ona baktım.Yüzündeki her çıkıntı, dudaklarının yüzündeki deri ile birleştiği o keskin çizgi,rimelle uzatılmış kirpikleri ve boyadan yıpranmış saçları. En son ne zaman ağlamıştı, en son ne zaman birini her şeyi feda edebilecek kadar sevmişti. Mutlak olan ondan geriye kalanın artık eskisi gibi olmayacağıydı. O sandalyede, karşısında bir kaç dakika daha fazla oturabilmek için neler vermezdim. Güldüğünde iki yana yayılan dudaklarının arasında ince bir ses belirdi. "Kalkalım" dedi, ölelim demek istedim, tam burada ve şimdi.. Sustum, peki dedim,nasıl istersen. "Aynen öyle" dedi içinden, nasıl ölmek istersen..
Hayatım koca bir hasssiktirden ibaretti.
Bir taksiye bindim yolun köşesinden, on iki lira yazdı eve.
Bir de, ayrılık..

Onu bir daha hiç görmedim..
 
Türkan Şoray gibi bir kadın daha doğmayacak,
Kimse Aşk'ı Sezen Aksu gibi anlatamayacak,
Ve ben sevgilim,
Seni asla affetmeyeceğim..
 
Geri
Üst