• Web sitemizin içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için Web sitemize kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Web sitemize üye olmak tamamen ücretsizdir.

Oğuz Atay - Tutunamayanlar Kitabından Alıntılar

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Peony
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım...​
 
Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.​
 
Kara ekmeği yemek zorundaydım; ama şiiri kötü okumadan da yaşayabilirdim. Sınıfta tahtaya kalktığım zaman, gene, şiirleri en iyi ben okuyordum; çünkü öğrenmiştim en çok bağıranın en iyi şiir okumuş sayıldığını. Ve öğretmenimin bu zayıf tarafını keşfeden tek akıllı öğrenciydim.​
 
Hayatım hayatımın romanıdır!​
 
"Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bir duygululukla ve kendini beğenmişçesine ve kendini beğenmişçesine sanki bizden önce bir şey söylememişçesine gillerden olmaktan korkmadan kapınızı yumrukluyoruz."​
 
Ben,kurşunkalem silgisiydim.Azaldığımla kaldım.​
 
Yüzlerinden anlaşılmıyor ki. hiçbir şey belli etmiyorlar. tabii, ben de içimden bu oyunu oynadığımı belli etmiyorum onlara. onların yuzlerini takınıyorum. belki hepimiz bir yüz takıp başka bir oyun oynuyoruz. hiç olmazsa ben kendimi sana ifşa ediyorum Turgut. bunun değerini bil.​
 
İçimin mevsimlerine de hiç uymaz şu tabiat.​
 
Kendine oyunlar buldun: başkalarının katılıp katılmadığına aldırmadığın oyunlar.​
 
Küçüktüm ufacıktım, gerçeklere acıktım.​
 
Turgut'un oturduğu apartman, büyük şehrin kuzey doğusunda, enlemi kırk bir derece sıfır sıfır dakika kuzey ve kırk bir derece sıfır sıfır dakika bir saniye kuzeyle boylamı yirmi dokuz derece on iki dakika bir saniye doğu olan noktalar arasında sıkışan bir arsa üzerine kurulmuştu. Apartmanın dünya üzerindeki konumunu anlayabilmek için astronomi bilmek gerekiyordu. Oysa Turgut'un arkadaşlarının karıları, bu bilgiden yoksun oldukları halde, apartmanı 'elleriyle koymuş' gibi buluyorlardı.​
 
“ Kılıçların ışıltısı gözlerini kamaştırmış : her yer beyaz görünmüş gözlerine . Beyazdan kör olmuşlar . Karda dolaşan insanlara da böyle olurmuş diyorlar Olric. Doğrudur Efendimiz. Karda güneş gibi yakarmış . Her şeyi duyuyoruz, hiçbir şeyi bilemiyoruz Olric. Bu duvarlar arasında kapandık kaldık .Savaş diyorlar , öldüler diyorlar ,halk diyorlar .Ne biçim şeyler bunlar? Rivayetler dolaşıyor , sözler geliyor kulağıma .Hep, bir yerlerde birşeyler oluyor , biz bilemiyoruz, Olric. Hep anlatıyorlar , söylüyorlar , naklediyorlar …​
 
Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.​
 
Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi:
"Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."​
 
“Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan, o nefeste boğulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz…”​
 
Geri
Üst